Berke Kılıç

Berke Kılıç

ÇevirmenEditör
7.3/10
489 Kişi
·
1.111
Okunma
·
0
Beğeni
·
144
Gösterim
Adı:
Berke Kılıç
Unvan:
Çevirmen, Editör
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
336 syf.
Bu kitabı çok övüldüğü için okudum
Bir kitap bu kadar sıradan olup ta bu kadar şaşırtıcı olabilir mi? bu zamana kadar hiç bir kitapta bu kadar şaşırdığımı şok olduğumu hatırlamıyorum
Kitapta beni rahassız eden
çok fazla ayrıntıya girilmiş bölümler vardı
Onun haricinde kitap şok etkisi yapıyor.
336 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Elime geçer geçmez dayanamayıp okumaya başladım ve bittiğinde beynim yanmıştı.
Bu kitabı spoiler vermeden anlatmak o kadar zor ki... Kısa tutacağım o yüzden.
Lana, Brant adında milyoner bir deha ile ilişkisi olan zengin bir kızdır.Bu kadar konusu.Şaşırmayın, gerçekten ana konu bu.Hayatlarına dalıyoruz ikilinin.(!)
Yazarı inanılmaz başarılı buldum,, kesinlikle peşine düşeceğim.
Yukarıda da yazdığım gibi, kitap beni hapsetti.Kurgunun içinde debelendim, nefesim kesildi bazen dayanamadım bıraktım bir iki dakika - çünkü kitabı bırakmaya da dayanamadım -
Bence ne yapın edin bu kitabı alın.
Kapağında sizi ilgilendiren tek şey; Daha önce bu hikâyeyi duyduğunuzu düşünüyorsanız güvenin bana, duymadınız.
Evet, sizi temin ederim duymadınız.
Sadece, söylemeden edemeyeceğim, bir kitapla benzerliği vardı.Ama spoiler yok!
Geriye dönüp bakınca öyle 10/10'luk harika bir kitap, baş ucu kitabınız diyemem (Yabancı yayınlarına göndermedir!) ama kesinlikle şaşıracaksınız!
“Dişli kızlar karşı koyar!”

Merhaba sevgili kitap dostlarım️ @yabanciyayinlari nin son zamanlarda çok güzel kitaplar çıkarttığının hepimiz farkındayız sanırım. Dişli Kızlar da onlardan biri, yorumumdan önce konusundan bahsedeyim size biraz: Vivian Carter yaşadığı küçük Teksas kasabasının lisesinde herkesin futbol takımının her yaptığını alkışlamasından bıkmıştı. Cinsiyetçi kıyafet kurallarından ve bitmek bilmeyen tacizlerden bıkmıştı. Ama en çok da daima kurallara uyan iyi kız olmaktan bıkmıştı. Viv annesinin geçmişini keşfettiğinde, ondan ilham alarak feminist bir dergi hazırlamaya ve okulda gizlice dağıtmaya karar verdi. Tam pes edecekken derginin diğer kızlara güç verdiğini, onları ses çıkarmaya teşvik edeceğini fark etmesiyle işler hayal bile edemeyeceği bir noktaya ulaştı. Kendisinden beklenmeyeni yapan bu kız, yoksa feminist devrimin fitilini mi ateşlemişti? Tabi ki o okulda artık hiçbir şey eskisi gibi olmayacaktı.
O kadar eğlenceli ve bir o kadar da güzel bir hikayeydi ki okurken bitmese keşke dedim. Bence her yaştan insana hitap eden bir kitap ama en çok da evde sıkılan çocuklarımız için birebir. Ben bile bu kadar eğlendiysem onları düşünemiyorum. İçimdeki feministlik fitilini ateşleyen ve ‘haydi daha fazlasını yapabilirsiniz direnin’ diyerek okuduğum bu kitabı hepinize tavsiye ediyorum, mutlaka inceleyin. Mutlu ve sağlıklı akşamlar
336 syf.
·6 günde·Beğendi·9/10 puan
1K üzerinde kayıtlı okunmasının 3 olması kitabın en azından 1K'da keşfedilmediği gösteriyor. Okunmaya değer bir kitap ve 30 sayfa okunduktan sonra artık daha fazlasını istiyorsunuz. Karakter iyi işlenmiş, yazarın pulitzer ödülüne aday olmuştur. Her ne kadar çocuk edebiyatı olarak geçse de yetişkinlere de hitap ettiğini düşünüyorum.
344 syf.
·19 günde·Beğendi·9/10 puan
Kimse sana inanmayacak. Hiç kimse. Hiçbir zaman bir
Edenin hayatı önceden çok kolaydı. O hep iyi kızdı, başarılı ve uysaldı. Ne liseye başlaması ne de çok sevdiği abisinin evden ayrılması toz pembe dünyasını değiştirebilmişti.

