Barış E. Alkım

Barış E. Alkım

Çevirmen
6.9/10
131 Kişi
·
Okunma
·
0
Beğeni
·
85
Gösterim
Adı:
Barış E. Alkım
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
136 syf.
·5 günde·7/10 puan
Bir süredir gotik edebiyattan bir şeyler okumak istiyordum. Aklımdaki, Jane Eyre misali şato tarzı bir ev, çatıya kapatılmış bir ev sakini, yahut gizli saklı işleri olan bir uşak, geçmişi kazdıkça ortaya çıkan esrarengiz örtülü olaylar, hayaletli sihirli mihirli şeylerdi yahut Sınırdaki Ev gibi bir şey. E tabi bu umduklarım, yazar ne uygun görürse, azıcık gerdiği sürece sıkıntı olmaz. -DI. Gotik edebiyatı araştırırken de karşıma Lovecraft çıkınca ıskalamadım. Peki bu seçimle iyi mi ettim? Nereden eleştirmeye başlasam bilmiyorum. Okuyacak olanlar için sürprizbozan olacak fakat bence bozulacak bir sürpriz yok, siz yine de okuyup okumayacağınıza kendiniz karar verin.

Öncelikle kitaptaki düşünce gerçekten güzeldi. Bir grup güney kutup bölgesine gidiyor ve orada biyolojik ve jeolojik araştırmalar yapıyor. Her şey son teknoloji. Lovecraft 1937'de ölmüş bir yazar. Bu kitap da 1920'lerin sonuna doğru yazılmış. O zamanlarda bu kadar teknolojik gelişmelerin olduğunu bilmiyordum, bu yüzden epey şaşırdığımı söylemeliyim. Bu konularla ilgili yeterinden fazla bilgi verilmiş. Yetmedi biyolojik mi dersiniz bayolojik mi bilmem, bayıltana kadar bilgiye boğulduğumuz bir sürü paragraftan sonra, bir ümit bir olay olsun, bir hareketlilik olsun derken, neyse buraya sonra geleceğim. Dünyanın tarihi ile ilgili de bayıltan satırlara gömmeyi uygun bulan Lovecraft, gerçekten güzel olan roman konusunu, bence güzel de harcamış. İkinci Zaman, Üçüncü Zaman, Tebeşir Çağı, Jurasik ve Komakiyen dönemleri, Üstneojen Çağı vs. Bunlar romana yedirilse, ara ara geçse inandırıcılığı artıran ve hoşumuza giden ayrıntılar olabilirdi. Sürekli bunların geçtiği cümleler okumak bir yerden sonra yeter artık dedirten, insanı sıkan, romanın dışına atan, dozu aşmış ayrıntılar. Sonuç itibariyle Tarih Öncesi Devirlerle ilgili bir araştırma kitabı değil, kurgu bir kitap okuyoruz. Yabancılaşma ve yüzleşme öyküsüymüş. Pabucumun yüzleşmesi. Bu kelimeyi gören de essahtan bir şey var zanneder. Bütün bir kitap bunlarla geçti. Son 30 sayfada nihayet biraz ekşın geldi. Ama o kadar az ki, dişimin kovuğunu doldurmadan bitti. Bu. Kitap bu.

