1000Kitap Logosu
Resim
Abdülhak Şinasi Hisar

Abdülhak Şinasi Hisar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
8.2
291 Kişi
1.047
Okunma
152
Beğeni
6,7bin
Gösterim
Unvan
Türk Yazar
Doğum
İstanbul, Osmanlı İmparatorluğu, 14 Mart 1887
Ölüm
İstanbul, Türkiye, 3 Mayıs 1963
Yaşamı
Abdülhak Şinasi Hisar (İstanbul, 14 Mart 1887 - 3 Mayıs 1963) Çocukluğu, Rumelihisarı, Büyükada ve Çamlıca'da geçti. 1898'de Galatasaray Lisesi'ne girdi; 1905'te Fransa'ya kaçtı. Paris'te École Libre des Sciences Politiques'e devam etti. II. Meşrutiyet'in ilânından (1908) sonra Türkiye'ye döndü. Fransız ve Alman şirketlerinde, Osmanlı Bankası'nda, Reji İdaresi'nde, 1931'den sonra ise Ankara'ya yerleşerek Dışişleri Bakanlığı'nda çalıştı. 1948'de İstanbul'a döndü; Ayaspaşa'da Boğazı gören bir apartmana yerleşti. Bir süre Türk Yurdu dergisinin genel yayın müdürlüğünü üstlendi (1954-57). Cihangir'deki evinde beyin kanamasından öldü. Edebiyata, mütareke yıllarında Dergâh ve Yarın dergilerindeki şiir, kitap tanıtma ve eleştiri yazılarıyla başladı. 1921'den itibaren İleri ve Medeniyet gazetelerindeki yazılarıyla tanındı; Ağaç, Varlık, Ülkü ve Türk Yurdu dergileri ile Milliyet, Hâkimiyet-i Milliye ve Dünya gazetelerinde yazdı. Cumhuriyet dönemi yazarı olmasına rağmen dil ve üslup açısından Meşrutiyet kuşağına bağlı kalan Hisar'ın bütün yapıtları esas olarak "hatıra"ya dayalıdır. Romanlarında Maurice Barrés, Anatole France ve Marcel Proust gibi yazarların edebiyat anlayışlarını benimsemiştir. 1942 CHP Hikâye ve Roman Mükâfatı'nda üçüncülük alan Fahim Bey ve Biz, Almancaya çevrildi (Unser Guter Fahim Bey, Çev.: Friedrich Von Rummel, 1956). Sermet Sami Uysal (Varlık Yayınları, 1961) ve Necmettin Türinay'ın (M.E.B., 1993) Abdülhak Şinasi Hisar adlı birer kitabı vardır. Ölümünden sonra Abdülhak Şinasi Hisar: Seçmeler (Haz.: S. İleri, YKY, 1992), Geçmiş Zaman Edipleri (Haz.: T. Yıldırım, Selis, 2005) ve Kelime Kavgası: "Edebiyata ve Romana Dair" (Selis, 2005) adlı üç kitabı daha çıkmıştır.
136 syf.
O Gözler Sizi Çiviler Basmakalıp Bir Yargıyla
"David Hockney'in dediğine göre, kız kardeşi, Tanrının nesneler arasındaki hava, boşluk olduğuna inanıyormuş. Böylece her şey Tanrının içinde oluyor, Tanrının içinde dolanıyor. Fena fikir değil, değil mi? Ressamların algılama tarzına çok yakın bir bakış. Ressamlar imanlı olduğu için değil, hep resmetmeye çalıştıkları şey tam da bu görünmez boşluk olduğu için. Boyadıkları lekelere bir birlik sağlayabilecek tek şey bu boşluk - Tintoretti'den Morandi'ye kadar her ne tür bir boşluk olursa olsun..." (Görünüre Dair Küçük Bir Teoriye Doğru Adımlar - J.Berger) Berger'in sanatkârının eserini boşluklarla görünür hâle getirmesi, bir kümenin evrenseli ile tanımlanabilmesi Fahim Bey ve Biz'i ifade etmek için sanat ve matematik gibi birbirinden ayrı görülen iki farklı alanın kesiştiği harika bir örnek. Abdülhak Şinasi HİSAR (1887-1963) 'ın 1941'de yayınlanan CHP Hikâye ve Roman Ödülü (üçüncülüğü) alan Fahim Bey ve Biz adlı romanı anlaşılmamış ve kıymeti bilinmemiş eserlerden sadece biri. Abdülhak Şinasi'nin olgunluk çağında yayınlattığı, aynı zamanda kendi yaşamından izler taşıyan eser, insan ilişkileri konusundaki çarpıcı görüşleriyle birlikte, okuruna Hisar'ın