Giriş Yap

Bediüzzaman Said Nursî

Yazar
Çevirmen
9.4
13bin Kişi
Tam adı
Said Okur
Unvan
İslam alimi, düşünürü
Doğum
Hizan, Bitlis, 12 Mart 1878
Ölüm
Şanlıurfa, 23 Mart 1960
Yaşamı
Bediüzzaman Said Nursî (Mart 1878, Bitlis - 23 Mart 1960, Şanlıurfa), İslam alimi, düşünürü. 1892'de Bitlis'te Şeyh Emin Efendi ve diğer İslam alimlerinin de bulunduğu ilim meclisinde yapılan imtihan ve münazara sonunda Molla Fethullah tarafından Bediüzzaman unvanı verilmiş; diğer alimler tarafından da kabul görmüş ve bu isimle anılmaya başlanmıştır. I. Dünya Savaşı'nda gönüllü alay komutanı olarak Kafkas Cephesi'nde mücadele etti. Savaş sırasında birçok öğrencisi ölmüş, kendisi ise gazi olmuştur. Başarılarından dolayı kendisine Harp madalyası verildi. Ordu-yu Hümâyun'un tavsiyesi ile Dar'ül-Hikmet'ül İslamiye azası olarak atandı. 1922'ye kadar görevini yerine getirdi. 1923 yılında TBMM'nin daveti üzerine Ankara'ya gelen Nursî, Ankara'da aradığı atmosferi bulamaz. Van'a dönerek inzivaya çekilir ve daha sonraları bu dönüşünü Yeni Said'in başlangıcı olarak nitelendirir. Bu dönemde sosyal ve siyasi meselelerden uzaklaşır. En önemli vazifenin imanı kuvvetlendirmek olduğunu söyler. Şiddetle karşı çıktığı ama silah çekmediği Cumhuriyet idaresi tarafından bu dönem zarfında uzun yıllar sürgün, gözetim ve yer yer hapis hayatı yaşatılacak ve zorunlu ikamete tabi tutulacaktır. Büyük çoğunluğunun Isparta Barla'da yazıldığı Risale-i Nur külliyatının yazımı ve Nur Cemaati'nin oluşumu bu dönemde yaşanmıştır. 23 Mart 1960'ta Şanlıurfa’da vefat etti. Detaylı bilgi: tr.wikipedia.org/wiki/Said_Nursî

İncelemeler

Tümünü Gör
288 syf.
·
11 günde
·
10/10 puan
Said Nursi - Risale-i Nur
"Bu Hizmet Rehberi, Külliyât-ı Nurdan ve mektuplardan, İhlâs ve Uhuvvet Risaleleri'ndeki düsturları ve esasları teyid ve takviye eden bahislerden müteşekkildir (derleme)." Kitap Said Nursi'nin diğer eserlerden yukarda yazdığım konulardan yapılma bir derleme eserdir. Kitap girişinde zaten bunu açıklıyor. Böyle bir derleme yapılması çok iyi olmuş çünkü Said Nursi'nin eserlerine bakınca amacını ve Risale-i Nur'un önemini daha iyi anlıyoruz. "Evvelâ: Hem o zât, hem sizler biliniz ki, ben Risale-i Nur'un hizmetkârıyım ve o dükkânın bir dellâlıyım. Risale-i Nur ise, Arş-ı Âzama bağlı olan Kur'ân-ı Azîmüşşan ile bağlanmış bir hakikî tefsirdir. Benim şahsımdaki kusurat ona sirayet etmez..." (Tarihçe-i Hayat: 305) Sözleriyle göründüğü gibi Said Nursi kendini bu hizmete adamış ve Risale-i Nur'un ise Kur'ân'a bağlı bir tefsir olduğunu bastırıyor. Said Nursi bir çok eserinde kendisinin işlediği bir hata olursa kendisinin olduğunu, bunun için asla Risale-i Nur'a herhangi bir suçlamada bulunmaması gerektiğini belirtir. İnsanoğlu kusurlarıyla insandır. Eğer biz günah işleyenler olmasaydık peygamberlerden farkımız kalmazdı ve hatta peygamberlerin olmasına da gerek kalmazdı. Peki Risale-i Nur'un asıl hedefi/amacı nedir? "Biz Risale-i Nur şâkirdleri ise: Vazifemiz hizmettir, vazife-i İlâhiye'ye karışmamak ve hizmetimizi O'nun vazifesine bina etmekle bir nevi tecrübe yapmamak olmakla beraber, kemmiyete değil, keyfiyete bakmak; hem çoktan beri sukut-u ahlâka ve hayat-ı dünyeviyeyi her cihetle hayat-ı uhreviyeye tercih ettirmeye sevkeden dehşetli esbab altında Risale-i Nur'un şimdiye kadar fütuhatı ve zındıkların ve dalâletlerin savletlerini kırması ve yüzbinler bîçarelerin îmanlarını kurtarması ve herbiri yüze ve bine mukabil, yüzer ve binler hakikî mü'min talebeleri yetiştirmesi, Muhbir-i Sâdık'ın ihbarını aynen tasdik etmiş ve vukuat ile isbat etmiş ve inşâallah daha edecek."