Abdullah Aydın

Abdullah Aydın

Yazar
4.0/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
72
Gösterim
Adı:
Abdullah Aydın
Unvan:
İstanbul Merkez Vaizi
Yüce dinimizin iman esaslarını kabul edip, bir müddet bunlara uygun olarak yaşadıktan sonra herhangi bir sebep yüzünden dinimizden ayrılan ve çıkan kimselere mürted denir. İslam tarihini inceleyince görmekteyiz ki, bunlar ilk defa sevgili Peygamberimizin ölümü üzerine halife seçilen Hz. Ebubekir zamanında ortaya çıkmıştır.

Mürtedlere karşı yapılması gereken muameleyi önce Kuran'ı Kerim'in yukarıda zikredilen ayeti kerimelerinden, daha sonra da Hz. Ebubekir'in mürted olan bazı Arap kabilelerine gonderdigi mektuplarından ogrenmekteyiz. Buna göre mürted olan bir kimse veya topluluk önce İslam'a davet edilip, büyük bir din bilgininin huzuruna çıkartılır. Burada kendisini İslam dininden çıkartan sebepler ve şüpheler ne ise olduğu gibi anlatılır. Din alimi tüm bunları dinledikten sonra, Kuran-i Kerim'in ve Peygamberimizin hadis-i seriflerinin ışığı altında hiçbir şüpheye ve tereddute yer bırakmayacak şekilde ikna edici bir açıklama yaptıktan sonra, buna rağmen gerçek din olan İslama girmeyen mürtedler artık öldürülür. Burada yüce dinimizin üstün taraflarından biri karşımıza çıkmaktadır: Fikre saygı ve müsamaha. İslamda körü körüne şuursuzca hiçbir hareket yok. Her şey bilerek ve anlayarak yapılır.

Bütün şüpheleri giderildikten sonra gerçek din İslama girmeyen ve bu yolda hala direnen bir kimse normal bir kafaya ve kalbe sahip olmayan maneviyat hastalarından biridir. Nasıl ki herhangi bir bulaşıcı hastalığa tutulan ve artık iyilesmesinden ümit kesilen bir hayvan, bulaşıcı hastalığının diğer cinslerine geçip onların da telef olmasını önlemek maksadiysa öldürülürse, aynen öyle de mürtedlik hastalığının yayılmasına ve Müslümanlar arasında birtakım kargaşaliklarin çıkmasına engel olmak için bu yola sapanlar öldürülür.
...
Nitekim Hz. Ebubekir mürted olan Arap kabilelerine gonderdigi mektupta, "Eger onlar İslama davet edildikten sonra hala mürtedlik üzerinde ısrar ederlerse, ölümün mümkün olan her türlüsüyle onları öldürün ve kendilerinden İslamdan başka hiçbir şey kabul etmeyin." diye yazmıştır.
Peygamber'imiz diyor ki:
4 -- Kocasının hoşnutlugunu kazanmış olarak ölen bir kadın, Cennet'e girer.

Peygamber'imiz diyor ki:
5 -- Muaviye-i Kuşeyri rivayet ediyor ve diyor ki: Peygamber'e (S.A.S.) sordum. "Ey Allah'ın elçisi!... Kadinlarimizin uzerimizde hakları nelerdir?" Peygamber (S.A.S.) cevap verdi: "Kendiniz yediginizden onlara da yediriniz. Üzerinize giyecek bir şey aldığınız zaman onlara da elbise alınız. Dövdüğünüz zaman yüzlerine vurmayınız. Onlara çirkin ve ağır söz soylemeyiniz. Kendi evinizden başka bir evde onları yalnız bırakmayınız."
İyi bir zevcenin vasıfları:
... Nitekim Peygamberimiz, "Ey Allah'ın resulü!.. Kadınların en hayırlısı hangisidir?" şeklindeki bir soruya verdiği cevap şu oluyor:"Bakınca kocasını sevindiren, kocasının dediklerine uyan, nefsi ve malı konusunda kocasını gucendirecek şekilde reddetmeyen ve ona hiçbir şekilde ihanet etmeyen kadındır."
Bu ve benzer birçok hadis-i şerifin ışığı altında dinimize göre iyi bir zevcenin vasıflarını şöyle sirayabiliriz:
a) Kadın her şeyden önce aile yuvasının iki temel taşından birisidir. Evde huzur ve sükun olabilmesi için kadın kocasına karşı derin bir sevgi duymalıdır. Bunun nişanesi olarak ev hanımı daima tatlı sözlü ve güler yüzlü olmalıdır.
Dışarıda hayatın binbir güçlükleri ile mücadele eden, yıpranan ve bunalan erkek, evine gelince daima gülümseyen bir yüz bulmak ve günün yorgunluklarini eşi ve yavrulariyla konuşarak gidermek ister. Kocasına karşı her zaman sert ve asık suratlı bir kadın, İslami ölçülere göre hareket etmiyor demektir.

b) Yüce dinimizin esaslarına uygun olarak meydana getirilen aile yuvasında reislik vazifesi erkeğindir. Başta evin hanımı olmak üzere bütün aile fertleri buna uymakla mükelleftirler. Dışarıda çalışarak ailenin geçiminde en büyük payı üzerine alan erkeğin bu durumu gayet normal ve tabiidir. En küçük canlı birliklerden olan karincalardan tutun da en büyük imparatorluklara kadar bütün topluluklarda görülen üstün nizam ve ahenk, her varlığın daha büyüğüne olan itaatiyle gerçekleşir. Aynen öyle de aile içindeki nizam kocanın emirlerine uymaya bağlıdır. Bu konuda dinimiz öyle ileri gitmiştir ki, bir kadın kocasının izni olmadan nafile oruç tutamaz ve evine başka birisini dahi alamaz.