edebi sanatkârlığını ölçme şansı da veriyor. Bağlam Yayınları'na ait bu basımda yazara ait bir biyografi yer alıyor ve internette de bu bilgilere aynı klasik sunuşla ulaşmak mümkün. İlginç bir örnekse, İslam Ansiklopedisi'nde yer alan (islamansiklopedisi.org.tr/hisar-abdulhak-sina...) tabiri caizze künyede, tıpkı onun Fahim Bey'i okura sunuşu, Berger'in resimdeki boşluğu tarif ettiği gibi, biz'i, boşluğu, onu etkileyenleri ve onun dışarıdakileri Hisar'ın gözüyle görmek mümkün. Ansiklopedide şöyle ifade edilmiş: "BOĞAZİÇİ MEHTAPLARI Abdülhak Şinasi Hisar’ın geçmiş yaşayışı ile Boğaziçi’ni yepyeni bir değerlendiriş açısından canlandıran eseri. FAHİM BEY ve BİZ Abdülhak Şinasi Hisar’ın yayımlandığında edebî bir hadise olarak karşılanan, geniş akisler uyandırmış romanı. Kardeşi GERÇEK, Selim Nüzhet Türk matbaacılığı, gazeteciliği ve tiyatrosu hakkındaki araştırmalarıyla tanınan yazar. Komşusu ve hocası TEVFİK FİKRET Edebiyât-ı Cedîde şairi. Hocası MÜFTÜOĞLU AHMED HİKMET Edebiyatçı ve fikir adamı. Hakkında biyografik mahiyette eser yazdığı yazar AHMED HÂŞİM Türk şairi ve deneme yazarı. Görüştüğü Jön Türkler’den AHMED RIZÂ Jön Türk hareketi liderlerinden ve Türk siyaset adamı. Yazılarının yayımlandığı dergi DERGÂH 1921-1923 yıllarında yayımlanan fikir, sanat ve edebiyat dergisi. Denemelerinin yayımlandığı dergi VARLIK 1933’ten beri yayım hayatını sürdüren edebiyat, sanat ve fikir dergisi. Kurucu üye olarak çalıştığı dernek TÜRK OCAĞI II. Meşrutiyet ve Cumhuriyet dönemlerinde Türkçülüğü savunan dernek." 19. ve 20. yüzyıl Türkiyesi düşünüldüğünde, bu isimler yanında komşusu Şair Nigâr Hanım, isim babaları Şinasi ve eserinde de andığı Abdülhak Hamit Tarhan, Paris'teki eğitimi sırasında görüştüğü Prens Sabahattin, Dr. Nihat Reşat Belger, Ahmet Rıza Bey ve Yahya Kemal,Hisar'ın hayatındaki önemli isimler. Türkiye dışında bizzat tanıştığı ve edebi yönden etkilendiği ifade edilen Maurice Barres, döneminin ünlü sanatçıları Jean Moreas, Emil Faguet, Henri' de Regnier, Jean Cocteau, "Hisar'ı kaplayan boşluk; Abdülhak Şinasi Hisar ve Biz" yargısına erken ulaştıran sebeplerdir. İsim çevresi oldukça kalabalık ancak üzerinde durulması gereken konular bu isimlerden çok daha fazlası... FAHİM BEY VE BİZ "Fahim" sözlük anlamıyla Akıllı. Anlayışlı, (Fahm. dan) İtibâr ve nüfuz sâhibi olan, büyük zât. Romana adını da veren ve ismiyle müsemma Fahim Bey'le, okura alışılagelmiş bir kurgusal biyografi sunmuyor Abdülhak Şinasi, çünkü hikâye doğumla değil ölümle başlıyor. Bir gazete haberiyle duyrulan ölüm, Fahim Bey'in yaşam boyu yanıbaşındaki seslerin, ölünce de onu terk etmediğinin bir göstergesi. İyi ya da kötü anılmak her faninin başına gelecek sıradan bir durumdur. Yazarın sıradanlığı delme çabası ölüm ilanının birkaç gün sonra değiştirilmesiyle başlıyor. İlanın değiştirilme sebebi Fahim Bey'in göreviyle kazandığı "maslahatgüzar" ünvanın gerçek olup olmadığının sorgulanması ve neticede haketmediğine karar verilmesi. Bu başlangıç romanın kıvılcımını yakıyor ve eser boyunca Fahim Bey'i tanıyan insanlar onun gençlik yıllarından vefatına kadar kronolojik olarak, tek bir anlatıcıya verdikleri görünmez röportajla hikâyeyi anlatıyor. Fahim Bey ve Biz'in bir hikayeler kolajı mı bir roman mı