Aslıhan Kuzucan

Aslıhan Kuzucan

Çevirmen
7.6/10
4.881 Kişi
·
12,8bin
Okunma
·
7
Beğeni
·
1.197
Gösterim
Adı:
Aslıhan Kuzucan
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
360 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Merhaba değerli okurlarım;
Bugün karşınıza ne zamandır okumak istediğim ama bir türlü fırsat bulup da okuyamadığım bir kitapla çıkıyorum.TRENDEKİ KIZ.Galiba hepinize polisiye romanları sevdirene dek okumuş olduğum en iyi romanları seçip inceleme yazmaya devam edicem :)
Trendeki kız adlı romanımız Paula Hawkins tarafından kaleme alınmış bir yapıttır.Ayrıca New York Times dergisinin çok satanlar bölümünde tam 13 hafta zirveyi korumuştur.Eee sizin karşınıza boş bir kitapla çıkmam tabiki :) Romanımızda katilin kim olduğunu kitabın sonuna kadar tahmin edilmeyi güçleştiren olaylarla dolu bir sürü bölüm yer alıyor.Su gibi akıp giden bu sürükleyici romanı eminim ki benim kadar siz de seviceksiniz.Bir sonra ki polisiye roman incelemesine kadar kendinize çok iyi bakın,kitaplarla kalın okurlarım.
Ne diyorsunuz iyice kapmaya başladım galiba ben bu inceleme işini :))
178 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
İncelememin giriş kısmında kitabı şiddetle tavsiye ettiğimi ve “ENLER” listeme girdiğini söylemeliyim.

Adem ve Havva ilk insanlar olarak cennette var oldular. Önce Adem ardından Havva geldi. İkisi de birbirlerine yabancıydı ve ikisini de birbirine çeken bir şeyler vardı. Havva bunu cinsiyete bağlıyordu.

Kitap Adem’in ve Havva’nın birbirleri, dünyayı, çevreyi anlamlandırma hakkındaki görüşlerini günlük şeklinde her ikisinin de kendi ağızından aktarıyor.
Mark Twain o kadar güzel bir üslupla kitabı kaleme almış ki. Kimi zaman bir tebessüm , kimi zaman çatık bir kaş ve düşünmekten kırışan alnınızla okuyorsunuz kitabı. Yazılandan çok çok daha fazla şey veren bir roman kaleme almış Mark Twain.

Adem’in gözünde en başta Havva rahatsız eden, sürekli konuşan, her şeye ad veren bir yabancı , bir çokbilmişten ibaretken ; Havva için Adem her zaman keşfedilebilecek bir yanı olan , saygıyı ve sevgiyi hak eden biri. Hatta Havva zekasıyla onu kırmamak için isimlerini bildiği şeyleri , bildiğini belli ederek değil de sanki öyle olduğunu hissettiğini hissettirerek aktarıyor Adem’e. Adem tarafındansa bu “çok bilmişlik” olarak algılanıyor.

Kadın ve erkek üzerine oldukça fazla şey bulabileceğimiz bir bilgi seli bu kitap. Ben Havva’yı okurken kendi kişiliğimden , mizacımdan çok fazla şey buldum. Cinsiyet kavramına bakış açımızı da genişletecek bir kaynak.

Bilim, bilgi açlığı, bilme arzusu kitabın oturduğu bir taht. Cennetten kavulmalarının sebebi olan elma bir bilginin meyvesi. Hiçbir şeyi bilmemek cennette kalmanızı sağlar ama bilginin tadına baktığınız anda kovulursunuz ve ölümle siz ve sizin soyunuzdan gelen her şey , dünyada bulunan her varlık ölümle cezalandırılır. Neden?
Tanrı neden üç yaşında bir bebekten daha fazla şey bilmeyen ve merak duygusu sürekli içinde olan bir canlıyı merak etti diye cezalandırır ? Üstelik yaratırken , her insanın mizacının farklı olduğunu ve bu mizacı onlara kendinin verdiğini söyleyerek … Neden bu acımasız cezayı verir?

