Berke Kılıç

Berke Kılıç

Çevirmen
6.5/10
96 Kişi
·
172
Okunma
·
0
Beğeni
·
2
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
264 syf.
·8/10
Biz, Ölümlüler çıktığı günden beri okumayı dört gözle beklediğim bir kitaptı.Elime geçince de hiç bekletmeden okuma listeme ekledim. Bu yazardan Canavarın Çağrısı adlı kitabı da okumayı çok istiyordum ama nasip bu kitabına imiş. Konu olarak farklı sorunlar yaşayan bir arkadaş topluluğunun yaşadığı şeyleri konu alıyor.Kurgusu daha arka kapak yazısını okuduğumda bile ilgimi çekmişti. Sadece gençlerin sorunlarına değinip, sıkıcı bir genç kurgu yazmak yerine yazarın işin içine fantastik ögeler katarak olayı özgün hale getirmesi çok hoşuma gitti.Ama bir puan kırmamın da sebebi olan , olayları çok yüzeysel geçme işini hiç yapmasa idi keşke.Kurgudaki kedi tanrısı, indie çocuklar fikri çok özgün ve farklı olabilir belki fakat bunları işleyiş biçimi beni pek tatmin etmedi.Yani tam istediğim tadı alamadım kitaptan.Ana karakterin yaşadığı sorunlar ve duygu geçişlerini çok iyi aktarabildiğini ve ilk defa yanlış kararları yüzünden bir karaktere sinirlenmediğimi de belirtmek isterim. Aldığı kararların arkasındaki nedenler bana gayet mantıklı geldiği için genel olarak ana karakteri sevdim diyebilirim.Bunun dışında kitabın özgün kurgusunun yanında çok da yalın ve akıcı bir anlatımı vardı.Böyle anlatım tarzına sahip kitapların benim rs'den çıkmama epey yardımı dokunuyor ve size de faydasının dokunacağına eminim.Tam olarak istediğim hazzı yaşayamamış olsam da fena bir kitap değildi benim için.Size de öneririm, çünkü dili sade olsa da bakış açınızı değiştiren bir anlatım tarzına sahip ve kesinlikle size bir şeyler katacağını söyleyebilirim.
264 syf.
·2 günde·5/10
Merakla beklediğim Patrick Ness kitabıydı Biz, Ölümlüler...

Kitap kısa, okuması kolay, size bir şeyler katabilecek içerikte ama sevemedim. Hayalle gerçeği birleştirmeyi seven bir yazar Patirck Ness. Çocuk psikolojisini, genç psikolojisini yansıtmakta çok başarılı bulduğum bir yazar. Diğer kitabı Canavarın Çağrısını'nı okuduğumda kendisine hayran olmuştum.

Belki diğer kitaba olan sevgim yüzünden çok beklentiye girmiş olabilirim. Bu sebeple bu kitap bana yetmemiş olabilir diye düşünüyorum.

