Ahmet Bora Pekiner

Ahmet Bora Pekiner

Çevirmen
8.3/10
375 Kişi
·
1.137
Okunma
·
1
Beğeni
·
208
Gösterim
Adı:
Ahmet Bora Pekiner
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1986
1986’da İstanbul’da doğdu. 2014’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Çeşitli yayınevleri için çevirdiği Herkes İçin Yaratıcı Zekâ CQ, Güneş’in Kenti, Arena Bir, Kahramanların Görevi, Narsistik Bir Dünyada Hayatta Kalma Rehberi, Madam Blavatsky: Modern Spiritüaliz­min Annesi adlı eserleri dilimize kazandırdı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
224 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Rutin bir d&r alışverişi için mağazaya giriyorum. Tam karşımda bir stand. Üzerindeki "Can Yayınları kitap kampanyası - 7TL" yazısı çarpıyor gözüme. Bir sevinç, bir mutluluk ki sormayın gitsin. (Gözüm dönüyor tabi :D) Tahsin Yücel, Jack London, Mathias Énard ve daha nice yazarların güzide eserleriyle dolu masa. İşte "Suikast Bürosu" da bu eserlerden biri.

"Suikast Bürosu", Jack London'ın 11 Mart 1910'da aldığı 14 öykü taslağından biri. Eseri yazmaya başlıyor ancak mantıklı bir son bulamadığı gerekçesiyle yarım bırakıyor. Ve eseri 1963'te Robert Fish tamamlıyor. Yani "Suikast Bürosu" ortak bir çalışmanın ürünü.

Gelelim konuya. Ivan Dragomiloff, Suikast Bürosu adlı bir örgütün kurucusudur. Örgütün faaliyetleri ise; yasaların serbest bıraktığı ve halka canavarca davranan siyasetçi, polis, yargıç ve daha nicelerine gereken dersi vermektir. Hem de kanlı bir ders. Ancak Büro'nun etikleri ve kuralları vardır. İnfazın, toplumsal açıdan haklı görülmesi durumunda gerçekleşmesi en önemli kurallarıdır. İnfaz toplumsal açıdan yararlı bulunmazsa gerçekleşmez ve ödenen ücretin yüzde onu iade edilir. Yani, gizlilikle faaliyet gösteren ve ahlaki kurallara uygun bir örgüttür Suikast Bürosu. Örgüte üye olan ve cinayetleri işleyenler toplumun aydın kesiminden insanlardır. İnfaz kararı bir kez verilince geri dönüş yoktur. (Bunun gibi birçok kural daha var tabi ki...)
Ve bir gün Winter Hall adlı bir adam çıkagelir. Belirli bir ücret karşılığında birini öldürmek için anlaşma yapmak üzere Ivan ile konuşmaya başlar. Ancak bu kez öldürülecek olan kişi her şeyin anahtarı olacaktır.

Daha fazlası ipucuna, kitapla ilgili geniş bilgilere girecektir dostlarım. Bu nedenle burada kesmem gerekiyor konuyu. Okuduklarınız kitabın ilk birkaç sayfasından yapılan çıkarımlar olmakla birlikte kitap hakkında merak uyandıracaktır diye düşünüyorum. Kitap hem dünya düzenini, hem siyasilerin dönem içindeki durumlarını hem de halka karşı yapılanları göz önünde bulundurarak yazılmış.

En başta da bahsettiğim gibi eser Jack London ve Robert Fish ortak ürünü. Kitap sonunda Jack London tarafından yazılan "Kitabın tamamlanması için notlar" ve London'ın eşinin yazdığı "Kitabın sonu için tasarlanan taslak" ile karşılaşıyoruz. Bununla birlikte Jack London'ın hangi sayfanın hangi cümlesinde yazmayı bıraktığını da okuyoruz bir not olarak kitap sonunda. Peki okurken bunu farketmiyor muyuz? Ben London'ın tarzını bilen okuyucuların bu ayrıntıyı gözden kaçırmayacağını düşünüyorum.

