Ayşegül Çakan

Ayşegül Çakan

ÇevirmenEditör
8.3/10
1.297 Kişi
·
6,6bin
Okunma
·
3
Beğeni
·
374
Gösterim
Adı:
Ayşegül Çakan
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
520 syf.
·4 günde·Beğendi·9/10
Lise yıllarından beri merak ettiğim bir kitaptı. Ve bu yıl nasip oldu şükür :) . Eser dört kişinin münazara tarzında diyalogları şeklinde düzenlenmiştir. Bu dort kişi dört kavramı temsil eder. Hükümdar Gündoğdu adaleti, Vezir Aydoldu baht ve mutluluğu, yine Aydoldu öldükten sonra oğlu Öğdülmüş vezir olmuştur o da akıl ve zekayı, ve Öğdülmüş'ün akrabası olan zahit Odgurmuş ise dünyanın sonunu ve ahiret temsil ediyor. Hükümdar bu 3 kişiden yardım alarak ülkeyi yönetiyor. Bizlere de hayatımızı yönetecek çok güzel tavsiyeler vermiş oluyor. :))
520 syf.
·8 günde·Beğendi·8/10
Türk edebiyatının yazılı ilk eserlerinden biri olan Kutadgu Bilig 11. Yüzyılda Yusuf – Has Hacib – adında bir kişi tarafından on sekiz ayda 6645 beyit olarak yazılmıştır. Kutadgu Bilig ismi “Mutluluk veren bilgi” olarak günümüze çevirmek mümkündür. Eser yazıldıktan sonra Hakan Buğra Han’a sunuldu, hakanın eseri beğenmesinden sonra Yusuf mabeyinci yapılarak “Has Hacib” unvanını aldı. Sivri dilli ve gözünü budaktan esirgemeyen Has Hacib’in ölüm yeri ve tarihi ise bilinmemektedir.

Eser Karahan Türkçesi ve aruz ile yazılmıştır. Eser içerisinde dört tane karakter, her karakterinde simgelediği ilkeler vardır. Bunlar;
Kün-Togdı: Hakan (Adalet),
Ay-Toldı: Vezir( Saadet, Mutluluk),
Ögdülmiş: Vezirin oğlu (Akıl),
Odgurmış: zahit (Akıbet, Ahiret).
İşleyiş bu dört karakter ve ilkelerin birbirleriyle diyaloglarıyla, ikili ya da dörtlü beyitlerle sürüyor. Kitap beş ana bölüm ve seksen sekiz ara bölümden olmaktadır. Çevirisi çok iyi, birkaç beyit hariç neredeyse eksiksizdir.

"Gönül sırrını açma değme insana
Acı çekersin eğer açtınsa"

Tür olarak kalıba sokmak istersek;
Nizamülmülk ‘ten Siyasetname ‘yi andıran bir politika ve siyaset, Farabi ‘den Mutluluğun Kazanılması gibi felsefe-din ve hatta kişisel gelişim dahi diyebilmek mümkündür. Asıl hedefin her iki dünyada mutluluğu elde etmek, bu dünyada bilgiyi ele alıp mutluluğa erişmek, hak ve hukuka aykırı olmadan bir siyaset izlemek için yazılmış bir yol haritasıdır. Felsefeden dine, ahlaktan aileye ve aklınıza gelebilecek her şeye bir karşılığı olan naçizane bir eserdir. Her bir beyiti bir atasözü gibi değerli ve okuruna birçok ders verir niteliktedir.

"Gönülsüz nereye doğru atılsa ayak
O yer nice yakın olsa da olur uzak"

Kitabı bir oturuşta okumak çok zor, okurun sıkılması çok muhtemel, kitabı bölüm bölüm okumak hem okur açısından, hem de okuduklarını tahayyül etmesi için tavsiyem olur, aksi halde kitabı yarım bırakmanız mümkündür. Eğlenceli, güldüren ve düşündüren bir eserdir.

Kitabın bir parçasının bir dönem bizim elimizde olup ve daha sonra onu para için yurtdışında bir müzeye satmamız gibi bir ayıbımızın da olduğunu söylemek istiyorum.

"Savaşta gerekmez yüreksiz kişi
Yüreksiz olmak dişilerin işi"

Ayrıca kitap içerisinde dikkatimi çeker bir husus ise dişi yani kadınlardı. Has Hacib’in kadınlara bu şekilde sert yakıştırmalar yapması ve hatta yok sayması dönemden mi yoksa ciddi bir kadın sorunundan mı olduğunu anlayamadım. Lakin tasvip edemeyeceğim bir kadın düşmanlığı gördüm beyitler arasında.

Sözün özü; zor ama eğlenceli bir kitaptı. Özellikle ilk Türk yazım örneklerinden olması ise hem okunulabilir hem de tavsiye edilebilir yapıyor kitabı. İçerisinde kişiye katacağı çok önemli şeylerinde olduğuna inanıyorum. Her yaşa hitap edebilecek tarzda bir eserdir.

Sevgi ile kalın.
Öncelikle romanımızın yazarı Mehmet Rauf'tur.
89 sayfadan oluşan kitap, bir genç kızın hayatının önemli bir kesitini, aslına bakarsanız hayat görüşünü etkileyen bir kesitini anlatmaktadır.
Sayfaları çevirdiğimizden itibaren erkek elinden çıkmış bir roman olduğu anlaşılıyor çünkü bir dramı büyük bir ustalıkla, mantık çerçevesi içerisinde inceleyip okuyucuya sunmuştur.
Bir genç kızın bu yıkım altında ne kadar mantığını harekete geçirebileceği muamma doğrusu...
Kullanılan kelimeler bakımından Tanzimat Romanı olduğunu herhangi bir sayfadan anlamak işten bile değil.
Fakat erkek bir yazarın genç kızlara hitaben verdiği öğütleri,kadın bir yazar bu denli güzel anlatabilir miydi? Bilemem... Karar sizde. şimdi içeriğe girelim bakalım :)
Genç Kız Kalbi adlı romanımızın ana kahramanı olan Pervin, çocukluğundan bu yana İstanbul'u düşleyen, hiç gitmediğine rağmen derin bir İstanbul özlemiyle kavrulan ve günün birinde İstanbul'da yaşayan amcasının yanında kalmak için ailesini zoraki ikna etme sonucu İstanbul hayatına atılmıştır.
Tabii olarak İstanbul'un yalnızca bir ütopya olduğunu görünce içler acısı hüznüyle baş başa kalmıştır. Dönemin şartlarını abes bulan; yenilikçi, ileriye dönük, duygulara inanan fakat en ufak aşırılıktan tiksinen akla dayalı tutum içerisinde yaşayan ve hayatındaki insanların onu müşkülpesent, burnu havada, egoist olarak tanımladığı bir genç kızdır.
hayatını bir ideolojiye bağlamış, dönemindeki kızlara kıyasla -benim tabirimle- olması gerektiği gibi düşünen, birçok kitap okumuş ve okuduğu kitaplardaki şaşaalı hayatlara kendini alıştırıp, inandırmış bir karakterdir.
Ailesi ise ona dönemindeki genç kızların aksine donanımlı bir eğitim hayatı sunmuş fakat diğerleri gibi yaşamasını isteyerek absürt bir davranışta bulunmuşlardır. -Tabii olarak anlam veremedik ben de Pervin de- Pervin tüm akla dayanmayan fakat hisleri de hiçe saymaksızın olağan yanlışlara baş kaldırıp isyan etmiştir. Günün birinde yaşadığı tatsız hadiseden ötürü kendisinin değil de ailesinin onun hayatına karar vermesine boyun eğip anne ve babasının yanına geri dönüp kendini ve hayatını bu şekilde idame ettirmeye muvaffak olmuştur. -Dünyayı değiştirebileceğini düşünüp, değiştiremeyeceğini anladığı vakit birinin daha boyun eğiş öyküsüydü aslında...
208 syf.
·17 günde·Beğendi·9/10
Türk edebiyatının sözlü erbabı olan Dede Korkut MS sonra 9 ile 11. yüzyıllar arasında yaşamış ya da yaşadığı sanılmış Türk anlatı ustasıdır. Hz. Muhammed (sav) zamanında yaşadığı rivayet edilir, lakin mümkün olmayabilir. O vakitler Türkler İslamlaşmamış ve İslam’ı benimsememiştir. Ayrıca Anadolu’da ya da Doğu illerinden birden fazlaca Dede Korkut olması çok muhtemeldir.

Kitap önsözünde Dede Korkut için; “Oğuz’un evvel kişisi, tamam bilicisiydi. Ne der ise olur idi. Gaipten türlü haber söyler idi. Hak Teâlâ onun gönlüne ilham eder idi.” Der. Bu cümle kitap içerisindeki hikâyeler içinde geçerlidir. Çünkü yapımız gereği bir hikâyeyi aktarırken üzerine koymadan, efsaneleştirmeden devam ettirmeyiz. Bu sebeple hikâyedeki abartılar ağızdan ağza ulaştığı için bu hali almıştır.

Kitap içerisinde 12 tane muazzam derecede güzel “Epik Şiir” ile bezeli hikâyeler bulunmaktadır. 2018 senesinde UNESCO’nun kanatları altına alınmasıyla, hem iler ki nesillere aktarılmasında hem de korunmasında fayda görülmektedir.

Hikâyeler içerisinde kişilerin efsaneleştirilmesinden ziyade; dönemin yapısı, Türk adet-görenek-gelenekleri, ataya olan saygı, oğula olan sevgi, devlete ya da bağlı olduğu beyliğe biati çok güzel bir destansı havayla okuruna aktarılmaktadır. Hikâyeler birbirlerinden farklı olsa da karakterler genellikle aynıdır.

Özellikle Deli Dumrul hikayesi olağanüstü bir mesajlar topluluğudur. Kesinlikle dikkatle okunması gerekir.

Yüzde yüz Türk olan kitabın on iki hikâyecik bölümü Almanya’nın Dresden kentinde ve altı bölümden oluşan diğer bölümü ise Vatikan’dadır. Bu da diğer ilk tür ve yazım eserlerimiz gibi, kendi ayıbımızdır ki; kendi toprağından kilometrelerce uzaklarda muhafaza edilmektedir. Lakin toplam olarak asıl bölümlerin kayıp olduğundan şüphelenilmektedir. Anadolu’ya bir dalış yaptığınız zaman, neredeyse her köyde bu tarz farklı farklı ama karakterleri bir olan hikâyelere rastlamak mümkündür. O sebeple ben inanıyorum ki sayısızca Dede Korkut hikâyemiz zamana yenilip, bizlerden uzaklarda, gölgelerde kalmıştır.

Hikâyelerin yazıya aktarıldığı dönem MS. 1585lü yıllar olarak geçmektedir. 1938 – 1958 tarihleri arasında ise incelenmesi tamamlanış olup, Türkçeleştirilip, okurlarıyla buluşturulmuştur.

Okunan kitap Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları’ndandır. Çevirisi gayet anlaşılabilir ve özenle yapılmıştır. İçerisinde eski Türkçe ya da Azeri lehçesinden kelimeler gayet güzel olarak çevrilmiş olup aşağıda bulunan çevirmen notuna dahi bakmadan anlaşılabilecek kolaylıktadır. Kitabın içerisinde “Kitab-ı Dedem Korkut Üzerine” başlığı altında bir önsöz, sonrasında Mukaddime ve devamında hikâyeler ile devam etmektedir. On iki hikâyenin bitiminde ise kitap kaynakça ile sonlanmaktadır.

Sözün özü; kesinlikle okunulması gereken bir eserdir. Özellikle kendi kültürümüz olduğu için hem tarih, hem aslımıza olan vefamızdan ötürü ve zamana yenik düşmemesi için el üzerinde tutup, baş üstünde gezdirmeliyiz.

Sevgi ile kalın.
89 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Servetifünun edebiyatına ait olan bu roman; benim Türk Edebiyatı Klasikleri içinde en severek okuduğum, en beğendiğim romandı. Psikolojik tahliller çok başarılı yapılmıştı, okurken bir genç kızın 1911 İstanbul'undaki hislerini çok iyi anlayabiliyor; haykırmak isterken susmasındaki çaresizliği hissedebiliyorsunuz.
* * *
Roman, bir genç kızın günlüğü şeklinde yazılmış. İzmir'den İstanbul'a gelen ve burada karakteri ve fikirleriyle kendine çok yakın bulduğu bir beyefendiye olan hislerini paylaştığı günlüğünde sosyal hayatla, görücü usulü evlilikle, yobazlıkla, kadın-erkek adaletsizliğiyle ilgili düşüncelerini çok güzel ve mantıklı açılardan değerlendirmiş.
* * *
Kitabın her satırını hak vererek ve böyle bir roman yazdığı için Mehmet Rauf ile gurur duyarak okudum. Günümüzde karşımıza çıkan geri kafalı insanları gördükçe 1914 yılında bu kadar aydın görüşlü kişiler olması beni mutlu etti. 1edebiyat1bilim1film okuma/izleme grubumuzun Şubat ayı kitaplarındandı.
100 syf.
·8/10
Mehmet Rauf’un okuduğum ikinci kitabıydı. Bir genç kızın günlüğünden 1900 lerin istanbulunu görüyorsunuz.Okurken yer yer kızdığım o kadar çok bölüm oldu ki! Dönemin erkeklerinin kadınlara bakışını eşitsizliğin hat safhada olduğunu gördükçe Pervin gibi çıldırdım. Yazar kitapta seçkin zümreyi de taşlamış. Pervinin gözünden aşkın saf ve bakir halinin anlatımı hoştu. Son olarak en beğendiğim alıntı şuydu :” İçinde yaşayacağım hayat için büyütülseydim .”
Bir çırpıda okuyacağınız bir eser ,sevgiyle tavsiye ediyorum .
100 syf.
·2 günde·Beğendi·9/10
Bu eseri okurken o döneme ait bazı toplumsal kuralların hala günümüzde etkisini sürdürdüğünü görmek beni üzdü açıkçası. Yani aradan 1 asır geçmiş olmasına rağmen kadının toplumdaki yeri hala hemen hemen aynı diyebilirim. Yazarın böyle bir sorunu dile getirmesi ise takdir edilecek bir durum. Çünkü o dönemlerde bu tarz konuları gündem yapmak çok da kolay olmasa gerek.

Devamı : https://www.kitapofisihakan.com/edebiyat/genc-kiz-kalbi/
108 syf.
·14 günde·Beğendi·Puan vermedi
Edipler edibi, fazıllar başı
Gevherden söz söylemiş, sözlerin başı
Allah rahmet etsin bu saat ona
Yarın kalktığında olsun yâranların başı

Bu kitabı okuyunca bir kez daha anlıyoruz ki dünya her daim aynı hiç değişmemiş ve ne yazıktır ki değişmiyor. Zengin fakire üstünlük gösteriyor, malı olan yoksulu hor görüyor. Fakat cömerti başta aziz Allah ve herkes sevip sayıyor.

Eğitim ve ilim her daim önemli ve öğrenemediğin müddetçe cahilliğini perçinleyen insan kendine fayda sağlamak yerine kendine ve nefsine zulmediyor. Yetmiyor çevresine de zulmediyor.
Bu şahıs nasıl olur da çevresini düşünmez vicdanını yoklamaz bir de bu kişi cenneti kazanmak istiyorsa sorarım size bu şahsı cennet kabul eder mi...

Kitap gayet akıcı ve güzeldi işlenilen konular beni çok mutlu etti.
Herkes okumalı fakat anlaya anlaya okumalı..

Keyifli akşamlar
191 syf.
·8 günde·Beğendi·10/10
"Uzak ülkeler çekmeli seni, tanımadığın insanlar
Bütün kitapları okumak, bütün hayatları tanımak arzusuyla yanmalısın
Değişmemelisin hiçbir şeyle bir bardak su içmenin mutluluğunu" sözleriyle kalbimde büyük bir yer edinen Ataol Behramoğlu'nun bu şiir kitabı, şu ana kadar okuduğum tüm şiir kitaplarının anası oldu. Bugüne kadar okuduğum şiir kitapları bana büyük duygular hissettirmedi maalesef. İlki bununla yaşadım diyebilirim.

Sevmediğim ya da bana duygusunu hissettirmeyen tek bir şiir bile yoktu kitapta. Severek okudum ve elimden bırakamadım, kitabı resmen postitlere boğdum. Eğer güzel bir şiir kitabı tavsiyesi isterseniz şiddetle tavsiye ederim. Şiir kitabını okumasanız bile bence bu yazarın 'Yaşadıklarımdan Öğrendiğim Bir Şey Var' adlı şiirini mutlaka okumalısınız. Keyifli okumalar:)

"Yaşadın mı büyük yaşayacaksın, ırmaklara, göğe, bütün evrene karışırcasına
Çünkü ömür dediğimiz şey, hayata sunulmuş bir armağandır
Ve hayat, sunulmuş bir armağandır insana"
208 syf.
·Beğendi·10/10
Dede Korkut Hikayeleri en sevdiğim hikayelerdendir. Anlatımı gerçekten çok güzel. Bütün hikayelerini ayrı ayrı çok beğendim. Okumayanlara tavsiye ederim. Keyifli okumalar :)

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşegül Çakan

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 6,6bin okur okudu.
  • 168 okur okuyor.
  • 2.072 okur okuyacak.
  • 90 okur yarım bıraktı.