Arzu Etensel İldem

Arzu Etensel İldem

Çevirmen
8.1/10
19 Kişi
·
47
Okunma
·
0
Beğeni
·
12
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
130 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Julio Cortazar'ın kitabı, benim 21 sene önce askerde geceleri silahlık nöbetimde okumaya çalıştığım kitabın ta kendisi:

Nisan ayına rağmen soğuğu tükenmemiş Erzurum ovasına, Palandöken'den gelen küçük kar fırtınalarına ve hiç ama hiç sertliğe, haşinliğe temas etmemiş ellerime, bedenime hırçın hırçın saldıran soğuk Erzurum gecelerinde, o hiç sevmediğim beyaz lambanın altında silahlıkta okumaya çalıştığım kitabı yarım yamalak okumuştum. Şimdi bunca sene sonra, loş ışıklı odamda, duvarda Dodi'min resimlerinin hemen altında, günlere yaya yaya okudum kitabı ve hatıralardan daha güzel geldi üslûbu yine yazarın, çünkü Cortazar okumak demek benim için her zaman anlamaktan çok tad almak oldu; yazarın kaleminin bir türlü kısa cümleler kurmaya yanaşmayan ve bir şekilde bir dil nehrini ya da küçük cıvıltılı bir akarsuyu andıran dilinden her defasında çok etkileniyorum. Cortazar okumak, anlamak konusunda çaresiz kaldığım; ama melodisinden, ahenginden, hızından, çağlayışından çok büyük bir keyif aldığım ve keşke bitmese diye hayıflanarak sayfaları çevirdiğim bir okuma, edebiyat lezzeti benim için: sanki Orhan Pamuk'un Yeni Hayat kitabının kapağında sayfaları açık ve içinden ışık fışkıran kitaba erenköy istasyonunun hemen yanı başındaki evinin penceresinden bakan o genç adam aslında yeni hayat'ı değil de Cortazar'ın her hangi bir eserini okuyor gibidir, ve nasıl bilmiyorum ama, sanki eğer bir kitap okuyup da hayatı değişecekse bir insanın, o kitap ancak bir cortazar kitabı olabilecektir ve başka türlüsü mümkün değildir asla; çünkü dil bu kadar maharetle, hem usul usul, hem coşkuyla akarken metinden metine, ancak Seksek kitabında muzipçe önerdiği okuma sırasına, yani seksek oynamaya davet ettiği okuruna bu sefer hiç bir şey söylemeden hikâyeden roman parçalarına, neredeyse makalelerden sayıklamalara dek belki günümüzde çokça rastlanabilecek edebi çalışmalara Cortazar yine kendi tarzıyla şekil veriyor ve bizi istediğimiz bölümden başlayarak okusak dahi başı sonu ortası yine aynı bütünlük hissini ya da parçalanmış, bölünmüş, kasıtlı olarak bir bütün oluşturmayan ya da bunu hedeflese bile birbirine eklenecekleri noktaları belirsiz ve değişebilecek bir şekilde yanyana getirilmiş bu metinlerde yine kitaptaki bölümlerden biri (ve en iyilerden biri olan) Bakışın Yönü'nde anlattığı şeyi yapıyor; bakışımızı çevirerek, yönlendirerek Lucas'ı çok sayıda kısa ve uzun metinle, makaleyle, kısa öyküyle, sayıklamayla, düşle, metin yazmakla ilgili metinlerle anlatarak belki bir insanı anlamanın kolay olmadığı ve bakışın yönünün çoğaltılması gerektiği anlamında bir şeyler söylüyor, belki bir karakteri anlatmak derdinde olmanın beyhudeliğe varan bir gayret olduğunu söylüyor. Ancak yine de, bence, benim anlayabildiğim kadarıyla, okuyabildiğim ve tadabildiğim bütün Cortazar eserlerinde gördüğüm gibi, yazarın gerçek meselesi, edebiyatın gerçek meselelerinden biri: o da, anlatmak, o da dil. Yazarın kendine has ve asla teklemeyen, asla duraksamayan dili ve anlatım üslûbu burada da kendini çok ama çok iyi yazılmış ve çevirisi zor olduğu belli metinlerde gösteriyor.

