Baruch Spinoza

Baruch Spinoza

Yazar
8.8/10
324 Kişi
·
1.102
Okunma
·
470
Beğeni
·
21,8bin
Gösterim
Adı:
Baruch Spinoza
Tam adı:
Benedictus de Spinoza, Bent d'Espiñoza
Unvan:
Hollandalı filozof ve yazar
Doğum:
Amsterdam, Hollanda, 24 Kasım 1632
Ölüm:
Lahey, Hollanda, 21 Şubat 1677
Baruch Spinoza (d. 24 Kasım 1632, Amsterdam – ö. 21 Şubat 1677, Lahey), Benedictus de Spinoza veya Bento d'Espiñoza olarak da bilinmektedir. René Descartes ve Gottfried Leibniz ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Zamanında anlaşılmayan pek çok filozof gibi Spinoza da yanlış anlaşılmanın ve doğru anlaşılmamanın muhatabı olmuş, tuhaf bir çelişkiyle hem en büyük din düşmanlarından biri sayılmış, hem de eserinin temel kaynağının Tanrı sevgisi olduğu söylenmiştir. Bunlarla birlikte Spinoza'nın tam bir bilge yaşamı yaşadığı belirtilebilir. En büyük eseri Ethica adlı kitaptır.
İşler yolunda gittiğinde insanların çoğu kendini öylesine bilge sanır ki, onlara bir öğütte bulunmak hakaret etmekten farksız olacaktır.
Yaşadıklarımdan öğrendim ki, günlük yaşantımızda biteviye olan olaylar aslında boş ve anlamsız şeyler. Anladım ki zihnimi ele geçirmelerine izin vermediğim sürece, korkularıma neden olan durumların hiçbiri kendi başına ne iyi ne de kötü. Bu yüzden ben de en sonunda kararımı verdim ve... salt zihne hitap edebilecek nitelikte bir şey varsa, yani, keşfettiğimde ve kendisine vakıf olduğumda gerçekten de bana sürekli, üstün ve sonsuz mutluluğu yaşatabilecek nitelikte hakiki iyi diyebileceğim bir şey varsa, işte bu şeyi araştırmaya koyuldum.
Monarşik yönetimin en büyük sırrı ve tüm çıkarı, insanları aldatmakta ve onları dizginlemesi gereken korkuya din maskesi takmakta yatar. Onlar böylece, sanki kurtuluşları için savaşıyormuşçasına, köleleşmek için sava­şırlar. Tek bir adam kibirlenebilsin diye kanlarını ve canlarını vermeyi bir utanç değil de, en büyük onur sayarlar.
342 syf.
·16 günde·Puan vermedi
Spinoza'dan önermeler ve bunlara bağlı kanıtlamalarla dolu, hatta dolu dolu bir felsefi kitap.
Spinoza'nın da belirttiği gibi, eserin tarz ve sistemi "geometrik" bir şekilde düzenlenmiş. Geometri, Spinoza'nın düşünce yapısında bir düşünce biçiminin kusursuz bir şekilde ortaya konulmasının yolu olarak anlaşılır. Tıpkı Öklid geometrisinde olduğu gibi Spinoza da Ethica'sında temel aksiyomları önce ortaya koyar ve daha sonra sistemini bunun üzerinde inşa eder. Yani aksiyomların kesinlenmesinden sonra her şey tümdengelimli bir şekilde ortaya konulur. 
Öncelikle Tanrı'nın varlığı ve sıfatları ile başlıyor. 'Tanrı bir mi, sonsuz mu, tanrı yaratılması gereken mi?' tarzında soruları, kendi önermeleri ve bunlara verdiği kanıt niteliğindeki cevaplarla incelemiş Spinoza. Bu bölümden sonra ise ruhun varlığı ve yokluğuna, duygulara, yani biraz daha ahlâk ve varlık felsefelerine yönelmiş. Kıskançlık, şehvet, hırs, zalimlik, cüretkarlık gibi birçok duygunun tanımını yapmış kendince. Örneğin ödlekliği şöyle tanımlıyor: 'Emsallerinin üstlenmekten kaçınmadıkları bir tehlikeden korktuğu için arzusuna gem vuran bir insanın yaşadığı durum'. Bu gibi öznel tanımlardan, insanın duygu dünyasından oluşan bir bölüm. Hatta okurken en zevk aldığım bölüm diyebilirim. Çünkü bu tanımlarla bir yerde insana kendini sorgulatıyor aslında.

