Atıf Hüseyin Bey

Atıf Hüseyin Bey

0.0/10
0 Kişi
·
3
Okunma
·
0
Beğeni
·
405
Gösterim
Adı:
Atıf Hüseyin Bey
Unvan:
Tabip Yüzbaşı, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1869
Ölüm:
İstanbul, 1 Mayıs 1924
Atıf Hüseyin 1869'da, Lüleburgazlı Hüseyin-Emine çiftinin çocuğu olarak İstanbul'da Kapandakik (Unkapanı)'te dünyaya geldi. İlk ismi Âtıf Hasan'dır. İsminin resmî kayıtlarda zaman zaman Hasan Âtıf şeklinde geçtiği de görülür. Ama o daha ziyade Âtıf Hüseyin ismiyle anılmış ve tanınmıştır. Kemal Özbay, Türk Asker Hekimliği Tarihi ve Asker Hastaneleri adlı eserinde ona Bütüngil soyadını izafe etmişse de nedeninin izah etmemiştir.

Âtıf Hüseyin'in tahsil hayatına dair detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Sadece bilebildiğimiz onun 1892 yılında 1312-11 sicil numarasıyla Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye'ye kaydolduğu ve 6 Ekim 1896'da ve Tabip Yüzbaşı rütbesiyle buradan mezun olduğudur. Mezuniyet sonrası Âtıf Hüseyin Beyin ilk hizmet yeri Sayda Hastahanesi olmuştur. Kısa bir süre sonra buradan alınarak (18 Ocak 1897) yeni görev yeri olan Manastır Hastahanesi'ne nakledilmiştir. Âtıf Hüseyin Bey II. Meşrutiyet'in ilân edildiği yıllarda Selanik'te görev yapmıştır. 7 Şubat 1909'da Kıdemli Yüzbaşı olmuştur.

Âtıf Hüseyin, 31 Mart Vak'ası (13 Nisan 1909) sonrasında Sultan II. Abdülhamid (1842-1918)’in ailesiyle birlikte Selanik’te Alâtini Köşkü'nde mecburî ikamete tâbi tutulması üzerine 30 Nisan 1909'da onun ve beraberindekilerin hususî tabipliği ile görevlendirilmiştir. Balkan Harbi'nin başlaması üzerine Selanik’te 3 yıldır sürdürmekte olduğu görevini tamamlayarak, 19 Nisan 1912'de Selanik'ten ayrılmış, İstanbul'da Gümüşsuyu Hastahanesi'nde vazifeye başlamıştır. Âtıf Hüseyin kısa bir süre sonra, 1 Ekim 1912'de, Kayseri'de bulunan Redif Fırkası İkinci Seyyar Hastahanesi'nde görevlendirilmiştir. Ancak zaaf-ı âsâb-ı nevrasteniden dolayı, tedavi için tekrar Gümüşsuyu Hastahanesi'ne dönmüştür. Tedavisinin tamamlanmasının ardından Kasım 1912'de, Beylerbeyi Sarayı’nda ikamet ettirilen Sultan II. Abdülhamid ve ailesinin hususi tabipliği, resmî adıyla "Abdülhamid'in Muhafızlığı Tabipliği" ile görevlendirilmiştir. Bu vazifesi Sultan’ın 10 Şubat 1918’deki ölümüne kadar devam etmiştir.

Sultan II. Abdülhamid’in ölümü üzerine Âtıf Hüseyin Bey 20 Mart 1918'de Gümüşsuyu Hastahanesi'ndeki asıl vazifesine dönmüş, ancak 30 Mart’ta kendisine “şiddetle muhtac-ı tedavi ve istirahat olduğuna dair" bir rapor verilmiştir. İki aylığına tedavi için Bükreş'e gitmek için 10 Nisan'da, izin almış, 26 Mayıs'ta ise buradan Karlbad-Avusturya’ya geçmek için müracaatta bulunmuştur. Talebi 16 Haziran 1918’de olumlu karşılanarak kendisine Ağustos ayı ortalarına kadar izin verilmiştir. Fakat sağlığına bir türlü kavuşamadığı için yurda dönmesinin ardından 25 Kasım 1918’de emekli olmak için müracaatta bulunmuştur. İsteğinin hastahanesi tarafından da uygun bulunması üzerine 28 Ocak 1919'da, 27 sene, 4 ay, 11 günlük bir hizmetten sonra memuriyet hayatına 50 yaşında iken veda etmiştir.

Âtıf Hüseyin memuriyet süresi içerisinde yaptığı üstün hizmetlerden dolayı 3 Şubat 1903’te 5. ve 8 Ekim 1905’te 4. rütbeden Mecidî nişanlara layık görülmüştür. Hiç evlenmemiş ve yalnız başına bir hayat sürmüş olan Âtıf Hüseyin Bey emekli olduktan 5 yıl sonra 1 Mayıs 1924'te İstanbul'da vefat etmiştir.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
İnsan, bir doktorun karşısında tamamen çıplak. Her ne kadar büyük bir devletin hükümdarı olsanız dahi. İşte sürgün padişahımız, Sultan 2. Abdülhamit'in, doktorunun ağzından, en çıplak hali. Birnevi, sabık sultanın, son 9 yılındaki ve ara ara geçmişe de dokunan hatıraları. Fakat şunu söylemeliyim; objektif değil.