Bütün bunlar 21 yıl sonra düşündüklerim, anlamaya çalışarak söylediklerim oldu. Ya da Parkların Sürekliliği'nde anlattığı şey oluyor yine Cortazar'ın ve belki ben de aslında şu anda koğuşun hemen yanı başındaki silahlıkta lambadan gelen cızırtı sesleri koğuştaki askerlerin horlamalarına karışırken geceler boyu azar azar Cortazar okuyor ve 21 sene sonrası bu yazıyı yazdığımı Nisan ayında kar koğuş camlarına vurarak toprağa düşerken, gencecik ve hayatın kendisine hazırladığı nice nahoş sürprizden bihaber, hayâl ediyorum.
130 syf.
·11 günde·Beğendi·10/10
Julio CORTAZAR – Lucas Diye Biri

Yorumlaması oldukça zor bir eser. Lucas adında birinin maceraları desem az kalır, eksik olur. Lucas adında birinin hayat çabaları aslında. Kendi kendisi ile konuşmaları. Tek fark ile bu konuşmalarda siz de konuşmanın bir parçası olacaksınız.

Bu konuşma esnasında neler yok ki; ‘’Ekolojik Düşünceler’’, ‘’İspanyolca Dersleri’’, ‘’Hastane Anları’’, ‘’Aile Bağları’’, ‘’Tren Yoluyla İlgili Gözlemler’’, ‘’Aşk’’, ‘’Ayrılık Diyalogları’’, ‘’Doğum Günleri’’, ‘’Düşleri’’, ‘’Soneleri’’…

Şunu der Cortazar; "Yaşlandıkça anlıyor onu öldürmenin kolay olmadığını. Bir ejderha olmak kolay ama onu öldürmek kolay değil, çünkü çok sayıdaki kafasını (bu sayı danışılabilecek yazarlara ve hayvanat kitaplarına göre yediyle dokuz arasında değişiyor) keserek öldürmek gerekiyor, ancak en azından bir tane iyi kafayı alıkoymak zorunluluğu var, çünkü ejderha Lucas'ın kendisi ve Lucas'ın istediği ejderha olmaktan çıkıp kendisi olarak kalmak, yani çok beyinlilikten tek beyinliliğe geçmek... Lucas banyodaki aynada ejderhayı görüyor, otuz beş dişini göstererek sırıtan yedi kafa, her on yıl için bir tane, en kötüsü de ejderha konusunda uzman olanların dediklerini doğrulayacak biçimde iki kafa daha çıkması kaygısı, sağlığına dikkat etmesi koşuluyla doğal olarak."

Cortazar kesinlikle yazma konusunda çok usta bir yazar. Öyküleri oldukça etkili derken, aslında, bu romanında roman yazma konusunda da çok iyi olduğunu gördüm. Kesinlikle tavsiye ediyorum. Bulduğunuz yerde alın derim bu eşsiz eseri. Kaldı ki kitabın baskısı yok, o yüzden kesinlikle bulduğunuz yerde alın, kaçırmayın

Kitabın kapak resmi, Frida Kahlo’nun ‘’Miguel N. Lira’nın Portresi’’ adlı resmi üstünde kolajdır. ‘’Açıklamaların yığın yığın biriktiği bir çöplük olmalı bir yerlerde. Bu doğru manzaranın içinde kaygı veren tek bir şey var: birisinin çöplüğü de açıklamayı başaracağı gün nelerin olabileceği.’’ Bu paragraf az da olsa Lucas’ın kendi kendisine konuşmasına en ciddi örneği teşkil etmektedir.