Biraz uzun sürdü okumam. Çünkü her ortamda her istediğinizde okuyabileceğiniz bir kitap değil bence. Bunun nedeni ise kitabın çok derin konular içermesi ve yoğun dikkat gerektirmesi. Alfa yayınları da kitabı gerçekten daha anlaşılır kılan bir sürü dipnot koymuş, bu yayından okumanızı öneririm.
Bol düşünmeler :)
303 syf.
Mutlaka Ethica'dan sonra okunması gereken başyapıt.

Ethica'da anlattığı kavramları bu eserinde kullandığı için sürekli sözlük açıp bakmak yerine Ethica ile sorunu çözebilirsiniz.

Spinoza, siyaset-politika ve teoloji üzerine kaleme aldığı bu eserinde çok ağır ve çok da gerçekçi eleştiriler getirir siyasete ve dine. Bu yüzden yaşadığı zaman ve mekanda şeytanlaştırılmış ve afaroz dahi edilmiştir.

Bu can alıcı kitabının ilk bölümü siyaset üzerinedir. ideolojilerin ne kadar güzel şeylerden bahsetse de uygulamada ne kadar yetersiz kaldıklarını ve aslında hiç de öyle bir dertlerinin olmadığını (-ki bence de öyle) çok ince detaylarla işler.

ikinci bölüm ise tanrının adaleti - doğanın kanunu - insan doğası bağlamında getirdiği su götürmez gerçekçi eleştiri ve analizlerle doludur.

Tepki çektiği nokta da ikinci bölümde.

üçüncü bölümünde devlet hiyerarşisi ve yapısı üzerine bir inceleme yapmış, olan ile olması gereken ve öyle olduğu iddia edilen arasında devletin misyonunu işlemiştir. bir yandan siyasi erkin tanrılaştırılması konusunu ele alır ki terörist kavramı o gün kullanılıyor muydu bilmem ancak spinoza'nın azılı bir terörist ilan edilmesi için yeterli analizler barındırıyor.

geri kalan bölümler ise bu saydıklarımın alt metinlerini işleyen yardımcı bölümler olarak karşımıza çıkıyor.

''kutsal kitaplardan felsefe çıkmaz olsa olsa basit bir zihnin bulabileceği ahlak kuralları çıkar'' diyerek zaman ayarlı bombayı şehrin en kalabalık meydanına bırakmıştır.

Sorunlara çözüm yolları da sunmuş olması dönemin devlet-din ve ekonomik güçleri tarafından lanetlenmesine sebep olmuştur.

okuyun, anlayın ve okutun.
342 syf.
beş ana bölümden oluşan müthiş bir spinoza eseri. kropotkin ve spinoza lafı hiç eğip bükmeden, başladığı paragrafın başında ne diyorsa sonunda da dediğini çok sağlam bir şekilde bağlamaları çok hoşuma gidiyor. bir şey söylüyor ama onu da temellendirerek, kanıtlayarak ve daha önemlisi düşündürerek söylüyorlar. okuyanı ya sorgulayarak muhalif olur yazara ya da sorgulayarak yazarı benimsemeye başlar. ama sorgulayarak... işte bütün mesele burada. spinoza'nın zaten hemfikir olunsun diye yazmadığı alenen ortada olduğu için insanı düşünmeye sevk eden felsefi eserlere bayılıyorum. laf aramızda haz duyuyorum.

içeriğine derinlemesine girip çok şey yazmak isterim ama okumayanlar vardır. merak uyandırması açısından ana başlıkları şöyle bir sıralayayım ilgisini çeken alıp okusun.

