Begüm Berkman Padar

Begüm Berkman Padar

ÇevirmenEditör
8.2/10
1.634 Kişi
·
3.517
Okunma
·
0
Beğeni
·
276
Gösterim
Adı:
Begüm Berkman Padar
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
384 syf.
·Puan vermedi
Hayatın Kıyısında, ben meydanlarda yokken popüler olmuş, karşıma çıkınca bir okuyayım dedim.
Son zamanlarda, sanıyorum John Green fırtınasından sonra, böyle ergenlerle ve onların dünyalarıyla ilgili kitaplar öne çıkmaya başladı.Ülkemizde özellikle Pegasus yayınlarından çıkıyor, Elanour ve Park, Fangirl gibi.Bu türün belkemiği ergen psikolojini çözebilmiş olmak ve okura kitabın kendinden bir şeyler taşıdığını gösterebilmek.Hayatın Kıyısında'nın ele aldığı konu intihar.Allah'a şükür ülkemizde pek fazla görünmese de çok ütopik olmayan, yaşanan bir şey.
İki ana karakterimiz Finch ve Violet intihar eşiğindeyken tanışıyorlar, bir kulenin tepesinde.İlk bölümde Finch'in Violet'e yaklaşmaya çalışmasını okuyoruz.Finch, bizim lisanımızda ezik olarak tanımlanan onların deyimiyle ucube bir çocuk.Okulda dışlanan tiplerden.Violet ise, tahmin edeceğiniz üzere, popüler ve güzel bir kız.Violet ablasıyla kaza yapmış ve ablasıyla beraber kendinin de bir parçasını kazada kaybetmiş, hayata ve kendini küsmüş, kendi halinde bir kız.
Bu tarz çoğu kitapta karakterler kendi kendilerini ezerler, ezik olduklarını kabullenirler ve genelde bir iki arkadaşları olur sonra biri gelip karaktere aşık olur.Peri masalına dönüşen roman karakterlerin romantik konuşma klişeleriyle sona erer.Bu kitap öyle değil çünkü Finch müthiş güçlü bir karakter.İnanın bana, çoğumuzun gençlik hallerinden güçlü.Korkusuz ve cesur.Başka bir kitap olsaydı Finch ucube olduğunu kabullenir, Violet'e aşık olur ama ona adım atamazdı.Sonra bir mucize gerçekleşir ve Violet ona gelirdi.Bizim Finch'imiz öyle değil.O çok çok özel biri.
Kitabın içindeki edebi alıntılar, romantik anlar ve Finch'in hayata bakışı beni çok etkiledi.Finch yaşamayı ilke edinmiş biri, nefes almayı.Hani bir söz var ya "Hayat ne kadar nefes aldığınız değil nefesinizin kesildiği anlardır." Tam olarak öyle.Finch'in umursamazlığı ve cesareti beni kendine hayran bıraktı, uzun zamandır okuduğum en cesur ve ilginç karakterdi.
Violet karakterini o kadar benimseyemedim, benim için ana karakter hep Finch'ti.Violet, dört yüz sayfalık bir karakterdi ama Finch benim için hep var olacak.
Kitabı okumanızı öneriyorum ama benim yaşım on sekiz ve o kafayla yorum yapıyorum unutmayın.Otuz yaşında birinin kitaptan keyif alabileceğini düşünmüyorum, 15 - 22 yaş arası bir kitap bence.
Sevgilerimle.
328 syf.
Bu inceleme ciddi bir sorunu ele almaktadır.

Aile ve yetiştirilme..

Aile.. hayatımızın en önemli faktörüdür, ömrümüzün büyük bir kısmını -çoğu zaman- onlarla birlikte geçiririz.
Burada bir soru gündeme geliyor, peki aile ne demek ?
Hani şu toplumun en küçük yapıtaşı, anne baba ve çocuktan oluşan.

Aile nedir? Bunun cevabı herkes için farklıdır çünkü içinde bulunduğumuz toplum, çevre birbirinden farklıdır. Çünkü her evin kendine göre bir kaderi vardır.