Yazılışta geçen KAFİRCE, DELİCE, DEHŞET VERİCİ, YAZMAYA CESARET EDEMEYECEĞİM gibi ifadelerin garipliğinin saçmalığının ne alakasına gelelim. İşte burda olmayan sürprizi bozacağım. Bu ekip araştırmaya gitti ya, kitabın en başında ve arka kapak yazısında orada garip yaratıklarla karşılaşacakları zaten belirtilmiş, yani bu benim olayın tadını kaçırmam değil. Siz böyle bir yere gidiyorsunuz, bunlar muhtemelen uzaydan gelmiş, taa tarih öncesi devirlerden beri burada yaşadığını araştırmalarınız sonucu anladığınız, zekası olan varlıklar. Kendilerine ev yapmışlar, şehir kurmuşlar, Buzul Dönemi falan oraları terkedip denizlere geçmişler vs. Kendi hallerinde yaşıyorlar, efendi efendi, kimseye bulaştıkları yok. Şimdi biri bana buradaki kafirliği bir açıklasın. Neden kafirce yapılar? Bu bir argo kullanımdır tamam da siz oraya gelene kadar kimi kesip biçtiler? Oraya gelen ilk ekibin başına bir şeyler geliyor. Dehşetli korkunçlu şeyler. İlk önce fırtına falan zannediliyor. Değil, üç harfliler basmış gibi (Palu Family effect) bunları orada basmışlar ama olay gölgede. Gelen 2. ekibi de bir karşılaştır doğru düzgün, canavarlar uzaylılar bunları görmeden, ekip onları bir görsün korka korka. Yok adamlar ellerine horoz şekerlerini alıp bunların inlerine giriyor. Lalalalala. Şirinler müziği fonda. Böyle sakin sakin geziyorlar. 37 köpeğin 36'sının öldüğünü görün, çadırlar paramparça sakin selim buraları gez, sonra sürekli dehşet içeren cümleler kur ama dehşet yok. Çünkü dehşet dedikleri şey, 1. ekibin betimlenmesi değil bakın, bunlar dağlara bakıyorlar dehşet, yere bakıyorlar dehşet, duvardaki bizim çivi yazımız misal resimlere yazılara bakıyorlar dehşet, gökyüzüne bakıyorlar dehşet. Dağlara delilik diyorlar. Dağ ve delilik. Kitapta defalarca deli, delice, delilik kelimeleri geçiyor, ama okur put gibi bakmakta. WHY??? Yahu ne olacaktı Los Angeles sokakları mı bekliyordunuz, inin cinin top oynadığı ve hatta hayatın olmadığını düşündüğünüz yerler zaten. Hayatın var olduğunu öğrenmek tamam şaşırtır da kitap boyunca dehşet dehşet dehşet. Kitaptaki anlatıcı, ''House of Alien Families'' gezisini gerçekleştirirken hani insanı napıyorsunuz dedirten ve sizin bilim aşkınıza uzaylı yeşil yapışkan sıvısı yapışsın e mi öfkesini hissedip, çıkın ordan şımarıklar sizi terliğini fırlatmak istediğiniz uzun yürüyüşlerinde, nihayet son 30 sayfasında dev penguenler görüp iki çığlık bir kovalamaca yaşıyorlar ve kitap bitiyor. 7 puanı hem kitabın ana fikri güzel diye hem de son 30 sayfa için verdim ve inanın cömert bir puan ya da inanmayın beni ilgilendirmiyor ister sevin ister gömün, ben kitabı beğenmedim. Şu yazmaya cesaret edemediği ve ekip arkadaşına aklını oynattıran her ne idiyse yazsaydı da biz de korkudan bir irkilme vakası yaşasaydık. Olmamış. Allahtan %40 indirimle almıştım. :)
132 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10 puan
Lovecraft'ın aklı, kafası ,hayal gücü artık her neyse , kesinlikle emin oldum bu dünyaya ait değil.... Başka bir boyuttan olduğunu düşünüyorum ve şüpheleniyorum ... Sanırım bende deliliğin dağlarında değil belki ama deliliğin sayfalarında bir hayli dolaştım ...Bu kitap esasında Cthulhu mitosunun temelini atmak ve sağlamlaştırmak için yazılmış ve başarılıda olunmuş....Ben çok sevdim .. kozmik korku veya bilimkurgu ağırlıklı korku yada gotik korkuya ilgi duyuyorsanız okuyun lakin şunu söylemeden geçemeyeceğim ağır bir kitaptır ....Dili ağdalıdır , sürükleyiciliği yoktur ve tasvirler çoktur ve fazla yer verilmiştir...Bu sebeple okuması hayli zordur ben çok sevmeme rağmen sürekli geri dönerek okuduğum için 136 sayfalık kitabı 4 günde bitirdim ....ama benim için keyifliydi ve pişman değilim zira yarattığı atmosferlere hiç düşünmeden bodoslama dalmak gibi bir huyum var ... Kesinlikle değer ...
132 syf.
·9/10 puan
Bir solukta bitirdim, soğuk bir solukta.
Giriş kısmı fazla terimlerden oluşuyor. Eğer sıkılıp bırakmazsanız ki zaten kitap toplamda 136 sayfa, sizi gerilim buz gibi kollarıyla kucaklamak için bekliyor olacak.
Yazarın yarattığı atmosferden etkilenmemek elde değil.
132 syf.
·2 günde·Beğendi·7/10 puan
İnsanlığın güvenliği ve huzuru için dünyanın bazı karanlık, ölü köşelerinin ve el değmemiş derinliklerinden olduğu gibi bırakılması mutlak bir zorunluluktur,uyuyan tuhaflıklar dirilmesin ya da kafirce yaşayan kabuslar kara inlerinden kıvrılarak dökülüp, yeni ve geniş fetihlerde bulunmasınlar. S 135

