1000Kitap Logosu
Ali Rıza Eti
Ali Rıza Eti
Ali Rıza Eti

Ali Rıza Eti

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
9.1
9 Kişi
22
Okunma
1
Beğeni
63
Gösterim
Unvan
Yazar
Doğum
Kemaliye, Erzincan, 1887
Ölüm
İstanbul, 1950
Yaşamı
Ali Rıza Eti (1887-1950) Erzincan’ın Kemaliye ilçesinde doğdu. Eğin’in tanınmış ailelerinden Hacı Ahigiller’dendir. Babası 1877-1878 Osmanlı-Rus Savaşı’na (’93 Harbi) binbaşı olarak katıldı. Ali Rıza Efendi rüştiyede okudu. Birinci Dünya Savaşı başladığı sırada Eğin’de ticaretle uğraşıyordu. Sarıkamış Harekâtı’na seferberlik emriyle katılarak, ağabeyinin orduda sıhhiye müfettişi olması nedeniyle 102. Alay’ın İkinci Taburu’nun, Sıhhiye Bölüğü’nde onbaşı olarak görev yaptı. 3 Ağustos 1914-18 Şubat 1915 tarihleri arasında tuttuğu günlüğü, Eğin’den, Doğu Cephesi’nin Erzurum kesimine uzanan yürüyüşüyle, kimi zaman Rus sınırının öte yanına dek uzanan cephe savaşlarına dair ilk elden tanıklıklar sunar. Hatıraları cephe gerisindeki gündelik olaylar bakımından da zengin ayrıntılarla örülüdür. Sarıkamış’tan döndükten sonra İkinci Dünya Savaşı’na kadar Diyarbakır’da devlet memurluğu yapan Ali Rıza Eti, 1939 yılında İstanbul’a tayin edildi. Vefatına kadar İstanbul’da yaşamını sürdürdü.
Nihat Çelik
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü'ü inceledi.
160 syf.
·
2 günde
·
Puan vermedi
Kim bilir şu patlayan silah ve toplardan kaç adam düşüyor?
GÜZEL İNSANLAR MERHABA! Uslanmaz, İnsanoğlu mağarada yaşadığı devirden taş, sopa ile kavga etmeye başladı ve bugüne geldi. Hep savaşlar var oldu, şu yeryüzünde.. Her zaman kendime sorduğum bir soru vardır. Canlılar arasında insan türü kadar kendi cinsine düşman ve onu yok etmeye çalışan başka canlı var mıdır? Kedi, köpek, aslan, kaplan v.b canlılar, kendinden daha zayıf olanı avlar çünkü yemeğe ihtiyacı vardır. Bu konuda düz mantık düşündüğün zaman yamyamların yaptığı daha mantıklı geliyor öldürüyor çünkü yemek için. İnsanlar asırlardır; din, bayrak, mezhep, petrol… vb. benzeri kendince sebepler icat ederek birbirleriyle savaştılar ve savaşmaya devam ediyorlar. Hepimiz, okul hayatımızda bu savaş hikayelerini ders kitaplarında tekrar tekrar dinleriz. Ama size bir şey söyleyeyim mi? Çoğumuz bu hikayeleri dinlerken orda gerçek insanın varlığını unutuyoruz. Fatih İstanbul’u tek başına mı aldı? Kitaplardan bildiğiniz Osmanlı-Rus Harbi 1878 ( 93 Harbi) kaç Osmanlı ve Rus askeri öldü acaba? Bunların doğuran anne baba var mıydı? Anne, oğlunun ölümünü ne zaman, nasıl duydu, ne hissetti ilk anda acaba? Bir sevgilisi/bekleyeni var mıydı? (Kitapta öldürülen bir askerin cebinden çıkan mektuplar beni enden aldı!) DOSTLAR! I. dünya savaşında 8-10 milyon arasında insan öldü ( hadi gelin birden on milyona kadar sayalım, her sayı kanlı canlı bir insana karşılık geliyor unutmadan) 2. Dünya savaşında yaklaşık 70 Milyon insan ölmüş (70 milyon yarım kalmış insan evladı hikayesi )... Lafı uzattım farkındayım, sadede geleyim. Kitabımız Erzincan Kemaliye doğumlu Ali Rıza ETİ adlı bir onbaşının 1914-1945 arasında Doğu Cephesinde kurşunlar altında kaleme aldığı günlüklerden oluşuyor. Bu kitaptan önce Ermeni bir doktorun, Osmanlı ordusunda savaş esnasında kaleme aldığı günlüğü olan #126526967 okudum. O dönemde yaşanan acı insan hikâyelerini bizzat orda yaşayan, ölümlere şahit insanların kalaminden okumak çok daha gerçekçi oluyor. Onbaşı Ali Rıza, savaş ortamında dolayı çok karmaşık duygular içerisinde günlüğü kaleme almıştır. Kitapta beni rahatsız eden yön yazarın Kürtler ve gayrimüslimlere yönelik bazı kısımlarda üsten ve düşmanca kullandığı dil olmuştur. Savaşta çürük alıp eve gitmek için kendini kasıtlı şekilde kendini silahla vuranlar. (s.57) savaşta öldürdüğün askerin eşyasını alman “Benim vurduğum herifi gördüm, üzerine atıldım revolverini, yan çantasıyla dürbününü, kılıcını filan aldım.”