Anna Politkovskaya

Anna Politkovskaya

Yazar
2.0/10
1 Kişi
·
3
Okunma
·
1
Beğeni
·
78
Gösterim
Adı:
Anna Politkovskaya
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
New York, New York, ABD, 30 Ağustos 1958
Ölüm:
Moskova, Rusya, 7 Ekim 2006
Anna Stepanovna Politkovskaya; Rus gazeteci ve yazar. Putin'in Çeçenlere karşı yürüttüğü savaşa karşı olması ve bu savaşı Kirli Savaş olarak nitelendirmesi ve aynı adlı bir kitap yayımlaması ile ünlüdür.
Bugün Rusya'da yaşanmakta olanları anlayabilmek için, birileri­nin emriyle teşhis koyan siyasi psikiyatrinin sadece dirildiğini değil, aynı zamanda bu sistemin nasıl işlediğini de görmemiz gerekir.
En ünlü Federal dava, Rus Savunma Bakanlığının 160. Tank Alayının komutanı olan Albay Budanovun davasıydı. Budanov, Putinin Devlet Başkanı seçildiği gün olan 26 Mart 2000 tarihinde, anne ve babasıyla, eteklerinde Budanovun alayının geçici olarak konuşlanmış olduğu Tangi-Çu köyünde yaşayan, on sekiz yaşında bir Çeçen kızı olan Elza Kungayevayı kaçırdı, ona tecavüz etti ve sonra da onu öldürdü . [Elza Kungayeva (1982 - 27 Mart 2000), İkinci Çeçen Savaşı sırasında Rusya Kara Kuvvetleri'ne mensup Yuri Budanov adlı bir albay tarafından kaçırılan, dövülen ve öldürülen Çeçen genç kadın. Heda Kungayeva olarak da bilinirdi 11 Haziran 2011 tarihli haberde Budanov, bir noter binasından çıkarken açılan ateş sonucu öldü. Başına dört mermi isabet eden Budanov olay yerinde can verdi.. 6 Ağu 2018 tarihli bir haber — Bir Çeçen kızını tecavüz ederek öldüren Rus Albay Yuri Budanov'u öldürmekten tutuklu bulunan Yusuf Temirkhanov, cezaevinde hayatını kaybetti] En ünlü Çeçen davası ise, Salman Raduyevin davasıdır. Raduyev, Birinci Çeçen Savaşından bu yana komuta ettiği Dudayevin Ordusu adı verilen güçlerle terörist saldırılar düzenlemiş, tanınmış bir Çeçen saha komutanı, bir tuğgeneraldi. Raduyev 2001 yılında yakalandı, ömür boyu hapse mahkum edildi ve Yüksek Güvenlikli Solikamsk Hapishanesinde esrarengiz bir biçimde öldü. Solikamsk, Urallarda bulunan Perm Bölgesinde yer alan, içinde tuz madenlerinin bulunduğu kötü bir üne sahip bir hapishane şehridir. Solikamsk, Çarlık zamanından bu yana sürgün yeri olarak kullanıldı. Solikamsk, Rusya'nın Kaluga Oblastı'nda bulunan bir şehirdir. Şehir aynı zamanda Solikamsk rayonunun merkezidir. Şehrin nüfusu 2010 yılı itibarı ile 97,384'tür. Adını tuz ve Kama Nehri'nden almaktadır. Solikamsk, büyük bir sanayi kenti olup tuz üretimi ile bilinmektedir. Raduyev, Çeçenistanın Rusyadan bağımsızlığını kazanabilmesi için savaşanların bir sembolüydü. Onunkine benzeyen pek çok dava görüldü; bir kural olarak bu davalar, halkın konuyla ilgili bilgilenmesini önleyebilmek amacıyla kapalı kapılar ardında görüldüler. Bu uygulamaya neden gerek görüldüğünün anlaşılması genellikle çok güçtür. Zaman zaman, büyük güçlükle ve gizlilik içinde, Çeçen savaşçılara karşı açılmış davaların mahkeme kayıtlarıına erişmek mümkün olabiliyor. Bu davalarda sanıklar, kanıtların toplanması ve değerlendirilmesi için zaman kaybedilmeksizin suçlu bulundular. Bundan dolayı, ister Federal olsun ister Çeçen, savaş suçu işlemiş olmakla suçlananların oluşturduğu ilk kategoride yer alanların hiçbiri adil biçimde yargılanmadı. Mahkumiyet kararı verildikten sonra Çeçen savaşçılar, uzun süre sağ kalamayacakları ücra çalışma kamplarına ve hapishanelere gönderildiler. Kamuoyu araştırmalarına göre, hükümeti ve Devlet Başkanının Çeçenistanda yürüttüğü savaşı destekleyenler bile, Çeçen savaşçıların yetkililerin verdikleri emirle ortadan kaldırdıklarına inanıyorlar. Rusyada hemen hiç kimse yargı sisteminin adil olduğuna inanmıyor. Hemen herkes yargının, devletin yürütme erkine tabi olduğunu biliyor. İkinci tür savaş suçluları, yanlış zamanda yanlış yerde bulunan, tarihin buldozerinin üzerlerinden geçtiği, savaşçı olmayan ancak birilerinin suçlanması gerektiğinde sadece Çeçen oldukları için suçlanmış insanlardan oluşuyor. İslam Hasuhanovun [Ислам Хасуханов] davası bunun tipik bir örneğidir. Bu davayla ilgili her şey, Stalinin 1937 yılında doruk noktasına ulaşmış olan temizliklerini hatırlatıyor. Tanık ifadeleri insanlar dövülerek alındı, sanıkların iradesini kırmak için işkence ve psikotropik ilaçlar kullanıldı. Kendilerini sadece FGBnin değil fakat Çeçenistanda cirit atan diğer bütün istihbarat örgütlerinin işkence tezgahlarında bulan Çeçenlerin çoğu bu cehennemi yoldan geçtiler. İnsanlar, suikast sonucunda öldürülene kadar Moskova yanlısı kukla Çeçen hükumetinin başında bulunan Ahmet-Hacı Kadirovun sadık adamları tarafından işkenceden geçirildiler; insanlara ordu komutanlarının odalarında, Ordu birliklerindeki çukurların içinde, polis karakollarındaki hücrelerde işkence edildi. Bu vahşice uygulamaların hepsi FGB tarafından koordine edildi ve yönetildi. Bunları yapanlar Putinin adamlarıdır, Putin tarafından destekleniyor ve Putinin politikalarını uyguluyorlar STALİN HEP BİZİMLE OLACAK DOSYA İslam Şeyh-Ahmedoviç Hasuhanov, 1954 yılında Kırgızistan'da doğdu. 1973 yılından itibaren Sovyet Ordusunda hizmet vermeye başladı. Kiev Yüksek Denizcilik Politik Kolejinden mezun oldu. 1978 yılından itibaren Baltık Filosunda ve 1989dan itibaren de Pasifik Filosunda hizmet verdi. 1991 yılında Moskovadaki Lenin Politik Askeri Akademisinden mezun oldu . Hasunhanov, askeri bir akademiden mezun olmuş bir denizaltı subayı olarak, Rus Donanmasının seçkin kesiminin bir üyesi sayılıyordu. 1998 yılında, büyük bir nükleer denizaltı olan B25'in komutan yardımcısı konumundayken, birinci sınıf kaptan rütbesiyle emekliliğine hak kazandı ve 1998 yılından itibaren Groznide yaşamaya başladı. Aslan Maşadovun hükümetinde Askeri Müfettişliğin ve Maşadovun personelinin yöneticiliğini yapıyordu. ikinci karısı ve iki oğlunun annesi olan, Maşadovun yeğeniyle evliydi. Hasuhanov, Birinci ve ikinci Çeçen Savaşlarında aktif olarak yer almadı ve hiçbir zaman Federal yetkililerden kaçmadı. 20 Nisan 2002de, Şalinin bölge merkezinde, FGB özel birimleri tarafından uluslararası bir terörist ve yasadışı askeri oluşumları (YAOlar) örgütleyenlerden biri olarak tutuklandı, Kuzey Osetya-Alaniya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesi tarafından, on iki yıl süreyle sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında tutulmaya mahkum edildi. Aslan Maşadov, sürmekte olan Çeçen Savaşında Çeçen direniş güçlerinin önderidir. Maşadov 1997 yılında Çeçen İçkerya Cumhuriyetinin Devlet Başkanı seçildi; bu göreve seçilmesinin yasalara uygun olduğu, hem Kremlin hem de seçime gözlemciler göndermiş olan Avrupadaki Güvenlik ve işbirliği Örgütü tarafından tanındı. Buna karşılık Putin 1999 yılında Maşadovu de facto olarak görevinden azletti. Maşadov buna cevabını, Çeçenistanın Federal askerler tarafından işgaline karşı direnişin başına geçmek yoluyla karşılık verdi. O zamandan bu yana Maşadov, Rusyanın en çok arananlar listesinde yer alıyor. lslam Hasuhanov, Maşadovun yeğeniyle evli. Rusyada, Donanmanm seçkin füze atan kruvazörlerinden birinde denizaltı subayı olarak hizmet vererek tanındı. Hizmet süresini tamamladıktan sonra saygın bir biçimde görevini bıraktı ve Maşadovun uluslararası düzeyde yasal Devlet Başkanı olarak tanındığı dönemde Çeçenistan Savunma Bakanlığında çalıştı. Bu, Hasuhanovun, aslında bu dönemde Maşadov için çalışmış olmasından dolayı , on iki yıl hapse mahkum olmasını engellemedi. Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinin de kabul ettiği gibi, Maşadova karşı verdiği ifade Hasuhanovdan ön sorgu aşamasında, barbarca işkenceler yapılarak alındı. Bu davanın, işkenceye başvurulduğunun kabul edildiği duruşma tutanakları, daha sonra, bu dava üzerinde çalışmalarını sürdürmekte olan Uluslararası Af Örgütüne gönderildi. DAVA Öncesi FGBnin alıp götürdüğü bir insana ne olur? 1937nin Çekası tarafından, Soljenitsynin Çekası tarafından ve Soljenitsynin Gulagına götürülen insanlardan söz etmiyorum; günümüzün vergi mükellefleri tarafından giderleri karşılanan, Çekanın modern hali olan bir örgüt tarafından alıp götürülen bir insana ne olur? Hiç kimsenin elinde bu konuyla ilgili kesin kanıtlar yok, ancak herkes, her zaman olduğu gibi korkuyor. Tıpkı Sovyet rejiminde olduğu gibi, buralardan çok az insan sağ olarak geri dönebiliyor. işte, bu ender görülen örneklerden biri de lslam Hasuhanov vakasıdır. 56/17 Numaralı Ceza Davası dosyasına göre, lslam Hasuhanov 27 Nisan 2002 tarihinde, Şalide , Mayakovski Caddesinde tutuklandı ve Rus Federasyonunun Ceza Yasasının 222. maddesi gereğince ateşli silah bulundurmak ve taşımakla suçlandı. Böyle bir suçlama insana, var olduğu ileri sürülen silahlarla ilgili kimi kanıtlar bulunduğunu düşündürtüyor. Gerçekte, Çeçenistanda alışılmış olduğu şekilde, maskeli silahlı kişiler, şafak vakti Hasuhanovun ailesiyle birlikte yaşadığı akrabalarının evine zorla girdiler. Hasuhanovu, üzerine herhangi bir ateşli silah yerleştirme zahmetine bile girmeden -Hasuhanovun ateşli silahı yoktu- sürükleyerek götürdüler. Çeçenistanda uluslararası teröristleri araştırmak üzere faaliyet gösteren özel Federal birimler, uzun zamandan bu yana hiçbir şeyden dolayı sorumlu tutulmayacaklarını gayet iyi biliyorlar. Bu kez bir muhbirin verdiği bilgiyle hareket ediyorlardı ve kaderi çoktan kararlaştırılmış olan bir YAO yöneticisini götürdüklerinden şüpheleri yoktu. Nasıl olsa bu kişi sağ kalmayacak diye düşündükleri için, bir tabanca, bir saldırı silahı, kanıt olarak gösterilmedi. Yine de 222. madde gereğince ateşli silah bulundurma ve taşıma suçlamasının yapılmasına izin verildi. Tahrif edilmiş olan 27 Nisan tarihi de olduğu gibi bırakıldı. Bu türden kayıp haftalar, bizim Çeçenistandaki anti-terörist operasyonlarımızın karakteristik bir özelliğidir. Bir adam tutuklanır ve kaybolur. Hiç kimse ondan sorumlu değildir, güvenlik kuruluşlarından hiçbiri onunla ilgili bilgi sahibi olduğunu kabullenmez. Akrabaları umutsuzca nerede olduğunu bulmaya çalışırlar ancak sanki bu insan hiç var olmamıştır. Bu, istihbarat örgütlerinin o kişiden ihtiyaç duydukları her şeyi dayak yoluyla elde ettikleri zaman aralığıdır. Hasuhanov 20 ile 27 Nisan arasındaki döneme ilişkin olarak çok az şey hatırlayabiliyor. Dayak, iğne, daha çok dayak, daha çok iğne. Bunun dışında bir şey hatırlamıyor. Bu korkunç haftanın on gün sonrasında yapılan duruşmanın tutanaklarında Hasuhanov şunları söylüyor: "İlk yedi gün boyunca, Şalideki, dayağa maruz kaldığım FGB binasında tutuldum. Bu sırada kaburga kemiklerimde on dört kırık, böbreğimde zedelenme meydana geldi. " Hasuhanovdan aldığı yaralar sonucunda ölmeden önce ne elde etmeye çalıştılar? Ondan kendilerini Maşadova götürmesini istediler. Bunu yaptıktan sonra ölebilirdi. Sorun şuydu ki, Hasuhanov onları Maşadova götürmedi ve bir denizaltı subayının sahip olduğu güçlü bünye sayesinde ölmedi de. 30 Nisanda Hasuhanova karşı davayı resmileştirmeye karar verdiler. Bunu yapabilmek için , Hasuhanov bir başka Çeçen bölge merkezinde, Znamenskaya köyünde, geçici bir sorgulama merkezine götürüldü (o tarihte Çeçenistan devlet savcısı Aleksander Nikitindi) [Государственный прокурор Чечни Александр Никитин] Nikitin: Rus devlet adamı. 22 Eylül 2015'ten beri Tambov bölgesi idare başkanı (Tambov soba 2015'in geçici idaresi başkanı). Bu merkez 12 Mayıs 2003 tarihinde bir kadın intihar bombacısı tarafından yeryüzünden silindi. Bunun ardından insanların çoğunun en sonunda adaletin yerini bulduğunu düşündükleri Çeçenistanda genel bir hoşnutluk havası oluştu . O merkezde ne kadar çok insan işkence görmüş ve o bölgede gizlice gömülmüştü ! Hasuhanov, Znamenskayaya getirildiğinde ölü gibi görünüyordu. Vücudu bir çuvala dönmüştü, ancak hala nefes alıyordu. işkence, FGBnin Çeçenistan müdürlüğünün soruşturma bölüm başkan yardımcısı Yarbay Anatoli Çerepnevin gözetiminde sürdü. Çerepnev, Hasuhanov davasında, işkencenin düzeyi konusunda karar veren ve gerekli kanıtlan elde etmek için süreci yöneten baş sorgu görevlisiydi. Mahkeme tutanaklarından aktarıyorum: "Size karşı neden şiddete başvuruldu? " "Sorgulamaların tamamında, bütün ilgilendikleri Maşadovun ve benim kaçırma niyetinde olduğumu iddia ettikleri denizaltının nerede olduğuydu. Bana karşı, bu iki soruyla bağlantılı olarak şiddete başvuruldu . " Hasuhanov, kendisini sorgulayanları Maşadova götüremezdi, çünkü onu son olarak 2000 yılında görmüştü ve sonrasında onunla sadece teyp kasetleri aracılığıyla ilişki kurmuştu. Maşadov, gerekli olduğu durumlarda bir kasede sesini kaydediyor ve bunu bir kurye aracılığıyla Hasuhanova gönderiyordu . Zaman zaman Hasuhanov da ona cevap gönderiyordu. Kuryelerden biri FGB muhbiri olmuştu . Hasuhanov, tutuklanmadan önce son kez, 2002 yılının Ocak ayında bir kaset aldı ve tutuklanmadan iki gün önce bu kasete cevap verdi. Teyplerde Maşadov, Hasuhanova genellikle, görünüşe bakılırsa kayda geçmesi amacıyla, kendisinin saha komutanlarına ne kadar para göndermiş olduğunu teyit etmesini istiyordu. Maşadovun bunu neden istemiş olduğunu daha sonra göreceğiz. Şimdi denizaltıya geri dönelim. Denizaltının öyküsü detaylı olarak anlatılmayı hak ediyor. Hasuhanov emekli olmadan önce yüksek rütbeli bir denizaltı subayıydı; hem Sovyetler Birliği döneminde hem de Sovyetler sonrası dönemde, nükleer denizaltı filosunda subay olmuş tek Çeçendi. Bu sebeple, Yarbay Çerepnev onu , "Nükleer bir denizaltıyı kaçıracak, nükleer bir savaş başlığını ele geçirecek, Devlet Duması Vekillerini rehin alacak, bir nükleer savaş başlığını ve rehinleri öldürme tehdidini öne sürerek Rusya Federasyonunun anayasal sisteminde değişiklikler yapılmasını talep edecek bir YAO planlamakla," suçlamaya çalıştı. Bu, Çerepnev tarafından Çeçenistan devlet savcısı makamına, Hasuhanovun gözaltı tutulmasına devam edilmesi için izin istemek üzere gönderilmiş bir formdan doğrudan yapılmış bir alıntıdır. Talep reddedilmedi. Çerepnev, Hasuhanovu suçlayabilmek için elinden gelen her şeyi yaptı ancak elde ettiği sonuç hiç de muazzam değildi. Hasuhanov kendisine yapılan suçlamaları kabul etmedi, zaten kabul de edemezdi. 1992 yılında, Çerepnevin kendisini kaçırmayı planlamakla suçladığı denizaltını, donanmada söylendiği şekilde, Hasuhanov bizzat inşa etmişti. Hasuhanov, denizaltının inşa edilmesini, bu denizaltıda hizmet vereceğini bilerek izleyip denetlemişti. Bunu gelecekteki mürettebatı adına yapmıştı. Çerepnev denizaltı kaçırma hikayesi üzerinde büyük bir gayretle çalıştı. FGB, Çeçen savaşçılar tarafından, Hasuhanovun sağladığı istihbarat temelinde yazıldığı iddia edilen sahte belgeler hazırladı. "Çeçen YAOların Rusya Federasyonu toprakları üzerinde bir sabotaj eylemi düzenlemek için bir çalışma planları ve Pasifik Donanmasının 4. Nükleer Denizaltı Filosu üslerinin elle çizilmiş haritaları ," ve "Rusya toprakları üzerinde bir terörist eylem düzenleme planları" vardı. Elbette bütün bunlara , "operasyonun detaylı biçimde planlanması, ilgilendiğimiz bu bölgeyle ilgili olarak 1995 yılının Aralık ayında yapmış olduğumuz gözlem ve keşiflere dayanılarak hazırlandı" diyen kasıtlı bir not eklenmişti. Hasuhanovun bu sözlerin altına imzasını atması isteniyordu . Gel gelelim, ona bu metini imzalatamadılar. Daha önce denemedikleri bir şey olmamasına karşın, FGB onu daha ustalıklı biçimde dövmeye başladı. Ne var ki bu sefer onu planlarını bozduğu için dövüyorlardı. Çerepnevin, Hasuhanova, acı ve psikotropik ilaçların bir bileşimi sonucunda imzalatabildiği tek şey (mahkeme kararında kullanılan terim onaylamaktı) , Maşadovun verdiği emirler ve operasyon talimatlarıyla ilgili boş kağıtlar oldu . Çerepnev bu kağıtlara işine geleni yazdı. işte, yapılan bu çarpıtmalara bir örnek: 2 Eylül 2000de Hasuhanov, bütün saha komutanlarına, Federal güçlerin kullandığı otoyollara ve güzergahlara, mayınların ve patlayıcı düzeneklerin üzerini örtmek için küçük çiviler, somunlar ve bilyeler saçmaları emrini veren bir talimat yayınladı. Böylelikle Hasuhanov, YAOda önde gelen bir rol oynuyor olmasından yararlanarak, bilinçli biçimde gerçekleştirdiği eylemlerle, YAOnun diğer katılımcılarını Çeçen Cumhuriyeti topraklan üzerinde anayasal düzenin kurulmasına karşı çıkmaya yönelik terörist eylemler yapmaya teşvik etti. Çerepnev, aynı zamanda Hasuhanovdan kendi sorgusunun tutanaklarını okumadan imzalamasını istedi. lşte size, bu tutanakların ne tür şeyler olduklarına dair bir örnek: (Sözümona Çerepnev tarafından sorulan) Soru: Rus subaylara bir konuşma metninin fotokopisini gösterdin; tarih 25 Kasım 2000, No. 215. Bu konuda ne diyorsun? (Sözümona Hasuhanov tarafından verilen) Cevap: Bu tür belgelerin hazırlanması ve dağıtılması, benim yönetimim altındaki, Çeçen lçkeriye Cumhuriyeti silahlı kuvvetler operasyonlar müdürlüğü tarafından yürütülen propaganda çalışmasının bir parçasını oluşturuyordu Söz konusu konuşma, Rus medyasının anti-terörist operasyonun kaydettiği gelişmeyle ilgili verdikleri haberleri etkisiz hale getirmeyi amaçlıyordu . Bu tür dokümanları dağıtmanın Çeçen Cumhuriyeti bölgesinde istikrarın bozulmasına yol açabileceğini biliyordum, ancak bunu bile bile faaliyetlerimi sürdürdüm . . . Bu , Ordunun tipik edebi üslubudur. Bu kalitede bir malzeme elde edebilmek için Hasuhanova Znamenskayada bütün bir ay boyunca işkence edildi. · · Mahkeme kayıtlarında şöyle yazıyor: Atılan dayakların sonucu olarak artık hiçbir şey anlamıyor ve hiçbir şeye tepki veremiyordum. Bana iğneler yapıldı ve Kuzey Osetyadaki FGBye gönderildim. Orada beni sorgu birimine vermek istemediler, çünkü doktorları, daha önce atılmış olan dayaklar sonucunda 48 saat içinde öleceğimi söylemişti. Beni bir kereste imalathanesine götürdüler; Şirket No. YaN 68- 1 . "Size tıbbi yardımda bulunuldu mu? " "Kereste imalathanesinde öylece yattım ve üç ayda kendimi güç bela toparladım." Bu kereste imalathanesi de neyin nesiydi? Çeçenistanda temizliklerirı ardından ortadan kaybolan insanlarla ilgili hikayelerde zaman zaman bu kereste imalathanesinden söz edilir. Oraya gitmiş ve oradan sağ olarak çıkmış olanlar, oraya kereste kampı diyorlar. Bu Stalinin döneminden kalma bir terim. Resmi adı, Şirket No. YaN 68- 1 ve Kuzey Osetya Cumhuriyeti Adalet Bakanlığının sorumluluğunda olan bir yer. Kereste imalathanesiyle ilgili olarak bütün bildiğimiz, polis (esas olarak FGB ajanları) tarafından dövülerek yarı ölü bir hale getirilmiş olan insanları kabul ettiği. Şirket bu insanların hiçbir kimlik belgesine sahip olmamalarını görmezden geliyor. Bunlar Federallerle karşılaştıktan sonra herhangi bir iz bırakmadan ortadan kaybolan, yok-insanlar. Kereste imalathanesinde çalışıp, işyerlerine yasal haklarından yoksun durumdaki insanları yasadışı biçimde kabul eden bu insanların bazılarına minnettarlık borçluyuz. Aksi halde ölecek olan birçok insanın hayatım kurtardılar: öleceği düşünülen ancak Federallerin vurup öldürme zahmetine girmediği insanlar, Çeçenistandan Osetyaya götürüldüler ve imalathaneye, FGBnin ellerini kirletmesine gerek kalmadan ölmeleri için bırakıldılar. lkinci Çeçen Savaşı sırasında orada kaç kişinin öldüğünü ya da bu insanların kimler olduğunu kimse bilmiyor. İnsanları oraya öylece atarak arkalarında bir mezarlar yığını bıraktılar. Diğer yandan, ne kadar insanın sağ kurtulduğunu biliyoruz. Hasuhanov bunlardan biri. Bir koruma görevlisi Hasuhanovun haline acıdı ve işe her gelişinde ona evinden süt getirdi, sadece bu kadar. Hasuhanov böylece bir kez daha sağ kurtuldu ve bir kez daha kendisini Çerepnevle karşı karşıya buldu. FGBnin Çeçenistan müdürlüğünde bir kural vardır; sorgulamadan sağ kurtulan biri mahkemeye çıkarılır. Ancak birçokları mahkemeye çıkarılmadı; bu nedenle uluslararası teröristlerin yargılandıkları davaların sayısı çok azdır ve bu tür davaların aralarında çok fazla süre vardır. Bununla birlikte elverişli bir önlem olarak, en azından birkaç tane bu türde davanın olması gerekir. Bütün anti-terörist operasyonun yürütülmesi sırasında, arada sırada teröristleri yargılamanın iyi olacağı düşünüldü. Batılı yöneticiler zaman zaman Putine sorular sorarlar, o da FGBden ve askeri başsavcıdan bilgi ister ve onlar da bu bilgiyi temin etmek için ellerinden geleni yaparlar. Elbette sadece birinin sağ olarak kurtulduğu durumlarda. Rus ceza yasası prosedürü, sanığın ödeme gücüne bakılmaksızın bir avukata ulaşma imkanının bulunması gerektiğini öngörüyor. Ne var ki ikinci Çeçen Savaşı sırasında polis, bu sistemi sanıklara, eski işverenlerinin ajanlarından başka bir şey olmayan savunma avukatları tayin ederek kötüye