- tanrı hakkında
- ruhun tabiatı ve kökü üzerine
- duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
- insanın köleliği üzerine
- zihin gücü ve insan hörgücü üzerine
303 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Baruch Spinoza'nın başyapıtlarından. "Dönme bir yahudi tarafından, cehennemde şeytanın işbirliğiyle imal edilmiş bir eser" olarak nitelenmiş ve 1670'de isimsiz olarak, sahte bir yayın yeri ve yayıncı adıyla basılmıştır. Spinoza’nın tanrısı hiçbir peygamberin tanrısı değildir, Spinoza’nın eleştirisi peygamberlerin tanrı adına konuşmasıdır.
Uğur De Molinari
Uğur De Molinari Anlama Yetisinin Düzeltilmesi Üzerine İnceleme'yi inceledi.
80 syf.
Spinoza'nın, aklımızın çizdiği ve ''hata'' paradoksuna düşmemize neden olan düşünme yolları üzerine değerlendirme yaparken buradan hareketle özgür iradeye, iyi ve kötünün aklımızdaki dengesine, düşünsel analizlerimizin yapısına, hatta insanı diğer canlılardan ayıran bir özellik olarak akıl üzerinden demokrasiye ve toplumsal düzenine atıfta bulunduğu, çok yönlü bir eser.

Aslında bu eseriyle aklı ve düşünceyi her türlü dogma, önyargı ve hatadan kurtarmaya çalışırken olabildiğinde objektif ve özgür bir konumda tutabilmenin yollarını da çiziyor Spinoza. Özellikle özgür aklın ortaya çıkarılması için nitelikli bilginin edinilmesi gerektiğini, bilgiyi bilmenin de biliyor olmaktan çok bilmiş olmanın önemini işliyor kitabında. Aklın manipülatif yanını bilgisizlikten doğan önyargı, dogma gibi yargılardan aldığını ve bunlardan ne denli uzaklaşılırsa özgür düşünce için o denli uygun ortam hazırlanacağını düşünür.

İnsanın kendinde yaşayacağı bu değişimi toplumsal yapıya da atfederek gelişimi ortaya koyar. Daha doğru ve gerçekten demokratik bir yapının ancak özgür akla sahip insanların oluşturacağı toplumla ortaya çıkacağını öngörür. Hatta bu konuda ''Yerleşik dinin rahatını kaçırmadan nasıl felsefe öğretilir bilmiyorum.'' diyerek özgür düşünceyi ortaya koyması için kurulan eğitim yuvalarının durumu üzerine yapmış olduğu eleştiri bu noktada fikir sahibi olmamız için yeterlidir diye düşünüyorum.

Spinoza'nın artık olgunluk döneminin başlangıcı olan bu kitap geliştirdiği tezleri ve felsefesinin izdüşümlerini de barındırıyor. İnsanın birtakım duygulara ve duygulanımlara sahip bir canlı olduğunu ve bu nedenle yanlışa götüren fikirlere sahip olduğunu düşünür Spinoza. Bu yönüyle Nietzsche'yi oldukça etkilemiş ve ortaya koyduğu, kitapta da göreceğiniz üzere Nietzsche felsefesinin özü olan yaklaşımı da üstinsan şekliyle okumak mümkün olacaktır.

Felsefe dünyasında her ne kadar Descartes bir milat olarak kabul edilse de aslında milat Spinoza'dır. Tabi bu kabul sistem olumlayıcı şekliyle değerlendirildiği için bugün Descartes konuşuluyor olsa da konu özelinde fikir sahibi her insan Spinoza etkisini doğrudan hisseder. Mesela bu konuda da Spinoza'nın haklılığı bir kez daha ortaya çıkıyor. Gerçek bilgiyi bilmeden edinilen bilgi bilgisizliğin devamıydı. Kişi bildiğini sanmaktaydı sadece. Gerçek bilgiye ulaşan kişi ancak önce kendinde sonra toplumda gerçek bir değişime neden olabilir. Her yönüyle Spinoza okunması gereken ve anlaşılması gereken bir filozof. Bu eserin de oldukça faydası dokunacaktır. Keyifli okumalar.
342 syf.
·49 günde·Beğendi·8/10
Ethica'yı okumak isteyenlere bu çeviridense, Kabalcı Yayınları'ndan çıkan Çiğdem Dürüşken'e ait olan çeviriyi tavsiye ederim, çünkü eserin ana dili olan Latince'den direk çeviridir. Hilmi Ziya Ülken'in bu çevirisi ise Fransızca kaynaktandır. Ayrıca Ethica'yı okumadan önce Spinoza'yı tanımanızı şiddetle tavsiye ederim.
419 syf.
·10 günde·10/10
Spinoza'ya göre özgürlük, kültürel ve dini yanılsamalardan kurtulmaktır; yalnızca aklın egemenliğinde yaşayan insan özgürdür, fakat bu, mantığa uygun/rasyonel davranma Spinoza'da doğanın zorunluluğunun şeylerini yapmaktan başka bir şey değildir. Spinoza'nın sonsuz ve mutlak Tanrı diye ifade ettiği Doğa'da da ereksellik yoktur; gün ve gece, kederimize ve sevincimize aldırmadan başımızın üstünde döner durur. Doğa ya da Tanrı amaç gütmediğinden ötürü mükemmeldir, gerçektir, dayatır kendini insanın arzusuna. Duygularının esaretinde yaşayan insanın ise dıştan belirlenmiş, pasif bir kişiliği vardır, ancak etkin, kendini belirleyen bir kişiliğe yani özgürlüğe, akıl ile varabilir insan. Ve ona göre de yaşamın amacı budur; esaretten kurtulmak. Bu da ancak hayallerden yani fantaziden kurtulup yaratıcı güçleri devreye sokarak mümkün olabilir.

