Ahmet Özgür Türen

Ahmet Özgür Türen

YazarEditör
9.0/10
86 Kişi
·
186
Okunma
·
10
Beğeni
·
961
Gösterim
Adı:
Ahmet Özgür Türen
Unvan:
Tarihçi Yazar
Doğum:
1989
"Eğer bir yerde kitaplar yakılıyorsa, orada eninde sonunda insanları da yakacaklar" sözünü kanıtlarcasına, köy enstitülerindeki kitapları sakıncalı diye yakanlar, 40 yıl sonra Madımak'ta insanları yakacaktı. Hatta köy enstitülerine "gayri milli" ve "fuhuş yuvası" diyen zihniyet, yıllar sonra andımızı kaldıracak, milletin adına Türk demekten imtina edecek ve yine bu milletin çocuklarını, tarikat yurtlarında istismarın kollarına atacaktı.
Ahmet Özgür Türen
Sayfa 149 - Ahmet Özgür Türen
Araştıran ve sorgulayan bireyler yetiştirdiği için ağaların ve din tüccarlarının korkulu rüyası olan köy enstitüleri kapatilmasaydı, acaba ilkokul mezunu bir meczubu Mehdi zannedenlerin darbe yaptığı bir ülke olur muyduk?
Köy Enstitüsünde öğretmenlik yapmış Seyfi KORYÜREK, Köy Enstitüsü öğrencilerine Türkçe dersi bitirme sınav sorusu olarak şu soruyu sorar:
'' Beş yıl önce ancak ilkokulu bitirmiş bir köy çocuğu olarak geldiğin bu müesseseden bugün cemiyetin ileri saflarında tarihi rol almış bir eleman olarak ayrılıyorsun. Bu yetişme zamanı içinde kendinde ne gibi değişiklikler görüyorsun ve tarihi rolün tam yapabilmek için ne gibi vasıflara lüzum hissediyorsun? Bunlardan sende olanlar hangileridir? ''

Gelen bir cevapta şu yazılıdır:

'' İşte okuyup kendimi kurtarmak için buraya geldim . Muhteşem binaların içinde yaşıyorum. Fakat gene dağarcık donluların (köylülerin) ekmeğiyle beslenmekteyim. Kendimi kurtaracağım deyince şimdi nasıl utanmayayım? Milyonlarla kendi göbeğim arasındaki bağı nasıl keseyim? Onları nasıl unutuvereyim? Bu memleketin efendisinin sürünmesine nasıl razı olayım? ''
Değil gazete, tarihle ilgili bir satır yazı okumayan kesim, iş Cumhuriyete ve onun kurucularını karalamaya varınca bir anda Tarihçi kesilirler.
...müesseseler demokratlaştırılmadıkça bu memlekette demokrasi bir hevesten ibaret kalır ve dayandığı şey, bir ütopya olur.
Ahmet Özgür Türen
Sayfa 125 - Destek Yayınları
Hiçbir eğitim kurumumuz Köy Enstitüleri kadar kendi gerceklerimizden,sosyal, ekonomik kosullarumizdan dogma, dolayisiyla onlar kadar özden, verimli ve yapıcı olmamıştır .
Sebahattin Eyüboğlu
264 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Nutuk'tan sonra Türk Tarihi adına beni en çok etkileyen kitap oldu . İmkansız gibi görünen bir proje. Dünyada emsali yok. Yüzlerce yıldır derebeylik rezilliğinin altında ezilmiş Anadolu insanı. Hiçbir modernizmin olmadığı , yollarının olmadığı , hatta yiyecek ekmeğin bile olmadığı köylerimiz ve köylülerimiz. ''Milletin efendisi'' olması gereken köylülerimiz.Bu ideal ile kurulan ''Köy Enstitüleri'' .
Dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel tarafından hayata geçirilen , devrimci bir öğretmen , bir deha İsmail Hakkı Tonguç ( Tonguç Baba ) tarafından tüm detayları şekillendirilen ve yönetilen proje.
Bir okul düşünün ki içerisinde her türlü pozitif bilimin uygulamalı olarak gösterildiği ;
Bir okul düşünün ki içerisine tarım ve hayvancılığın öğrenciler tarafından yapılıp , üretim yapılıp kendi ihtiyaçlarını ve hatta çevre köy ihtiyaçlarını karşıladığı ;
Bir okul düşünün ki keman , mandolin ya da piyano çalmaksınız mezun olunulmadığı ,
Bir okul düşünün ki Anadolu'da Antik Yunan'dan sonra yapılmış ilk Amfitiyatronun öğrenciler tarafından yapıldığı ,
Bir okul düşünün ki Shakespeare oyun ve piyeslerinin oynandığı ,
Bir okul düşünün ki tüm yerli ve yabancı klasiklerin okutulduğu, kitap okumak için uyumak istemeyen öğrencilerin olduğu ,
Bir okul düşünün ki mezun olacak öğrencilerin en büyük gayesinin tüm öğrendiklerini köylerine dönüp oradaki öğrencilere ve tüm köye aktarmak için yanıp tutuştuğu.
Bütün bunların 2. Dünya Savaşı'nın yaşandığı sırada binbir zorlukla hayata geçirildiğini unutmayalım.
Okurken hem çok gururlandım , hem de yer yer içim kan ağladı. Böyle bir proje sadece 14 yıl ayakta kalabildi. İktidar hırsı uğruna Türkiye'nin geleceğine kilit vuruldu.Çok değil 20 sene daha dayanabilse idi ''Köy Enstitüleri'' , tüketen değil üreten toplum olmuştuk . Unesco tarafından örnek gösterilmiş Enstitüler yaşasa idi, şu anda dünyanın en güçlü ülkelerinden birisiydik.
Vatanhaini kimdir öğrenmek istiyorsanız , bu kitabın içinde adları ile mevcut. Türkiye Cumhuriyeti'nin altına dinamit koyanlar ''Köy Enstitüleri'' ni kapatan ve kapanmasına destek verenlerdir.
Bu kitabı mutlaka okuyun .
264 syf.
''Köy Enstitüleri ayçiçeği gibiydi. Güneşe bakardı. Kardelen çiçeğini andırırdı. Karanlığı delerdi.'' (Mevlüt Kaplan)

