Barış E. Alkım

Barış E. Alkım

Çevirmen
7.0/10
69 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
58
Gösterim
Adı:
Barış E. Alkım
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
136 syf.
·5 günde·7/10
Bir süredir gotik edebiyattan bir şeyler okumak istiyordum. Aklımdaki, Jane Eyre misali şato tarzı bir ev, çatıya kapatılmış bir ev sakini, yahut gizli saklı işleri olan bir uşak, geçmişi kazdıkça ortaya çıkan esrarengiz örtülü olaylar, hayaletli sihirli mihirli şeylerdi yahut Sınırdaki Ev gibi bir şey. E tabi bu umduklarım, yazar ne uygun görürse, azıcık gerdiği sürece sıkıntı olmaz. -DI. Gotik edebiyatı araştırırken de karşıma Lovecraft çıkınca ıskalamadım. Peki bu seçimle iyi mi ettim? Nereden eleştirmeye başlasam bilmiyorum. Okuyacak olanlar için sürprizbozan olacak fakat bence bozulacak bir sürpriz yok, siz yine de okuyup okumayacağınıza kendiniz karar verin.

Öncelikle kitaptaki düşünce gerçekten güzeldi. Bir grup güney kutup bölgesine gidiyor ve orada biyolojik ve jeolojik araştırmalar yapıyor. Her şey son teknoloji. Lovecraft 1937'de ölmüş bir yazar. Bu kitap da 1920'lerin sonuna doğru yazılmış. O zamanlarda bu kadar teknolojik gelişmelerin olduğunu bilmiyordum, bu yüzden epey şaşırdığımı söylemeliyim. Bu konularla ilgili yeterinden fazla bilgi verilmiş. Yetmedi biyolojik mi dersiniz bayolojik mi bilmem, bayıltana kadar bilgiye boğulduğumuz bir sürü paragraftan sonra, bir ümit bir olay olsun, bir hareketlilik olsun derken, neyse buraya sonra geleceğim. Dünyanın tarihi ile ilgili de bayıltan satırlara gömmeyi uygun bulan Lovecraft, gerçekten güzel olan roman konusunu, bence güzel de harcamış. İkinci Zaman, Üçüncü Zaman, Tebeşir Çağı, Jurasik ve Komakiyen dönemleri, Üstneojen Çağı vs. Bunlar romana yedirilse, ara ara geçse inandırıcılığı artıran ve hoşumuza giden ayrıntılar olabilirdi. Sürekli bunların geçtiği cümleler okumak bir yerden sonra yeter artık dedirten, insanı sıkan, romanın dışına atan, dozu aşmış ayrıntılar. Sonuç itibariyle Tarih Öncesi Devirlerle ilgili bir araştırma kitabı değil, kurgu bir kitap okuyoruz. Yabancılaşma ve yüzleşme öyküsüymüş. Pabucumun yüzleşmesi. Bu kelimeyi gören de essahtan bir şey var zanneder. Bütün bir kitap bunlarla geçti. Son 30 sayfada nihayet biraz ekşın geldi. Ama o kadar az ki, dişimin kovuğunu doldurmadan bitti. Bu. Kitap bu.