Soluksuz okuduğum, beni gerçekten etkileyen ve elimden bırakamadığım bir kitap oldu "Suikast Bürosu". Robert Fish kendi tarzını ortaya koyarak bitirmiş kitabı. Ayrıca, okuma oranının düşük olmasına şaşırdığım bir eserdi. Daha fazlasını hak ettiğini düşünüyorum kitabın. Okuyanlar ne demek istediğimi anlayacaktır. Tavsiyemdir! :)
224 syf.
·9 günde·Beğendi·9/10
Toplumun çıkarları için para karşılığı insanları öldüren bir büro kuruluyor. Bir suikast bürosu.. Suikast bürosunun sizin için birini öldürmesi için birkaç şartı var. Mesela ölmesini istediğiniz kişinin bir suç işlemesi gerekir. Suçsuz insanlara suikast yapılmaz. Suikastçılarımız ise kafayı etik ve felsefeyle bozmuş akıllı-delilerdir. Uzun süredir faliyet gösteren büro, Hall'ın büroya gidip suikast bürosunun şefine kendinin öldürülmesini isteyene ve şefi buna ikna edene kadar gayet iyi işler. Sonraysa işler çıkılmaz bir medcezire sürüklenir.

"Adaletin ortak bir sorumluluk olduğunu tüm dünyanın fark etmesi gerekiyordu."
Dragomiloff'un mektubundan bir kesit.
464 syf.
·8/10
Hikâyenin ilk kısımları azıcık sıradan ve durağan geçse de bir açıldı ki Aman Tanrım dedim. Hatta bir noktada ağzım açık kalırken diğer bir noktada sinirden köpürdüm başka bir noktada içimin yağları eridi sonu da muhteşemdi. Tavsiyemdir.

Amber yoksul bir çocukluk ve gençlik dönemi geçirmiş zengin ve lüks bir yaşam tek amacı haline gelmiştir. Bu nedenle yaptığı uzun araştırmalar sonucunda kendini yepyeni bir kimlikle yepyeni bir şehirde bulur. Bir av olarak gözüne Jackson Parrish'i kestirmiştir. Adamın karısıyla kurduğu yalancı bir dostluk ile ailenin evine hayatına dahil olurken hamlelerini yavaş ve akıllı şekillerde yapar. Jackson'ın, karısı Daphne'den boşanmasını sağlamak gözüne her adımda daha kolay görünür fakat bilmediği bir şey vardır ki Daphne'de bu oyunun içindedir. Hiçbir şey göründüğü kadar kusursuz ve masum değildir. Avcılarda şartlar değiştiğinde av konumuna düşebilir.

Oyun bittiğine göre, bir dilencidir kral şimdi. Yaşanan yaşanmış, bulmuştur herkes hak ettiğini.
Shakespeare
224 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
'Suikast Bürosu' adı üstünde suikast düzenleyen ve daima kesin sonuç elde edilen bir kuruluştur. Yönetici şefi, bir çok şehirde bulunan şubeler kurmuş ve elemanları bizzat kendisi eğitmiş ve testten geçirmiştir. Bu çalışanlar her biri yüksek eğitimli ve felsefe yapmayı seven ve etik düşkünü kişilerdir. Büronun prensibi daima; etik anlayış, doğruluk ve dürüstlüktür. Ayrıca öldürülecek kişi suçu araştırılıp büro tarafından onaylandığı takdirde, bu kişi kim olursa olsun, geri dönüşü yoktur. Kendilerince her cinayeti haklı gösteren, büronun doğruluğunu kanıtlayan düşünceleri vardır. Ta ki düşüncelerini alt üst edecek biri, şefin karşısına çıkana kadar...

