Ayşen Anadol

Ayşen Anadol

Çevirmen
8.0/10
196 Kişi
·
426
Okunma
·
0
Beğeni
·
148
Gösterim
Adı:
Ayşen Anadol
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
1946
1946'da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü'nden mezun oldu. Çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. 1992-2001 yılları arasında Tarih Vakfı Yurt Yayınları'nda yönetici ve editör olarak görev yaptı.
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
95 syf.
·Beğendi
Behçet Necatigil, “Kitaplarda Ölmek” adlı o şahane şiirinde “Adı, soyadı /Açılır parantez /Doğduğu yıl, çizgi, öldüğü yıl, bitti /Kapanır, parantez. /O şimdi kitaplarda bir isim, bir soyadı /Bir parantez içinde doğum, ölüm yılları. / Ya sayfa altında, ya da az ilerde /Eserleri, ne zaman basıldıkları /Kısa, uzun bir liste. Kitap adları /Can çekişen kuşlar gibi elinizde. /Parantezin içindeki çizgi /Ne varsa orda /Ümidi, korkusu, gözyaşı, sevinci /Ne varsa orda. /O şimdi kitaplarda /Bir çizgilik yerde hapis, /Hâlâ mı yaşıyor, korunamaz ki, /Öldürebilirsiniz.” der.

Edith Wharton’ın “Sığınak” adlı kitabını okuyup bitirdiğimde sitede sadece “bir” kişi tarafından okunan bu kadın yazarın biyografisini incelemek üzere internete girdiğimde şu satırlara denk geldim:
“Edith Wharton (24 Ocak 1862 – 11 Ağustos 1937) Amerikan yazar ve moda tasarımcısı.
En fazla tanınan eseri "Masumiyet Çağı" (The Age of Innocence, 1920) adlı romanıdır, ve 1921 yılında Pulitzer Ödülünü kazanmıştır.
I. Dünya Savaşı esnasında Paris'te Kızıl Haç örgütü için yaptığı yardım çalışmalarından ötürü, Fransız Légion d'honneur nişanıyla ödüllendirilmiştir.
Paris'te iken Amerikalı ünlü gazeteci William Morton Fullerton ile büyük bir aşk yaşamıştır.
Eş: Edward Robbins Wharton (e. 1885–1913)
Aralarında Henry James, F Scott Fitzgerald, Jean Cocteau, Ernest Hemingway ve Theodore Roosevelt'in bulunduğu, çağının önemli ve etkili entelektüelleriyle olan arkadaşlığı da ayrıca dikkat çekicidir.
Bazı eserleri: "Ethan Frome", "Yaz Bitince", "Akşam Çayı","Aşkın Öteki Yüzü","İki Kız Kardeş","Mihenk Taşı","Sığınak", "Her Kalp Kendi Bildiğini Okur"

Evet tam da Behçet Necatigil’in şiirinde dediği gibi değil mi? Edith Wharton’ın Amerikalı bir kadın yazar olduğunu, aldığı ödülleri, yaşadığı büyük aşkı, dostluklarını ve bazı eserlerini listeleyen kısa bir biyografi bize ne anlatabilir ki? O parantezin içinde büyük dostluklar, tutkuyla yaşanmış bir aşk, 28 yıl süren bir evlilik çok sayıda eser var ama Edith’in neler yaşadığı yok. Onun yaşadıkları eserlerinde. Biz de eserine dönelim o halde.