(s.40). Savaş öncesi en çok sesi çıkan insanların ilk mermiyle kaçması (s.43) Açlık ve sefaletten askerin köylere girip yağma yapması ve bunu komutanların bile engelleyememesi (s.48)… Sizleri kitap alıntısı ile sıkmak istemem. Günlüklerde ordu tarafından vur emri olmasına rağmen bu kadar fazla asker kaçağının olması, açlık, sefalet olması, asker ve savaş bölgesi köy halkının perişan durumu benzeri o kadar insana dair ayrıntı var ki.. Dağ başlarında yaralanıp bir ağaç altında, aç, yaralı acılar içinde sesiz ve çaresizce ölümü bekleyen ne kadar fazla gariban halk çocukları varmış meğer. Çoğu Kürt, Türk, Ermeni, Rus, Çerkez …. ve bu isimsiz gariban insan evlatlarının kitaplarda ismini boşuna aramayın. Kitaplarda ismini bolca gördüğünüz; Çar, Padişah, Sultan, Şah, Başbakan, İmparator, Kral gibi isimleri geçmez. Bu garibanları sizler en fazla şu savaşta …. bin/milyon insan öldü diye okur ve geçerseniz ey modern dünyanın insanları! Sözü burada güzel yürekli insan Bertolt Brechte bırakmak istiyorum. Tarih boyunca ismi kitaplarda geçmeyen tüm isimsiz anti kahramanlara gelsin. Yedi kapılı Teb şehrini kuran kim? Kitaplar yalnız kralların adını yazar. Yoksa kayaları taşıyan krallar mı? Bir de Babil varmış boyuna yıkılan, kim yapmış Babil’i her seferinde? Yapı işçileri hangi evinde oturmuşlar altınlar içinde yüzen Lima’nın? Ne oldular dersin duvarcılar Çin Seddi bitince? ……………. Kitapların her sayfasında bir zafer yazılı. Ama pişiren kim zafer aşını? Her adımda fırt demiş fırlamış bir büyük adam. ama ödeyen kimler harcanan paraları?
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
1
24
Onur Çalcalı
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü'ü inceledi.
160 syf.
·
17 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Bir askerin savaş günlüğünü okumak kadar insanı etkileyen çok az şey olsa gerek. Hele ki o asker eğitimli, kalemi sağlam bir insansa. Sanırım bu kitap, sayfa/not oranı bazında bakınca benim en çok not aldığım kitap oldu. İçindeki bilgiler altın değerinde. Öyle ki Oxford Üniversitesi bu günlüğü kaynak olarak gösteriyor. Tabii bu kitaba sadece 'bilgi' olarak bakamayız zira kitap o denli duygu yüklü ki, ara sıra yazarın hissettiklerini söyleme biçimi içimizi titretiyor. Bazen nefretle, bazen hüzünle doluyoruz. Profilime girerek bu kitaptan alıntıladığım onlarca paylaşıma bakarsanız, ne demek istediğimi çok daha iyi anlayacaksınız. Savaşın gerçek yüzünü görmenin en iyi yolunun onu yaşayanları dinlemek olduğuna inanan birisi olarak, bu kitap benim için altın değerinde. Mutlaka okuyun, okutun. Ve tarih öğretmenleri, lütfen bu kitabı ödev olarak verin. Eğer incelememi beğendiyseniz lütfen buradan ve youtubeden takipçim olmayı unutmayın, sevgilerle. Youtube linki: youtube.com/channel/UC8If-jF6yy...
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
5
Melisa lc
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü'ü inceledi.
160 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Doğu cephesinde yaşadıklarını, Ermenilerin bize ettiği ihanetleri, bazı askerlerin köylülerin kapısına gidip ekmek yalvarmasına rağmen köylülerin onları kovduğunu, Ermenilerin gözleri önlerinde kaçıp düşmana katıldıklarını, vede arkadaşlarının acı içinde nasıl vefat ettiklerini tane tane anlatıyor. Nasıl uyuyor, ne yiyorlar, saat kaçta uyanıyorlar herşey bir bir anlatılmış. Hemde birinci ağızdan. Anlaşılır bir dil ile. Okurken böyle içinize dokunacak bazı sözler oluyor. Durup düşünüyorsunuz. Rahatlığınızdan utandığınız anlar oluyor. Mutlaka kitabı okumalısınız. Cephedeki durumu en iyi şekilde aktarmış herşeyi günlüğüne yazmış. Hani ders kitaplarında anlatılanlar gibi değil bilmediğimiz birçok şeyide. Korkudan firar eden askerleri, boş köylerden erzak alan askerlerin azarlanmasını. Birçok şeyi. Yazdığı için bile okunmaya değer bir kitap. O kadar şeyin savaşın içinde cephede bizim için bir günlük hatıra yazıyorsa kesinlikle okumalıyız. Bizim için çünkü. Zar zor yazmış... Günlük tabiki okunaklı şekilde günümüz Türkçesine uygun. Okumakta zorluk çəkməyəcəksiniz... Harika
Bir Onbaşının Doğu Cephesi Günlüğü
OKUYACAKLARIMA EKLE
29