Azerbaycan Türkçesi

Azerbaycan Türkçesi

Çevirmen
8.9/10
518 Kişi
·
1.002
Okunma
·
4
Beğeni
·
190
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
367 syf.
·Beğendi·10/10
Aslında çok tolerans insanımdır. Ama bazı şeyler toleranslık filan algılamıyor. Bu kitabın konusunu aldığı olay gibi...

26 şubat 1992 yılı Azerbaycan için Hocalı yılı desek yanılmayız. Halen de acısı sızı gibi içimizde. Yaşlı, kadın, çocuk toplam 613 kişi öldürülmüş. Öldürülmüş hafif kalır, yaşlıların kafa tasları parçalanmış, hamile kadınların karnı oyulmuş, çocukların derileri yüzülmüş vs. vs... Bunları ben kendimden uydurmuyorum bunlar var, resimleri çekilmiş, videoları var. Soykırım değil de nedir bu olay?
Bir de esirler var tabii. Bazıları güç bela bulunup geri getirildi, bazılarıysa halen kayıp...

Kitaba geçelim:

Kitap Hocalı soykırımının anısına yazılmış. Orada 25-26 şubat gecesi yaşananları anlatmaktadır. Ve bir ailenin üzerinden olaylar gözümüzün önüne seriliyor. Bir aile esir alınıyor. Yolda ermeniler tarafından tecavüz olunmasın diye baba kızını tüfenginin kundağıyla vurarak öldürüyor. Karısına da aynı şeyi yapmak isterken ermeniler babayı öldürüyor... Geriye bir ana bir oğul kalıyor... Başlarına ne deseniz geliyor... Aklınıza gelebilecek her şey. Sonrası mı? Sonra oğul o kadar kin tutuyor ki kendi milletine karşı, "nerdelerdi diye neden beni kurtarmadılar diye" onu vatanına terrör yapmağa gönderiyorlar... Olaylar da bundan sonra cereyan ediyor...

Elhan Elatlı kitaplarından alışık olduğumuz Kanbay Kasımlı yok burada. Bunun yerine yazarın ikinci sevimli karekteri Alemdar var. O bir MİT çalışanı ve olayları çözmeğe çalışıyor.

Velhasıl, benim en sevdiğim, 1 günden az müddetde bitirdiğim eser.
367 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
İncelemeye nereden, nasıl başlasam diye çok düşündüm. Hocalı katliamından bahs ederek başlamaya karar verdim.
Peki nedir Hocalı?
1992 yılında 25 şubatı 26 şubata bağlayan gece Azerbaycanda, Hocalıda rusların desteyi ile ermenilerin günahsız insanlara karşı yaptığı katliamın adıdır Hocalı. Bir az bilgi vereyim sizlere bu katliam hakkında.


Takvimler 26 Şubat 1992’yi gösteriyordu. Daha sonradan ‘Hocalı Katliamı’ diye anılacak olan ve tarihe kara bir leke olarak düşecek olan olay tam da o gün yaşandı. Katliamın üzerinden yıllar geçti fakat unutulmadı. Hocalı Katliamı’nın yıl dönümünde, tüm öldürülenler tekrar hatırlanıyor. Peki, Azerbaycan’ın Dağlık Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasında 27 yıl önce neler yaşandı?

1988'de başlayan Azeri ve Ermeni halkı arasındaki Karabağ Savaşı devam ediyordu. Azerbaycan Cumhuriyeti'nin Dağlık Karabağ bölgesinin en önemli tepelerinden birisindeki Hocalı kasabası Ermeni güçleri için önemli bir askeri hedef niteliği taşıyordu. Azeri resmi kaynaklarına göre, 1992 yılında Ermeni güçleri 25 Şubatı 26 Şubat'a bağlayan gece Hocalı kasabasının giriş ve çıkışını kapadılar. Kasabın 3 tarafından çıkışı kapatıp sadece bir tarftan çıkış bıraktılar ve burada da pusu kurdular. Önce kasabayı ağır silahlardan ateşe tuttular. İnsanlar bu cehennemden kurtulmak için açık bırakılan kasaba çıkışına doğru yol aldılar. Fakat burada kurulan pusuya düşürüldüler. Esirlerin çoğu burada ele geçirilidi.
O gece Hocalıda 83 çocuk, 106 kadın ve 70'den fazla yaşlı dahil olmak üzere toplam 613 Azeri vahşice öldürüldü, toplam 487 kişi ağır yaralandı.
Sekiz aile tamamen yok oldu, 487 kişi sakat kaldı ve 1275 kişi esir alındı. Esir alınanlardan 68’i kadın ve 28’i çocuk toplam 150 kişinin yaşayıp yaşamadığı belli değildir.


