Ahmet Akbulut

Ahmet Akbulut

Yazar
8.4/10
15 Kişi
·
26
Okunma
·
4
Beğeni
·
613
Gösterim
Adı:
Ahmet Akbulut
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Akbulut
Unvan:
Akademisyen, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
1954
Bireyin Allah ile ilişkisinin şekli, diğer insanlarla ve varlıklarla ilişkisinin biçimini de belirler. Allah ile kurulan doğru ilişki, topluma barış olarak yansıyacaktır. Bu ilişkinin doğruluğu çok önemlidir. Çünkü Allah ile dolaylı kurulan ilişki ne kadar çatışmacı bir kişilik doğuruyorsa, O'nunla doğrudan kurulan ilişki de insana o kadar barışçı bir kişilik kazandırmaktadır.
"Kainat nötrdür, iyi veya kötü, dış alemde var olan şeyler değil, insan davranışlarının ölçüleridir."
"Öznelerin kimliklerine göre yargıda bulunmak, Müslümanların zihniyetine uygun düşmemektedir. Bu sebeple, bizi bireylerin kişilikleri değil, yapıp ettikleri ilgilendirmektedir. Eylemin özneye göre iyi veya kötü olması söz konusu değildir."
Doğrusu insan, kurtarılması gereken bir varlık değil, yol gösterilmesi ve yardım edilmesi gereken bir varlıktır. Bu nedenle Yüce Allah, ona elçi ve sözlü mesaj göndererek yol göstermiştir.
Hz.Peygamber'in vefatından sonra ortaya çıkan olayları ve olguları tarafsız bir şekilde ele almaya çalışıyor yazar. Bence kitap tarafsızlık anlamda başarılı lakin sahabilerin adları anılırken ve onlar değerlendirilirken hassasiyetlerimize haiz olarak daha dikkatli ifadeler kullanılabilirdi. Bir Müslüman olarak bazen bazı ifadeler bende bu görüşü ortaya çıkardı yoksa kitap içerik olarak oldukça başarılı. Mezhepler Tarihi ve İslam Tarihi alanlarına ilgisi olanlar muhakkak okumalı.
Cesur bir yazar. Zamanında olup biten siyasi olayların günümüze nasıl itikadi birer mesele olarak geldiğini anlatıyor.
Şu alıntı kitabı özetliyor aslında:
"Sahabe devri uygulamalarının normal olarak karşılanması mümkündür. Asıl yanılgı, bu dönemi ideal kabul eden ve Müslümana yakışmayan taklitçi zihniyettedir. Bu seviyesizlik, Müslümanlardan düşünmeyi kaldırdığı gibi, uyuşmazlıkları da kurumsallaştırmıştır. Müslümanı adeta hakikat düşmanlığına sürüklemiştir. Kısacası taklit, Müslümanı Kur'an'ın muhatabı olmaktan çıkarmış ve geleneğin muhatabı konumuna getirmiştir."
Alanında okuduğum, en akıcı, gerçekci, doyurucu bir eser.
Klasik anlamda bir dini kitap değil.
Din adına yaşatılan olumsuz olayları, kronolojik sırayla irdeleyen, kaynakları sosyolojik, psikolojik ve siyasi anlamda vahyin ışığında yorumlamış.
Felsefi sorgulamalarla, dine yanlış kapıdan giren, yanlış kabine oturan, kalbi ve fikri güzergahını yanlış belirleyen, bu yanlışı kurumsallaştırıp, bir sonraki nesile yanlış aktaranları, asıl kaynağa davet etmektedir.
Maya yanlış çalınınca, her ayrılan maya da, mantiken aynı hücresel yapıyı temsil etmektedir.
Yanlış kapıdan girip, yanlışı muhafaza eden anlayışa, bir de bu kapıyı çalmalarını öneriyorum.
İslam dünyasındaki Kur'an'a yabancılaşmanın, hadislerin toplanmaya başlamasıyla ve dinin siyaset için kullanılmaya başlamasıyla gerçekleştiğini söylüyor yazar. Siyasi yapının meşruiyet kaynağını hadislerin oluşturduğunu, yine siyasi meşruiyet için kader konusunun kullanıldığını, kelam ilminin gerekliliğini anlatırken, sert gelebilecek cümleler de kuruyor. Eğer din konusunda farklı fikirlere tahammülünüz yoksa okumayın. Hiçbir kitap yüzde yüz doğru olamayacağı gibi yüzde yüz yanlış da olamaz çünkü.
İslam tarihi (özellikle sahabe dönemi) açısından çok önemli bir kitap olarak görüyorum.Yazar sahabe dönemine ilişkin büyük eleştiriler getirmiştir. İslam tarihi ve özellikle sahabe dönemini konusunda geleneksel yaklaşımın tamamen dışına çıkarak yorumlamış . Yazarın sahabe dönemine ilişkin görüşlerini doğru bulup bulmamak okuyucunun takdirindedir fakat ben yazarı kendi görüşlerini bu kadar açık bir şekilde anlattığı ve buna cesaret ettiği için kutluyorum. Çünkü Türkiye de bu konuda ki anlayış maalesef tek taraflı.Bir çok Müslümanın sahabe dönemiyle ilgili çok bilgi sahibi olmadığını biliyorum . Bu tespite kitabı okuyana kadar ben de dahildim. Okuduktan sonra biraz olsun bu konuda aydınlandığımı düşünüyorum. Herkesin okumasını şiddetle tavsiye ederim.
Objektif okumayı iyi ki öğrenmişim. Amaaa hadis kaynaklarını eleştirirken neden aynı hassasiyet tarih kitaplaına yapılmıyor. Aynı konu tekrar edip durmuş. Bazen sıktı. Evet geleneğimizi sorgulamalıyız. Taklitten kurtulmalıyız.
Peygamberin vefat ettiği günün akşamında başlayan ve kardeş kardeş kavgasına ve entrikaya dönüşen iktidar mücadelesi. Harika bakış açısı. Bize bir uyuşturcu gibi enjekte edilen sahabeler kusursuzdur anlayışını yerle bir eden, ebubekirinden osmanına kadar hiçbirinin o kadar masum ve kusursuz olmadığını anlatan harika bir kitap. O dönemi merak edenler için tavsiye ederim. @masukaksoy
Asrı Saadet denilen bir dönem var mıdır yok mudur ? O dönem gerçekten tüm toplumsal sorunların halledildiği bir dönem miydi ? gerçekten o dönemi mi canlandırmaya çalışıyor bugünün müslümanları ? Sahabelerin hayatlarından nasıl dersler çıkarmalıyız ? gibi farklı sorulara bugünün algısından farklı bir perspektif sunan yazar, Ahmet Hakan'ın da kitabı önermesiyle kitabın satış rakamlarını oldukça artırmış görünüyor. Kararı okuyucunun kendisine bırakmak gerek.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Akbulut
Tam adı:
Prof. Dr. Ahmet Akbulut
Unvan:
Akademisyen, İlahiyatçı, Yazar
Doğum:
1954

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 26 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 28 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.