Yazılışta geçen KAFİRCE, DELİCE, DEHŞET VERİCİ, YAZMAYA CESARET EDEMEYECEĞİM gibi ifadelerin garipliğinin saçmalığının ne alakasına gelelim. İşte burda olmayan sürprizi bozacağım. Bu ekip araştırmaya gitti ya, kitabın en başında ve arka kapak yazısında orada garip yaratıklarla karşılaşacakları zaten belirtilmiş, yani bu benim olayın tadını kaçırmam değil. Siz böyle bir yere gidiyorsunuz, bunlar muhtemelen uzaydan gelmiş, taa tarih öncesi devirlerden beri burada yaşadığını araştırmalarınız sonucu anladığınız, zekası olan varlıklar. Kendilerine ev yapmışlar, şehir kurmuşlar, Buzul Dönemi falan oraları terkedip denizlere geçmişler vs. Kendi hallerinde yaşıyorlar, efendi efendi, kimseye bulaştıkları yok. Şimdi biri bana buradaki kafirliği bir açıklasın. Neden kafirce yapılar? Bu bir argo kullanımdır tamam da siz oraya gelene kadar kimi kesip biçtiler? Oraya gelen ilk ekibin başına bir şeyler geliyor. Dehşetli korkunçlu şeyler. İlk önce fırtına falan zannediliyor. Değil, üç harfliler basmış gibi (Palu Family effect) bunları orada basmışlar ama olay gölgede. Gelen 2. ekibi de bir karşılaştır doğru düzgün, canavarlar uzaylılar bunları görmeden, ekip onları bir görsün korka korka. Yok adamlar ellerine horoz şekerlerini alıp bunların inlerine giriyor. Lalalalala. Şirinler müziği fonda. Böyle sakin sakin geziyorlar. 37 köpeğin 36'sının öldüğünü görün, çadırlar paramparça sakin selim buraları gez, sonra sürekli dehşet içeren cümleler kur ama dehşet yok. Çünkü dehşet dedikleri şey, 1. ekibin betimlenmesi değil bakın, bunlar dağlara bakıyorlar dehşet, yere bakıyorlar dehşet, duvardaki bizim çivi yazımız misal resimlere yazılara bakıyorlar dehşet, gökyüzüne bakıyorlar dehşet. Dağlara delilik diyorlar. Dağ ve delilik. Kitapta defalarca deli, delice, delilik kelimeleri geçiyor, ama okur put gibi bakmakta. WHY??? Yahu ne olacaktı Los Angeles sokakları mı bekliyordunuz, inin cinin top oynadığı ve hatta hayatın olmadığını düşündüğünüz yerler zaten. Hayatın var olduğunu öğrenmek tamam şaşırtır da kitap boyunca dehşet dehşet dehşet. Kitaptaki anlatıcı, ''House of Alien Families'' gezisini gerçekleştirirken hani insanı napıyorsunuz dedirten ve sizin bilim aşkınıza uzaylı yeşil yapışkan sıvısı yapışsın e mi öfkesini hissedip, çıkın ordan şımarıklar sizi terliğini fırlatmak istediğiniz uzun yürüyüşlerinde, nihayet son 30 sayfasında dev penguenler görüp iki çığlık bir kovalamaca yaşıyorlar ve kitap bitiyor. 7 puanı hem kitabın ana fikri güzel diye hem de son 30 sayfa için verdim ve inanın cömert bir puan ya da inanmayın beni ilgilendirmiyor ister sevin ister gömün, ben kitabı beğenmedim. Şu yazmaya cesaret edemediği ve ekip arkadaşına aklını oynattıran her ne idiyse yazsaydı da biz de korkudan bir irkilme vakası yaşasaydık. Olmamış. Allahtan %40 indirimle almıştım. :)
132 syf.
·9/10
Bir solukta bitirdim, soğuk bir solukta.
Giriş kısmı fazla terimlerden oluşuyor. Eğer sıkılıp bırakmazsanız ki zaten kitap toplamda 136 sayfa, sizi gerilim buz gibi kollarıyla kucaklamak için bekliyor olacak.
Yazarın yarattığı atmosferden etkilenmemek elde değil.