Hocalıda böyle bir katliam olacağı hakkında Azerbaycanın o dönemki rehberleri ve dünyanın büyük devletleri haberdardı. Fakat kimse engel olmadı. Kimse bu katliamın karşısında durmadı. Kimse bütün bu olanlara dur demedi. O gece Hocalıda insanlık vahşice katl edildi ve bütün dünya sustu. Çünki orda akan müslüman kanıydı...

Hocalı Katliamı vahşetini yaşayan Ermeni gazeteci Daud Kheriyan, o gün yaşananları böyle aktarıyor: “Gaflan denen ve ölülerin yakılmasıyla görevli Ermeni grup, Hocalı Kasabası’nın 1 kilometre batısında bir yere 2 mart günü 100 Azeri ölüsünü getirip yığdı. Son kamyonda 10 yaşında bir kız çocuğu gördüm. Başından ve elinden yaralıydı. Yüzü morarmıştı. Soğuğa, açlığa ve yaralarına rağmen hala yaşıyordu. Çok az nefes alabiliyordu. Gözlerini ölüm korkusu sarmıştı. O sırada Tigranyan isimli bir asker onu tuttuğu gibi öteki cesetlerin üstüne fırlattı. sonra tüm cesetleri yaktılar. Bana sanki yanmakta olan ölü bedenler arasından bir çığlık işittim gibi geldi. Yapabileceğim bir şey yoktu”

Gelelim kitaba. Kitap o gece Hocalıda ailesi ile katliamdan kaçmaya çalışan ve sonrasında esir düşen bir genç ve annesinden ve ermenilerin 17 yıl sonra Azerbaycanda yeniden yapmak istediği eylemlerden bahs ediyor. Annesi babası ve kız kardeşiyle kaçarken ermenilere esir düşen bu genç 17 yıl ermeniler tarafından akla vicdana sığmayan işgenceler görüyor. Esir düşerken babası kızını düşmana teslim etmemek için öldürmek zorunda kalıyor. 17 yıl esir olan bu adam o cehenemde her şeyini, insanlığını, vicdanını, umudunu, inancını her şeyini kayb ediyor...

Kitapda Hocalıda esir düşenlerin başına gelen gerçek işgenceler de yer almakta...

Kitabı bitirince arka kapağında bir yazı dikkatimi çekti. "Yüreği zayıf olanlar okumasın" yazıyordu. Kitaba başlarken görmemiştim bu yazıyı. Görseydim anlamazdım o zaman ama yine okurdum. Ama okuyunca anladım... Bazı bölümlerde göz yaşlarımı tutamadım, öfkelendim, kızdım, nefret ettim düşmandan... Gerçekten bir çok yerleri yüreğim kaldırmadı ama okudum. Ermeniler bu katliamı "Hocalı Savaşı" adlandırıyor. Savaşta anne karnındaki çocuklar öldürülmez. Küçücük çocuklar, yaşlı kadınlar, silahsız insanlar öldürülmez oysa ki.
Bütün bunlarla birlikte çok akıcı ve sürükleyici bir hikayesi vardı kitabın. Acıyı, aşkı ve vatan aşkını harmanlamış yazar. Çok da güzel olmuş.


Yüreğiniz kaldırmasa da okumayı şiddetle tavsiye ediyorum. Gerçekten okunması gereken bir kitap...
256 syf.
·Beğendi·9/10
Kitabı 2 yıldır ki okumuş bulunuyorum. Aklımda yalnızca olayların akışı ve sonuç kaldı. Karakterlerin isimlerini sorarsanız hiç birini hatırlayamam. Kısaca aklımda kalanlardan özet geçmem gerekirse:

Elhan Elatlı`nın yaratdığı Kanbay Kasımlı adlı detektivi var. Çok az konuşan, insanlarla pek içli dışlı olmağı sevmeyen, her kesin pek sevemeyeceği karakter. Yine onun işi araştırmasıyla olayların içine giriyoruz.
Bir aileye gece misafir geliyor. Ve her şey bundan sonra başlıyor. Akşam iş dönüşü kadın eve gelince kocasını kapının önünde ölmüş görüyor.(Çok feci bir şekilde.) Misafirse ortalıklarda yok. Misafirin kim olduğunu da sorarsanız kocası ölen kadının erkek kardeşi... Kanbay Kasımlı ve polisler olayları araştırmağa başlıyor. Haliyle de detektiv ve polis arasında çekişmeler de yaranıyor.

