Ahmet Akgündüz

Ahmet Akgündüz

Yazar
8.6/10
47 Kişi
·
145
Okunma
·
44
Beğeni
·
1.608
Gösterim
Adı:
Ahmet Akgündüz
Tam adı:
Ahmed Akgündüz, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Malkaya, Çüngüş, 1955
 

Rotterdam İslam Üniversitesi rektörü, Osmanlı Araştırmaları Vakfı mütevelli heyeti başkanı.

İlkokulu köyde tamamladıktan sonra, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı.

1987 senesinin Kasım ayında hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır.

1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, Hollandaca (Flemenkçe), İngilizce ve Farsça bilen Akgündüz, evli ve iki çocuk babasıdır.
Paris'te gayr-ı meşru eğlence aleminde çıplak bir kadının giydiği elbiseyi överler; tarihe altın sayfalar yazdırmış olan muhterem bir hocanın veya kâdî'nin elbisesini yererler.
Bir adamın kıymeti himmeti nisbetindedir. Kimin himmeti milleti ise, o kimse tek başına bir millettir. Bir ferdin himmeti milleti olabilmesi için, o ferdi milletine bağlayan kuvvetli bağlar ve şahsi hayatını milletin hayatına tercih ettiren önemli sebepler bulunmalıdır. Bu önemli sebepler ve kuvvetli bağlar, manevi değerlerden başkası olamaz. O halde manevi değerler ile ordusunu techiz etmeyen bir millet, gelecekte her an tehlikelere maruz kalır ve varlığını sürdüremez. Bu manayı tarihe bakarak, daha da müşahhas hale getirebiliriz.
Sultan Abdülhamid, 30 yıl devam ettirdiği bu idareyi kaba kuvvete dayandırmamıştır. Onu istibdâd ile suçlayan İttihadçılar, asıl kendileri kaba kuvvetle istibdâd idaresini sistematik hale getirmişlerdir. Elbette ki Osmanlı zâbıtası denilen polis kuvvetleri iş başında olmuştur; hafiyye tabir edilen istihbârât elemanları işe karışmıştır; ancak II. Abdülhamid, orduyu iç siyasette aslâ kullanmamıştır ve en önemlisi de muhâlifleri için sürgün cezasından başka bir yola başvurmamıştır. Orduyu sadece devlete isyan eden isyancılara karşı (Ermeniler gibi) kullanmıştır. İç siyasette orduyu kullanmak ittihâdcıların marifetidir... Abdülhamid’in hilâfet ve ittihâd-ı İslâmı kullanmaktaki dehası, dostları ve düşmanları tarafından kabul edilen müstesna bir özelliğidir.
Rusya ve İngiltere'de bir Müslüman memur bile yapılmazken, Ermeniler Osmanlı ülkesinde bakan da olabiliyorlardı. Buna rağmen, hak ve hürriyet diyerek terör estirmeye başladılar. Yüzlerce Müslüman köyünü basarak çoluk çocuğun kanını döker oldular.
Erzurumlular, "Misafiri yola vurmak" tabirini kullanırlar; herhalde bundan, misafiri kaldırıp yola çarpmak değil, uğurlamak manası anlaşılmalıdır.
530 syf.
·32 günde·Puan vermedi
Bilinmeyen Osmanli diye başlayan ancak bildiklerimizden öteye gitmeyen bir kitap. Yer yer alıntılara yer verip kanitlama girişiminde bulunsa da yazar öznellikten kopamamış, her paragrafın sonunda Osmanli hakkinda olaki yanlış birsey düşünürüz korkusuyla övgüler yağdırmış..
Önemli tarihsel olaylarin detayina ineceğine, padisahlara atilan iftiralari def etmeyi daha önemli bulmuş. Onlarin içki içmediği, eglence hayatina düşkün olmadığı, bazılarının deli diye anılması..bunlar artik tarihsel özelliğini kaybetmiştir bence. Bunun yerine Osmanlinin o dönemde yaptığı savaşların önemine o günden bugüne nasil gelindiğine övgülerle değil araştırma incelemelerle değinebilirdi.
Kitabin hic mi güzel yani yok . Kronolojik açıdan ne ne zaman olmus ,önce kim padisah olmuş ezberlemek zor olduğundan kitabi okuyunca o siralama beyninize yer ediyor..bu kadar.
233 syf.
·20 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okumaya başlarken böyle bir şey okuyacağımı hiç hayal etmemiştim. Haremin ne olduğunu, nasıl oluşturulduğunu, haremdeki düzenin ne olduğunu, haremdeki cariyelerin ve eğitimin, günlük yaşantının ne olacağının anlatılacağını düşünmüştüm. Evet, bunlar da anlatılıyor ama o kadar çok savunma amaçlı bir kitap yazılmış ki bunlar sanki arada kaybolup gitmiş. İki cümleden biri, şunlar şunlar Osmanlı için böyle diyorlar, haremi böyle kötülüyorlar ama bundan bundan sebep böyle bir şey olamaz. Bu da belli bir yerden sonra insanı boğuyor. Ayrıca o kadar tekrar etmiş ve tekrar etmekte ısrar etmiş ki insan gerçekten boğuluyor. İşin tarihi boyutu ile değil de dini boyutu ile ilgiliyseniz okuyun evet bu kitabı seveceksiniz ama benim gibi objektif tarihi bir kitap okumak istiyorsanız okumayın.