c) Peygamberimizin yukarıdaki hadis-i şerifte iyi bir zevcenin vasıflarını sayarken üçüncü olarak kocasının nefsi üzerindeki arzularını reddetmeyen kadındır şeklinde buyuruyor. Nikahtaki asıl gaye neslin devamını te'min etmek olmakla beraber, haram yollara sapmadan nefsin tatmini de vardır. Dinimiz yaratılışımızın gereği olarak karşı cinse olan ilgiyi hiçbir zaman inkar etmez. Önemli olan bunu yok etmek değil, meşru yollardan bu ihtiyacı gidermektir. Bunun için en uygun yol evlenmektir. Evlenince de kadının kocasına karşı direnmesi ve onun arzularını yerine getirmemesi evlilik kaidelerine uymadığı gibi aynı zamanda dinimize göre büyük bir suçtur. Çünkü bu takdirde erkek başka yollara başvurarak doğru yoldan ayrılma ihtimali vardır.
Nitekim Peygamber'imiz "Kocası tarafından yatağa davet edildiği halde bu teklifi reddeden kadına bütün melekler sabaha kadar lanet eder." diye buyurmuştur.
...
Peygamber'imiz diyor ki:
1 -- Bana itaat eden Allah'a itaat etmiş olur. Bana itaat etmeyen Allah'a karşı gelmiş demek olur. Tayin ettiğim (ve vazife görürken beni temsil eden) devlet adamlarına itaat eden bana itaat etmiş, onlara itaat etmeyenler ise bana karşı gelmiş demektir.

-- BUHARİ, MÜSLİM --

Peygamber'imiz diyor ki:
2 -- Mü'min kimse, verdiği emirler hoşuna gitse de gitmese de, Allah'ın buyurduklarina karşı aykırı olmadıkça, devlet ileri gelenlerinin sözlerini dinlemek ve onlara itaat etmek zorundadır. Allah'ın buyurduklarina aykırı emirler veren devlet adamlarına itaat etmemeli; onların sözünü dinlememelidir.

-- BUHARİ, MÜSLİM, TİRMİZİ, NESEI, İBNİ DAVUD --

Peygamber'imiz diyor ki:
3 -- Peygamber'imiz (S.A.S) yakın dostlarından olan Ebû Zel rivayet ediyor ve diyor ki: "dostum Hz. Muhammed (S.A.S) bana elleri ve kolları kesik (kötürüm) bir köle bile başta bulunsa, sözünü dinlemeyi ve ona itaat etmeyi tavsiye etmiştir."

-- BUHARİ --
Peygamber'imiz diyor ki:
2 -- Ulu Allah hem hastalığı hem de devasini yaratmıştır. Her derdin bir devasi vardır. Hastalığınızi tedavi ediniz ama haram ilaçlar kullanmayınız.

Muslim
Peygamber'imiz diyor ki:
1 -- Erkek, bir kadına talip olduğu zaman onunla evlenme kararı vermesine tesir edebilecek yerlerine, bakabilirse baksın.

-- EBÛ DAVUD --
Peygamber'imiz diyor ki:
3 -- Ebubekir'in kızı Esma bir gün Peygamber'in (S.A.S.) yanına girdi. Üstünde ince bir elbise vardı. Peygamber (S.A.S.) yüzünü başka tarafa çevirerek şöyle dedi: "Ey Esma kadın buluğa erdikten sonra yüzünden ve avuç içlerinden başka hiçbir yerini gösteremez.

-- TIRMIZI --
(*) Dininden dönen bir insan en az kuduz olmuş bir köpek kadar tehlikelidir. Nasıl ki bir köpeğin bu bulaşıcı ve korkunç hastalığını önlemek için onu derhal yok etmek gerekiyorsa, dininden ayrılan bir insanı da, zehirli ve bulaşıcı fikirlerini yaymasini bu mikroplu fikirlerini müslümanlara bulaştırıp onları yoldan çıkarmasını önlemek için hemen öldürmek gerekir.
Peygamber'imiz diyor ki:
1 -- Lut kavminin huyu olan çirkin işi yapanları, tam o esnada yakaladığıniz zaman hem düzeni hem de düzüleni öldürünüz.

-- ESHABÜSÜNEN --
...
Peygamber'imiz diyor ki:
3 -- Ummetimin hesabina en korktuğum şey, Lut kavminin huyuna (Livataya) kendilerini kaptirmalaridir.

-- İBNİ MACE --
...
Peygamber'imiz diyor ki:
5 -- Erkeğe yanaşan ya da kadınla arka yoldan cinsi temasta bulunan kimseye Allah (bir daha) rahmet nazariyla bakmaz.

-- TIRMIZI --
Peygamber'imiz diyor ki:
13 -- Peygamber (S.A.S.) bir hutbesinde şöyle diyordu: Kadın, yakınlarından biri yanında olmaksızın yabancı bir erkekle yalnızca baş başa kalamaz. Yine kadın, yanında bir yakını bulunmaksizin yolculuk edemez. (Sözün burasında dinleyenlerden) biri ayağa kalkarak dedi ki: "Ey Allah'ın Peygamber'i!... Eşim Hacc'a gitmektedir. Ben ise filan savaşa katılmak üzere asker yazıldim." Peygamber (S.A.S.) o adama şu şekilde karşılık verdi; "Hemen kalk ve eşinle birlikte Hacc'a gitmek üzere yola koyul."

-- TIRMIZI --
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Abdullah Aydın
Unvan:
İstanbul Merkez Vaizi

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 1 okur okuyacak.