Osmanlı'da askeri ve teknik okullardaki eğitimi hariç tutarak bir araştırma yaptığımızda sivil okullardaki eğitimin kötünün de altında olduğunu ve taşradaki halkın eğitimsiz bırakıldığını söyleyebiliriz. Bundan dolayı da Osmanlı'nın son yüz yılına baktığımızda tüm devrimlerin yine bu askeri ve teknik okullardan çıkanlar tarafından gerçekleştirildiğini, Cumhuriyet'in de bu aydın zümrenin üzerinden inşa edildiğini görürüz. ( Sayfa 13 )

Cumhuriyet aydınlanmayı köylerden başlatmak istemiştir. Fikir babası Atatürk olan Köy Enstitüleri çalışmaları İnönü döneminde netice vermiştir. Enstitüler 1940 yılında yasalaşmış; yaşayarak, üreterek öğrenme prensibinin hayata geçirilmesi amaçlanmıştır. Kültür dersleri, zirai ve teknik dersler adı altında eğitimler yapılmıştır. Sistemin en büyük kurucuları dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç'tur. Köylü halkın bilinci artırılarak sömürülmeleri engellenmek istenmiştir. Doğal olarak da geleneksel feodal sistem bu aydınlanma hareketinden hep rahatsız olmuştur. Chp'nin içindeki sağ kanadın güçlenmeye başlaması ve 1950 seçimlerinde iktidarın Demokrat Parti'nin eline geçmesi ile karanlık yola girilir.

Sonrasında Unesco tarafından gelişmekte olan ülkelere örnek gösterilen Köy Enstitüleri 1954 yılında kapatılır. Dünya Klasiklerinin okutulması, karma eğitim yapılması gibi nedenlerle çeşitli iftiralara uğrayan enstitüler fakir anadolu çocuklarının , buna paralel olarak da tüm toplumun yararına olmasına rağmen nihai sona ulaşılır. Yani Ruhi Su' ların ders verdiği, içinden Fakir Baykurt' ların çıktığı aydınlanma ocakları yok olur.

Kitapta tüm bu olayların başından sonuna detaylı anlatımları, son bölümde ise enstitülülerin anıları ve fotoğrafları mevcut. Dili de son derece sade...

Güftesi Behçet Kemal Çağlar'a, bestesi Adnan Saygun'a ait Köy Enstitüleri Marşı'nı da bu kısma ekleyerek kitabı okumanızı öneriyorum...

https://www.youtube.com/watch?v=89MG-sgrbf4
264 syf.
·Beğendi·9/10
Ben kapattırdım köy enstitülerini. Ben toprak ağasıyım. 200' e yakın köyüm var. Bu köylerdeki halk bana tapar. Ne işi varsa bana sorar. Evlenecek, boşanacak, askere gidecek, mahkemesi nesi varsa gelir bana danışırdı. Ama köy enstitüleri açıldıktan sonra 5 köyüme köy enstitüsü mezunu geldi ve bu köylerden artık kimse bana gelip danışmamaya başladı. Ben düşündüm, 200 köyümün hepsine köy enstitüsü mezunu gelirse benim ağalığım ne olur, sıfıra düşer! Böyleyse benim harekete geçmem gerekir dedim ve doğudaki bütün ağalara telefon ettim, onları topladım. Bir de batıdan buldum, Eskişehir' den Emin Sazak. Sonra Menderes' le pazarlığa gittik. (Yıl 1950 seçimlerin zaman) Dedik ki köy enstitülerini kapatırsan şu gördüğün doğudaki tüm toprak ağaları ve batıdan Emin Sazak' ın oyları sana. Kapatmazsan oy yok ve Menderes' te 1950' de iktidara gelir gelmez köy enstitülerinin temelini sarsmaya başladı.
(Van milletvekili Kinyas Kartal)