Şeytanın tarih boyunca kadınlar üzerine çullanması , o çok severek okuduğumuz masallarda bile yasak elmaya ve Havva’ya gönderimde bulunulması, kadınların yıllarca aşağılanmasına, şeytan olarak algılanmasına sebebiyet veren o bilgi meyvesinin , şehvetin yeni bir bakış açısıyla kaleme alınması… Bence günah keçisi olarak görülmüş , tarih boyunca yaşayan ve yaşamakta olan tüm kadınların ve onları şeytanın ahbabı ve tehlike maddesi olarak gören tüm erkeklerin bu kitabı okuması gerekli. Kadının tehlikesinin şehvetinden , fiziksel özelliklerinden değil de zekasından dolayı olduğunu ve bunun tehlikeden çok insanlığa , dünyaya bilim adına ve bilgi adına getirileri ve artıları olduğunu kağıdına aktaran Mark Twain’e teşekkürü bir borç bilirim.

Kitap aynı zamanda felsefeyi de içinde bulunduran müthiş bir sorgulama kitabıdır.Siyaset, bilim, din , insan özellikleri hakkında rahatsız etmeyen , akıcı bir üslupla bizi bu konularda bilgi ve soru yağmuruna tuttuğu gibi bir cümleyi size ömür boyu düşündürecek, içinize kuşku tohumları ekecek cümleler kurmaktadır. Çok çok güzel bir kitap. Site içinde daha çok okunmasını temenni ederim.
360 syf.
·8/10 puan
Kitabı almadan önce bu kadar populer olması abartılmış bir reklam olabilir mi diye şüphelerim vardı. Ama kendisine harcanan her dakikayı hak ediyor,kesinlikle çok iyiydi. Anlatım akıcı,kurgu sürükleyiciydi.
Trendeki kız kesinlikle tüm övgüleri hak ediyor.Son kısıma kadar katilden emin olamıyorsunuz, herkesten şüphelendim ben kitap boyunca ki bu da tempoyu çok yüksek tutmuş.
Rachel açısından kocasının kendi evinde bir başka kadınla yaşıyor olduğunu bilmek, daha da kötüsü mutlu olduklarını izlemek çok acı vericiydi bence. Aslında okurken Rachel'ın iyi bir insan olduğunu hissediyorsunuz ama sürekli içip içip Tom ve karısına bulaşması ne kadar çaresiz olduğunu hissettiriyor. Karakterlerin duygu geçişleri çok iyi anlatılmış. Anna karakteri en itici bulduğum karakter oldu.
Tam da denildiği gibi " Hergün önünden geçtiğiniz evlerde aslında neler oluyor? " .Kitap tam da bunun üzerine yoğunlaşmış... En yakınlarınızı bile aslında ne kadar tanıyorsunuz? Görmek istediğimiz kadarını kabullenip kalanını yok sayıp mutluluk oyunu mu oynuyoruz?
360 syf.
·12 günde·Puan vermedi
"iyi ki okudum" dediğim kitaplardan biri oldu. Kurgusu,anlatımı çok sürükleyici. Hadi bir sayfa bir bölüm daha okuyayım derken kitap yağ gibi akmış gitmiş ve bitmiş oldu.
400 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Korku filmlerini çok seven bir insan olarak bu kitabı da severek okudum.

Korku filmlerinde ebediyetten gelen bir kural vardır.Bir grup bir mekana gider,orda bir psikopat çıkar ve herkesi öldürür.Sadece saf ve masum olan kızı öldürmez.Peki neden bu kızlar ölmüyor ? Onları özel kılan ne ? Neden sadece onlar hayatta kalıyorlar ? Açıkçası ben de bilmiyorum.Bu kitabımız da bu soruya cevap veremiyor ama daha iyisini yapıyor.Bu kızlar kurtulduktan sonra hayatları nasıl bir yönde ilerliyor,neler yapıyorlar ve nasıl bir psikolojiye giriyorlar ?

Quincy de bu kızlardan biri.Çam Evdeki katliamdan tek kurtulan kişi o.Sevdiği adamla,pastalar yaparak gününü gün ediyor ve mutluydu.Her fırtınadan önce bir sessizlik olur değil mi ? Ondan önce başka bir katliamdan kurtulan Lisa evinde ölü bulunur,bununla da kalmaz yıllar önce başka bir katliamdan kurtulan ancak sessizce ortadan kaybolan Samantha kapısında belirir.Bunların anlamı nedir ? Ve en önemlisi Lisa intihar mı etmiştir yoksa kurtulan kızları hedef alan bir katil mi işini bitirmiştir ? Okuyun görün efendim.

