Altyazı Dergisi

Altyazı Dergisi

Dergi
7.9/10
18 Kişi
·
119
Okunma
·
38
Beğeni
·
423
Gösterim
Adı:
Altyazı Dergisi
Doğum:
Ekim 2001
Altyazı, ilk kez Ekim 2001'de Türkiye'de yayımlanmaya başlayan aylık sinema dergisidir[1]. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan bir grup arkadaş tarafından 2001 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. İlk çıktığı dönemde fotoğraf sanatı dergisi Geniş Açı'nın desteklediği dergi 2003 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi bünyesine dahil olmuştur.

Format
2001 yılının Ekim ayından itibaren her ay düzenli olarak yayımlanan dergi film eleştirisine ve analizine önem veren bir anlayış benimsemiştir. Bir yandan vizyona giren filmlerle ilgili yorum odaklı yazılar yayımlanırken, diğer taraftan kısa film, belgesel ve deneysel sinema gibi anaakım medyada çok yer almayan bölümlere de yer verilmektedir.
Benim anlamadığımı mı sanıyorsun? Var olmak denilen o umutsuz düşü… Olur gibi görünmek değil, var olmak. Her an bilinçli, tetikte… Aynı zamanda başkalarının huzurundaki varlığınla kendi içindeki varlık arasındaki o yarılma… Baş dönmesi ve gerçek yüzünün açığa çıkarılması için o bitimsiz açlık… Ele geçirilmek, eksiltilmek ve hatta belki de yok edilmek… Her kelime yalan… Her jest sahte… Her gülümseme yalnızca bir yüz hareketi… İntihar etmek? Hayır. Fazlasıyla iğrenç… İnsan yapamaz ama hareketsiz kalabilir, susabilir. Hiç değilse o zaman yalan söylemez. Perdelerini indirip, içine dönebilir. O zaman rol yapmaya gerek kalmaz, bir kaç farklı yüz taşımaya ya da sahte jestlere. Böyle olduğuna inanır insan. Ama gördüğün gibi gerçeklik bizimle dalga geçer. Sığınağın yeterince sağlam değil. Her tarafından yaşam parçaları sızıyor ve tepki vermeye zorlanıyorsun. Kimse gerçek mi yoksa sahte mi diye sorgulamıyor. Kimse sen gerçek misin yoksa yalan mısın demiyor. Bu sorunun yalnızca tiyatroda bir önemi olabilir. Belki orada bile değil. Seni anlıyorum Elisabeth, susmanı anlıyorum. Hareket etmemeni anlıyorum. İsteksizliğini fantastik bir sisteme bağlamışsın. Anlıyor ve hayranlık duyuyorum. Bitene kadar bu oyunu oynamalısın. Ancak o zaman bırakabilirsin. Tıpkı diğer rollerini bıraktığın gibi bunu da yavaş yavaş bırakırsın.
Aslında o kadar önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki?
Bunu temel bir aydınlama hali olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı? İnanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir. Ve güzelliğe, aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekir. Yani her güzelliğin sonunda bir kopuş, ayrılık pusuda bekler. Madem öyle, başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?"
“Ben evim, odam, kitaplarım neredeyse kendimi oralı hissederim; başka bir yere de ihtiyaç duymam. Ya bu insanın kendine bir dünya yaratabilme, kendini oyalayabilme yeteneği ile ilgili bir şey. Sıkılmak ne demekmiş ya? Sıkılmak için hiçbir zaman bir saniye vaktim olmadı benim. Ayrıca sıkılmak denen duygunun son derece lüks bir duygu olduğunu düşünüyorum bugünkü şartlar altında.”

Nuri Bilge Ceylan / Kış Uykusu
+ İyi miydi araları? İyi geçinirler miydi yani ?
- Ha evet tabii. Tabii gayet iyi.. Neden ?
+ Bilmem öylesine sordum.
- Ufak tefek sorunları varmış gerçi ama yani her ailede olabilecek türden şeyler. Sadece bir gün kocasını başka bir kadınla yakalamış ama olayı büyütmemişler ; hemen affetmiş kadın.
+ KADINLAR BÖYLE ŞEYLERİ KOLAY KOLAY AFFETMEZLER SAVCI BEY.