Herkese, birisi olabileceği okumalar dilerim edebiyat sever güzel insanlar. Her daim birisi için birisi olmanız dileği ile…
172 syf.
Cortazar'ın bu harika öykü kitabı 10 öyküden oluşmakta. Daha önceleri okuduğum ya da okumaya çalıştığım çeviri öykü kitaplarında, gerek üsluptan gerekse çeviriden kaynaklı olarak kopuşlar yaşadığımdan ilk birkaç öyküde bu kitapta da aynı kopuşlara maruz kalacağımı düşünmüştüm. Lakin ilerledikçe ve yazarın anlatımına aşina oldukça hikayeleri hissetmeye başladım diyebilirim. Genel olarak söylemek gerekirse yazarın anlatımı çok iyi. Yeri geldiğinde simgesel olarak anlatıyor anlatmak istediğini ve okurun kafasında nasıl bir imge oluşacağı, okurun hayal gücüne kalıyor. Yer yer sorgulatıyor, çünkü hikaye direk bir sonla bitmiyor, sonu ve hikayeden çıkarılacak fikir okuyucuya kalıyor. Tabii net olarak sonuçlanan hikayeler de yok değil. Betimlemeleri çok iyi, öyle ki adeta kafanızda o mekanın detaylı bir resmini, hiç olmazsa bir eskizini çıkarıyor yazar. Bu yönüyle de kitap benim için değerli bir hal aldı zira betimlemeler benim için önemli bir detay. Son öykü olan "Arayış", diğer öykülere nazaran daha uzun, bu da uzatılmış izlenimi uyandırmıştı bende ilk başta fakat sanırım, son düzlükte uzunca bir öyküyle karşılaşmak, benim pilim bittiğinden bana okuması zor gibi geldi. "Yaz" ve "Sylvia", benim için kitaba ısınma öyküleri oldu. Hatta "Yaz" biraz havada kalmış gibi hissettim ilk başta fakat, kitabı birlikte okuduğum dostumla ufak bir fikir teatisi sonrası taşlar daha bir yerine oturmuş oldu. Keza "Sylvia" ve diğer birkaç öyküde de aynı şekilde. Bir de şu dikkatimi çekti. Öykülerdeki kadınlar bir nevi figüran havasındalar. Bazen sahnede sadece gözüküyorlar, bazen de sadece dişilikleri ile ön planda oluyorlar. Seksi çağrıştıran, sadece vücutları ile olaya dahil olan ya da sadece yoklukları mevzubahis edilen kadınlar vardı genelde. "Öğle Yemeğinden Sonra" öyküsü, bahsi geçen şeyin ne olduğu konusundaki fikri okuyucuya bırakması ile merak uyandırıcı olsa da "Işık Değişikliği" öyküsü, mesajını doğrudan zihinlere çakar nitelikteydi. Ki benim de en çok beğendiğim öykü bu oldu. Daha fazla detaylandırmadan bağlamak istiyorum. "Liliana'nın Gözyaşları" ve "Cennetin Kapıları" öyküleri, ölümü adeta hissettirecek etkideydi. Bahsi geçmeyen öyküleri beğenmediğim düşünülmesin, onlar hakkında bir şey söyleyip incelemeyi fazla dallandırıp budaklandırmak istemedim. Okursanız çok beğeneceğinizi düşünüyorum.
172 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Yine birbirinden güzel öyküler, yine metne iyice yedirilerek gizlenmiş ilginç mesajlar... Öyküleri tek tek anlatmak istemiyorum, öte yandan hepsine ayrı ayrı bayıldığımı söylemek dışında nasıl bir yorum yazabilirim onu da bilmiyorum. Kararsız kaldığım bir başka nokta da; "Cortázar'ın tarzına mı alıştım yoksa bu kitap Cinayeti Gördüm'den daha mı iyi?" konusu. Bunlardan emin olamasam da şundan eminim ki, mutlaka ama mutlaka okunmalı! Yıldızlı tavsiyemdir. =)

Yazarın biyografisi

Adı:
Arzu Etensel İldem

Yazar istatistikleri

  • 47 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 77 okur okuyacak.