Neden bu kitabı okudum?
Kitapla tanışma hikâyemden kısaca bahsetmek istiyorum. Takip ettiğim bir yazar Twitter hesabından bir alıntı paylaşmış onu gördüm ve kitabı okumak istedim, bazen tek bir alıntı için bile bir kitabı okumaya değer.


"Kocam beni sürekli eleştiriyordu; önceleri üstü kapalı şekilde, sonra acımasızca. Aslında ona aşık olmadığımın farkındaydım ama yine de evlendim. Başka bir seçeneğim olmadığını düşünüyordum. On beş yıl evli kaldım çünkü mutsuzluğun yeterli bir boşanma sebebi olduğunu kabul edebilmem yıllar aldı."

Incelemeye Giriş..

Bir ankette "Bir insanın birini aşırı sevmesinde etkili olan faktörler nelerdir?" diye sordum.

Alınan cevaplar:
• aradaki saygı
• his meselesi
• benzerlik
• aşırı sevilmeye ihtiyaç duyulması
• kalp, duygu, vs.
• ihtiyaç, takıntı
• kendi gibi sevilme isteği
• hayali karakter oluşturma
• Allah'i seven bir kul olması

Bakıldığında hemen hepsi (yüzeysel) duygusal olarak tanımlanabilir..

Girişte aileden bahsettim neden?
Çünkü "Aşırı Seven Kadınlar'da ana sorun aile.
Sorunlu aileler.. boşanmış aile, anne ya da babanın alkolizm ile başı dertte, sözlü ve fiziksel şiddet bulunan aile..
Ve burada büyümeye çalışan bir genç kadın.
Bunu hayal edelim! Belki de vardır böyleleri aramızda..
(Kitap çoğunlukla kadınları baz aldığı için erkeklere ait veri bulunmamaktadır.)

Ailesinde böyle sorunlar olan kişilerin yükleri daha ağır; bazen annesine bakan küçük bir anne olur, bazense kardeşine bakan evi çekip çeviren bir kadın olur..
Bazen babasının sözlü şiddetine maruz kalır, bazen de anneannesinin acımasız eleştirilerine..

Bir şeyleri değiştirmek için çabalar çabalar..
Görmediği sevgiyi ve ilgiyi başkalarında bulmaya çalışır..

Büyür..
Sonra gider ailesindeki sorunlara bürünen birine ilgi duyar.. Ailesinde çabalayıp başaramadığı o değişiklikleri sevdiğini sandığı adamı daha çok severse değişebileceğine inanır...
İnanır da öyle olur mu? Tabii ki olmaz ve sonuç hüsran. Mutsuzluk, zaman kaybı, tükeniş..
Berbat evlilikler..