İşin içine bi de yan komşular karışınca cinayet esrarengiz hal alıyor. Seçilmiş ceza ne demek derseniz? Sonu hiç ummadığınız şekilde sonuçlanıyor derim. Spoiler vermek istemiyorum ama okursanız çok şaşırıp, yazarın düşünce tarzına hayran kalacağınıza eminim.
264 syf.
·Beğendi·8/10
Yetim Bahar`ın manifestosu bu...

Küçük yaşından yetim kalan, ihtiyaç yüzünden bir kasaba annesi tarafından köle olarak satılan Bahar`ın dönemin şartlarına bazen boyun eğiş bazen mucadelesine şahid olacaksınız.. Daha gelişmemiş bedeni ile en zor şartlarda çalıştırılır, itilip kakılarak her kes tarafından hor görülür. Ama onun da bir umudu vardır... Kendisi yüzünden hapishaneye düşen ağabeyini bulacak ve tüm bu zor şartlar geride kalacaktır. Kalacak mı ki?..

Roman, 1938 yılında, Azerbayca`nın en çalkantılı döneminde yazılmışdır. Öyle ki, yazarların yazdığı her eser, şiir didik didik edilir, mercek altına alınır, her " ters " olan nesne yüzünden sansürlenir. Yine de kimse kalemini sakındırmaz mücadele ruhlu, özgürlüğe çağıran, mücadele kokan yazılar kaleme alırlar. Ve bu yüzden çoğu yazar/ şair sürgüne gönderilir ya da iyi ihtimal güllelenir...

Mir Celal, bu olayların yaşandığı anlarda bu eseri kaleme almakla büyük riske atlamıştır diye biliriz. Kitab, Bahar`ın mücadelesi gibi gösterilse de aslında dönemin gençlerinin özgürlükleri uğrunda mücadele, dağların ardını geçip sonsuz enginliklere kavuşmasını anlatır.

Bahar`ın simasında yazar, başa geçenlerin adaletsizliğini, din ardına sığınıp dinle alakası olmayan mollaların merhametsizliği, parasızlık yüzünden insanları hor gören "insancıkları" kalemiyle dalgalandırıyor.

Sonu hayli hüzünlü ve düşündürücü. Onca yok olan canların sonunun koca bir belirsizlik olması gibi Bahar`ın da sonu koca bir belirsizlik. Güç kimdeyse haklı odur hesabı...

Not: Aslında Bahar kız ismidir, yazarsa bir erkek için bu ismi tercih etmiş. Bir çok teoriler sunulabilir ama doğru olan kesin olarak bilinmiyor.

Keyifli okumalar.
272 syf.
·Beğendi·9/10
"İsimsiz Tablo" ( orjinal adıyla "Adsız Tablo" ) yazarın en sevdiğim kitaplarındandır.

Bu zamana kadar polisiye yazan yazarlar arasında beni en çok korkutan ( o kadar korkarım ki, sabaha kadar gözümü kırpmam, sabah olunca da okula gitmek istemem :) ) yazardır Elhan Elatlı.

İsimsiz Tablo yine hemen hemen yazarın her kitabında olduğu gibi Kanbay Kasımlı`nın olaylara dahil olmasıyla başlıyor. Bir apartmanda tanınmış, genç, evli ressam evinde öldürülüyor. Bu olayda her kes suçlu gibi görünse de tabii ki tek katil var. Peki o katil kim ve ressamdan ne istemiş olabilir? Olayın tabloyla ne ilgisi var ?

Olaylar o kadar sistemli cereyan etmiş ki kitapta, okurken katil demediğim karekter kalmamıştır sanırım. Yazar yine olayları ilmek atar gibi sık sık bir birine dokumuş ve açması için beyinlerimize sunmuş gibi.
O kadar olaydan sonra sonunu ( katilin kimliğini, cinayet sebebini ) bir sayfada özetlemesi en sinir olduğum noktadır :)).

