Batuhan Olguner

Batuhan Olguner

Çevirmen
5.8/10
20 Kişi
·
49
Okunma
·
0
Beğeni
·
26
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
416 syf.
·Puan vermedi
Hayal kırıklığına uğradım. Kitabın içeriğinden dolayı vs değil, çeviriden dolayı. Bu kitap bu çeviriyi hak edecek ne yaptı?

Çevirmenler konusunda genelde çok anlayışlıyımdır, çünkü; çeviri yapmanın adeta kitabı baştan yazmak gibi olduğunu düşünüyorum. Çevirmenin kelime seçimleri, kitaptan yakaladığı hava çeviriye de yansıyor. Çevirmenin yazarın ne demek istediğini anlayıp ana diline yansıtabilmesi çok önemli ve bazen haklı olarak çok zor. Ama bu kitap bildiğiniz kuru kuruya çevrilmiş. Hatta kuru kuruya çevrilmiş demek hafif kalıyor. Emin değilim ama tahminimce çevirmenin ilk kitabı olsa gerek. Öyle değilse daha vahim, öyleyse de bu kitap yayınevi kontrolünden geçmeden mi basıma gönderilmiş? Sadece çevirmen değil, editörlük işler de var. Ya artık her şeyi geçiyorum en azından güzel dilimizde gizli özne diye bir şey var, değil mi? Niye kitap "O"lardan geçilmiyor??

Keşke Havada serisinin çevirmeni çevirseydi bu seriyi de. Zaten hem devam kitapları ve yan serilerde çevirmenin değişmesi hoş olmuyor hem de yeni çevirmenler devam/yan seri kitaplarında daha güçlük çekiyorlar. Gerçi bu kitabın çevirmeninin sorunu kesinlikle bundan kaynaklı değildi.

Kitabı okurken sürekli cümleleri kafamda düzeltmekle uğraştım. Gramer kötüydü, yüklemsiz cümleler vardı, çeviri yanlıştı, yazım hataları vardı, dipnotlar eklenmemişti. 3-5 ufak hatadan bahsetmiyorum, kitabın tamamı böyleydi. Çevirmenin akıcı bir İngilizcesi olmasa bile kendi yazdığını okuduğunda ne kadar anlamsız cümleler yazdığını fark edecek kadar ana diline hakimdir herhalde. Kitap boyu düzgün olan tek yer arka kapakta yazan kısımdı. (Kapak demişken kitabın kapak tasarımını gerçekten sevdim.)

Bu kitabın tekrar baskıya girmeden önce ince ince elden geçmesi gerek. Cidden moralim bozuldu. Orijinal dilde bir daha okumayı düşünüyorum.

Neyse; Yorgun Hayaller, Havada serisinden tanıdığımız Tristan ve Danika'yı konu alıyor. Ama ilk tanıştıkları zamanları... İlk zamanlarını, gençlik hataları yaptıkları dönemleri görüyoruz. Biraz farklı geldi. Tristan Havada'ya ilk dahil olduğunda ağırlığını hemen hissettiğiniz güçlü bir karakterdi. Hem de James'e rakip gelmiş gibi gözlerinizi kısmanıza sebep olacak kadar. Bu yüzden hikayelerinin ve kişiliklerinin James ve Bianca gibi olacağını, sadece onların kötü sonuçlanmış bir hali olacağını varsaymıştım. Öyle değildi ve yazarın bundan farklı bir tablo çizmesi güzeldi. Tam olarak kendini bulmadan önceki Tristan'ı yani.

Kitabın sonundaki kısım beklenmedikti, çok aniden oldu. Ben kitabın sonlarında herhalde Danika'ya ne olduğu yazılacak ve öyle bitecek derken... dediğim gibi çok aniydi.

Yazar geçmişe dokundurarak günümüze gitmektense detaylıca bir anlatımla seriyi devam ettirip tamamlamış anlaşılan. Geçmişe dokundurmayı tercih etseymiş daha iyi bir seri ortaya çıkarabileceğini düşünüyorum. Çünkü her kısmı yeterince ayrıntılı verememiş. Mesela Danika'nın geçmişinden bahsettiği yer. Bilmiyorum, Danika zaten o geçmişe sahip birinin duygularını yansıtmıyordu. Öyle bir geçmişi olmasına gerek yoktu. Sorunlu ilişkiler, yanlış tercihler gibi daha basit bir konu işlenebilirdi.

Devamıyla ilgili aklımda feci fikirler var. Bakalım...
416 syf.
·13 günde·4/10
Çok sevdiğim bir yazar olmamasına rağmen tuhaf bir şekilde kendini okutan biri. Kitap ilk 200 sayfa boyunca gayet güzeldi. İkili arasındaki arkadaşlık, yaşadıkları hoştu. Ne zaman ki beraber oldular Tristan çoğu yerde katlanılmaz bir adam olarak karşıma çıktı. Danika çoğu zaman sorumluluk sahibiydi ama Trşstian'la takılmaları sonucu kişiliğinde hafif bir değişim göründü ki hoş değildi.

Çevirisi beni fazla rahatsız etmedi, belki çoğu yeri atlayarak okuduğum için olabilir.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 49 okur okudu.
  • 17 okur okuyacak.