Adolfo Bioy Casares

Adolfo Bioy Casares

Yazar
8.0/10
25 Kişi
·
65
Okunma
·
2
Beğeni
·
594
Gösterim
Adı:
Adolfo Bioy Casares
Unvan:
Arjantinli Yazar
Doğum:
Recoleta, Buenos Aires, Arjantin, 15 Eylül 1914
Ölüm:
Buenos Aires, Arjantin, 8 Mart 1999
Buenos Aires'te büyük bir çiftlik sahibinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk öyküsü İris ve Margarita'yı 11 yaşında yazdı. Ailesinin durumu iyi olduğu için 1920lerde Avrupa ve Amerika'ya seyahatler yaptı. 1932'de Jorge Luis Borges ile tanıştı, Borges'in 1986 yılındaki ölümüne kadar çok yakın arkadaş oldular, birlikte pek çok hikâye yazdılar. H. Bustos Domecq adıyla da öyküler yazdı. Aynı yıl, "Sur" edebiyat dergisinin kurucusu olan Arjantin'in en etkili kültürel simalarından Victoria Ocampo ile tanıştı. 1933'te Buenos Aires Üniversitesi'ne girdiyse de, okulu bırakarak kendini yazarlığa adadı. 1940'ta Victoria'nın kardeşi Silvina Ocampo ile evlendi. Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı. Aynı yıl, en önemli kitaplarından biri olan "La invención de Morel"'i yazdı. Latin Amerikan edebiyatının öykü türünde klasiklerinden olan bu kitapla, Buenos Aires Belediye Edebiyat Ödülünü kazandı.

Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca, Bioy Casares Arjantin kültürel sahnesinde aktif rol oynadı. Yayınlanan eserler arasında birçok roman, kısa hikâye, makaleler ve tezler vardır. Borges'le beraber yazdığı eserlerden başka, H. Bustos Domecq and B. Suárez Lynch adıyla da eserler yazdı. Eserleri birçok dile çevrilmiştir.

1990 yılında İspanyol edebiyatının en prestijli ödülü olan Cervantes ödülüne layık görülen yazar, 1999 yılında Buenos Aires'te öldü.
“Ölüme karşı koyma gelişmediği için ölümsüzlüğü kaybediyoruz. Bedenin tamamını canlı tutma biçiminde ortaya çıkan başlangıçtaki ilkel düşünce üzerinde ısrar ediyoruz. Oysa yalnızca bilinci ilgilendiren şeyi korumaya çalışmak yeterli olurdu.”
Hiçbir şey ummuyorum. Bunda korkunç bir şey yok. Bu karara vardıktan sonra yeniden dinginliğime kavuştum.
Ama bu kadın bana bir umut verdi: Umutlardan korkmalıyım.
...ama yasanın tehdidini de unutmuyorum. Sizi cezaya çarptıranlar özgürlüğünüze daha da kuvvetle sarılmaya iten süreler ve yasaklar koyarlar.
“Şimdi varlığım onu sıkıyor olmalı artık, tıpkı bir kez hoşa giden ve tekrarlanmak istenmeyen bir şaka gibi.”
96 syf.
·5 günde
Bir ada..

Gelenlerin öleceği söylentisi yayılmış olan, gel-gitlerin etkisinde, çift güneşin doğduğu, müze-kilise-havuz üçlüsünden oluşan ama insanlardan arınmış bir ada...

Robinson Crusoe misali kendine bu adada tek başına bir hayat kuran, siyasi görüşü sebebiyle ölüme mahkum edildiği için polislerden kaçan bir adam...

İnsan, sonsuz bir zamanda, kendisi için yaratılmış bir cennette, kısa bir zamanda çekilmiş güzel anlardan oluşan bir hayat döngüsünü mü seçmeli yoksa sonrası belli olmayan, kısıtlı ama her anın yepyeni olacağını bildiği bir doğrusal ömrü mü?

Bilimadamı Morel, seçtiği arkadaş grubunun haberi olmaksızın yaptığı bir deneysel çalışma ile sevdiği ama sevilmediği kadının da içinde bulunduğu bir haftalık tatili makineler yardımıyla kaydederek bir sonsuz döngüye sokuyor bu kimsenin var olmadığı ve burada olmaktan korktuğu adada. Aşkına sahip olamasa da onunla sonsuza kadar var olacağını bilmenin huzuruna kapılıyor. Aşk da bir ilüzyon değil mi zaten? Platonik bir aşık! Tıpkı adada olanları çözümleyen ve Morel’le aynı kadına aşık olan adam gibi. Bir hayalete aşık olan adamın da bu kadının ölmüş olma ihtimalinin yüksekliğine dayanarak kendisini de kayıtlara dahil etmesi ile Morel’in platonik aşıkların simgesi olduğunu görüyoruz.

Varoluşumuzun sebebi nedir? Umut? Aşk? Mutluluk beklentisi? Merak? İhtimal?... Bir şans verilse en mutlu olduğumuz anı dondurup bu anın döngüsünde sıkışmak pahasına hayatımızdan, ruhumuzdan vazgeçer miydik? Varoluş bilinci değil ama bedeni bir anlık bilince hapsedersek de devam eder mi? Yazar, bilimkurgu tarzında anlattığı kitapta bu sorularla okurun zihninde soru işaretleri yaratarak bir sorgulama sürecini başlatıyor.

Ya herkes Morel misali, makine kullanmaksızın, hayatının bir anını kaydedip, bu anlara sığınıp özünde bu döngüyü tekrarlarken mekanik tarafıyla da gündelik hayatını yaşıyor görünüyorsa? Hepimiz, mutlu anlar biriktirmeye çalışmıyor muyuz aslında? Yaşlı insanlar, makineyi çalıştırıp anılarında mutlu olmaya çalışarak yaşarken bunu yapmaya çabalıyorlar aslında.

Yaşadığımız hayatın, kaydedilmiş bir ilüzyon olmadığı ne malum! Cennet, dünyada yaşadığımız ve “Keşke şu an zaman dursa da hep bu anın güzelliğinde kalsam!” dediğimiz anları yaşadığımız bir yerse...

Kitaba damgasını vuran şu harika parçalara değinmemek olmaz:

Valencia:
https://open.spotify.com/...uZaNXXT1S5A0WDZh9-2A

Tea for two:
https://open.spotify.com/...gHS24tT6q7GevYg3n7hw
96 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Morel'in Buluşu, oldukça ilginç bir bilimkurgu hikayesi... Bay Casares bu kitabı, önsözünü de yazdırdığı yakın arkadaşı Borges'e ithaf etmiş. Oldukça hızlı bir giriş yapıldığı için hikayenin başını pek anlayamamış olsam da, ölüme mahkum bir adamın tehlikeli olduğu söylenen bir adaya gelişiyle başlıyor kitap. Kahramanımız adada yaşayanların kendisini görüp polise teslim etmemesi için ilk günlerde sadece gizlenir, kendisini med-cezir sıkıntısından kurtaracak bir yer ve yiyecek bir şeyler arar. Bu arayışları sırasında da gün batımını izleyen güzel bir kadına aşık olur. Bu platonik aşk canına tak ettiğinde somut adımlar atmaya karar verir, ancak gizlenmekten de tam olarak vazgeçemez. Ta ki insanların onu görmemesi imkansız hâle gelinceye kadar. Ama gördükleri hâlde görmezden gelmeleri kafasını öyle karıştırır ki, bir cesaret daha yakınlarına gider ve böylece imkansızın gerçekleşmesine tanık olur! Bilimkurgu sevenleri ve edebiyat sevenleri bir potada eritip bu kitapta kalıba döküyor Bay Casares. Mutlaka okunmalı, tavsiyemdir. =)
96 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Borges gibi bir yazarın yazdığı önsözde,
‘Entrikanın ayrıntılarını yazarıyla tartıştım, onu yeniden okudum; onu kusursuz olarak nitelemenin bir yanlışlık ya da abartma olacağını sanmıyorum.’ demesi, modern dönem edebiyat literatüründe bu kitabı klasikler arasına koymaya yeter de artar. Kitap okununca zaten bu görüşün ne kadar doğru olduğunu idrak edebiliyorsunuz.
Ayrıca değinmek istediğim bir konu da ‘Büyülü Gerçekçilik’ akımını bugünkü popülaritesine kavuşturan büyük usta G.G.Marquez’in yazınının doğmasına sebep olan kitap, Pedro Paramo’nun yazarı Juan Rulfo’nun ‘Morel’in Buluşu’ ile yolunun kesinlikle kesiştiğine inanıyorum. Gerek atmosfer gerekse yazın cesaretinin ilhamını aldığı kitaplardan biri olduğunu söylemek bilmişlik etmek olmayacaktır. Tek kelime ile, şahane.
96 syf.
·9 günde·Beğendi·8/10
Sıra dışı bir konuya sahip bu kitabı okumak için zihin berrak ve algılar oldukça açık olmalı diye düşünüyorum. Zira sıradan bir kitap okuyacağımın beklentisi ile ilk başlarda kitaba ısınamadığımı, kurgusal olarak zorlayıcı ve anlatım olarak dağınık bulduğumu söyleyebilirim. Ancak günlüğün ortalarına doğru her şeyin yerli yerine oturduğunu anladığımda neden ilk başta daha dikkatli okumadığıma hayıflandım.

Lost'un 4x04 bölümünde sawyer'ın okuduğu romandır ayrıca bu bağlamda Lost senaristlerine esin kaynağı olduğu da düşünülebilir.

Kitabı özümsemek ve daha iyi anlayabilmek için muhakkak bir daha okumam gerektiğini de söylemek istiyorum. Romanda hem kurgu hem de aşkın saf ve duru hali bir baş yapıtın görkemi ve alçak gönüllülüğü ile sunuluyor.

Kafa yoran, bulmacalardan hoşlanan kurgusal kitapları seven ( ki bir nevi bilim kurgu da denilebilir) herkesin okumasını tavsiye ediyorum.

8 puan vermemin nedeni ise kendi okur performansımdan kaynaklanmaktadır. Kırılan 2 pıan kendi (-) haneme yazılabilir.
139 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Kum Kitabı yazarı Borges ve Adolfo Bioy Casares'den dünya edebiyatında iz bırakmış ünlü masalcılar ve masallardan bölümlerin kendilerine ait yorumlarla bir araya getirdiği bir eser.
Adından da anlaşılacağı gibi masalların tamamına yakını mitlere ve olağanüstü kahraman ve gerçek dışı olaylara dayanıyor.
Borges zaman zaman küçük oyunlarla bir masalın içinde gelgitler yaşatıyor ve keyifli bir kafa karışıklığına sebep oluyor.Kum kitabını okuyanlar onun tarzını bilir ve ne denli karmaşık olduğunu bilirler.

Bir hikayenin Borges tarafından herkesin anlayacağı sadelikte yazılması yada anlatılması çok mümkün değildir zaten.