Bu kitaba inceleme yazmak gibi bir niyetim yoktu aslında. Ama güçlü karakter tahlilleri, ruh ikilemleri, hassas bir kadının ruhunun ömür boyu geçirdiği değişimleri 92 sayfada böyle güçlü bir şekilde anlatan bu kadın yazarı es geçmeye gönlüm elvermedi. Necip G. Bey'in Helikopter yayınları ile ilgili övgülerine bir süredir denk geliyordum ve onun son incelemesinden sonra #41618998 da bu yayınevinden üç kitap satın aldım: Biri Jean Echenoz / Bir Yıl’dı. Diğeri sevgili https://1000kitap.com/meleenk'nin harika bir inceleme yazdığı İklimler’di. (bkz: YAKARSA BU DÜNYAYI ROMANTİKLER YAKAR!) “Sığınak” ise bir yerde denk geldiğim bir kitap değildi. Kitabın önce ismi dikkatimi çekti, iyi bir yazar bu isme o kadar çok şey sığdırabilirdi ki… Arka kapak yazısını okuduğumda kitabı almaya karar vermiştim. Sonra kitaba dair bir yazı aradım, bulamadım, sitede de bir kişi tarafından okunduğunu fark edince okumaya bu kitaptan başlamaya karar verdim.

Önce kitabın dış görünüşüyle başlamak istiyorum: Helikopter yayınları hakikaten çok özenli bir şekilde basıyor kitaplarını. Çeviri bir kitapta en fazla dikkat ettiğim şey, kitabın dilidir. Bu kitabın hakikaten kusursuz bir dili var. Yaptığım alıntılardan da fark etmişsinizdir zaten. Yazar çok iyi belli ki, ama çevirmenler de şahane bir iş çıkarmışlar.
Kitabı okumadan evvel sığınak kelimesine neler sığdırılabileceği üzerine kafa yorduğumu söylemiştim. Öyle ya yaşam denen şu uzun ve çetrefil yolculukta neler sığınak olabilirdi ki bir insana? Ev, iş, aşk, çocuklar, dostlar, kitaplar, eğlenceler, yolculuklar… Listeyi uzatmak mümkün. Peki bu kitap neyi anlatıyor derseniz… Kitap Kate’in Denis Peyton’la evlenme sürecini, yaşadığı hayal kırıklığını ve sonrasında kendine sığınak bildiği oğlu Dick ile ilişkisini bolca iç çatışmalı ve psikolojik tahlilli bir şekilde anlatan kısacık ama aslında kocaman bir "uzun hikaye". Kate’in ömrünü boşa yaşadığını düşünmesi, yaşadığı çatışmalar, ahlaklı olmak ile sevdikleri arasında bir seçim yapmak zorunda kaldığında yaşadığı iç çelişkiler başarılı şekilde aksettirilmiş. Mesela şu satırlar Kate’in ömür boyu yaşadıklarını bir paragrafta sezdiriveriyor:

“Odaları teker teker amaçsızca dolaştı, ıssızlığa alışmaya çalıştı. Böylesi bir ıssızlığı çok önceleri, çoğu kadın yüreğinin dopdolu olduğu yıllarda tatmıştı; ama bu çok zaman önceydi, tam bir ıssızlık duygusu da değildi aslında, çünkü hala birilerinin o boşluğu dolduracağı umudu vardı. Oğlu doğmuştu, hayatı dolup taşmştı, ama sular yine çekilmişti ve o, heba olmuş yıllar önünde çıplak uzanırken bakakalmıştı yine. HEBA OLMUŞ YILLAR! İşte yüreğin o ölümcül gümbürtüsü, asla iyileşmeyecek olan bir felç. İnancı ve umudu, bataklığın onu vahşete çağıran ışıklarıydı, sevgisi kayan topraklara dikilmiş nafile bir anıt.” (s. 83)
Kate nelere mi sığınıyor? Önce nişanlısına /kocasına ardından da onda yaşadığı hayal kırıklığından sonra oğluna ve ardından da başka hayatlara, sanata, dostlarına ve iki yüzlü bir gülümsemenin rahatlatıcı konforuna, maskelere yani…
"Kendisinin de hayatın zoraki bir taklidi içinde konuştuğunu, gülümsediğini, yeni gelenlere elini uzattığını, gerçek Kate'in ise sahnenin arkasında trajediyi oynadığını unuttu."( s.87)

Siz de ayıracak birkaç saatiniz varsa Edith Wharton’ın “Sığınak”ına bir şans verebilir ve kendi sığınaklarınızı düşünebilirsiniz bence. Herkese keyifli okumalar diliyorum.