kullanmaya başladı. Bu tür kişiler içeriden avukatlar olarak biliniyorlar. Aynı zamanda, FGByle birlikte sürekli olarak çalışan ve bu şekilde bunun gerekleri konusunda, savundukları farz edilen insanlardan daha fazla şey bilen avukatlar da var. Bu tür avukatların işlevi, yasa bir avukatın hazır bulunmasını gerektirdiği durumda boy göstermek. FGB görevlileri de aynı zamanda FGBnin kaçırdığı şüphelileri temsil etmek üzere içeriden avukatlar atıyorlar. Akrabalar sadece bir aile üyesinin kaybolduğunu biliyorlar. FGB, şüpheliyi kasıtlı olarak saklar, şüphelinin akrabalarına ne bu kişinin nerede olduğu ne de neyle suçlandığına ilişkin bilgi verir. Genellikle hiçbir resmi suçlama yapılmaz. Kaybolan kişinin gözaltında tutuluşu yasadışıdır, ancak ailesinin onun adına bir avukat tutmasına engel olunur. Bu tür kurbanlar haftalarca ya da aylarca kayıp konumunda kalabilirler; Hasuhanov vakasında bu süre yaklaşık olarak altı ay oldu. Bu sırada, Hasuhanov vakasında olduğu gibi, bu insanlardan dayakla ifade alınır. Ailenin bu kişinin başına ne geldiği ya da nerede olduğu konusunda hiçbir fikri yoktur. Bütün polis ve cumhuriyetin güvenlik güçleri bu isimde birini gözaltına aldıklarını inkar ederlerken, aslında bu kişiye, bir avukat atanmış olmasına karşın, FGB tarafından işkence edilmektedir. VLADİKAFKAS Vladikafkas, Çeçenistan ve İnguşetya'ya sınır komşusu olan Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyetinin başkentidir. Osetya da bütünüyle anti-terörist operasyonun ayrılmaz bir parçasıdır. Kuzey Osetyada yer alan Mozdok, Federal grupların Çeçenistana gönderilmeden önce bir araya getirildikleri ana askeri üstür. Burası 2003 yılında iki büyük intihar bombalama eylemine sahne oldu: 5 Haziranda bir kadın, askeri pilotları taşıyan bir otobüse bindi ve kendisini havaya uçurdu ; 1 Ağustosta da bir adam, bir ton patlayıcıyla dolu bir kamyonla bir askeri hastaneye çarptı. [VOA Haberi: 06 Haziran 2003. Rusya'nın güneyinde, Mozdok kentinde girişilen intihar saldırısında 18 kişi öldü.] Vladikafkas, uluslararası teröristlere karşı çok sayıda davanın imal edildiği geleneksel mekandır. Burada avukatlar savunma makamı olmaktan çok mahkemeyle, FGByle ve savcılık makamıyla yakın irtibat halindedirler. Vladikafkas, aynı zamanda FGBnin Çeçenistan müdürlüğü ajanlarının sık sık görev yerlerini bir süreliğine değiştirerek, savaştan en uzak bölge olduğundan kurbanlarını sorgulamak için getirmeyi tercih ettikleri yerdir. Çerepnev de Vladikafkasdaki Hasuhanovu görmeye gitti ve ona bir avukat buldu. Rusyanın 1 Haziran 2003 tarihinden bu yana, en yüksek Avrupa standartlarıyla uyumlu, ilerici bir yeni ceza yasası prosedürü var. Bu yeni prosedür diğer şeylerin yanı sıra, bir zanlının yanında bir avukat olmadan sorgulanmasını yasaklıyor, ancak elbette gerekli olduğu durumlarda her şey eskiden olduğu gibi devam ediyor. Her halukarda Hasuhanov, 20 Nisandan 9 Ekim 2002 tarihine kadar, yaklaşık altı ay boyunca, hiçbir yasal temsil şansına sahip olmadı. Kereste imalathanesinde kafatası iyileşene ve parçalanmış kaburga kemikleriyle ellerindeki kırıklar geçip de mahkeme önüne çıkmaya hazırlanabilecek hale getirilinceye kadar Hasuhanova yasal temsil imkanı tanınmadı. Burada yine detaylara dikkat etmek gerekiyor. 8 Ekimde Çerepnev, resmi bir emirle Hasuhanovu bir soruşturma için çağırdı ve ona, kendisine başvuruda bulunması talimatını verdi. Çerepnevin Hasuhanovdan kendisine göndermesini istediği başvuru metninde şöyle deniyordu: "Sizden bana ön-sorgulama için bir avukat tutmanızı rica ediyorum. Şu ana kadar bir avukata ihtiyacım olmadı ve bu bağlamda sorgulamayı yürüten bölümlere yönelik olarak herhangi bir şikayetim yok. Sizden sorgu görevlisinin takdir yetkisi içinde bir avukat seçmenizi rica ediyorum . . . " Daha sonra, 9 Ekim de Hasuhanov, Vladikafkaslı bir savunma avukatı olan Alexander Jilikhov'un hazır bulunduğu ilk sorgusuna alındı. Hasuhanov, avukatın bir FGB ajanı olduğundan şüphe ediyordu; Jilikhov, Hasuhanovun şüphesini ortadan kaldıracak hiçbir davranışta bulunmadı. Hasuhanova hiçbir tavsiyede bulunmadı, soruşturma süresince pasif bir biçimde oturdu ve hiçbir şey söylemedi. Mahkeme kayıtlarında şöyle deniyor: "Daha önce avukatın hazır bulunmadığı sırada verdiğin ifade ile daha sonrasında avukatın bulunduğu sorgulama sırasında verdiğin ifade arasında bir fark olup olmadığını söyleyebilir misin ve eğer aralarında fark varsa bu fark nedir?" "Arada bir fark var. Daha önce okumam için bana sorgunun tutanakları verilmemişti. Avukatın hazır bulunmasının ardından verildi. " Hasuhanov, toplam olarak, bir savunma avukatının hazır bulunduğu bu türden üç sorguya -9, 23 ve 24 Ekim 2002 tarihlerinde- alındı. Daha önemlisi, bu üç gün sırasında Çerepnev, Hasuhanovdan Znamenskayada asıl olarak dayak yoluyla alınmış olan ifadeleri sadece biçimsel değişiklikler yaparak kopyaladı ve bunlar ceza yasası prosedürüne uygun biçimde alınmış ifadeler haline geldi. Çerepnev, 25 Ekimin soruşturmanın son günü olacağını açıkladı. Çerepnev, Hasuhanova iddianamenin kısa süre içinde eline geçeceği bilgisini verdi ve bunu mümkün olan en kısa sürede imzalaması gerektiğini söyledi. Yani, Hasuhanov hiçbir hayale kapılmamalıydı; iki gün süreyle, 29-30 Ekim tarihlerinde bir hücrede -elbette yanında bir avukat olmaksızın- tutuldu. Nereye götürülmüş olduğunu bilmiyordu. Başına bir kukuleta geçirilmişti ve kurşuna dizilecekmiş gibi dışarı çıkarıldı. Nöbetçiler tüfeklerinin horozunu kaldırarak, "Sonun geldi," dediler. Kurşuna dizme hazırlıkları, iddianameyi imzalamasını sağlamak üzere Hasuhanovu korkutmak amacıyla tasarlanmış bir hileydi. Elbette ki Hasuhanov iddianameyi imzaladı. Ancak direnci tam olarak kırılmadı ve duruşma sırasında iddianamenin temel aldığı her şeye itiraz etti. Her şeye karşın iddianame, yeni Çeçenistan savcısı Vladimir Kravçenko tarafından onaylandı ve bu metin olduğu gibi, harfi harfine Yargıç Valeriy Djioyevin kararında yer aldı. Kendi yorumlarımla birlikte her iki metinden alıntılar yapacağım. Ceza davalarının nasıl imal edildiklerini ve aynı zamanda bu sahtecilerin hiçbirinin teşhir edilmekten ya da bu kayıtların (Rus geleneklerine uygun olarak zamanla kesinlikle yeniden yazılacak olan) tarihin ham maddeleri olarak kalacakları gerçeği karşısında en ufak bir endişe duymadıkları kolaylıkla görülebilir. Hasuhanov 1999 yılının Nisan ayında . . . Federal yasaların izin vermediği silahlı bir oluşuma gönüllü olarak katıldı. Hasuhanov, askeri hesapları denetleme konusundaki deneyimini kullanarak Maşadova yardımcısı olmasını öneren, Maşadovun yardımcılarından Hambiyev Mahomedle ilişkiye geçti , daha sonra da bir YAO oluşturuldu . Aslında olan şuydu: Hasuhanov emekli olduktan sonra Grozniye geri döndü . Akademik eğitim almış yegane Çeçen subay olarak, Maşadov tarafından Çeçen hükümetinde görev almaya davet edildi. 1999 yılında bu hükümet, cumhuriyetin resmi hükümetiydi, Moskova tarafından finanse ediliyordu ve Maşadov, Çeçenistanın, Moskova tarafından tanınmış, yasal olarak seçilmiş devlet başkanıydı. Maşadovun, Hasuhanova önerdiği askeri hesapları denetleme işi yakıcı bir öneme sahipti. Çeçen bürokrasisi, Moskovadaki bürokratlar gibi gırtlağına kadar rüşvete batmıştı ve hükümetin askeri fonların akışını, özellikle Rusya Federal Hazinesinden gelen fonları izleyebilecek, bilgili birine ihtiyacı vardı. Bu ne türden bir YAOydu böyle? Mahkeme tutanaklarından aktarıyorum: [Savcı şöyle sordu : ] "Devlet başkanı Maşadovun yaptıklarını yasal davranışlar olarak mı görüyordun?" "Evet. Maşadovun, hükümetin ve güvenlikle ilgili bakanlıkların daha sonra yasadışı sayılacaklarını bilemezdim . Maşadovu devlet başkanı olarak tanıyordum. Maşadov, Rus yöneticiler tarafından tanınıyordu, bakanlarıyla toplantılar düzenleniyordu , mali kaynaklar tahsis ediliyordu , bu şekilde elbette ben bir YAOya katıldığımı bilmiyordum." "Sizin işiniz İçkeriya Çeçen Cumhuriyeti İçişleri Bakanlığının mali işleriyle genel yönetiminin teftişi miydi? " "Evet, bu denetimin sonuçlarını 1999 yılının Haziran ayında Maşadova ilettim. Yapılan her harcamanın listesini oluşturdum. Bu bilgiyi Rusya Federasyonunun İçişleri Bakanlığından aldım . Bütün bilgi resmi kanallardan geldi . Herhangi bir sürecin yasa dışı olduğunu düşünmem için hiçbir sebep yoktu . " Hasuhanovun savaş öncesindeki işi, gerçekten de hem mali işlerin ve idari işlerin teftişi, hem de Çeçenistanın güvenlik güçleri -içişleri Bakanlığı, ulusal ve başkanlık muhafızları ve ordu personel karargahı için tahsis edilmiş mali kaynakları denetlemek ve izlemek için bir sistem oluşturmaktı. 1999 yılının yazında Hasuhanov, silah ve üniforma alımı amacıyla ordu personel karargahından hatırı sayılır miktarda para geçtiğini saptadı, ancak, örneğin Savunma Bakanlığının Grozni Kızıl Çekiç Fabrikasından ısmarladığı roket fırlatıcıları askeri açıdan yararsızdılar. Bu açıkça zimmete para geçirmekti. Bunlar Çeçenistanda, Gudermes kasabasında, bir takımı 60 ruble fiyatına üretiliyordu, ancak bunlara eşlik eden belgelerde Baltık Devletleri Malı oldukları, bundan dolayı da fiyatlarının daha yüksek olduğu belirtilmekteydi. Hasuhanov bütün bunlan Maşadova rapor etti ve askeri denetim bürosu direktörü birdenbire, Devlet Başkanımn, bütün bu zimmete para geçirme işinin içinde yer alan güvenlik güçleriyle ihtilafa girdi. Hasuhanov askeri denetim bürosunda sadece bir hafta çalıştıktan sonra Maşadov, etrafında acilen dürüst insanları toplamaya ihtiyaç duyduğundan, kendisini personel başkanlığına atadı. 1999 yılının Temmuz ayının sonlarıydı. Personel Başkanı Hasuhanov çalışmaya Ağustos ayında, içinde yer almayı reddettiği lkinci Çeçen Savaşının patlak vermesinden birkaç gün önce başladı. (Kapalı kapılar ardında yapılmış olan) duruşmaların tutanaklarını okurken, davanın tam bir danışıklı dövüş mantığıyla görüldüğünü hissetmemek mümkün değil. Birileri Hasuhanovun çok ciddi bir suç yüzünden ortadan kaldırılması gerektiğine karar vermişti, ancak hiç kimse bu suçun ne olduğunu söylemiyordu. Bu , l999da Hasuhanovun bilgisine sahip olduğu ve 2002-2003te dönüp kendisini vuran bir şey miydi? Zimmete geçirilen Federal fonların sırrı mıydı? lkinci Çeçen Savaşının başlamasında büyük ölçüde bu sahtekarlığın rol oynadığına, bunun suça bulaşmış olanların izlerinin sonsuza dek kapatılmasını sağlayacak bir savaş olduğuna ilişkin kuşkular var. Rus askeri kuvvetlerinin yüksek kademelerinin hala barış görüşmelerine karşı çıkmalarının sebebi de acaba bu mu ? lşte, iddianameden bir başka alıntı: Hasuhanov YAOnun çalışmalarında aktif olarak yer aldı ve 1999 yılında YAOnun finanse edilmesiyle ilgili konularla uğraştı. Kendisini Çeçen İçkerya Cumhuriyeti olarak ilan eden YAOnun Ulusal Muhafızlarına, Genel Karargahına ve İçişleri Bakanlığına sağlanan mali kaynaklarla ilgili olarak bir denetleme sistemi tasarladı ve bu sistemi uygulamaya koydu. Hasuhanov, bu mevkide örgütsel yeteneğini ve etkinliğini sergileyince, Maşadov tarafından 1999 yılının Temmuz ayının sonlarında kendi personelinin başkanlığına atandı . Hasuhanov yukarıda ismi belirtilen YAOnun faaliyetlerinde aktif biçimde yer aldıktan sonra, Çeçen İçkerya Cumhuriyetinin toprakları üzerinde anayasal düzeni restore etme amaçları doğrultusunda, Federal devlet güçlerine , silahlı direnişi de içeren araçlarla karşı koymakla ilgili temel kararların alınmasında rol oynadı . Eğer FGB güçleri tarafından tarihin bu utanmazca çarpıtılması karşılığında Hasuhanova ödetilmiş olan bedeli bilmiyor olsaydık, tüm bunlara rahatlıkla gülüp geçebilirdik. Duruşma tutanaklarından aktarıyorum: "Mahkemeye silahlı operasyonların başlamasından tutuklandığınız güne kadar geçen süre boyunca kişisel olarak neden Çeçenistanda kalma gereği duyduğunuzu anlatın. " "Kendisini yasal olarak seçilmiş Devlet Başkanı olarak addettiğimden, Maşadova sırtımı dönmem gerektiğini düşünmedim. Savaşı durduramazdım ve elimde bulunan tüm imkanlar çerçevesinde yapabileceğim her şeyi yaptım . . . Bazen onun ricalarını yerine getirdim . Ormanlarda askeri yürüyüş yapabilecek durumda değildim , ancak elimden ne geliyorsa yaptım . insanların öldüklerini gördüm. Anayasal düzeni yeniden inşa etmekle ne kastedildiğini biliyorum. Bu savaşın bütünüyle bir soykırım olduğunun üzerini örtecek değilim . Buna karşılık hiçbir ·zaman terörist eylemler yapılmasını emretmedim. " "Federal askerlerin öldürülmesini emrettiniz mi? " "Bu emri verebilmek için komutam altında insanların olması gerekirdi. Komutam altında hiç kimse yoktu. " "Size doğrudan bağlı herhangi bir saha komutanı var mıydı? " "Hayır. " Önümde üzerinde Sadece Resmi Kullanım için diye yazan belgeler duruyor. Çerepnev davayı hazırladığı sırada Çeçenistandaki bütün yerel FGB bölümlerine, kendi bölgelerinde ÇlC Silahlı Kuvvetler Operasyon Karargahı Başkanı Hasuhanovun verdiği saldırı talimatları sebebiyle yaşanmış olan terörist eylemlerle ilgili bilgi isteyen bir yazı gönderdi. Hasuhanovun saldırı talimatlarının sorgusu sırasında imzaladığı ve daha sonra Çerepnevin istediği gibi doldurduğu boş kağıtlardan oluştuğunu hatırlıyorsunuzdur. Şaşırtıcı olmayan bir biçimde, yerel bölüm başkanlarının tamamı, Hasuhanovun herhangi bir terörist eylem sebebiyle aranmadığını cevabını verdiler. Çerepneve bu cevapları verenler kendi adamlarıydı, Çeçen savaşçılar değil. Ne var ki bu , sağ kalmayı başardıktan sonra, gerçeklere rağmen, şimdi yargılanacak olan Hasuhanov vakıasında olduğu gibi, YAOnun önde gelen bir üyesinin suçlu olduğunu ilan edecek olan aygıtın işleyişini durdurmadı. Ne mahkeme ne de savcılık makamı resmi kullanıma özel bu kağıt yığınını biraz olsun inceleyip, göz önünde bulundurma zahmetine girdiler. YARGILAMA Hasuhanovun davası, 14 Ocak ile 25 Şubat 2003 tarihleri arasında, Kuzey Osetya-Alanya Cumhuriyeti Yüksek Mahkemesinde , Valeriy Djioyev başkanlığında, kapalı kapılar ardında ve çok hızlı biçimde görüldü. Mahkeme, soruşturmanın yürütülmesiyle ilgili olarak hiçbir uygunsuzluk tespit etmedi. Mahkeme, sanığa altı ay süreyle bir avukatla görüşme şansı verilmemiş olmasını ya da Hasuhanovu temsil etmesi için davet edilen avukatın müvekkilini dövmüş olanlar tarafından seçilmesini ya da sanığın 20 ile 27 Nisan tarihleri arasında nerede olduğuna dair hiçbir bilgi bulunmamasını ya da işkence görmüş olmasını uygunsuzluk saymadı. Mahkeme Hasuhanovun işkence gördüğünü kabul etti, ancak bu konu üzerinde hiçbir yorum getirmedi. işte, mahkeme kararından bir alıntı: Soruşturma sırasında Hasuhanov suçlu olduğuna dair hiçbir itirafta bulunmadıysa da, FGB görevlilerinin fiziksel ve psikolojik baskısı altında, daha önceden hazırlanmış sorgulama tutanaklarını imzalamaya zorlandı. Yargıç, Hasuhanova, "Size karşı şiddet içeren yöntemler uygulandığını söylediniz Size karşı şiddet içeren yöntemler uygulamış olanların isimlerini söyleyebilir misiniz? " diye sordu . "İsimlerini söyleyemem, çünkü onları tanımıyorum." işkenceciler kurbanlarına kimliklerini açıklamayı ihmal etmişlerdi; mahkeme bu detayı görmezden geldi. Mahkeme, sanığın kafatasında bir çöküntü olmasına karşın, bir tıbbi rapor hazırlanması istemini dahi reddetti. Mahkeme, kereste fabrikasının müdürü Tebloyeve, Hasuhanovun fabrikanın hastanesinde kalıp kalmadığını sormakla yetindi. Tebloyev bu soruya şöyle cevap verdi: "Evet. 3 Mayıs 2002den Eylül ayına kadar göğüs kafesindeki kırıklar nedeniyle orada yattı." Mahkeme bu bilginin de üzerinden atladı. Yine mahkemenin almış olduğu karardan aktarıyorum: Duruşmalarda sanık Hasuhanov kendisine atfedilen suçları işlediğini kabul etmedi. Yasal olarak seçilmiş olan Devlet Başkanı Maşadovun belirli isteklerini ve vermiş olduğu görevleri yerine getirmeyi görevi olarak gördüğünü söyledi. Terörist eylemler gerçekleştirmek için hazırlıklar yaptığını ya da saha komutanlarına mali kaynak sağladığını inkar etti. Sanık Maşadovun, sadece kendi eliyle üzerine Gerçek kopya ibaresini yazdığı , belirli emirler ve talimatlarının doğruluğunu kabul etti. Hepsi bu kadar mı? Evet, hepsi bu kadar. Verilen ceza, aftan yararlanma imkanı olmaksızın, sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında on iki yıl süreyle alıkonulmaktı. Mahkumun son sözleri şunlar oldu : "inançlarımdan vazgeçmek gibi bir niyetimin olmadığını belirtmek isterim . Çeçenistanda olanları, insan haklarının pervasızca ihlal edilmesi sayıyorum. Kimse gerçek suçluları yakalamak için bir şey yapmıyor. Mevcut durumun bu şekilde devam etmesi halinde , benim gibi daha pek çok insan sanık sandalyesine oturtulacaktır. " Sovyetler Birliği zamanında uzun yıllar boyunca, içinde yaşayıp da kurtulmaya çalıştığımız o korkunç karanlık yine etrafımızı sarıyor. FGBnin, ideolojik ihtiyaçlarına uyacak davalar imal etmek amacıyla, mahkemeleri ve savcılık makamını suç ortakları haline getirerek, işkenceye başvurduğuna dair gittikçe daha fazla sayıda hikaye anlatılıyor. Bu tablo, istisna olmaktan ziyade kurala dönüşmüş durumda. Bundan böyle, tüm bu olanlar sanki münferit olaylarmış gibi davranamayız. Tüm bunların sonucunda Anayasamız, onu güvence altına almayı amaçlayan her türlü teminata rağmen, ölüm döşeğinde yatıyor ve FGB, anayasanın cenazesini kaldırmakla meşgul. Hasuhanovun, hakkında mahkumiyet kararı verilmiş olan kişilerin konvoylar halinde ülkenin diğer bölgelerine gönderilmek üzere bir araya getirildikleri bir tür dağıtım merkezi olan, acımasızlığıyla ün salmış Moskovadaki Krasnaya Presnya geçici hapishanesine getirildiğini öğrendiğimde, Uluslararası Kızıl Haçın Moskova bürosunu telefonla aradım. Belirli mahkumları, genellikle sadece burada çalışan insanlar ziyaret edebiliyorlar. Onları telefonla aradım, çünkü Hasuhanovun maruz kaldığı işkencelerin ardından sağlık durumunun gerçekten de çok kötü olduğunu biliyordum. Uluslararası Kızıl Haç görevlilerinden Hasuhanovu, ona ilaç vermeleri, hapishane yetkililerinden gerekli tedaviyi görmesini sağlamalarını ve onu düzenli olarak ziyaret etmelerine izin vermelerini istemeleri için Krasnaya Presnya hapishanesinde ziyaret etmelerini istedim. Moskova bürosunun benim başvurumu değerlendirmesi bir hafta sürdü. Başvurumu , ağızlarında , durumun çok karışık olduğuna dair bir şeyler geveleyerek reddettiler. Kızıl Haç, Rus yetkililer hapishane ziyaretlerine izin vermedikleri için işlevlerini genellikle yerine getiremiyor. ALBAY BUDANOV DAVASI Rostov-on-Dondaki bir Kuzey Kafkasya bölge askeri mahkemesi, 25 Temmuz 2003 tarihinde, Rus Ordusunda son olarak albay rütbesiyle görev yapmış, Birinci ve ikinci Çeçen Savaşlarına muharip olarak katılmış ve iki Cesaret Madalyası almış Yuriy Budanovla ilgili hükmünü sonunda verdi. Budanov, ikinci Çeçen Savaşı sırasında Çeçenistanda işlemiş olduğu suçlardan dolayı sert bir rejimle yönetilen bir çalışma kampında on yıl süreyle alıkonulmaya mahkum edildi. Budanov bir Çeçen kızını, Elza Kungayevayı kaçırmış ve onu eşine az rastlanır bir vahşilikle öldürmüştü. Mahkeme aynca Budanovun rütbesini ve devlet tarafından verilmiş olan madalyalarını geri aldı. Budanov davası 26 Mart 2000 tarihinde, Putinin Devlet Başkanı seçildiği gün görülmeye başlandı ve ikinci Çeçen Savaşı süresince, üç yıldan fazla sürdü. Dava, Kremlinden en küçük köye uzanıncaya kadar hepimiz için bir sınav haline geldi. Hepimiz, her gün Çeçenistanda insanları öldüren, soyan, işkence eden ve tecavüz eden bu askerlerin ve görevlilerin yaptıklarına bir anlam vermeye çalıştık. Bunlar gangsterler ve savaş suçluları mıydı? Yoksa uluslararası terörizme karşı verilen küresel bir savaşın, ellerindeki bütün silahları kullanan, soylu amaçları kullandıkları araçları haklı kılan, uluslararası terörizme karşı verilen uluslararası bir savaşın yılmaz savunucuları mıydılar? Budanov davası son derece siyasallaştı, zamanımızın gerçek bir sembolü haline dönüştü. Bu yıllarda Rusyada ve dünyada meydana gelen her şey, bu davanın ışığı altında görüldü : 11 Eylül 2001de New Yorkta olanlar; Afganistandaki ve Iraktaki savaşlar; uluslararası bir anti-terörist koalisyonun oluşturulması; Moskovada 2002 yılının Ekim ayında yaşanan rehine alma olayı; Çeçen kadınların üst üste, sonu gelmeyen bir biçimde kendilerini havaya uçurmaları; ve ikinci Çeçen Savaşının Filistinleştirilmesi. Bu çarpıcı, trajik dava, karşı karşıya olduğumuz bütün güçlükleri açığa çıkardı. Daha da önemlisi, Putinin başkanlığı altında ve savaşın bir sonucu olarak bütün Rus adalet sisteminin geçirmiş olduğu patolojik değişimi hepimizin görebileceği şekilde ortaya serdi. Demokratların uygulamaya koymaya çalıştıkları hukuki reform ve Yeltsinin bunu desteklemek için yapmış olduğu her şey, Budanov davasının basıncı altında çöktü çünkü üç yılı aşkın bir süre boyunca, hala bağımsız bir yargıya sahip olmadığımız gerçeğini açıkça gördük. Bizler anayasal bir işleyiş yerine, politikacıların söylediklerini yapan bir yargı sistemine sahibiz. Bunun da ötesinde, insanların çoğunun durumun böyle olmasında bir olağandışılık görmediklerini keşfettik. Bugün Ruslar beyinleri propagandayla yıkanmış, büyük ölçüde Bolşevik düşünüş şekline gerine dönmüş durumdalar. Elza Kungayevanın -albay tarafından vahşice boğulan kızın- neler olup bittiğini herkesten daha iyi bilen anne ve babası, 25 Temmuz 2003 tarihinde yapılan duruşmaya katılma zahmetine bile girmediler. Kızlarını katletmiş olan adamın aklanacağından emindiler çünkü . Ancak o sırada bir mucize gerçekleşti; yaşanan şey hem bir mucize hem de Yargıç Vladimir Bukreyevin cesurca davranışıydı. Yargıç, Budanovu suçlu buldu ve bundan başka onu, göstermelik gözaltı süresinin çok üzerinde bir cezaya mahkum etti. Böylelikle Bukreyev, Budanovu aktif biçimde destekleyen bütün Rus askeri kurumlarını karşısına almış oldu. Rusya'da askeri mahkemeler, başkomutanı Devlet Başkanı olan silahlı kuvvetlerin nüfuzu altındadır. Kremlinden ve Savunma Bakanlığından gelen muazzam baskıya karşın Yargıç Bukreyev, Budanovun hak ettiği cezayı alması gerektiğine karar verdi. Bununla birlikte, bu süreçte, yargıç bir kez daha, dün olduğu gibi bugün de Rusya'da yargı sisteminin politikacıların kölesi konumunda olduğunu da gösterdi. Ek not: Budanov'u mahkum eden yargıç Vladimir Bukreyev, 6 Temmuz 2009'da rüşvet almaktan suçlu bulundu ve 10 yıl hapis cezasına çarptırıldı. Bunun da bir Putin komplosu olduğuna dair hiçbir şüphe yok. DAVA Budanov davasını kuşatan efsaneleri ortadan kaldırabilmek için burada iddianameden bazı alıntılar yapmama izin verin. Aşağıda yer alan pasajlar, savcılık makamının kuru diliyle yazılmış olmalarına karşın, ikinci Çeçen Savaşının atmosferini bir gazetecinin yapabileceğinden çok daha güzel biçimde ortaya koyuyor. Bu pasajlar, Ordu anarşisinin egemen olduğu, Anti-terörist Operasyon Bölgeleri adı verilen yerlerde konuşlandırılan birliklerin durumunu anlamamızı sağlıyor. Bu atmosfer, tank alayının albayı ve Rus silahlı kuvvetlerinin seçkin bir birliğinin komutam, bir Ordu mensubu, üstün askeri hizmetleri nedeniyle ülkenin en yüksek madalyalarıyla ödüllendirilmiş Askeri Akademi mezunu olan Yuriy Budanovun işlediği suçların esas sebebiydi. 