Ali Muhammed Sallabi

Ali Muhammed Sallabi

Yazar
9.1/10
88 Kişi
·
294
Okunma
·
57
Beğeni
·
5,2bin
Gösterim
Adı:
Ali Muhammed Sallabi
Tam adı:
Ali Muhammed el-Sallabi
Unvan:
Libyalı Din Adamı ve Politikacı
Doğum:
Bingazi, Libya, 1963
Ali Muhammed el-Sallabi, (Arapça: علي محمد الصلابي; Bingazi 1963 doğumlu) Libyalı, din adamı ve islamcı görüşlü politikacı. 

Kaddafi rejimi tarafından tutuklandı ve ünlü Abu Salim hapishanesinde sekiz yıl kaldı, daha sonra Libya'dan ayrıldı ve 1990'larda Suudi Arabistan ve Sudan'da İslam eğitimi aldı . Doktorasını 1999 yılında Sudan'daki Omdurman İslam Üniversitesi'nden aldı. Daha sonra Katar'da uluslararası Müslüman Kardeşler'in manevi başkanı Yusuf el-Karadavi'nin yönetimi altında çalıştı. 2011 Kaddafi devrimi sırasında Libya'ya döndü ve ülkedeki İslamcı gruplara silah, para ve yardım dağıttı. Davranışları, Ulusal Geçiş Konseyi altındaki uluslararası kabul görmüş Libya hükümetinin üyeleri tarafından eleştirildi.

Kasım 2011'de kurduğu Özgürlük, Adalet ve Kalkınma için Ulusal Buluşma Partisi'nin başkanlığına seçildi. Ali el-Sallabi, "Türk tarzı demokrasiyi örnek alacağını" açıkladı. 2012 Libya Genel Ulusal Konferansı seçimleri'ne partisinden aday oldu.