Tüm bu manzarada, ısrarlı, yayılmış dehşet verici ketumluğun ve potansiyel ifşanın bir belirtisi vardı. Bu çıplak karabasan kuleler, rüyaların yasak ülkesine, uzak zamanın ve mekanın çapraşık uçurumlarına ve boyutlararasılığa açılan korkunç bir geçidin kapısını işaretliyor gibiydiler. Bunların kötü şeyler olduğunu-uzak yamaçları lanetli nihai bir dipsiz uçuruma bakan deliliğin dağları olduğunu-düşünmeden edemiyordum. S 40.

Lovecraft okuduğum ikinci, senenin ilk eseri olarak gayet keyif aldım. Korku-fantastik-gerilim dünyasının mihenk taşlarından sayılıyor ve bu konumun hakkını fazlasıyla veriyor lovecraft.

Hikayelerinde sanırım beni çeken asıl kısım, belirli bir resmiyette verdiği bitmek, tükenmek bilmeyen gizem...
Betimlemeleri çok yoğun bu zaman zaman odaklanmalarda problem yaratsa da konunun derinliği sizi sürüklüyor. Gotik bir yapı ve anlatım tarzı hikayeye hakim ve Lovecraft'ın beyin dişlilerinin hayalgücünü nasıl öğüttüğüne her sayfada şahit oldukça rahatsız edici bir keyif alıyorsunuz diyebilirim.

Hikaye Antarktika'ya giden bir grup bilim adamının keşif yolunda ödediği bedelleri ;) ve karşılaşılan kafa açan kadim dünyaların diyarındaki sarmalı eşsiz betimlemelerle gözler önüne seriyor.

Keyifli okumalar...
132 syf.
·22 günde·Beğendi·9/10 puan
•Howard Phillips Lovecraft - 1890-cı 20 avqustda dünyaya gəlib. Tək övlad olan H.P uşaqikən psixi xəstəlik qazanır, sonra atası dünyasını dəyişir, anası ağılxəstəxanasına düşür, maddi sıxıntılar və digər amillər onun həyatını istiqamətləndirir. Uşaqlıqdan mistika, mifologiya oxumağı sevməyi daha sonra onu qorxu, fentezi, mistikanın izlərini göstərdiyi hekayələr yazmağa şövq edir. Yaşarkən tanınmasa da, ölümündən sonra əsərləri onu “qotik qorğu”nun ustadı kimi tanıdır.
“Dəliliyin dağlarında”
Bu əsər qısa həcminə baxmayaraq heç də asan oxunmur. Yazarın təxəyyülü sadəcə möhtəşəmdir. Bir insan bu cür təsvirləri necə yaza bilər? Elmi şəkildə verilən izah və təsvirlər oxu sürətini yavaşlatsa da sevərək oxuduğumu deyə bilərəm.
Mövzu
Miskatonic Universitetindən bir qrup müəllim və tələbə araşdırma məqsədilə xüsusi texnikalarla birlikdə Antraktidaya yollanır. Ancaq bu araşdırma bir Kəşfə dönür. İnsanlığın yaranmasından öncə mövcud olmuş “ölü bir şəhər” kəşfin dərinləşməsinə səbəb olur. Heyətin başına gələnlər, verilən canlı təsvirlərlə xəyal dünyanızın sərhədlərini zorlayacaqsınız....

