Ayşe Türkmen

Ayşe Türkmen

Çevirmen
8.3/10
376 Kişi
·
1.783
Okunma
·
0
Beğeni
·
45
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
128 syf.
·3 günde·Beğendi·8/10
Gerçekten sevdiğinizi sandığınız birisini acaba gerçekten seviyor musunuz? Bir kişiyi ya da bir nesneyi o olmadan yaşayamam, hayatın bir anlamı olmaz diye mi seviyorsunuz? Kendinizi tanımadan ve sevmeden başkasını sevmeye kalkıyor musunuz? Cevaplarınız tereddütlüyse sevme, sevme sanatı hakkında öğreneceğiniz çok şey var derdi Erich Fromm. Kitap sevme konusunda takınılan üç yanlış tutumun açıklamalarıyla başlıyor. İlki, çoğu kişinin sevmeyi; kendini ya da başkasını sevmekten çok, kendilerini sevdirme olarak görmesidir. Yani bunlar için sevmek yerine nasıl sevimli olabilecekleri önemlidir. İkinci yanlış tutum ise sevmenin kolay olduğu ancak sevilecek ‘nesneyi’ bulmanın zor olduğudur. Satın alma odaklı gelişen toplumlarda erkekler ya da kadınlar birbirlerini çekici yapan şeyin dönemin kafa ve vücut modası olduğunu düşünürler. Bu bağlamda sevme bir nesneye dönüşeceğinden gerçek anlamda bir sevmeden bahsedemeyiz. Üçüncü ve kitapta bahsedilen son yanlış tutum ise âşık olmanın sürekli sevme olarak görülmesidir. Birbirlerine başta âşık olan insanlar birbirlerini daha yakından tanıdıklarında aradaki bağlılık umut kırıklığına, düşmanlık ya da bıkmaya götürüyorsa burada da sevmeden bahsedemeyiz. Peki, bu yanlış tutumları düzeltmenin yolu ne olabilir? Erich Fromm atılacak ilk adımın sevmenin de tıpkı yaşam gibi sanat olduğunu kabul etmek ve bu sanatı öğrenme yolunda adımlar atmak olduğuna inanıyor. İnsanların istemeden doğduklarını, istemeden öleceklerini, yakınlarının onlardan önce ya da sonra öleceklerini düşünmeleri ve doğanın ve toplumun gücü karşısındaki çaresizliklerini bilmeleri hayatlarını bir hapishaneye çevirir. Bu hapishaneden çıkmanın yolu sevgidir. İnsanlar bu yüzden çeşitli yollarla sevgiyi bulmaya çalışmışlardır. Bunlar tapınma, lükse kapılma, her şeyden el etek çekme, Tanrı’ya yönelme, delice çalışma vs. şeylerdir. Sevgi kişiyi diğer insanlardan ayıran, duvarları yıkan, birleştiren etkin bir güçtür. Bu güç her türlü sevgide görülen temel öğelerde(ilgi, sorumluluk, saygı ve bilme) de kendini gösterir. Bu öğeleri kitapta geçen cümlelerle aktarmak istiyorum. “Sevgi sevdiğimiz şeyin yaşaması, gelişmesi için duyduğumuz etkin ilgidir,” cümlesi ilgi öğesini açıklamak için yeterli olacaktır. “Gerçek anlamıyla sorumluluk, bütünüyle gönülden gelen bir davranıştır; açık olsun, gizli olsun, başka birisinin ihtiyaçlarına verdiğimiz yanıttır,” buradan sevgi açısından sorumluluğun, karşıdaki kişinin ruhsal ihtiyaçlarına cevap verme olduğu kanısına varmak yanlış olmaz diye düşünüyorum. “Korkmak ya da çekinmek değildir saygı; bir insanı olduğu gibi görebilmek, onun kendine özgü bireyselliğini fark edebilmektir,” anlaşılacağı üzere insan karşıdaki kişiyi ona saygı duyduğundan, onu o olarak gördüğü için sevmelidir. Bu üç öğenin tamamlayıcısı bilme yani tanımadır. İnsan başkasını ya da kendisini tanımadan ne sevgiye ne de sevginin öğelerine vakıf olabilir. Sevgi nesne değildir dedik ama sevginin kendine has nesneleri var –ben bunlara çeşit demeyi daha doğru buluyorum. Bunlar kardeş sevgisi, anne sevgisi, cinsel sevgi, Tanrı sevgisi ve kendini sevmedir. Sevme bir sanatsa bu sanatı icra etmek için gereken şeyler nelerdir? Herhangi bir sanatı icra etmek disiplin, üstüne düşmek, sabır ve ilgi gerektirir. Sevme sanatını gerçekleştirmek için ilk ve bana göre en önemlisi insanın narsisizmini yenmesidir. Narsist kişi sadece kendi ortamı içindeki şeyleri doğru saydığı ve yararlılık ilkesine bağlı kaldığı için sevme sanatıyla mutabık olamaz. Kendini bundan ne kadar kurtarabilirse o kadar sevgiye yaklaşır. Benim aldığım notlar burada sona eriyor. Detaylı bilgiler için kitabı okuyabilirsiniz. Sevme, sevgi ne kadar açıklanmaya kalkılsa da her zaman eksik bir açıklama olacak ve insan sevme ve sevgiyi hiçbir zaman anlamayacaktır. Son olarak sevme ve sevgiye tanım olabilecek kitapta geçen üç sözü sizinle paylaşıp iyi okumalar dilemek istiyorum:
“Sevgi yalnız bir insana bağlılık değildir; bir tutumdur; kişinin sadece bir sevgi nesnesine değil, bütünüyle dünyaya bağlılığını gösteren bir kişilik yapısıdır.”