(Kastamonu Lâhikası: 86) Risale-i Nur'u kötülüyenlerin aklından şaşarım. Böyle güzel bir amacı olan ve Kur'âniye'ye sadık kalmış eser neden kötülenir ki? Daha önce Risale-i Nur'u okurken yoruma biri Risale-i Nur'dan bir kesit bıraktı ve böyle denilmesini doğru bulmadığını söyledi. Ben tabi ki eseri okumadan bir şey diyemeyeceğimi belirttim çünkü Risale-i Nur bir bütündür. Onu anlamak için baştan sona okumak ve anlamak gerekir. Kur'ân'da mesela öyledir. Hatta Kur’ân indirildiği dönem, olay, hayat, kültür, gelenek-görenek gibi bir çok şeyi bilmek gerekiyor. Bu yüzden bir kesit gördüğünüzde eleştirmeyin, bizzat kendiniz okuyun ve araştırın. Ayrıca şunu belirtmeliyim ki eserlerin bir dili vardır. Her çağın bir dili olmuştur, insanların anlam bakışı farklı olmuştur. Basit bir örnek vereyim; 'sevişmek' eskiden karşılıklı olarak birbirini sevme anlamına geliyordu ancak artık bu anlam cinsel ilişki adıyla kullanıyor. "Hadsiz hamd ve şükür olsun ki, Risale-i Nur'un öyle kuvvetli ve sarsılmaz istinad noktaları ve öyle parlak ve keskin hüccetleri var ki, benim şahsımda zannedilen meziyete, istidada ihtiyacı yoktur."(Emirdağ Lâhikası: 237) Bu sözleriyle Said Nursi bu eserin yani Risale-i Nur'un çok keskin noktaları olduğunu ve kendi şahsiyetinden uzak tutar. Said Nursi'nin Risale-i Nur hakkında bu kadar kesin konuşması onun Kur'an'a dayanmasından kaynaklanıyor yani temel kaynak Kur'an'dır ve Kur'an'a bağlı kalmıştır. Kendi şahsından uzak tutar çünkü insanoğlu hatalı bir varlıktır. Ben bunu çok ince bir düşünce olarak görüyorum. Böyle bir noktaya dikkat edilmesi hoşuma gidiyor ve doğru da buluyorum. Said Nursi'nin o kadar eserini okudum ve Kur'an'a bağlı olduğu kısımlarda hiç yanlışlık görmedim, ne yazdıysa o zaten. Şahsına dair uzak tutması kusuru kusursuzdan uzaklaştırma düşüncesidir. Buna yönelik şöyle der: "Hiçbir müfsid ben müfsidim demez. Daima suret-i haktan görünür, yahut bâtılı hak görür. Evet kimse demez "ayranım ekşidir." Fakat siz mihenge vurmadan almayınız. Zira çok silik söz ticarette geziyor. Hatta benim sözümü de ben söylediğim için hüsn-ü zan edip tamamını kabul etmeyiniz. Belki ben de müfsidim veya bilmediğim halde ifsad ediyorum. Öyle ise, her söylenen sözün kalbe girmesine yol vermeyiniz. İşte size söylediğim sözler hayalin elinde kalsın, mihenge vurunuz. Eğer altın çıktı ise kalbde saklayınız. Bakır çıktı ise çok gıybeti üstüne ve bedduayı arkasına takınız, bana reddediniz gönderiniz..."(Münazarât: 15) Demek ki neymiş insan hatalı olabilir, yanlış yapabilir. Kişi alim olsa bile bir insandır. Bir Alimin aktardığı bir hadiste de hata olmayacağı ne malum... Biz insanların bazen küçük bir hatası tüm doğrularımızı silebilir. Beyaz kağıda bir damla mürekkep düşmesi beyaz kağıdı unutturur, göz hep siyah noktaya takılır. Bu yüzden her ne olursa olsun dikkatli olmakta fayda var. Said Nursi her sözlerinde kendisinin hatasını Risale-i Nur'a bağlanmamasını söyler: "Bu mes'elede benim şahsımın veya bazı kardeşlerimin kusuruyla Risale-i Nur'a hücum edilmez. O doğrudan