Altan Kar

Altan Kar

Yazar
7.5/10
2 Kişi
·
5
Okunma
·
0
Beğeni
·
468
Gösterim
Adı:
Altan Kar
Tam adı:
Yard. Doç. Dr. Altan Kar
Unvan:
Öğretim üyesi, yazar
1988 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul'un Mahalle Muhtarlarının Sosyokültürel Yapılarını konu alan bir mezuneyite tezi hazırladı. "Kadının Aile İçindeki Karar Süreçlerine Etkisi" başlıklı yüksek lisans tezini ise, Mimar Sinan Üniversetise Sosyoloji Bölümü'nde 2002 yılında tamamladı. Aynı bölümde doktora derecesini, "Sembolik Kültürel İlişkiler ve Armağan Örneği" başlıklı bir tez yazarak aldı. Küreselleşme, popüler kültür, tüketim davranışları ve iletişim teknolojileri konularında ulusal ve uluslararası yayınları vardır. Halen Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta, kültürel farklılıklar ve davranış biçimleri alanlarına yönelik dersler vermektedir.
Bronzlaşma, spor, moda ve temizlikten makyaja kadar bütün uğraşlar
"özgürleşme" söylemi altında sözde, "bedenin yeniden keşfi" adına
yapılır. Hatta özgürleşen tek itki satın alma itkisiymiş gibi görünür (Baudrillard, Tüketim Toplumu, s. 160-163)
Ötekine öteki olarak saygı duyulması, evrensel bir ahlaktan bir farklılıklar etiğine geçişin de anahtarı olabilecek bir farklılıktır.
Doğada uzun yürüyüşler ve hiçbir şey düşünmemek, insanın yaşadığı sıkıntıların panzehiri olarak sunulur: Hiçbir şey yapamadığında kendini doğaya bırakmak, bir tür katarsis gibi sunulur.
Görüştüğümüz çocuklar kendilerini kasten yaralamanın yatıştırıcı, rahatlatıcı etkisi olduğunu belirtmişlerdir. Hislerini açıklarken gerçeği değil, varsaydıkları duyguyu yansıtıyorlar. Zarar veren davranışın etkisi kısa süreli olduğundan, yinelenerek sürdürülmektedir.Miller buna "trauma reenactment syndrome (TRS)" diyor. Böylece öfke yeniden canlandırılarak harekete geçiriliyor.
"Erkekler davrandıkları gibi, kadınlarsa göründükleri gibidirler. Erkekler kadınları seyrederler, kadınlarsa seyredilişlerini seyrederler. Böylece kadın kendisini bir nesneye, özellikle görsel bir nesneye, seyirlik bir şeye dönüştürmüş olur." (Berger, 47)
Kalıplaşmış yargıların ilişkilerdeki beklentileri belirlediğini; kadınların "anaç ve duygusal" olmalarının, bu tanıma uymayan kadınların başka bir cinsmişcesine değerlendirilmesine yol açtığı bilinmektedir. "Erkek Fatma" deyimi erkeksiliği çağrıştırmaktadır. "Hanım kız" olarak büyütülen kız çocukların hayatın içinde bu özellikleri nedeniyle her zaman koruma altında olmalarının, kollanmalarının "gerekliliğinin" kadın hayatları açısından maliyetleri çok tartışılmamaktadır. Koruma hizmetinin bedeli çoğu zaman bağımlılık ve değersizliktir. Küçük yaştan itibaren kadınların bu ve benzeri kalıplara uygun biçimlenmeleri onları çekingen, tutuk, güvensiz, atılganlıktan uzak bir biçimde davranmaya ve tutum almaya itmektedir.
Freud'a göre, "güzellik sevgisi, amacı ketlenmiş itkinin mükemmel bir örneğidir". Böylece Freud, güzelliğin fantazmatik boyutunu vurgulamış olur. Bu, içgüdü (instinkt) nesnesinden "dürtü" (trieb) nesnesine, ihtiyacın zamanında doyuma ulaştırılması olasılığından arzunun yerine getirilmesinin imkansızlığına döndüğü boyuttur; bu daima yasağı ve
kaybı davet eden arzunun, savunma süreçleri ve semptomların üretiminde ifade edildiği boyuttur. Kadının arkasında her zaman, kadının güzelliğine ilişkin sorunun yöneltilmesi gereken bir imge vardır:
" .......... kadar güzel!" Bu nedenle arzu, resmedilmiş kusursuzluğa
ulaşmaya çalışır (Pacteau, Güzellik Semptomu, s. 22-40).
Kendine zarar verenlerin yaşam öykülerinde aile içinde ve dış çevrede cinsel sömürü ve şiddete maruz bırakılma durumu var. Kendi kendine şiddet uygulama davranışını tetikleyen, şiddet ve sömürü olaylarıdır. Sömürü ve şiddet ister fiziksel ister cinsel olsun aynı zamanda duygusal sömürü ve şiddeti de içerir. İşte, bu çocuklar yaşantıladıkları kötülüklerin neden olduğu duygusal travma sonucu duydukları şiddeti asıl hedef olması gereken sömürene yönlendirme beceri ve güçleri olmadığından bunun acısını kendilerinden çıkarmaktadırlar. Bir tür duygularını düzenlemek adına kendilerini incitmekte, yaralamakta, öfkelerini kendi kendilerine yöneltmekte ve böylece dışa vurmaktadırlar.
Görünüşünü daha çok başkalarının bakışlarına göre
dışsal bir beğeni ölçüsünden değerlendiren kadın, popüler sistemin yeni narsistik kuşatmasıyla, "kendi kendisini sevme"ye ya da içe doğru
evrilmiş bir güzellik eğilimine yönlendirilmektedir.
Kadın bedeni üzerinde geliştirilen ve adına estetik denen ve hiç estetik olmayan bir çılgınlığın tarihini ele alıyor kitaptaki denemeler.

