Avanzade Mehmed Süleyman

Avanzade Mehmed Süleyman

YazarÇevirmen
8.7/10
20 Kişi
·
22
Okunma
·
1
Beğeni
·
571
Gösterim
Adı:
Avanzade Mehmed Süleyman
Unvan:
Gazeteci, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1871
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1922
Avanzade Mehmed Süleyman, 1871’de İstanbul’da Beşiktaş’ta Abbasağa Mahallesi’nde doğmuştur. Babası Afyonkarahisar eşrafından Süleyman Bey’dir. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nde ve Darülfünun Tıp Fakültesi Eczacı Mektebi’nde okumuş ve 1880’de mezun olarak Haydarpaşa Askeri Tatbikat Mektebi’ne Fransızca ve Fizik derslerine muallim muavini olarak atanmıştır. Öğrenciliği sırasında “Musavver Terakki”, “Malumat” gibi dergi ve gazetelerde yazıları çıkmaya başlamış, daha sonra “İkdam”, “Sabah”, “Tercüman-ı Hakikat, “Tanin” gibi gazetelerde uzunca bir süre çalışmıştır. Bu gazetelerde genelde sağlık, bilim özellikle kadınlar hakkında makaleler yazmış, ardından aynı konular üzerine kitaplar yayınlamış ve bazı gazetelerin sorumluluğunu üstlenerek renkli yayın hayatını sürdürmüştür. Denebilir ki o, Ahmet Mithat Efendi’nin açtığı halk yazarlığı çığırında hem halkın anlayabileceği bir dili kullanarak, hem de zamanının en yüksek eğitim müessesesinde okumuş olmanın kendine kazandırdığı bilimsel bakış açısını da terk etmeyerek son derece önemli bir iş başarmıştır. Avanzade’nin cinsel konuları içeren “Aile Kütüphanesi” adı altında 20 civarında eser yayınladığı tahmin edilmektedir. Ancak ne yazık ki oğlu Halit Avan’ın 1950’lerde kaleme aldığı bir biyografisinde de işaret ettiği gibi 200’ün üzerinde olduğu tahmin edilen eserlerinin ve çevirilerinin bir listesini yapmak adeta imkansızdır, nitekim bu güne kadar da yapılmamıştır. 
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
102 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Çiçeklerin manalarını bilmenin ehemmiyetini, nezaket ve inceliğin şiarı olduğunu çiçeklerin her birinde bir çok mana gizli olup öyle keyfine göre seçilip gönderilmemesi şayet gönderilirse umulmadık sonuç almaya vesile olduğu anlatan. Birçok çiçeğin manasını ve neye ithafen verildiğini kısa kısa sade bir şekilde açıklamış latif bir eser.
1981 syf.
·33 günde·Beğendi·10/10 puan
Hani bazı kalın kitapları okumayı çok istersiniz fakat okuyamazsınız sıkılırım diye,1720 Sayfa olmasına rağmen bu kitapta öyle bir durum yaşamadım.Yayınevi sayfaları iyi bölümlemiş başlık başlık.

Tek düşündüğüm şey her kitapta olduğu gibi bitse de sıradaki kitabıma başlayayım sabırsızlığı... Bitmek bilmeyen bir sabırsızlık!

Bir kaç alıntı paylaşayım:

-Kendi kendine kapalı kalan kalp açılamadığından içten içe oyulur, yayılamadığından dolayı da derinleşir.
Syf:1083

-Genç kızlarda kalp beyazlığı ki -neşe ve soğuktan oluşmuştur- kara benzer, o anın güneşi olan aşkla karşılaşınca derhal erir.
Syf:1094

-İnsanın hakiki nitelikleri, içiçe geçmiş fikirlerden ziyade kurduğu hayallerde belli olur. Hayallerimiz, bize en benzeyenlerdir.
Syf: 853

-En fazla çikolata Madrid'de tüketilir. En çok ardıç suyu Amsterdam'da sarfedilir. Kahvenin en çok tüketildiği yer İstanbul'dur
Syf:818

-İnanç, insan için en lüzumlu bir ihtiyaçtır. İnancı olmayan kimselerin vay haline! Bu gibiler daima bedbahttırlar.
Syf: 645

