Aslı Kotaman

Aslı Kotaman

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.4
31 Kişi
okuyor-dolu
110
Okunma
v3_begen_dolu
4
Beğeni
goz
438
Gösterim
135 syf.
"Umurumda değil" Diyebilmek
Aslı Kotaman, ilk kitabı
kamera
Zihin Koleksiyoncusu
'ndaki gibi yine hayatı, hayatımızı, modern zamanların çelişkilerini, insan ilişkilerindeki çarpıklıkları, kadına biçilen rolleri, toplumun ikiyüzlülüğünü, kaybolma sanatını, teknolojinin ve sosyal medyanın hayatlarımızı nasıl değiştirip dönüştürdüğünü, at gibi koşturduğumuz günümüz dünyasında bazen, bizleri hizaya getirmeye çalışan bu sisteme "Açıkçası canım, umurumda değil" demenin hafifliğini ve güzelliğini ve daha pek çok şeyi anlatıyor, değiniyor, eleştiriyor. Bunları anlatırken de edebiyattan, sinemadan, resimden... kısacası sanattan büyük büyük parantezler açarak konuyu daha iyi anlamamızı sağlıyor. Hayat üzerine okurken ve düşünürken bir yandan da sanat hakkında bilgi ediniyoruz yine. Aynı zamanda kendi hayatından da bahsediyor yazar, bu da samimi, sohbet havasında bir okuma sağlıyor. İlk kitabının tadını vermese de bu kitabı da yine dolu dolu olmuş. Keyifle okudum. "Bu dönemde kendimi çokça Kahlo'nun geyiği gibi hissediyorum. Yaralanmış ama umutlu. Bu resimde bedenini yaralı bir ceylan gibi çizen Kahlo bir ormanın ortasına hapsolmuş. Hayatı epey çetrefil geçmiş, acılarla hemhal olmuş bir karakter Kahlo. Kendini yaralı çizen ressam yine de bir zeytin dalı iliştirmiş. Her şeye rağmen umutlu ressam. Bizim olmamız gerektiği gibi belki. Çünkü hapis olduğu yer ormanın ortası, ilginç değil mi? Onu çevreleyen şeyler ağaç. Ve resimde uzaktan deniz görülüyor, deniz umuttur. Yaralı biri denize ulaşabilir mi? Belki ulaşır. Ama belki de asıl hapis, denize hepimizin ulaşamayacağını bilmektir." Gönül ister ki hep beraber denize ulaşalım... Yine de, kim bilir belki yaralarımıza rağmen el ele verip denize ulaşabiliriz. Deniz umuttur... Keyifli okumalar dilerim.
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
152 syf.
·
26 günde
Zihin Koleksiyoncusu - İnceleme
Yazarın sanat ile kendi denemelerini harmanladığı ilginç bir kitap olmuş. Farklı konulara sanat eserlerini de kullanarak değinmesi aslında oldukça hoşuma gitti. Yaklaşık bir ay önce okuduğum bu kitaptan aklında ne kaldı derseniz yazarımızın zamanında üniversiteden ihraç edilmiş bir hoca olması ve bunun ona nasıl dokunduğu kalmış diyebilirim. Kendisini biraz araştırdım fakat google üzerinde çok fazlada bilgi bulamadım. Alanıyla ilgili olsa gerek sanırım bir hoca olarak film izleyerek çalıştığı yönünde bir fikir kalmış kafamda :). Dahası bir kaç kere de izlediği filmlerden yola çıkarak bir bilgilendirme yapılmış. Bunu da tabiki sağlıklı bulmadım. Bir çok farklı konuda güzel noktalara değinmiş olmasına rağmen yazarımızın birde çok uçuk diyebileceğim bir düşüncesi aklımda kalmış. Yazarımızın Türkiye'deki göçmen sorununu, göçmenleri Polonya'daki toplama kamplarını yıkıp, o alana göndermeyi planlaması ve o alanları bir göçmen kampı olarak kullanmayı düşünmesi benim herhalde kitabı okurken absürt gördüğüm tek noktaydı. Bunun ne kadar korkutucu bir düşünce olmasını geçiyorum, Polonya o göçmenleri neden kabul etsin ki ? O göçmenler Polonya'ya gittiklerinde rahatça seyahat edebilecekken neden Polonya'da kalsınlar ki ? Sonuçta Polonya oranın az gelişmiş bir ülkesi. Fakat tüm bunları geçtiğimde eğer sanata düşkün bir insansanız bu kısa ve çoğunlukla güzel düşüncelerden oluşan kitabı ve sempatik yazarımızı sevebileceğinizi düşünüyorum. İyi Okumalar
kamera
Zihin Koleksiyoncusu
yildiz
8.3/10 · 84 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
Belki bu kitabı es geçeceksiniz belki de hayatınızı değiştireceksiniz
Bu kitabın son sayfasına kadar yazarlar sohbet eder gibiydim. Kendimi düşüncelerini söylediği her bölümde kitabı bırakıp düşünürken buldum. Günümüz ile ilgili öyle çarpıcı şeyler söylüyordu ki doğruluğundan emin olmak için kendinize ve çevrenize bakmanız gerekiyordu ve en güzel tarafı ne biliyor musunuz? Bu düşüncelerini kitaplarla ressamlarla filmlerle öyle güzel bağdaştırıyordu ki bilmediğiniz filmleri izlerken, okumadığınız kitapları satın alırken kendinizi bulabilirsiniz. Rüzgar Gibi Geçti filminin sonunda Rhett yıllardır büyük aşkla seçtiği kasını terkederken bu cümleyi söylemiş; “Açıkçası canım, umurumda değil” Yazarında dediği gibi kendimi bazen bu yakarışın ardına gizlemek istiyorum...
kamera
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;