Atilla Erleten

Atilla Erleten

DerleyenÇevirmenEditörTasarımcı
7.5/10
115 Kişi
·
151
Okunma
·
1
Beğeni
·
103
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
135 syf.
Aslında kitabı sonra okuyacaktim Özlem ablam sayesinde daha erken okumuş oldum,iyiki almışsın cansın, kitap okuma sebebimsin...

Kitaba gelirsek kurgu biraz karışık ama dikkat vererek okunduğu zaman anlaşılıyor,konusu toplumun hatta bircok önemli kişilerde dahil olmak üzere kadınların dislanmasini,meslek sahibi olmamasını ve bir çok haklarinin verilmemesinden bahsediyor.

Sasiriyormuyuz, tabiki de Hayır!
Çünkü şimdiki zamanda kadınlarin gördüğü haksizlari düşününce sasirmiyor insan nede olsa!
Kadınlara bir eşya yada fazladn bir boğaz olarak görülüyor.Ergenlik çağına geldiği zaman evlendirme kaygısı düşer,ha okusada meslek sahibi olsa ne âlâ,ama maalesef ki meslek sahibi olsada bircoklari yine de buna benzer şeyler yaşıyor.
Nerde kaldık ha evlendi bu seferde çocuk olmazsa bunun sorumlusu kim yine kadın niye çünkü eksik bu zihniyete gore
Dayak yer "haketmese niye dövsün"yada "Allah bilir ne yaptida dövdü"sözünü çok duydum ben,
Ama beni en çok üzen de bu sözü kadınlarında söylemesi,oysa kadin olarak biz söylersek o sözü sıra bir gün bize de gelebilir.
Neyse boşanır yine kurtulamaz bu seferde eski eşi peşini bırakmaz , çünkü malı olarak görüyor ya zihniyetsiz!Ve kaçınılmaz son
kadın cinayetleri ,insan gördükçe korkmuyor değil
O korkuyu salmislar bir kere icimize ,yaşamayı bile çok görüyorlar bize.Bunlari yazdim çünkü benim ve benim gibi bir çok kişinin muzdarip olduğu bir konu,hep beraber yaşayamıyoruz nedense...
Soylecek çok söz var aslında ama benden bu kar deyim ,keyifle okuyun pişman olmayacaksiniz.
Sevgiyle kalın...
237 syf.
·Beğendi·6/10 puan
Psikolojik gerilim- polisiye diye adlandırabileceğim bir türde yazılmış Saplantı. İnciraltı yayınlarından okuduğum en iyi romandı bana göre... Kitabı soluksuz birkaç saatte okuyup bitirdim. Konusu da bence ilginçti... Bu tarzda romanları sevenler okuyabilir.
384 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Kitap çok güzel olabilir ama çevirisi ve yayın evi çok kötüydü.Bir çok imla hatası ve çeviri yanlışları vardı.Eğer iyi bir yayın evinden temin edilebilinirse okunabilir ve güzel.
125 syf.
·19 günde·Beğendi·8/10 puan
Kadınların neden aydın kesimde az olduğunu, toplum içinde nasıl cinsiyet eşitsizliğine maruz kaldığını çarpıcı bir şekilde anlatıyor. Bu yüzden kadınların aydın olabilmeleri için aylık beş yüz sterlin ve kendilerine ait bir odalarının olması gerektiğini savunuyor. Güzel kitap, okuyun.
135 syf.
·8 günde
Kadınlar ve geçmiş zamanlardaki yaşamları, hayat koşulları, yazdıkları/yazamadıkları eserler..
Virginia Woolf birçok kadın,erkek yazar üzerinden çok detaylıca inceleyerek aktarmış bize geçmişten yazdığı güne kadarki kadınlar ve onların kurgularını. Edebi eser yazma güçlüklerini.. Dönemin yaşattığı zorlukları.. Kadın erkek eşitsizliğinin neden olduğu eksiklikleri.. Tüm bunları detaylı bir şekilde gözler önüne sermiş. Eğer bahsedilen yazarlar ve onların eserleri hakkında bilgi sahibi değilseniz okuma biraz yarım kalıyor. Şahsen bu konuda güçlük çektim. Bu kitabı okuyacaksanız öncelikle o yazarları tanıyın derim.
Keyifli okumalar
224 syf.
·2 günde·Beğendi·8/10 puan
Kitap akıcı, kolay okunan, aynı zamanda da edebi olarak değersiz sayılamayacak kadar yetenekli bir yazar tarafından yazılmış. Kitabın geçtiği tarih günümüzden 1000 yıl önce neredeyse. yine gerçekçilik sağlanmış. Ama benim için kitabı değerli kılan bir kadının kininin nerelere varabileceğini, zeka ile kindarlığı harmanlayan bir kadının başkalarının hayatlarına neler yapabileceğini göstermesiydi. Okunmaya değer olduğunu düşünüyorum ancak bu tarz konulara ilgi duymayanlar için sıkıcı olabilir.
135 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Bir erkek olarak severek okudum.
Doğruyu söylemek gerekirse, anlatım tarzını biraz karmaşık buldum. Yazarın aklı nereye giderse bizi de yanında sürüklediği için, bu sürüklenmenin içinde bazen kaybolduğunuz oluyor.
Sadece edebi bir eser değil, kadınların toplum içerisindeki durumunu tarihler ve iktisadi durumlar ile birlikte alan bilimsel bir eserdir.