132 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Lovecraft'ın aklı, kafası ,hayal gücü artık her neyse , kesinlikle emin oldum bu dünyaya ait değil.... Başka bir boyuttan olduğunu düşünüyorum ve şüpheleniyorum ... Sanırım bende deliliğin dağlarında değil belki ama deliliğin sayfalarında bir hayli dolaştım ...Bu kitap esasında Cthulhu mitosunun temelini atmak ve sağlamlaştırmak için yazılmış ve başarılıda olunmuş....Ben çok sevdim .. kozmik korku veya bilimkurgu ağırlıklı korku yada gotik korkuya ilgi duyuyorsanız okuyun lakin şunu söylemeden geçemeyeceğim ağır bir kitaptır ....Dili ağdalıdır , sürükleyiciliği yoktur ve tasvirler çoktur ve fazla yer verilmiştir...Bu sebeple okuması hayli zordur ben çok sevmeme rağmen sürekli geri dönerek okuduğum için 136 sayfalık kitabı 4 günde bitirdim ....ama benim için keyifliydi ve pişman değilim zira yarattığı atmosferlere hiç düşünmeden bodoslama dalmak gibi bir huyum var ... Kesinlikle değer ...
132 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel çalışmalar için giden Bilim adamının hikayesini anlatan bir eser. Fazlasıyla bilimsel terimleri olan edebi dilli ağır bir eser okudum. Aslında az sayfalı bir kitaptı ama tasvir ağırlıklı olması 3 günde bitirmeme sebep oldu. Yer yer sıkıldığım bazen de heyecanla endişeyle okuduğum anlar oldu. Yazarın anlatışı,tasvirlemesi hayal gücümü zorlasa da insanın zihninde canlanmasına sebep oluyor. Aynı zamanda anlatılan olayları yaşayabiliyorsunuz. Değişik bir kitaptı ama sevdim. OKUMAKLA KALIN.
132 syf.
·5/10
korku-gerilim türü kitap.
Hatta bu tür kitapların atası niteliğinde değerlendiriliyor. 1931 yılında okurlarıyla buluşmuş olan kitapta Antarktika'da keşfedilen bir dağ kümesi ve orada yaşadığı düşünülen "Eskiler" adı verilen devasa canlılardan (insan-bitki-hayvan karışımı) bahsediyor. Çılgınlar gibi tasvirler mevcut ama konuya hakim olmak,gözünde canlandırmak, hayal etmek cok zor. Sanirim bilgisayar oyunları oynayanlar (özellikle frp) için oldukça güzel olabilecek bir kitap. Korkutmadi ama merak ettirdi diyebilirim. Böyle bir tür var mıydı,olabilir miydi dedirtti.
132 syf.
·1 günde·Beğendi·8/10
Korku türünün atası sayılan Lovecraft'tan çok güzel, değişik bir kurgu. Yalnız bu kitap korkudan ziyade bana daha çok gizem kitabı gibş geldi. Merak ve gerilim, korkudan daha ön plandaydı. Gelelim kitabın detaylarına;
Miskatonic Üniversitesi'nden bir ekip araştırma için Antartika'ya gider. Yaptıkları sondajlarda jeolojik bulgulardan çok daha fazlasına rastlarlar. Çağlardır ölü olan bu kıta, insanın gezegen üzerinde ilk yürüyüşünden yıllar yıllar önce yaşayan varlıkların görkemli izlerini korumaktadır derinliklerinde. Ancak onları asıl tehlikeye sürükleyen, “Yüce Eskiler”in dehşet verici şehrini keşfetmeleridir.
132 syf.
·51 günde·7/10
Deliliğin Dağlarında hayli özenle kurgulanmış okuru detaylarla boğuşurken gerilime iten bir kitaptı. Arka planda akıp giden olay örgüsünü aşan bir bilgi yüklemesi mevcuttu. Lovecraft’ı daha evvel okumadığım için her kitabında benzer bir durum var mıdır bilemiyorum. Normalde bu tarz unsurları severim fakat jeoloji, tarih veya coğrafya gibi alanlarda o kadar kötüyüm ki hayli zorlanarak okudum. Başlangıçta araştırarak okumayı hedefledimse de bir yerden sonra akışına bırakıp olay örgüsünün bu veri çorbasının içindeki lezzetine varmaya odaklandım. Hedeflediğime ulaşmak güç olmadı; dehşetengiz bir olay akışının peşinden oradan oraya sürüklendim.