Daha önce hiç Patrick okumadıysanız seversiniz ama durumunuz benim gibiyse beklentisiz okuyun.
264 syf.
Biz, Ölümlüler. Kocamaan bir beklentiyle aldığım bir kitap. Patrick Ness'in sihirli kaleminden çıkmış olsa da, olaylar bana karışık ve çok yüzeysel geldi. İndie çocuklar, Kedi Tanrısı gibi fikirler çok özgün ve insanı hemen kitaba ısıtan konular olsa da, yüzeysel anlatılmıştı ve bana göre, kitabın anlattığı belirli bir konu yoktu. Sanki yazarımız, aklında biriktirdiği bütün kahramanları bir kitaba toplamış gibi. Ama düşünün, Romeo, Taylor Swift, Şrek, Keloğlan ve Joker, aynı kitabın konusu olabilir mi? Keloğlan ve Taylor Swift'in, Joker ve Şrek'in paylaşabilecekleri nasıl bir ortak konu vardır ki?Karışık ve zevksiz gelir. Ne kadar kısa, bitirmesi kolay ve çerezlik bir kitap olsa da, tamamen bahsettiğim konuyu, İndie Çocuklar, Kedi tanrısını içerseydi daha çok beğenebilirdim bence. Güzeldi, ama olmazsa olmaz da değildi.
264 syf.
·Beğendi·3/10
Ben kitabin konusunu genel olarak beğenmedim bana karmaşık ve saçma geldi yazarın vermeye çalıştığı birkac düşünce vardı fakat onun haricinde benim için okunmasada olur tarzında bi kitaptı
264 syf.
·2 günde·7/10
Kitap başlarda karışık geldi. Yazarın dilini anlamakta ne yazık ki güçlük çektim ilk anda fakat bu benden kaynaklı da olabilir. Fantastik duygusal komik... bir çok şey var bu kitapta ve ben gerçekten beğenerek okudum. Biraz devamının gelmesinide istedim sanırım ama ikinci kitapta ne anlatabilir bilemiyorum :)
264 syf.
·5 günde·2/10
Kitaba başlarken hakkında hiçbir şey bilmediğim için beklentim de yoktu. Ama pek çok kişi beğenmediğini dile getirdi.
Bir tarafta fantastik bir olay var. İndie çocukları kullanarak dünyayı ele geçirmeye çalışan ölümsüzler, zırt pırt her yerden çıkan mavi ışıklar, ölümden dönen hayvanlar falan filan. Diğer taraftaysa bir grup lise son sınıf öğrencisi arkadaşın birbirleriyle ve aileleriyle olan problemleri var. Hikayenin anlatıcısı 17 yaşındaki Mikey, obsesif kompulsif bozukluğa sahip. Kız kardeşi anoreksik, en yakın arkadaşı eşcinsel ve çeyrek zamanlı tanrı, sevdiği kız misyoner anne babasıyla birlikte Orta Afrika'ya gitmek üzere.
Bu iki hikaye birbiriyle paralel olarak ilerliyor fakat yazar fantastik kurguya daha az yer verip ana karakterleri olayın dışında tutmuş. Zaten amacı hikayedeki olağanüstü şeylere değil gayet normal olan insanların problemlerine dikkat çekmekmiş gibi görünüyor. Bunun farkında olsam da okurken konunun dışında kalmışlık hissinden kurtulamadım.
Mikey ve arkadaşları sürekli indie çocuklara rastlıyorlar, olağanüstü bir şeyler olduğunun farkındalar fakat asla olaya dahil olmuyorlar. Hal böyle olunca bu fantastik ögeler hikayede eğreti duruyor. Hele bir de Jared'in kedi tanrı meselesi yok mu? Beni iyice zıvanadan çıkardı. Bu kasaba önceden de fantastik olaylardan nasibini almış diye anlatılıyor ama kitaptaki bu olağanüstü dünyaya hiç mi hiç adapte olamadım. Yazarın vermek istediği mesaj; "Herkes dünyayı kurtarmak zorunda değil, hepimiz seçilmiş kişiler değiliz. Ama herkes kendi hikayesinin kahramanı olabilir." şeklindeydi sanırım. Düşünce güzel fakat işlenişini ve karakterleri sevmedim.
264 syf.
·2 günde·5/10
Seçilen konu gerçekten yaratıcıydı. Tüm kitap ve filmlerde yer alan, o her şeyin başına geldiği “seçilmiş kişi” olgusuyla alay ederken, bu kişileri “indie” çocuklar olarak tanımlayıp, bunların arasında yaşamını sürdürmek isteyen, hayatlarının sıradan, basit olmasını uman bir arkadaş grubu ele alınmış. Yazar gerçekten, farklı konusu ve sürükleyici anlatımıyla bir günde bitecek bir kitap ortaya çıkarmış ancak olay örgüsü fazla gereksiz detaylarla boğulmuş gibi hissettim. Kitabın verdiği güzel mesaja rağmen, okumasam da olurdu hissi ile bitirdim. Ancak yazar çok haklı, seçilmiş kişi olgusu her daim abartı gibi görünse de “Hiç kimse de sıradan değildir!”
264 syf.
·4 günde·Beğendi·7/10
Kitabın ismi biraz daha fantastik detayların olacağını düşündürmüştü bana, fakat o fantastik olayların kısa kısa, detayına girilmeden verilmesi beni hayal kırıklığına uğrattı. Onun dışında dönen olay, arkadaş grubu içindeki ilişkiler sıcak ve güzeldi. Yalnızca Mickey ve arkadaşlarının hikayesi anlatılıyor olsa gerçekten güzel bir kitap. Ama Ölümsüzler işin içine girince, orada dönen olayları merak etmeden duramadım. Detay verilmeden birer paragraf halinde arada bir bahsedilmesi de merakımı iyice artırdı. Yazarın istediği de buydu belki, merak etmemizi ve arada bir "acaba indie çocuklar ne yapıyor, Ölümsüzlere ne oldu" diye düşünmemizi istedi :)
264 syf.
·2 günde·6/10
Yorumun aslı ve tamamı --> https://yaprakonur.wordpress.com/...mluler-patrick-ness/