13206. Ordu Birliğinden ( 160. Tank Alayı) sanık Albay Yuriy Dimitriyeviç Budanovla ilgili ve 13206. Ordu Birliğinden sanık Yarbay lvan lvanoviç Fedorovla ilgili iddianame . . . [Başlangıçta alay komutanı Budanov ve yardımcısı Fedorov, her ikisi de 26 Mart 2000 tarihinde suç işlemekle suçlandılar. Daha sonra Yarbay Fedorov, kurbanı sağ olarak kurtulduğundan ve mahkeme salonunda onu açıkça affettiğini söylediği için . ) Ön-soruşturma şunları tespit etmiştir: Yuriy Dimitriyeviç Budadov 31 Ağustos 1998de 13206. Ordu Birliğinin (160. Tank Alayı) komutanlığı görevine atandı . Budanov 31 Ocak 2000 tarihinde albaylık rütbesine yükseltildi. lvan lvanoviç Fedorov 2 Ağustos 1997 tarihinde yarbaylık rütbesine yükseltildi . 16 Eylül 1999da Fedorov 13206. Ordu Birliğinin (160. Tank Alayı) personel başkanlığı ve komutan yardımcılığına atandı. 19 Eylül 1999 tarihinde, Rusya Federasyonu Silahlı Kuvvetleri Genelkurmayının verdiği 312/00264 Numaralı emirle, Budanov ve Fedorov 13206. Ordu Birliğinin başında, görev amacıyla, daha sonra teröristlere karşı yürütülen operasyonlarda yer almak üzere konuşlandırılacakları Çeçenistan Cumhuriyetine gitmek üzere, Kuzey Kafkasya Askeri Bölgesine doğru yola çıktılar. 13206. Ordu Birliği, 26 Mart 2000 tarihinde , geçici olarak Tangi köyünün eteklerinde konuşlandırıldı... Akşam yemeği sırasında, alay subaylarının yemekhanesinde, Budanov ve Fedorov, Budanovun kızının yaş gününü kutlamak üzere boğma votka içtiler. O gün saat 19da Budanov ve Fedorov, alaydaki bir grup subayla birlikte sarhoş bir halde ve Fedorovun önerisi üzerine, Teğmen R.V. Bagreyev komutası altındaki istihbarat bölüğünü görmeye gittiler. [Daha sonra mahkeme salonunda Budanovu ve Fedorovu kendisine yaptıkları nedeniyle affedecek olan kişi Bagreyevdi . ] Çadırların içinde nizamı denetledikten sonra . . . Fedorov, Budanova, komutanlığına Fedorovun bir muharebe durumunda kendisine güvenilebileceği yolundaki tavsiyesiyle Bagreyevin getirilmiş olduğu istihbarat bölüğünü göstermeyi arzu etti. Fedorov, Budanova istihbarat bölüğünün harekete geçmeye ne ölçüde hazır olduğunu denetlemeyi önerdi. Budanov ilk başta bu öneriyi kabul etmedi, ancak Fedorov ısrar etti. Budanov, Fedorovun önerisini birkaç kez tekrar etmesinin ardından, bölüğün muharebeye ne ölçüde hazır olduğunun sınanmasına izin verdi ve bir grup subayla birlikte Sinyal Merkezine doğru gitti. Denetim izni verilmiş olduğundan Fedorov, Budanova haber vermeden, alayın silahlarını kullanarak Tangiye ateş açma kararı aldı. Fedorov bu kararı . . . karşı taraftan ateş edilmediğinden, acil bir gereklilik olmadan . . . almıştı . . . Fedorovun planını uygulamaya koyması Rus Federasyonunun Silahlı Kuvvetlerinin Genelkurmayı tarafından verilmiş olan, istihbarat birimlerinin esaslı hazırlık yapılmadan kullanılmasını yasaklayan 21 Şubat 2000 tarihli, 2/2/0091 Numaralı emrinin gereklerine alenen aykırıydı . . . Fedorov ateş açma konumuna geçilmesi için emirler verdi . . . Teğmen Bagreyev, aldığı emirlere uyarak bölük personeline emri verdi . . . Üç muharip araç savaş pozisyonu aldı . Hedef alma işleminin tamamlanmasının ardından, kimi ekip üyeleri Fedorovun bir yerleşim yerine ateş açma emrine karşı çıktılar. Fedorov rütbesinin kendisine verdiği yetkileri aşmaya devam ederek, ateş açılması konusunda ısrar etti. Astlarının emrini yerine getirmemelerine sinirlenen Fedorov, Bagreyeve şikayette bulunmaya başladı. Kaba bir tavırla Bagreyevden astlarının ateş açmalarını sağlamasını istedi . Fedorov, Bagreyevin çabasını yeterli bulmayarak bölük personeline bizzat komuta etmeye başladı . . . Ekip ateş açtı . . . ve bir ev . . . yıkıldı. Fedorov, bölüğün personeline yasal olmayan emrini uygulatmakta başarılı olduktan sonra Fedorov, Bagreyevi üniformasından tuttu ve ona kaba bir tavırla hitap etmeye devam etti. Bagreyev direniş göstermedi. . . ve kendi bölümünün çadırına geri döndü . Budanov . . . Fedorova ateşi kesmesini ve kendisine rapor vermesini istedi. Fedorov, Bagreyevin ateş açma emrini kasıtlı olarak yerine getirmediğini söyledi. Bagreyeve Budanovu görmesi emredildi . Budanov . . . Bagreyeve hakaret etti ve daha sonra yüzüne en az iki kez yumruk attı. Budanov ve Fedorov, aynı zamanda nöbet görevi yapmakta olan askerlere Bagreyevi bağlamalarını ve onu . . . bir çukurun içine koymalarını emrettiler . . . Daha sonra Budanov, Bagreyevi üniformasından tuttu ve onu yere çarptı. Fedorov, Bagreyevin suratını tekmeledi. Görev başındaki askerler yerde yatan Bagreyevi bağladılar. Ardından Budanov, Fedorovla birlikte Bagreyevi tekmelemeye devam etti. Bu dayak faslının ardından, Bagreyev elleri ve ayakları bağlı bir şekilde oturur durumda bırakıldığı çukurun içine konuldu. Dayağın üzerinden otuz dakika geçtikten sonra Fedorov çukura geri döndü , içeri atladı ve Bagreyevin yüzüne en az iki kez yumruk attı . . . Bu dayak, alayın subayları tarafından durduruldu . . . Birkaç dakika sonra Budanov çukurun bulunduğu yere geldi. Onun emriyle Bagreyev çukurdan çıkarıldı. Budanov, Bagreyevin kendisini bağlarından kurtarmış olduğunu görünce, görevdeki askerlerden onu yeniden bağlamalarını istedi. Bu emir yerine getirilince Budanov ve Fedorov, Bagreyevi yeniden dövmeye koyuldular. . . Bagreyev yeniden, elleri ve ayakları bağlanmış olarak çukurun içine kondu ... Fedorov çukurun içine atladı ve Bagreyevin sağ kaşının üzerine vurdu . Bagreyev 27 Mart 2000 günü saat 8e kadar çukurun içinde tutuldu . . . Daha sonra Budanovun emriyle serbest bırakıldı. Üstlerinin emirleri dışında hareket eden Budanov, 26 Mart saat 24te, bir YAO üyesinin Zareçnaya Caddesi No. 7de olup olmadığını kontrol etmek için şahsen Tangiye gitmeye karar verdi . Budanov, Tangiye gidebilmek için astlarına 391 Numaralı Silahlı Personel Taşıyıcısını (SPT) hazırlamalarını emretti. Yola çıkmadan önce Budanov ekibi kendilerini, standart yapım Kalaşnikov-74 saldırı silahıyla silahlandırdılar. Bu sırada Budanov, SPT ekibine, yani Çavuş Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şouya, görevlerinin bir kadın keskin nişancıyı tutuklamak olduğunu söyledi... Budanov, Tangiye saat l'den önce ulaştı... Onun verdiği emirle SPT, Kungayeva ailesinin yaşadığı, Zareçnaya Caddesindeki 7 Numaralı evin önünde durdu. Budanov yanında Grigoryev ve Li-En-Şou bulunduğu halde eve girdi. Evde, kendisinden daha küçük yaşlarda olan dört erkek ve kız kardeşiyle birlikte Elza Visayevna Kungayeva vardı. Anne babaları evde yoklardı. Budanov anne babalarının nerede olduklarını sordu. Sorusuna bir cevap alamayan Budanov, yetkisini aşmaya devam etti ve 3 Sayılı Terörizme Karşı Mücadele Federal Yasasının 13. maddesine aykırı bir biçimde, Li-En-Şou ve Grigoryeve, Elza Visayevna Kungayevayı tutuklamalarını emretti. Kanunlara uygun biçimde hareket ettiklerine inanan Grigoryev ve Li-En-Şou, Kungayevayı tutukladılar, onu evden aldıkları bir battaniyeye sardılar, evden çıkardılar ve 391 Numaralı SPTnin saldırı bölmesine koydular... Budanov, Kungayevayı 13206. Ordu Birliğinin bulunduğu yere götürdü. Budanovun emriyle Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şou, hala battaniyeye sanlı durumda olan Kungayevayı , Budanovun kaldığı prefabrike subay barınağına götürdüler ve onu yere yatırdılar. Daha sonra Budanov onlara etrafta kalmalarını ve hiç kimseyi içeriye almamalarını emretti . Kungayevayla baş başa kalan Budanov, ondan anne babasının nerede oldukları konusunda bilgi istedi ve aynı zamanda savaşçıların Tangiden hangi yolları kullanarak geçtiklerini sordu. Kungayeva konuşmayı reddedince, onu sorgulama hakkı olmayan Budanov bilgi istemeye devam etti. Kungayeva bilgi vermeyi reddettiğinden Budanov, genç kızı dövmeye başladı, yüzünü ve vücudunun diğer yerlerini yumrukladı ve tekmeledi. Kungayeva, onu iterek ve barınaktan kaçmaya çalışarak direnmeye çalıştı. Budanov, Kungayevanın bir YAO üyesi olduğuna ve 2000 yılının Ocak ayında kendi emrindeki askerlerin öldürülmesinde rol oynadığına inandığından, onu öldürmeye karar verdi. Bu amaçla Kungayevayı elbisesinden tuttu, onu bir kamp yatağına fırlattı ve boynunu arkasından sıkıca tutarak onun hiçbir hayat belirtisi göstermediğinden emin oluncaya kadar boğazından sıkmaya başladı. Budanovun kasıtlı hareketi boğularak ölüme yol açtı.... Budanov, Grigoryev, Yegorov ve Li-En-Şouyu içeriye çağırdı ve onlara cesedi götürmelerini, birlikten uzaklarda bir yere gizlice gömmeleri emrini verdi . Budanovun emirleri 391 Numaralı SPTnin ekibi tarafından yerine getirildi. Grigoryevin 27 Mart 2000 sabahında Budanova bildirdiği şekilde, Kungayevanın cesedini gizlice taşıdılar ve orman fidanlıklarından birine gömdüler. Sanık Budanov ve Fedorov mevcut suçlamalarla ilgili olarak sorgulandıklarında, kendilerine isnat edilen suçlamaları kısmen kabul ettiler. Soruşturmanın ilk başlarında verdikleri ifadeyi değiştirdiler. Sanık: Yuriy Dimitriyeviç Budanov 27 Mart 2000 tarihinde tanık olarak sorgulandığı zaman Budanov, Tangiye gittiğini evlerden birinde mayınlar bulduğunu ve iki Çeçeni gözaltına aldığını anlattı. Budanov hiç kimsenin Bagreyevi dövmediğini iddia etti. istihbarat bölüğünün çatışmaya ne ölçüde hazır olduğuna yönelik bir kontrolü yerine getirirken birlik Saldırı emrine yanlış biçimde karşılık verdi. Bir çelişki yaşandı. Bagreyev, Fedorova hakaret etti . O da bunun üzerine Bagreyevin tutuklanmasını emretti. Budanov, Fedorovun Tangiye ateş açılması emri verdiğini veya köye ateş açılmış olduğunu inkar etti. Soruşturmanın sonunda Budanov, akrabaları Çeçenistandaki yasadışı oluşumların üyesi olan bir kadının hayatına son vererek suç işlediğine dair bir itirafname yazmak için izin istedi. Daha sonra, el yazısıyla hazırladığı itiraf namede Budanov şu bilgileri verdi. Budanov 26 Mart 2000 tarihinde, bir kadın keskin nişancıyı alıp götürmek ya da ele geçirmek üzere Tanginin doğu eteklerine doğru yola çıktı. Birliğe geri döndüklerinde kız onun kaldığı yere götürüldü, yaşanan bir arbede sonucunda Budanov kızın bluzunu ve sutyenini yırttı. Kız kaçmaya çalışmaya devam etti. Budanov kızı boğarak öldürdü . . . Budanov kızın elbisesinin alt bölümünü üzerinden çıkartmadı... Budanov ekibi çağırdı, onlara cesedi bir battaniyeye sarmalarını, arabayla tank taburunun yakınlarındaki bir orman fidanlığına götürmelerini ve onu gömmelerini emretti . 28 Mart 2000 tarihinde sorgulandığında Budanov, 3 Mart 2000 tarihinde operasyon kaynaklarından Tangide bir kadın keskin nişancının yaşadığını öğrendiğini söyledi... Kendisine kadının bir resmi gösterilmişti. Bu bilgi kendisine savaşçılarla görülecek hesabı olan bir Tangi sakini tarafından verilmişti. Kızı gözaltına aldıktan sonra alaya geri döndüler... Budanov onu kaldığı yerin uzak bir köşesine doğru sürükledi, kamp yatağının üzerine fırlattı ve boğmaya başladı... SPTnin komuta subayı verilen işaret üzerine içeri girdi. Kız Budanovun barınağının uzak köşesinde, yerde, üzerinde sadece pantolonu olduğu halde yatıyordu... Budanov, kızın annesinin nerede olduğunu söylememesi yüzünden çileden çıkmıştı. Budanovun sahip olduğu bilgiye göre, bu kızın annesi 15-20 Ocak 2000 tarihlerinde Argun Ravinede on iki asker ve subayı öldürmek için bir suikast tüfeği kullanmıştı. 30 Mart 2000 tarihinde sorgulandığı sırada Budanov suçunu kısmen kabul etti... Budanov, Kungayevanın davranışlarıyla ilgili ifadesini kısmen değiştirerek, onu en sonunda kendilerini kurnazlıkla yeneceklerini, kendisinin ve komutası altındakilerin asla Çeçenistandan sağ çıkamayacaklarını söylediğini belirtti. Kız, Budanovun annesiyle ilgili ağza alınmayacak sözler söyledi ve kapıya doğru koşmaya başladı. Kızın söylediği son sözler Budanovu çileden çıkarmıştı... Budanovun tabancası yatağın yanındaki masanın üzerinde duruyordu. Kungayevayı yeniden yatağın üzerine fırlattı, onu sağ eliyle boğazından tuttu ve sol eliyle tabancaya erişmesini önlemek üzere kolunu tuttu . . . [Budanovun ifadesindeki bu aşamalı değişiklikler, Kremlinin ve ordunun, savcılık makamının iki madalyalı bir albayı tutuklayarak gerçekleştirdiği beklenmedik cesurca uygulama karşısında yaşadıkları şoktan çıkıp, soruşturmayı yürüten görevlilere baskı yapmaya başladıkları için meydana geldi. Sonuçta, Budanova, hukuki sonuçları minimize etmek ve hatta muhtemelen cezai sorumluluktan bütünüyle kurtulmak için ne söylemesi gerektiği konusunda yol göstermeye başladılar. ] Daha sonra yapılan bir görüşmede Budanov, Kungayevlerin YAO üyesi olduklarını nereden bildiğine dair ek bir detaylı ifade verdi. Bu konuyla ilgili bilgiyi 2000 yılının Ocak-Şubat aylarında, Argun Ravinede yaşanan çatışmaların ardından karşılaştığı Çeçenlerin birinden almıştı. Bu Çeçen ona Kungayevayı bir Dragunov marka bir suikast tüfeği tutarken gösteren bir fotoğraf vermişti . 4 Ocak 2001de yapılan görüşmede Budanov, kendisine yöneltilen Kungayevayı kaçırma suçunu işlemediğini belirten bir ifade verdi. Kendisine verilmiş olan bilgi doğrultusunda kurallara uygun biçimde davrandığını düşünüyordu, onu polis güçlerine teslim etmek amacıyla tutuklamıştı. Bunu, gözaltındaki şahıstan savaşçıların nerede olduklarını öğrenme umuduyla yapmamıştı. Aynı zamanda savaşçıların Kungayevanın gözaltına alındığını öğrenmeleri durumunda, onun serbest kalmasını sağlamak için ellerinden gelen her şeyi yapacaklarının farkındaydı. Bu nedenle derhal alaya geri dönmeye karar vermişti, önceden tasarlayarak cinayet işlemekten suçlu olduğunu kabul etmedi... Son derece duygusallaşmıştı ve onu nasıl olup da boğma noktasına geldiğini açıklayamıyordu . Sanık: lvan lvanoviç Fedorov 3 Nisan 2000 tarihinde tanık olarak ifadesi alınan Fedorov, 26 Mart 2000de kendisinin, Arzumanyanın [Ermeni silah arkadaşı] ve Budanovun istihbarat bölüğünü denetlemeye gittiklerini belirtti. Fedorov denetlemeyi tamamladıktan sonra Bagreyeve geçici bir emir verdi: "Komuta merkezi saldırı altında: Ateş açma pozisyonu alın," dedi ve hedefin konumunu gösterdi. Daha sonra Fedorov, Bagreyevi çağırttı ve neden savaş araçlarının ateş pozisyonuna getirilmediğini sordu. Fedorov, Bagreyevin ne cevap verdiğini hatırlayamadı... Ardından Bagreyevi üniformasından yakaladı. [ Fedorov] Bagreyevin kollarıyla bacaklarının bağlanması emrini kimin verdiğini hatırlamıyordu Fedorov bunun ardından Bagreyeve doğru ilerledi ve ona birkaç kez vurdu... Daha sonra Fedorovun emriyle Bagreyev çukurun içine kondu. Fedorov, Bagreyeve kendisiyle ilgili tam olarak ne düşündüğünü söylemek üzere çukura atladı. Fedorov çukurdan Arzumayan tarafından çıkartıldı. Fedorov, Budanovun o gece Tangiye gitmiş olduğunu ancak ertesi sabah öğrendi Fedorov 20 Mart 2000 tarihinde ya da bu tarih civarlarında Budanovun elinde, Budanovun bir keskin nişancı olduğunu söylediği bir kadının resmini gördü. Budanova göre bu kadın Tangide yaşıyordu Kadın, otuz yaşından daha büyük görünmüyordu. 25 Mart 2000 tarihinde ya da bu tarih civarlarında Budanov, Tangiye gitti ve bir Çeçen ona savaşçıların yaşadıkları evleri gösterdi... Mağdur Taraf: Visa Umaroviç Kungayev.. Urus-Martan Sovyet Çifliğiden tarım ekonomisi uzmanı, Elza Visayevna Kungayeva'nın babası Elza ailenin en büyük çocuğuydu, alçakgönüllü, sakin, çalışkan, terbiyeli ve dürüst bir insandı. Karısı hasta olduğundan ve çalışmasına izin verilmediğinden bütün ev işlerini Elza yapmak zorundaydı. Aynı sebepten dolayı Elza, kendisinden küçük olan kardeşlerine bakma sorumluluğunu da taşıyordu. Bütün boş zamanını evde geçiriyordu ve dışarıya çıkmıyordu. Hiç erkek arkadaşı yoktu. Erkeklerle ilişki konusunda beceriksiz biriydi. Hiçbir erkekle yakın ilişkisi yoktu. Kısacası, Visa Umaroviçin kızı bir keskin nişancı değildi. Herhangi bir silahlı oluşumun üyesi değildi. Bu iddia saçmaydı. 26 Mart 2000 tarihinde karısı ve çocuklarıyla birlikte seçimlerde oy kullanmaya gitmişti. [İronik bir biçimde, Putinin Başkan seçildiği gündü. ] Evin işleriyle meşgul oldular. Karısı dışarı çıkmaya, Urus-Martandaki erkek kardeşini görmeye hazırlanmıştı, o çocuklarla birlikte evde kaldı . Elektrikler kesik olduğu için saat 21 sularında yatmaya gittiler Mart saat 00:30 sularında bir askeri aracın gürültüsüne uyandı . . . Pencereden dışarı baktı ve evlerine doğru gelmekte olan yabancılar gördü . En büyük kızı Elzaya seslendi ve kızına evin askerlerce sarılmakta olduğunu söyleyerek, ondan bütün çocukları uyandırmasını, üstlerini giydirmesini ve onları evden çıkarmasını istedi. Kungayev, 20 metre ötede yaşayan erkek kardeşini bulmak amacıyla evden dışarı fırladı. Zaten erkek kardeşi de onu görmek için dışarıya fırlamıştı . . . Erkek kardeşi eve girerken, resmini Kızıl Yıldız gazetesinde görmüş olduğu için tanıdığı Albay Budanovu gördü. Budanov ona, "Sen de kimsin? " diye sordu. Adlan, evin sahibinin erkek kardeşi olduğu cevabını verdi . Budanov kaba bir tonla karşılık verdi: "Defol git buradan. " Adlan evden koşarak çıktı ve bağırmaya başladı . Kungayev, çocuklarının kendisine anlattıklarından , Budanovun daha sonra askerlerine Elzayı götürmeleri emrini verdiklerini biliyordu. Onu bir battaniyeye sararak dışarıya çıkardılar. Akrabaları derhal koşarak geldiler ve Kungayevin kızını aramaları için herkesi uyandırdılar. Kungayev, köy yönetiminin başındaki kişiye , köyün askeri komutanına ve Urus-Martan Bölgesi askeri komutanına gitti. Saat sabah 6da kızını bulabilmek için arabayla Urus-Martana gittiler. 27 Mart 2000 gününün akşamında Elzanın öldürüldüğünü öğrendiler. Kungayeve göre Budanov, Elzayı güzel bir kız olduğu için kaçırmış ve daha sonra da ona tecavüz etmişti. Görgü tanığı A.S. Magamayev, ifadesinde Kungayevlerin bir komşusu olduğunu belirtti . Kungayevler yoksul bir aileydiler. Zamanlarının çoğunu tarlada çalışarak geçiren insanlardı . Elzayı doğumundan bu yana tanıyordu. Utangaç bir kızdı ve yaşıtı erkeklerle görüşmezdi . Elzanın asla herhangi bir silahlı oluşuma üye olmadığını kesin bir dille söyley
TANYA, MİŞA, LENA VE RİNAT: ŞİMDİ NEREDELER?