***Dikkatimi çeken Hz.Muhammed, İstanbul,Gazneli Mahmut ve Türkler kelimelerinin bir kaç yerde geçmesi ve olayları,nesneleri ve duyguları farklı -bakış açısıyla- tanımlaması çok güzeldi... Her yazarın dünyası farklı işte. Yeni dünyalar keşfetme heyacanını yaşamak çok farklı bi his bence. Ve bu durum bana kitapları sevdiriyor.
...
Zaten okuyan arkadaşlar yeterli sayıda incelemeyi yapmışlar, bana da bir kaç alıntı paylaşmak düştü:)

Ben çok beğendim, okuma sırası sizde. İnşallah beğenirsiniz. İstifadeli, keyifli okumalar.
%55 (920/1702)
·Beğendi·Puan vermedi
Uzun zamandır okumak istediğim ama bir türlü kalınlığından kaynaklı başlamayıp ertelediğim bir kitapla geldim bugün. İlk cildini henüz bitirdim ancak ikinci cildine hiç ara vermeden hemen başlayacağım. O kadar pişman oldum ki ertelediğime kalınlığına hiç bakmayın o kadar güzel bir kitap ve o kadar hızlı akıp gidiyor ki. Bazı kısımlarında sıkılabilirsiniz araya farklı ve ayrıntılı hikayeler katması bazı okuyucuları belki sıkabilir. (Waterloo Savaşı gibi) Ama genel olarak bence okumakta geciktirmeden bir an önce başlayın derim.
1981 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Bence bu eseri okumayan kitap okumamış sayılır!
Böyle bir baş yapıttan mahrum kalarak yapılan okumalar eksik kalır diye düşünüyorum.
Victor Hugo kelimenin tam anlamıyla profesyonel bir yazar; olayı akıcı bir şekilde verirken aynı esnada karakterlerin duygularını da , ruh analizlerini de etkileyici bir biçimde sunmaktadır okura.
Kısacası her haliyle okunası...
102 syf.
·1 günde
Günümüzde yitip giden bir inceliği açığa çıkartan Büyüyen Ay yayınlarına müteşekkirim. Kitap her bir çiçeğin delâlet ettiği, taşıdığı mânâları görselleriyle birlikte okuyucuya sunuyor. Kitabı bitirdikten sonra çiçek vermenin bile bir ilmi olduğunu, rastgele çiçek vermenin o çiçeğin delalet ettiği manaya göre bazen kabalık bile olabileceğini anladım.
"Cahili âlimden ayıran ilim ve marifet olduğu gibi kaba adamları zarif ve terbiyelilerden ayıran da nezaket, zarafet ve bu gibi inceliklerle ve hayati nükte ve sırlara vukuf derin bilgi sahibi olmaktır."
diyor doksan dördüncü sayfanın son satırında. Çiçek veren ve çiçek alan bütün insanlara, zevahirinin değil muhtevasının güzelliğini görmeleri için tavsiye olunur⚘
1702 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Herkese selamlar. Youtube kanalımda devamlı olarak okuduğum kitapları yorumluyor, sizlere kitap tavsiyelerinde bulunup durumu olmayan arkadaşlarımıza düzenli olarak kitap hediye ediyorum. Orada da takipçim olursanız sevinirim. :) Takip etmek için:
https://www.youtube.com/...w?view_as=subscriber

"Bence ne yapılsa da iki insanının hakkı ödenmez. Bunlar öğretmen ve annedir."
...

Sefiller'e sadece bir eser olarak bakmamak gerekli. Sefiller romantizm akımının en büyük eseridir, romantizmi ayakta tutan; içinde yazılı bir manifestosu olmasa bile tüm romantiklere yol gösterecek kadar kapsamlı, o kadar 'romantik' ve kült bir başyapıttır.