Patrick Ness'le resmi olarak tanışma vaktim gelmiş de geçiyordu; Biz, Ölümlüler'in konusunu duyduğumda da vurulmuştum, ee dolayısıyla kitap elime geçtiği gibi bitti.

Herkes seçilmiş kişi olmak zorunda değil.

Kitabın temelde ele aldığı fikir bu; herkes dünyayı kurtaran, vampirlerle aşk yaşayan, ruh emici hayaletle savaşan, ölümsüzlerin dünyayı gele geçirmesini engelleyen o özel çocuklardan olamaz. Mükemmel bir başlangıç fikri, değil mi? En azından bence öyleydi. Yazar böylece okurun kendini daha özdeşleştirebileceği karakterler ve hikaye ortaya koymaya çalışıyor.

Bence baş karakterlerimizin hiçbiri aslında sıradan değil. Hepsinin kendine ait güçlü ve zayıf yanları olan, aslında indie çocuklardan çok da farklı olmayan karakterler ama anlatım en basit tabiriye yavan.

Evet, kitap sürükleyici, insan eline aldığı gibi bitiriyor ama anlatımda bir şeyler eksik sanki. Belki de benim Patrick Ness'ten beklentilerim çok yüksekti...

Çeviri ve editörlük konusuna gelirsek... More Than This sayesinde Patrick Ness'in çevirilmesi ne kadar zor bir yazar olduğuna aşinayım, kullandığı basit cümleleri altına gizlediği derin anlamları kaçırmadan ve cümlelerin o basitliğini bozmadan Türkçe'ye aktarmak gerçekten beceri isteyen bir iş. Çevirmen Berke Kılıç bunu başarmak için çabalamış ve çoğunlukla da başarmış, ki bu kendisinin ilk çevirisiymiş. Yine de arada sorunlu cümleler kalmış. Bu, büyük ihtimalle editörlükle rahatça çözülebilecekken sanırım çevirmenin daha önce editörlük yapmasına güvenilerek çok dikkat edilmeden basılmış, keşke öyle olmasaymış da biz de daha keyifli şekilde okuyabilseymişiz.

Kısaca kitap mükemmel değil, hatta mükemmel olmaktan çok uzakta ama bence yine de okunması gerekiyor... Seçilmiş kişi anlatımlarının dışında bir şeyler görmeyi, bu anlatımların eksik yanlarının fark etmeyi, psikolojik rahatsızlıklarla başa çıkmanın nasıl bir şey olduğunu ve gerçekten de herkesin kendi hikayesinin baş kahramanı olduğunu görmek için.
256 syf.
·2 günde·Puan vermedi
Kapak ve sayfa tasarımına bayılarak aldığım, büyük beklentiyle başladığım okunması oldukça kolay, su gibi akıp bir çırpıda biten, masalsı bir kitaptı ama ne yazık ki bütün bunlara rağmen beklentimi karşılamadı. Çocuk kitabı olarak geçiyor ama fantastik türünü seviyorsanız okuyup kendi yorumunuzu kendiniz yapın derim.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 172 okur okudu.
  • 3 okur okuyor.
  • 108 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.