Gerçekten de, şu anda bizler neredeyiz? Çoğumuzun güvenebileceğimiz sürekli bir işe ve ücrete sahip olduğu SSCBde yaşamış olan, yarının getirecekleri konusunda sınırsız ve sarsılmaz bir güven duygusu içinde yaşamış olan bizler. Hasta olduğumuzda bizi tedavi edecek doktorların ve bizleri eğitecek öğretmenlerin olduğunu bilen bizler. Aynı zamanda tüm bu hizmetlerin karşılığında tek kuruş bile ödememiz gerektiğini bilen bizler. Şimdilerde kıt kanaat geçinme çabası içinde nasıl bir hayat sürüyoruz? Bizlere ne türden yeni roller biçildi? Sovyet döneminin sona ermesinden bu yana yaşanan değişimler üç bölümden oluşuyor. Birincisi, SSCBnin yıkıldığı sırada ve Boris Yeltsinin iktidarı döneminde bizler (elbette toplumsal devrime paralel olarak) bireysel bir devrim yaşadık. Her şey, Sovyet ideolojisi, ucuz sosis, para ve Kremlinde bir Büyük Babanın olduğunu ve hatta bu bir despot olsa da en azından onun bizden sorumlu olduğunu bilmenin verdiği güvenlik duygusu , bir anda tarihe karıştı. ikinci değişim 1998 yılında ülkenin borçlarını ödeyemez hale gelmesiyle yaşandı. Birçoğumuz 1991 sonrasında, piyasa ekonomisinin fiilen uygulandığı yıllarda bir miktar para kazanmayı başarmıştık ve bir orta sınıfın oluşmakta olduğuna dair işaretler belirmişti. Kuşkusuz bu bir Rus orta sınıfıydı, Batıdaki orta sınıfa benzemiyordu ancak bir orta sınıf her şeye karşın demokrasiye ve serbest piyasaya destek verir. Bunların hepsi bir gece içinde ortadan yok oldu. Daha sonrasında çok sayıda insan gündelik hayatta kalma mücadelesi verirken o derece yorgun düşmüşlerdi ki, yeni bir mücadeleyi göze alamadılar ve arkalarında bir iz bile bırakmadan yok olup gittiler. Üçüncü değişim Putinin iktidarı döneminde, Rus kapitalizminin, kimi belirgin neo-Sovyet özellikler taşıyan yeni bir aşamasına geçmemizle yaşandı. Üçüncü Devlet Başkanımızın iktidarı döneminde serbest piyasanın, ideolojik dogmanın ve çeşitli ıvır zıvırın tuhaf bir karışımı söz konusu. Bu, Sovyet ideolojisini büyük özel sermayenin hizmetine koşan bir model. Çok fazla sayıda yoksul, aslında muhtaç durumda olan insan var. Buna ek olarak eski bir olgu yeniden canlanıyor: nomenklatura, egemen seçkin, Sovyet sisteminde var olan büyük bürokratik sınıf. Ekonomik sistem değişmiş olabilir, ancak bu seçkin sınıfın üyeleri kendilerini bu değişime uyarladılar. Nomenklatura Yeni Rus sermaye seçkini gibi lüks bir hayat sürmek istiyor ancak resmi maaşları çok düşük. Nomenklatura, Sovyetler Birliği ve diğer Doğu Bloku ülkelerinde bürokraside çeşitli kilit idari görevleri ellerinde tutan elitlerdi. Bu kişilerın çoğu komünist parti üyesiydiler. Eski Sovyet sistemine geri dönme arzusu içinde değiller, fakat yeni sistem de onlara tam olarak uymuyor. Sorun şu ki, nomenklatura yasa ve düzenin sağlanmasına ihtiyaç duyuyor; bu, Rus toplumunun da gittikçe artan biçimde ısrarla istediği bir şey ve bu yüzden nomenklatura zamanının çoğunu kendi zenginleşme sürecini hızlandırmak amacıyla yasa ve düzenin sağlanmasına ayırıyor. Sonuçta, Putinin yeni-eski nomenklaturası, rüşveti, komünistlerin ve Yeltsinin iktidarı döneminde hayal bile edilemeyecek bir düzeye çıkardı. Nomenklatura şu anda küçük ve orta büyüklükteki işletmeleri ve onlarla birlikte orta sınıfı yok ediyor. Büyük ve süper büyük sermayeye, tekellere ve yarı-devlet işletmelerine gelişme fırsatı tanıyor. (Rusyada bu, bunların nomenklaturanın tercih ettiği rüşvet kaynaklan olduğu anlamına geliyor.) Bu, ticari hayatın Rusyada, sadece sermaye sahiplerine ve şirket yöneticilerine değil, fakat aynı zamanda devlet yönetimini elinde tutan patronlara en yüksek ve istikrarlı geliri sağlama şekli. Rusyada büyük sermaye, devlet yönetimindeki patronları ya da vasileri olmadan var olamaz. Tüm bu suiistimallerin piyasa güçleriyle hiçbir ilişkisi yok. Putin, Sovyet rejiminde yönetici konumunda olanların desteğini kazanmaya çalışıyor. Söz konusu kesimlerin geçmiş günlere yönelik özlemleri o derece büyük ki, Putin tarzı kapitalizmin temelini oluşturan ideoloji gittikçe daha fazla Brejnevin son yıllarındaki -1970lerin sonları ve 1980lerin başlarındaki- Durgunluk Döneminin doruğundaki SSCBdeki düşünme tarzını andırıyor. Tanya, Mişa, Lena ve Rinat gerçek kişiler; hayali karakterler değiller, ülkedeki bütün insanlar gibi hayatta kalmak için mücadele eden sıradan insanlar. Hepsi benim arkadaşlarım. Aşağıda, 199lden bu yana başlarına gelenlerin hikayesini okuyacaksınız. TANYA 2002 yılı, kış mevsiminin başları. Nort-Ost trajedisi henüz yeni sona ermiş. Rus toplumu, özellikle Moskovada yaşayanlar, şoke olmuş durumdalar. Ben bu olaylarda küçük rol oynamış biri olarak televizyonda göründüm ve bu yüzden eski arkadaşlarım yeniden hayatıma girdiler. Beni gece geç vakitte arayan Tanyaydı. Aslında Tanya hep gece yarısından sonra ya da herkesin çoktan uykuya dalmış olduğu geç bir vakitte telefon eder. Bir zamanlar komşum olan Tanyayı on yıldır ya da ona yakın bir süredir görmemiştim. O zamanlar Tanya çok kötü bir durumdaydı, ancak şimdi bir kraliçe olmuş. Başarılı ve çok şık görünüyor, pahalı giysiler içinde olduğu için değil; evet, pahalı giysiler giyiyor, ancak başarılı ve çok şık görünmesi, çok soğukkanlı olmasından ve hareketlerindeki letafetten kaynaklanıyor. Bu yeni bir şey. Sovyetler Birliği döneminde Tanyanın hayatı ıstıraplarla doluydu. Hemen her akşamüstü aşağıya inip beni görmeye gelirdi (ben eski bir apartman bloğunun giriş katında oturuyordum, o da üst katta yaşıyordu) Hayatının nasıl mahvolduğundan söz ederek sürekli ağlardı. Bu yıllarda Tanya bir araştırma enstitüsünde mühendis olarak çalışıyordu; dolayısıyla, Sovyet bilimsel ve teknik entelijensiyasının - bu bugün artık var olmayan ama o zamanlar önemli bir toplumsal kategoriydi- bir üyesi olarak görülüyordu. Bir insan nasıl bu katmanın bir üyesi haline gelebilirdi? O zamanlarda iyi aileden gelen bir kız çocuğunun -Tanya toplum içinde iyi yere sahip bir anneyle babanın çocuğuydu- yüksek öğrenim görmesi beklenirdi ve Tanya ortaokulu bitirdiği zaman hiçbir özel eğilim ve yetenek göstermemesine karşın, o zamanlar var olan çok sayıdaki teknik enstitülerden birinde eğitim görmeye gitti ve mühendis oldu. Mezun olduktan sonra, üç yıl boyunca, kendisine eğitim sağlamış olan uzmanlaşmış devlet kurumunda mecburi hizmet görevini yerine getirmesi gerekiyordu. Bu yüzden, ülkede genç uzmanların oluşturduğu, hayatından memnun olmayan, hiçbir zaman mühendis olmak istememiş ve zamanlanm araştırma enstitülerinde oturup faydalı hiçbir şey üretmeden geçiren bir insan ordusu meydana gelmişti. Nükleer enerji santrallerinin sosyal tesislerinin mühendisi olan Tanya, bu ordunun tam maaşlı bir üyesiydi. Günlerce ve en ufak bir heves duymaksızın enstitüde oturarak, hiç kimsenin inşa etmeyeceği drenaj ve su tedarik sistemi projeleri tasarlıyor, bunun karşılığında cüzi miktarda bir ücret alıyordu. Sürekli olarak para sıkıntısı çektiğinden hep mutsuzluk içindeydi. Ailesini düzgün bir biçimde yedirmeye ve giydirmeye çalışıyordu, iki küçük, sürekli hasta olan çocuğuna bakmak için çılgınlar gibi koşuşturuyordu; kocasıysa, oldukça tuhaf bir adam olan Andrey, Moskovadaki itibarlı teknik üniversitelerden birinde genç bir öğretim üyesiydi. Sonuç olarak Tanya kendisine, Andreye ve çocuklarına kötü ruhsal durumuyla , histerileriyle, depresyonlarıyla ve sürekli tatminsizliğiyle durmadan eziyet eden tipik bir nevrastenik olmuştu. Daha da kötüsü Tanya , Rostov-on-Donluydu. Moskovaya, Karadenizde bir plajda tanıştığı Andreyle evlendiği için taşınabilmişti. Tanya, 1970lerin ortalannda, tercih edilmeyen ya da eleman kıtlığı yaşanan işlerde çalışma karşılığında Moskovada geçici ikamet alan, limitçiki denilen, ikinci sınıf kota işçilerden pek de farklı görülmüyordu. O yıllarda başkent kadın mühendisten, Moskovalı bir erkekle evlenmiş taşralı kızlardan geçilmiyordu. Hiç kimse Moskova'nın dışında yaşamak istemiyordu ve iyi ailelerin kızları Moskovaya taşınabilmek için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlardı. Tanya ne yapmak istediğini bilmese de, ne yapmak istemediğini çok iyi biliyordu : mühendislik yapmak ve zaman içinde yoksullaşmış olan Andreyyle aşırı yoksunluk içinde yaşamak istemiyordu. Onunla bu konu hakkında çok konuştuk. Tanya öfkeliydi, çünkü bir çıkış yolu göremiyordu. Evde sık sık kavga çıkıyordu. Sovyet geleneğine göre, Moskovada kendine ait bir yeri olmayan Tanya, Andreyin evinde yaşamak zorundaydı, ancak Andreyin de oturacak bir yeri yoktu. Bu yüzden Andreyin anne ve babasıyla, her birinin kendi ailesi ve iki çocuğu olan iki büyük ağabeyiyle aynı daireyi paylaşmak zorunda kalmışlardı. Sonuç olarak bu sürü halinde yaşamaktan başka bir ihtimal bırakmayan ve bağımsızlığa izin vermeyen tipik bir Sovyet arı kovanıydı. İşin kötü yanı, Andreyin istisnai insanlardan oluşan, eski ve kibar bir Moskovalı aileden geliyor olmasıydı. Örneğin, aile üyelerinden biri Moskova Devlet Konservatuarında keman dersleri veren ünlü bir profesördü. Bu adam, Andreyin aynı yerde keman profesörü olan büyükannesinin ikinci kocasıydı. Andreyin büyükannesi uzun zaman önce ölmüştü , ancak kocası hala arı kovanında yaşamaya devam ediyordu. Tanya gibi onun da gidecek başka yeri yoktu . Andreyin anne babası fizik ve matematik profesörüydüler. Büyük ağabeyi Moskova Üniversitesinde birbiri üstüne keşifler yapan bir kimya profesörüydü, ne var ki bu keşifler hayat standartları üzerinde ancak çok küçük bir maddi etki yaratabiliyordu. içinde yaşadığı koşullar Tanyayı gittikçe daha fazla çileden çıkardı. Andreyin ailesini, sahip oldukları çok sayıdaki akademik niteliğe karşın beceriksiz, başarısız insanlar topluluğu olarak görüyordu; Andreyin ailesi de buna tam bir antipatiyle ve Tanyada durmaksızın kusur bularak karşılık vermekteydi. Şunu hatırlamamız gerekir ki, Tanya , Sovyet yıllarında bile insanların ticaretini yapabildikleri, her şeyi alıp sattıkları Rostov-on-Dondan geliyordu. Yasadışı yeraltı atölyeleri Rostov-on-Donda gelişip serpilmişti. Çok sayıda zengin insan zamanlarını hapishane ile dış dünya arasında geçiriyordu ve hiç kimse bunu utanılacak bir durum saymıyordu. Gazeteler bu insanları spekülatörler ya da düzenbazlar olarak adlandırsa da, Rostovlu genç kadınlar bu adamlarla seve seve evleniyorlardı. Daha 1980lerin başlarında, ilk tanıştığımız sırada bile Tanya , Andreyyle evlenerek büyük bir hata yapmış olduğunu düşünmekteydi. Evliliği aşk izlememişti. Tanya, bir balık gibi Moskovada yaşama yemine atladığını itiraf ediyordu. Kendisine ancak, her nereden buluyorsa, oradan buradan topladığı şeylerle güzel şeyler ürettiği ve sizi onları satın almanız için davet ettiğinde geliyordu. Ticari ikna konusunda özel bir yeteneği olduğuna şüphe yoktu . Sizi çok kalitesiz bir bluzun, Avrupada insanların giydiklerinin aynısı olduğuna inandırabilir ve onu size. üç katı fiyata satabilirdi. Başvurduğu hile açığa çıkınca en küçük bir utanma belirtisi göstermezdi. Onun bu spekülatif ticaret yeteneği Andreyin gelenekçi, iyi eğitim görmüş ailesi nezdinde hor görülen bir özellikti. Tanya beni şimdi, 2002 yılında, evine davet etti; aslında Moskovanın göbeğindeki aynı geniş dairde yaşıyordu. Daire görkemli bir biçimde yeniden tefriş edilmişti. Ev son teknoloji ürünleriyle, ünlü resimlerin mükemmel kopyalarıyla, antik mobilyaların çok kaliteli röprodüksiyonlarıyla doluydu. Tanya neredeyse elli yaşına gelmişti, ancak cildi hala genç ve sağlıklıydı, elbiseleri göz alıcıydı. Yüksek, kendinden emin bir sesle, çok açık biçimde konuşuyordu ve çok gülmesine rağmen yüzü kırışmıyordu. Bu ancak estetik ameliyat geçirdiği, dolayısıyla bu da iş hayatında çok başarılı olduğu anlamına gelirdi. Kendi kendime Acaba Andrey de zengin oldu mu diye sordum. Tanya bir odadan ötekine uzun adımlarla yürüyordu. On yıl önce bu dairede fısıltıyla konuşmayı, odalardan birinde bir köşede oturmayı, akrabalarından uzak durmayı tercih ederdi. "Pekala, ailen nerede? " "Anlatacağım, yalnız bayılmak yok. Bunların hepsi şimdi bana ait. " "Sana mı ait? Tebrikler ! Fakat onlar nerede yaşıyorlar? " "Bir dakika, bir dakika. Her şeyin bir zamanı var." Odaya sessizce, Tanyanın oğullarının yaşlarında olduğunu sandığım, yakışıklı genç bir adam girdi. Tanyanın oğullarını en son gördüğümde her ikisi de çocuktu , bu yüzden ağzımdan şu sözleri kaçırdım, "Gerçekten bu . . . lgor olabilir mi? " lgor, Tanyanın büyük oğluydu ve o sıralarda yirmi dört ya da yirmi beş yaşlarında olmalıydı. Tanya kahkahalarla gülmeye başladı. Yüksek sesle, keyifli, haşarı, ardı ardına, gençlik dolu kahkahalar attı. Asla eski Tanyanın gülüşlerine benzemeyen kahkahalardı bunlar. Yakışıklı, büyük güzel gözlü, koyu kıvırcık saçlı genç adam mırıldanarak, "Benim adım David," dedi. Tanyanın manikürlü elini öptü. Saatlerce büyük bir ailenin çamaşırları yıkamaktan aşınan ellerinin hiç de böyle görünmedikleri "zamanları hatırladım. David, "Kızlar, sohbetinizi bölmeyeyim," diyerek dairenin derinliklerinde kayboldu. Aman Allahım. Bizler gerçekte genç kız falan değildik. "Pekala, anlat bakalım. Gençliğinin ve zenginliğinin sırrını açıkla bana," diye yalvardım eski arkadaşıma. "Ailen nerede? " "Onlar artık benim ailem değiller. " "Andreye ne oldu ? " "Ayrıldık. Kürek mahkumluğum sona erdi." "Yeniden evlendin mi? Bu çocukla? Davidle?" "David benim erkek arkadaşım, kısa süreliğine, sadece sağlığım için aslında. O benim oyuncak bebeğim. Hoşuma gittiği sürece onu kullanacağım. " "Aman yarabbim ! Kimin için çalışıyorsun? " Tanya , sert biçimde ve karşımda oturan hafifçe· üşengeç, manikürlü genç bir aşığı olan hanımefendi imajına uygun düşmeyen metalik bir sesle , "Hiç kimse için çalışmıyorum. Kendi adıma çalışıyorum," dedi. Tanya , yeni hayatın mutlu bir ürünü. 1992 yılının yazında, Moskovada evlerin çoğunda yiyecek bir şey yokken (Başbakan Yegor Gaidarın piyasa reformlarının parçası olan bu uygulamaya şok ekonomik tedavi adı veriliyordu) , Tanya, çocuklan ve profesörün ailesinin geri kalanıyla taşradaki eski daçalarında yaşıyordu. Bu korkunç, açlık çekilen yaz sırasında bütün Moskovalılar, eğer bir daçalan varsa, taşradaki bu ahşap barakalarında yaşadılar ve kış için, en azından yiyecek bir şeyler bulabilmek amacıyla sebze yetiştirdiler. Tanyanın çalıştığı araştırma enstitüsü yazın kapalıydı. Yapacaklan hiçbir iş yoktu ve çok uzun zamandır hiç kimse maaşını alamamıştı. Enstitü çalışanlan, bütün kasaba sakinleri gibi sebze yetiştirdikleri küçük bahçelerini çapalamaya ya da açlık çeken Moskovanın caddelerinde bitiveren çok sayıdaki pazarda ticaret yapmaya gittiler. Tanya kendi sebzelerini yetiştirmekle ve çocuklara bakmakla meşguldü . Andrey, araştırma enstitülerinin çoğundan farklı olarak kendi teknik üniversitesi kapanmadığı için, genellikle şehirde kalıyor ve akşamlan uyumak için daçaya dönmüyordu. Tanya, bir sabah, bir sebepten ötürü, beklenmedik biçimde Moskovaya gitti, apartman dairesinin kapısını açtı ve yatağında Andreyi bir kız öğrenciyle birlikte buldu. Güney Rusyalı ağzı kalabalık bir kadın olan Tanya, Andreye bas bas bağırdı ve bu şekilde bütün apartman söylediklerini duydu. Andrey mazeret göstermeye çalışmadı. Öğrenciye aşık olduğunu söyledi. Kız öğrenci bir şey söylemedi, giyindi ve mutfağa giderek, sanki hiçbir şey olmamış gibi çay yapmak üzere çaydanlıkta su kaynatmaya başladı. Rakibinin suskunluğu ve dairenin girdisini çıktısını çok iyi bildiğini gösteren davranışları Tanya için bardağı taşıran son damla oldu. Oracıkta, bütün evlilik hayatı boyunca Andreyin beş para etmez ailesine, sadece yaşadıkları yere bir rakip getirmesine izin vermeleri için katlanmadığına karar verdi. Andreye bu işten yakasını kurtarabileceğini hayal etmemesini söyledi. Andrey eşyalarını topladı ve kız öğrenciyle birlikte evi terk etti. Bu , aslında, Tanyanın yeni ve bütünüyle bağımsız hayatının başladığı gündü . Andrey, tiksindirici bir tavır alarak, Tanyaya kendisinin ve çocukların geçimini sağlayabilmesi için tek kuruş bile vermedi. Üç yıl sonra, Tanya bir miktar para kazanınca, zaman zaman Andreyin karnını doyurdu ve hatta ona elbiseler aldı. Fakat Tanya bunu herhangi bir acıma duygusuyla yapmadı. Tanya , Andreyin karnını doyurdu , çünkü intikam tatlıydı. Tanya, Andreye, Sovyet döneminde lüks sembolü olan -ve şimdi satın alabilecek paraya sahip olduğu- kırmızı havyar verdi. Andrey havyarı, çok aç olduğu için bu aşağılama karşısında yüzü hiç kızarmadan, hapur hupur yedi. O sıralarda Andreyin, kiliselerde kurulmuş olan, inanç sahibi olmanın önemli bir kriteri olarak görülen aşevlerinde bile karnını doyurduğu oluyordu . İstavroz çıkarmayı bile öğrenmişti. 1992 yılında, serbest piyasanın atılım yaptığı yaz aylarında, bütün bunlar henüz gelecekte yaşanacak olan olayların bir provası gibiydi. Bir hafta sonra, çocukların karnını doyuracak hiçbir şey kalmayınca ve kaynanası Andreyi affetmesi ve onun geri dönmesine izin vermesi konusunda ayak direyince Tanya, ticaret yapmak amacıyla yakınlarındaki pazarlardan birine gitti. Kaynanası feryat etti, "Yüzkarası şey! Yüzkarası ! " ve yatağına uzandı. Bununla birlikte, Tanya pazarda kazandığı o utanç kaynağı parasıyla kendisine ilaç almaya başlayınca fikrini değiştirdi. Yaşlı kadının oğullarından hiçbiri, kocası ya da gelinlerinden hiçbiri ona böyle davranmamışlardı. Aile meclisinin toplanıp, her ne olursa olsun, hiçbir durumda aile yadigarlarını, atalarından kalan antika mobilyaları, çok eski, ender bulunan plakları, ünlü on dokuzcu yüzyıl Rus ressamlarının tablolarını satmama kararı almasıyla birlikte işler daha da trajikomik bir hal aldı. Tanyanın inatla yatağından çıkmayan ve kendisini utanca değil fakat ölüme hazırlayan kaynanası, bu öneriye karşı oy kullanan ilk kişi oldu. 1990ların başlarında, bütün bir Stalin dönemi boyunca aile yadigarlannı ellerinde tutmuş olan diğer köklü aileler, bunları ucuza ya da o sıralarda söylendiği şekilde bir öğün karşılığında sattılar. Bu sırada Tanya, sabah saat 6dan akşam lle kadar pazarda oluyordu. Bu sadece çalışmak değildi, kürek mahkumluğuydu. Pazar katıksız bir ıstırabın çekildiği bir yerdi, fakat aynı zamanda kurtancı bir özelliği de vardı: bu, üzerinde bir fiyat etiketi bulunan kölelikti. Tanya pazarda çalışmaya devam etti ve cebinde hışırdayan gerçek rubleler kazandı. Pazaryerinde durursun ve para kazanırsın -daha sonra değil, hemen o sırada- ve önemli olan da budur zaten. Tanya eve hep parayla dönüyor, aynı zamanda şişmiş bacaklarla, zorla adım atar bir halde ve şişip kocaman olmuş yengeç kıskacına dönmüş ellerle, banyo bile yapamayacak ya da kendisini biraz olsun insana benzetmek için bir şeyler yapmayacak durumda geliyordu. Gelin görün ki, mutlu sayılırdı! "Belki bana inanmayacaksın, ama artık hiç kimseye bir daha bağımlı olmayacağım için mutluluk duyuyordum. Bana ücretimi ödemeyen enstitü müdürüne, bana hiçbir şey vermeyen Andreye, aile yadigarlan ve gelenekleriyle kaynanama bağımlı olmadığım için mutluluk duyuyordum. Tamamen kendi ayaklanın üzerinde durmaya başlamıştım. " Şimdi zengin ve güzel olan Tanya bana her şeyin on yıl önce nasıl değiştiğinin öyküsünü anlattı. "Kaynanama gelince. Pekala, güzel bir günde ona beni kızdırmaktan vazgeçmesini söyledim. Ona siktir git! dedim. Ve ne oldu dersin? llk kez bana vaaz vermeye kalkışmadı. Bu, gerçek durumun açığa çıkmasıydı. Gözlerimin önünde bir devrim gerçekleşti. Ahlakı sarsılmaz görünen eski Moskova entelijansiyası yıkıldı. Kaynanama verdiğim parayla yıkıldı. Kaynanam bana ders vermeyi bıraktı çünkü onu ben besliyordum. Ben, her zaman yanlış tarafta olan ben. Yavaş yavaş hepsi, onlarla benzer bir geçmişten gelmediğim için ve her zaman söyleyip durduklan gibi, Moskovaya taşınmak isteğiyle Andreyi benimle evlenmeye ikna ettiğim için beni hakir gören bütün aile, bana gülümsemeyi öğrendiler; hatta onlara söylediğim sözleri dikkatle dinlemeyi de öğrendiler. "Tüm bunların sebebi, pazarda yürüttüğüm ticari faaliyetle onlann karnını