Kitabı bitirince kendi düşüncelerimi belirten bir yorumum olacaktı elbette. Ta ki kitabın sonlarında yer alan, o dönemin Van milletvekili Kinyas Kartal' ın bir gazeteciye verdiği röportajı okuyana kadar. Köy enstitülerinin ne olduğunu, kimlerin neden bu kurumlardan korktuklarını hiçbir cümle, hiçbir yorum Kinyas Kartal' ın üstteki açıklamaları kadar net açıklayamazdı.
Gazeteci sorar. " Köy enstitüleri komünist yetiştirdiği için mi kapatıldı?
Kinyas Kartal: "Hayır. Beni babam Moskova Üniversitesinde okuttu. Komünizmin ne olduğunu ben gayet iyi biliyorum. Köy enstitülerinde komünizmi bilen kimse yoktu. "

Daha önce de hep dediğim gibi aydınlanmaktan korkuyorlar. Bilgiden, bilinçli nesillerden korkuyorlar. Köy enstitüleri devam etseydi bugün ne derebeylik sistemi kalacaktı doğu bölgelerinde, ne terör olacaktı ne de köylü cahil ve yoksul kalacaktı. Bunların hiçbiri kader olmayacaktı.

Ve iki büyük eğitim neferi İsmail Hakkı Tonguç ve Hasan Ali Yücel. Atatürk' ten sonra bu ülkenin gördüğü en büyük devrimcilersiniz. Gönlümdeki yeriniz çok büyük. Sizlere minnettarım...
Köy Enstitüleri Dosyası" kitabını okuyorum. Daha yeni başladım. Kitap hakkında, (bilgisine ve zekâsına hayran olduğum gazeteci) bir arkadaşımla sohbet ederkerken, yazarın burada Türk Rönesansı diyerek yanlış bir terim kullandığını konuştuk. Türk Rönesansı demek yerine "Türk aklı, Türk mucizesi ya da Türkün en özgün eğitim programı" dese daha uygun olurdu sanki. Çünkü Rönesans kategorik ve sınıfsal olarak doğru bir tanım değil. Rönesans fakir adamı alıp dönüştürmüyor ki. Burjuvazinin beslediği himayesine aldığı sanatçılar ile gelişen bir yapıdır Rönesans. "Köy enstitüleri, Türk Rönesansı değil! Türkün en özgün eğitim programı" olmalıydı sevgili yazar bey ;)
264 syf.
·Beğendi·10/10
"Köy Enstitüleri ayçiçeği gibiydi. Güneşe bakardı. Kardelen çiçeğini andırırdı. Karanlığı delerdi."
M. Kaplan

Geleceğimizin ışığının siyasi çıkarlar uğruna nasıl söndürüldüğünü ve kendini düşünmeden ülkesine faydalı olmak uğruna, Mustafa Kemal Atatürk'ün değerlerini Eğitim de idame ettirmeye çalışan değerli öğretmenlerimizin emeklerinin hebası, ziyanı ve iftiralara maruz kalışları kaynaklarla anlatılmıştır.
Köy Enstitüleri öğrencilerinden Osman Sakallı'nın da söylediği gibi "Bu konularda bize yapılan haksızlıkları ben affetsem Allah affetmez." diye!!!
264 syf.
Şu sözü hep desteklemisimdir.
"Siyasetin Okulda,Kışlada, camide yeri yok" .Bu kitabı bitirince de bu sözün yanlış olmadığını bir kez daha ispatlamış oldum beynimde..
Köy enstitüleri Türkiye Cumhuriyet'inin kalkınmasında ve kalkinabilmesinde en büyük etkendi.Lakin biz kalkınmayı kaldiramadik.Bugun yurtdisinda ki ulkelerin ornek aldigi bir sistemi biz kendi ulkemizden kaldirmak icin turlu turlu bahaneler,ahlaksizca iftiralara basvurduk.
Oysa üreten bir eğitim sisteminden kendimizi yoksun bıraktık.
Keşke Ismet Inönü politika yerine eğitimi seçmiş olsaydı da enstitüler kapanmasaymis.
Bu konuda Ismet Inönü ye kırmamak elde değil.
Eğitim vazgeçilmezdir.
Bir ülke için ,insanlık için çağdaş ve özel eğitim vazgeçilmez olmalıdır..
Köy enstitülerinin en büyük fikir babaları ve destekçisi olan Hasan Ali Yücel ve Ismail Hakkı Tonguc u rahmetle aniyorum.
Ahmet Özgür Toren'e aratirip böyle bir konuyu kitap haline getirdiği için minnettarım.Kalemine sağlık güzel insan.
Eğitimin zirvede olduğu bir ülke olmak dileğiyle
264 syf.
Mutlaka okumalı ve okutulmalı. Eğitim sistemimizin geldiği son nokta irdelenmeli. Ülkenin geleceği için çabalayan ancak sonunda hüsrana uğrayan büyüklerimiz için çok üzüldüm.