Kitap hakkında düşüncelerime gelecek olursak ilk 160 sayfasını tam üç saatte aşırı derecede sıkılarak okudum.Sanki biri yazarın kafasına bir silah dayamışta zorla yazmış gibiydi.Kitap hakkındaki tek olumsuz düşüncem bu.

Kitabın en sevdiğim yanına gelecek olursak tabiki konusu.Her filmde görürüz kurtulan bir kız olduğunu ; ancak bu kızın başına sonradan neler geldiğini görmeyiz.Bu kadar özgün bir konu takdiri hak ediyor tabiki.

Kitabın karakterleri de bir o kadar güzeldi.Her karakter rolüne o kadar iyi bürünmüş ki hayalimde film gibi canlandı.Bu kitabı okurken yanımda patlamış mısırımın olmaması benim yaptığım büyük bir hataydı.

Kitabın ilk 160 sayfasını görmezden gelirsek akıcılığıda iyiydi,merak ettirme dozu da fazlaydı.Kitabın ilk 160 sayfasında sanki güvercine ekmek atar gibi merakımızı ufak ufak tetikliyordu yazar.Ama 160 sayfadan sonra yazar sanki sıkıldığımızı anlamış gibi “Al sana bakalım” der gibi merak duygusunu bir enjektöre çekip damarlarımıza bir anda zerk ettiriyordu.

Kitabın bir sevdiğim yanı da karakterlerin psikolojilerini çok iyi bir şekilde aktarmış olmasıydı.Quincy’nin yaşadığı çaresizliği olsun,Samantha’nın psikolojisinin çöküşünü anlatması olsun şahaneydi.

Son olarak kitabın sonuna gelecek olursak,kitabın başından beri dedim ki bu olay böyle sonuçlanacak,200 lü sayfalara geldim yok farklı sonuçlanacak ve kitabı bitirdiğimde tahminlerimin azıcığı bile kitabın sonunun yanına yaklaşmayı bırakın karşısından bile geçmemişti.Kitabın sonunda Osmanlı tokadını yedim diyeyim siz anlayın.

Eğer ki korku filmlerini seviyorsanız ; özellikle 13.Cuma,Elm Sokağında Kabus,Halloween,Teksas Katliamı’nı beğenmişseniz,alın patlamış mısırınızı kurulun koltuğunuza ve okumaya başlayın.
İyi okumalar :)
147 syf.
SADECE ADEM İLE HAVVA'NIN GÜNCESİ ÖYKÜSÜNÜN YORUMLAMASI


Öncelikle bu yazıyı okurken arka fonda, aşağıda ilişik olan şarkıyı dinlemenizi hatta sonrasında klibini izlemenizi öneririm.

SOKO - First Love Never Die : https://youtu.be/-_Y2jfK06pY

---------------------------------------

Havva anamız Adem babamız veya Eva anamız Adam babamız dünya yuvamız.

Düşünsenize, gözünüzü bir açmışsınız, her yer o kadar canlı renklere sahip ki!
Her şey o kadar saf ve temiz ki aldığınız oksijen ciğerinizi yakıyor. Daha yeni doğdunuz ve yeni doğar doğmaz gözleriniz yanmaya başlıyor cennet bahçesinin zerafetinden.

Bir gün uyanmışsınız ve kaburganızda bir leke var. Yanı başınızda da uzun saçlı bir yaratık! Kim bu nereden geldi? Zararlı mı? Yaratık doğruluyor ve ses çıkarıyor.
Her şeye isim takıyor. Adem'in peşinden ayrılmıyor. Çünkü bu yaratık sevgi dolu ve yaşadığı dünyayı hayvanları bitkileri o kadar çok seviyor ki her nesne ile arkadaş oluyor.

Yıldızlar ile dost oluyor onları selamlıyor. Adem'i merak ediyor ve sonra ne oluyor biliyor musunuz???

