Aslıhan Kopuz

Aslıhan Kopuz

Tasarımcı
7.7/10
1.823 Kişi
·
3.945
Okunma
·
1
Beğeni
·
250
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
280 syf.
·1 günde·7/10 puan
Kitap akıcı anlatımı olan, sayfa sayısı az ve okudukça sizi içine çeken bir kitaptı.
Konusu, monotonlaşmış bir evliliğe mahsur kalmış bir kadının kendini bulma çabasını anlatıyor.
Spoi içerir..
Suzan, güzel sanatlar Fakültesinde okurken kocası Mustafa'ya aşık olup okulu bırakıyor ve ev hanımı oluyor. Suzan 46 yaşında iki çocuk annesi, iyi bir eş ve hatta anneanne. Ama kocasının onu aldattığını öğrenmesi ile hayatını değiştirmeye başlıyor. Kuaför,spor salonu, resim kursu derken aşka da yelken açıyor hayatında.. Mustafa doktor ama o da bu hayattan sıkılmış macera peşinde dolaşıyor. Tabii karısına yakalanana kadar..
Levon farklı bir karakterdi. Ben bu hikaye de en çok onu suçlu buldum. Neyse fazla bahsetmiyeyim. Okuyup öğrenin. Kitapla kalın...
136 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Ne kadar güzel olduğunu kelimelerle anlatamam şu an. Bayıldım bayıldım bayıldım. Sürekli güldüm. 1 saat içerisinde bitti. Herkesin alıp okuması gerek. Önce Ufak Tefek Aşk Halleri kitabını ardından Sarmaş Dolaş’ı almalısınız. Çok çok iyi bir sevgililer günü hediyesi olabilir bu seri. 10/10
336 syf.
·1 günde·10/10 puan
Kitap muazzamdı. Bu üçüncü okuyuşum olmasına rağmen her okuyuşumda sanki ilk kez okumuşçasına keyif alıyorum. Yazarın yazım diline, olayları anlatış şekline ciddi anlamda hastayım. Keşke ülkemizde çok daha fazla kitabı çıksa ve okuyabilsek.
Konusunu anlatmak basit kalacak gibi o yüzden iki milyoner insanın birbirlerine olan aşkını okuyacağımızı düşünürken, hayatlarının içindeki akıl almaz gizemleri ve gizemlerin açığa çıkarken hem bizi hem de karakterleri yıkmasını okuyoruz. Birbirlerine olan aşklarıyla alakalı her sayfada sınava tabi tutulmalarına rağmen bence her sayfada şampiyonlar gibi kazanıyorlardı. Layana ve Brant’in macerasını tekrardan okumak en basit tanımla çok güzeldi. +18 yetişkin içerikli romantik kitap okumak isteyenler için doğru seçimlerden biri olduğunu düşünüyorum ve önerimdir.
328 syf.
Doğru şeyler giymek, doğru kişilerle arkadaş olmak, doğru şekilde hareket etmek, herkes gibi olmak..
Kolaydır kimi insanlar için. Ama sizce de kaçırdıkları bir ayrıntı yok mu, ya da sormaları gereken bir soru?

Doğru nedir?

Bir yerde belirli mimarideki evlerin belirli renklere boyanmasından, çöplerin toplanma saatine kadar her şeyin sınırları sert çizgilerle çizilmişse, gözlerini açtığında kendini içinde bulduğun bu düzenin dışındaki ihtimalleri görmek , o kadar kolay olmayabilir kimi zaman.

Herkes gibi, herkes kadar, herkesin yöntemiyle hareket etmekten bahsediyorum. Ya da belki herkes gibi uyumaktan. Aynı rüyaları görmek üzere yatılan uykulardan bahsediyorum.

Ama uyanmak lazım.
Dik durmak lazım.
Hatta bazen ufak yangınlar çıkarmak lazım. Hem kendi yolunda ilerleyebilmek hem de uyuyanları uyandırmak için.

Kitap, her ne kadar fotoğraf sanatçısı Mia ve kızı Pearl'in öyküsü gibi görünse de benim için en önemli karakter Izzy'di.
Izzy, yani Isabelle.

Güzel, seçkin, zengin ve dört başı mamur bir hayat ayaklarına serilmişken içinde büyüttüğü, kendine yanlış gelen doğruların, onu öfkeyle doldurup yalnızlık ve kuralsızlığa iten ve mutlu olmak için bundan çok daha fazlasına ihtiyacı olduğuna inandıran tüm şeylerin ışığında, yaralı ama dizginlenemez bir ruhun tasviriydi.