530 syf.
·19 günde·5/10
Kitap, akademik kitaptan ziyade daha çok Osmanlı Devleti’ni islam hukuku çerçevesinde yorumlama ve sentezlemeye gidilmiş. Dolayısıyla kitap bazı çevrelerin kartış görüşlerini çürütme edasıyla yazılmış ve bilimsel yaklaşımlar ve karşılaştırmalar pek kullanılmamıştır. Genelde belli kesimin görüşleri ele alınarak 600 yıllık bir devleti üç beş kişinin yorumuyla ele alınmaya çalışılması da ayrı bir tartışma konusudur. Bilinmeyen Osmanlı
530 syf.
·Beğendi·9/10
Kitap, Osmanlı padişahlarının kronolojik olarak hayatlarını, Osmanlı'da saray, sosyal hayat, ekonomi, gayrimüslim halk, kanunnameler vb. hakkında tasnifli bir şekilde toplum nezdinde genel olarak merak edilen, abartılan veya eksik bilinen konuları soru-cevap tarzında cevaplandırmış.
Anlatımda doğal olarak Osmanlı sevgisi hissedilse de Osmanlı Devleti'nde meydana gelen yanlış ve hatalar da olduğu gibi yansıtılmaya çalışılması yönüyle objektif bir kitap olduğu söylenebilir.
Orta seviyede Osmanlı tarihi hakkında fikir sahibi olanların okuması gereken bir kitap.
Eser tamamen bilimsel olmayıp Osmanlı hakkında genel kanı oluşturacak şekilde hazırlanmış. Zihnimizdeki haritada Osmanlı hakkındaki eksik noktaları tamamlıyor.
168 syf.
·Puan vermedi
Aslında bu kitap dini konular ele almaktadır kardeşliği umudu ve bir şekilde doğu ve güney doğu an adoluyu ele aldığı gibi buradaki etnik yapının unsurun ne zorluklar yaşadığını ele almıştır bir konuda soyle geçmektedir eğer kardeşliği birlestirmek isterseniz Türk Kürt insanın doğasına dağlarına ne mutlu Türküm diyene yazılar kürt arasındaki milliyetçiliği benimsemediği gibi törerun çıkması ile insanları ayristirmaya ve doğuda her 9 çocuklu aileden yedisinin hafız olmasıydı devlete dinle bağlı olan Kürt vatandasi elinden dini alınarak eğitimsiz bırakılarak güney doğu ve doğu anadolu her şeyden geri kalmış duruma düşmüştür ve saidi nursinin Tbmm ye verdiği bazı teklifler din ve üniversite açmalarını teklif etmiştir ancak ve ancak doğu insanı din ile devletine bağlı olacaktır diye eklemistir..
233 syf.
·1 günde·9/10
Ahmed Akgündüz, tüm yanlış ve batı düşüncesi merkezli bilinen haremle ilgili, gerçekliğe ve belgelere dayanarak çok güzel bir eser ortaya çıkarmış. Akgündüz, ayrıca yalnız haremle ilgili değil, saray, padişah, saray teşkilatı ve haremin saray içindeki konumu ile ilgili de detaylı ve önemli bilgiler vermiş. Tarih'e meraklı ve gizemli harem konusu ile ilgili, hayal dünyası eserinden çok, gerçekleri öğrenmek isteyen herkese şiddetle tavsiye edilir. Okunmalı ve bu gerçek bilgiler yayılmalıdır.
530 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Osmanlı ile ilgili bilinen birçok yanlışı düzeltiyor.
Okunması tavsiye edilir.
Soru ve cevap tarzında gidiyor.
Padişahların içki içtiği, kardeş katli gibi meseleler mevcut.
184 syf.
·19 günde·4/10
Avrupa Kiliseler Birliği'nin 1984 yılında Avusturya'nın St. Pölten şehrinde yaptıkları ve Kur'an'ın Allah (cc) kelamı olmasını ve Hz. Muhammed'in (sav) peygamberliğini itiraf ettikleri toplantı, kitabın ana konusunu oluşturuyor. Hristiyanların gelişen dünyada müslümanlara ve İslama bakışını işleyen güzel bir kitap.
e-zeki
e-zeki Osmanlı'da Harem/İslam Hukukunda Kölelik-Cariyelik Müessesesi'ni inceledi.
520 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10
Ahmet Akgündüz'ün bu eseri başta İslam'da kölelik Hukuk'u olmak üzere, imparatorluk döneminin önemli kurumlarından "Harem"i anlamak için kesinlikle ama kesinlikle okunması gereken ilk kitap. Kitap bir osmanlı güzellemesi olmaktan çok delil ve senetlerle kölelik müessesesinin işleyişi, köle haklarının gözetimini anlatan bir araştırma çalışması. Bu alanda bir çok soru işaretini doyurucu cevaplarla ortadan kaldırabilen dolgun bir eser.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Akgündüz
Tam adı:
Ahmed Akgündüz, Prof. Dr. Ahmet Akgündüz
Unvan:
Akademisyen, Yazar
Doğum:
Malkaya, Çüngüş, 1955
 