olduğu tartışıladursun, tek anlatıcının Fahim Bey'in arkadaşının oğlu olduğu hikâye bu gün alışık olduğumuz biyografik belgesellerin tadını fazlasıyla veriyor. Eser, duyulan geçmiş zaman kipinde ilerlese de yazarın Fahim Bey'le bizzat tanıştığına da şahit olunmakta. Biçimsel olarak bir diğer önemli konu dil. Hisar eski ve yeni dili bağladığı, yabancı dillerden de sözcükler kattığı üslubuyla şiir'e de fazlasıyla değiniyor. Adülhak Şinasi'nin şiir'i bir yaşam biçimi ve bu yalnız dili yansıtan bir sözcük değil, romanın akıcılığı da bilinen anlamıyla bu şiirsel hâl ile sağlanmakta. Sözcük dağarcığının zenginliğiyle birlikte romanın sözlüksüz okunması anlaşılırlığının imkânsızlığına işaret ediyor. Peki okur bu eserin neresindedir? Anlatılan Fahim Bey mi Biz miyiz? Her okur Biz'lere katılan ve onu yargılama fırsatını eline geçiren yeni bir eleman. Fahim Bey hakkında yeni görüşler belirten tüm insanların birleşimi ile oluşan "biz" , Fahim Bey Kümesi'nin evrenselidir ve biz' de tıpkı evren gibi genişlemektedir. Biz'ler hem Fahim Bey'i kapsayarak onu etkilerken ondan ayrılan yanlarıyla onu dışlayıp yargılama şansına sahip toplumdur... Fahim Bey, daha doğmadan toplum onu şekillendirmeye başlamıştır. Ailesinin ona verdiği isim, ondan beklenen karakteri de dikte eder ve hayatla tanışan Fahim Bey tüm adımlarında akıllı ve saygın olmanın peşindedir. Ancak hayatın cilvesidir ki o aklı yansıtan bir çok özelliği yanında hayalperest bir ruhtur aynı zamanda. Tüm deneyimlerinde bir aşırılık göze çarpar çünkü toplum dar olanı ona yakıştırmamıştır. Gençlik yıllarında deneyimlediği yabancı ülke ziyaretleri ona farklı bir dünyanın, bambaşka ruhların varlığını göstermiştir. O hiç söz etmese de savaştan çıkmış bir milletin içerisinde farklı davalarla mücadele eden insanlardan apayrı, diğer dünyadaki bilimsel ve ekonomik gelişmelerin farkında olan bir insandır. Bu gün satın alınmak için sıraya girilen multidisipliner düşünce adamlarının arayıp da bulunamayanı Fahim Bey'ken, düzinelerce kağıda döktüğü hayallerinin eyleme dönüşememesiyle aynı Fahim Bey, biz'in gözünde asla anlaşılmamış ve neticede hayalperest olarak dünyadan göç etmiştir. Abdülhak Şinasi Hisar'ın yenilikçi ve modern bir yazar olup eserinde de modern insanın anlaşılmaması ve toplumca dışlanması sorununu işlediği rahatlıkla söylenebilir. Fahim Bey bireysel yaşamına başladığı ilk anda minimal bir hayat yerine ailesinin şanına yakışır bir ev seçer. Eş seçimi keza "Saffet" hanım gibi varlığı ispat edilemeyecek eski zamanın silik kadınıdır. Toplum ona nepotizmi dikte eder, çünkü o zamanda da mevki ancak torpille elde edilir. Giyimini dahi statüsü belirler ve eser boyunca trajikomik olaylar silsilesi ona hem acımaya hem de tebessüm etmeye neden olur. Tüm bu seçilmek zorunda olunanların içinde tek seçebildiği lezzetli peynirleri, yalnızlık gerçeğiyle bir ofise sığınıp, ideallerini kağıda dökebilmesidir. Hisar'ın eserlerini daha çok İstanbul üzerine verdiği belirtilmekle birlikte döneminin sorunlarını pek yansıtmadığı için eleştirilmektedir. Fahim Bey ve Biz romanında da İstanbul'a değinenen yazarın diğer eserlerine oranla burada daha az İstanbul yüzü görülmektedir. Görüldüğü kadarıyla İstanbul hâlâ eski İstanbul olup, modernizmden