“Birisini sevmek yalnız güçlü bir duyguya kapılmak değildir; bir karardır, bir yargıdır, bir karar vermedir. Sevgi yalnız bir duygu olsaydı, birbirini ölünceye dek sevmek için söz vermek gerekmezdi.”

“Sevgi bir inanma işidir; inancı az olanın sevgisi de azdır.”
128 syf.
Kitabı bitirdiğimde ilk söylediğim şey; ben bu kitabı evleneceğim adama okutucam illa olmuştu -ki okuttum da- :)) Sevgi tanımı yapılması zor bi duygu, etrafında gezinen ve ona benzeyen çok duygu var. Erich Fromm bu açıdan konuyu güzel değerlendirmiş, sevginin çeşitleri ve insanın sevme tarzını oluşturan etkenleri güzel incelemiş. İnsanı tutsak eden değil, özgürleştiren sevgiyi çok güzel ifade etmiş. Okuyun okutturun efendim :)
178 syf.
·1 günde·9/10
Bu kitap benim elimde eskidi. Herkese verdim (hatta kaybolsun elden ele dolaşsin istedim) fakat hep geri döndü, çünkü okuyan herkes bu kadar çizilmiş, karalanmış, notlar alınmış bir kitabi geri vermemezlik edemedi. Aklınızı, empati yeteneğinizi, iç görünüzü, benliğinizi ve kaleminizi alın oturup okuyun. Bittiğinde tatmin duygusu hissediyor olacaksınız ve sevgi alanlarınızda farklı açılar geliştireceksiniz.
Girişte Paracelusun dizeleri kullanılmış. Der ki: "Bütün meyvelerin çileklerle aynı zamanda olgunlaştığını zanneden biri, üzümleri hiç tanımıyor demektir".
185 syf.
·Beğendi·8/10
Yayınlandığında, Marquis De Sade'nin tutuklanıp hapsedilmesine sebep olan kitap.

Kitapta, on iki yaşındayken, anne ve babasının ölümüyle, hayatına yapayalnız devam etmek zorunda kalan erdemli, inançlı, hayırsever ve dürüst bir kızın verdiği yaşam mücadelesi anlatılıyor. Zavallı kızın başına o kadar kötülükler geliyor ki , bunları okumak bile insana dayanılmaz derecede acı veriyor. Ama yazar, sanki okuyucunun sabır sınırını zorlarcasına yazıyor da yazıyor.

Kızın başına sadece katiller, hırsızlar, sahtekarlar değil, toplumun en üst kademesindeki saygın diye nitelediğimiz doktor,rahip, tüccar, yönetici ve asiller gibi insanların da içinde bulunduğu ne kadar kötülük düşkünü kişi varsa hepsi de sırayla musallat oluyor.

Yazar aslında bu kızın hikayesini, esas vermek istediği felsefi mesajlara birer örnek oluşturacak şekilde ayarlayarak anlatıyor. Erdem, erdemsizlik, inanç, inançsızlık, yalan, dürüstlük, iyilik, kötülük, yardımseverlik, bencillik ...vs konularında vermek istediği felsefi ilginç mesajları sık sık karakterlerin ağzından okuyucuya aktararak amacına ulaşıyor.

Tabii ki kızın başına her türlü kötülük geldiğinden bahsederken, cinsel içerikli şiddete de maruz kaldığını ifade etmek gerekir. Bu da, kitabın bazı bölümlerinde rahatsız edici bir şekilde müstehcen ve sapkınlık düzeyinde anlatımların bulunmasına neden olmaktadır. Okumayı düşünen kişinin bu durumu da göz önüne alarak karar vermesi gerekir.

Kitap muhteşem bir akıcılık ve sürükleyicilikle yazılmış. Öyle ki zaman zaman çok hızlı okumak bile olaylara yetişmeye yetmiyor gibi geliyor.

Müthiş bir dram ve ilginç mesajlar içeren bu kitabın okunması hakkında kimseye tavsiye veremem. Ama şunu söyleyebilirim eğer, bazı bölümlerdeki müstehcenlikten rahatsız olacaksanız kesinlikle kitabı elinize almayın. Ama müstehcenliğin çok fazla üzerinde durmayıp kitabı, sadece edebi bir eser olarak görecekseniz elinize çok güçlü bir dram ve felsefe kitabı almış olursunuz.
128 syf.
·5 günde·Puan vermedi
Okuduğum ilk Erich Fromm kitabıydı, sevmek ve sevgide kalmak için gösterdiği yolu takip edebilir miyiz bilmiyorum ama yaptığı tahlilleri başarılı buldum.Tüm seviyorum diyenler, sevdiğini zannedenler, sevmek isteyenler okumalı. 
Diğer kitaplarına şans verilebilicek bir yazar..
128 syf.
·10 günde·10/10
Günümüzde içi boşaltılan sevgi kavramı üzerine çok derinlemesine bir inceleme yapılmış. Sevginin bir sanat olduğu ve emek, bilgi, saygı, hoşgörüyle birlikte öğrenilen bir duygu olduğunu belirtmiş, nasıl ki bir kuyumcu işini öğrenmek için emek harcıyor ve işini öğreniyorsa sevgi de öyle bir duygudur. Sevginin bir başka yönü ise sevgi öncelikle vermektir, almak değil. Rahat bir kafayla ve anlayarak okunduğunda yararlı olacaktır. Lakin bu sanatın istediğiniz kadar ustası olun, karşınızda bu sanatı icra edebileceğiniz bir hammadde (sevgili) bulabileceğinizi sanmıyorum. Kitabın en güzel mesajı narsistliği bırakın mesajı. Severken kendinizi değil karşınızdakini düşünün.
128 syf.
·5 günde·Beğendi·10/10
Sevmek adına ne biliyoruz? Birini nasıl severiz, ne kadar severiz? Sevmenin bir usülü var mıdır? Sevmek sanat mıdır? Bu sanatı nasıl icra ederiz? Bu sanatta usta mıyız, çırak mıyız? Daha bir sürü soru sıralayabilirim sizlere. Bu sorulara cevap niteliğinde; Erıch Fromm’un kitabı. Biraz yazardan bahsedecek olursak, Musevi kökenli Almanya doğumlu Amerikalı ünlü bir psikanalist ve sosyologdur. Ruh bilimine Marksist - Sosyalist ve insancıl yaklaşımın en önemli temsilcilerindendir. Freud ve Karl Marx’dan etkilenmiştir. Froom yazılarına psikanaliz ve sosyalizmin bileşimini yansıtır. Sevme sanatı kitabında bolca Freud’a yer vermiş, bazı noktalarda da onu eleştirmiştir.
Sevmek için önce insanın varlığının özünü tanımasının gerekliliğini, sevginin almak değil vermek olduğunu, sevginin sadece duygu olmadığını bir karar, yargı ya da söz verme olduğunu söylemiştir. Sevginin etkinlik özellikleri verme, ilgi, sorumluluk, saygı ve bilgidir. Sevgi bunlarla bir bütün olur ve ancak o şekilde var olur. Sorumluluk insanın karşısındakinin ruhsal gereksinmelerine yanıt verebilmesidir. Peki biz sevginin sorumluluğunu yeterince alıyor muyuz? Ya sevgideki saygı? Sevdiğimiz insanı olduğu gibi kabul edip onun kendine özgü bireyselliğini fark edebiliyor muyuz, yoksa sevdiğimiz insanları ‘istediğimiz şekilde sevdiğimiz insan’ modeli içine mi oturtmaya çalışıyoruz? Bilgi.. Sevgide de bilmek önemlidir. Hatta Tomris Uyar’ın bir sözü aktarmak istiyorum sizlere: ‘‘ Sevginin yanızca bir duygu olmadığını, bilgi de gerektirdiğini kendimden biliyorum. Sevgi savurganlığım yüzünden habire su vererek çürüttüğüm kaktüsler hala aklımda. Bir dostum ‘iyi ki akvaryumda balık beslemiyorsun, demişti, ‘herhalde havasız kalmalarına üzülür sudan çıkarırdın onlar’.’’
Sevme sanatını uygulamanın adımları, taktikleri yok. Kitaptan böyle bir beklentiniz de olmasın :) ama sevme sanatını doğru şekilde uygulamak için gerekli olan koşullar: disiplin, üstüne düşmek, sabır ve ilgidir. Bunların detaylı açıklamasını kitapta göreceksiniz. Son olarak Froom sevgiye ulaşabilmenin başlıca koşulunun insanın narsisizmini yenmesiyle mümkün olacağını savunur. Yani sevgide narsisizm bulunmayacak çünkü sevgi alçakgönüllük, nesnellik ve akıl ister. Bu yüzden yaşamımızı bu amaca yöneltmeliyiz. Daha yazacak çok şey var ama ben artık susayım siz kitabı okuyun :)
Dipnot: Kitap 128 sayfa olmakla birlikte; kitabın okurken hızlıca bitmediğini, yavaş ilerlediğini ama size sevme sanatında sindire sindire nasıl güzel bir pencere açtığına tanık olacaksınız, benden söylemesi :)
128 syf.
·4 günde·9/10
"Sevgi neydi ? Sevgi emekti. " diyerek yeşilçam girişi yapmak istedim. Malum hepimiz bu final sahnesinde tüyleri diken diken olan insanlarız . Belki de bizim tüylerimizi diken diken eden aslında Ilyas'ın sevmeyi bilmemesiydi. Yada bizim Ilyas'in ilgisini sevgi sanmamizdi . Konu aslında sevgi . O yüzden böyle bir giriş yaptım. Herkesin sevgi tanımı var midir bilmem ? Benim sevgi için tanimim FEDAKÂRLİK.  Evet bu sevgi karşıdaki insan için birseylerden vazgecmektir, diyorum ben. Ama yazar diyor ki ; önce sen kendini sevmelisin.  Kendini sevmeyen insan başkasını sevemez . Kendimizi seversek egoist olmazmisiz . Sadece narsistlik düzeyinde değilse kendinize olan sevginiz o zaman birilerine sevgi besleyebilirsiniz, diyor . Efendim okunması gereken akıcı bir kitapti. 
"Aaa gerçekten öyle . Acaba onun için ne söylüyor ? Beni anlatıyor . Hah bu o ." diyeceğiniz bir sürü cümle olacak kitapta. Psikoloji sevin yada sevmeyin  . Değişen bir şey olmayacak . Bu kitabı seveceksiniz . Ha profilimdeki alıntılar zaten kitabı az da olsa anlatır diye umuyorum . (NOT ; psikoloji sevenlerin kitapliginda bulunması gereken bir kitap ) Şimdiden keyifli okumalar :)
184 syf.
·8 günde·Beğendi·Puan vermedi
Erich Fromm bu kitabı yayımladığında "sevme becerisi" ni yayımlamaya değer konular olarak öne çıkaran ilk bilim adamı. Hakkını da verdiğini düşünüyorum çünkü sevmeyi bir sanat olarak görüp bunun için emek harcanması gerektiğini söylüyor. Sevmek, her şeyi sevmek... Önce kendinden başlayarak tabi. Sevmenin birçok çeşiti var ve bunlardan da hakkını vererek bahsetmiş yazar. Anlattığı şeyler de kendi hayatıyla bağdaşıyor ve tavsiye edebileceğim kitaplar arasında. İyi okumalar...
128 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
"Okullarda ders olarak okutulması gereken kitap hangisidir?" şeklindeki bir soruya uzun süredir yanıt bulamamıştım, bu kitapla birlikte doğru cevabı bulduğuma inanıyorum.

