Anıl Can Uğuz

Anıl Can Uğuz

Yazar
7.4/10
7 Kişi
·
21
Okunma
·
1
Beğeni
·
176
Gösterim
Adı:
Anıl Can Uğuz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 6 Mayıs 1993
Üniversiteye giriş sınavlarında Türkiye 264.sü oldu. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği’nden mezun oldu. Beş yıldır kısa film yazmakta ve çekmektedir. Ayrıca Varlık, Yasakmeyve, Şiirden, Lacivert, Şiiri Özlüyorum, Gard gibi ulusal dergilerde şiirleri yayımlandı. İncire Ağıt isimli şiir dosyası Ali Rıza Erten ve Arkadaş Zekai Özger şiir yarışmasında başarı ödülüne layık görüldü. Portakal Çiçeği Edebiyat Ödülleri, Ali Rıza Erten Şiir Ödülü, Mihri Hatun Şiir Yarışması, Her Hastalık Bir Hikayedir Öykü Ödülü, Mübadele Öyküleri Yarışması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Farkında Mısınız Kısa Film Yarışması, Yeditepe Üniversitesi Yaratıcı Öykü ve Şiir Yarışması, Almanya Büyükelçiliği Sığınmacı Konulu Kısa Film Yarışması, Marmaris Kısa Film Festivali, Antakya Film Festivali, Altkitap öykü ödülü, TDK Dilimiz Kimliğimizdir Kısa Film Yarışması, Çalışma Bakanlığı Sosyal Diyalog Kısa Film Yarışması gibi organizasyonlarda dereceler elde etti. Şiirleri İngilizce ve Norveççeye çevrildi. “Kalbimde Çivilerle Uyumuş Gibiyim “adlı ilk romanı Dex yayınlarından yayımlandı.
Yaptığınız en iğrenç şeyi bilen biri olsa ne olurdu? Gelse ve ben senin her şeyini biliyorum dese. İçinin her köşesini didik didik biliyorum. Ne yapardınız? Çoğunuz onu öldürmeye kalkardı. Ama her şeyinizi, içinizin her köşesini didik didik bilen biri var. O, sizsiniz..
Her akıllı insan gibi ben de hayatın anlamının ne olursa olsun mutluluk olduğunu biliyordum aslında ama sadece aptalların mutlu olabildiğini gördüğüm için de mutlu olursam aptal durumuna düşeceğimden korkuyor ama bir yandan da yalnızca aptal durumuna düşersem mutlu olabileceğimi seziyordum.
Batı'da aşk biyolojiktir, erotiktir. Aşkın amacı kainat filan değil;
orgazm anındaki küçük ölüme ulaşmaktır. Bu yüzden aşk hem intihar hem cinayettir. Evlilik de aşkın sosyal uzamında dayatılan bir koşuldur. Bir uygarlık illetidir Ama Batı'da aşk sıradan bir şeydir deyip geçemeyiz tabii. Sadece farklı algılanır. Platon, aşkı bir erdem olarak görür ve yöneticilerin âşık olması gerektiğini söyler.Aşk tanrıyla kıyaslandığında hep basit ve çirkin kalır Batılılarda. Özel bir yanı da vardır ama. Mesela Batı'da
asil kandan olmayan kimse kral ile aşk yaşayamaz.Ama Osmanlı'da çingene kızlar bile gözde olmuşlardır.Batılılar sevdiği insanla evlenir; Doğulular evlendiği insanı sever çünkü. Batı'da aşk sınıfsal bir mücadeledir.Yani sosyolojiktir. Doğu'da ise psikolojik. Güzellik algısı Batı'da nesneldir. Baş kahraman herkesin beğendiğine
âşık olur. Doğu'daki gibi çirkin bir Leyla'ya âşık olunan bir hikâyeye rastlayamazsın Batı'da. Zaten Doğu'da aşk Leyla'da başlar Tanrı'da biter; Batı'da ise Leyla’da başlayıp Leyla'da. Doğu'da âşık olan Tanrı'ya yaklaşırken;Batı'da Tanrı'dan uzaklaşır."Batı'nın aşktan anladığı neyse sanki tüm dünyanında aşktan anladığı o olmuş o zaman."
"Kısmen doğru."
Anıl Can Uğuz
Sayfa 180 - Dex yayınları
...annemi öldüreceğim sabah da sabahın bir yerinden düşmüş gibi uyandım. Bu bir roman olsaydı "Annemi öldüreceğim gün sabah yedide uyandım" diye başlardı ve...
Şimdi soruyorum size, ey dipsiz cukurların ulu bekçileri! Hayal denilen imge, bir tek sizin katınızda mı gerçekliğe ulaşır? On yaşındaki bir çocuğun düşleri, büyüyünce mi gerçekleşir bir tek? Kaç düşümüzü düşürmemiz gerekir bu düşe düşmek için? Siz, suyun ve denizin antik yıkıntıları! Karşınızda birer birer yıkılırken kumdan kalelerim; ben yüreği camdan, aklı buluttan küçük bir gölgeydim.
Aşk, kavuşamamaktır, mutsuz olmaktır. Doğudaki tüm aşk hikayeleri imkansızlıklar üzerine kuruludur. Mutlu aşkın tarihi olmaz;hatırlananlar hep mutsuzdur. Aşık adam zaten mutsuz olmak ister
Anıl Can Uğuz
Sayfa 177 - DEX yayınları
192 syf.
·2 günde·10/10
Bir romanın ilk cümlesi okuru hikayeye bağlamak için çok önemlidir. Okuru peşinden sürükleyecek olan hikayenin temeli bana kalırsa daha romanın başında bu ilk cümlede atılır.