Adem'e değer veriyor. Tabi o zamanlar aşk meşk falan yok. Ama Eva anamız Ademi çok çok çok seviyor. Onun gönlünü almak için de yasak ağaçtan elmalar topluyor Adem'e veriyor.

-"Yasak elmalar bunlar. Onun dediğine göre bir iş açacakmışım başıma. Olsun!
Onu hoşnut kılmak uğruna, başıma gelecek her işi göze almaya hazırım." diyor koca yürekli Eva.

Adem ise hep ondan kaçıyor. Onun çekip gitmesini istiyor. Miskinliğine devam etmek istiyor.

-"Yeni yaratık kendisinin dişi olduğunu söylüyor. Belki de uyduruyordur. Her neyse, beni hiç ilgilendirmez.
Başımdan çekip gitse de şu çenesinden kurtulsam tek." diye düşünüyor Adem.

O malum elmanın yenmesiyle bütün dünya değişiyor ve dünyaya ÖLÜM geliyor. Kaplanların koynunda uyuyabilirdi Eva önceden ama artık uyuyamıyor. Bütün canlılar birbirlerini yemeye başlıyor. Ölüm dünyaya balyoz gibi iniyor.

Kaçıp iki insan başka yere yuva kuruyor. Bir gün Havva ufak bir yaratık ile beliriyor. Adını Kabil koyuyorlar. Kimse bu yaratığın ne olduğunu bilmiyor. Sonrada bir tane daha yaratık geliyor. Buna da Habil diyorlar.

Artık ilk ailemiz yuvasında yaşıyor. Zaman geliyor geçiyor derken dünyaya gelen ÖLÜM, herkese tadını tattırıyor.

Bildiğimiz üzere Kabil kardeşi Habil'i yaralıyor ve ölmesine sebep oluyor. Henüz aileden kimse ÖLÜMün ne demek olduğunu bilmiyor ki! Şeytanın tasvir ettiği gibi "uzun bir uyku hali, ama bildiğin bir uyku değil.". Eva ana için ne büyük bir acı. Dünyanın ilk cinayeti, ilk ölümü, ilk acısı, ilk kaybı, ilk gözyaşı.... Bir ananın ilk feryadı. Acaba Havva ana o elmayı yediğine pişman olmuş muydu oğlunu ölü görünce? Bunu asla bilemeyiz sanırım.

Ömrünü sevgiye ve güzelliğe adamış Havva anamızı saygı ve sevgi ile yad ediyorum.

Adem klasik erkek, hisseder ama pek belli edemez. Adem de onu çok seviyor ve hatta diyor ki:
-Aradan geçen bunca yıldan sonra, başlangıçta Havva'yı zaman zaman yanlış anlamış olduğumu görüyorum. Cennet Bahçesi'nde onsuz yaşamaktansa, dışarıda onunla birlikte yaşamak çok daha güzel. İlkin çok konuştuğunu düşünüyordum hep, şimdi ise bir gün susmasının, sesinin günlerimden silinmesinin benim için büyük bir acı olacağını düşünüyorum.
Bizi birbirimize yaklaştıran, bana onun yüreğindeki iyiliği, ruhundaki tatlılığı tanımayı öğreten o ilk kestane bin yaşasın!

Biraz ketum olsa da Adem baba iyi birisi. Havva yı çok sevmiş sonraları. Yukarıda da diyor ya..

Adem'in güncelerinde cümleler birer ikişer cümle ile sınırlı iken Havva'nın günceleri oldukça uzun ve betimleme kaynıyor. Çünkü Eva sevgi dolup taşan bir kalbe sahip. Konuşmayı da çok seviyor :)))

Çok enfes ve mizahi yönü güçlü bir öykü idi. Herkese tavsiye ederim. Normalde tavsiye işini sevmem pek ama bu kısa ve sıcacık öykü için istisna yapabilirim. :))

Okuyacak olanlara keyifler dilerim.