Yazarın biyografisi

Adı:
Atıf Hüseyin Bey
Unvan:
Tabip Yüzbaşı, Yazar
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1869
Ölüm:
İstanbul, 1 Mayıs 1924
Atıf Hüseyin 1869'da, Lüleburgazlı Hüseyin-Emine çiftinin çocuğu olarak İstanbul'da Kapandakik (Unkapanı)'te dünyaya geldi. İlk ismi Âtıf Hasan'dır. İsminin resmî kayıtlarda zaman zaman Hasan Âtıf şeklinde geçtiği de görülür. Ama o daha ziyade Âtıf Hüseyin ismiyle anılmış ve tanınmıştır. Kemal Özbay, Türk Asker Hekimliği Tarihi ve Asker Hastaneleri adlı eserinde ona Bütüngil soyadını izafe etmişse de nedeninin izah etmemiştir.

Âtıf Hüseyin'in tahsil hayatına dair detaylı bir bilgiye sahip değiliz. Sadece bilebildiğimiz onun 1892 yılında 1312-11 sicil numarasıyla Mekteb-i Tıbbiye-i Askeriye'ye kaydolduğu ve 6 Ekim 1896'da ve Tabip Yüzbaşı rütbesiyle buradan mezun olduğudur. Mezuniyet sonrası Âtıf Hüseyin Beyin ilk hizmet yeri Sayda Hastahanesi olmuştur. Kısa bir süre sonra buradan alınarak (18 Ocak 1897) yeni görev yeri olan Manastır Hastahanesi'ne nakledilmiştir. Âtıf Hüseyin Bey II. Meşrutiyet'in ilân edildiği yıllarda Selanik'te görev yapmıştır. 7 Şubat 1909'da Kıdemli Yüzbaşı olmuştur.

Âtıf Hüseyin, 31 Mart Vak'ası (13 Nisan 1909) sonrasında Sultan II. Abdülhamid (1842-1918)’in ailesiyle birlikte Selanik’te Alâtini Köşkü'nde mecburî ikamete tâbi tutulması üzerine 30 Nisan 1909'da onun ve beraberindekilerin hususî tabipliği ile görevlendirilmiştir. Balkan Harbi'nin başlaması üzerine Selanik’te 3 yıldır sürdürmekte olduğu görevini tamamlayarak, 19 Nisan 1912'de Selanik'ten ayrılmış, İstanbul'da Gümüşsuyu Hastahanesi'nde vazifeye başlamıştır. Âtıf Hüseyin kısa bir süre sonra, 1 Ekim 1912'de, Kayseri'de bulunan Redif Fırkası İkinci Seyyar Hastahanesi'nde görevlendirilmiştir. Ancak zaaf-ı âsâb-ı nevrasteniden dolayı, tedavi için tekrar Gümüşsuyu Hastahanesi'ne dönmüştür. Tedavisinin tamamlanmasının ardından Kasım 1912'de, Beylerbeyi Sarayı’nda ikamet ettirilen Sultan II. Abdülhamid ve ailesinin hususi tabipliği, resmî adıyla "Abdülhamid'in Muhafızlığı Tabipliği" ile görevlendirilmiştir. Bu vazifesi Sultan’ın 10 Şubat 1918’deki ölümüne kadar devam etmiştir.

Sultan II. Abdülhamid’in ölümü üzerine Âtıf Hüseyin Bey 20 Mart 1918'de Gümüşsuyu Hastahanesi'ndeki asıl vazifesine dönmüş, ancak 30 Mart’ta kendisine “şiddetle muhtac-ı tedavi ve istirahat olduğuna dair" bir rapor verilmiştir. İki aylığına tedavi için Bükreş'e gitmek için 10 Nisan'da, izin almış, 26 Mayıs'ta ise buradan Karlbad-Avusturya’ya geçmek için müracaatta bulunmuştur. Talebi 16 Haziran 1918’de olumlu karşılanarak kendisine Ağustos ayı ortalarına kadar izin verilmiştir. Fakat sağlığına bir türlü kavuşamadığı için yurda dönmesinin ardından 25 Kasım 1918’de emekli olmak için müracaatta bulunmuştur. İsteğinin hastahanesi tarafından da uygun bulunması üzerine 28 Ocak 1919'da, 27 sene, 4 ay, 11 günlük bir hizmetten sonra memuriyet hayatına 50 yaşında iken veda etmiştir.

Âtıf Hüseyin memuriyet süresi içerisinde yaptığı üstün hizmetlerden dolayı 3 Şubat 1903’te 5. ve 8 Ekim 1905’te 4. rütbeden Mecidî nişanlara layık görülmüştür. Hiç evlenmemiş ve yalnız başına bir hayat sürmüş olan Âtıf Hüseyin Bey emekli olduktan 5 yıl sonra 1 Mayıs 1924'te İstanbul'da vefat etmiştir.

Yazar istatistikleri

  • 3 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 7 okur okuyacak.