Abdülaziz el-Kari el-Buhari

Abdülaziz el-Kari el-Buhari

Yazar
9.0/10
1 Kişi
·
1
Okunma
·
0
Beğeni
·
17
Gösterim
Adı:
Abdülaziz el-Kari el-Buhari
Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem bu arzudan sakındırarak şöyle buyurmuştur:
“Kıyamet gününde ateşin kendileri ile kızdırılacağı kimselerin ilki ‘(ne güzel) okuyor’ denilsin diye Kur’an okuyan… ‘alimdir’ denilsin diye ilim öğrenen ilim adamıdır.”
... her bir müslümanın emirleri yerine getirip uygulayabilmek için tevhîdi ve fıkhı öğrenmesi vaciptir. Çünkü her bir Müslüman îmân ve amel ile mükelleftir.
Bir adam soru sorup Rasûlullah’ın dürüstlüğünü tespit etmek için gelmişti. Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in yüzünü görür görmez: “Bu, bir yalancının yüzü değildir” demiş ve îmân
etmişti.
Bugün ilim öğrenme meselesi oldukça puslanmış, kimi tarihten tevarüs eden hurafeler, kimi de çağdaş eller tarafından yapılan sapkınlıklar olmak üzere birçok şaibe karışmıştır.
İlim talebi, Peygamber sallallâhu aleyhi ve sellem’den varid olduğuna göre cennete götüren yoldur:
“İlim talebi ile kim bir yola girerse, bunun sebebiyle Allah onun için cennete giden yolu kolaylaştırır.”
Kim kendisiyle Allah’ın yüzünün istendiği bir ilmi, sırf dünyalık bir paya erişebilmek için öğrenirse, kıyamet gününde cennetin kokusunu bile duyamaz.”

(Ahmed, Ebû Dâvûd, İbn Mâce rivâyet etmiştir. el-Hâkim sahih olduğunu belirtmiş, Zehebî de ona muvafakatta bulunmuştur. İbn Abdilberr, Câmi’u Beyâni’l-İlm, 1/187’ de çeşitli tariklerden rivâyet etmiştir.)
Kadınlar Rasûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’e soru sormada ve dinle alakalı hususları kendisinden öğrenmede hırslı davranırlardı. Sahabi bir hanım direkt olarak sormaktan hayâ ettiği konuyu müminlerin annelerinden biri vasıtasıyla sorardı.
112 syf.
·1 günde·9/10
Günümüzde maalesef İslam’ın ilmi konuları reddettiğini iddia edenlerin sayısı hiç te küçümsenecek boyutta değil. Gerçi bu konuda görüş beyan edenlere malzeme veren de maalesef Müslümanlar oldu. Geçmişinde ilim kaideleri içerisinde yüzen ecdadının okumayan, araştırmayan, sorgulamayan torunları olduk çıktık. Eh biz böyle oldukça da bu tarz insanların ellerine bir nevi koz vermiş olduk.

İnen ilk ayeti “İkra” olan bir dinin ilim tahsili konusunda gerici olarak düşünülmesi gafillikten öte bir şey değildi oysa. Gerek Mushaf ayetleri, gerek hadisler gerekse müçtehid, evliya, asfiya ve alimlerin söyledikleri sözler aslında tam aksine İslam dininin bir ilim dili olduğunu ispat etmektedir.

İslam’a göre ilim öğrenen kişi Allah’ın yolundadır, ilim peygamberlerin bize bıraktığı eşsiz mirastır. Her şey de olduğu gibi ilim öğrenirken de Allah’ın rızasını aramak her Müslümanın bizatihi görevidir. Yoksa sadece dünyevi faideleri gözeterek ilim öğrenen bir Müslümanın ahiret adına bir kazancı olmamaktadır. Bunu bir takım hadisler ispatlamaktadır. Spoiler dediğiniz şey olmasın diye burada kitapta geçen hadisleri sizinle paylaşamıyorum maalesef.

Müslüman böyle ilim konusunda geri kaldığı için de aklına fitne sokup onu dinden soğutmaya çalışan birçok güruh peyda oldu. Kitapta da örnekleri olan bir takım tuzak sorularla Müslümanların kafalarını bulandırmaya yeltenenlere fırsat doğdu. Oysa biz Müslümanlar olarak ilmi kaynağından öğrensek, bu tarz sefihlerin tutunamayacakları aşikar. Bunlar ne yaptılar önce Müslüman toplulukları yok etmeye çalıştılar, bunu başaramayınca da bölmeye yeltendiler. Böylece günümüzde de olduğu gibi insanlar da imani hakikatleri bırakıp saçma sapan soruların içine daldılar. Yok efendim “Mehdi (a.s.) zuhur etti mi?” Günümüzün gözde sorularından birisi. Herkes kendine bir Mehdi buldu. Yok efendim şu kişidir, yok efendim bu kişidir.” İyi de ben eğer ki Allah’ın rızasını kazanamamış isem Mehdi (a.s.) bana ne yapacak? diye düşünmediler. Sen imani hakikatlerle uğraş, fıkhi ilimler edin!” dediğiniz vakit size sözlü sataşmalar olmakta.

Diğer bir konu ise “Nereden başlayacağız?” konusu. İslami ilimlerde öncelikle fıkıh öğrenmek elzemdir. Örneğin ilmihal okuyarak başlanabilir ki bu ilmi öğrenmek her Müslümana farzdır. Daha sonra aşama aşama yorulmadan boğulmadan tefsir ve hadis ile ilgili ilimleri öğrenerek devam edebilirsiniz. Gerek internette gerekse kitabevlerinde kaynak bol. İlim öğrenmeye aşama aşama başlamak lazım, yani en temelden. Birden bire fıkıh bilgisi edinmeden tefsir, hadis ve kelam ilimlerine sıçramak yeni başlayanlar için anlaşılmaz, yorucu ve boğucu gelebilir. Yani yüzmeye boğulmamak için kıyıdan başlamak gerekir.

Sonuç olarak ilim talep eden kişiye “Allah yollarını açar ve hiç ummadığı zamanda hiç ummadığı şekilde ilmi olarak sınıf atladığını kendisi de fark eder. Rabbim bizleri O’nun rızası dairesinde ilim öğrenmeyi ve nefsimize karşı yenik düşmemeyi nasip etsin.” diyerek incelememizi tamamlayalım.

İnce fakat çok faydalı bir eser olduğunu düşündüğüm bu kitap ilim edinmek ile ilgili çok güzel tespitler sunmakta. Tavsiye ederim.

Saygılarımla…

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdülaziz el-Kari el-Buhari

Yazar istatistikleri

  • 1 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.