Bu öyküden edindiğim çıkarımlar şunlardır:

1) Dünyaya ölüm indiğinden bu yana, hayatı çok ciddiye almak aptallıktır.
2) Sevgi sadece insana değil canlıya, cansıza, dünyaya, galaksiye, evrene beslenebilen bir duygudur.
3) Sevdiklerimizin ölümüne ağlamak, kendi bencilliğimizden ileri gelir. Biz en çok kendimizi düşünürüz.
4) Sevdiklerimizin ardından elbette göz yaşı dökeriz ama dökerken de güzel anılar ile tebessüm edebilmeliyiz.
5) Sevgi yetmez tek başına; emek, özveri, mücadele, dayanışma varsa sevgi bir anlam kazanır. Yoksa beş harfli bir kelimeden öte gidemez.
6) Sevdiklerimize kızarken, tavır alırken veya kötü söz söylerken, onların bir gün hayatımızdan göçüp gideceğini, ardından ise bize pişmanlıkların kalacağını düşünmek gerek bazen.
7) Kaybedişler aslında birer kazanımdır. Bazıları meyvelerini geç verir.
8) Sevilenler ihmale gelmez.
9) Sevdiğini söylemek, belli etmek ayıp bir şey değil.
10) Ayıp derseniz şayet, en büyük ayıbı işleyin. Şahane sevin, doğaçlama dans edin.
11) Sizi mutlu edecek şeyleri asla ve asla ertelemeyin. Mottomuz şu olsun "ŞİMDİ DEĞİL İSE NE ZAMAN"

Sevgi ile sağlıcakla, esen kalın.



Eva'nın mezarında ise şu yazılıymış:

Cennet, O'nun olduğu yerdi.
Adem

---------------------------------------
Final şarkımız da yine aynı sanatçıdan.
SOKO - We Might Be Dead By Tomorrow : https://youtu.be/hqj8_RdLoJE
360 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10 puan
Bildiğim, sevdiğim, kurgusundan ve kaleminden emin olduğum bir yazarın, polisiye kitabını okumak için sabırsızlanırım. Bu kitap uzun zamandır kitaplığımda idi. Hiç acele etmedim. Neden? Çünkü yazarın ilk kitabı ne kadar iyi olabilir diye düşündüm. İtiraf ediyorum; yanıldım.
'Trendeki Kız' üç karakterin (aslında bence üçü de kurban) ağzından, farklı tarihlerde ve saatlerde, kendi anlattıklarıyla kurgulanmış. Rachel yani trendeki kız, sabah akşam yolculuk ettiği trende, yol üstünde gördüğü evleri izliyor ve özellikle bir evdeki çift dikkatini çekiyor. Onların birbirlerine davranışları ile ilgili romantik hayaller kurup, kendine yakın bulduğu, zihninde mükemmel çift olarak canlandırdığı bir hikaye oluşturuyor. Ta ki bu mükemmelliği bozacak bir sahne görene kadar. Bundan sonrası tam bir heyecan fırtınası.
Bir kaç yerde şüpheye düştümse de katili tahmin ettim. Yine de bu kitabı, kurgusunu, yazarın kalemini çok beğendim. Gönül rahatlığıyla polisiye sevenlere tavsiye edebilirim. Ve ben de yazar başka kitap yazarsa sorgusuz alırım ki umarım yazar.
360 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10 puan
"iyi ki okudum" dediğim kitaplardan biri oldu. Kurgusu,anlatımı çok sürükleyici. Hadi bir sayfa bir bölüm daha okuyayım derken kitap yağ gibi akmış gitmiş ve bitmiş oldu.
360 syf.
·5/10 puan
Bitince "nihayet bitti" dediğim bir kitap, o kadar reklam ve övgüden sonra almıştım beklentimin çok altında çıktı. Üç kadın karakterin hepsi agır depresyonda ve kitap baştan sona bu depresif davranışlar üzerine kurulu. Kitap yarısına gelindiğinde katil anlaşılıyor ama can sıkıcı-moral bozucu olaylar anlatıldıkça anlatılıyor. Basit bir dille yazılmış vasat bir kitap,

Yazarın biyografisi

Adı:
Aslıhan Kuzucan
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 7 okur beğendi.
  • 12,8bin okur okudu.
  • 325 okur okuyor.
  • 5,1bin okur okuyacak.
  • 418 okur yarım bıraktı.