Acı ama gerçeklerle karşı karşıya kalan genç kızın hikayesi sizlerle... Yürek sızlatan bir hikaye ile karşı karşıya kalıyoruz. Ne söylenir nasıl konuşulur bilinmez. Çok ağır baskın duygular içerisinde yutkanamayacağınız hatta ağladığınız yerler olacaktır.

Her kitap ayrı bir hikaye, ayrı bir yaşamı bize anlatır. O yüzden her kitap ayrı kıymetlidir. Hem emek veren için hemde biz okuyanlar için ayrı bir dünya...
296 syf.
·3 günde·10/10 puan
Öncelikle konusundan bahsetmek istiyorum. Vivian Carter yaşadığı erkek eğmenliğinin boy gösterdiği Teksas kasabasından, okulunun cinsiyetçi kıyafet kurallarından ve bitmek bilmeyen tacizlerinden bıkmıştı. Artık iyi kız olmaktan bıkmıştı. Artık bir şeylerin değişmesi gerekiyordu. Annesinin geçmişinden öğrendiği şeylerle ilham alarak feminist bir dergi hazırlamaya ve okula dağıtmaya karar aldı. Başta her şey kötü gittiğinden dolayı tam pes edecekken okuldaki diğer kızların onunla beraber olduğunu hissettiğinde işler hayal bile edemeyeceği bir noktaya ulaştı.

Güzel bir kitaptı. Bu dönemde böyle bir kitap okumak bazı şeylerin değişebileceğine inancımı az da olsa arttırdı. Kızların güçlerini birleştirip sessiz kalmadığında büyük çaplı değişiklikler yapabileceğini görmek çok güzeldi.

O kadar sinir olduğum yerler oldu ki! Okul yönetiminin sessiz kalması, bazı erkek öğrencilerin bu kadar kuduruk olması o kadar sinir bozucuydu ki.

En üzücü olan da gerçekte de kız çocuklarının böyle baskı altında kalması. 21. Yüzyılda hala oğlan çocuklarının akıllarına mukayyet olamadıkları için kız çocuklarının baskı altına alınması çok üzücü bir durum.
264 syf.
·2/10 puan
Biz, Ölümlüler nedense içeriğini bilmememe rağmen çok ön yargılı olduğum bir kitaptı. Ama fuarda arkasını görüp okuyunca bir hayli sevmiş ve “bu tam benlik!” demiştim.

Bunu dememin nedeni, yazarın ele alacağı konuyu çok güzel seçmesiydi. “Herkes seçilmiş kişi olmak zorunda değil.” Bu yazıyı görmem bile kitabı seveceğimi düşünmeme yetti çünkü ne bileyim, dünyayı kurtarmasa bile içlerinde kendimizi bulabileceğimiz güzel karakterler vardır diye düşünmüştüm.

Ama beklediğim gibi olmadı.

Kitabın başları tıpkı diğer kısımları gibi karmakarışıktı. Kitabın ilk yarısı hiçbir şey anlamadım. Sonları geçtim, başları cidden karmakarışıktı çünkü siz kitabı genç yetişkin türü bilerek okumaya başlıyorsunuz ama kitapta fantastik olaylar geçiyor ve siz bir bütünlük yakalamaya, bağlantı kurmaya, bu olaylar gerçek mi yoksa kitap içinde hikayeler mi diye düşünmeye başlıyorsunuz.

Yani kısaca demek istediğim kitap çok yüzeyseldi. Vermek istediği mesajı iyi verebildiğini veya kitabın başarılı olduğunu düşünmüyorum çünkü düşününce cidden insana kattığı bir şey yok. En azından bana göre. İçerisine her şeyden biraz eklenmeye çalışılmış ama bu kitabı anlamsızlaştırmış ve karmaşıklaştırmış.

Yani Kedi Tanrısı ne? Mavi ışık, indie çocuk olayı ne? Ölümsüzler ne?