Köy enstitüleri ‘müzik, tarih, eğitim’ gibi başlıklarda incelenmiş. Gerçek, acı verici ve kurgu olmayan bir şeyler okumak istiyorsanız işte fırsat
264 syf.
·6 günde·9/10
Ülkemizde 1940 yılına gelindiğinde 6 yaşın üzerindeki nüfusun %78’i okuryazar değildi. Köylerde ise bu oran %90’dı. O dönemlerde nüfusun çoğunluğu kentlerde değil köylerde yaşamaktaydı. Köylü milletin efendisi değil, ağasının kölesiydi. Bunun en önemli sebebi ise cahillikti. Bu durumda olan bir ülke nasıl gelişebilirdi?

Sonunda Hasan Ali Yücel ve İsmail Hakkı Tonguç önderliğinde, temellerini Atatürk’ün attığı “Köy Enstitüleri” kuruldu. Okuryazarlığın en alt seviyede olan köylerde klasik müzik sesleri çınlamaya, tiyatrolar izlenmeye başlandı. Sadece güzel sanatlar değil tarım, hayvancılık, dikiş-nakış, inşaatçılık gibi birçok konuda eğitim verildi. Köylüye, hakkını araması öğretildi. Bu durum maalesef bazı kişilerin hoşuna gitmedi ve “Köy Enstitüleri” kapatıldı.

“Köy Enstitüleri” konusunda anlatılacak ve konuşulacak o kadar çok şey var ki…

Biraz da kitaptan bahsedelim. “Köy Enstitüleri” uzun zamandır merak ettiğim bir konuydu. Bu konuda hangi kitabı okumalıyım derken meslektaşım Ahmet Özgür Türen’in 2018 basımı bu kitabını gördüm. İçeriği ve anlatım tarzını çok beğendim ve okuma listeme hemen ekledim. Türen, enstitülerin kuruluşundan kapanışına kadar geçirdiği süreci akıcı bir dille okuyucularına aktarmış. “Köy Enstitüleri” konusunu merak ediyorsanız bu kitap iyi bir başlangıç kitabı olabilir. Daha sonra bu konu hakkında yazılan onlarca hatırat ve kitapları sırasıyla okuyabilirsiniz. Özellikle Fay Kirby’nin “Türkiye’de Köy Enstitüleri” kitabı bu konu hakkında en önde gelen eserlerden biridir.

“Köy Enstitüleri” hakkında bir kitap okumadan önce Yaşar Kemal’in İnce Memed kitabını okumanızı tavsiye ederim. 1930’lu yılların köy yaşamı hakkında fikir edindikten sonra “Köy Enstitüleri” hakkındaki bilgiler ufkunuzu daha da genişletecektir. Herkese keyifli okumalar dilerim.
104 syf.
·Puan vermedi
Kitabı alın önce kendiniz okuyun,henüz okul çağında olmayan çocuğunuz varsa alın karşınıza ona okuyun, büyük çocuklarınızın okumasını sağlayın sonra üzerine sohbet edin.Alın birilerine hediye edin,özel gün olması gerekmiyor zira söz konusu kitaplarsa hele de Atatürk’ten bahseden kitaplarsa her gün özeldir.Okuyun,okutun...
264 syf.
·Puan vermedi
Köy Enstitüleri Dosyası gerçekten araştırılarak belgelere dayandırılarak yazılmış bir kitap. Köy haklını her alanda aydınlığa kavuşturan, geliştirmek için uğraşılan ve cumhuriyet döneminin devrim niteliğindeki kurumları olan köy enstitülerinin amaçlarını , işlevlerini ve ortaya atılan asılsız haberler ile nasıl ve kimler tarafından kapatıldıklarını çok doğru bir şekilde anlatmış bir eser ayrıca verilen görseller ile o dönemi birebir göstermeye çalışmış yazarımız . Diline emeğine sağlık diyorum herkesi doğru bilgiye ulaşabilmesi için okuması gereken bi yapıt.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ahmet Özgür Türen
Unvan:
Tarihçi Yazar
Doğum:
1989

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 186 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 217 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.