Sallabi, İngilizceye çevrilmiş ve ABD'de ofisleri bulunan iki Suudi merkezli yayınevi ( Darüşşalam Yayınları ve Uluslararası İslami Yayınevi ) tarafından yayınlanan en az 10 kitap yazmıştır . El-Sallabi, İslam'ın erken tarihine dair geniş yazıları ve bursları sayesinde Batı'daki Müslümanlar arasında geniş bir kitle kazanmıştır. Hz.Muhammed ve ilk Halifelik üzerine yaptığı biyografik çalışmaları birkaç ciltte 8.000 sayfadan fazladır.
Ömer (r.a) nübüvvetin altıncı senesi Zilhicce ayında Müslüman oldu. O sırada yirmi altı yașındaydı. Hz. Hamza'dan üç gün sonra Müslüman oldu. O günlerde Müslümanların sayısı otuz dokuza ulașmıștı.
Adama yaklaşmasını söyledi. Umeyr yaklaşınca "Hayırlı sabahlar" şeklinde cahiliyede kullanılan bir selam verdi. Bunun üzerine Resulullah (s.a.v) "Allah bize, seni bizi selamladığından daha hayırlı bir selamı, cennet selamını bağıșladı ey Umeyr!" dedi.
Allah'ın insanoğluna yaptığı en büyük ikramın en açık göstergesi Allah'ın onu sevmesi, ondan razı olması ve bunu da İslam'a çağıran Nebi (s.a.v)'e tâbi olmakla gerçekleștirmesidir.
Malazgirt Muhaberesi, Bizans Imparatorlugu tarihinde yaşanan en büyük felaket sayılır. Bu Bizans Devletinin Hıristiyanları Islamın baskısından koruma, Avrupanın doğu kapısının Müslümanlardan gelecek akinlara karşı bekçiliğini yapma rolünün sona erdiğinin sinyalini vermiştir.
Ali Muhammed Sallabi
Sayfa 91 - RAVZA YAYINLARI
144 syf.
·1 günde·Beğendi
Ömer Muhtar sadece Libya' nın değil İslam coğrafyasının bir kahramanı. Kahraman olmak öyle kolay bir iş değil; evvela hakkını vermek gerekir. İtalya' nın Libya'ya haksız saldırılarına sessiz kalmak Çöl Aslanı'na yakışmazdı. O hem devleti için hem de İslam için elinden geleni yaptı. Düşmanına duruşuyla bile korku salacak kadar güçlü bir aslan. Öyle bir liderdi ki idam edilirken bile halkına gülümseyerek selam veren! Allah ona düşmanının bile hayranlıkla izleyeceği iman ve şuur nasip etti. Esirken bile kükreyen bir aslandı o. Rabbim şehadetini kabul etsin.
İtalya Libya halkına siyasi çıkarları doğrultusunda yaptığı işkencelere, zorluklara, haksızlıklara susmak veya kulak tıkanmak her şeyden önce insanın kendi vicdanına ihanettir. Zira siyasi çıkarları için Batı' nın yakıp-yıkması ne geçmişte ne de şimdi bitmiştir. Gözü doymadığı için toprak işgal edip, halkı perişan etmek Batı'nın adetlerindendir. Vicdanlarını susturup, işgallerine kılıf geçirip medya yoluyla timsah gözyaşlarını dökmek eğlenceleri olmuştur sözde Ehli kitapların. Ama şunu unuturlar ki bizim içimizde çoğunluk korkakları oluşturuyor olsa da içimizdeki bir aslan ormanları da dünyayı da yola getirir. İsterse topu- tüfeği katbekat fazla olsun bizim içimizdeki iman aşkı onların silahlarını etkisiz kılar. Meydanlara bizi yok etmek için gelenler, bizim azmimiz karşısında bineğine binmeyi bile unutup kaçarlar. Gün gelir mağlup oluruz lakin biliriz ki biz Allah'ın askerleriyiz ve Allah'ın askerleri galip olandır Ömer Muhtar'ın dediği gibi. Biz son ana kadar savaşırız korkumuz düşmanın yanında olunacak gündür. Rabb'im bizi o günden korusun. Düşman öyle bir düşman ki fikirleri şeytanı bile hayrete düşürür. Düşman o ki bize hissettirmeden din kardeşlerimizi göçe zorlar, kardeşlerimizi öldürüp denize atar biz de cesedi kıyıya vurduğunda anlarız kardeşlerimizin başına geleni. Düşman öyle bir düşman ki şeyhleri, ilim ehlini öldürüp, kütüphaneleri talan eden, kitapları yemekleri için ateş olarak kullanır. Zorla girdiği bölge halkından zorla vergi alıp, evlatlarını misyonerlik faaliyetlerinde kullanır, barış yaptık diyip iki saat sonra ihanete başlayıp tüm masumlara saldırır, çocuklarımızı öldürür, kadınlarımıza saldırır. Yer utanır gök utanır, güneş masumların tenine değmekten utanır. Bu vahşi mahluklar utanmaz. Onlar utanmazlar sadece yiğitliğin silahla elde edildiğini düşünürler, bizim iman dolu göğsümüzü görünce de korkularından küçücük çocuklarımızı bile esir alırlar. Ellerinden geleni yapsalar, bütün İslam alemini tahrip etseler bizim Allah adına savaşan bir askerimiz kalsa Vallahi onlar kazanmamıştır, kazanamayacaklar. Bizim en büyük delilimiz ise Ömer Muhtar gibi kahramanlarımızdır. Rabb'im şehadetlerini kabul etsin, sayılarını arttırsın İnşallah.
704 syf.
·5 günde·5/10 puan
İslam tarih yazıcılığının ilk örneklerinin verildiği dönemlerde, tarih kitabı olarak yazılan eserlerde anlatım, ilk peygamberden başlayarak müellifin yaşadığı döneme kadar olan süreci içine alacak şekilde yapılırdı.  Ali Muhammed Sallabi de bu düşünceden hareket ederek olsa gerek ki Peygamberimizin döneminden başlayararak Istanbul'un fethini de içine alan seri şeklinde kitap yazmış ve bu seri Türkçeye çevrilmiş. Selçuklular da bu 15 kitaplık serinin 8'inci kitabıdır.  