Bir Zamanlar Anadolu’da
Nuri Bilge Ceylan
Aynı anda duyulan bir tür yaş ve Noel sabahı heyecanı... Bence ne kaybettiğimizi bilmemiz mümkün değil. Sürekli bir şeyler kaybediyoruz, ve kaybederken sıklıkla, ne olduklarını bile unutuyoruz.
“Keşke benim de kendimi kandırma eşiğim, seninki kadar düşük olabilseydi. O zaman ben de kolaylıkla yapmaya değer şeyler bulup, bu can sıkıntısından kurtulabilirim belki.”
Aslında o kadar da önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki hemen?Bunu temel bir aydınlanma anı olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı ?İnanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir ve güzelliğe ve aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak ,hazır olmak gerekir.Yani her güzelliğin sonunda bir kopuş,bir ayrılık pusuda bekler.Madem öyle, o zaman başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara,bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?
“Aslında o kadar önemli biri olmadığımız ortaya çıktığında neden üzülüyoruz ki? Bunu temel bir aydınlama hali olarak ele alabilsek daha iyi olmaz mı? İnanmak dediğimiz şey sonuçta insanın içinde başlattığı bir eylemdir. Ve güzelliğe, aşka inanmak kadar ayrılığa da inanmak, hazır olmak gerekir. Yani her güzelliğin sonunda bir kopuş, ayrılık pusuda bekler. Madem öyle, başımıza gelen bu gibi tatsızlıklara bizi kendi bilinmeyenlerimizle yüzleştiren hayırlı felaketler gözüyle bakmamız gerekmez mi?” (Ahlat Ağacı)
Meşrebi Kalender
Meşrebi Kalender Altyazı'nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü - 150. Özel Sayı'ı inceledi.
256 syf.
·6 günde·7/10 puan
Adı korkutmasın kimseyi. Öyle Redhouse gibi kamera şudur senaryo budur diye soğuk soğuk anlatan bir İngiliz mürebbiyesi değil; Adile Naşit’in kıkırdamasını duyacağınız kadar sıcak, sinema ile beraber nefes alan çook özel terimler bulunduran, 102 yazarın oluşturduğu samimi bir çalışma karşınızdaki.

“Nereden bileyim sevindiğini, hadi bir takla at da göreyim” anlayışına sahipler için 252 terimden bir çırpıda akla gelenleri örnek vermek gerekirse: Deli Yusuf’un Arabası, Dilber Ay’ın Tekmesi, O Biçim Sinemalar, Tamba Tumba Esmer Bomba , Mektupla Artistlik Okulu ve (en bombası tabi ki) Tarkan’ın Diz Üstü eteği…

Sinefil olacak kadar sinema tutkunu veya Ofsayt Osman “Bu da mı gol değil Hakim Bey” dediğinde “gooool” diye bağıracak kadar güzel bir abimiz/ablamız olmanıza da gerek yok. Sadece, Ekranda Danyal Topatan, Nubar Terziyan veya Hüseyin Baradan’ı gördüğünüzde hemen zaplamıyor ve yüzünüzde oluşan hafif gülümsemeyle birkaç dakika da olsa kumandayı bırakabiliyorsanız , bu kitabın aradığı okuyucu sizsiniz.

[ İdda ediyorum kitap boyunca iki filmin subliminal reklamı yapılmış. Aşırı şekilde, Gurbet Kuşları (1964) ve Vesikalı Yarim ( 1968) filmlerini seyretme isteği var içimde. Bakalım size ne olacak…]
Nuri Bilge CEYLAN filmi öneriyorum bu defa. "Ahlat Ağacı" Taşrada bir öğretmenin yazar olma serüvenini temel alarak işlemiş filmi. Anafikir çatısında politik, teolojik, ekonomik, sosyolojik sorgulamalara yer vermiş filmde. Bu sorgulama işini o kadar yaymış ki bir an "Nuri Bilge içine attığı konuların hepsini kusacak galiba" dedim. Sorgulamalarla beraber bir takım inanışlara da yer vermiş hikaye altından ince ince... bir insan beğenmese bile ailesinin kaderini yaşar mı ya da ailenin kaderi bireyin kaderine sirayet eder mi ? Filmde benim özellikle beğendigim konuya geleyim; son zamanlarda yazar, sanatçı tayfasının kendine uyguladıkları sansürle -ya da dönemin atmosferinin zorunda kıldığı otosansür diyelim ki bence acı hep vardı ama cesur insanlar hep yok-olayı sadece kültür ticatetine bağladılar. Ne demek istiyorum açayım: eski romanları okuyup filmleri izlediginiz zaman dönem hakkinda bir çok konuda bilgi ve duygu sahibi olabiliyorsunuz. Bu insanlar ne sıkıntılar çekmiş neler gündemine oturmuş neyi sevmişler ne kadarına ulaşmışlar canlarını ne yakmiş gibi gibi. Son dönemlerde konformist kafaların köhne tarzından sitemlenirken Nuri Bilge'nin filmi iyi geldi. Neyse kalp atışını arada duymak yaşama dair umut veriyor. benim söyleyeceklerim bu kadar gerisi takdirinize kalmış. Hoşça bakın zatınıza
Hüseyin T.
Hüseyin T. Altyazı'nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü - 150. Özel Sayı'ı inceledi.
256 syf.
·46 günde·Beğendi·9/10 puan
Boğaziçi Üniversitesi bünyesinde çıkarılan "Altyazı" sinema dergisinin, 150. sayısını efsanevi bir şekilde somutlaştıran bir sözlük olmuş "Altyazı'nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü"

