Atilla D. Kanbek

Atilla D. Kanbek

Çevirmen
8.3/10
11 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
8
Gösterim
Adı:
Atilla D. Kanbek
Unvan:
Çevirmen
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
496 syf.
·13 günde
Bir klasik olduğu için başarılı olacağını ve okunması gerektiğini düşündüğüm bir kitaptı. Yayınevi kurbanı oldum ama..

Kitabı bir sahaftan aldım. Aslı Yayınları’na ait bir baskı. Kitaptan değil ama yayından pek memnun kaldığım söylenemez açık söylemek gerekirse. Çünkü cümle ve kelimelerdeki bozukluk ve diyaloglarda isimlerin karıştırılması, okumada zorluk yaşamama neden oldu. Kitabın popüler klasik romanlardan olduğu ve çok beğenildiği kuşkusuz, ben yayın kurbanı oldum sanırım.

Kitaba geçersek, Robert Jordan isimli Amerikalı bir İspanyol profesörünün, patlayıcılar konusundaki uzmanlığına güvenerekten, kendisine köprü patlatma işinin verilmesi konu ediliyor. Yardımcısı Anselmo ile bu görevi yerine getirmek için harekete geçiyorlar.

Cumhuriyetçilerle faşistler arasındaki savaşın bir kısmı ele alınmış kitapta. Köprüyü uçurmak için dağdaki gerillalardan yardım isteyen Robert Jordan; Pilar, Pablo ve çetesi ve Maria’yla tanışır. Bu insanların yaşanmışlıkları ve kendi duyduğu olaylar karşısında psikolojik olarak büyük dengesizlikler de yaşar. Ölüm korkusu ve görev bilinci arasında sürekli mekik dokur.

Sorumluluğunu hiçbir zaman unutmayan Robert Jordan ile Maria arasında bu süre zarfında bir ilişki doğar. Savaş ortasında hem aşka hem de göreve odaklanmaya çalışır Robert Jordan.

Bir klasik olan bu kitapta, savaştaki yaşanan olaylar bütün çıplaklığı ile anlatılmış.
Okunulmasını tavsiye ederim. Kitapla ve sanatla kalın..
524 syf.
·3 günde·Beğendi·7/10
Kitabın konusu güzeldi fakat çevirmen ya da yayınevinden kaynaklı bir sıkıntı olduğunu düşünüyorum çünkü çok güzel bir kitap çok saçma bir şekle sokulmuş gibi hissettim. Bu kitabı okuyacaksanız iyi bir çevirmen ve yayınevi tercih etmelisiniz. Konusu etkileyiciydi. Benim okuduğum yayınevi Kum Saati Yayınları Beyaz Balina diye bir şey. Tavsiye etmiyorum.
712 syf.
·4 günde·9/10
"İnsan ada değil ki
Yetsin kendi başına
Bir çakıl yerkürede
Okyanusta bir damla
 
Bir kum tanesi kopsa kıyısından
Küçülür Avrupa
Bir burun eksilmiş gibi anakaradan
Kendi toprağını yitirmiş gibi ya da bir dost yurtluğunu
 
Bir kişi bile ölse eksilirim ben
Tüm insanlığın parçasıyım dedim ya
Sorma her seferinde
Çanlar kimin için çalıyor diye"
Kitap adını bu vaazda geçen bir cümleden almaktadır. Ben kitabı tanımlayan birkaç kelime söyleyeyim,ona göre okuyun:Devrim,aşk,insan ruhu,ölüm,cesaret ve özgürlüğe mahkumiyet.
712 syf.
·Puan vermedi
ernest hemingwayin ispanya iç savaşı hakkında yazdığı roman. robert jordan adında bir amerikalı tarafından gerçekleştirilecek olan bir sabotajı konu alıyor. bu kişi iç savaş sırasında orduya karşı savaşan isyancıları taktisel olarak büyük bir önem teşkil eden bir köprünün patlatılması için organize edip operasyonu yönetmesi için amerikadan gönderilen gönüllü uzmanlardan biri. karakteri, düşünce yapısı, konuşma biçimi, büyüdüğü aile yapısı, bir kadına yaklaşım biçimi, içki sevişi ve hayattan aldığı zevk açılarından hemingwaye çok benzerlikler gösteriyor (direk o hatta, hemingwayde ispanya iç savaşında gazeteci olarak bulunmuş).
kitabı okuyalı çok oldu fakat çalan bir çan hatırlamıyorum ama kitabın adının neden "çanlar kimin için çalıyor olduğunu ispanyaya yaptığım bir gezide öğrendim. hemingway iç savaş sırasında zamanın bir çoğunu geçirdiği mekanın bulunduğu şehirde (rondo) bulunan ve bir tür zindan olan köprüden, çalınan çan seslerinin ardından, rast gele seçilen bir isyancının aşağıya atılmasından esinlenmiş
712 syf.
·Puan vermedi
tarih boyunca tonla çatışmalar, savaşlar, ölümler olmuştur. kendi ırkını ya da ulusunu ilgilendiren savaşlardan da haberin olmuştur illaki. ama bu kitap savaşın mermilerle, uçaklarla yapılmadığını öğretti bana. bu şaheser karşıt kavramların( savaş-barış, aşk-yenilgi, sadakat-ihanet, korkaklık-cesaret vb.)savaşını birbirine zıt iki altere sahip jordan’ın kafasından öyle açık anlatıldı ki, söyleyecek çok şey bulamadım. açıkçası kitabı yaşamak, hissetmek, sayfaları her çevirişimde farklı duyguları tatmak bir çok cümleden daha kuvvetliydi. olmadı, bu son hiç olmadı. kitapta türlü duygu değişiklikleri yaşadım ama sona vardığımda bitmemişlik duygusu tamamen kapladı içimi. kitabı okurken en çok düşündüğüm kavram “yaşamak” oldu. yaşam. cidden ne için yaşıyoruz? nedir bu bitmeyen savaş? fiilen değil kastettiğim, nedir bu hayatın bitmeyen savaşı? neden, en mühim olan hayatı yaşamamıza ket vuran anlamsız davalar, savaşlar? çok acıttı bu soruları sormama sebep olan bu kitabın her cümlesi. açın gözlerinizi, bakın etrafa. çanlar hepimiz için çalıyor.