1000Kitap Logosu
Ahmet Sezer Sencer
Ahmet Sezer Sencer
Ahmet Sezer Sencer

Ahmet Sezer Sencer

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
7.7
6 Kişi
10
Okunma
0
Beğeni
651
Gösterim
ErdeM
Olmak Eşittir Ölmek'i inceledi.
240 syf.
·
5 günde
·
Beğendi
·
7/10 puan
"Spoiler İçerir" Kitap; Berk adında bir karakterin hayattaki var olma, hep var kalmak isteğini, bu yolda çektiği acıları, psikolojik savaşları konu alan ve en son kısmında okuyucuya hayatta var olduğumuz sürece yapmamız ve yerinde adımlar atarak tüm insanlığa yararlı olabileceğimiz yönünde bilgiler veriyor. Berk İstanbul da bir üniversitede sınıf öğretmenliği okumaktadır. Sibel adında bir sevgiliye, Ali adında yakın bir arkadaşa ve çok sevdiği bir aileye sahiptir. Çocukluğu sürekli merak ederek yeni şeyler keşfetmeye çalışmak ile geçmiştir. Berkin hayatının değiştiği an mezuniyet zamanıdır, her şey mezuniyet zamanında gelişir ve çorap söküğü gibi gelir hayatını karmaşıklaştıran şeyler. Okurken zaman zaman 'aaa bunu yaşamıştım' yada 'bunu biliyorum' dediğiniz zamanlar olacak, fakat sabredin okudukça her şey daha da anlam kazanacak...
Olmak Eşittir Ölmek
OKUYACAKLARIMA EKLE
3
DİLEK ŞAHİN
Olmak Eşittir Ölmek'i inceledi.
240 syf.
·
Beğendi
·
10/10 puan
Sokak kitapların dan çıkan Olmak Eşittir Ölmek, başlangıçta yazarın kendi kendiyle hesaplaşmasına tanık olmak gibiydi, daha çok iç sesini dinlediğimiz yazar Acı’nın doğuşuna okuyucunun da eşlik etmesini istemiş ve sanırım iyi de etmiş :) Aklım da kalan güzel bir sözün de altını çizmiştim hatta diyordu ki; “Acıyla yaşamak zordur deseler de bu çok da doğru değil aslında. İnsan her şeye alışabilir ki; bu alışmalar da acıyı bile katlanabilir kılmakta.” Sonra bu böyle felsefik felsefik devam edecek diye düşünürken asıl romanın konusuna yeni giriyormuşuz meğerse :) Romanımızın ana karakteri Berk; hayatı boyunca istediği tek şey bu dünyaya bir iz bırakabilmek, yani yarın bir gün bu dünya ile ilişiği kesilse bile birileri Berk Yücesel ismini hep hatırlasın istiyor. Yazar Berk’in hayatını öyle kurgulamış ki kimi yerler de beyninizi zorladığınızı hissedecek, kimi yerlerde de bu kadar basit hatalar da yapılır mı diye Berk’e hayıflanacaksınız. Amma velakin odaklanmanız gerekenin Berk değil bir insanoğlu olduğunu eninde sonunda anlıyorsunuz, anlamamak için ısrar ederseniz de yazar öyle vurucu bir üslupla size bunu ifade ediyor ki dönüp dolaşıp yine kendinizi sorgulamak zorunda kalıyorsunuz. Hayli dramatize bir hayat Berk’in hayatı; kaybedilenler, elinden avucundan bir anda kayıp gidenler, yalnızlık hissiyatı, kimsesizlik, aldatılmışlık ne ararsanız bulmak mümkün aslında. Tutunabildiği tek dal kısa süreliğine de olsa icra ettiği kutsal mesleği ve hayatı için yaptığı en büyük yatırım olan, kızı gibi sahiplendiği ve okuması için büyük çaba gösterdiği öğrencisi Hatice. Kitabı okuduktan sonra zaten hep hayran olduğum öğretmenlik mesleğine bir kez daha hayran kaldığımı söyleyebilirim ve eğer gerçekten bir gün bu dünya yaşanacak güzel bir hal alırsa bu sadece onların eserleriyle yani sevgi tohumları ekerek yetiştirdikleriyle mümkün olacaktır! Okumakta hayli geç kaldığım için kendi kendime hayıflandığım ve itiraf etmem gerekirse hiç beklemediğim şekilde beni şaşkınlığa uğratan son zamanlarda okuduğum en sarsıcı sona sahip romandı. Hiç beklemediğim ve bu kadarı da fazla dediğim her ne varsa içinde barındırıyor bu kitap. Mezhep ayrılıklarından dolayı canına kıyan bir sevgili den tutunda, bütün hayatı boyunca ona yetecek birikimi bir gece de kumarda kaybetmenin imtihanına kadar, günlerce gecelerce alkol bağımlılığı ile yemeden içmeden uykudan kesilmekten tutunda, beynin insanoğluna yaptırabildiklerin den dolayı dehşete kapılmaya kadar, okuyucunun odağını bir an bile üzerinden kaldırmayan bir eser. Yazarın da sıkça bahsettiği gibi insan beyninin yapabileceklerinin hiçbir sonunun olmadığını kanıtlıyor bu kitap adeta okuyucuya, en can alıcı kısmı ise insanoğlunun kendi sonunu ve kaderini kendi elleriyle hazırlamasına bizzat tanıklık ediyorsunuz. Ben ki nörolojiye aşık biri olarak insan beyninin yapabilirlikleri hakkında onca bilimsel kitap okumuş olsam bile hala daha şaşırabiliyorum. Ve inanç! En sevdiğim kısım, bununla ilgili üstünü çizdiğim bir paragrafı da paylaşmak istiyorum diyor ki; “İnsanın sonsuz bilgiye sahip olduğuna sadece inanmıyor bunu bütün kalbimle biliyorum. Kendimizi hafife almamız Tanrı’ya hakarettir. Yaratılışı düşünün, çamurdan yapılışımız ve o çamura can vermek için Tanrı’nın kendi ruhundan üflemesini. Bizler Tanrı’nın ruhunu taşıyan insanlarız ve yapamayacağımız hiçbir şey yoktur.” Öylesine etkilendim ki bu sözden ve sonra dedim ki Allah’ım iyi ki varsın! Ya olmasaydın! Ya biz kendi kendimize kalmış olsaydık, düşüncesi bile ürkütücü... Velhasıl eğer gerçekten farklı bir şeyler okumak istiyorsanız bu ara, heyecan, adrenalin, macera arıyorsanız bir kitapta ve zorlamak istiyorsanız aklınızın sınırlarını okuyun derim Olmak Eşittir Ölmek! Yazar her ne kadar bu benim ilk deneyimim dese de acemilikten yana okuyucuya hiçbir şey hissettirmemiş, kendisine kalemine, hayal gücüne sağlık diyor ve bundan sonra ki çalışmalarında başarılar diliyorum. Ve ekliyorum bu gerçekten olmuş! Bol kitaplı günleriniz olsun bir sonra ki kitap incelemesinde görüşmek ümidi ile esen kalın kitapsever dostlar.
Olmak Eşittir Ölmek
OKUYACAKLARIMA EKLE
3