Eserde ortaya konulan hipotezler çok belli:
"kadın başarmak istiyorsa kendine ait bir odası olmalı." ve "kadın başarmak istiyorsa ekonomik özgürlüğü olmalı."
Woolf'ün kitapta bahsettiği bazı adamlara dikkat çekmek isterim. Alttan alta cinsiyetçilik yapan eğitimciler, iş insanları veya kamunun idaresinden sorumlu yöneticiler her zaman olacaktır. Poh pohlanmaya alışkın, erkeği olduğundan üstün gösteren aynalar kırıldığı için böyle hissetmeleri normal. Kadınlar, bizden daha yetenekli, daha akıllı olabiliyor ve olacaklardır. Geçmiş yıllardan bu yana süre gelen, kadının değerini düşüren tüm tabuların yıkıldığı gibi bunlarda yıkılıyor.
Yazar, erkeklerin "neden kadınlardan shakespeare gibi bir şair çıkamamış" sorusuna, shakespeare'in dehasina sahip olası kız kardeşinin, aynı dönemde yaşasalar dahi onun kadar başarılı olamayacağını nedenleriyle birlikte açıklayarak çok güzel cevap veriyor.
Bu eser bana, geçmişten günümüze gelen çoğu anonim eserin kadın yapıtı olabileceğini düşündürttü.
Okuyalım, okutturalım.
237 syf.
·Puan vermedi
Bağlı bulundukları kilisenin katı kurallarına göre yaşamlarını sürdüren bir grup aile, çocuklarını dış dünyanın tehlikelerinden korumak ve dinlenmelerini öğrenmelerini sağlamak için bir kulüp kurarlar. Henüz ergenliğe girmiş bu gençler kulüpte ailelerinin tasvip etmeyeceği şeyler yapmaktadırlar. Vasat bir polisiye gerilim.
304 syf.
·14 günde·Puan vermedi
Bu kitabı okurken arkama yaslandım ve bugün içinde bulunduğumuz toplumu ve kendimi baştan aşağıya inceledim. Sonuç gerçekten çok kötüydü. Her şeye iyi tarafından bakmaya çalışan biriyimdir ama bugün içerisinde bulunduğumuz toplum çağımızdan çok geride.
Öncelikle bu kitabı bütün ebeveynler, öğretmenler, kadınlar, erkekler...Kısaca herkes okumalı.
Alfred ADLER toplumu meydana getiren bireyin yaşadığı ruhsal değişimleri çok iyi bir şekilde ele almış. Kitabı okumadan önce şöyle bir baktım. Derinlik kuramının üç ana kurucusunun okunma oranlarına baktığımızda Alfred ADLER 5.8 bin, Sigmund Freud 22 bin ve Carl Gustav Jung 3 bin kişilik okunma oranına sahip. Üçünün de okumuş biri olarak size şunu söyleyebilirim ki; sadece popüler olanı okumayın. Kitabın sonunda kendime bayağı geniş bir analiz yaptım. Küçük bir özeti aşağıda. Kendimi çocukluğumdan başlayarak bugüne kadar neler yaşadığımı düşündüm.
Ablam hep hayatımı anlatsam roman olur derdi. Gerçekten de olurdu, yazmayı bile denedim ama olmadı. Belki yıllar sonra bu gücü bulurum kendimde. Çocukluk bizim hayata bakış açımızsa ben çok farklı yerlerden bakabiliyorum. Ben doğanın en güzel renklerini serdiği, teknolojiden uzak bir yerde doğdum. Hayat bir mucize gibiydi o zaman. Sürekli bir koşuşturmacanın içindeydim neyi aradığımı ben de bilemiyordum. Ama doğa o kadar inanılmazdı ki sürekli onu keşfetmemi bekliyordu. Daha sonrasında işler iyi gitmedi hayatımda her zaman kaos ortamı hüküm sürdü ama ben hep sakin durdum. Aslında hayatımın büyük bir kısmında durmuşum. Benim yerime nefes alan, kararlar veren sadece otomatik bir pilotum varmış ve bu pilot neyse ki başarılıymış.
Hayatımda fiziksel olarak zorlandığım herhangi bir şey olmadı. Psikolojik olarak ise sürekli yerle bir olduğum yapıda bir hayatım oldu. En büyük kaybım özgüvenim oldu. Sonunda her şeye bir son verdim. Öncelikli olarak bir hayalim oldu. O hayalle zamanla kendime güvenmeyi öğrendim.
Bugünse bu hikaye yeniden başa döndü. Gene içimde o çocuğun merakıyla doğayı inceliyorum. Kalbim gene o çoçuğun güveniyle çarpıyor ve biliyorum ki o çocuk şimdi çok daha güçlü. Beni yaralayan köşeye sıkıştıran insanlardı. İnsanlar şimdi neden bu kadar rahatsın diyorlar. Ben olmam gereken yerde en güçlü halimleyim sadece.
237 syf.
·34 günde·Beğendi·5/10 puan
Polisiye romanlarını çok severim ama saplantı beni hayal kırıklığına uğrattı. Olaylar sürekli kendini tekrar etmiş ve sıkıcı bir hâl almış. İlk sayfalarda sürükleyici bir hikayesi var sanmıştım ama maalesef umduğumu bulamadım.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 151 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 36 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.