Velhasıl, Kanbay Kasımlı yine iş başında ve onun zekasından ne kurtulmuş ki bu olayda kurtulsun. :)
367 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Elxan elatli yene möhdesem bir əser. Deyset derecede gözel kitabdi oxuyarken insan bircür olur seid ve anasinin yasadiqlari cox pis birseydi ki bunu neçe Azerbaycanli yaşiyibdi helede yasiyanlar var tesüfki. ilk oxudugum ilxan elatli kitabidi belkede daha gözel kitablari var ki əminem. Ancaq ilkler basqa olur bu menim ücün en gözeli olaraq qalacaq.
256 syf.
·Beğendi·10/10
Çok tanıdık, bildik bir duyguyu bambaşka anlatabilen ve bunu yaparken duru, doğal anlatımına rağmen insanın ruhunu tamamen kuşatabilen çok müstesna bir şairimizdir. Şiirin bu kadar yakıştığı bir başka dile şahit olmadım. İstisnasız bütün şiirleri zevkle okunabilir.
140 syf.
·1 günde·Beğendi·7/10
Günlerin bir günü yazar Salam Qadirzade`nin yanına bir kadın gelir. Kadın yazar olmak isteyen ikiz kız kardeşinin iki adet günlüğünü okumasını Qadirzade`den rica eder. Yazar başlar okumaya. Ve ortaya bu kitap çıkmıştır..

46 Bənövşə ( bənövşə Türkçe hangi çiçek bilmiyorum maalesef) ismi nereden çıkmış derseniz: Günlüğün sahibi Gönül her yeni gün için anılarını yazdığı günlüğüne tarih ile yok, bir boynu bükük "bənövşə" çizerek başlıyor.

Kitap sade dilde yazılmış. Elinize almanızla bitirmeniz bir oluyor. Zaten cep boy olarak yayınlanmış.

Biraz kitap hakkında bilgi vermek gerekirse;
Gönül, heykeltıraş (ismi Derya) bir adama aşık olur. Gözü ondan başka kimseyi görmez. Eskiden aşık olduğu, huyu suyu düzgün Emin`i bile unutur. Varsa yoksa Derya vardır artık onun için. İlk defa anne/ babasına yalan söyler. Etrafa karşı kulaklarını tıkar. Derya`nın kusurlarını görmezlikten gelir. Babasının biricik kızını kimse henüz üzmemişken, ilk göz yaşını döker, ilk ihanet darbesini yer..

Hikaye 1969 yılında keleme alınmış olsa da olaylar sanki günümüze hitap ediyor.

Benim için gizemli kalan meselelerden biri;
bu günlük olayı doğru mu yoksa yazarın kurgusu mu?
Gizemi çözmem dileği ile :)
140 syf.
·2 günde·Beğendi·Puan vermedi
46 Bənövşə… Həcmi kiçik olsa da, həyata real gözlə baxmağa vadar edir. O reallıq ürək açan olmasa da görməyə məcbur edilirsən. Kitab Bütün hər şeyin gözəl olduğu xəyallar dünyasından çıxarıb iyrənc bir reallığa atır səni.
Könülün təsvir etdiyi bənövşələr və yaşadığı hadisələr. Bəlkə də elə özü biləmədən boynu bükük bənövşə təsvir edərkən özünü təsvir edirdi?!
Hisslərimiz düşüncələrimizin qarşısı kəsdiyi an özümüz özümüzü kədərə təslim edirik.
Real olan bir şey var: Fəzilənin etdikləri və dedikləri inandırıcı olmasa və gözəl səslənməsə də həqiqət idi. Acı həqiqətləri isə heç vaxt qəbul edə bilmirik.
632 syf.
·42 günde·Beğendi·10/10
XX əsr Azərbaycan ədəbiyyatının nəsr ustadından həyata dair yazılar... Oxuyan heç kimə yadlıq hissi verməz. Çünki qəhrəmanlar hər gün gördüyümüz, salamlaşdığımız, danışdığımız insanlardır.

Yazarın biyografisi

Adı:
Azerbaycan Türkçesi

Yazar istatistikleri

  • 4 okur beğendi.
  • 1.002 okur okudu.
  • 51 okur okuyor.
  • 672 okur okuyacak.
  • 12 okur yarım bıraktı.