Bence her genç kadının okuması gereken bir kitap, kendimizi ölçmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Bitti..
384 syf.
·7 günde·Beğendi·10/10
Ah! Nereden başlamalıyım bilemiyorum. Beni derinden sarsan bir kitap oldu. Çok kırgın bir kitaptı. Kitabın kapağını kapattığımda müthiş bir boşluk hissettim. Kitabın o can alıcı yerini okulun kütüphanesinde okuyordum ve ağlamamak için yanaklarımı dişledim. Keşke kitabı baştan sona unutsam ve tekrar tekrar okusam. Gerçekten de buraya ne yazarsam yazayım boş ve anlamsız kalacak. Böylesine Mükemmel bir kitabı okuduğum için kendimi seçilmiş kişi gibi hissediyorum. İyi ki bu kitabı okudum ve kitabı okuduğum süre hayatımda geçirdiğim en iyi zaman olabilir. Sadece OKUYUN! emin olun ki okumadıysanız çok şey kaybediyorsunuz!
392 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Muhteşem ötesi bir fantastik roman. Hayal gücünüzün sınırlarını zorlayan, gösterişli ve ihanet dolu bir kitap.
Bayıldım!
Dördüncü okuyuşum olduğunu da gururla söylemekteyim!
384 syf.
·4 günde·Beğendi
Çok şaşırttı...
Sıfır beklentiyle okumaya devam ederken(sırf kolay okunuyor diye devam ediyordum) bir de baktım kitap beni ele geçirmiş ama nedenini sorsalar söyleyemem tuhaf bir durumdu,daha sonra ağlattı bittiğinde ise tavanı seyrediyordum.
Alkışlarla kitaplığıma kaldırıyorum bir gözüm hep üzerinde olacak.
392 syf.
·4 günde·6/10
Bilim kurgu ve fantastik türde kitaplar okumayı çok sevdiğim gibi, genç yetişkin kitapları okumayı da seviyorum. Kendi deyimimle 'çerezlik' olan bu kitapları okuma zorluğu yaşadığım dönemlerde, iki ağır kitabın arasında ya da zor okuduğum bir kitapla birlikte okuyarak kendimi biraz rahatlatıyorum.
Kızıl Kraliçe'de benim çok kısa sürede ve çok rahatlıkla okuduğum kitaplar arasına girdi.
Kitabın türü her ne kadar fantastik olarak belirlenmişse de tür konusunda kesin bir ayrıma gidilemeyen kitaplardan. Fantastik ve bilim kurgunun iç içe geçtiği bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Hikaye, ırk ayrımı ve bir ırkın diğeri üzerinde üstünlük kurması temellerine dayandırılmış. İnsan ırkı kan rengine göre gümüşler ve kızıllar olarak ikiye ayrılmış ve gümüş ırk üstün yetenekleri sebebiyle kızıl ırkın üstünde hakimiyet kurarak ayrıcalıklı, zengin ve güçlü bir konuma gelmiş. Hatta ülkenin yönetimini de ele geçirmiş.
Ana karakterimiz ve anlatıcımız, alt sınıftan bir kızıl olan, yanlış hatırlamıyorsam 16 yaşındaki Mare.
Kurgunun geneline distopyan bir hava hakim. Ve birçok distopyada olduğu gibi asiler sessiz ama sağlam adımlarla yükselmeye başlıyor.
Kurgunun temelinde gümüş-kızıl çatışması yani bir ırk savaşı yerleştirilmiş.
Burada belirtmem gerekir ki, bu kitap genç yaştaki okurlar açısından daha tatminkar bir okuma sağlayabilir. Ben yaşım itibariyle ergenlik dönemi karakterlerinin ağzından yazılan hikayelerde artık birazcık sıkılıyorum. Özellikle anlatıcı olan ana karakterin henüz oturmamış kişiliği, kararsızlığı, ergenlik buhranları ve ne istediğini bilmeyen tavırları beni oldukça bunalttı. Yine de hızlı okunan yapısı sebebiyle bırakmadım ve diğer kitaplarını da okumaya devam edeceğim.
Eğer 25 yaştan küçükseniz ve fantastik/distopik hikayeleri seviyorsanız tam size göre olduğunu düşünüyorum.
Ayrıca macera, ihanet ve entrika seven herkes bu kitabı beğenecektir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın.
384 syf.
·15 günde·9/10
Yakın zamanda film haberini almış olmama ve özellikle sonundan dolayı kitabı beğenmiş olmama rağmen ilk iki yüz sayfa benim için zordu. Kitap o kadar depresif ki uygun ruh halinde olmadığınızda ne kadar iyi olursa olsun okuyamıyorsunuz. Ben de kitaba neredeyse bir hafta kadar ara verdim. Bugün geri döndüğümde ise kalanını büyük bir hayranlıkla bitirdim.