doyuruyor oluşumdu. Bununla övünüyordum. Bunu sürdürmeye tek bir sebepten dolayı hazırdım: daha fazla, daha fazla ve çok daha fazla para kazanmak ve bu parayı burunlanna sürterek onları aşağılamak için." Tanya gece yarısına doğru eve döndüğünde kendisini yatağa zor atıyordu. Artık oğullarına ayıracak zamanı yoktu. Çocuklarının ev ödevlerini kontrol etmiyordu. Akşam bitkin bir halde yatağa uzanıyor ve sabahın köründe yola düşüyordu. Ertesi sabah her şey yeniden başlıyordu . Tanyanın çocuklarına -şunu belirtmek gerekir ki, aynı çatı altında yaşamaya başladıklarından bu yana ilk kez- kaynanası bakmaya başlamıştı. Tanya bir kez daha hayrete düştü. Tanya pazarda çok becerikli, o zamanlar halkın kullandığı deyişiyle bir mekik olan, genç bir adam için çalışmaya başladı. Nikitanın mekik seferleri Türkiyeden ucuz giyim eşyası, Özbekistandan ucuz karpuz , Gürcistandan ucuz mandalina; aslına bakılırsa, her yerden ucuz olan her ne varsa ithal etmekti. Tanya ve onun adına çalışan diğer kadınlar Nikitanın mallarını satıyorlardı. Vergi, devlet harcı söz konusu değildi. Pazarda geçerli olan kurallar, bir hapishanede geçerli kurallarla aynıydı. Anlaşmazlık bıçakla çözülüyordu haraç toplama yaygındı, insanlar dövülüyordu. Pazarda çalışan kadınların çoğu Tanyayla aynı durumdaydılar; çocuklarını evde bırakmış dul kadınlar, enstitüleri, yayınevleri ve yayın büroları kapatılmış bilimsel ve teknik entelijansiyanm eski üyeleri. Patronları adına çalışan fahişelerden sadece birazcık daha iyi bir durumdaydılar. Kısa süre sonra Tanya, Nikitayla yatmaya başladı. Nikita, aralarındaki yaş farkına karşın onu diğerlerinin arasından seçmişti; bir keresinde onu beraberinde Türkiyeye, bir satın alma gezisine götürdü . Nikita , onu birinci, ikinci ve üçüncü kere yanma aldı ve iki ay içinde ticarete çok yatkın bir kadın olan Tanya, bunun gerçekten de öyle çok zor bir iş olmadığını görerek, kendisi bir mekik haline geldi. Daha sonra Nikita öldürüldü ; kimliği bilinmeyen biri tarafından vuruldu . Bir sabah onu pazaryerinde kafasında bir kurşun deliği olduğu halde buldular; hepsi buydu işte. Nikitanm satış ekibini oluşturan kadınlar Tanya adına çalışmaya başladılar ve hepsi de hallerinden memnundu. Tanya, Nikitadan çok daha yoğun çalışıyordu ve işleri hızla büyütmeye başladı. Buna ek olarak Tanya , ölmüş olan eski patronundan daha az aşağılık biriydi. Altı ay daha geçtikten sonra Tanya Türkiyeye gidip gelmeyi bıraktı. Bir mekik olarak hayat güçlüklerle dolu olmasına karşın bunu yorulduğu için yapmamıştı. O yıllarda, yurtdışından getirdiğiniz, havaalanlarının ve tren istasyonlarının etrafında kocaman bohçalar halinde oradan oraya sürüklenen malları kendiniz taşımak zorundaydınız; insanlar bunları daha ucuza taşıyabilmek için, kullanımı ücrete tabi olan portbagajlan dahi kullanıyorlardı. Tanya seyahat etmeyi bırakmıştı, çünkü kendine uygun mevkii bulmuştu: iş hayatında olağanüstü derecede iyiydi. Tanyanın durumu hızla iyileşti; işi önce beş mekik ve daha sonra ilave beş mekik daha kiralayacak ölçüde büyüdü ve yerel piyasa koşullarında büyük sayılan bir işin sahibi haline geldi. Mekikler gidip geliyorlar, kendisi adına çalışan kadınlar bu mallan satıyorlardı ve Tanya da bütün bu faaliyetleri bizzat yönetiyordu. Daha şimdiden etrafta, yaygın deyişle, bir Türk gibi giyinmeden, yani bir Avrupalı gibi giyinerek dolaşmaya başlamıştı. Bütün restoranların müdavimi olmuştu; işten sonra yediği, içtiği yerlerde para saçıyor ve yorgunluğunu atıyordu. Kendisine, ailesine ve işçilerine bol miktarda para kalıyordu. Bu yıllarda elde edilen kazançlar astronomikti. Tanya elde ettiği gelire ve yaşına uygun sevgililer ediniyordu: aşk virtüözleri. Canı istediği zaman da bunları başından savıyordu. Doğruyu söylemek gerekirse, Andrey hiçbir zaman başarılı aşık kategorisi içinde yer almamıştı. . . Bir yıl daha geçti ve Tanya oturdukları daireyi satın aldıktan sonra, tefriş etmeye karar verdi. Andreye, erkek kardeşlerine ve kayınpederine, hepsini çok memnun eden, oldukça küçük daireler satın aldı. Yalnız kaynanasını yanında alıkoydu. Ona acıyor olmasının yanı sıra oğullarına bakacak birine ihtiyacı vardı. Küçük oğlu sürekli sağlık sorunları yaşarken, büyük oğlu , lgor, ergenlik çağma girmişti ve sorun çıkartıp duruyordu. Bununla birlikte Tanya tefriş işini bir tür misilleme olarak gerçekleştirdi. "Aslında onlara sadece buranın kime ait olduğunu göstermek istedim Tefriş sırasında Tanya her şeyi, kelimenin tam manasıyla her şeyi fırfatıp attı. Bütün aile yadigarlarını sattı ve kocasının akrabalarının can sıkıcı, yüksek sınıf geçmişinin bütün izlerini sildi. Hiç kimse bütün bunlara karşı çıkmadı. Kaynanası daçaya gitti ve ayak altından uzaklaştı. Sonuçta ortaya en son teknolojiyle donatılmış modern bir Avrupalı daire çıktı. Tefriş işinin tamamlanmasının ardından Tanya iş hayatında daha da ileriye gitmeye karar verdi: mekik işini bıraktı ve emlak ticareti işine girdi, Moskovada birkaç dükkan satın aldı. "Ne? Bu dükkanlar sana mı ait? " Kulaklarıma inanamıyordum. Tanya, iş çıkışında arabayla gittiğim iki mükemmel süpermarketin sahibiydi. "Tebrikler ! Fakat fiyatlarınız! Tanya gülerek, kaçamak bir cevap verdi, "Biliyorum, fakat Rusya zengin bir ülke ! " " O kadar zengin değil. Sen bir emperyalist haline gelmişsin. Sen biraz, kendi çıkarlarından başka şey düşünmeyen biri olmuşsun. " "Elbette, Yeltsin gitti ve onun gidişiyle birlikte kolay para kazanma ve cicim ayları da bitti. Şu an iktidarda olanlar açgözlü pragmatistler, ben de onlardan biriyim. Sen Putine karşısın, ancak ben ondan yanayım. O neredeyse bana kardeşimmiş gibi görünüyor, geçmişte haksızlığa uğramış ve şimdi hakkı olanı alan biri gibi. " "Açgözlü derken neyi kastediyorsun? " "Rüşveti. Herkese vermen gereken sonu gelmez miktarda rüşveti. Dükkanlarımı elimde tutabilmek için bu rüşveti veriyorum. Kime rüşvet vermiyorum ki? ! Karakoldaki kalem memurlarına, itfaiyecilere, hijyen müfettişlerine, belediyeye. Ve dükkanlarımın bulunduğu bölgeleri denetimi altında tutan gangsterlere. Zaten işin doğrusu , bu dükkanları gangsterlerden satın aldım. " "Onlarla iş yapmaktan korkmuyor musun? " "Hayır. Benim bir rüyam var: ben zengin olmak istiyorum. Bugünün Rusyasında bu, hepsine para ödemek zorunda olmam anlamına geliyor. Bu vergiyi ödememem durumunda yarın öldürülürüm ve yerime bir başkası geçer. " "Abartmıyorsun, değil mi? " "Sana gerçekte durumun nasıl olduğunu kelimelerle anlatmam mümkün değil. " "Peki, ya bürokratlar? " "Bir kısım bürokratlara ödemeyi bizzat yapıyorum, geri kalanlarına da ödemeyi gangsterler yapıyor. Ben gangsterlere parayı veriyorum, onlar da diğer gangsterleri, bürokratlarımızı hoş tutuyorlar. Aslında bu gayet işe yarayan bir sistem. " "Andrey nerelerde şimdi?" "Andrey öldü. Sonunda benim yükseldiğim ve kendisinin benim havyarımı yediği gerçeğini kaldıramadı . Benden kendisini yeniden kabul etmemi istedi, ancak ben onu hiçbir şekilde istemiyordum. Ona kendisine başka bir öğrenci bulmasını tavsiye ettim. Zaten çirkin bir adamla yaşamak istemiyorum. Yakışıklı erkekleri sevdiğime karar verdim. Erkeklerin soyundukları striptiz gösterilerine gidiyor ve sevgililerimi orada seçiyorum. " "Şaka yapıyor olmalısın ! Aile hayatını özlemiyor musun? Aile içinde yaşanan büyük mutluluğu ? " "Hayır, özlemiyorum. Yaşamaya daha yeni başladım. Bu şekilde yaşamanın olumsuz bir yanı yok mu , elbette ki var. Bütün bunların çok iğrenç olduğunu düşünebilirsin, ancak benim eskiden sürdüğüm hayatta o derece saf olan ne vardı ki? " " Çocuklar ne durumdalar? " "Ne yazık ki, lgor, Andrey gibi karakteri zayıf biri haline geldi. Uyuşturucu kullanıyor. Onu bir kliniğe yatırdım. Şimdiden bu beşinci oluyor . . . Stasik, Londrada eğitim görüyor. Ondan çok memnunum. Hem de çok. Orada her konuda birinci. Ona kaynanam bakıyor. Kaynanama küçük bir daire kiraladım. Stasik hafta içinde bir öğrenci yurdunda kalıyor, hafta sonlarında da kiraladığım dairede kaynanamla kalıyor. Kaynanamın bir kalça yenileme ameliyatı geçirmesi için gerekli parayı verdim. Ameliyatı lsviçrede yaptılar. Hayata geri döndü, ortalıkta genç bir kadın gibi koşup duruyor ve bana kesinlikle tapıyor. Bana gerçekten taptığını düşünüyorum. Para büyük bir şey gerçekten de. " David, elinde bir tepsi olduğu halde odaya dönerek girdi. Alçak sesle şarkı gibi mırıldanarak, "Kızlar, çay saati geldi," dedi. "Sadece üçümüz. Tamam mı, Tanençka? " Tanya başını salladı ve hemen geri döneceğini söyledi. Çay için üstünü değiştirmek istiyordu. Davidin paçalarından yozlaşmışlık ve rehavet sızıyordu. Son derece rahatsız edici bir görünümü vardı. Birkaç dakika sonra Tanya geri döndü. Elmaslara bürünmüştü, kulakları insanın gözünü alıyordu, dekolte elbisesinin yakası ışıl ışıldı. Saçları bile parlıyordu. Bu gösteri bana yapılıyordu. Kibarca kadirbilirliğimi ifade ettim. Tanya gerçekten çok memnun olmuştu , kendisini, yeni Tanyayı eski bir arkadaşa sunmanın verdiği hazdan dolayı elmasları kadar parlak görünüyordu. Çayımızı çabucak içtik ve birbirimize hoşça kal dedik. Birbirimizden ayrılırken Tanya, "Yalnız bir dahaki sefer aradan on yıl geçmesin," dedi. Ben, "Öyle olmaması için çabalayalım," diye cevap verdim ve merdivenlerden aşağıya doğru inerken Putin döneminde insanların gerçekten de daha sık bir araya geldiklerini düşündüm. Eski dostları kastediyorum. Yeltsin döneminin son zamanlarında, Rusyada insanlar korkunç biçimde sadece hayatta kalmakla meşguldüler; yıllarca birbirlerine telefon etmediler, kimileri yoksul olduğu için, kimileri de zengin oldukları için utanıyorlardı. Bu , birçok insanın başka ülkelere geri dönmemek üzere göç ettikleri, insanların artık hiç kimsenin onlara ihtiyaç duymaması yüzünden kafalarına bir kurşun sıktıkları, insanların kendilerinden iğrendikleri için kokain kullandıkları bir dönemdi. Bununla birlikte, şimdilerde hayatta kalmayı başarmış olan herkes yeniden bir araya geliyormuş gibi görünüyor. Toplum gözle görülür biçimde daha derli toplu hale geldi ve insanların daha fazla boş zamanları var. Yeni dönem başlayınca , kadınlar itici güç oldular, iş dünyasına girdiler, kocalarından boşandılar. Kocaları gangster oldu ve birçoğu Yeltsin döneminin ilk yıllarında vurularak öldürüldü . Bütün bunlar oldu , çünkü perestroykanın hemen öncesinde Tanya gibi çok sayıda Rus kadını, hayatlarının akışını hiçbir zaman değiştiremeyeceklerini sanıyorlardı. Birden karşılarına bu büyük değişim şansı çıkıverdi. Bir hafta sonra, sanırım belediye meclisi için yapılacak bir ara seçimle ilgili bir basın toplantısına gitmem gerekiyordu. Orada, hiç beklenmedik şekilde Tanyayla yeniden karşılaştım. Sovyetler zamanında olduğu gibi, daha şimdiden belirli kalıplara sokulmuş, kapalı toplumumuzda, süpermarket sahipleri siyasal basın toplantılarına gitmezler. Tanya kendisini gazeteciler dünyasına saçları itinayla toplanmış, klasik siyah bir iş kıyafeti içinde ve üzerinde tek bir elmas bile olmadan gösterdi. David de oradaydı ve aynı yüksek havadaydı, hatasız biçimde Tanyanın iş sekreteri rolünü oynuyordu; alçakgönüllü fakat yağcılık yapmayan bir sekreter. Bu kez kızlar diye seslenmiyordu. Ben gazetecilerle birlikte oturdum. Tanya barikatların karşı tarafındaydı. Kendisine bir mikrofon uzatıldığında, Tanya en son konuşacak olan kişiydi. Belediye meclisi üyeliğine aday olanlar arasındaydı. Ben de dahil olmak üzere gazetecilere Moskovadaki evsizler sorununu nasıl gördüğünü anlattı, seçmenlerin kendisine yasama meclisine bir üye olarak seçilme onurunu vermeleri halinde onların hakları için mücadele etme sözü verdi. Basın toplantısı sona erdiğinde, Tanyaya, "Allah aşkına senin buna ihtiyacın mı var? Sen zaten zengin birisin," dedim. "Sana söylemiştim, ben daha da zengin olmak istiyorum. Çok basit: belediye meclisi üyesine rüşvet vermek istemiyorum. " "Hepsi bu mu? " "Bugünlerde rüşvetçiliğin hangi boyutlara ulaştığı konusunda hiçbir fikrin yok senin. Yeltsin zamanında gangsterler bunu hayal bile edemezlerdi. Eğer belediye meclisi üyesi olursam bu konuda vergi ödemekten kurtulmuş olacağım. " "Fakat neden özellikle evsizleri savunma konusu üzerinde durdun?" Yakınlardaki bir Fransız kafeteryasından içeri girdik. Burayı Tanya seçti; benim için çok pahalı bir yerdi. "Bu konunun benim daha iyi bir izlenim vermemi sağlayacağını düşünüyorum. Her halukarda onlara kendi ayakları üzerinde durmaları konusunda gerçekten de yardımcı olabilirim. Bunu ben kendi kendime başardım. " "Peki, neden konuşmanın sonunda Putinden söz ettin? Onu ne kadar çok sevdiğini, saydığını ve ona güvendiğini söyledin. Bunu söylemeni senden imaj meykırların mı istedi? Söylediklerin kulağa hiç de hoş gelmiyordu. " "Hayır, değil. Bugünlerde bunu yapmak zorundasın. Bunu bilmek için imaj meykırlann yardımına ihtiyacım yok." Tanya, Rusyaya yeni hayatla birlikte gelmiş olan bu telaffuzu zor İngilizce sözcükleri söylerken zorlandı. "Eğer Putinden söz etmemiş olsaydım, yerel FGB görevlisi bana herkesin söylediklerini söylemediğim için şikayette bulunmak üzere yarın dükkana beni görmeye gelirdi. Biz iş aleminin insanları şimdilerde işte bu türden bir hayata öncülük ediyoruz." "Peki ama dükkana seni görmeye gelse ve bunları söylese ne çıkar ki? " "Hiçbir şey. Sadece rüşvet ister. " " Ne için? " "Ne söylememiş olduğumu unutmak için." "Bana baksana, bütün bunlardan bıkmadın mı gerçekten de? " "Hayır. Birkaç dükkan daha edinmek için Putinin kıçını öpmem gerekse, bunu da yapardım. " "Edinmekten kastın nedir. Sen onları satın aldın, değil mi? Gerekli parayı ödedin, hepsi bu değil mi? " "Hayır, şimdi işler farklı şekilde yürüyor. Bir şeyi edinebilmek için bürokratlardan kendi paranla o dükkanı satın alabilme hakkını kazanman gerekir. Buna Rus kapitalizmi deniyor. Şahsen ben bundan hoşlanıyorum. Bundan bıktığım zaman kendime bir yerlerde vatandaşlık satın alacağım ve o ülkeye taşınacağım. " Birbirimizden ayrıldık. Elbette Tanya seçimi kazandı. Kötü bir performans göstermediği söyleniyor. Şimdilerde Moskovadaki yoksullara yardımcı olabilmek için canı gönülden çalışıyor. Evsizler ve mülteciler için bir başka aşevi kurdu, üç süpermarket daha satın aldı ve sık sık televizyonda bizim modem zamanlarımızı öven konuşmalar yapıyor. Kısa süre önce beni aradı ve kendisiyle ilgili bir makale yazmamı istedi. Yazdım. Şu anda okumakta olduğunuz makaleydi bu yazdığım. Makaleyi yayınlanmadan önce okumak istedi, okuyunca dehşete uğradı ve "Yazdıklarının hepsi doğru," dedi. Makaleyi o ölmeden önce Rusyada yayınlatmamam konusunda bana söz verdirdi. "Peki, ya yurtdışında? " diye sordum. "O olur bak," dedi. "Paramızın ne koktuğunu herkes bilsin. " işte siz de şimdi artık Rus parasının ne koktuğunu biliyorsunuz.
...Değişim 1998 yılında ülkenin borçlarını ödeyemez hale gelmesiyle yaşandı. Birçoğumuz 1991 sonrasında, piyasa ekonomisinin fiilen uygulandığı yıllarda bir miktar para kazanmayı başarmıştık ve bir orta sınıfın oluşmakta olduğuna dair işaretler belirmişti. Kuşkusuz bu bir Rus orta sınıfıydı, Batıdaki orta sınıfa benzemiyordu ancak bir orta sınıf her şeye karşın demokrasiye ve serbest piyasaya destek verir. Bunların hepsi bir gece içinde ortadan yok oldu. Daha sonrasında çok sayıda insan gündelik hayatta kalma mücadelesi verirken o derece yorgun düşmüşlerdi ki, yeni bir mücadeleyi göze alamadılar ve arkalarında bir iz bile bırakmadan yok olup gittiler.
Yeltsin döneminin son zamanlarında, Rusyada insanlar korkunç biçimde sadece hayatta kalmakla meşguldüler; yıllarca birbirlerine telefon etmediler, kimileri yoksul olduğu için, kimileri de zengin oldukları için utanıyorlardı.
Bazen Putinin gerçekten insan mı, yoksa buz gibi, metalik bir heykel mi olduğunu merak ediyorum. Eğer bir insansa bile bunu kesinlikle belli etmiyor.
ASKER, YA DA ANA OCAĞINA GERİ DÖNMEK
İnsanlar, artık daha fazla orada yaşamak hayatlarını tehdit eder hale" geldiğinde ya da devlet tarafından kimliklerine ve onurlarına karşı büyük çaplı bir saldırı kışkırtıldığında Rusyadan göç ederler. 8 Eylül 2002de Rus Ordusunda durum tam olarak böyleydi. 54 asker koşullara daha fazla dayanamadılar ve göç etmeye çalıştılar. 20. Muhafız Motorize Piyade Tümeninin eğitim sahası, Volgograd Bölgesine bağlı Prudboy köyü yakınlarında yer alır. 20004. Ordu Birliğinin 2. Bölüğündeki askerler, o da Volgograd Bölgesinde bulunan Kamyşin К[амы́шин] kasabasındaki sürekli üslerinden, Prudboydaki eğitim sahasına götürüldüler. Bu olağan bir durummuş gibi görünüyordu: eğitim göreceklerdi. Eğitmenleri, baba-figürleri olan komutanları olacaktı. Ne var ki 8 Eylülde, baba-figürleri, Yarbay Kolesnikov, Binbaşı Şiryayev, Binbaşı Artemyev, Teğmen Kadiyev, Teğmen Korostylev, Teğmen Kobets ve Asteğmen Pekov, yetki ve sorumluluk alanları dışında yer alan bir soruşturma yapmayı kararlaştırmışlardı. Askerler resmi geçit alanında toplandıkları zaman onlara, geceleyin eğitim alanından Muharebe Keşif ve Çıkartma Aracını (MKÇA) kimin çalmış olduğunu bulmak için bir soruşturma yapılacağı söylendi. Daha sonra askerler, ısrarla gerçekte hiç kimsenin MKÇAyı çalmadığını söylediler. MKÇA tümenin araç parkında, her zamanki yerinde duruyordu. Subaylar sadece can sıkıntısı içindeydiler. Günlerdir sürekli içiyorlardı, bunun sonucunda muhtemelen kendilerini kötü hissediyorlardı ve biraz zorbalık yaparak eğlenmeye çalışıyorlardı. Bu tür olaylara kötü bir üne sahip olan Kamyşin eğitim alanında ilk kez rastlanmıyordu. Yapılan duyuruların ardından ilk parti askerler subayların çadırına alındılar: çavuş Kutuzov ve Krutov, erler Generalov, Gurski ve Gritsenko . Diğerlerine dışarıda beklemeleri emredildi. Dışarıda bekleyenler kısa süre sonra arkadaşlarının çığlıklarını ve iniltilerini duydular. İlk grup çadırdan dışarıya atıldı. Çadırdan çıkan askerler, yoldaşlarına subayların kendilerini, kaba etlerine ve sırtlarına saplı sert aletlerle vurarak dövdüklerini, karınlarına ve kaburgalarına vurduklarmı söylediler. Bu açıklama gereksizdi. Darbelerin izleri askerlerin vücutlarında açıkça görülebiliyordu. Subaylar ara vereceklerini duyurdular. Yarbay, iki binbaşı, üç teğmen ve bir asteğmen akşam yemeği yiyeceklerdi ve geriye kalan askerlere , herhangi birinin MKÇAyı çaldığını itiraf etmemesi durumunda, aynen şu anda çadırlarının dışında yerde çimenlerde yatanlar gibi dövüleceklerini söylediler. Subaylar bu duyuruyu yapıp çorba içmeye gittiler. Peki, askerler ne yaptılar? Kaçtılar. isyan ettiler, koyunlar gibi kesilmeyi beklememeyi tercih ettiler. Nöbet yerini terk etmek askeri mahkemede yargılanmayı gerektiren bir suç olduğundan ve bu suçu işleyenler disiplin taburuna gönderildiklerinden, nöbette olanları ve ayrıca, yürüyecek durumda olmayan Kutuzov, Krutov, Generalov ve Gritsenkoyu geride bıraktılar. / Askerler bir kol oluşturarak, yardım sağlamak üzere eğitim alanını terk edip Volgograda doğru yürümeye başladılar. Prudboyla Volgograd arasındaki mesafe bir hayli uzundur: yaklaşık 180 kilometre kadar. 54 asker bütün bu mesafeyi düzenli bir biçimde, 20. Tümenin subaylarının bir aşağı bir yukarı gidip geldikleri yoğun trafiğin olduğu bir otoyolun kenarında, saklanmaya çalışmadan yürüdüler. Hiçbir araç durmadı. Kimse askerlere ordunun kurallarına aykırı biçimde, başlarında bir subay olmadan nereye gittiklerini sormayı akıl etmedi. Askerler gece karanlık çökene kadar yürüdüler. Otoyolun yakınındaki bir ağaçlık şeritte uyumak üzere yere uzandılar. Yarbay, iki binbaşı, üç teğmen ve bir asteğmen akşam yemeklerini yedikten sonra geri döndüklerinde , 2. Bölüğün mevcudunun büyük ölçüde azalmış olduğunu fark etmelerine karşın kimse onlara bakmak için gelmedi. Subayların elinde neredeyse komuta edebilecekleri hiç kimse kalmamıştı. Subaylar, yasal olarak sorumlu oldukları askerlerin nerede olduğu konusunda hiçbir fikirleri olmadiğı halde, ancak Rusyada hiçbir subayın bir erin başına gelenler nedeniyle cezalandırılmadığını da gayet iyi bilerek, usul usul yatmaya gittiler.
