Ziya Meral

Ziya Meral

Yazar
8.5/10
2 Kişi
·
11
Okunma
·
0
Beğeni
·
720
Gösterim
Adı:
Ziya Meral
Unvan:
Türk Yazar, Araştırmacı ve Akademisyen
Ziya Meral, lisansını İngiltere’de Brunel Üniversitesi’nde ve yüksek lisansını Filipinler’de Uluslararası Teoloji Okulu’nda teoloji alanında yaptı. London School of Economics’te Sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Cambridge Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doktara çalışmalarına devam etmektedir.

Eğitimi süresince aralarında Çin, Ürdün, İran, İsrail, Kanada ve Hindistan’ın da bulunduğu bir çok ülkede akademik çalışmalarda bulundu. Dünyaca ünlü üniversitelerde, konferanslarda, Lordlar ve Avam Kamaraları ve Amerikan Temsilciler Mesclisi gibi meclislerde Orta Doğu ve İnsan Hakları konuları üzerine konuşmalar yaptı. Yazdığı raporlar sıkça devletler, uluslarası örgütler, düşünce kuruluşları ve medya tarafından kullanılmaktadır.

Yazarın, kendi yolculuğunu ve hayata dair fikirlerini içeren ilk kitabı 2006 yılında GOA Yayıncılık tarafından ‘Ve Tanrı Ağlıyordu’ adı ile Türkiye’de yayınlandı. Yazdığı ‘Kohelet’ adlı tiyatro oyunu 2010 yılında Tiyatro 6 Unsur tarafından İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahnelendi.

Londra’da yaşamakta olan Ziya Meral, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu için etnik ve dini çatışmaların engellenmesi üzerine Mısır ve Nijerya’da araştırmalar yapmaktadır. Orta Doğu toplumları ve siyasetleri ve Türk dış siyaseti üzerine objektif analizleri ile tanınan Ziya Meral sıkça seçkin uluslarası medya yayınlara yorumcu olarak katılmaktadır.
Dostoyevski ve Nietzsche arasında ki fark "budala" kelimesini yüzeysel olarak benzer şekilde kullanmalarından aslında çok daha derindir. Her ikisi de aynı çağın tutarsızlığını ve ruhsuzluğunu görmüş, ancak birbirlerinden çok farklı çözümler üretmişlerdir.
Ziya Meral
Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya
Dostoyevski'yle tanıştığı günü anlatan bir mektubundan Nietzsche söyler der:

Dostoyevski daha önce Stendhal'da olduğu gibi karşıma çıktı, tamamen kaza yoluyla, bir dükkanda öylesine açılmış bir kitap, daha önce hiç duymadığım bir isim ve birden insanın kendini kardeşiyle karşılaşmış gibi hissetmesi (...) kitabı okumaya devam ettikçe o akrabalık hissi (başka nasıl tanımlayabilirim?) hemen kendini belli etti. O an hissettiğim sevinci tarif edemem.
Ziya Meral
Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya
İnsan yaratıcı değil, yaratılmış olandır ve sınırsızlığının ötesinde kurtarılması gereken acizliği ile sınırlıdır.
Ziya Meral
Kaknüs Yayınları
Nietzsche için ise İsa ne bir dâhi, ne bir kahraman, ne de "mükemmel bir idealisttir". Ona göre "burada bir psikoloğun titizliği ile çok farklı bir kelime kullanılmalıdır: Budala."
Ziya Meral
Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya
İsa'nın "başkasını kendin gibi sev" buyruğu, her bireyin sahip olduğu güçlük benlik nedeniyle ulaşılması imkansız hale gelmektedir. Her günahlı birey kendisini en önemli varlık olarak görmekte ve kendi iyiliğini istemektedir. Böyle güçlü bir dürtü, karşılıksız sevmek ihtimalini zayıflatır.
"Mucitler ve dâhiler mesleki yaşamlarının başında (ve çoğu zaman sonunda da) toplum tarafından genelde bir budaladan daha fazlası olarak nitelendirilmezler."
Ziya Meral
Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya
İsa'nın ilahi doğasını ispatlamak ve vurgulamak zorunda olan kilisenin düştüğü en sık hata, İsa'nın insanlığını arka plana itmek ve İsa'yı soyutlaştırıp insandan uzaklaştırmaktır.
Ziya Meral
Nietzsche ve Dostoyevski Karşı Karşıya
Ne e olsa akıl hastanesindeki hasta için garip ve deli olan, dışardaki insandır.
Ziya Meral
Kaknüs Yayınları
Dünyayı gerçekten güzellik kurtaracak ve her şey soyut bir duyguda değil, bireysel yaşamlarımızda, toplumsal ilişkilerimizde, politik ve diplomatik alışverişlerimizde, soyut olarak insanlığı değil ama bir insanı sevmek ve onu bir araç değil, nihai amaç olarak görmekle başlayacak.
Ziya Meral
Kaknüs Yayınları
Size anlatayım. Onu biz öldürdük -sen ve ben! Hepimiz onun katilleriyiz! Ama biz bunu nasıl yapabildik? Denizi nasıl tamamen içebildik? Ufku tamamen silmek için süngeri kim verdi bize? Bu yeryüzünün, güneşinden bağını çözdüğümüzde ne yapıyorduk? Şimdi nereye gitmektedir? Biz nereye doğru hareket ediyoruz? Tüm güneşlerden uzağa mı? Boş uzayın nefesini hissetmiyor muyuz? Daha soğuk olmadı mı? Geceler bizi daha da sıkıştırır hâle gelmedi mi? (...) Tanrı öldü! Tanrı hâlâ ölü! Ve biz onu öldürdük! Kendimizi nasıl avutalım, tüm katillerden daha katil olan bizler? (...) Bu kanı üzerimizden kim silecek? (...) Bu eylemin yüceliği boyumuzu aşmıyor mu? Sırf hak ediyor görünebilmek için kendimiz tanrılar olmak zorunda değil miyiz?
96 syf.
Kısmen biyografi tarzında yazılmış, Nietzsche ve Dostoyevski'yi bu kadar kısa, güzel, yoğun ve net bir şekilde açıklamış bu eser nasıl bu kadar az okunmuş, kitabı bitirdiğimden beri bunu düşünüyorum...