Yazarımız Sünni akideye mensup biridir. Kitaptaki Sünni Müslüman unsurları dışındaki Şiiler ve diğer Müslüman gruplar için bir ilim yolcusuna yakışamayacak ifadeler kullanıyor. Küfür etmiyor ama sürekli  Sünni dışı unsurlardan fitne gibi ifadelerle bahsetmesi pek uygun olmamış.  Bir ilim -metodoliji çerçevesi içinde değil de ideolojik kabuller etrafında yazılmış kitap. 


Ayrıca ele aldığı Selçuklularla ilgili ciddi yanlışlara kitapta yer vermiş,  Türk  tarihçilerinin 1950'li yıllarda ortaya koyduğu durumları halen daha yanlış şekilde anlatıyor. Anlatımları oldukça yüzeysel kalmış durumda. Alanı olmadığı halde bu şekilde her alanda kitap yazan birinin kitabını pek okumak taraftarı değildim ancak gördüğüm bir kaç yorum beni kitabı almaya itti. Sonuç hüsran...  okumayı düşünenler için tavsiye edebileceğim bir kitap değil.
SuaY
SuaY I. Halife Hz. Ebubekir (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi'yi inceledi.
487 syf.
"Denilirdi ki, iman evleri ve nifak evleri vardı. Muhacirlerden Ebubekir (ra), Ensar'dan da Beni Necar'ın evleri iman evleriydi."

Babası, annesi, çocukları ve torunlarıyla Müslüman olup sülalece Resûlullah (sav)'in sahabesi olma şerefine nail olmasından sebep böyle denmiştir. Bu ne şeref, ne saadetli bir aile..

Ebubekir (ra) cahiliye toplumundayken bile en şereflilerinden, hayırseverlerindendi. O zaman bile kimsenin vermediği ziyafetler verirdi. El-Eşnak (diyet ve ganimetlerden gelen mallar) sorumlusuydu. Kendisine güven tamdı. Çağının bilginlerindendi, hitabe yeteneği mükemmeldi. Karşısındakinin kalbine nüfus ederdi konuşurken.

Hedef kalpler olmalı değil mi ki zaten. Etkisiz olmamız, birbirimize nüfus edemeyişimiz kalbi önemsememek olabilir mi?

Resûlullah'in tebliğini duyar duymaz, şüpheye yer bırakmayacak şekilde iman etmiştir. Sıddık mahlası da bu özelliğinden gelme. Miraç hadisesi vuku bulduğunda, iman eden bazı şahıslar irtidad ettiler. Ebubekir (ra) duyduğunda kati bir şekilde "Eğer öyle diyorsa, doğru söylüyor" demiştir. Resûlullah demişse doğrudur. Ne güzel teslimiyet, ne sağlam iman..
Müşrikler: "Sen, onun gerçekten geceleyin Mescidi Aksa'ya gittiğine ve sabah olmadan geri geldiğine inanıyor musun?" dediler. O : "Ben bu olaydan daha büyük bir şeye iman ediyorum... Ona sabah akşam vahiy geldiğine iman ettiğime göre, buna neden iman etmeyeyim?". Bu tavrından dolayı Ebubekir (ra)'a es-Sıddık adı verildi.

Cahiliye dönemindeki üstün meziyetleri dahi örnek olunacak ve saygı duyulacak raddedeydi. Servetini hiçbir kısıtlama yapmadan bol bol infak ederdi; en iffetli insanlardandı; cahiliye döneminde dahi içkiye yanaşmadı; hiçbir puta secde etmedi...
Bu kadar güzel özellikleri olan bir insanın, İslam davetine hemen cevap verip ona icabet etmesi kadar doğal bir şey olamaz.
İçki içen insanın aklı yerinde olmadığını, kendisine dahi faydası dokunmayan heykellerin de tapılmaya layık olmadığını görüp İslam'dan önce bunlardan yüz çevirmiş üstün ahlak sahibi..