DOKUNULMAZLAR
Rusyada kendisine bu derece verimli bir toprak bulmuş olan, hatta devlet başkanının bile konuşmalarında kullandığı suç dünyasının jargonuna başvurarak şöyle diyebiliriz: Fedulevin grubunun gelişiyle birlikte Urallarda belirli kurallar çerçevesinde yaşamak denen şey sona erdi. Yekaterinburg sokaklarında insanlara en çok kime saygı duyduklarını sordum: Vali Rossele mi? Feduleve mi? Şehrin belediye başkanı Çernetskiye mi? Aldığım cevap şu oldu: "Uralmaşa. " Şaşkınlık içinde dolandırıcılara nasıl saygı duyabilecekleri sorusunu yönelttim. Cevapları basitti: "Onlar hırsızların yasalarına uygun olarak yaşıyorlar, ancak en azından bazı yasaları var. Yeni dolandırıcılar bu yasalara bile uymuyorlar. " Biz işte bu noktaya gelmiş durumdayız: Rus halkı bir mafyayı diğerine göre tercih edip, ona saygı duyuyor, çünkü diğer mafya ötekinden çok daha kötü . Biz 1997 yılına geri dönelim. Fedulev, Yekaterinburg polisini avcunun içine aldı ve yasadışı votka pazarlanması işini bütünüyle ele geçirdi. Borsada oynamaya devam etti ve bir Moskova şirketini dolandırdı. Bu sadece herhangi bir eski şirket değil, Yeltsini ve ailesini maddi bakımdan destekleyen, çok tanınmış bir metropol oligarkına ait bir konsorsiyumdu. Bu kişiyi dolandırmak o sıralarda intihar etmekle eş anlamlıydı. Şirket iki kez Sverdlovsk UBOPsine dolandırıcılıkla ilgili şikayette bulunduysa da, Fedulevi zor durumda bırakacak her türlü bilginin önü kesildi ve CID bir ceza davası açmayı reddetti. Ancak genel savcılık makamının müdahalesinin ardından 142113 dosya sayılı dava, Yekaterinburgda değil de Moskovada açılabildi. Fedulev kaçak durumuna düştü. Hakkında bütün Rusyayı kapsayan bir arama emri çıkarıldı. Fedulevin koruyucusu haline gelmiş olan eski casus Yuriy Altşulu hatırlıyor musunuz? Peki, onu tanıyan herkesin kendisinden tamamen dürüst bir insan, sözünün eri ve çok korkusuz biri olarak söz ettiğini de hatırlıyor musunuz? Altşul kendi dedektiflik ajansını ve güvenlik şirketini kurduktan sonra Rus güvenlik güçlerine istihbarat sağlamayı sürdürdü . Onun tarafından genel savcılık makamına ve FGBye aktarılan bilgiler, Urallardaki birkaç büyük dolandırıcının demir parmaklıklar arkasına konmasını sağladı. Bununla birlikte, Altşulun özel bir saplantısı vardı: Uralmaş suç örgütüne karşı mücadele etmek. Kulağa tuhaf gelse de , Altşulu Feduleve yakınlaştıran da bu oldu . Hakkında bütün Rusyada arama emri çıkarılması üzerine, Altşulun Uralmaşla ilgili sabit fikirliliğini bilen Fedulev onu görüşmeye çağırdı. Fedulev, ortadan kaybolmak zorunda bırakılmasının ardından, Uralmaşın, Sverdlovsk eyaletindeki, kendisinin göz koymuş olduğu diğer iki hidrolitik fabrikasının denetimini ele geçirmesinden korkuyordu. Fedulev, Altşuldan sahip olduğu bütün güçle kendi çıkarlarını Uralmaşa karşı korumasını istedi. Bunun karşılığında, Altşula ele geçirmek üzere olduğu Lobva Hidrolitik Fabrikasının karının yüzde 5Osini vermeyi vadetti. Altşul tamamen hidrolitik fabrikasına bağımlı olan Lobva kasabasına gitti. Orada fabrikanın üretken kapasitesinin kasıtlı olarak tahrip edildiğini gördü. Altşul, kendi kendisine, Fedulevin bu durumdaki bir fabrikanın neden bu kadar büyük miktarda hissesini satın almak istediğini sormadan edemedi. Fedulevin burnunu sokmasından önce Lobva fabrikası oldukça başarılı biçimde işliyordu. Fedulev bir kez fabrikanın hisselerini kendi küçük şirketlerine başlayınca, bu şirketler ispirtoyu yasadışı olarak satmaya ve işlemeye başladılar. Bu satışlardan elde edilen gelir doğal olarak fabrikaya bu şirketlerin kayıtları üzerinden geliyordu, hatta bu da hiçbir zaman tam tutara eşit olmuyordu. Aylar geçtikte Fedulev fabrikayı emip kuruttu . Altşul, Lobvaya ulaştığında işçilere ücretleri yedi aydır ödenmemiş durumdaydı. Fabrika iflasın eşiğine gelmişti. Bütün kasaba fabrikanın etrafında büyüdüğünden, fabrikanın ayakta kalmaması durumunda kasaba da ölecekti. · İşte bu noktada Altşul, Fedulevin adına değil, kendi inisiyatifiyle hareket etmeye karar verdi. İşçilere düzeni tekrar sağlayacağı sözünü verdi ve ilk iş olarak işçilerin fabrikada iki kişiyi bir daha görmeyeceklerini, çünkü onların fabrika kapısından içeri girmesine izin vermeyeceğini söyledi. Bu iki kişi, Fedulevin adamları Sergey Çupahin ile Sergey Leşukovdu. Çupahin ve Leşukov eskiden eyaletin İçişleri Dairesinin Ağır Dolandırıcılık Bürosunda çalışmışlardı. Aynı zamanda Vasiliy Rudenkonun ve Nikolay Ovçinnikovun, iş arkadaşlarının kişisel dostlarıydılar ve polis örgütünden, Fedulevin iş hayatında Ovçinnikovun mali çıkarlarını korumak amacıyla ayrılmışlardı. Fedulevin en sonunda tutuklanmasından önce biraz daha zaman geçti. Doğal olarak Moskovada tutuklanan Fedulev, hücredeyken bile Yekaterinburgdaki olayların gelişimini etkileyebilmek için elinden gelen her şeyi yaptı. Denetimi altındaki polisler (ne de olsa Rudenko şimdi Moskovadaydı) Fedulevin daveti üzerine Altşulun gelip onu hapishanede görmesini sağladılar. Bu görüşme sırasında Fedulev, ısrarla Altşulun fabrika yönetimini Çupahin ve Leşukova devretmesi gerektiğini söyledi. Rudenko bunu, Fedulevden sahip olduğu hisseyi kaybetmek istemediği için talep etmişti. Buna karşılık Altşul, fabrikanın yönetimini devretmeyi reddetti ve peşi sıra Rudenko geldiği halde Yekaterinburga geri döndü. Altşul, görüşme talebiyle UBOPye çağrıldı ve burada Rudenko , Altşula Lobva fabrikasını bırakması için baskı yaptı. Altşul bu isteği bir kez daha kesin bir dille reddetti. Eski ordu casusu birkaç gün sonra, 30 Mart l 999da, eski ordu casusu arabasında vurulmuş olarak bulundu. Ölümüyle ilgili bir ceza davası açıldı, bu kez 528006 dosya sayısıyla. Bir kez daha baş şüpheli Fedulevdi. Bu onun karıştığı üçüncü şüpheli cinayetti, fakat sonuçta ne olduğunu sanırım artık tahmin edebiliyorsunuzdur. Yine hiçbir şey. 528006 dosya sayılı dava, diğerleri gibi rafa kaldırıldı. Fedulevin hesabı son derece basitti: Altşulun temizlenmesiyle birlikte fabrika kendisinin olmuştu. Ne var ki Altşul, Lobvada bir arkadaş ve vekil bırakmıştı: başka bir eski casus ve özel operasyonlar gazisi olan Vasiliy Lev. Lev, Fedulevin adamlarını fabrikadan çıkartması doğrultusundaki bütün taleplerini kesin olarak geri çevirdi. Rudenko-Çupahin-Leşukov üçlüsü Leve bir uzlaşma yolu ya da daha çok bir paylaşım anlaşması önerdiler. Lev fabrikanın müdürü olarak kalabilirdi, ancak Çupahin ve Leşukov, gerçekte en önemli iş olan, fabrikanın toptan likör satışını yürütmek üzere fabrikaya geri dönmeliydiler. Levden sadece bu öneriyi kabul etmesini istemekle kalmadılar, ona gözdağı vermek için de ellerinden geleni yaptılar. Lev, toplantıya açıkça, Fedulevin UBOPdeki şefi ve Levin boyun eğmesini sağlamak için elinden geleni ardına koymamış olan Skvortsov tarafından bizzat çağrılmıştı., Bu sırada Rudenko daha da yükselmiş ve içişleri Bakanlığı CIDe tayin olmuştu . Leve baskı yapmakta olan üçüncü kişi, Rudenkonun dostu ve Sverdlovsk eyaleti polis örgütünde yüksek rütbeli bir görevli olan Leonid Feskoydu. Fesko, Sverdlovsk Eyaleti UBOP Üyeleri Savunma ve Yardım Fonu adı verilen fonu yönetmek için Moskovaya gitmek üzereydi. Bu fon yasadışı ödemeleri, rüşvetleri ve ikramiyeleri yasal olarak transfer etmeye yarayan bir kurumdu. Bu savunma ve yardım fonları 1990ların ortalarında Fedulev gibi centilmenlerce tasarlanmıştı. Bu fonların birçoğu bugün de faaliyetlerini sürdürüyor. Fesko daha sonra Fedulevin, mafyanın denetimindeki şirketlerinde güvenlik ve disiplinden sorumlu vekili oldu. Acil durumlarda, eğer rakipler durumu kızıştırıyorlarsa, direnişi ezmek için özel operasyonlar birimini harekete geçirmek Feskonun işiydi. Aslında 2000 yılının Eylül ayında Uralhimmaşın ele geçirilmesini planlayan da Feskoydu. Buna rağmen, Vasiliy Lev 1999 yılında bu güçlerin hepsine birden meydan okudu. Ancak daha sonra, aynı yılın Aralık ayında, Skvortsovun maiyetindekilerden biri, bir UBOP ajanı, Yevgeniy Antonov, Levin Lobva fabrikasında likörün toptan pazarlanmasını yürüten kişi olan baş yardımcısını vurdu. Levin, cinayetin hemen ardından FGBye verdiği resmi yazılı ifadeye göre, iş arkadaşının silahlı saldırıya uğramasına yol açanlar şunlardı: Ocak ayının [ 2000] ortasında UBOP bölüm başkanı Sergey Vasilyevle konuştum. Sert bir ifadeyle benim Lobva fabrikasındaki varlığımın UBOPyi mali kaynaklarından yoksun bıraktığından yakındı. Daha sonra şöyle dedi: "Sen FGBnin, UBOPnin ve eyaletteki diğer güvenlik kuruluşlarının arpalığını çaldın . " Vasilyev kesin olarak onlarla çalışmamı istedi. Bunun nasıl bir iş olduğunu sorunca da Vasilyev şöyle cevap verdi, "Parayı buraya getireceksin ! " Levin ifadesinin her satırı bir ceza davasının açılmasını gerektirecek niteliktedir. Ne var ki, bir kez daha hiç kimseye dokunulmadı. Levin genel savcılık makamına, İçişleri Bakanlığına ve Devlet Başkanı Putinin kendisine yaptığı başvurular en ufak bir karşılık dahi bulmadı. Buna karşılık, Fedulevin kaderine gösterilen ilgi büyüktü. 2000 yılının Ocak ayında, Rusya Genel Savcı Vekili Vasiliy Kolmogorovun kişisel talimatıyla Fedulev hapishaneden serbest bırakıldı. Aynen böyle oldu. Yekaterinburga dönüşünde yetkililer Fedulevi bir fatih gibi karşıladılar. Vali Rossel ona iltimaslar yağdırdı. Rosselın girişimiyle Fedulev, Yılın Urallar Girişimcisi ilan edildi. Hapiste yatmasının, Altşulun vurulmasının, Leve gözdağı verilmesinin ve iş arkadaşının öldürülmesinin ardından Fedulev, Yekatrinburgun önde gelen sanayicisi katına çıkarıldı. Bunun ardından Urallarda faaliyet gösteren bütün medya organları, onun hakkında bir şeyler yazdıklarında hep bu formülü kullandılar. Kısa bir süre sonra Fedulev Eyalet Yasama Meclisine seçildi, bu şekilde milletvekili dokunulmazlığını kazandı. Eğer biraz geri çekilirsek ve resmin tamamına bakarsak ne göreceğiz dersiniz? Fedulev, bir Urallar oligarkı, bir eyalet meclisi üyesi, bir gayrimenkul kralı. Yine de asıl önemli olan, onun Rus Ceza Kanununun yasadışı suç örgütü olarak tanımladığı bir grubun kurucusu olması. Bu bölümün başında anlattığımız gibi 2000 yılının sonbaharında Uralhimmaş müsadere edildiğinde, Fedulevin grubu dört başı mamur bir mafya örgütünün bütün özelliklerine sahipti. Tek sorun Babanın hapiste olmasıydı ve o oradayken fabrikaları ve sanayi kompleksleri denetiminden çıkmaya başlamıştı. Bunun üzerine örgüt, "Bizim paralarımıza ne olacak?" diyerek paniğe kapıldı. işte bu noktada Fedulev serbest bırakıldı. YENİ DÜZEN Fedulevin hapishaneden bırakılması Uralların modern tarihinde kritik bir dönüm noktasıydı. Daha Fedulev Yekaterinburga geri dönmeden önce, insanlar onun serbest bırakıldığını öğrenir öğrenmez, Rossel onu defalarca kucaklamadan önce, yeni gelişen olayların öyle basit bir durumu yansıtmadığını fark ettiler. Yeni bir mülkiyet paylaşımı yapılacak ve Fedulev bu oyunda koçbaşı olarak kullanılacaktı. Fedulev iyi bir sebep için, daha önemli bir şeyler yapmak adına bırakılmıştı. Bu şekilde Fedulev, eskiden denetimi altında olan şirketlerin yeniden başına geçebilirdi; böylece, onun adına çalışanlar (ve muhtemelen onun kendisi adına çalıştığı kişi) yeniden kendi paylarına düşen parayı almaya başlayabilirlerdi. Fedulev onları hayal kırıklığına uğratmadı. Serbest bırakılır bırakılmaz ilk önceliği Lobva Hidrolitik Fabrikasına ele koymak oldu. Bunu nasıl gerçekleştirdiğinin hikayesi şöyle. Vasiliy Levin FGBye verdiği bir ifadede belirttiği gibi: "Fedulev bana eskiden işlerin mahkemeler -özelleştirme, hisse satın alma- aracılığıyla çözüldüğünü söyledi. Ne var ki şimdi işler güç kullanılarak hallediliyor, dedi." Levin ifadesi Şubat 2000 tarihini taşıyor. Lev o tarihte FGBye mafyaya karşı koyabilmek için yardım isteyen yazılı bir talepte bulundu. Bir örgütlü suç grubu tarafından yapılacak şantaja karşı koruma istedi. Leve ilk olarak Lobva fabrikasını Fedulev lehine bırakması için baskı yapmakta olan eyalet UBOPsi üyelerince şantaj yapıldı. ikinci olaraksa bizzat hapishaneden serbest bırakılmasının ardından Levden sadece fabrikayı terk etmesini değil, aynı zamanda kendisine tazminat olarak 300 bin dolar ödemesini isteyen Fedulev tarafından şantaj yapıldı. Levin koruma talebi cevapsız kaldı. Devlet hukukun üstünlüğünden feragat etti ve fabrikayı mafyanın yağmasına bıraktı. Fedulev 14 Şubat 2000de, Lobva fabrikası kreditörlerini bir araya getiren bir komite oluşturmaya karar verdi. Hiçbir yasal yetkisi olmamasına karşın bunu kişisel davet yoluyla gerçekleştirdi. Amacı fabrikanın mevcut yönetimini görevden uzaklaştırmak ve yerine kendi denetimi altında bir yönetim getirmekti. Fedulev beş büyük kreditörden sadece ikisine kendi isteklerini kabul ettirebildi. Daha sonra üçüncü bir kreditörden edinilmiş gibi görünen sahte bir vekaletname ortaya çıktı, bu şekilde yeter sayıya ulaşılmış oldu. Bu komite Fedulevin ihtiyaç duyduğu karar önergesini kabul etti; buna göre kreditörler toplantısı Lobvada değil, Yekaterinburgda yapılmalıydı. Hiç kimse toplantının neden orada yapılması gerektiğini sormadı. Gerçek kreditörlerin bazılarının çıkagelmeleri halinde durdurulmaları gerekiyordu ve bu da büronun etrafı kordon altına alınarak kolaylıkla yapılabilirdi. Toplantı günü yaklaşırken Rudenko, uçakla Moskovadan geldi. Rudenkonun ve Fedulevin toplantıdan önce çözmeleri gereken esas sorun, Lev konusunda nasıl davranmaları gerektiğiydi. 17 Şubatta, toplantının başlamasından yirmi dört saat önce Fedulev iki adamım UBOPye gönderdi. Bu kişiler, uzun yıllar boyunca Fedulevin ortaklarından birinin öldürülmesiyle ilgili, dostlar alışverişte görsün babında yürütülen bir soruşturmada kiralık katil zanlıları olarak sorgulanmak üzere UBOPye pek çok kez gitmiş olan Pilşçikov ve Naymuşindi. Ne var ki bu kez Pilşçikov ve Naymuşin, UBOPye Levin kendilerini 10 bin dolar dolandırdığını iddia eden yazılı bir ihbarda bulundular. Lev aleyhine , Rus hukuk sisteminde hiç görülmemiş bir hızla, bir saat içinde, doğal olarak hiçbir ön soruşturma, tutanaklı görüşme yapılmadan ya da bilgilerin doğruluğu kontrol edilmeden ceza davası açıldı. Aynı sırada bir polis arabası Lobvanın cadde ve sokaklarını dolanıyor, Müdür Levin tutuklanmamak için kaçtığını ve bundan böyle kendisinin fabrikanın müdürü olarak sayılamayacağını belirten el ilanları dağıtıyordu. Derken, Fedulevin bürosunda düzenlenecek olan kreditörler toplantısının yapılacağı gün geldi. Her şey kuralına uygun biçimde, kayıt işlemleriyle başladı. Giriş, koridorlar ve bürolar, üniformalı, ellerinde makineli tüfekler bulunan polislerin, UBOPten çocukların kontrolü altındaydı. Görünüşe göre hiçbir şey Fedulevin stratejisini raydan çıkaramayacaktı. Fakat daha sonra beklenmedik bir şey oldu. Fabrikanın çalışanları adına toplantıda bulunma hakkına sahip olan, fabrika sendika komitesi temsilcisi Galina lvanova, birdenbire çantasından bir avukat vekaletnamesi çıkarıverdi. Bu, ana kreditörden gelen çok önemli bir vekaletnameydi; Lev kaçak konumundayken bunu organize etmeye zaman bulmuştu. Vekaletname oyların yüzde 34ünü temsil ediyordu, böylelikle lvanovanın oyu sonucu belirleyecekti. Fedulev emir verdi ve lvanova UBOPye götürüldü. Bu işlem, sivil kıyafetli, salonun içinde kalabalığa karışmış olan UBOP görevlileri tarafından gerçekleştirildi. İvanova, UBOPde tam olarak üç saat yirmi dakika süreyle, Fedulev telefon edip de kayıt işlemlerinin tamamlandığını söyleyinceye kadar tutuldu. Aleksander Naudjus, Vasiliy Levin yardımcısıydı. Naudjus, FGBye verdiği resmi ifadede, toplantıyı izleyen gecede yaşanan olayları şöyle anlattı: Fabrikaya saat 22:30 sularında geldim. Saat 1:30 gibi uykuya daldım. Saat 4:30da uyandırıldım . Fabrika idare bürolarının kapısıyla pencerelerdeki ızgaralar kırılmıştı . Etrafta çok sayıda silahlı insan ve 30 kadar otomobille otobüs vardı. Bizim, fabrikanın güvenlik görevlilerinin ellerini havaya kaldırmış olarak durdukları idare bürolarına girmemize izin verildi. Ellerinde makineli tüfekler olan ve polis üniformalı insanlar tarafından gözetim altında tutuluyorlardı. Bir UBOP teğmeni olan Oleşkeviç masada oturuyordu . Ben Ticaret Müdürünün bürosuna gittim. Orada da Fedulev oturuyordu . Ona, "Bu işgali neye dayanarak yapıyorsunuz? " diye sordum. Bana kreditörler toplantısının tutanakları ile yeni müdürle yapılmış olan iş sözleşmesi gösterildi. lş sözleşmesi sahteydi. Bu şekilde, Fedulevin ve eyalet UBOPsinin Lobva Hidrolitik Fabrikasını yasadışı bir yolla ele geçirmeye yönelik olarak yürüttükleri ortak operasyon başarıyla sonuçlanmıştı. Yasalar bariz biçimde çiğnendi ve kamu görevlileri tarafından ultra vires [yetkileri dışında yer alan ] işlemler yapıldı. 2004 yılında geriye doğru bakalım ve şu soruyu soralım: Putinin hukukun diktatörlüğünün kurulduğunu ilan edişinin dördüncü yılında bugüne kadar kimden yaptıklarının hesabı soruldu? Hiç kimseden. En azından şu ana kadar. Bugün Lobva fabrikası içler acısı bir halde. Fedulev fabrikanın posasını çıkardı ve yoluna devam etti. Böyle olacağı belliydi. 2000 yılında Lobvayı yeniden ele geçirdiğinde ve bunu izleyen aylarda kucak kucak nakit para kazandığında onu durduracak kimse yoktu . Bu sırada Fedulev maden piyasasına yönelmişti bile. Mönüsünde yer alan ilk parça Kaçkanardı. KAÇKANAR Uluslararası üne sahip olan Kaçkanar Maden Cevheri Zenginleştirme Kompleksi, Rusyanın ulusal varlıklarından biridir. Bu kompleks dünya üzerindeki ferro-vanadyum maden cevheri çıkaran çok az sayıdaki işletmeden biridir. Kompleks, yaptığı üretimle maden eritme ocaklarında ergitme işlemi için temel bir girdi sağlamaktadır. Bu olmadan, en azından bizim ülkemizde, demiryolu ağı için tek bir ray bile üretmek mümkün olmazdı. l990ların ortalarında, birçok önemli Rus işletmesi gibi Kaçkanar MCZK de, kuruluşu mali açıdan sıkıntı içine düşüren bir dizi özelleştirme önlemine maruz kaldı. Durum özellikle 1997- 1998 yıllarında çok kötüleşti. İşte bu noktada Fedulev şirketin yönetim kurulunun başkanı oldu ve her zaman yaptığı gibi şirketin içini boşaltmak amacıyla kendi küçük pazarlama şirketleriyle kuşattı. Fedulev 1998 yılının sonlarına doğru, Kaçkanarı iflas etme noktasına gelmişken satın aldı; şirketin yeniden canlanması ancak Yılın Urallar Girişimcisinin tutuklanmasıyla -çünkü bu durumda diğer ortaklar aktif rol oynayabilirlerdi- mümkün olabildi. Diğer ortaklar Calal Haydarovun yönetiminde bilgili bir yöneticiler ekibini işe aldılar ve çok sayıda yatırımcı sahneye çıktı. 1999 yılında şirket tepeden tırnağa bir dönüşüm geçirmişti. Üretim kapasite düzeyine çıkmış, net varlık değeri yükselmiş, işçilere ücretleri yeniden ödenmeye başlanmıştı. Kaçkanarın durumu Lobvanınkiyle aynıydı. Kasaba fabrikanın etrafında büyümüştü ve 10 bin insan, neredeyse çalışan nüfusun neredeyse tamamı orada istihdam ediliyordu. Yaşanan toparlanmanın sonuçlan gözle görülebiliyordu: şirketin hisseleri borsada gözde kağıtlardan biri haline gelmişti. Yeltsin ve Putinin olduğu gibi Rusyadaki hemen her eyalet valisinin de maiyetinde aynı türden kişiler bulunuyor: bir halef, kurnaz ve sadık birileri, şefin siyasal arenadan emekli olmasının ardından mali refahının ve bireysel güvenliğinin güvence altına alınabilmesi için arkasını koruyacak birilerine ihtiyaç duyulduğundan patronunun bariz mirasçısı olduğu ilan edilmiş biri. Yekaterinburg Valisi Eduard Rossel için bu kişi, Urallar Bakır Kralı, Sverdlovsk Eyaleti bakır ergitme fabrikalarını yöneten Andrey Kozitsyindi. Bir sonraki valilik seçimleri yaklaşırken, Yekaterinburg Bakırcı Kozitsyinin demir sektörüne doğru genişlemeye başladığını gördü -Rosselın himayesi altında kuşkusuz. Rossel sonsuza kadar vali olarak kalmayacağından, yeni seçim yaklaşırken, Urallar sanayisinin en yağlı parçalarını tek bir elde -Kozitsyinin ellerindetoplamak amacıyla gerekli adımları atmaya başladı. Hatırlayacağınız üzere, Fedulev hapisten bırakıldıktan sonra Yekaterinburgda ilk ziyaretlerinden birini vali Rossele yaptı. Ne konuştuklarını tam olarak bilemiyoruz, ancak görüşmenin hemen ardından Fedulev, iki şirketteki, Kaçkanar MCZK ve Nizhiıiy Tagil Metalürji Kompleksindeki bütün hisselerini Kozitsyin tarafından yönetilen bir vakfa devretti. Eldeki tüm bulgular bunun Fedulevle vali arasında doğrudan bir anlaşma yapıldığını gösteriyor. Fedulev kendisine eyalette istediğini yapma hakkını satın aldı ve Kozitsyin de Kaçkanara yerleşti. Şunu belirtmek gerekir ki, o sırada Fedulev, Kaçkanar Kompleksinin hisselerinin sadece yüzde 19una sahipti ve göreceğimiz gibi bu bile biraz şüpheliydi. Kozitsyine transfer edilen hisseler şirketin denetimini ele geçirmeye yeterli değildi; bu, şirketin başına kendi seçtikleri bir müdürü tepeden atamalarının kolay olmayacağı anlamına gelmekteydi. Her şartta Haydarovun başında bulunduğu yöneticiler yeni bir Fedulev-Kozitsyin işgaline karşı çıktılar. Hisselerin yüzde 70ini elinde tutan ortaklar da onların arkasındaydılar. Ne yapılmalıydı? Gaspçılar amaçlarına ulaşabilmek için zor kullandılar. 