Yazarımız Anıl Can bunun farkında olacak ki romanına "Annemi öldüreceğim gün, sabah yedide uyandım." diye başlar. Ve okuyucu gerçekleşecek olan olayın nedenlerini sorgulamak için romanın içindedir.
Z kuşağı diye isimlendirilen doksanlar kuşağının bir parçası olan Mahir'in bir gününü anlatan öykümüz aynı zamanda kitaptaki yan karakterlerin öykülerinin de dahil olmasıyla bir şölene dönüşür, bir kötürüm hayatlar şölenine...

Yazar adeta Z kuşağının yüzüne, bakın siz orada bir yerde büyürken böyle hayatlar da yaşandı diyerek bir fiske vurur. -Çünkü bazı çocukların sokak ortasında gözlerinin dolması için ağzına bir Sulugöz atmaya ihtiyacı yoktur.- 90'lar da çocuk olmak romantizmini ekşimtrak bir tatla önümüze süren yazar gözlem gücünü de kullanarak bizi çoktan terk ettiğimiz ya da buna meylettiğimiz uzak taşramıza bir anlığına geri götürür ve bunu yaparken öyle ustaca davranır ki evet dersiniz yarısı yanmış yüzüyle Mahir Küçük bir köşe başında durup tüm kainatı izlemiş ve anlamış. Belki onunla karşılaşmış ve görmezden gelmişiz....

Toparlamamız gerekirse; Mahir Küçük insanların arasında yürüyüp giden freak (ucube) bir karakter olmasına rağmen Anıl'a anlattığı özyaşam öyküsü ya da kafasında kurduğu öyküler ile esas ucubeliğin akıp giden yaşamın içindeki acıları, sevinçleri, ızdırapları görmeyen insanlar olduğunu vurguluyor.