Rotterdam İslam Üniversitesi rektörü, Osmanlı Araştırmaları Vakfı mütevelli heyeti başkanı.

İlkokulu köyde tamamladıktan sonra, Gaziantep İmam-Hatip Lisesi’ni ve Gaziantep Lisesi fen bölümünü bitirdi. 1980 yılında Erzurum Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi’nden, 1982 yılında İstanbul Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun oldu. Dicle Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne Hukuk Tarihi Araştırma Görevlisi olarak giren Akgündüz, 1983 senesinde Mastırını ve 1986 senesinde de “İslam Hukukunda ve Osmanlı Tatbikatında Vakıf Müessesesi” adlı teziyle doktorasını tamamladı.

1987 senesinin Kasım ayında hukuk doçenti olan Akgündüz, aynı yıl Konya Selçuk Üniversitesi Hukuk Fakültesi’ne “Hukuk Tarihi ve İslam Hukuku Doçenti” olarak tayin edildi. 1986-1991 yılları arasında Başbakanlık Osmanlı Arşivi'nde Uzman Müşavir ve Devlet Arşivleri Danışma Kurulu üyeliği sıfatlarıyla araştırmalarda bulunan Akgündüz, 1993 Eylül’ünde Dumlupınar Üniversitesi’ne Hukuk Profesörü olarak atandı. Ekim 1993’de aynı üniversiteye bağlı Bilecik İktisadi ve İdari bilimler Fakültesi’ne Dekan olarak tayin olunan Akgündüz, aynı zamanda Osmanlı Araştırmaları Vakfı Mütevelli Heyet Başkanıdır.

1997-1998 ders yılında Princeton Üniversitesi’nde misafir profesör olarak araştırmalarda bulundu. Arapça, Hollandaca (Flemenkçe), İngilizce ve Farsça bilen Akgündüz, evli ve iki çocuk babasıdır.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 145 okur okudu.
  • 9 okur okuyor.
  • 103 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.