Spinoza'nın Conatus kuramının ilk önermesi ise şudur: "Tek tek her şey var olduğu sürece kendi varlığını sürdürmeye çabalar." Conatus, varlığı sürdürme isteği, evrensel yaşam mücadelesi anlamına gelir. Hatta Kabalcı baskısını okuduğum eserin kapağında şu ifade yazılı:
"...hiç kimse yarası iyileşecek umuduyla yaralanmak, sağlığına kavuşmak için hastalanmak istemez. Çünkü her insan mevcudiyetini korumaya ve her zaman mümkün mertebe kederden uzak durmaya çabalar." Oysa biz biliriz ki tam olarak yaptığımız da budur. Biz değil miyiz, inandığı şey uğruna canını hiçe sayan veya biraz olsun yüzeye yaklaşabilme umuduyla dibe daha çok batan...Ve Spinoza, bu noktada, intihar eden kişi için yalnızca zayıf karakterli demekle yetinir. Nietzsche ise karşı çıkar buna, "herkes hayatını sürdürmek için değil yalnızca daha fazlasını alabilmek için elinden geleni yapar." yani Spinoza'nın Conatus'u temelde bedenin dış etkenlere karşı kendini savunması iken Nietzsche de güç istenci, bunu tam tersi olarak anlatır. İnsan güç istenci içindeyken bedeninin sağlığını gözetmez. Çok bilinen "beni öldürmeyen acı güçlendirir" deyişi örneğin, Nietzsche'nin burada demek istediği gücün zayıflık olduğudur. Ölmek gereklidir biraz, çünkü ancak ölüler, arzudan muaf talihlilerdir, çünkü ancak arzu, bir illet gibi dokunmamıştır onların etlerine; dökülür, terk ederler o eski tapınağı.

Buradaki Conatus, daha çok Freud'un erosuyla, libidosuyla paralellik arz eder. Conatus yaşam dürtüsü, kendini koruma dürtüsü olarak Freud'da karşılığını bulur. Yine şu alıntıya karşılık (#70182450), Freud'un "Bilimsel Bir Psikoloji Taslağı" adlı makalesinde, onu, gelecekte zihinsel olayların, bedensel karşılıklarını bulabilecekleri bir bilimin gelişeceğini temenni ederken buluruz. Nitekim günümüzde nöropsikanaliz çalışmaları psişik/zihinsel olaylar ile beyindeki fizikokimyasal hareketliliği aynı zeminde buluşturmaya bakar.