Sürekli bir inanç arayışında olması, araştırmaları neticesinde onu İslam dinini duyar duymaz iman etmeye hazırladı.

Bazı meziyetlerini şöyle sıralayabiliriz:
Allah'a ve Peygambere imana çağıran ilk hatip;
Allah ve Resûlune olan sevgisi bütün benliğini sarmış;
İlk dua eden sahabe;
Mağarada iki kişinin ikincisi;
Müslümanların yüz akı;
Sabırlı, sahabeler içinde ümmeti Muhammed'e (sav) en merhametli insan.
Ebubekir (ra) hataların düzeltilmesi, insan haklarına saygı ve bu hakların ihlal edilmemesi konusunda bizlere çok güzel bir örnek;
Allah korkusundan, kul hakkından korkusundan bütün benliğiyle ağlayabilen üstün insan;
Ümmetin en bilgilisi olduğu hususunda sünnet ehli ittifak etmiş zat.
Resûlullah vefat ettiğinde herkes kendinden geçmiş, dağılmış, perişan olmuş vaziyetteyken, onları silkeleyen kendine getiren önder. Kalbi en yanan insan olabilir, en büyük acıyı duyan olabilir. Kendini kaybetmeden yatıştırıcı, uyarıcı rolünün hakkından gelmiş. Bu husus beni çok etkilemiştir her zaman.
Bütün savaşları, hareketleri, İslam'ın merkezi Medine'den yönlendirdi. Sanki önünde bütün arazilerin haritası varmış gibi; sanki bizzat kendisi oradaymış gibi, isabetli komutlar bu Liderden zuhur etmiş.
Gittikleri her yerde dostça ve güven verici hareket etmelerini istemiş ordudan. Hedef İslam'a davetti.
Savaş çağrısı yaptığında, icabet edip gelen Müslümanlar halifenin üzerindeki sade gösterişsiz kıyafeti görüp nasıl da kendi süslerinden haya etmişti. İslam'ı tevazu yönünden temsilde de önder.
#70359084
"Allah Hz. Ebubekir'e rahmet etsin, tevazuu ile büyük, büyüklüğü ile mütevazi idi."

Ve halifelik konuşmasından: "İyi idare edersem bana yardım edin, kötü davranırsam beni düzeltin."
Bu beni kontrol edin demek, beni hesaba çekin, doğru yola sokun. Her insan hata yapar benim hatamı düzeltmede sizde yardımcı olun demek. Sizin idareciniz olmam sizden üstün olma imtiyazına sahip olduğum anlamına gelmez demek.
"Ben Allah'a ve Resulüne itaat ettiğim sürece siz de bana itaat edin. Allah'a ve Resulüne isyan edersem bana itaat etme yükümlülüğünüz kalkar." demişti o gün ilk Halife.

İnsanları her daim iyiliğe, güzele çağırdı. Nasihat etti, sünneti yaşatmaya çalıştı. Dini Resûlullah'tan aldıkları gibi aktarmaya çalıştı gelecek nesillere. Onlara Allah'u Tealayı hatırlatıyordu. Resûlullah'tan sonra dinde oluşacak her türlü noksanlığa, değişikliğe bütün varlığıyla set çekti. Nebi dünyadan ayrılınca türlü türlü fikir ayrılığı olmuş, kopmalar, isyanlar olmuş. Değişikliğe gitmek isteyen, zekat vermek istemeyen insanlar çıkmış. O da; "Vahiy kesilmiştir, din tamamlanmıştır. Ben hayatta olduğum sürece ona bir noksanlık ulaştırılacak öyle mi?" diyerek karşılarına dikildi.
O, üzerine aldığı hilafeti bihakkın yerine getirdi.
Dehşet verici, acı verici zamanlar. İslamiyet varoluş savaşını vermiş bir nevi. Sahabelerden, hafızlardan nice can şehit düşmüş. Çok zor bastırılmış. Zafer nasip eden Allah'a hamd olsun.