Sevərək amma fasilə verərək oxusam da mənim üçün belə bir klassik qorxu nümunəsini oxumaq çox zövqlü oldu.
Sizə də tövsiyə edirəm.

Film olsa izlesem dediyim kitablardan biri oldu

P.S
Bu kitabın yarısını mart ayında, digər yarısını isə aprel ayında oxudum.
Ona görə də özümü Mart ayında 3,5 kitab oxumuş sayıram . Aprel ayında da yene belə bir rəqəm ortaya çıxacaq

(4.4.2021 01:14 Bitdi )
132 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bilimsel çalışmalar için giden Bilim adamının hikayesini anlatan bir eser. Fazlasıyla bilimsel terimleri olan edebi dilli ağır bir eser okudum. Aslında az sayfalı bir kitaptı ama tasvir ağırlıklı olması 3 günde bitirmeme sebep oldu. Yer yer sıkıldığım bazen de heyecanla endişeyle okuduğum anlar oldu. Yazarın anlatışı,tasvirlemesi hayal gücümü zorlasa da insanın zihninde canlanmasına sebep oluyor. Aynı zamanda anlatılan olayları yaşayabiliyorsunuz. Değişik bir kitaptı ama sevdim. OKUMAKLA KALIN.
156 syf.
·4 günde·6/10 puan
Korku gerilim severler için belki beğenilebilir.
Ancak pek bu türe aşina olmadığımdan mı bilemem, bir kitap projesi yürütürken geçti elime.
Her konuyu ve her keşfi çok fazla teknik terimle betimlemiş anlatımıyla okurken biraz yoran ve bir süre sonra odaklanma sıkıntısı yaşadığım bir kitaptı.
Antarktika'ya giden bir keşif ekibinin, insanlık tarihini değiştirecek bulgular bulması ve bunları araştırırken yaşadıklarını anlatıyor.
Kurgu ve korku gerilim türü sevenler deneyebilir
132 syf.
Karanlık Kitaplık serisinden, korkmayı umarak ve Lovecraft'ın gotik anlatımına inandığım için taa geçen yıl ilknokta'nın %50 indirimiyle alıp kitaplığıma özenle yerleştirdiğim bir kitaptı ama tam bir hayal kırıklığı oldu desem? Çok mu ağır kaçar emin olamıyorum.

Açıkçası, anlatım ve dil harikaydı. Oluşturmak istenilen fikir ve evren on numaraydı ama keşke Lovecraft bizi biyolojik ve jeolojik terimlere boğacağına gizeme ve gerilime boğmuş olsaydı. Zira, korku kitabı olarak elinize aldığınızda bir gerilim hissetmek, o korkuyu içinizde yaşamak istersiniz. Karşınıza neyin çıkacağını anlayamaya çalışırsınız ama bu kitap, bütün bunlardan yoksundu.

Gerçi merak duygusunu uyandırdı, uyandırmadı diyemem ama ufacık bir merakım oldu, o da kitabın yoğun bilgi yüklemesiyle birlikte gıdım gıdım etkisini yitirdi diyebilirim.

İlk üç bölüm boyunca tamamen terimsel anlatım, güney kutup bölgesine giden ekibin orada nasıl bir ortamla karşılaştığına dair bilgilerin yoğun yoğun yedirildiği kısımdı. Oralar biraz baydı, zira coğrafyası iyi olan birisi değildim ve coğrafik olaylara da çok merakım olduğu söylenemezdi. O yüzden kullanılan terimlerin yarıdan fazlasının ne anlama geldiğini bile bilmemek bir miktar sıkıcıydı.

Üçüncü bölümden sonra, olaylar karışmaya başladı. Keşif ekibi gruplara ayrılıp farklı üs bölgeleri kurarak araştırmalarına devam etme kararları aldı derken, bir sabah Lake'in ekibinden yanıt alamayan anlatıcımızın grubu, Lake'in ekibinin bulunduğu yere sefer düzenliyorlar ve işler bu noktada büyük bir merak uyandırıyor.

Yani, dedim ki, "Beklediğim kısım geldi, evet gerilmeye başlıyorum..." ama yok, arkadaşlar yok yani. Bu kitapta korkunun k'sini bırakın düz çizgisi bile yok!