Türk sinemasına dair bilhassa spesifik ve bilinmeyen, daha önce hiç duyulmamış ya da hep gördüğümüz ama hiç bakmadığımız noktaları farklı farklı yazarların perspektifinden öğrenme şansına erişiyoruz kitap sayesinde.

Türk sinemasına dair kavramlardan, yöntemlerden, anekdotlardan tutun da sesçisinden kurgucusuna, oyuncusundan yönetmenine; filminden reklamına, kitabından dergisine, sinema salonundan festivaline kadar çok geniş bir yelpazede bilgi sahibi olmak mümkün.
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı'nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü - 150. Özel Sayı'ı inceledi.
256 syf.
·Puan vermedi
Altyazı'nın Gayri Resmi ve Resimli Türkiye Sinema Sözlüğü - 150. Özel Sayı'ısına ozel sözlük sinema tarıhımızi göz önüne alırsak sözlüğün içinde her şeyden var...
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 165'ı inceledi.
94 syf.
·Puan vermedi
Altyazı aylık sinema dergisi ekim 2016 yılı sayısı gene dopdoluydu neler vardı neler vizyondaki filmlerden ,gelecek programına film eleştirmelerden sinema haberlerine yok yok
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 168'ı inceledi.
96 syf.
·Puan vermedi
altyazı dergisinin ocak sayısında 2016 yılının en iyi filmlerini derledi dergide ayrıca film yorumları ve roportajlar da cabası ... sinema sevenlere bu dergiyi öneriyorum
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 164'ı inceledi.
96 syf.
·Puan vermedi
Altyazı aylık sinema dergisi eylül 2016 yılı sayısında Dosya: Abbas Kiarostami hakkında her şey ve ayrıca vizyondaki filmler ,film incelemeleri ve geriye kalan her şey bu dergide
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 169'ı inceledi.
96 syf.
·Puan vermedi
altyazı dergisinin şubat sayısında yok yok sinema dünyasına yönelik her şey var....film incelemerinden tut dosyaya dosyadan tut vizyona girecek filmler röpörtajlar her şey var
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 170'ı inceledi.
96 syf.
·Puan vermedi
altyazı dergisi boğazıçi üniversitesi mithat alan kültür merkezi tarafından çıkarılmıştır sinemaya dair her şey vardır.sine dosyası film yorumları,röpörtajlar
hediye olarak da film afişleri veriyorlar
Şiirkolik
Şiirkolik Altyazı Aylık Sinema Dergisi - Sayı 166'ı inceledi.
96 syf.
·Puan vermedi
altyazı dergisinin kasım 2016 sayısında ekim 2016 yılında ölen “Sinema Tarihinin ve Öte Âlemlerin Gezgini” Giovanni Scognamillo’yu, dünyaca ünlü çizer Yıldıray Çınar’ın Altyazı için çizdiği bir Giovanni portresini kapağına taşıdı

Yazarın biyografisi

Adı:
Altyazı Dergisi
Doğum:
Ekim 2001
Altyazı, ilk kez Ekim 2001'de Türkiye'de yayımlanmaya başlayan aylık sinema dergisidir[1]. Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerinden oluşan bir grup arkadaş tarafından 2001 yılında çıkarılmaya başlanmıştır. İlk çıktığı dönemde fotoğraf sanatı dergisi Geniş Açı'nın desteklediği dergi 2003 yılından itibaren Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi bünyesine dahil olmuştur.

Format
2001 yılının Ekim ayından itibaren her ay düzenli olarak yayımlanan dergi film eleştirisine ve analizine önem veren bir anlayış benimsemiştir. Bir yandan vizyona giren filmlerle ilgili yorum odaklı yazılar yayımlanırken, diğer taraftan kısa film, belgesel ve deneysel sinema gibi anaakım medyada çok yer almayan bölümlere de yer verilmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 38 okur beğendi.
  • 119 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 173 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.