Dedik ki Spinoza'ya göre insan özgür değildir çünkü arzusunun nedenini bilmez, ki bilinçdışının kâşifi Freud da bunu der; özneyi bilinçdışı bastırılmış arzuları yönlendirir, bunlar hakkında hiçbir şey bilmez özne. Yani esaretinin asıl nedeni bilinçdışı arzularıdır, kişi ancak iç ve dış gerçeklerin farkına varırsa özgürleşebilir. Bu noktada insanın özgürlüğü, duygularının esaretinden kurtuluşu, hayal ve fantaziden geçip iç ve dış gerçekliğin farkına varışına dönelim. Spinoza'nın hayal diye bahsettiği Lacan'ın fantazi diye kavramsallaştırdığı, onu katettiğimizde bizi özgürlüğe salan bu şey nedir? Hayal ya da fantazi, kastrasyonu perdeler, Öteki'deki eksiği, yarığı, çatlağı karartır, görünmez kılar bizim için. Fantazi, Öteki'nin gizemli arzusuna tepki olarak, ona yönelttiğim "bana ne istediğini söyle?" sorusuna verdiğim yanıttır. Fantazi anlamlandırma işleminde işe koşulan, masaya yatırılan imgedir. Ve aynı zamanda özneye arzusunu sürdürme imkanı verir. Bununla birlikte Spinoza'da, Nietzsche'de, Freud'da ve Lacan'da (tüm farklılıklarıyla) yakalanan ortak son, iyininin, kötünün fantazinin, düşün ötesine yerleştirilen Hakikat'tır. Yalnız Spinoza'nın insanı, duygunun esaretinden geçip akılla, özgürlüğü kucaklayabilirken Lacan'ın öznesi mutlak esaretinin dehşetine tanık olduktan sonra bir özgürlük yakalar fakat bu özgürlük bir kontrol ve değişim yaratabilme yetisi vermez özneye bu mutsuzluğunun sonsuzluğunu bilen öznenin özgürlüğüdür.
342 syf.
·5 günde·Beğendi
"Geometrik Düzene Göre Kanıtlanmış ve Beş Bölüme Ayrılmış olan ahlâk "
Spinoza kitabının başlığı ile düşüncelerini nasıl anlatmak istediğini bize sunmuş.
İlk bölümde Tanrı kavramını soruştururken geometrik temellendirme yöntemini kullanmış. Felsefesini oluştururken etkilendiği Platon da antik çağ da Akademisinin kapısına "Geometri bilmeyen giremez" yazmıştı.
Kitap beş bölümden oluşmaktadır:
-Tanrı Hakkında
- Ruhun tabiatı ve kökü üzerine
- Duygulanışların kökü ve tabiatı üzerine
- İnsanın köleliği veya duygulanışların
kuvvetleri üzerine
- Zihin gücü veya insanın günlüğü üzerine.

Her bölümde tanım, aksiyom, önerme şeklinde soyut bir dil kullandığından okuyucuyu düşünmeye ve sorgulamaya yönlendiren bir eser.
Spinoza'nın hayatı, teolojik ve politik felsefesi incelendikten sonra Etika okuması çok daha kolay olur diye düşünüyorum.
İyi okumalar dilerim.
342 syf.
·Beğendi·9/10
Einstein'ın fizikte yerçekimi yasalarının keşfine eşdeğer fikirler barındırdığını söylediği kitap. Nihayetinde Einstein : "Ben Tanrı'ya Spinoza'nın anlattığı şekilde inanıyorum" diyecekti. Ayrıca kitapta maddenin hareketine dair anlatılan önermelerin, kitap yayımlandıktan 10 yıl sonra ortaya atılan Newton'un hareket yasalarıyla paralellik arz etdiği de kişisel gözlemimdir. Panteizm görüşünün -kaideler açısından- en önemli kaynağıdır. Oldukça beğendiğim bir eserdir. Felsefeyle ilgilenenlerin mutlaka günün birinde okuyacağını umut ediyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Baruch Spinoza
Tam adı:
Benedictus de Spinoza, Bent d'Espiñoza
Unvan:
Hollandalı filozof ve yazar
Doğum:
Amsterdam, Hollanda, 24 Kasım 1632
Ölüm:
Lahey, Hollanda, 21 Şubat 1677
Baruch Spinoza (d. 24 Kasım 1632, Amsterdam – ö. 21 Şubat 1677, Lahey), Benedictus de Spinoza veya Bento d'Espiñoza olarak da bilinmektedir. René Descartes ve Gottfried Leibniz ile birlikte 17. yüzyıl felsefesinin en önde gelen rasyonalistlerinden biri olarak kabul edilmektedir. Zamanında anlaşılmayan pek çok filozof gibi Spinoza da yanlış anlaşılmanın ve doğru anlaşılmamanın muhatabı olmuş, tuhaf bir çelişkiyle hem en büyük din düşmanlarından biri sayılmış, hem de eserinin temel kaynağının Tanrı sevgisi olduğu söylenmiştir. Bunlarla birlikte Spinoza'nın tam bir bilge yaşamı yaşadığı belirtilebilir. En büyük eseri Ethica adlı kitaptır.

Yazar istatistikleri

  • 470 okur beğendi.
  • 1.102 okur okudu.
  • 93 okur okuyor.
  • 1.987 okur okuyacak.
  • 40 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları