Geri Bildirim
Ahmed Edib

Ahmed Edib

9.0/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
447
Gösterim
Adı:
Ahmed Edib
Tam adı:
Edib Harabi
Unvan:
Ozan, Şair
Doğum:
İstanbul, 1853
Ölüm:
İstanbul, 1917
Hayatı

1853 yilinda Istanbul'da dogdu. Asil adi Ahmet Edip'tir. Harabi sonradan siirlerinde kullandigi mahlastir. Bazi siirlerinde adi Edip olarak geçer. Bahriye Birlik katibi olan Harabi ömrünü Istanbul ve Rumeli'de geçirmistir. 17 yasinda Bektaşilige giren Harabi dünyadan göçüs yili olan 1917'ye kadar bu yolun sadik bir bendesi olmustur.

Tasavvufa Yönelmesi

Tasavvufla tasavvuf üstadlarinin eserleri ile yakindan ilgilenmis, hece ve aruzla yazdigi veya irticalen söyledigi deyislerle koca bir divan meydana getirmistir. Yunus'un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi'nin sertligine, Kaygusuz Abdal'un hiciv ve istihzasina, Pir Sultan'in cesaretine bu dünyadaki deyislerde bol bol rastlamak mümkün.

Divanı

Harabi'nin kendi elyazisi ile meydana getirdigi divan 570 sahifelidir. Siirleri aruzla ve hece vezni ile yazilmistir. Sairin bu iki vezne de çok alisik oldugu hakimiyetinden anlasiliyor. Uyaklari kimi zaman göz için, kimi de kulak içindir. Rediflere ragbeti vardir. Nazim sekillerini maksadina göre seçmekte ustadir.

Edip Harabi, tasavvuf konularinda oldugu kadar hiciv alaninda da usta ve tecrübeli bir sairdi. Hicviyelerinin üstünde, kime niçin ve ne zaman yazildigini gösteren notlarin bulunmasi; onlarin ilginçligini artirmaktadir.

Harabi gördügü egitimden dolayı, dilini çok iyi kulanan bir Bektaşi dervişidır. Din dışı konularla ilgili yazdığı şiirlerde mükembel bir uslub kullanmıştır. Alevi Bektaşi Kültür ve Edebiyatı üzerine yapılmış hemen hemen her çalışmada Edip Harabi’ye ait bir nefes örneği muhakkak zikredilmiştir. Özellikle Vahdet-i Vücud olarak bilinen ve iradenin tekligini ifade eden tasavvufun ileri merhalesine ilişkin analizler içeren birçok mühim şiir üretmiştir.

Bektaşilik Felsefesine Geçişi

Çok genç yasinda, Merdiven Köyü Bektasi tekkesinde 'Muhammed Ali Hilmi Dedebaba'dan nasip alip tarikate giren Harabi hayatinin sonuna kadar bu ikrara sadik kalmis, siir ve nefesleri ile Bektasi edebiyatinin en kudretli ustadlarindan biri olmustur.

Bektasi olmadan önceki halini söyle anlatir: "Abdestimi alir, tastan duvare karsi bir kalkar bir yatardim. Savmi salati birakmazdim. Cennetle huri, gilman sevdasi vardi gönülde. Bes vakte bes katardim, çok namaz kilardim, camileri gezerdim. Allaha vasil olmak böyle olur sanirdim."

Saadet Gazetesi

Harabi ilk siirlerini Saadet gazetesinde yayinlamaya baslamistir. Yayinlanmis veya yayinlanmamis siirleri Bektasiler arasinda çabucak yayilmis, bestelenmis, sazla ve sözle Türkiye'nin her tarafinda söylenir hale gelmistir. Izmir'li Hüseyin Hüsnü Erdikut'u yazdigina göre Riza Tevfigin de mürsidi olmustur.

Harabi hakkinda ilk defa genis bilgi veren ve onun siirlerinden mühim birkaç numume yayinlayan Saadettin Nüzhet Ergun olmustur. 1930 yilinda devlet matbaasinda basilip Maarif Vekaletince yayinlanan Bektasi sairleri adindaki kitabin 79-115 sayfalari Harabiye ayrilmistir.

Mahlasları

Şiirlerini Ahmed Edib, Edib, veya Harabi mahlası kullanarak yazmıştır. Harabi kelimesinin, diger aşık geleneginde olduğu gibi sadece mahlas olmadığı söylenmektedir. Çünkü Alevi Kızılbaş kültüründe nasip almak manevi aleme ikinci doğum olarak kabul edildiği için, ikinci doğum için ikinci bir isim genelikle verilir. Harabi isminin Mehmed Ali Hilmi Dedebaba tarafından verildiği tahmin ediliyor.
Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram

Ey Zahit Şaraba Eyle İhtiram
İnsan Ol Cihanda Bu Dünya Fani
Ehline Helaldir, Na Ehle Haram
Biz İçeriz Bize Yoktur Vebali

Sevap Almak İçin İçeriz Şarap
İçmezsek Oluruz Düçar-ı Azap
Senin Aklın Ermez Bu Başka Hesap
Meyhanede Bulduk Biz Bu Kemali

Kandil Geceleri Kandil Oluruz
Kandilin İçinde Fitil Oluruz
Hakkı Göstermeye Delil Oluruz
Fakat Kör Olanlar Görmez Bu Hali

Sen Münkirsin Sana Haramdır Bade
Bekle Ki İçesin Öbür Dünyada
Bahs Açma Harabi Bundan Ziyade
Çünkü Bilmez Haram İle Helali
Kendini bileydin Hakk’ı bilirdin
Eğri yoldan doğru yola gelirdin
Bir sofraya konsan belki yenirdin
Böyle çiğ kalmayıp pişmiş olaydın.
Musâ Hakk’dan sordu Tur-u Sina’da
Yarabbi yok iken bu kevn ü mekân
Seninle bir kimse yoktu arada
Ne suretle nasıl oldun nümâyân

Görüyorum lâ-şek kudretle doldun
Seni kim yarattı, nasıl var oldun
Sen bu Allah’lığı nereden buldun
Beyan et gönlümde kalmasın gümân

Bizim üstümüzde haklanıyorsun
Fakat niçin bizden saklanıyorsun
Hem varlanır hem de yoklanıyorsun
Göster cemâlini gel işte meydan

Hakk dedi ben seni yarattım insan
Kendimi kendimde eyledim pinhân
Sırrımı cahile etmedim ayân
Arif-i billâha eyledim ihsan

Hakk Musa’ya böyle etti hitabı
Beni görmekliğin işte cevabı
Tıpkı bana benzer kulum Harâbi
Git onu ziyaret eyle her zaman
Harâbî Allâh'tan ayrı değildir,
Allâh Harâbî'den gayrı değildir,
Ebsem ol Harâbî, yeri değildir,
Biz sözünde senin dâim kaimiz.

Edip Harabi
Peder ve validem oldu bahane,
Merece'l-bahreyn-i yeltikiyâne,
Bin iki yüz altmış dokuzda kâne,
Eriştim zâhiren geldim cihâne.

Berzâhdan kurtuldum çıktım aradan,
On yedi yaşımda doğdum anadan,
Muhammed Ali Hilmi Dedebaba'dan,
Çok şükür, hamdolsun geldim imkâne.

Nâmım Edip idi Harâbi oldum,
Erenlerin ayak turâbı oldum,
Hakk'ın bir mukaddes kitabı oldum,
Aşk olsun okuyan ehl-i irfâne.
Yazara henüz inceleme eklenmedi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmed Edib
Tam adı:
Edib Harabi
Unvan:
Ozan, Şair
Doğum:
İstanbul, 1853
Ölüm:
İstanbul, 1917
Hayatı

1853 yilinda Istanbul'da dogdu. Asil adi Ahmet Edip'tir. Harabi sonradan siirlerinde kullandigi mahlastir. Bazi siirlerinde adi Edip olarak geçer. Bahriye Birlik katibi olan Harabi ömrünü Istanbul ve Rumeli'de geçirmistir. 17 yasinda Bektaşilige giren Harabi dünyadan göçüs yili olan 1917'ye kadar bu yolun sadik bir bendesi olmustur.

Tasavvufa Yönelmesi

Tasavvufla tasavvuf üstadlarinin eserleri ile yakindan ilgilenmis, hece ve aruzla yazdigi veya irticalen söyledigi deyislerle koca bir divan meydana getirmistir. Yunus'un sevgi ve birlik duygusuna, Nesimi'nin sertligine, Kaygusuz Abdal'un hiciv ve istihzasina, Pir Sultan'in cesaretine bu dünyadaki deyislerde bol bol rastlamak mümkün.

Divanı

Harabi'nin kendi elyazisi ile meydana getirdigi divan 570 sahifelidir. Siirleri aruzla ve hece vezni ile yazilmistir. Sairin bu iki vezne de çok alisik oldugu hakimiyetinden anlasiliyor. Uyaklari kimi zaman göz için, kimi de kulak içindir. Rediflere ragbeti vardir. Nazim sekillerini maksadina göre seçmekte ustadir.

Edip Harabi, tasavvuf konularinda oldugu kadar hiciv alaninda da usta ve tecrübeli bir sairdi. Hicviyelerinin üstünde, kime niçin ve ne zaman yazildigini gösteren notlarin bulunmasi; onlarin ilginçligini artirmaktadir.

Harabi gördügü egitimden dolayı, dilini çok iyi kulanan bir Bektaşi dervişidır. Din dışı konularla ilgili yazdığı şiirlerde mükembel bir uslub kullanmıştır. Alevi Bektaşi Kültür ve Edebiyatı üzerine yapılmış hemen hemen her çalışmada Edip Harabi’ye ait bir nefes örneği muhakkak zikredilmiştir. Özellikle Vahdet-i Vücud olarak bilinen ve iradenin tekligini ifade eden tasavvufun ileri merhalesine ilişkin analizler içeren birçok mühim şiir üretmiştir.

Bektaşilik Felsefesine Geçişi

Çok genç yasinda, Merdiven Köyü Bektasi tekkesinde 'Muhammed Ali Hilmi Dedebaba'dan nasip alip tarikate giren Harabi hayatinin sonuna kadar bu ikrara sadik kalmis, siir ve nefesleri ile Bektasi edebiyatinin en kudretli ustadlarindan biri olmustur.

Bektasi olmadan önceki halini söyle anlatir: "Abdestimi alir, tastan duvare karsi bir kalkar bir yatardim. Savmi salati birakmazdim. Cennetle huri, gilman sevdasi vardi gönülde. Bes vakte bes katardim, çok namaz kilardim, camileri gezerdim. Allaha vasil olmak böyle olur sanirdim."

Saadet Gazetesi

Harabi ilk siirlerini Saadet gazetesinde yayinlamaya baslamistir. Yayinlanmis veya yayinlanmamis siirleri Bektasiler arasinda çabucak yayilmis, bestelenmis, sazla ve sözle Türkiye'nin her tarafinda söylenir hale gelmistir. Izmir'li Hüseyin Hüsnü Erdikut'u yazdigina göre Riza Tevfigin de mürsidi olmustur.

Harabi hakkinda ilk defa genis bilgi veren ve onun siirlerinden mühim birkaç numume yayinlayan Saadettin Nüzhet Ergun olmustur. 1930 yilinda devlet matbaasinda basilip Maarif Vekaletince yayinlanan Bektasi sairleri adindaki kitabin 79-115 sayfalari Harabiye ayrilmistir.

Mahlasları

Şiirlerini Ahmed Edib, Edib, veya Harabi mahlası kullanarak yazmıştır. Harabi kelimesinin, diger aşık geleneginde olduğu gibi sadece mahlas olmadığı söylenmektedir. Çünkü Alevi Kızılbaş kültüründe nasip almak manevi aleme ikinci doğum olarak kabul edildiği için, ikinci doğum için ikinci bir isim genelikle verilir. Harabi isminin Mehmed Ali Hilmi Dedebaba tarafından verildiği tahmin ediliyor.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 1 okur yarım bıraktı.