İşte her Müslüman böyle sevmelidir, böyle iman etmelidir, Allah ve Resûlunu kendi nefsine tercih etmelidir, bu uğurda üstüne düşeni yapmalıdır. Dini güzelce öğrenip, yaşamamız konusunda bizlere layıkıyla örnek olacak insanların başında gelen Ebubekir Hazretlerinin hayatı okunmaya değerdir ve okunmalıdır.

Resûlullah'la yol arkadaşlığından, O'nu ebedi yurduna uğurlayıp hilafeti alışına ve vefatına kadar her bir detay delillerle ifade buluyor bu eserde. Vefat etmeden kendisine ait malından artanları sonraki halifeye götürülmesini istiyor. Mekke'nin en zenginlerinden, malının hesabı olmayan insanın sadece küçük bir çocuğu olan bir kölesi, bir sulama devesi ve eski püskü bir elbisesi kalmış yanında. Hz. Ömer'e gönderiliyorlar. Kendisine yüklenen görevle şiddetle sarsılıyor yeni halife:
"Allah Ebubekir'e rahmet etsin. Kendisinden sonra geleni şiddetli zora soktu."
Vefatından evvel en son söylediği söz;
"Beni Müslüman olarak öldür ve beni salihler zümresine kat." ayeti idi.

Tarih olduğu gibi yazılır. Kişilerin duygu, inanç ve ilmini aktarmada, olayların görünmeyen manevi yüzünü yansıtma da zayıftır. Öyle bir gayreti de yoktur.
Tarih kayıtlarına bakıp hüküm vermek, sahabeleri eleştirip yargılamak haddi aşmaktır. Zira onlar gibi görüp, onlar gibi düşünemeyiz. Ayrıca tarih kayıtları her zaman tahrif edilmeye çalışılmış. Yalan ve uydurma sözler eklenmiş, bazı rivayetler es geçilmiş, bazı batıl tevil yoluna girilmiş. İnsanlar artık neye inanacağını bilemez hale geldi, veya her duyduğuna inanıp daha tehlikeli bir yola girdi. Sahabeler hakkında bilgi edinirken unutmamamız gereken şeyler olmalı. Onlar Resûlullah'ın talebesi, O'nu örnek aldılar, hayatlarını baştan aşağıya O'nun davetiyle değiştirdiler. Övüldüler Allah tarafından , Resûlullah tarafından.

Bu eserde atılan adımların uzun vadede ne kadar isabetli olduğunu yakinen müşahede etme fırsatı yakaladım. Allah için yaşanırsa, dünyada da ahirette de zafer verilirmiş. Çabalarını, gayretlerini, candan geçmelerini(maldan demeye hacet görmüyorum), dini bütün yönleriyle kıyafet gibi üstlerini geçirip insanları mıknatıs misali hidayete çektiklerini, bu yolla yüceldiklerini, güzelleştiklerini gördüm.
Bu yolda, bu istikamette bizde güzelleşebiliriz...Müslümanlar olarak onları layıkıyla, olduğu gibi tanımaya muhtacız.
İslamiyet'in bütün dünyaya yayılma harekatının ilk evrelerini içeriyor. Raşid Halifeler Dönemi setinin devamını okumak için sabırsızlanıyorum. Böyle kapsamlı ve akıcı kitaplara denk gelmek nimet..