Kitabın konusunu dar bir kapsamda değerlendirecek olursak, iyi bir insanla karşılaşan kötü bir insanın tüm hayatının değişmesini ele alıyor diyebiliriz. Bununla birlikte kitapta üzerinde özel olarak durulan birkaç önemli karakter var. Bu kitabı anlatmanın en iyi yolu anafikri vermek olacaktır ama onu da okuyucunun bulmasının daha makûl olacağını düşündüğüm için anlatamayacağım. En güzeli kitaptan genel anlamda bahsetmek gibi duruyor.

Her karakter, her mekân öylesine irdelenmiş, öylesine derinlemesine işlenmiş ki kitabın yazım sürecinin 15 yıl kadar sürmesine şaşırmamak gerekli. Zaten yazar da zaman zaman hikâyeyi bölerek 'bizzat buradaydık, bu ihtilali yerinde gözlemledim' gibi cümlelerle bizleri bilgilendiriyor.

Kitabın ana hikâyesi çok güzel, ona şüphe yok. Fakat fazlasıyla konuyla alâkasız yerlere de değiniliyor. V. Hugo bu eseri adeta fikirlerini belirtmek için yazmış gibi. Öyle ki, bir kısımda 100 sayfa boyunca Waterloo Savaşı'nı okuyoruz ama bu 100 sayfanın ana hikâyeye katkısı aslında bir paragrafa sığdırılabilir. Başka bir bölümde bir manastırın tarihi 50 sayfa boyunca anlatılıyor ve bunun da ana hikâyeye hiç mi hiçbir katkısı yok.

Bakın bu bölümler değersizdir demiyorum. Aksine; dönemi anlayabilmek, yeni bakış açıları kazanabilmek için son derece önemli bölümlerdir. Ama ana hikâyeye neredeyse hiç mkatkılarının olmadığı yadsınamaz bir gerçek.

Bu yüzden, her ne kadar bu kitabın tam metnini okumanızı şiddetle tavsiye etsem de ana hikâyeyi merak ediyorsanız ve ağır kitaplar okumaya alışık değilseniz, -buraya dikkat- İYİ BIR YAYINEVINİN kısaltılmış versiyonunu okuyabirsiniz. Tekrar ediyorum, iyi bir yayınevi olması çok önemli.
Avanzade Mehmed Süleyman adlı bir çevirmen tarafından çevrilen ve Erol Kılınç tarafından günümüz Türkçesi'ne uyarlanan bu güzel kitapta kullanılan dil de Mehmed Efendi'ninkine sadık kalınmış ve genel olarak eski Türkçe havası esiyor. Bu nedenle de sanki yazıldığı zamanı anımsatan bir havası var gibi geldi bana ve bu yüzden ayrıca hoşuma gitti diyebilirim.
1606 syf.
·22 günde·10/10 puan
"Uyuyor.
Yazgısı ona ne oyunlar etti!
Yaşıyordu.Meleksiz sönüp gitti.
Pek yalın geçti olay, geldiği gibi,
Akşamın ufkunda gün solar gibi."

Romanın ana konusu dünyada iyilik yapma gücü bulan ama sabıkalı geçimişinden kaçamayan eski mahkûm Jean Valjean'ın hikâyesidir.Jean Valjean ve Monsenyör Bienvenu'nün, Fantine ve Cosette'in, Marius ve Javert'in imkânsızı ararken çıktıkları yolculukta onlar eşlik ettiğiniz muhteşem bir başyapıt.
Hugo romanın sonlarına doğru eserin geniş kapsamlı yapısına şu açıklamayı getirir:
“Şu anda okuyucunun eli altında bulunan kitap, eksikleri, üstün veya zayıf tarafları ne olursa olsun, bir baştan bir başa bütünü de, teferruatlarında kötülükten iyiliğe, adaletsizlikten adalete, sahtelikten hakikate, geceden gündüze, ihtirastan vicdana, çürümüşlükten hayata, canavarlıktan vazifeye, cehennemden cennete, hiçlikten Allah'a doğru bir yürüyüştür. Çıkış noktası madde, vardığı nokta ruhtur. Başlangıçta canavar, neticede melektir.”
1720 syf.
·35 günde·Beğendi·7/10 puan
#kitapyorumu
#viktorhugo
#sefiller
#2019
-47.kitap
#sayfasayısı 1720