29 Ocak 2000 tarihinde Kaçkanar Kompleksine silahlı adamlarca el kondu. Silahlar atıldı, sahte belgeler kullanıldı ve polis güçleri bu kargaşada aktif olarak yer aldılar. Aslında olanlar Lobva Hidrolitik Fabrikasında kullanılan senaryonun bir tekrarıydı. Aynı zamanda, tıpkı Lobvada olduğu gibi, vali Rossel aktif karışmama tavrı aldı. 29 Ocak gününün şafağında komplekse yeni bir müdür -Andrey Kozitsyin- atandı ve Pavel Fedulev şirket yönetiminin boş bürolarında yeni mal sahibi olarak dolaştı. Plus la change. {Bir Fransız atasözü, Değişim ne kadar görünür haldeyse aslında her şey o kadar aynı kalır anlamında} Yine de bu guguk kuşlarının iktidarının sadece, onları kolayca devirebilecek olan ilk hissedarlar toplantısına kadar süreceği açıktı. llkin bir hissedarlar toplantısının yapılmasına izin vermemeye ve ikinci olarak da, hissedarları sahip oldukları güçten mahrum etmek için şirketi en kısa zamanda iflas ettirmeye karar verdiler. Rusyada geçerli yasalara göre , bir şirketin ödeme güçlüğüne düştüğü ilan edilirse ortaklar oy kullanma hakkı olmayan mal sahipleri haline geliyorlardı. Fedulev ve Kozitsyin, toplantının yapılmasını devletimiz tarafından Çeçenistanda başarıyla uygulanmış olan bir yöntemle engellediler. Kasabaya bütün giriş ve çıkışları engellediler. Görevinden alınmış olan yöneticilerin eşliğinde komplekse doğru giden hissedarlar polis kontrol noktalarında durduruldular. Bu nasıl mümkün olabildi? Çok basit! Kaçkanar Belediye Başkan Suhomlin , Kaçkanara başka şehirlerden yurttaşların girmesini yasaklayan 14 sayılı Acil Durum Yönergesini yayınladı. Bütün hissedarlar ve yöneticiler komplekse Kaçkanar dışındaki şehirlerden geliyorlardı. Elbette bu gülünç bir durum, bir fars, ancak gerçek hayatta yaşanan bir fars. Dolayısıyla, hissedarlar toplantısı yapılmadı ve suç ortakları planlarının ikinci bölümünü uygulamaya koydular: Buna göre Kaçkanar MCZKsi suni olarak iflasa sürüklenecekti. Kompleks faaliyetini başarılı biçimde sürdürürken bu nasıl ayarlanabilirdi? Kozitsyin, Moskova lş Dünyası Bankasından kompleksin varlıklarını teminat göstererek 15 milyon dolar kredi aldı. Krediyi alma konusunda bir sıkıntı yaşamadı, çünkü Kaçkanar fabrikasını ele geçirmeyi kim istemezdi? Krediyi temin eden Kozitsyin şirket adına bono çıkarmaya başladı. Bu yolla elde edilen para komplekse değil, Kozitsyinin diğer işlerine, o da Sverdlovsk eyaletinde bulunan Svyatogora, güya ortak bir işletme yaratmak amacıyla yatırıldı. Kozitsyin için bir sonraki adım, görünüşte Kaçkanar bonolarını Svyatogora transfer etmekti. Neden güya ve neden görünüşte? Pekala, çünkü gerçekte bu işlemlerin hiçbiri yapılmadı. Yapılan bütün transferler sanaldı ve kompleksin çıkardığı bonoların hepsi küçük paravan bir şirketin elinde toplandı. Bu şirket Yekaterinburgdaki, daha sonrasında gösterilen bütün çabalara karşın izi sürülemeyen bir kadına aitmiş gibi görünen mütevazı bir apartman dairesi adresinde kayıtlıydı ve bu sanal kadın anında dünyadaki en güçlü ferro-vanadyum üreticisinin ana kreditörü haline geldi. Peki, bu nasıl oldu? Bu göstermelik şirket, kompleksin bonolarını nominal değerinin yüzde 40ına satın aldı ve hemen ardından bunları yüzde 100 değeri üzerinden geri ödenmeleri için kuruluşa sundu. Ardından, kendi bonolarını nominal değerinin yüzde 100ü üzerinden geri satın alamadığı için kuruluşun iflasını istedi. Bu yolla hayalet kadın kreditörler toplantısında oyların yüzde 90nına sahip oldu . Bu sahtekarlık tam bir yüzsüzlükle, eyalet hükümetinin gözleri önünde gerçekleştirildi. Tam bir yüzsüzlükle, sahte bir kreditör yaratıldı. Tam bir yüzsüzlükle , kuruluş suni olarak borca sokuldu. Tam bir yüzsüzlükle, kendilerini sahip oldukları varlıklar üzerinde hiçbir hakları olmayan bir halde veya yatırımlarına yeniden para sağlayamaz durumda bulan kuruluşun gerçek sahiplerinden milyonlarca dolar çalındı. Tüm bunlar olurken, sendika komitesi başkanı Galina lvanovanın yol açtığı türden sıkıntı veren yeni bir müdahaleden kaçınabilmek için, eyalet UBOPsince Kaçkanara yirmi dört saat süreyle görev yapan nöbetçiler yerleştirildi. Bu nöbetçiler Lobva fabrikasının gasp edilmesinde de görev almış olan aynı kişilerdi. Bir hırsızı hiç kimse durdurmazsa, hırsız gittikçe arsızlaşır. Bu bizi yeniden Uralhimmaşa geri götürüyor. Tıpkı Lobvayı Kaçkanarın izlemiş olması gibi Kaçkanarı da Uralhimmaş izledi. 2000 yılının Eylül ayında bu kuruluş da, aynı senaryonun sahneye konmasının ardından silah zoruyla gasp edildi. 2001 yılında kuruluşun ortakları, yine yetkililerin tam manasıyla göz yummasıyla ve suç ortaklığıyla, suni iflasa başvurularak saf dışı edildiler. Putinin ilan etmiş olduğu yönetilen demokrasi yürüyüşünü sürdürüyordu. Belki de bu, sadece, polisi, ahlaken çürümüş bir bürokrasiyi ve ahlaken çürümüş bir yargıyı cebine koymuş olan mafya birliklerinin yönetimindeki bir kovboy kapitalizmidir. URALLARDAKİ YARGI, DÜNYA ÜZERİNDEKİ EN KOKUŞMUŞ YARGIDIR Uralhimmaşın gasp edilmesini izleyen gecede hem Fedulevin hem de azledilmiş olan müdürün taraftarlarının birbirlerine, ellerindeki birbiriyle taban tabana zıt bir dizi mahkeme kararını saldıklarını hatırlayalım. Bu belgeler sahte değillerdi. Uralhimmaş, Kaçkanar OEC ve Lobva fabrikasıyla ilgili belgelere bakmaya başlar başlamaz, tüm bu silahlı istilaların Sverdlovsk eyaleti mahkemelerince onaylandığını görüyoruz. Belirli yargıçlar hep bir tarafı tutarken, diğer yargıçların hep diğerlerinin tarafında yer aldıklarını fark ediyoruz. Sanki yasalar hiç yokmuş gibi, sanki ortada anayasa yokmuş gibi. Urallardaki mafya örgütleri egemenlik alanlarını genişletmek amacıyla birbirlerini yerlerken, yargı içinde de bir iç savaş yaşanıyordu. Mahkemeler bir tarafın ya da ötekinin lehine verilmiş kararların gözü kapalı onaylanıp mühürlenmesi için kullanıldılar ve aynı şekilde kullanılmaya devam ediliyorlar. lşte, Rusya Yargıtayı başkanı Vyaçelav Lebedeve, Yekaterinburg Ekim Bölge Mahkemesinin eski başkanı, Rusya Federasyonu Onur Ödülü sahibi 1. Kadnikov ve Yekaterinburg Lenin Bölge Mahkemesi eski başkanı V. Nikitin tarafından gönderilmiş bir mektuptan bir pasaj : Yıllardır Urallarda yargıçlar kurulunun oluşturulması ve eğitilmesinde doğrudan rol oynayan kişi olan Ovçaruk [ lvan Ovçaruk, Sovyetler zamanından bugüne kadar Sverdlovsk Eyalet Mahkemesi başkanlığı görevini yürütüyor] yargıçlan kişisel olarak belirliyor ve her atama için yapılan seçimi kontrolü altında tutuyor. Onun kişisel onayı olmadan tek bir aday bile yargıçlar kuruluna atanamaz ve hiçbirimiz bu yargıcın görev süresini uzatamayız. Onun şahsen beğenmediği her yargıcın posası çıkanlır ve kendisine rahat verilmez. İşlerini bırakmak zorunda bırakılırlar ve insanlar, yargıçlar kuruluna genellikle nitelikleri ve deneyimleri sayesinde değil, bir ölçüde zayıf ve bu yüzden manipüle edilebilir olduklan için seçilirler. Şu anda, uzun yıllar boyunca görev yapmış ve çok geniş deneyime sahip, yüksek ahlaki ilkeler, bağımsızlık ve cesaret gibi önemli niteliklere sahip çok sayıda yüksek nitelikli yargıç, yargıçlık görevinin dışına itilmiş durumdadır. Bunun tek sebebi şudur; eğer ahlaken çürümemiş biriyseniz, normal olarak Ovçaruk yönetimi altında çalışmanız mümkün değildir. Ovçarukun düşüncesine göre iyi bir yargıcın özellikleri nelerdir? Kısa süre öncesine kadar Yekaterinburg Verh-lsetsk Bölge Mahkemesi başkanlığı yapmakta olan Anatoliy Krizskiy, Ovçaruka göre sadece iyi değil, ayrıca mesleğinin en iyisi olan bir yargıçtı. Uzun yıllar boyunca lvan Ovçarukun çıkarlarına sadakatle bekçilik etmiş olan kişi Krizskiyden başkası değildi. Bu bekçilik işi neleri içeriyordu? Verh-lsetsk mahkemesi Yekaterinburgdaki en tuhaf mahkemedir. Yekaterinburg hapishanesi mahkemeyle aynı yerdedir ve bu , yasaya göre, bu hapishanede kalmakta olan mahkumların yasal kısıtlılık koşullarında yapılacak değişikliklerle ilgili tüm davalara bu mahkemenin baktığı anlamına gelir. Yekaterinburgda herkes yasal kısıtlılık koşullarını değiştiren mahkeme kararlarını etkileyen ana etkenin suçun doğası, bir insanın gerçekten ne yapmış olduğu , dolayısıyla toplum açısından bir tehlike oluşturmaya devam edip etmediği değil, son derece basit biçimde para olduğunu bilir. Güçlü bir. suç örgütünde yer alan bir dolandırıcı, hapishanede diğer suçlulara kıyasla genellikle daha kısa bir süre kalacaktır. Meslektaşları çok geçmeden parayı bastırıp onu hapishaneden kurtarırlar. Bu sistem, bazı bölge mahkemelerinin refah içinde olmaları sonucunu doğurdu. Genel olarak Rusya bölge mahkemeleri bir kilise faresi kadar yoksuldurlar. Bu mahkemeler kronik kaynak, hatta kağıt sıkıntısı içindedirler; avukatlar kullanacakları kağıdı yanlarında getirirler. Yargıçların maaşları geçimlerini güç bela karşılamaya yetecek düzeydedir. Ne var ki Verh-Isetsk mahkemesindeki tablo bundan bütünüyle farklıdır. Mahkeme binasının etrafı binlerce dolar değerindeki cipler, Mercedesler ve Fordlarla çevrilidir. Sabahlan bu arabalardan inenler, maaşları birkaç bin rubleden ibaret olan dar gelirli bölge yargıçlarıdır. En göz alıcı otomobillerden biri, her zaman için Anatoly Krizskiye aittir. Krizskiy, Pavel Fedulevle yakın ilişki içinde olan biri. Krizskiy, uzun yıllar boyunca Fedulevin şu ya da bu sıfatla boy göstermiş olduğu davalara bizzat başkanlık etti. Krizskiy hiçbir zaman kaçamak yollara başvurmadı ya da kırtasiyeciliğin ağlarına takılmadı. Fedulevin karıştığı davaları her zaman hızlandırılmış işleme sistemiyle ele aldı; hiçbir şeyin, ne mahkemeye tanık çağırmanın gerekli oluşunun ne de verdiği kararın yasalara uygun olup olmadığı sorusunun hızını kesmesine izin verdi. Örneğin, eğer Fedulev, Krizskiyden belirli hisselerin kendisine ait olduğunu hukuki olarak onaylanmasını istemişse, Krizskiy bu tür davalarda gerekli delilin bulunması zahmetine girmezdi. Sadece, "Bu hisseler Feduleve aittir," diye ilan etmekle yetinirdi: Koltuğunun altına bu türden mahkeme kararlarını koyan Fedulev, silahlı işgalin ardından Uralhimmaşda boy göstermişti. Başka bir ilginç ayrıntı, Krizskiyin mahkeme kararlarını, bazen hizmeti ayağa götürerek, rahat bir ortamda, müşterinin işyerinde almasıydı. Krizskiy kararlarını Fedulevin verdiği emirler doğrultusunda, yasanın özellikle gerektirdiği şekilde mahkeme salonunda değil, Fedulevin bürosunda kayda geçerdi. Kimi zaman kararı veren kişi Krizskiy dahi olmazdı; Fedulevin avukatı kendi el yazısıyla kararı yazar ve Krizskiye sadece kararın altına imzasını atmak kalırdı. Fedulev, 1998 yılının sonbaharında genel savcılık makamıyla Moskovada bulunan bir şirketi dolandırmakla ilgili olarak sorunlar yaşayınca, Fedulevin avukatına eşlik ederek, ona karşı yürütülmekte olan cezai işlemlerin düşürülmesi gerektiğini kanıtlamaya çalışmak üzere genel savcı Yuriy Skuratovu görmek amacıyla Moskovaya uçan kişi Krizskiydi. Krizskiyyle gençlik yıllarından itibaren dostane bir ilişkisi olan Skuratov onu bizzat karşıladı ve hiç kimsenin nasıl olduğunu bilmemesine karşın dava kapatıldı. Fedulevin kansı, Yekaterinburga geri dönünce Krizskiyle buluştu. Kadın, Krizskiye girdiği zahmet için müteşekkir olduğunu saklamadı; tabii hemen ardından Krizskiy de durumdan ne kadar memnun olduğunu saklamayacaktı; birkaç gün sonra kendisine yeni bir Ford Explorer satın aldı. Batılı okuyucuya bu nokta o kadar önemli görünmeyebilir. Bir mahkemenin başkanı bir dilenci değildir, dolayısıyla bu kişinin bu türden bir otomobil satın almasında şaşırtıcı bir yan bulunmamaktadır. Rusya da bir bölge mahkemesinin başkanının böyle bir otomobil satın alabilmesi şu iki şeyden biri anlamına gelir: ya kendisine çok kısa süre önce (bizim standartlarımızla) büyük bir miras kalmıştır, ya da bu kişi rüşvet yemektedir. Üçüncü bir açıklama söz konusu dahi olamaz. Rusyada bir Ford Explorer ancak başarılı bir işadamının satın alabileceği bir şeydir ve Rus yasaları bir mahkemenin başkanına ticaret yapmayı yasaklamaktadır. Bir Ford Explorerın fiyatı, bir hakimin 20 yıllık maaşına eşittir. Bu , Krizskiyin mucizevi talihinin sonu da değildi. Ford Explorerın ortaya çıkmasının üzerinden ancak bir ay kadar geçmişti ki, Fedulevin başı genel savcılık makamıyla yeniden derde girdi. Krizskiy, Skuratovla görüşmek üzere yola çıktı. Ancak bu kez Moskovaya değil, genel savcının tatilde olduğu Karadeniz kıyısındaki Soçiye uçtu . Fedulevin başının üzerinde toplanan kara bulutlar bir kez daha dağıtıldı. Krizskiy, Yekaterinburg halkı arasında zaten şok dalgaları yaratmış olan Ford Explorerını değiştirerek, yerine Yeni Rusyanın en önemli statü sembolü olan bir Mercedes 600 aldı. Krizskiynin yaş günü partileri Yekaterinburgda dillere destandı; bu çılgınca tüketim bayramları devrim öncesinde tüccarların tıka basa yiyip içtikleri isim-günü* kutlamalarıyla aşık atacak düzeydeydi. Bu zamanlarda mahkeme tatil edilir ve başkanın talimatıyla kapılar kilitlenirdi. Krizskiy şehrin merkezinde bir restoranı kapatır, sağa sola para saçardı ve votka su gibi akardı. Yekaterinburgdaki her bürokrat, neredeyse tamamı yoksulluğun pençesine düşmüş olan Yekaterinburg halkının şaşkın bakışları altında dizginlerini kopardı. Orada içip dans edenler bir yargıcın sadece yazılı olmayan genel ahlak kurallarına göre değil, fakat aynı zamanda yazılı hukuka göre de bu biçimde davranmayacağı konusunda acaba ne düşünüyorlardı? Rusya Federasyonunda Yargıçların Konumu üzerine yasa, yargıçların sadece mesai saatlerinde değil, görevleri dışında da ölçülü davranmalarını gerektirir. Yargıçların itibarlarını olumsuz şekilde etkileyecek her türlü kişisel ilişkiden kaçınmaları ve yargı erkinin en yüksek düzeyde saygınlığını korumak adına her zaman en büyük dikkati göstermeleri zorunludur. Bu durumda, eyalet mahkemesi başkam lvan Ovçarukun gözdesi olan Krizskiyin, Fedulev ve onun gibilerle ilişkiler kurmuş olmasına nasıl bir anlam vereceğiz? Neler olup bitiyor? Her toplantıda Ovçaruk, Krizskiyin Urallardaki en iyi savcılardan biri olduğunu niye vurgulayıp duruyor? Gerçek şudur ki, bugün Rusyada yaşamakta olan bizlerin tamamına yakınımız Sovyetler ülkesinde dünyaya geldik ve az ya da çok Sovyet davranış kurallarına uygun olarak yaşadık. Ovçaruk, eski Sovyet düşünüş tarzı sahip biri ve ona uygun olarak davranıyor. Başka bir deyişle, o tipik bir inatla tutuculuğunu sürdüren, adalet dünyasının Sovyet patronudur. O ömrü boyunca, hiçbir koşulda üstleriyle tartışmamak üzere eğitildi. Sadece kendisine söyleneni yaptı, üstlerinin emirlerini yerine getirdi, hatta üstlerinin hangi yöne doğru hareket ettiğine bakarak onların ruh halini kestirmeye çalıştı. Bu bir gazetecinin abartması değildir. Bu , Sovyet kul köleliğinin olduğu haliyle tanımlanmasıdır. Ovçaruk bizim geçmişimizden miras aldığımız bir figürdür; hayatı boyunca üstlerinin, ne kadar kanunsuz ya da aptalca olursa olsun, hiçbir düşüncesine karşı çıkmadığı için kariyer basamaklarında bu derece yükselebilmiş bir adam. Yeni zamanlar ve onlarla birlikte demokrasi ve kapitalizm gelince, görgü tanıklarının anlattıklarına göre, Ovçaruk bir süreliğine paniğe kapıldı. Şimdi kime hizmet edecekti? Yaşadığı kafa karışıklığı kısa sürede ortadan kalktı. Kendini kime tabi kılmanın en karlısı olduğunun, kimin yeni güçleri temsil ettiğinin kokusunu almaya alışkın özel Sovyet içgüdüsü, kısa sürede Ovçarukun imdadına yetişti. Ovarçuk kendisine iki yeni çar seçti. Bunlardan ilki, yeni oluşmakta olan iş dünyasıydı, sermaye birikimi yapanlardı. ikincisi, insanlar ne kadar yakınırlarsa yakınsınlar, her zamanki kadar monolitik ve granit kaya gibi sağlam kalan devlet memurları bürokrasisiydi. Ovçarukun gözünde devlet memurları bürokrasisini Vali Rossel temsil ediyordu. Yekaterinburgda bu ikiz çarlar sıkı bir dostlukla birleşince ve eski Uralmaşın yanı sıra ortaya yeni bir mafya çıkınca, Ovçaruk daha fazla tereddüt etmedi: Rossel ve Feduleve hizmet etmeye başladı. Yekaterinburg, Verh-lsetsk Bölge Mahkemesinin başkanı olarak Krizskiyden ancak 2001 yılının sonunda kurtulabildi. Bu epeyce pis bir işti ve sonuç pek de tatmin edici olmadı. Eyalet FGB müdürlüğü Krizskiyin Urallarda Fedulevin yasadışı işlerine yardımcı olduğunu uzun yıllardır biliyordu, ancak Krizskiyi suçüstü yakalamayı başaramamışlardı. En sonunda gizli (ve yasadışı) biçimde, yirmi dört saat süreyle işleyen bir izleme sistemi kuruldu ve Verh-lsetsk mahkemesi başkanı çocuklarla cinsel ilişki kurarken yakalandı. FGB, elindeki kanıtı Krizskiyin kendisine, patronu Ovçaruka ve Rossele gösterdi. Sonuçta ne mi oldu? Krizskiy onurlu biçimde istifa etti. Bir skandal yaşanmadı. Krizskiyin adli statüsü elinden alınmadı. Daha sonrasında da Krizskiy, Yekaterinburg Belediye Başkanının hukuk danışmanı olarak yeniden işe alındı. lşte hepsi o kadar. Bu arada, bağımsız bir yargının bütünüyle yasadışı yeraltı dünyasının uşağı haline getirilişinin parçası olmak istemeyen yargıçların başına neler geldi dersiniz? . Son yıllarda Yekaterinburgda yargıçların birçoğu denetlenmesi zor kişiler olarak adlandırılır oldular. Ortaya çıkan suç örgütlerine hizmet etmeyi kabullenmeyen onlarca yargıç, yargıçlar kurulundan çıkarılmakla kalmadılar, hakarete ve taciz yağmuruna tutuldular. Olga Vasilyeva on bir yıl boyunca adil kararlar alan bir yargıç olarak görev yaptı. Dışardan bakıldığında sakin, sade bir insan, ilkeleri gereği Fedulevin oynadığı oyunlar için ihtiyaç duyduğu mahkeme talimatları ve kararlarını onaylamayı reddeden türde bir yargıçtı. Vasilyeva bu tür şeyler yapmayı açıkça reddetti. Üstelik Vasilyeva, doğrudan üstü olan Krizskiyyle aynı Verh-lsetsk Bölge Mahkemesinde görev yapıyordu; bazen hayatını ve ailesini hedef alan tehditler dahil olmak üzere muazzam bir baskıya maruz kalmaktaydı. Fakat Vasilyeva bu baskılara boyun eğmedi, bir kez bile olsun teslim olmadı ve sadece Fedulevi değil, kendisinden bir yargı zaptı üzerinde değişiklik yaparak şu ya da bu suçlunun serbest bırakılmasını sağlayacak talimatlar vermesini istediği zamanlarda Krizskiyi bile geri çevirdi. Vasilyeva, eyalet mahkemesi başkanı aleyhine bir ilamı kabul edince bir kaşık suda fırtına kopartıldı. Krizskiy, bir teamül oluşturması için Vasilyevanın ilamı reddetmesi gerektiği konusunda ısrar etti. Davacılar, Ovçarukun makul olmayan biçimde adli işlemler konusunda oyaladığı, Vali Rosselin idaresinde çalışan yüksek düzeyli görevlilerin çıkarlarına karşı olduğu için mahkemeye yaptikları başvuruyu kasıtlı olarak ele almadığı Yekaterinburglu kişilerdi. Mafyanın ökçeleri altında kalmış bir şehir olan Yekaterinburgda herkes bu tür konularda çizgi dışına çıkmanın sadece bir kavgayla değil, silahlı saldırıya uğramakla da sonuçlanacağı bilir, bu yüzden bu türden bir ilamı kabul etmek devrimci bir gelişmedir. Bu gerçekten de inanılmaz bir durumdu. Diğer bölge mahkemeleri, başlarına büyük bir dert almamak için, yasa onlara böyle bir hak vermese de bu türden ilamları kayıt defterine geçirmeyi bile reddederlerdi. Sistem, Olga Vasilyevadan yasalara uygun olarak davrandığı için zalimce intikam aldı. Vasilyeva sadece işinden atılmakla kalmadı, sonu gelmeyen bir karalama kampanyasına maruz bırakıldı. Kendisini yargıçlar kurulundan ihraç etmek için bir dilekçe arz edilir edilmez sicil dosyasına çeşitli şikayetler eklendi. Bu şikayetler Vasilyevanm hapishaneden salıvermeyi reddettiği Krizskiyin suç dünyasından hamilerince yapılmıştı. Şikayet dilekçeleri hapishanedeki bu kişilerce, ancak Krizskiyin hapishaneye şahsen getirmesi durumunda elde edebilecekleri resmi mahkeme formları üzerine yazılmışlardı. Vasilyeva, bunların hepsinin sahte suçlamalar olduğunu, kendisinin bir emir eri değil yargıç olduğunu kanıtlamak üzere resmi kurumlar arasında mekik dokumaya başladı. Rusya Yargıtayının Vasilyevayı görevine iade etmesi bir yılı aldı, ancak o zaman bile açmış olduğu davalar henüz sonuçlanmamıştı. Yargıtay Moskovadaydı, ancak Vasilyeva, tamamen yalnız başına olduğu Yekaterinburgda çalışıyordu. Vasilyeva geri döner dönmez Yargıtay kararını Krizskiye elden teslim ettiyse de Krizskiy onun görevinin başına dönmesine izin vermeyi reddetti ve Vasilyevanm aleyhine Rus Yargıçlar Kuruluna bağlı bir kurum olan Eyalet Yargıçları Adalet Akademisine hitaben resmi bir takrir kaleme aldı. Krizskiy, bu takrirde, geleneksel olarak mahkumlar için kullanılan bir ifadeye başvurarak, Vasilyevanm görevine iade edilmiş olmasına karşın yola gelmez biri olduğunu belirtiyordu. Rusyada yargıçların mevkiinin belirli aralıklarla yeniden onaylanması, fiilen yeniden atanmaları gerekir ve bu nedenle yargıçlar kendi cumhuriyetleri ya da eyaletlerindeki Adalet Akademisinin vereceği tavsiyeye ihtiyaç duyarlar. Bu da uygulamada Akademi rektörünün emriyle yargıçların otomatikman yeniden atanmalarına yol açmaktadır. Ne var ki bu kez Ovçaruk, Krizskiyin suçlamalarına arka çıktı ve Adalet Akademisi, Vasilyevanm yargıç olarak yeniden atanmasını bundan böyle tavsiye etmemeye kesin olarak karar verdi. Söylemeye gerek yok ki, bu Miki Fare Adalet Akademisinde yer alan hiç kimse gerçeklerden yana tavır koymaya kalkışmadı. Bu suçlamalar Yargıtayın temelsiz oldukları gerekçesiyle reddettiği mahkum ifadelerinin tamamen aynısıydı. Olga Vasilyeva cesur ve ilkeli bir kadındı. Doğal olarak bir kez daha Yargıtaya başvurup, adalet aramayı sürdürdü. Vasilyevanm hayatının birkaç yılı bu yorucu, tüketici kampanyayı yürütmekle geçti ve bu sırada devlet adına çalışmaktan alıkonmuş oldu. Çoğunluğun Olga Vasilyevanın gittiği yoldan gitmesini bekleyebilir miyiz? Bana hiçbir koşulda isimlerini yayınlamamam konusunda yalvaran çok sayıda Yekaterinburg yargıcı şunları söylediler: "Bizim açımızdan Vasilievanm yaptığını yapmaktansa, Ovçarukun istediği kararları gözü kapalı onaylamak çok daha kolay." Sonra da meslektaşlarının başına neler geldiğiyle ilgili çok sayıda üzücü öykü anlattılar. Başka bir Yekaterinburg yargıcı olan Alexander Dovgiyinin öyküsü bunlardan biriydi. Dovgiyinin suçu Vasilyevanınkiyle aynıydı. Dovgiyi bir seferinde Krizskiyin hamilerinden birinin hapishaneden salıvermesi talebini yerine getirmedi. Yargıç birkaç gün sonra sokakta demir çubuklarla vahşice dövüldü. Polis genellikle yargıçlara yapılan saldırıları çok detaylı biçimde soruşturmasına karşın, bu defa saldırganları aramayı bile reddetti. Dovgiyi uzun süre hastanede kaldı, sakat bir halde hastaneden çıktı ve şimdi görevinin başına dönmüş olmasına karşın sadece boşanma davalarına bakıyor. Kendisine başka türden bir dava verilmemesini istiyor. lşlerin bu şekilde yürüdüğü bir ortamda profesyonellik, kendi hükümlerini verebilme yeteneği olarak görülmüyor. Bolşevik yöntemlerden vazgeçemeyen insanlar, devlet adına adaleti yönetmek üzere atanıyorlar. Tembih veren bir edayla parmaklarını sallıyor ve belirli bir kararın alınmasının istenmesinde bir kötülük görmüyorlar. Yargıçlardan, günümüzün Komünist Partisi aktivistlerinin eşdeğeri olan Adalet Akademisine hesap vermelerini istiyorlar. Bizim adımıza ve bizim ellerimizi kullanarak insanları mahkum