Bir okur yorumunu okudum ve kitabı gerçekten özetlemiş:

“İndie çocuklar, Kedi Tanrısı gibi fikirler çok özgün ve insanı hemen kitaba ısıtan konular olsa da, yüzeysel anlatılmıştı ve bana göre, kitabın anlattığı belirli bir konu yoktu.
Sanki yazarımız, aklında biriktirdiği bütün kahramanları bir kitaba toplamış gibi. Ama düşünün, Romeo, Nâzım Hikmet, Taylor Swift, Şrek, Keloğlan ve Joker, aynı kitabın konusu olabilir mi? Keloğlan ve Taylor Swift'in, Nâzım Hikmet ve Şrek'in paylaşabilecekleri nasıl bir ortak konu vardır ki?
Karışık ve zevksiz gelir.”

Cidden aynen böyleydi.

Ayrıca şu indie çocuk muhabbeti de bana biraz gereksiz geldi. Kitabın sonu da saçma geldi. Bu kitaba dair her şey saçma geldi bana.

4 puanın tek nedeni de kitabın dilinin akıcı olması ve birkaç güzel alıntı olması. O kadar.

Normalde çok okumak istiyorsanız okuyun derim ama bence bunu bir daha düşünün.
264 syf.
Biz, Ölümlüler.
Kocamaan bir beklentiyle aldığım bir kitap.
Patrick Ness'in sihirli kaleminden çıkmış olsa da, olaylar bana karışık ve çok yüzeysel geldi.
İndie çocuklar, Kedi Tanrısı gibi fikirler çok özgün ve insanı hemen kitaba ısıtan konular olsa da, yüzeysel anlatılmıştı ve bana göre, kitabın anlattığı belirli bir konu yoktu.
Sanki yazarımız, aklında biriktirdiği bütün kahramanları bir kitaba toplamış gibi. Ama düşünün, Romeo, Nâzım Hikmet
, Taylor Swift, Şrek, Keloğlan ve Joker, aynı kitabın konusu olabilir mi?
Keloğlan ve Taylor Swift'in,
Nâzım Hikmet ve Şrek'in paylaşabilecekleri nasıl bir ortak konu vardır ki?
Karışık ve zevksiz gelir.
Ne kadar kısa, bitirmesi kolay ve çerezlik bir kitap olsa da, tamamen bahsettiğim konuyu, İndie Çocuklar, Kedi Tanrısını içerseydi daha çok beğenebilirdim bence. Çünkü fikirler muhteşem ama kenara atılmış, üzerinde durulmamış.
İyiydi, ama çok daha iyilerini de gördüğüm olmuştu.
264 syf.
·8/10 puan
Biz, Ölümlüler çıktığı günden beri okumayı dört gözle beklediğim bir kitaptı.Elime geçince de hiç bekletmeden okuma listeme ekledim. Bu yazardan Canavarın Çağrısı adlı kitabı da okumayı çok istiyordum ama nasip bu kitabına imiş. Konu olarak farklı sorunlar yaşayan bir arkadaş topluluğunun yaşadığı şeyleri konu alıyor.Kurgusu daha arka kapak yazısını okuduğumda bile ilgimi çekmişti. Sadece gençlerin sorunlarına değinip, sıkıcı bir genç kurgu yazmak yerine yazarın işin içine fantastik ögeler katarak olayı özgün hale getirmesi çok hoşuma gitti.Ama bir puan kırmamın da sebebi olan , olayları çok yüzeysel geçme işini hiç yapmasa idi keşke.Kurgudaki kedi tanrısı, indie çocuklar fikri çok özgün ve farklı olabilir belki fakat bunları işleyiş biçimi beni pek tatmin etmedi.Yani tam istediğim tadı alamadım kitaptan.Ana karakterin yaşadığı sorunlar ve duygu geçişlerini çok iyi aktarabildiğini ve ilk defa yanlış kararları yüzünden bir karaktere sinirlenmediğimi de belirtmek isterim. Aldığı kararların arkasındaki nedenler bana gayet mantıklı geldiği için genel olarak ana karakteri sevdim diyebilirim.Bunun dışında kitabın özgün kurgusunun yanında çok da yalın ve akıcı bir anlatımı vardı.Böyle anlatım tarzına sahip kitapların benim rs'den çıkmama epey yardımı dokunuyor ve size de faydasının dokunacağına eminim.Tam olarak istediğim hazzı yaşayamamış olsam da fena bir kitap değildi benim için.Size de öneririm, çünkü dili sade olsa da bakış açınızı değiştiren bir anlatım tarzına sahip ve kesinlikle size bir şeyler katacağını söyleyebilirim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Berke Kılıç
Unvan:
Çevirmen, Editör

Yazar istatistikleri

  • 1.111 okur okudu.
  • 16 okur okuyor.
  • 445 okur okuyacak.
  • 18 okur yarım bıraktı.