Ne kadar meraklandıysam, ilerledikçe de bir o kadar bayıldım diyebilirim. Beklentim, tamamen korkma yönünde olduğu için ve bu kesin bir şekilde karşılanmadığından dolayı kitap beni hayal kırıklığına uğrattı.

Ek olarak, bilmediğim eserlere göndermeler vardı. Bir tek Edgar Allan Poe'ya olan göndermede heyecanlandım, kendisi benim favori yazarlarımdan birisidir. Onun dışında ne bahsedilen eserleri biliyordum ne de kullanılan terimleri...

Bilgi boğmasının bolca olduğu, güzel bir anlatıma sahip ama yedirilemeyen korkunun verdiği keyifsiz bir kitaptı açıkçası... En azından, benim beklentimi karşılayacak türde değildi. Zira, olayı ve evreni, tarih öncesi varlıkların yaşantılarını öyle derinlemesine anlattıktan sonra insan, bunun gerilimini hissetmeyi bekliyor.

Ancak gerilim yoktu, korku yoktu.

Son otuz sayfada ufak bir kaçışmalar falan oldu, biraz aksiyonumuz yükseldi ama o da fos bir noktalamayla bitti. Danfroth kafayı yiyecek derece dehşete düşürecek bir şey gördü ama anlatıcımız Danfroth'un neyi gördüğünü bilmediği için bize bunu aktaramadı.

Aktarmış olsaydı belki daha keyifli olurdu, en azından kafayı yiyecek kadar dehşet olan o korkunun temelini öğrenirdik ama tamamen bilinmezlik vardı ve bu bilinmezlik insanı korkutmuyordu.

Üzülerek söylüyorum ki, ilk Lovecraft okumamın hayal kırıklığı olmasını beklemiyordum... Özellikle de Edgar Allan Poe'nun gotik anlatımını ustaca sürdürdüğü yorumlarını okuduktan sonra bu kitabı okumak...

Ah, arkadaşlar ah. Hayal kırıklıkları içindeyim sadece.
132 syf.
·Puan vermedi
Yazarın daha önce başka bir kitabını daha okumuştum yani diline ve yazdığı dünyaya karşı bir aşinalığım vardı. Öbür kitaplarıyla ortak bir evreni kullanmasından dolayı bildiğim başka yaratıkları ya da karakterleri, kendisine özgü mitolojiyi tekrar okuyunca çook heyecanlandım. Öyle bir anlatımı var ki gerçekle kurguyu birbirinden ayırt etmek çok güç.. Bazen bahsettiği yeri ya da kişiyi araştırdığımda -ki gerçek olduğunu düşünüyorum o sırada- aslında tamamen Lovecraft’ın kurgusu olduğunu keşfediyorum ve bu beni çok şaşırtıyor. Öylesine büyük ve ürkütücü bir mitoloji fakat bir kitabında size gerçekten küçük bir kısmını gösteriyor ve seri olmamalarına rağmen diğer bir kitapta daha fazlası olduğunu ya da önceden okuduğunuz kitaptaki karakterin geçmişini öğrenebiliyorsunuz.
Daha önce çok fazla korku türünde okumadım fakat Lovecraft’ın vermek istediği korku daha çok bilinmeyene olan ve gördüğü dehşetli gerçeğin verdiği korku. Bahsettiği karakterlerin yerinde ben de olsaydım korkudan titrerdim açıkçası. Sonuç olarak kitabı beğendim hatta Cthulhu’nun çağrısından daha çok beğendim.
132 syf.
·9 günde·Puan vermedi
Okuması zor ve sabır isteyen bir kitap. Teknik terimlerin çokluğu ve sıkça yinelenmesi okuma güçlüğünün başlıca sebebi haline geliyor. Bir de kurgunun en başından beri sürekli yinelenen, dilimin varamayacağı, anlatamayacağım, dehşet vb. gerilimi yükseltici cümlelerin fazlalığı beklentiyi bir anda yükseltiyor ve fakat 70-80-90 sayfa sonra bile hala aynı tekrarların olması ilk okuma şevkini sert bir biçimde kırıyor!

Okuyacak olanlara sabırlar dilerim... :)