etmekte ya da affetmekte bir yanlışlık görmüyorlar . . . Bu satırlar, yine benden ismini unutmamı isteyen, Ovçaruk ve Krizskiy tarafından Vasilyevaya yapılana benzer baskılara maruz kalan, geleceği parlak genç bir yargıçca kaleme alındı. Bu yargıç da yapılan baskılara dayanamadı ve öylece işini bırakıp gitti. Bu satırları Krizskiye gönderdiği istifa mektubunda yazdı, "Konunun yokluğumda karara bağlanmasını rica ediyorum," diye ekledi ve Yekaterinburgu temelli olarak terk etti. Aslında bu genç yargıcın görevinden istifa etmek gibi pir düşüncesi yoktu , ancak güzel bir günde olması beklenen şey oldu . Önüne kimi mafya gruplarının çevirdikleri son entrikaları içeren bir dava dosyası geldi ve Krizskiy ondan davayı derhal kapatmasını talep etti. Genç yargıç bu konuda düşünmek için zaman istedi. Sonra kimliği belirsiz kişilerden tehditler aldı, evine isimsiz telefonlar edildi, bulabileceği yerlere notlar bırakıldı. Hatta, çok ağır biçimde olmasa da, bir uyarı olarak evinin girişinde tesadüfen dövüldü ve kendisine saldıranlar asla bulunamadı. Genç yargıç, kendisine istifa etmesine izin verilmesini talep eden bir mektup yazınca mafya davası hemen başka bir yargıca aktarıldı. Duruşmanın öncesinde de yeni yargıç eyalet mahkemesinden bizzat Ovçaruk imzalı, kendisine bütün hukuki işlemleri durdurması talimatı veren bir telgraf aldı. Ertesi gün dosya kapatıldı. Yekaterinburgdaki Kirov Bölge Mahkemesinde yargıçlık yapmakta olan Sergey Kazantsev, soygun ve ağır yaralamayla suçlanan Uporov adlı bir adamın, toplum adına tehlike oluşturduğunu göz önünde bulundurarak, davası tamamen sonuçlanıncaya dek hapishanede tutulmasına karar verdi. Bunun ardından yargıç Kazantsev bir başka davayı ele almaya başladı. Toplantı salonunda oturmuş, mahkeme kararını yazıyordu: bu, Rus yasaları uyarınca bir hakimi hiç kimsenin rahatsız etmesine göz yumulmayan bir andır. Bu şekilde yasa, mahkeme kararının daha yüksek bir mahkeme tarafından bozulabilmesini güvence altına almış olur. Bununla birlikte Ovçaruk, Kazantseve telefon ederek ondan tutuklama emrini değiştirmesini ve Uporovu hapisten salıvermesini istedi. Kazantsev bu talebi reddetti ve Ovçamuk tarafından kendisine görevinden uzaklaştırılacağı söylendi. Kazantsev kovuldu . Yekaterinburgda bu türden, birbirine benzeyen çok sayıda olay yaşandı. Bu olayların sonucunda Yekaterinburgda görevli savcılar da birbirlerine çok benzeyen insanlar haline geldiler. Bu savcılar her şeyden önce kolaylıkla yönlendirilebilen, üstleriyle aralarında bir tatsızlık yaşanmasını önleyeceği sürece herhangi bir karan gözü kapalı imzalayıp, mühürlemeye hazır olan insanlardı. Dolayısıyla, direniş ezilmiş oldu. Bu sonuç, hukukun diktatörlüğünün aldatıcı dış görünüşü altında hüküm sürmekte olan ikiyüzlülüğün değişmez kuralıdır. Yukarıda anlattığımız tablo, Uralhimmaş müsadere edildiğinde her iki tarafın da elinde nasıl olup da aynı konuda birbiriyle çelişen mahkeme kararlarının bulunabildiğini açıklıyor. Yıllar boyunca yargı bağımsızlığı acımasızca bastırıldı ve yargıçlar köleleştirildi. Kıdemli yargıçlar uzun yıllar boyunca prangaya vurulmuş Sovyet mahkemelerinde çalışmış olma deneyimine sahiptiler. Bu koşullar altında cesurca ve adil kararlar veren yargıçlar nereden geliyorlar? Bütün bunlara karşı ayağa kalkan ve kendinden yapması istenileni cesurca reddedenler uzun zaman önce görevden uzaklaştırıldılar. Kanunsuzluğun davasına hizmet etmeleri gerektiğinde buna derhal şapka çıkarabilenler ise ayaklarını sağlam basıyor ve emin adımlarla kariyer basamaklarını tırmanıyorlar. Fedulevin gerçekleştirdiği her darbenin ardında Uralların yargıçlar kuruluyla olan özel samimiyeti yer alıyordu. Fedulev yargıçlarla dostluk ediyordu, yargıçlar da onunla. Alan da memnundu, satan da. Bu ilişki çerçevesinde adları en sık duyulan yargıçlar Ryazantsev ve Balaşovdu. Ryazantsev, Kaçkanar Şehir Mahkemesinde görev yapan, Ovçarukun emri altında çalışan kendi halinde bir yargıçtı. Kaçkanar MCZK davasında Fedulevin ihtiyaç duyduğu kararlan gözü kapalı imzalayan, kuruluşun bonolarını ucuza alan ve ardından bu bonoları nominal değerleri üzerinden tahsil eden, bu şekilde uluslararası düzeyde öneme sahip bir kuruluşun kaderini önceden belirleyen göstermelik şirketi onaylayan yargıç Ryazantsevdi. Yekaterinburg şehri Kirov Bölge Mahkemesinde çalışan ikinci yargıcımız Balaşov da çok halim selim bir adamcağızdı. Balaşov, Uralhimmaşla ilgili olarak ve Fedulevin iş kariyerindeki diğer önemli anlarda onun lehine kararlar verdi. İşte, bunu nasıl yaptığının hikayesi. Uralhimmaş anlaşmazlığında fiilen ilk kurşunu atan kişi yargıç Balaşov olmuştu. Cuma akşamüstü Fedulevin fabrikadaki çıkarlarını destekleyen bir ilamı kabul etti ve Pazartesi sabahı, Rusya hukuk tarihinde duyulmamış bir çabuklukla Fedulevin ihtiyaç duyduğu kararı aldı. Balaşov bunu herhangi bir görgü tanığı çağırmadan, ilave bilgiler toplamadan ya da üçüncü kişilere sorular sormadan yapmayı başardı. Sezarın hakkını Sezara vermek gerekirse, Balaşov bunları yaparken aslında yasal çerçeve içinde hareket etti. Kendisi, yasadaki boşluklardan faydalanma konusunda çok başarılıydı. Başvurduğu hızlandırılmış prosedür her yönüyle yasaldı. Balaşovun davacının talepleri doğrultusunda çıkardığı resmi emir, davalının mülkü zimmetine geçirmeye yönelik idari kararlar ve önlemler almaya başladığı durumlarda kullanılması uygun olan bir önlemdi. Bu tür bir resmi emrin esas amacı, durumu olduğu şekilde dondurmaktır. Mahkeme, sahip olduğu yetkiler çerçevesinde anlaşmazlık esastan çözülünceye kadar herhangi bir idari fiili yasaklamak için müdahalede bulunabilir. Ne var ki, Balaşovun Uralhimmaşla ilgili aldığı yıldırım kararının mülkiyet konusunda yaşanan anlaşmazlığın çözülmesiyle hiçbir ilgisi yoktu. Yargıç, sadece birilerini fabrikayı yönetmekten ya da varlıklarını kullanmaktan alıkoyuyordu. llk bakışta her şey insanın gözüne masumane, güzel ve aydınlık görünmekteydi. Buna karşılık, ortaya çıkan sonuç kesinlikle iç karartıcıydı. Rus yasalarına göre, bir anlaşmazlıkla ilgili bir karar verilmesi durumunda, bir başka mahkemenin bu anlaşmazlığı yeniden ele alması mümkün değildir. Ne var ki, Balaşov ihtiyaç duyulan resmi emri verirken, bir arabuluculuk mahkemesinin Uralhimmaş anlaşmazlığı konusunda daha önceden başka bir karar almış olduğuna dair can alıcı detayı bilmiyordu. Balaşovun bu durumla ilgili olarak bütünüyle geçerli bir açıklaması vardı eyalette bu konuyu kapsayan ve birleştirilmiş bir bilgi işlem sistemi yoktu (ki bu söylediği doğruydu) ve bunun sonucunda bölge mahkemelerinde insanların davalarını görmeye çalışmalarının hiçbir anlamı yoktu . . . Balaşovun resmi emri çıkarmasından birkaç saat sonra, imzasının mürekkebi bile kurumamışken, Fedulev elinde bu resmi emri sallayarak, silahlı adamlarıyla birlikte Uralhimmaşta sökün etti. MODERN RUS MAHKEMELERlNlN lZLEDlKLERl PROSEDÜRLERLE lLGlLl ÖNEMLi BlR DETAY Eğer modern bir Rus mahkemesi açıkça önyargılı bir tutum alıyor, bir anlaşmazlıkla ilgili olarak açıkça bir tarafı tutuyorsa, bunu tam da Rusyada mahkemelerin bağımsız olduğunun varsayılması sebebiyle yapabilmektedir. Önemli olan tek şey, bir yargıcın üstlerinin desteğine sahip olup olmadığıdır. Astlarının yürüttükleri hukuki işlemleri izleyen üst düzey yargıçlarla, onlara bağlı olarak çalışan astları aynı şeyi istiyorlarsa, bu durumda daha aşağı düzeyde yer alan mahkeme kendisini. kolaylıkla memnun edebilir. Uralhimmaşta kopan yaygaranın ardından bölge mahkemesinin başkanı ve Balaşovun üstü olan Valeriy Baydukov, kendisine durumu açıklaması için Balaşovu makamına çağırdı. Balaşov, Baydukova bu kararı almasını kendisinden eyalet mahkemesinin istediğini söyledi; her şey Ovçarukla birlikte ayarlanmıştı. Dolayısıyla, başka bir soruya gerek yoktu . Öte yandan, kafa karışıklığı içindeki halk ne alemdeydi? Uralhimmaşa utanmazca el konuşu, Yekaterinburg halkının çok sayıda soru sormasına yol açtı. Baydukov her şeyi büyük bir açık sözlülükle açıkladı. Baydukov, halka, mahkemelerin şirket varlıklarının kimsenin bilmediği bir yerlere hortumlandığı bir durumda, her dakikanın önemli olduğunun bilincinde hareket edildiği konusunda teminat verdi. Mahkeme de bu konuda zaten aynı gerekçeyle, hem vatandaşların hem de şirket sahiplerinin çıkarlarım korumak adına bu derece hızlı karar almıştı. Bu arada aklıma gelmişken, bütün bu açıklamaları yapan Baydukovun, adaletin kurumsal vicdanı olan eyalet yargıçlar kurulunun başkanı olduğunu belirteyim. Doğal olarak Olga Vasilyevanın dosyası Baydukovun elinden defalarca geçti ve Baydukov her defasında Ovçarukun istediği gibi hareket etti. Yargıçlar kurulu , Adalet Akademisi gibi yargıçlar camiasının bir diğer kurumudur. İnsanlar bu kurullara ancak Ovçarukun rızasıyla üye olabilirler ve Ovçaruk arzuladığı sonuçlara ulaşabilmek için onlara her istediğini yaptırabilir. Valeriy Baydukov aynca Yekaterinburg Kirov Bölge Mahkemesinin başkanı konumundadır. Fakat hiç kimse onun öne çıkıp herhangi birini savunduğunu görmemiştir. Kendisine ait bir düşüncesi olsa bile, bu düşünce bütünüyle farazi olarak kalır. Bölge mahkemesi konusunda, Rus adli sisteminin temel halkası olduğunu söyleyerek teorik olarak ahkam kesebilir, ancak gerçekleri tartışması istendiğinde sesi çıkmaz. Rusyada ceza davalarının ve sivil davaların yüzde doksan beşi bölge mahkemelerinde görülür; bu anlamda bölge mahkemeleri gerçekten de ülkenin adli sisteminin temel halkasını oluştururlar. Gerçekteyse bu bir masaldan ibarettir. Bölge mahkemeleri olağanüstü derecede bağımlıdır ve kötüye kullanılmaya açıktırlar. Bunun başlıca sebebi, eyalet ve cumhuriyet mahkemelerinde görev yapan üst düzeydeki yargıçların yargı reformunu uygulamaya koymaya hiçbir biçimde niyetli olmaması ve bölge mahkemelerinde kendi altlarında çalışan yargıçlar üzerinde sahip oldukları denetim gücünden vazgeçmek istememeleridir. Bölge mahkemesinde çalışan yargıçlar anayasaya göre bağımsız olsalar da , Rusya anayasasının hukuki üstünlüğe sahip olması bu konuda hiçbir şeyi değiştirmiyor. Uygulamada bölge mahkemeleri hukuki işlemleri yürütürken herhangi bir bağımsızlığa sahip değillerdir. Yasa, eyalet mahkemelerine bölge ve şehir mahkemelerinin yürüttükleri hukuki işlemleri denetleme, yani bu mahkemelerin hukuki uygulamalarını izleme sorumluluğunu veriyor. Hukuki işlemlerin yürütülmesinin bu şekilde yönetilmesi, bölge ve şehir mahkemelerinin vermiş oldukları kararların, bu kararların doğru mu ya da kusurlu mu olduğuna karar verecek olan eyalet mahkemeleri tarafından gözden geçirilmesi ve değerlendirilmesi gerektiği anlamına geliyor. Hukuki işlemler konusundaki bağımlılık, beraberinde örgütsel ve kişisel kariyer bağımlılığını getiriyor. istenen şekilde hareket etmeyen ast konumundaki yargıç, bir bebek kadar savunmasızdır. Bu yargıcın üzerinde yer alan bir yargıç, herhangi bir sorumluluk yükü üstlenmeden astı olan yargıcı eleştirme ve almış olduğu kararları uygun bulduğu şekilde bozma hakkına sahiptir. Eyalet mahkemesi, bir bölge mahkemesinin almış olduğu kararı, bu kararla ilgili olarak neyin yanlış olduğunu ya da nasıl düzeltilebileceğini açıklama zahmetine bile girmeden bozabilir. Eyalet mahkemesi nihai hüküm konusunda herhangi bir sorumluluk üstlenmez ancak kaç davada yanlış yapıldığının ve bu yanlışı yapan yargıcın kim olduğunun kaydını tutar. Bu istatistikler yargıçların ikramiyelerinin hesaplanmasında, yargıçlara çeşitli ayrıcalıkların tanınması ya da geri alınmasında, yazın ve kışın yapacakları tatilin uzunluğunun, konut bekleme listesinde (yargıçlara tahsis edilen konutlar eyalet mahkemesince verilen bir hediyedir ve yargıçların maaşları kendilerine bir daire almaya yetmediğinden, konut tahsisatı bir yargıç açısından büyük önem taşıyan bir konudur) yukarıya doğru ne kadar yükseleceklerinin belirlenmesinde, iş sözleşmelerinin yenilenme kararının verilmesinde ve bunun gibi konularda kullanılır. Bu mekanizma sebebiyle, anayasa uyarınca sistemin temelini oluşturan bölge mahkemesi savcıları kendilerini üstlerine, Sovyetler döneminde olduğundan daha fazla bağımlı bir halde buldular. Anayasa bütün yargıçların eşit ve bağımsız olduklarını, teker teker devlet başkanının talimatıyla atandıklarını belirttiğinden, sanki bu tür hiyerarşik ilişkilerin ortaya çıkmasına imkan bırakmıyormuş gibi görünüyor. Oysa fiili durum bundan çok farklı. Yargıçlar atandıkları sırada eşit olabilirler, ancak görevlerinden uzaklaştırılırken eşit değillerdir. Bir eyalet mahkemesinin başkanı, bir bölge yargıcından intikam almak istediğinde bütün kozların kendi elinde olduğunu bilir; ancak bölge yargıçlarının eyalet mahkemesi başkanına yönelik bir itirazları varsa bu sadece onların şanssızlığı olur. Bölge yargıçları, eyalet mahkemesi başkanını görevden uzaklaştıramazlar. lvan Ovçarukun bugün gelmiş olduğu noktaya ulaşmasını, yani Urallar adli sistemini beklenmedik kararlar verebilecek olan yargıçlardan sakınan yetkili kişi konumuna gelmesini sağlayan şey, SSCBnin sona ermesinden sonra kurulmuş yargıçlar kurulunu düzenleyen yasalar ve kuralların kendisidir. Hukuk sistemi, hiyerarşinin en üst kademesinde yer alıp da yoldan çıkabilecek olanların kötü yollara sapmalarının önünü kesebilecek güvencelere sahip değildir. Mevcut sınırlamalar tamamen ahlaki niteliktedir. Sistemin düzgün biçimde işlemesi ancak Ovçarukun yerinde yer alan kişinin farklı ahlaki ve etik niteliklere sahip olmasıyla mümkün olabilir. Bu nasıl bir sistemdir böyle? Biz bölge yargıcı Balaşova geri dönelim. Balaşov, Fedulev davasında farklı hareket edebilir miydi ve eğer edebilecek durumdaysa ne yapmalıydı? Balaşovun tek yapması gereken karan daha sonraya bırakmaktı ve bunu yapmaya yetkisi vardı. Fedulev ve yardakçıları Uralhimmaşı ele geçirme işini tezgahladıkları sırada, oyunu onların istediği gibi oynayıp oynamayacaklarını görmek üzere çok sayıda bölge mahkemesini gözden geçirdiler. Bölge mahkemeleri içinde bir tanesi -Çkalov Mahkemesi- hariç, mahkemelerin hepsi Balaşovun davrandığı gibi davranmayı kabul etti. lvan Ovçaruk bu mahkemenin başkanı Sergey Kiyaykini ülkenin kuzey doğusunun en uç kesiminde yer alan Magadana tayin ettirdi. Geleneksel olarak Magadana tayin edilmek oraya sürgüne gönderilmek anlamına gelir, ancak Yekaterinburgda büyüyüp yetişmiş inatçı bir yargıç ve prestijli bir kuruluş olan Uralhimmaşta bizzat çalışmış ve oradan kimya mühendisi olarak mezun olmuş, kökleri ve onuruyla şehre ve Urallar bölgesine bağlı bir adam olan Kiyaykin, doğup büyüdüğü yerden olabildiğince uzağa gönderilmesinden ancak mutluluk duyabilirdi. Öldürülmeyi ya da ailesinin bir saldırıya uğramasını istemiyordu çünkü. Balaşov, Fedulevin çıkarlarının sadık bekçisidir. Balaşovun, Fedulevin çıkarlarını korumak adına verdiği kararlar gayet sanatkara nedir. lşte, bunun bir örneği olarak Balaşovun 28 Şubat 2000de almış olduğu karar. Fedulev, Uralelektromaşı -bu bir fabrika değil, Fedulevin hisse alım satım işlerini yürüten bir şirketti- satmaya karar verdi. Bu şirket aynı zamanda Kaçkanar MCZKnin ve Uralhimmaşın bazı hisselerine de sahipti. Fedulev, şirketi belli bir miktar para karşılığında satmaya karar verdi ve buna her açıdan hakkı vardı. Uralelektromaşın yeni sahipleri bir süre sonra parayı ödemiş oldukları halde şirketin belgelerini hala almamış olduklarını fark ettiler. Fedulev, Uralelektromaşı kendi mezhebince satmış, ancak şirketin bütün hisselerini kendisine saklamıştı. Alıcılar dolandırıldıklarını fark ettiler ve doğal olarak kendisinden mantıklı bir açıklama yapmasını istediler. Fedulev alıcılara satış konusunda fikrini değiştirdiğini söyledi. Onlar da şöyle karşılık verdiler: "O zaman paramızı geri ver, bu durumda şirketi kendi mülkiyetinde elinde tutmaya devam edebilirsin. " Fedulev cevapladı: "Paranızı geri vermeyeceğim. Elinizde hiçbir belge yok. Siz bir hiçsiniz. Defolup gidin. " Fedulevin Uralhimmaştaki hisseleri de aynı durumdaydı. Moskovada hapishaneden çıktıktan sonra ve daha önce birkaç milyon dolara satmış olduğu fabrikayı elinde tutmak arzusuyla Fedulev şöyle demişti: "Bu satışla ilgili hiçbir şey bilmiyorum. Bμ satışla ilgili ticaret sicile düşülmüş yasal bir kayıt yoktur. Anlaşma geçerli değildir. " Fedulev, anlaşmazlığı kendisini haklı bulacak olan yargıç Balaşova götürdü. Fedulevin ne yaptığını tam olarak anlayabilmeniz için Rusyada yasaların hala çok sayıda boşluklar içerdiklerini kavramanız gerekir. Bu olayla ilgili hukuki yetersizlik, her şirketin yeni hisse senedi çıkardığı zaman bunun ticaret sicil kaydını yaptırmak zorunda olmasından doğuyordu. llk yıllarda Rusyada hiç kimse bunun yapılmasının gerekli olduğunu bilmiyordu. SSCBde borsa ve dolayısıyla hisse senedi diye bir şey yoktu. SSCBnin çöküşünün ardından konuyla ilgili idari kurumların yönlerini bulmaları çok uzun zaman aldı. Bu kurumlar hisse senetlerinin ticaret sicil kaydının nasıl yapılacağını ne açıklayabiliyor ne de gerçekleştirebiliyorlardı. Sonuç olarak, birçok şirketin hisse senet
256 syf.
“Ve dövüşebilirim…
Doğru bulduğum, haklı bulduğum, güzel bulduğum her şey ve herkes için. Yaşım başım buna engel değil!”
Nâzım Hikmet

Putin'in inşa ettiği Rusya hakkında ne biliyoruz?
Sovyetler Birliği denen amele diktatörlüğü hiçbir müdahaleye gerek kalmaksızın çatır çatır yıkılırken, sarhoş yöneticilerin kendilerini dünyaya rezil ettiği Rusya'da ona emperyal bir yön vermek isteyen kim bu çöküşü durdurabilirdi ve bu acımasız çöküşten daha acımasız kim olabilirdi?

Yazar Anna Politkovskaya Putin'in iktidarda kalabilmek her şeyi yapabileceğini, onun kendisini Rus halkına karizmatik bir lider olarak gösterirken maskesinin altından sızan kan ve irini görebiliyordu.
Vladimir Putin yönetimindeki Rusya bir suç imparatorluğu ve bu eser suçlu imparatoru ve reayısını ifşa etme vazifesini ifa ediyor. Politkovskaya, Rusya'nın Vladimir Putin'in liderliğindeki bir polis devleti veya mafya devleti görünümlerine sahip olduğunu savunuyordu ve haklıydı da.
Politkovskaya, askere alınan Rus erlerin bile işkence gördüğü ve o erleri komuta eden subayların erlere nasıl köle gibi davrandığı bir ordudan bahsetti. Suçluların gitmesine izin vermek için "yukarıdan" talimatlara uymadıkları için görevlerinden alınan veya sokakta acımasızca saldırıya uğrayan yargıçları anlattı. Rusya'da hakim olan ve acımasız mafya patronlarına benzeyen soğuk oligarklar altında hükmedilen ve faaliyet gösteren belirli bölgeleri, onlara yardım eden eski askeri ve özel servis personellerini anlattı. Yuri Budanov örneğinde olduğu gibi, erlerine bile acımayan Rus ordusunun Dağıstan, Karaçay gibi Kuzey Kafkasya bölgelerinde ama özellikle Çeçenya'daki insanlara yönelik rutin adam kaçırma, cinayet, tecavüz ve işkenceyi anlattı. Kamçatka kıyılarındaki Rus Pasifik Filosunun çürümüş durumundan ve asgari düzeyde finanse edilen koşullarından ve Vladivostok'taki nükleer cephaneliğinden bahsetti. İrkutskta donarak ölen 2. Dünya Savaşı gazisinden, 1960'ların ve 1970'lerin "psikhushkas" larında Sovyet muhaliflerine işkence yapmakla nam salmış, ünlü Moskova Sırbsky Psikiyatri Enstitüsü Doktorlarını hatta Çekoslovakya'nın işgalini protesto ettikleri için nasıl Doktor Tamara Peçernikova gibi meslek etiğini siyasilerin ayaklarının altına atan iğrenç kimseleri ifşa ediyor. "Yeni Rus" prototipi olarak "önde gelen sanayici ve yasama meclisinin yardımcısı" haline gelen küçük bir suçlu olan Pavel Fedulev'in nasıl büyüyerek Uralları ele geçirdiğinin hikayesini anlatıyor. Nord Ost baskınında Çeçen sanıldığı için ölüme terk edilen Timur Haziev gibi mazlum Tatar müzisyenden, Aslan Mashadovun akrabası olduğu için kereste fabrikalarında canına kast edilen Çeçen Hasuhanovdan, Rus gizli servisine çalışan ama onun annesiz oğluna bir odayı çok gören Rus ordusuna küsen Orta Asyalı Rinattan bahsediyor ve bütün bunları ifşa ettiği için öldürülüyor sevgili Anna Politkovskaya.
Evet Putin'in adamları yaptı bunu. İstanbulun orta yerinde 7 Çeçeni tek tek öldürdükleri gibi, Ankara'nın merkezinde Çeçenistan Fahri konsolusunu öldürdükleri gibi, hatta Politkovskaya'nın avukatlığını yapan Markelov'u bile kolayca öldürdüler. Putin karşısına kim çıkarsa onu temizliyor ve bunu çok adice yapıyor. Alexei Navalny'i zehirletmesi, Politkovskaya'yı yok etmesi, Alexander Litvinenko'yu radyoaktif maddelerde öldürtmesi karşımızda düpedüz bir cani olduğunu gösteriyor. Politkovskaya, Vladimir Putin ve FSB'yi otoriter bir rejimin kurulmasını berkitmek için tüm sivil özgürlükleri boğmak ve yolsuzluğu teşvik etmekle itham etmişti fakat Putin sadece özgürlüğü değil kendisine karşı olan her şeyi boğup yok ediyor ve bazen bu yok etmeler ülkemize kadar uzanıyor. 1994 yılında Rusya’nın içişleri bakanı Mikhail Yegorov Rusyadaki organize suç örgütlerinin sayısının Gorbaçov’un dönemindeki 785 kişilik seviyesinden 5691’e ulaştığını açıkladı ve bu sayı her geçen gün artıyor. Bu mafyalar, gizli servis üyeleri ülkelerde darbeleri bile tertip edebiliyorlar. Yukarıda bahsedilen Rinat adlı kisi Tacikistanda Rahmanov iktidarını sağladı, Nikolay Suleimanov adındaki mafyatik suç örgütü Obşina'nın lideri Ruslan Labazanov’la beraber Dudayev’i devirmeye çalıştı vesaire.
Yurdumuzun aptal komünistlerinden de Putin'i seven bir hayli kişi var halbuki Putin'in partisinin Yahudi Rus ırkçısı Jirinovsky'nin partisinden pek de bir farkı yok. Putin'in partisi Edinaya Rossiya muhafakazar ve milliyetçi bir parti ama gel de aptallarımıza bunu anlat. Bu kitabı en çok Putinseverler okusun onlara anlatacak çok şeyi var.

Yazarın biyografisi

Adı:
Anna Politkovskaya
Unvan:
Gazeteci
Doğum:
New York, New York, ABD, 30 Ağustos 1958
Ölüm:
Moskova, Rusya, 7 Ekim 2006
Anna Stepanovna Politkovskaya; Rus gazeteci ve yazar. Putin'in Çeçenlere karşı yürüttüğü savaşa karşı olması ve bu savaşı Kirli Savaş olarak nitelendirmesi ve aynı adlı bir kitap yayımlaması ile ünlüdür.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.