henüz pek etkilenmemiştir ancak insan ilişkileri için aynı durum söz konusu değildir. Dönem yazarlarının üzerine düştüğü Romantizm ağırlıklı konulara değinmemesi, onu diğerlerinden ayırırken toplumsal konulara duyarsız olarak yaftalanması dönemin hassasiyeti ile kabul edilse de bu gün bakılan açıdan doğru değildir. Abdülhak Şinasi, evrensel düşünen, bilimsel gelişmelerden haberdar, edebi açıdan zengin bir yazardır. Fahim Bey ve Biz bağlamında her bölüm için zamanı belirten betimlemeleri oldukça sevimliyken, bir sayfayı aşan ve her bölümde rastlanan örneklendirmeleri okuyucuta abartılı gelebilir. Nitekim bu eleştiriler de onu Abdülhak Şinasi Hisar yapmaktadır. Türk Edebiyatı okurunun mutlaka okuması gereken bir eser olan Fahim Bey ve Biz'den alıntılara yer vererek bir inceleme yapılsaydı daha lezzetli olurdu ancak bu da okurda yaratacağı tılsımı bozabilirdi çünkü üzerinde durulacak onlarca sağlam psikolojik ve toplumsal analiz içermekte. Türk okurunun mesafeli durduğu eser Almanca'ya da çevrilmiş ve ülkedeki durumu düşünülürse yabancı okurla olan ilişkisinin ne durumda olduğu yine bir merak konusu. Merkezinde insan olan, insanı anlatmanın yine insanla mümkün olduğu ancak bu anlatıcıların yargılarının insan gibi, zaman gibi, yerinde durmayan değişkenlerden meydana geldiğini, resim, matematik gibi edebiyatla anlatmanın da mümkün oluşunun ispatı. İlgilisi okursa mutlaka kâm alacaktır. Ve Sevgili
Homeless
Çok teşekkür ediyorum yeniden, bana bu güzel eseri tanıttığın için.
Okuyacaklarıma Ekle
275 syf.
·
29 günde
·
Beğendi
·
9/10 puan
Muharrirler ölünce çoklarının yazıları da ölmüş duyuluyor
Abdülhak Şinasi Hisar'ın bu kitabı Selim İleri'nin sunuşuyla başlıyor. " Tam elli yıl önce, 1955’te Abdülhak Şinasi Hisar Veled Çelebi’den söz açarken, “Muharrirler ölünce çoklarının yazıları da ölmüş duyuluyor” yakınmasını dile getirmiş. Onun bütün eserinde unutulanlara şefkati var. Geçip giden zamana üzüldüğü kadar, unutulmuşlara da üzülüyor. Belki günün birinde eserinin unutulacağından ürküyor... " Maalesef korktuğu başına gelmiş yazarımızın kitaplarının baskısının da günümüzde bulunamayışı sebebiyle eserleri unutulmuş. Okunma sayıları oldukça düşük. Abdülhak Şinasi'nin çok daha fazla okunmayı hakettiğini düşünüyor ve bu incelemeyi yazmayı görev biliyorum. :) Abdülhak Şinasi Hisar'ın bu kitabında dergilere, gazetelere yazdığı yazılarını okuyoruz. Bu yazılarda kitap yazma süreçleri, tercümeler, kitap okumak hakkında yazarın görüşlerini okuyoruz ve son olarak da Yakup Kadri'nin Hüküm Gecesi, Ali Zeki Bey'in Alev'i, Peyami Safa'nın 9.Hariciye Koğuşu hakkındaki eleştiri yazılarıyla kitap sonlanıyor. Abdülhak Şinasi Hisar'ın şiirsel üslubu tüm kitaba hakim ve bu okumayı daha keyifli hale getiriyor. Olur da kitabı şans eseri bulabilirseniz herkesin okumasını tavsiye ederim.
Okuyacaklarıma Ekle
136 syf.
·
Beğendi
·
9/10 puan
Kitaptan yaptığım şu alıntı, kitabı okumaya karar vermenizde etkili olacaktır diye düşünüyorum. “Kimse göründüğü gibi değildir. Fakat kimse görünmediği gibi ve kendi olduğunu sandığı gibi de değildir. Kimse bizi kendimizin olduğumuzu sandığınız gibi göremez. Kimsenin nasıl olduğunu hiç kimse bilemez.”
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.