Türk Edebiyatı müthiş bir anti-kahraman olan Mahir Küçük ve iyi bir romancı olan Anıl Can Uğuz'u kazandığı için çok şanslıyız.
192 syf.
·5/10
Anıl Can Uguz 'u tavsiye üzerine okudum. Şimdiye kadar okuyup eleştirdiğim onca ergen yazardan çok daha ileride olduğu söyleniyordu. Evet kesinlikle ergen genç kızlarımızın ilerisinde bir çocuk olduğu belirgin. Fakat bir edebiyatçı olabilmesi için çok uzun süre daha çalışması gerekiyor. kitabın en sıkıntılı noktası, yazarın kelime dağarcığının çok zayıf olması. O kadar fazla kelime tekrarı var ki gerçekten 10 üzerinden 5 vermemin temel sebebi bu diyebilirim. Aynı kelimeleri tekrar tekrar kullanıyor bu da aslında yazarın yeteneklerinin kısıtlı olduğunu gösteriyor. taklalı cümleler yok, sürpriz bir anlatım şekli yok. kitap bir yeraltı edebiyatı örneği gibi ama sadece gibi... bir de ödül almış bu arkadaş. demek ki söz konusu yarışmada ya sağlam torpil dönmüş ya da rakipler çok zayıfmış. ben vasat buldum. Sıkı çalışırsa belki geliştirebilir kendisini ama mevcut haliyle "çocuk bir şeyler yazmış işte." dedirtmekten öteye geçemedi benim için.
232 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Kitapla ve yazarla yayınevinin yılbaşı çekilişini kazanarak tanıştım. Bu nedenle yeni yıla güzel bir başlangıç yapmama neden oldukları için teşekkür ederim. Yazarın ilk okuduğum kitabı. Farklı bir yazım tekniği var. Masallar üzerinden yaşanılan olaylarla bağ kurularak kurgu oluşturulması okunmayı ilginç ve akıcı kılmış. İstanbul'da yaşayan 2 kardeşten Can'ın nedensiz yere kaybolmasını ve ailesinin onu arama sürecini anlatıyor. Ancak belirtmeliyim ki kesinlikle polisiye bir kitap değil. Daha çok masalsı, -ki kayıp olunan her gün kurgulanmış bir masal ile ilişkilendirilmiş - felsefi ve psikolojik bir kitap denilebilir. Yazar ilgi ile okuturken okuyucuya sürekli Can nerede diye soruyor. Bende yazarla birlikte Kadıköy sokaklarında Can'ı arasam da nerede olduğundan çok neden gittiğini sorguladım. Ancak kitabın sonunda maalesef cevabımı bulamadım. Bana bu arayış daha çok abinin kendi içine yolculuğu gibi geldi. Farklı tarzlar okumak isteyen , felsefi kitaplar okumaktan hoşlananlara tavsiye ederim.
192 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Ah Mahir Küçük sen nasıl bir karaktersin. Kitabın başındaki o cümle " Annemi öldüreceğim gün sabah 7'de uyandım." nasıl merak uyandırdı bende. Küçücük bedeninde büyük acılar besleyen yarısı yanık yüzüyle hep yok sayılan bir çocuk olmuş Mahir. Kitapta bazı yerleri yazarımız ve Mahir anlatırken, bazı yerleri annesi, babası ve arkadaşları anlatıyor. Tabi bunların ne kadarı gerçek ne kadarı kurgu bilemiyoruz ama üç acıtan bir hikayesi var. Anlatım tarzı çok farklı geldi bana. Yazarımızın ilk kitabı olmasına rağmen ben sevdim.
192 syf.
·5 günde·4/10
Açıkçası Mahir küçük,unutulmaz bir roman kahramanı olmadı gözümde. Kitabın içinde geçen sürekli ;ben, ben Mahir ifadeleri beni sıktı. Kısa bir hikayeyi ne kadar uzatabilirim tadında bir roman okuduğumu hissettim. Kapağı, arka yazısı, adı ;hoş, farklı, dikkat çekici ama içeriği için pek aynı şeyi söyleyemeyeceğim....

Yazarın biyografisi

Adı:
Anıl Can Uğuz
Unvan:
Yazar
Doğum:
İzmir, 6 Mayıs 1993
Üniversiteye giriş sınavlarında Türkiye 264.sü oldu. Yeditepe Üniversitesi Türk Dili ve Edebiyatı Öğretmenliği’nden mezun oldu. Beş yıldır kısa film yazmakta ve çekmektedir. Ayrıca Varlık, Yasakmeyve, Şiirden, Lacivert, Şiiri Özlüyorum, Gard gibi ulusal dergilerde şiirleri yayımlandı. İncire Ağıt isimli şiir dosyası Ali Rıza Erten ve Arkadaş Zekai Özger şiir yarışmasında başarı ödülüne layık görüldü. Portakal Çiçeği Edebiyat Ödülleri, Ali Rıza Erten Şiir Ödülü, Mihri Hatun Şiir Yarışması, Her Hastalık Bir Hikayedir Öykü Ödülü, Mübadele Öyküleri Yarışması, Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Farkında Mısınız Kısa Film Yarışması, Yeditepe Üniversitesi Yaratıcı Öykü ve Şiir Yarışması, Almanya Büyükelçiliği Sığınmacı Konulu Kısa Film Yarışması, Marmaris Kısa Film Festivali, Antakya Film Festivali, Altkitap öykü ödülü, TDK Dilimiz Kimliğimizdir Kısa Film Yarışması, Çalışma Bakanlığı Sosyal Diyalog Kısa Film Yarışması gibi organizasyonlarda dereceler elde etti. Şiirleri İngilizce ve Norveççeye çevrildi. “Kalbimde Çivilerle Uyumuş Gibiyim “adlı ilk romanı Dex yayınlarından yayımlandı.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 21 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 10 okur okuyacak.