https://expectokitabum.blogspot.com.tr/...ifer-niven.html#more
456 syf.
·4 günde·4/10
Serinin kurgusu ve temelleri hakkında Kızıl Kraliçe isimli ilk kitapta yaptığım incelemede bahsettiğim için burada tekrar etmeyeceğim. (İlk kitabın incelemesi için #41701711 )
Cam Kılıç, serinin ikinci kitabı ve bence Kızıl Kraliçe'den sonra oldukça zorlama olarak yazılmış bir kitap.
Ana karakterimiz Mare'nin ergenlik buhranları artık ayyuka çıkmış olduğu için okumakta çok zorlandım. Kararsız, düşüncesiz ve bencil tavırları beni bu kitapta, ilk kitaptakinden çok daha fazla rahatsız etti.
Kitabı neredeyse üçte biri bomboş geçti. Doğru düzgün hiçbir aksiyonun olmadığı bu kısımlar, tamamen sayfa sayısını arttırmak için ayrıntılı hale getirilmiş gibi hissettim. Neredeyse son 150 sayfaya kadar hiçbir şey olmadı. Ve tüm olaylar o son 150 sayfaya sığdırıldı.
300 sayfalık bir hamallıktan sonra verilen 150 sayfalık bir gerilim, bence yetersizdi.
İlk kitaptaki merak, heyecan ve akıcı kurguyu bu kitapta bulamadım. Yine de serinin tamamını okumak istediğim için geçmek zorunda olduğum bir basamaktı.
Kızıl Kraliçe de benden çok yüksek bir puan alamamıştı. Ancak Cam Kılıç, ilk kitaba oranla çok çok daha yerlerde. Umarım yazar üçüncü kitapta beni şaşırtabilir.
Okuduğunuz için teşekkür ederim, sevgiyle kalın.
384 syf.
·3 günde
Öncelikle merhaba. Bir youtuber sayesinde bu kitaba ulaştım. Daha önce kitabın ismini dahi duymamıştım. Kitabı anlatan kız "Fazla duygusal biriyseniz okumanızı tavsiye edemem çünkü intihara sebep olabilir." demişti fakat ben öyle olduğunu sanmıyorum. Evet fazlasıyla etkileyen bir kitap ama okurun, hayatı güzel kılan şeyleri olduğu sürece intihara kalkmaz. Aksine ben neden intihar etmemem (ki böyle bir düşüncem yoktu zaten) gerektiğini öğrendim. Eğer sizi seven birileri varsa (aile, arkadaş, sevgili, belkide sadece bir komşu) hayatınız dipsiz bir kuyuya benzesede intihar etmeye hakkınız yok. Arkanızda bir enkaz bırakmaya hakkınız yok. Kimse bu kadar düşüncesiz olmamalı. Özellikle de inancınız sağlamsa zaten intiharı düşünmezsiniz.
Gelgelelim 'Hayatın Kıyısında' ya...
Kitabın kapağında ki yazı, kitabı özetler niteliğinde. "Yaşamayı, ölmek isteyen bir çocuktan öğrenen kızın hikayesi." Evet kitabın konusu bu! Bir genç Theodore Finch; bipolar bozukluğu olan, defalarca intihara kalkışan ama her seferinde bir sebepten ötürü beceremeyen... Bir genç kız Violet Markey; ablasının ölümünden kendini sorumlu tutan, hayatına artık onun gibi devam etmek için etrafa ablasını gözlükleriyle bakan, ne kadar güçlü olmaya çalışsada hayattan vazgeçmiş... Bu iki gencin intihar etmek için okullarında ki çan kulesinde birbirlerine rastlamasıyla başlıyor her şey. Bu başlangıç ortak proje ödeviyle devam ederken farkında olmadan değişiyor ikiside. Kendilerinin farkına varıyorlar bir nevi. Ancak kitabın kapağında da dediği gibi "Violet'in dünyası büyürken Finch' inki küçülmektedir..."
Mükemmel bir kurgu, mükemmel bir eser. Okurken ağladığım, her kelimesini hissettiğim bir eser. New York Times Çok Satanlar listesinden bir eser. Birazda yazarın hayatından bir eser…
Okumanızı tavsiye ederim. Yazarın emeğine, kalemine, yüreğine sağlık. Teşekkürler, Jennifer Niven. Teşekkürler, bize bu eseri sunduğun için.
Keyifli Okumalar..=)))

Yazarın biyografisi

Adı:
Begüm Berkman Padar

Yazar istatistikleri

  • 3.517 okur okudu.
  • 126 okur okuyor.
  • 1.994 okur okuyacak.
  • 98 okur yarım bıraktı.