BLOGUMDAN ALTI ÇİZİLİ SATIRLARIMLA OKUMAK İSTERSENİZ: https://hercaiokumalar.wordpress.com/...02/siginaklara-dair/
207 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
Dickens, 19. yüzyılda yeni şekillenmeye başlayan İngiliz emniyet teşkilatını, belgesel tadında anlatıyor bu eserinde. Usta yazar; Londra'da asayişi ve güvenliği sağlayan, suçlulara göz açtırmayan polis dedektiflerinin hayatını; haftalık olarak yayınladığı dergilerdeki öykülerinde bolca anlatmaktadır.
Dedektifler, Dickens'ın başarılı betimlemlemeleri ve Londra'nın 19. yüzyıl ortalarındaki, sanayi dönemi havasını ustalıklı ve ayrıntılı anlatımından dolayı okunmaya değer bir eser olarak ele alınmalıdır...
324 syf.
·Beğendi·8/10 puan
Gerilim yüksek bir kitap.
Sarah ve Jenifer hazırladıkları listedeki kurallara uymaya çalıştıkları bir süreçte, başlarına gelen olay da gerçeğin kurallara ne kadar aykırı olduğunu ve anlıkta olsa bir başkasına güvenmenin nelere mal olacağını hesaplayamadıkları için artık kaderlerine razı olmak veya güçlü bir duruş ile bulundukları durumdan kurtulmanın yolunu bulmalarının hesabını yapmak zorundaydılar...

Bulunduğu zor durumu kabul etmek korkakların, kabul etmeyip hamle yapmaya çalışmak ise cesurların işiydi...


Tempo sonlara doğru biraz düşse de, okumamış olanlara tavsiye ederim, her sayfada heyecanınız artarak devam edecek...
Selam kitapçokseverler.
https://www.youtube.com/...ki0BOxlJoac&t=1s
Bu bölümümüzde Charles Dickens'ın hayatı ve edebiyatını konuşuyoruz.

Mr. Pickwick'in Serüvenleri, Oliver Twist ve İki Şehrin Hikayesi yapıtlarını ele alarak pikareks roman kavramını, Dickens'ın üslubunu ve karakterlerini yorumluyoruz.

Ayrıca kapitalist sistemin temellerinin atıldığı Viktorya Dönemi ve Fransız İhtilali'nin günümüze uzanan sonuçlarını tartışıyoruz.

Keyifli dinlemeleriniz olması dileğiyle.

okursohbetleri@gmail.com üzerinden görüş ve önerilerinizi bekleriz.

Sevgiler.
324 syf.
·11 günde
ASLA YAPMA'man gerekenler listesi, çocukluğunu beraber geçirmiş iki arkadaş, mahsende geçirilen 3 yıl, kaçma şansın yok, işkenceye karşı koyamaz, canının yandığını belli edemezsin.

Sanki kitap okumadım da gerilim filimi izledim, kitabın konusu, yazarın anlatımı, olay bağlantıları, okadar güzel ve akıcıydı ki çok beğendim çok keyif alarak okudum.