(Sadece bir bölümde anlatılanları zayıf buldum. Detaylara girmeden geçilmesi, eserin geniş kapsamlı muhtevasına zarar verdi benim açımdan.)
ZeyNep_
ZeyNep_ I. Halife Hz. Ebubekir (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi'yi inceledi.
487 syf.
·27 günde·Puan vermedi
Çok çok harika bir kitaptı.
Serinin devamı için sabırsızım..
Hz. Ebubekir (r.a)'a bir kez daha hayran oldum.
İmanın, ahlakın, bağlılığın, doğruluğun, sadıklığın, vefanın ve daha birçok güzel hasletin öncüsü.
Kendimize sahabe efendilerimizi örnek alsak aslında her şeyin ne kadar kolay olduğunu göreceğiz ama o iradeye ulaşamıyoruz maalesef. Bu doğrultuda gayrette olmamız gerektiğine inanıyorum.
Müellifin kalemine, emeğine ve yüreğine sağlık.
Okuyan herkese istifadesi nasib olsun.
ZeyNep_
ZeyNep_ II. Halife Hz. Ömer (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi'yi inceledi.
733 syf.
·111 günde·Beğendi·10/10 puan
Tek kelime ile muhteşem bir kitaptı. Sallabi'nin bu serisinden farklı bir lezzet alıyorum çokça güzel. Hz. Ömer (r.a) 'i birçok yönden tanımak noktasında çok güzel katkıları oldu. İlgili kardeşlerime tavsiye ediyorum. Çok emek verilmiş ve ortaya çok güzel bir eser çıkmış gerçekten. Hz. Ömer'e dair aradığınız birçok soruya yanıt bulabilirsiniz ve onu bu kitaptan çok güzel bir şekilde tanıyabilirsiniz. Rabbim Hocamızdan razı olsun.
DeliZekalı✓
DeliZekalı✓ II. Halife Hz. Ömer (ra) Hayatı, Şahsiyeti ve Dönemi'yi inceledi.
733 syf.
·Puan vermedi
Künye; Ebu Hafs
Lakap; Faruk
Babası; Hattab b. Nüfey
Annesi; Hanteme bint Haşim b. Muğire ( Ebu Cehil'in kız kardeşi ya da amcasının kızı.)
- Toplam 13 çocuğu olmuştur. Boşadıkları ve o hayattayken vefat eden eşleri dahil 7 evlilik yapmıştır.
-Yüzü hafif kırmızıya çalıp beyaz tenli, güzel yüzlü, el ve ayakları irice, etine dolgun, uzun boyluydu.
- Nübüvvetin altıncı senesi Zilhicce ayında Müslüman oldu. O sırada yirmi altı yaşındaydı. Hz. Hamza'dan iç gün sonra Müslüman oldu.
-İslam'da ilk "zorunlu askerlik" onun döneminde yapılmıştır.
- Onun döneminde fitneler baş göstermeye zaman bulamadı.
- Hicri 23 senesinde Zilhiccenin bitimine 3 ya da 4 gün kala Çarşamba günü şehit edildi.
DETAYLAR KİTAPTA... VESSELAM...
Burhan YAKINCI
Burhan YAKINCI Eyyübi Devleti Selahaddin Eyyübi ve Kudüsün Yeniden Fethi'yi inceledi.
758 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Kitabı 7.günün akşamında bitirdim. Çok güzel ve tarihimizi ve dinimizi anlatan muhteşem bir kitap. Selahattin Eyyubi her zaman cihat kavramını kullanır ve insanları cihat yapmaya teşvik ederdi. Her zaman haçlılarin işgal altındaki Kuduse üzülür ve ne zaman fethederim diye düşünürdü. Siyasi tecrübe ve başarılarından dolayı Kudusun fethi nasip oldu. Müslümanlar birlik ve beraber olduğu sürece önlerindeki her türlü güçlüklere karşı koyabilirler. Beni bu kitapta etkileyen söz Tarih terekkürden ibarettir cümlesi olmuştur. Günümüzde müslümanlar birbirlerinden kopmuş, dünya malına çok önem verilmiş, birlik beraberlik yok böyle olunca tekerrür kelimesini tekrarlıyoruz. Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum ediyorum.
Mete Hun
Mete Hun İstanbul'un Fethi ve Fatih Sultan Mehmed'i inceledi.
254 syf.
·63 günde·10/10 puan
" لَتُـفْتَحَنَّ الْقُسْطَنْطِينِيَّةُ فَـلَنِعْمَ الْأَمِيرُ أَمِيرُهَا، وَ لَنِعْمَ الْجَيْشُ ذَلِكَ الْجَيْشُ"