Psikanalitik çözümlemelerden, Hayao Miyazaki sinemasında kadın bedeninin ve doğanın özgürleşmesine kadar çok iyi analizler var.

Kapitalist dünya sadece ruhlarımızı değil bedenlerimizi de aynı şekilde kontrol altında tutuyor hemde matematiksel ölçülerle.

İnsana bakışımızı şekillendiriyor. Kendimize bakışımızı köreltiyor. Soluğu estetik müdahalelerde alıyoruz. Kimi zaman bu estetik müdahaleler güzel olacağız derken bizi mahvediyor.

Kapitalizm uysal bedenler (Foucault) istiyor.

Özgürleşmiş bir beden ancak bize dayatılan ve bir karaborsa haline gelen arzu politikalarından kurtulmakla mümkün. Estetik cerrahi ve kadın bedeninin erotize edilerek bir sex objesi olarak sunumu bu arzu politikalarının bir parçası.

Kadın bedenini keserek, kırparak, biçerek ve onu sonu gelmez bir güzellik doyumsuzluğunun peşinde bir felaketin hatta kimi zaman intiharların ölümlerim pençesine sürükleyen bir piyasa mevcut.

Bedeniyle barışık yaşayan bireyler olmak zor değil oysa. Bunu başarmak dileğiyle. İyi okumalar :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Altan Kar
Tam adı:
Yard. Doç. Dr. Altan Kar
Unvan:
Öğretim üyesi, yazar
1988 yılında İstanbul Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Sosyal Antropoloji Bölümü'nden mezun oldu. İstanbul'un Mahalle Muhtarlarının Sosyokültürel Yapılarını konu alan bir mezuneyite tezi hazırladı. "Kadının Aile İçindeki Karar Süreçlerine Etkisi" başlıklı yüksek lisans tezini ise, Mimar Sinan Üniversetise Sosyoloji Bölümü'nde 2002 yılında tamamladı. Aynı bölümde doktora derecesini, "Sembolik Kültürel İlişkiler ve Armağan Örneği" başlıklı bir tez yazarak aldı. Küreselleşme, popüler kültür, tüketim davranışları ve iletişim teknolojileri konularında ulusal ve uluslararası yayınları vardır. Halen Yeditepe Üniversitesi'nde öğretim üyesi olarak görev yapmakta, kültürel farklılıklar ve davranış biçimleri alanlarına yönelik dersler vermektedir.

Yazar istatistikleri

  • 5 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 14 okur okuyacak.