İyi akşamlar değerli kitapseverler
Viktor 'la birlikte olduğumuz haziran ayı nihayet son buldu.
Kitap hakkında hepimizin az veya çok fikir sahibi olduğunu biliyorum.Birçok yayınevinin belki defalarca basmış olduğu eserin bende en iyi versiyonlarından birini okumak istedim.
Seçmiş olduğum set tüm sitelerde 1981 sayfa olarak görünüyor.Ki bende öyle bir hisle almıştım.Oysa 1720 sayfa olarak son buldu.Bunu tabi ki Ötüken Neşriyat 'a biraz sitemli de olsa yazdım.Yayınevinin baskısı kalitesi su götürmez bir gerçek.Şuan sayfalara sanki hiç dokunmamışım gibi kitap rafindaki yerini buldu.Daha ne diyebilirim ki rahat çevirilen sayfalar vs. vs saymakla bitmez,çeviri de hafif sıkıntılar yaşamadım desem yalan olur.Neyse biz gelelim kitabımıza müthiş bir son bizleri bekliyor.Hepimizin okuması gereken bir kitap ve çeşitli dersler çıkarabileceğimiz bir eserdir.ićerik bakımından oldukça yüklü olan eserimiz savaşlardan ihtilallere ordan aşka meşke ve bin türlü olaya vakıf bir kitaptır.Çeşitli konuları barındırsada gećisler biraz meşakkatliydi.Bu yüzden yaklaşık bir aylık zaman diliminde anca güzel bir eseri bitirmenin mutluluğunu yaşamaya nail olduk.Kahramanım tabi bu kitapta Jean Valjean 'dı.İsimlerin çokluğu da kitabı benimsemede biraz zorluk yaşatiyor.Ehh böyle bir kitapta bu kadar çok karakter olması yadsınmamalı.kitabı tavsiye etmekle birlikte esen ve mutlu kalınız.

Yazarın biyografisi

Adı:
Avanzade Mehmed Süleyman
Unvan:
Gazeteci, Yazar, Çevirmen
Doğum:
İstanbul, Türkiye, 1871
Ölüm:
İstanbul, Türkiye, 1922
Avanzade Mehmed Süleyman, 1871’de İstanbul’da Beşiktaş’ta Abbasağa Mahallesi’nde doğmuştur. Babası Afyonkarahisar eşrafından Süleyman Bey’dir. Beşiktaş Askeri Rüştiyesi’nde ve Darülfünun Tıp Fakültesi Eczacı Mektebi’nde okumuş ve 1880’de mezun olarak Haydarpaşa Askeri Tatbikat Mektebi’ne Fransızca ve Fizik derslerine muallim muavini olarak atanmıştır. Öğrenciliği sırasında “Musavver Terakki”, “Malumat” gibi dergi ve gazetelerde yazıları çıkmaya başlamış, daha sonra “İkdam”, “Sabah”, “Tercüman-ı Hakikat, “Tanin” gibi gazetelerde uzunca bir süre çalışmıştır. Bu gazetelerde genelde sağlık, bilim özellikle kadınlar hakkında makaleler yazmış, ardından aynı konular üzerine kitaplar yayınlamış ve bazı gazetelerin sorumluluğunu üstlenerek renkli yayın hayatını sürdürmüştür. Denebilir ki o, Ahmet Mithat Efendi’nin açtığı halk yazarlığı çığırında hem halkın anlayabileceği bir dili kullanarak, hem de zamanının en yüksek eğitim müessesesinde okumuş olmanın kendine kazandırdığı bilimsel bakış açısını da terk etmeyerek son derece önemli bir iş başarmıştır. Avanzade’nin cinsel konuları içeren “Aile Kütüphanesi” adı altında 20 civarında eser yayınladığı tahmin edilmektedir. Ancak ne yazık ki oğlu Halit Avan’ın 1950’lerde kaleme aldığı bir biyografisinde de işaret ettiği gibi 200’ün üzerinde olduğu tahmin edilen eserlerinin ve çevirilerinin bir listesini yapmak adeta imkansızdır, nitekim bu güne kadar da yapılmamıştır. 

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 22 okur okudu.
  • 21 okur okuyacak.