Ilk yangını başlatan da son yangına sebep olan da oydu. Dürüsttü. Samimiydi.
Insanların kendi çıkarları için birbirlerini hiç düşünmeden harcayabildikleri olaylar silsilesini nefretle izlediğini hissettim okurken.

Metaforlardan, tokat gibi çarpan kelimelerden çok uzak ama sıcacık bir anlatımı vardı kitabın. Öncelikle doğaldı, süslü betimlemeleri ve tasvirleri yoktu ama hikaye bütünlüğü çok sağlamdı. Bazı gereksiz ayrıntılara girmesine rağmen sıkıcı değildi. Arka plansa, oldukça geniş bir yelpazeye sahipti.

Yazar, aile kavramında aidiyeti sorgulatan, hem çocuğun hem de ebeveynin gözünden olaylara bakabilmemizi sağlayan, üretim ve tüketim zihniyetinin merkezinde, kendinizi nereye yakın hissedeceğinizi sorgulatan çok güzel ayrıntılar yakalamış.

Toplumsal anlamda da çok sağlam mesajlar verirken, öyle avaz avaz bağırmaya hiç gerek duymamış.

Ten rengine göre sınıflandırılan ve dışlanan insanların yaşadıklarını ya da Asyalı olarak nitelendirilen kişilerin Avrupa toplumundaki yerini gözler önüne sermiş.

Büyük büyük uçurumlardan düşürtmedi okurken, ama güzeldi, keyifliydi. Yağmurlu bahar günlerinde, pencere kenarında okumak için ideal ve iç ısıtan bir hikayeydi.




Keyifli okumalar..:))
336 syf.
Bu kitabı çok övüldüğü için okudum
Bir kitap bu kadar sıradan olup ta bu kadar şaşırtıcı olabilir mi? bu zamana kadar hiç bir kitapta bu kadar şaşırdığımı şok olduğumu hatırlamıyorum
Kitapta beni rahassız eden
çok fazla ayrıntıya girilmiş bölümler vardı
Onun haricinde kitap şok etkisi yapıyor.
Melek
Melek Karanlık Aşk 2 — Her Şeye Rağmen'i inceledi.
504 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bu seri hayatımın dönüm noktası oldu. Kimse yazarı yada kitabı eleştirmesin. Siz orada yazan duyguların verdiği gücü anlayamazsınız. Başından böyle bir olay geçen biri olarak söylüyorum. Defolu gözüyle bakıyorlar size. Kimse istemiyor sizi sevmeyi. Sanki sizin suçunuzmuş gibi yüklüyorlar omzunuza o iğrenç kara lekeyi. Yaşayan biri olarak, hiç yaşayamayacağım duyguları bir kitapta okumak bana çok güzel geldi. Gerçek olmayacak kadar güzel. Kendime inandım. Birinin beni sevebileceğine inandım. Güvendiğim dağlara kar yağmayacağına inandım. Belki bir gün bende ayağa kalkacak kadar cesur olurum. Bir gün biri de beni sever.

Siz ancak karalarsınız. Umut ışığı yaydığını ancak bizim gibiler görür
392 syf.
·2 günde·7/10 puan
Tarihi aşk romanı sevenler için oldukça hoş bir kitaptı. Yazarın anlatım dili akıcı ve güzeldi.
Kitap, aynı yetimhane de kalan Dougan ve Farah'ın hikayesiyle başlıyor. Sonra olaylar merak ettirici bir hal alıyor ve insanı içine çekiyor. Okuyabilirsiniz. Tavsiye ederim:)
184 syf.
Şimdiye kadar okuduğum kitaplardan tarz ve anlatım olarak biraz farklı bir kitap olduğunu söyleyerek incelemeye baslamak istiyorum.

Kitap ilk defa kendisi için bir şey yapıp Van Gogh 'un tablosunu duvara asan bir kadının hikayesi ile başlıyor. Sonrasında oğlu Ellis, onun 12 yaşında tanıştığı ve hayatında cok onemli bir yer tutan Michael ve Annie isimli kahramanların hayatlarında devam ediyor.

Ellis ve Micheal e ait bölümler sayesinde ikisini rahat bir şekilde tanıyoruz ancak keske Annie'ye ait bir bölüm de olsaydı diye düşündüm okurken. Ayrıca sevgili yazarımız konuşma cümleleri başına herhangi bir tırnak işareti vs koymadığı için ilk baslarda biraz kulağını çınlattım.

