Attilla Erdemli

Attilla Erdemli

Yazar
8.5/10
2 Kişi
·
9
Okunma
·
2
Beğeni
·
86
Gösterim
Adı:
Attilla Erdemli
Unvan:
Yazar
Doğum:
Mersin, Türkiye
Mersin'de dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Bir süre felsefe öğretmenliği yaptı, sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde Doktora çalışmalarına başladı. 1980 yılında Felsefe Tarihi Kürsüsü'ne asistan olarak girdi. 1984 yılında "Spinoza'nın Ahlak Anlayışı" adlı teziyle felsefe doktoru oldu. 1990 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent ve 2009 yılında da profesör oldu.

Felsefe çalışmaları yaşama sorununda yoğunlaşmaktadır. Yaşama sorunu bağlamında Varlık Felsefesi, Tarih Felsefesi, Devlet Felsefesi, Aydınlanma Felsefesi ve Spor Felsefesi gibi alanlarda çalışmaktadır. Felsefede akademik etkinlikler yanında, felsefeyi topluma götürmeyi amaçlayan çalışmalar da yapmaktadır.

Farklı konularda yazdığı makaleleri yanında, yayınlanmış beş kitabı vardır: İnsan, Spor ve Olimpizm (Sarmal Yayınevi, 1996), Dağlarla (İnsancıl Yayınları, 1998), Spor Felsefesi (E Yayınları, 2002), Avuçlarımızdaki Cennet (E Yayınları, 2004) ve Spor Yapan İnsan (E Yayınları, 2008).
1965 yılında başladığı dağcılık sporunu hâlâ sürdürmektedir. 1983-2010 yıllarında Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun İstanbul temsilciliğini yaptı. 1992-1996 yıllarında TMOK Olimpik Akademi Başkanlığı'nda bulunmuştur.

1996 yılında TMOK Fair Play Ödülü'ne layık görüldü. 1998 yılında Garanti Bankası'nın açtığı "Yarına Dört Işık" Proje Yarışması'nda birincilik ödülünü alan "Bin Olimpik Genç" adlı proje topluluğunda yer aldı. 1999 yılında Gökçe Karataş 1. Spor Ödülleri'nde inceleme-araştırma dalında ikincilik ödülünü aldı.
Türk Felsefe Derneği, Türkiye Felsefe Kurumu, Yarınlar için Eğitim Derneği, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve AKOB (Akdeniz Opera ve Bale Derneği) üyesidir.
Evli ve bir kızı vardır.
"Aslında insanın bu sevilmeye değer olmayan vasıfları olmasaydı ... tam bir ahenk , yetinme ve karşılıklı sevgi içinde yaşasaydılar, o zaman insanın hiçbir kabilyeti gelişmeyecek, bütün insan kabilyetleri, ebedi olarak çekirdek halinde gizli kalmağa mahkûm olacaktı ... O halde çekememezlikler, çatışmalar, hırs dolu gurur, sahip olmaya, hakim olmaya doymazlık için tabita şükürler olsun."
Aristoteles, 'Bütün insanlarda doğadan bilme isteği vardır.' derken, insanın hem bilgisiz doğduğunu, hem doğasının, yapısının bilgiye ve bilmeye yatkın olduğunu hem de bilgiyi gereksindiğini dile getiriyordu.
... İnsan yaşama sorunuyla dünyaya geliyor, yaşadıkça bazen sorunlarla uğraşıp çözümler arıyor, bazen sorunlardan kaçıyor ve kendisini görünen, günübirlik kaygılarla, hazlarla avutuyor ve yaşama sürecini böyle tamamlıyor.
Ölçü, ölçülülük ya da ölçülü davranmak insanın en önemli sorunlarındandır. Platon devletin temeli olan adaleti ölçülülük ile belirler. İnsanın yaşamasının değişik uzanımlarında kendi ölçüsünü, kendisi koyması, onun özgürlüğü olmaktadır. Kendi ölçüsünü kendisi koyan, kendisinin belirleyicisi, ayrı deyişle kendisinin efendisi olmaktadır. Özgürlük bundan başka nerede böylesine canlı olarak ortaya çıkar!
Yaşamasının amacını soran, yaşamasından sorumlu olur. Ancak kendi yaşamasının sorumluluğunu üstlenen onun sahibi olabilir.
Dünyaya geldiği anda insan yabancı bir yerdedir. Doğada ona ve türüne yaşama sunan hiçbir şey yoktur; her şey onun yaşamasına karşıdır. Üstelik onun yaşamada direnecek güçleri de sınırlıdır. İnsana yapacak tek şey kalıyor ya da doğa insana yapacak tek bir şey bırakıyor: kendi yaşamasını kendisinin kurması.
İnsandan başka hiçbir canlının kendisine bir yaşama ortamı oluşturma ihtiyacı yoktur. İnsan dışındaki canlılar içine doğdukları ve ona ait oldukları bir "yaşama ortamı" na sahiptirler, o yaşama ortamının bir öğesidirler. Orada kendilerine yuva vb şeyler yapmaları, öğesi oldukları yaşama ortamının bir gereğidir, olağandır, doğaldır. Buna karşın yalnızca insan, yaşama ortamına ve onu kuşatan bir dünya tasarımına ve en yüksekte her şeyi kuşatan, yalnızca oluşun değil, yokoluşun dünyasını da içeren bütüne ihtiyaç duymaktadır.
224 syf.
·7 günde
Kitaba dair inceleme yazmayacağım, sadece okumayı düşünenler için ufak bir not düşmek istiyorum şuraya. Kitap, konusuyla ve başlığıyla son derece çekici olmasına karşın, mevzuyu ele alış tarzını beğenmediğimi belirtmek istiyorum. Bir konu aktarıldığında bu aktarım belli bir çerçeve içerisinde ve sistematik olur. Elbette bu çerçeve taşmayacak şekilde genişletilebilir; fakat Atilla Erdemli oldukça taşırdığı için bazı yerleri o kadar gereksiz buldum ki nerdeyse kızgınlığa dönüşüyordu bu. Değindiğim bu mevzuyu aşırı taşırma hissini daha önce hiç bu kadar keskin hissetmemiştim. Örneğin mitosun kadim geçmişini anlatırken satırlar bi anda sizi Mısır tıbbına filan götürüyor. Şöyle bi durup “ya ne alaka” diyesi geliyor insanın. Üstelik kitap uslup olarak sistematiklikten uzak, mitos ve felsefe ayrımı yapılmış sadece neredeyse. Ben kendim tarihsel bir sürecin yahut bir felsefe sisteminin aktarılırken açık, net ve sistematik olmasını önemsediğimden ve burada bir kargaşa gördüğümden çok sevdiğimi söyleyemeyeceğim. Hiç mi okunmaz bir kitap, değil tabi ki. Fakat çok, çok daha iyi olabilirdi.