doğruya Kur'ân'a bağlanmış ve Kur'ân dahi arş-ı âzamla bağlıdır. Kimin haddi var, elini oraya uzatsın ve o kuvvetli ipleri çözsün." (Şuâlar: 366) "Ben, Risale-i Nur'un bir hizmetkârıyım ve o dükkânın bir dellâlıyım. O ise (Risale-i Nur), Arş-ı Âzam'la bağlı olan Kur'ân-ı Azîmüşşan ile bağlanmış bir hakikî tefsiridir. Benim şahsımdaki kusurat, ona sirayet edemez. Benim yırtık dellâllık elbisem, onun bâki elmaslarının kıymetini tenzil edemez... " (Kastamonu Lâhikası: 225) Said Nursi kendini Kur'ân'a adamış biri ve hizmet etmiştir. Bir insanı tanımadan yargılamayın lütfen. Biz insanların kusurlar, yanlışları, hataları olur çünkü biz insanız. Sizlerinde bir çok hatası vardır. Hepimiz kendimize bakmalıyız önce... Benim için çok kıymetli bir eser oldu. Risale-i Nur benim hayatımı değiştiren tek kitaptır. Böyle bir kitap birilerin hayatını olumlu yönden dokunuyorsa, değiştiriyorsa neden kötü olsun. Belki bazı noktalar size doğru gelmiyor olabilir ya da yanlış gelebilir ancak bu onu komple yanlış olduğunu göstermez. Siz doğru olana bakın, bakmaya çalışın. Rabbim razı olsun ondan, mekanı cennet olsun, nurla dolsun inşallah.. Kesinlikle tavsiye ediyorum. istifâdeli okumalar olsun.
Hizmet Rehberi
9.2/10 · 408 okunma
·
5 yorumun tümünü gör
Reklam
64 syf.
·
10/10 puan
sağlık mı hastalık mı?
Hasta olduğum günler de okumak çok iyi geldi. Şifa niyetine okuduk, şifa bulduk şükür. Said Nursi bu değerli eserinde adından da anlaşılacağı gibi hastalık konusunu ele aldı. Küçük kitapların çeşitli konuları işler ve kısa ama öz bir şekilde okuruna sunar. Risalenin kalbi Kur'an'dır. Kur'an'ı temel olması benim için çok hoş bir nokta. Gençlerin de seveceği bir dil kullanması bir hayli hoş.. Ne insanı sıkar, ne de karmaşık anlatır. Olanı olduğu gibi aktarır. Kitapta hastalara seslenir. Onlara manevi açıdan destek olur. Eminim ki bir hasta bu kitabı okuduğunda manen daha iyi hissedecektir kendini. Nursi, hastaya sabırlı olmasını ve Allah'a dayanmasını tembih eder. Hastalık Allah'tandır, şifası da yine O'dadır. Her hastalık kötüye yorumlanmamalı çünkü bazı hastalıklar bir ödüldür. Bir yerimiz ağrıdığında kıymet biliriz. Örneğin midesi ağrıyan kişi ağrıyı hissettiği zaman varlığını anlar. Belki de hastalık şükrü hatırlatmakdır; bir imtihan ya da günahların affı için bir nedendir. Evet, hastalıkta acı çeken insanın sabır göstermesi günahlarını siler belki de.. Akla şu soru geliyor kitabı okurken. "Sağlık mı hastalık mı?" Bazen hasta olmak iyi.. Biz insanlar değer bilmeyiz, bize iyi bir hatırlatma oluyor. Maalesef bazı hastalıklar ecel getirir. Aslında bu da ölümün bir nedeni arasına girer o kadar. Bir de üzücü bir konu var 'küçük yavrucakların ölümü'... İç acıtıcı bir konu.. Kitabı bu konuyu da ele aldı ve çok güzel anlattı.. Şu dünyada her dert var, elbet derman da var. Bu kitapta ise hayatın zorluğunda olan hastalık işleniyor. Soğuk algınlığından rahatsızdım, şöyle iyi gelecek bir kitap okuyayım derken elim Said Nursi'nin bu değerli eserine gitti. İyi ki de gitti. Ben çok severek okudum. İnşallah siz de seversiniz. Tavsiye ediyorum. Keyifli okumalar. Rabbim sağlık sıhhat versin tüm hastalara..
Hastalar Risalesi
9.5/10 · 1.381 okunma
·
3 yorumun tümünü gör
Reklam
2
4
50 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
©2022 · 1000Kitap Web Uygulaması · 2.26.42