Okumayan varsa ve bu tarz kitapları seviyorsa kesinlile okunmalı diyorum.
488 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
İskandinav polisiyesi dendiği zaman benim için vazgeçilmez isim Nesbo dur ...Lackberg de Nesbo'nun daha naif,nazik ve yüzeysel hali diyebilirim.... Yazarın kalemini , anlatımını beğeniyorum...Bu kitapta dram ağırlıklı bir polisiye olarak oldukça güzeldi... Geçmiş ve günümüz arasındaki bağlantılar ve finaldeki şaşırtan gerçekleri severek okudum..
324 syf.
·2 günde·5/10 puan
Okuduğum polisiye romanlar içinde en vasatlardan biriydi. Kurgusu hatalı, konusu bozuk, daha ilk sayfalardan kitabın sonundaki ters köşeyi belli etmiş. Ters köşe yapacağını sanarak yapamamış yani. Hiç tavsiye etmiyorum. Zorla okudum.
172 syf.
·12 günde·Beğendi·8/10 puan
"Bu bencil dünyada bir insanın sahip olabileceği, onu hiç terk etmeyen, asla nankörlük etmeyen mutlak surette tek fedakar dostu köpeğidir."
-->Tek bir köpeğin, tarihin akışını değiştiremeyeceğini sanıyorsanız, belli ki Peritas'ı duymamışsınız; Büyük İskender'i bir filin ayakları altında ezilmekten kurtaran köpeği. Ya da Fransa ile Rusya arasında savaş çıkmasına yol açan İtalyan tazısı Biche'i. Papa VII. Clemens'i ısırıp İngiltere'nin Katolik Kilisesi'nden kopmasına neden olan Urian'ı. Richard Wagner'e operalarını bestelerken yardım eden Peps ile Fips'i...
Bunlar, Uygarlığı Değiştiren 100 Köpek'in kahramanlarından sadece birkaçı.
-->Kitap bu 100 köpeğin bilim, tarih, sanat, devlet yönetimi, din ve insana mal edilmiş hemen her alana yaptığı olağanüstü katkıları gözler önüne seriyor.
-->Fransa cumhurbaşkanlığına soyunan bir köpekle ve bir film stüdyosunu kurtaran bir diğeriyle tanışıyoruz. Büyük edebî eserlere esin kaynağı olan köpeklerden tutun da savaşta gösterdikleri üstün hizmetlerden dolayı madalya alanlar, hatta emlak devi haline gelen bir köpek bile var.
-->Keyifli bir dille anlatılan bu gerçek hikâyeler, sevgili yoldaşlarımız köpeklerin zekâsı, cesareti ve sevecen doğasına bir övgü niteliğinde. Çok keyif alarak okuyacağınıza eminim :))
207 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10 puan
Merhabalar,bu kitabı bitirdikten sonra Dickens hayranı olmaya karar verdim,tam anlamıyla bayılarak okuduğum bir eserdi. Dickens 19.yy İngiltere’sini; suçtan kaynayan sokaklarda bulunan polis ve dedektiflerin,ilginç yakalama ve tutuklama olaylarını çarpıcı bir dille, gerçekçi betimlemeleriyle yansıtmış. Kraliçe Victoria çağının en büyük romancıları arasında kabul görülen Dickens,dönemin sorunlarını yazmaktan çekinmemiş ve bu sorunları dile getirmiştir. Özellikle eğitimsiz aileleri tarafından sokaklara salınan çocukların işledikleri suçlara değinmiş ve bu çocuklara sahip çıkılması gerektiğini sert bir dille savunmuştur. Sohbet tarzında yazılan bu kitap,çoğu suçların sarhoşken işlendiğini de göz ardı etmemiş. Toplumun ahlakını ve yaşayış biçimini ayrıca sınıf farkını da vurgulamış,9 hikayeden oluşan eser aslında Dickens’ın dedektiflerle alakalı dergilerde oluşturduğu metinlerden bir araya getirilmiş. Dickens dedektiflerle oturup kalkmış ve bir çok şeye tanık olduğu bu dönemde,toplumu bu konuda aydınlatmıştır. Mutlaka okuyun. Dickens kült eserler serisine başlamadan önce bunu okumanızı tavsiye ederim,güzel bir başlangıç ve başucu kitabı.

Yazarın biyografisi

Adı:
Ayşen Anadol
Unvan:
Çevirmen, Editör
Doğum:
1946
1946'da doğdu. Orta Doğu Teknik Üniversitesi Sosyal Bilimler Bölümü'nden mezun oldu. Çeşitli gazete ve dergilerde çalıştı. 1992-2001 yılları arasında Tarih Vakfı Yurt Yayınları'nda yönetici ve editör olarak görev yaptı.

Yazar istatistikleri

  • 426 okur okudu.
  • 15 okur okuyor.
  • 384 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.