Yazarın biyografisi

Adı:
Attilla Erdemli
Unvan:
Yazar
Doğum:
Mersin, Türkiye
Mersin'de dünyaya geldi. İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümü'nü bitirdi. Bir süre felsefe öğretmenliği yaptı, sonra İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Felsefe Bölümünde Doktora çalışmalarına başladı. 1980 yılında Felsefe Tarihi Kürsüsü'ne asistan olarak girdi. 1984 yılında "Spinoza'nın Ahlak Anlayışı" adlı teziyle felsefe doktoru oldu. 1990 yılında yardımcı doçent, 1996 yılında doçent ve 2009 yılında da profesör oldu.

Felsefe çalışmaları yaşama sorununda yoğunlaşmaktadır. Yaşama sorunu bağlamında Varlık Felsefesi, Tarih Felsefesi, Devlet Felsefesi, Aydınlanma Felsefesi ve Spor Felsefesi gibi alanlarda çalışmaktadır. Felsefede akademik etkinlikler yanında, felsefeyi topluma götürmeyi amaçlayan çalışmalar da yapmaktadır.

Farklı konularda yazdığı makaleleri yanında, yayınlanmış beş kitabı vardır: İnsan, Spor ve Olimpizm (Sarmal Yayınevi, 1996), Dağlarla (İnsancıl Yayınları, 1998), Spor Felsefesi (E Yayınları, 2002), Avuçlarımızdaki Cennet (E Yayınları, 2004) ve Spor Yapan İnsan (E Yayınları, 2008).
1965 yılında başladığı dağcılık sporunu hâlâ sürdürmektedir. 1983-2010 yıllarında Türkiye Dağcılık Federasyonu'nun İstanbul temsilciliğini yaptı. 1992-1996 yıllarında TMOK Olimpik Akademi Başkanlığı'nda bulunmuştur.

1996 yılında TMOK Fair Play Ödülü'ne layık görüldü. 1998 yılında Garanti Bankası'nın açtığı "Yarına Dört Işık" Proje Yarışması'nda birincilik ödülünü alan "Bin Olimpik Genç" adlı proje topluluğunda yer aldı. 1999 yılında Gökçe Karataş 1. Spor Ödülleri'nde inceleme-araştırma dalında ikincilik ödülünü aldı.
Türk Felsefe Derneği, Türkiye Felsefe Kurumu, Yarınlar için Eğitim Derneği, Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve AKOB (Akdeniz Opera ve Bale Derneği) üyesidir.
Evli ve bir kızı vardır.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 9 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 8 okur okuyacak.