Minik sürprizbozanlarla devam ederek kilit noktalarımı not almak işlevsel olabilir. Bir kâşifin merak güdüsünün dozajı o kadar güzel aktarılmıştı ki şaşırdım. Özellikle yazarın Eskiler’in de aslında meraklı ve keşfetmeye yönelik bilim insanları olduğu yönündeki yaklaşımını okurken işte bu dedim. İnandığı gerçekleri aktaran bir kimsenin yazdıklarıydı okuduğum buna eminim. Karakterlerimizin onlara da en az onlar tarafından katledilen insan arkadaşlarına üzüldüğü kadar canı yandı. En azından beni buna inandırdı. Uzaylı da olsa insan insandır temasını da görmezden gelemeyeceğim tabii :D

Arka planda birçok çatışma dönmekteydi. Yukarıdaki örnekteki düşmana yapılan empati hissi bunlardan biri. Ek olarak yaratılanların ya da icat edilenlerin dönüşümü beni şaşırttı. Lovecraft Eskiler üzerinden günümüzü farklı bir şekilde biçimlendirmiş gibi geldi bir an. Klişe olacak elbet ama robotların veyahut yapay zekânın dönüşebileceklerine dair çağımızda güttüğümüz endişe burada Shoggothlar aracılığıyla yüzümüze çarpılmıştı. Özellikle taklit yeteneklerinden bahsedildiği kısımlarda zihnimde gezinen ürperti fazlasıyla gerçekti. Merak ve korku akabinde gelen ilerleme ve tekrar korkunun peydahlanması da Bunun dışında Eskiler’e ait aktarılan detaylar, kurdukları şehir ve duvarlardaki kabartılarla anlatılan medeniyet sirkülasyonları kısaca bunların hepsi bilgi vermek için harika anlatım şekilleriydi.

Başkalarına dair temelleri olan ve birikerek büyüyen işleri seviyorum. Nantucketh Arthur Gordon Pym'in Öyküsü’nü en kısa sürede okuyacağım. Okuduktan sonra güncelleme gerektiren bir durum olursa yine ekleme yaparım zaten. Nitekim hayli emek verilerek üretildiği bariz olan ve çok daha geniş, kasvetli bir evrenden gelen kozmik bir melodiydi okuduklarım. Necromicon’un deli yazarına ve yankılarına selam olsun.

Tekeli-li!
136 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
Antarktika'ya jeolojik kazılar yapmak üzere giden William Dyer ve ekibinin başına gelenleri konu alıyor. Jeolog William Dyer kadim uygarlıkları ve milyon yıllık canlıları araştırmaya giden ve geri dönemeyen ekibe neler olduğunu anlamak için bölgeye gider ve olaylar gelişir.

H.P. Lovecraft'tan okuduğum ilk eser oldu. Belki yanlış bir kitapla başladım bilemiyorum ama fazla biyoloji terimi olduğu için bir ara sıkıldım ama kitap efsaneydi. İliklerinize kadar korkuyu hissediyorsunuz. Cthulhu mitosundan çok örnekler olduğu için yakın zamanda Cthulhu'nun Çağrısı kitabını okuyacağım.

Bilimkurgu, fantastik ve korku ögelerini birden barındırdığı için bu türleri seven okurların mutlaka okuması gereken bir kitap bence.

Kitabın son taslak hali için->http://i.hizliresim.com/r1rMd1.jpg
Benim bu kısacık kitabı okumaya ne sabrım, ne kalbim, ne beynim dayanmadı maalesef. Çok fazla jeolojik terminoloji olmasının yanı sıra oldukça dağınık bir anlatımı var. Bana göre bir kitap değilmiş. Tamamlamadığım için puanlama yapmadım ama diğer incelemeleri de hesaba kattığımda sanırım çoğunlukla aynı fikirdeyiz. Fakat yazardan bir kitap daha okumaya hevesliyim.
132 syf.
·4 günde·Puan vermedi
Gotik edebiyatı Lovecraft ile başlamıştım. Hikayeleri çok güzel, bazende kabus görmeme de neden oluyor. Ama Lovecraft'a başlayan insan bir türlü bırakamıyor.
Şimdi Deliliğin Dağlarında kitabına gelecek olursak. Yani hikaye güzel bir film misali akıp gitti resmen ama jeolojik terimleriyle kafamın karışmasına sebep oldu. Çoğu zaman bu terimleri anlamak için internete girip bakmam gerekti. Bu güzel hikayeyi okuyun derim.