Jack London'ın 'Suikast Bürosu' eseri böyle bir büronun varlığı ve tanıtımıyla başlayıp, çok farklı bir kurguyla, sürükleyici ve merak uyandırıcı bir anlatımla devam ediyor.
Dönemin en büyük gerilim romanı olarak tasvir edilen eseri maalesef Jack London yarım bırakmış. Yazarın kitabı tamamlamak için aldığı notlardan ve eşinin sonu için hazırladığı taslaktan yararlanarak; 1963 yılında Robert L. Fish 'Suikast Bürosu' nu tamamlamış.
Konu çok ilginç ve yaratıcı fakat büyük ölçüde yazar değişikliğinden kaynaklı, sonlara yaklaştıkça yetersizlik hissettiriyor. Devamı yazılmasa olduğu gibi, gizemli kalsa belki daha etkileyici olabilirdi.
370 syf.
·Beğendi·10/10
Okuduğum en eğlenceli kitaplardan biriydi. Sade, anlaşılır, heyecanlı ve yormadan su gibi akıp gitti. 17 kitaplık bir seri ve ben bu serüveni merakla okumak istiyorum. GOT ve yüzüklerin efendisine benzer bir senaryosu olduğu söyleniyor. Eğer gerçekten o kitaplar da böyle güzel bir kurguya sahipse okumamakla çok şey kaçırmışım diye düşünüyorum.
Güzel ve heyecanlı bir film izlemek gibiydi. Kitapları okurken böyle keyif almaya bayılıyorum. :)
370 syf.
·5/10
Amerika’da sağ ve sol çatışması olarak başlayan bir tartışmanın bir iç savaşa dönüşmesi ardından bu savaşta nükleer silahların kullanılması sonucu dünyanın bir kıyamet sonrası senaryosu yaşaması, biyokurbanlar, köle avcıları ve hayatta kalmaya çalışan insanları konu alan bir roman. Bu kadar güzel başlayan bir kurgu Brooke adlı kızımızın gözünden anlatılıyor. İlk başta hayatta kalmak dışında bir derdi olmayan bu kızımız kardeşi kaçırıldığı andan itibaren Polat Alemdar’a dönüşüyor. Kitap bana açlık oyunları serisini hatırlattı.Güzel başlayan kurgu ana karakterin bu hali almasıyla beni sıktı açıkçası yine de seri genel olarak beğenilen bir seri.
320 syf.
·5 günde·7/10
Kitap Helena Petrovna Blavatsky'nin sıradışı yaşamını anlatıyor. Soylu bir Rus Hanımefendisi olan Blavatsky kendisine"Üstatlar"lar tarafından verilen bir görev doğrultusunda Teozofi adıyla bilinen Okült ve Ezoterik bir cemiyet kurmuştur. Bu cemiyetin asli amacının tüm insanlığın birleştirilmesi, insanlar arasındaki kötülüklerin engellenmesi olduğu aktarılmaktadır. Cemiyetin popülerliğinin artmasında ise Blavatsky'nin çevresinde meydana gelen esrarengiz olayların da payı olduğu ifade edilmektedir. Buna ek olarak, Adolf Hitler'in Blavatsky'nin "Gizli Öğreti" kitabından çok etkilendiği ve yanından ayırmadığı söylenmektedir. Hatta yine kitabın etkisiyle Tibet'e araştırma ekiplerinin gönderidiği dile getirilmektedir.
464 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Psikolojik gerilim ... Son Raunt kesinlikle bu türün hakkını vermiş bir kitap ...Konu alışılagelmiş olmasına rağmen,öyle bir ilerliyor ki sürekli merak içerisinde kalıyor kendinizle soru cevap oynar hale geliyorsunuz....Kurgu çok sağlam ve anlatım çok yalın.....Gizem ise sona kadar devam edip sonda size hadi canım dedirtecek kadar tüyler ürpertici....Bu kitap tam bir dinamit ...İnsanı duyguların karanlık tarafta yoğunlaştığı zaman neler olduğuna şahit olmak için bu kitabı kesinlikle okuyun....Çok şaşıracak ve soluksuz okuyacaksınız....Keyifle okudum...
371 syf.
·9/10
Film tadında bir kitaptı.
Normal polisiye kitapların aksine katil başta kendini belli ediyor sonra neden katilin suç işlediği üzerinde duruluyor. Dili akıcı, herkes tarafından okunabilir.
Okumanızı tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Bora Pekiner
Unvan:
Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1986
1986’da İstanbul’da doğdu. 2014’te Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi, Sanat Tarihi Bölümü’nden mezun oldu. Çeşitli yayınevleri için çevirdiği Herkes İçin Yaratıcı Zekâ CQ, Güneş’in Kenti, Arena Bir, Kahramanların Görevi, Narsistik Bir Dünyada Hayatta Kalma Rehberi, Madam Blavatsky: Modern Spiritüaliz­min Annesi adlı eserleri dilimize kazandırdı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1.137 okur okudu.
  • 32 okur okuyor.
  • 838 okur okuyacak.
  • 17 okur yarım bıraktı.