Dikkatimi çeken bir değir husus dünya edebiyatına mal olmuş bu 103 masal, kaynağı itibari ile doğru bildiğimiz yanlışları da ortaya döküyor.Masallar, kıssalar, hikayelerde kahramanlık, hamaset, duygusallık ve hatta sebep sonuç ilişkisiyle aynı noktalara varılsa ve hepimiz tarafından çok bilindik ve aşina olsa da zaman ve kahramanları açısından ezber bozuyor. Yani özetle çok iyi bildiğiniz bir masalın kahramanlarının, zamanının ve mekanının aslında hiç de sizin bildiğiniz gibi olmadığını görüyorsunuz.
Tabii konu mitler olunca aslında bizimkinin mi yoksa onlarınkinin mi doğru olduğu tartışılır.Daha da doğrusu mit olunca zaten doğruluğu tartışılır.O zaman ne yapmak lazım takılmadan okumak ve kıssadan hisse almak.
96 syf.
·Puan vermedi
Romanların giriş-gelişme ve sonuç bölümleri vardır. Tıpkı hayatın doğma-büyüme ve ölüm ekseni gibi. Romanı hayatla bütünleştiren bir hava var, dökülen metinlerde...
Romanın Arjantin edebiyatın da önemli bir yere sahip olmasının sebebi, belki de budur...
96 syf.
Şu anda puanım 8 ancak 2. kez okuduktan sonra 10 olması için hiçbir sebep yok. 2 puanlık kusur, tamamen benden kaynaklanmakta. Bu kadar kısa bir eserin bu denli harika bir kurguya sahip olması büyüleyici. Tekrar tekrar okunmayı hak ediyor.
96 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Borges' in üç mükemmel romanından biri olan bu gizem-bilim kurgu-aşk romanı ( diğer ikisi Yürek Burgusu ve Yeryüzünde Bir Yolcu ) kendinden sonra gelen bilim kurgu romanlarının dayanaklarından biridir. Morel'in Buluşu edebiyat ve düşünce dünyasında ardından da sinemada sıkça işlenen gerçek ve simülasyon ilişkisini çok vurucu bir şekilde anlatıyor. Bu çatışmanın hikayelere getireceği verimliliği önceden müjdeleyen bu kitabı Borges' un dünyaya sunması çok da şaşırtıcı değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Adolfo Bioy Casares
Unvan:
Arjantinli Yazar
Doğum:
Recoleta, Buenos Aires, Arjantin, 15 Eylül 1914
Ölüm:
Buenos Aires, Arjantin, 8 Mart 1999
Buenos Aires'te büyük bir çiftlik sahibinin oğlu olarak dünyaya geldi. İlk öyküsü İris ve Margarita'yı 11 yaşında yazdı. Ailesinin durumu iyi olduğu için 1920lerde Avrupa ve Amerika'ya seyahatler yaptı. 1932'de Jorge Luis Borges ile tanıştı, Borges'in 1986 yılındaki ölümüne kadar çok yakın arkadaş oldular, birlikte pek çok hikâye yazdılar. H. Bustos Domecq adıyla da öyküler yazdı. Aynı yıl, "Sur" edebiyat dergisinin kurucusu olan Arjantin'in en etkili kültürel simalarından Victoria Ocampo ile tanıştı. 1933'te Buenos Aires Üniversitesi'ne girdiyse de, okulu bırakarak kendini yazarlığa adadı. 1940'ta Victoria'nın kardeşi Silvina Ocampo ile evlendi. Eşi de yetenekli bir şair ve öykü yazarıydı. Aynı yıl, en önemli kitaplarından biri olan "La invención de Morel"'i yazdı. Latin Amerikan edebiyatının öykü türünde klasiklerinden olan bu kitapla, Buenos Aires Belediye Edebiyat Ödülünü kazandı.

Yaklaşık yarım yüzyıl boyunca, Bioy Casares Arjantin kültürel sahnesinde aktif rol oynadı. Yayınlanan eserler arasında birçok roman, kısa hikâye, makaleler ve tezler vardır. Borges'le beraber yazdığı eserlerden başka, H. Bustos Domecq and B. Suárez Lynch adıyla da eserler yazdı. Eserleri birçok dile çevrilmiştir.

1990 yılında İspanyol edebiyatının en prestijli ödülü olan Cervantes ödülüne layık görülen yazar, 1999 yılında Buenos Aires'te öldü.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 65 okur okudu.
  • 48 okur okuyacak.