“İstanbul mutlaka fethedilecektir. Onu fetheden komutan ne güzel komutan, o ordu ne güzel ordudur.”

Hadisi Şerifine nail olabilmek için İslam askerleri defalarca kuşatma yapmış Fatih Sultan Mehmet Han Hazretlerinin mübarek hocasının devamlı kere söylediği ve cesaretlendirdiği kişinin o olduğu ve ona göre hazırlandığı belirtilir.. Rabbim hepsinden razı olsun..
151 syf.
·10/10 puan
Okumak üç türlüdür: dilin okuması kıraat, aklın okuması tefekkür, kalbin okuması hayattır...İlim adamları olmasaydı, insanlar hayvanlar gibi olurdu. Çünkü alimlar insanları, öğretim vasıtasıyla barbarlıktan çıkarıp insanlık seviyesine yükseltirler. / İmam El Gazali

Yazarın biyografisi

Adı:
Ali Muhammed Sallabi
Tam adı:
Ali Muhammed el-Sallabi
Unvan:
Libyalı Din Adamı ve Politikacı
Doğum:
Bingazi, Libya, 1963
Ali Muhammed el-Sallabi, (Arapça: علي محمد الصلابي; Bingazi 1963 doğumlu) Libyalı, din adamı ve islamcı görüşlü politikacı. 

Kaddafi rejimi tarafından tutuklandı ve ünlü Abu Salim hapishanesinde sekiz yıl kaldı, daha sonra Libya'dan ayrıldı ve 1990'larda Suudi Arabistan ve Sudan'da İslam eğitimi aldı . Doktorasını 1999 yılında Sudan'daki Omdurman İslam Üniversitesi'nden aldı. Daha sonra Katar'da uluslararası Müslüman Kardeşler'in manevi başkanı Yusuf el-Karadavi'nin yönetimi altında çalıştı. 2011 Kaddafi devrimi sırasında Libya'ya döndü ve ülkedeki İslamcı gruplara silah, para ve yardım dağıttı. Davranışları, Ulusal Geçiş Konseyi altındaki uluslararası kabul görmüş Libya hükümetinin üyeleri tarafından eleştirildi.

Kasım 2011'de kurduğu Özgürlük, Adalet ve Kalkınma için Ulusal Buluşma Partisi'nin başkanlığına seçildi. Ali el-Sallabi, "Türk tarzı demokrasiyi örnek alacağını" açıkladı. 2012 Libya Genel Ulusal Konferansı seçimleri'ne partisinden aday oldu.

Sallabi, İngilizceye çevrilmiş ve ABD'de ofisleri bulunan iki Suudi merkezli yayınevi ( Darüşşalam Yayınları ve Uluslararası İslami Yayınevi ) tarafından yayınlanan en az 10 kitap yazmıştır . El-Sallabi, İslam'ın erken tarihine dair geniş yazıları ve bursları sayesinde Batı'daki Müslümanlar arasında geniş bir kitle kazanmıştır. Hz.Muhammed ve ilk Halifelik üzerine yaptığı biyografik çalışmaları birkaç ciltte 8.000 sayfadan fazladır.

Yazar istatistikleri

  • 57 okur beğendi.
  • 294 okur okudu.
  • 59 okur okuyor.
  • 316 okur okuyacak.
  • 7 okur yarım bıraktı.