Ben genelde bir yazar okuyorsam, onu daha iyi anlamak adına onun hayatına dair de mutlaka bir şeyler okurum. Hayatını bilmeden okuduğum ile bildikten sonra okuduklarım arasında da az ya da çok mutlaka ki bir fark oluyor. Tıpkı Nietzsche'de olduğu gibi.

Kitap önce Nietzsche'nin hayatı, hayata ve dine bakış açısı, Dostoyevski'nin Nietzsche üzerindeki etkisi, eserlerinde yansıttığı düşünceler, üslubu ve düşünce yapısı üzerinde kısa ama yoğun bir şekilde duruyor. Daha sonra ise Dostoyevski'nin hayatı, dine bakış açısı, düşünce yapısı, eserleri vs. üzerinde duruyor. Her iki isim hakkında okurun kafasında belli bir profil çizdikten sonra ise ilk olarak ikisinin de kullandığı "Budala" kelimesine hangi manâlar yüklediklerini, arada ki farkı ortaya koyuyor. Nietzsche'nin bazı imkansızlıklardan dolayı Dostoyevski'yi tam manâsıyla anlayamaması, aslında bir eksik anlama üzerine ortaya bambaşka düşünceler attığını (o durum daha başka nasıl ifade edilebilir bilmiyorum) ve bu şekilde kendi düşünce yapısını oluşturduğunu aktarıyor kitapta. Aslında bir nevi Nietzsche'nin bugün okuduğumuz, ünlü düşünür Nietzsche oluşunu anlatıyor kitap yoğunlukla.

Eserlerinde ki kahramanları nasıl, ne düşüncelerle ve ne amaçlarla oluşturdukları ile ilgili bir bölüme yer veriliyor kitapta. Çok fazla spoiler içeriyor, bunu da belirtmiş olayım.

Ben genel itibariyle beğendim, iki isimi daha iyi anlayabilmek için okunmaya değer bir kitap diyebilirim.
Keyifli okumalar dilerim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ziya Meral
Unvan:
Türk Yazar, Araştırmacı ve Akademisyen
Ziya Meral, lisansını İngiltere’de Brunel Üniversitesi’nde ve yüksek lisansını Filipinler’de Uluslararası Teoloji Okulu’nda teoloji alanında yaptı. London School of Economics’te Sosyoloji yüksek lisansını tamamladı. Cambridge Üniversitesi’nde siyaset bilimi alanında doktara çalışmalarına devam etmektedir.

Eğitimi süresince aralarında Çin, Ürdün, İran, İsrail, Kanada ve Hindistan’ın da bulunduğu bir çok ülkede akademik çalışmalarda bulundu. Dünyaca ünlü üniversitelerde, konferanslarda, Lordlar ve Avam Kamaraları ve Amerikan Temsilciler Mesclisi gibi meclislerde Orta Doğu ve İnsan Hakları konuları üzerine konuşmalar yaptı. Yazdığı raporlar sıkça devletler, uluslarası örgütler, düşünce kuruluşları ve medya tarafından kullanılmaktadır.

Yazarın, kendi yolculuğunu ve hayata dair fikirlerini içeren ilk kitabı 2006 yılında GOA Yayıncılık tarafından ‘Ve Tanrı Ağlıyordu’ adı ile Türkiye’de yayınlandı. Yazdığı ‘Kohelet’ adlı tiyatro oyunu 2010 yılında Tiyatro 6 Unsur tarafından İstanbul Caddebostan Kültür Merkezi’nde sahnelendi.

Londra’da yaşamakta olan Ziya Meral, Amerika Birleşik Devletleri Uluslararası Dini Özgürlük Komisyonu için etnik ve dini çatışmaların engellenmesi üzerine Mısır ve Nijerya’da araştırmalar yapmaktadır. Orta Doğu toplumları ve siyasetleri ve Türk dış siyaseti üzerine objektif analizleri ile tanınan Ziya Meral sıkça seçkin uluslarası medya yayınlara yorumcu olarak katılmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 11 okur okudu.
  • 9 okur okuyacak.