Erich Fromm uzun zamandır aklımda olmasına rağmen ilk kez okuduğum bir yazar ve muhtemelen, ilişkimiz uzun bir süre devam edecek. Bu eserde, aslında çoğumuzun içten içe bildiği konuları öylesine bir açık sözlülükle ve detaylı olarak açıklıyor ki, hiçbir boşluk bırakmıyor. Kitap, son derece akıcı bir dille yazılmış olduğu için ders olarak görülse dahi asla sıkıcılık yaratmayacak bir eser.

Freud konusuna gelecek olursak; Fromm tabii ki saygıyı elden bırakmıyor ama adını geçirdiği birkaç yerde Freud'un olayları eksik olarak açıkladığını veya açıklamalarının günümüz dünyasına hitap etmediğini belirtiyor. Freud'un açıklamalarının zaman zaman soğuk olduğu görüşüne katılıyorum, Fromm'un sıcak ve kucaklayıcı anlatımı oldukça ilham verici ve günümüz dünyasında yakın bulunacak cinsten bir eser yaratıyor.

Kitabın anlatım tarzından bahsedelim... Alıntılar da oldukça isabetli olsa da, kitabın bazı bölümleri var ki paragrafları veya bölümleri tamamen okumadan anlamak mümkün değil.

Son olarak da bu kitabı hayatta sadece bir kez okumanın yeterli olduğunu düşünüyorum. Bu, asla küçültme anlamında değil, hatta tam tersine yüceltme anlamında diyebiliriz. Tüm yazılanlar, yaşadığımız hayata ve içten içe bildiklerimize çok yakın olduğu için, anlatım tarzı müthiş olduğu için; bir kez ciddiyetle okunursa, ikinci kez okunmaya hiç gerek kalmayacaktır. Herkesin okuması gereken bir kitap olduğunu düşünüyorum...

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1.783 okur okudu.
  • 106 okur okuyor.
  • 1.306 okur okuyacak.
  • 38 okur yarım bıraktı.