Kitap konusu bakımından biraz farklı demistim. İki erkek çocuğun birbirlerine duyduğu sevginin aska dönüşmesi ve bu aşkın imkansızlığının taraflardan birinin anlaması, onun başka bir kadına aşık olması sonrasinda da birbirlerinden kopuşları anlatılıyor diyebilirim kısaca.

Farklı bir tarzdı. Kitabın dizaynı, kapağı, tasarımı cok başarılı. Tavsiye eder miyim, şüpheli.
384 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Günümüzde her şeyini sosyal medyadan paylaşan insanların dikkatini çekmek için yazılmış kitaplardan bir tanesi olan eser, sapıkların kadınları ağına düşürürken, kadınların hiç sorgulanmadan, yazışmalarından etkilenip ne ile karşılaşacağını bilmeden, bir fotoğrafa iki tatlı söze kandıkları gerçeğini gün yüzüne seriyor. Bu kadınların başına her an her şeyin gelebileceğine vurgu yaparak vahşice katledişlerini anlatıyor...
Sahi sosyal medya neden bu kadar önemli? Nasıl oldu da bu kadar içli dışlı olabildik. En özel günlerimizi, boy boy aile fotoğraflarımızı, çocuklarımızın okul tören ve başarılarını, etiket yaparak paylaşıyor hale geldik. Hele öyle insanlar var ki adım atsa sosyal medya da paylaşıyor. Acaba bunun altında yatan psikolojik gerçek ne? İrdelemek lazım...

Sosyal medya göründüğü kadar masum mu acaba? Emin olun kitabı okurken bunu tekrar tekrar sorguladım. Paylaşım yaptığımız şeyler bizim açımızdan belki masum ama takip edenler arasında kimler var bilmiyoruz eğer bilsek sanırım bu kadar rahat davranmazdık...

Yazar, Robert Bryndza'da sosyal medya takipçilerinin hepsinin masum olmadıklarını düşünmüş ki, Dedektif Erika Foster'ın önüne zorlu bir dosya açıp kenara çekilerek, hem katilin nasıl avlandığını, nasıl bir psikoloji ile büyüdüğünü anlatıp Foster'ı yanıltarak heyecanı düşürmeden, son sayfaya kadar kovalamayı sürdürmüş...
Sapkın bir katilin, genç kızları sosyal medya hesaplarından takip edip, kendi iç dünyasının çöplüğüne çekerek, onların hem bedenine hem ruhlarına zarar verdikten sonra hiç var olmamışlar gibi bir çöp konteynerine atması Dedektif Erika Foster ve ekibini derinden sarsıyor...

Yazarın yazım dilini seviyorum. Bir polisiye eserde olması gereken her şeyi tam yerinde, ne fazla ne eksik, okuru sıkmadan ilerletebilmesi, başarısının dünyaya yayılmasında ki en büyük etken olduğunu düşünüyorum...
Polisiye seven kitap dostlarıma okumalarını tavsiye ederim...
336 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Elime geçer geçmez dayanamayıp okumaya başladım ve bittiğinde beynim yanmıştı.
Bu kitabı spoiler vermeden anlatmak o kadar zor ki... Kısa tutacağım o yüzden.
Lana, Brant adında milyoner bir deha ile ilişkisi olan zengin bir kızdır.Bu kadar konusu.Şaşırmayın, gerçekten ana konu bu.Hayatlarına dalıyoruz ikilinin.(!)
Yazarı inanılmaz başarılı buldum,, kesinlikle peşine düşeceğim.
Yukarıda da yazdığım gibi, kitap beni hapsetti.Kurgunun içinde debelendim, nefesim kesildi bazen dayanamadım bıraktım bir iki dakika - çünkü kitabı bırakmaya da dayanamadım -
Bence ne yapın edin bu kitabı alın.
Kapağında sizi ilgilendiren tek şey; Daha önce bu hikâyeyi duyduğunuzu düşünüyorsanız güvenin bana, duymadınız.
Evet, sizi temin ederim duymadınız.
Sadece, söylemeden edemeyeceğim, bir kitapla benzerliği vardı.Ama spoiler yok!
Geriye dönüp bakınca öyle 10/10'luk harika bir kitap, baş ucu kitabınız diyemem (Yabancı yayınlarına göndermedir!) ama kesinlikle şaşıracaksınız!

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 3.945 okur okudu.
  • 99 okur okuyor.
  • 1.635 okur okuyacak.
  • 60 okur yarım bıraktı.