Berna Akkıyal

Berna Akkıyal

ÇevirmenEditör
9.3/10
571 Kişi
·
1.325
Okunma
·
1
Beğeni
·
106
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
691 syf.
·10 günde·Beğendi·10/10
İlk Çağ Öncesi, Birinci Çağ, İkinci Çağ, Üçüncü Çağ, Dördüncü Çağ. Bu çağlar boyunca yaşanmış birçok inanılmaz olay, muhteşem karakterler, heyecan dolu savaşlar, iyiliğin ve kötülüğün bambaşka bir boyuttaki mücadelesi ve inanılmaz bir hayal gücü. J. R. R. Tolkien. Bize fantastik edebiyatın kapılarını açan adam; bulunduğu dönemde ortaya koyduğu tarzla ilgili eleştiri oklarına hedef olsa da bunlara karşı duracak kadar cesur, hikayesinde ömrünü adadığı eşine ithafen bir karakter ortaya koyacak kadar aşk dolu... Eş, baba, dilbilimci ve görüp görebileceğiniz en mükemmel yazar. Fantastik edebiyatın babası, bizlere Orta Dünya evreninin kapılarını açan, kalemine ve zekasına ve özellikle hayal gücüne sonsuz saygı duyduğum, bize Sauron'u, Aragorn'u Gimli'yi, Fingolfin'i, Beren'i, Galadriel'i, Melkor'u ve daha sayamadığım nice olağanüstü karakteri veren; bizleri Elflerle, Hobbitlerle, Valarla, Cücelerle vb. tanıştıran; üzerinde birçok ülke, şehir, orman, dağ, nehir vb. adının bulunduğu bir Orta Dünya haritasını bize sunan Tolkien... Ve belki de onun hayal gücünü, zekasını, yazı yazma yeteneğini ortaya en iyi biçimde koyan eseri Silmarillion. Oğlu Christopher Tolkien'in babasının ölümü ardından notlarını bir araya getirerek oluşturduğu bu eser tam bir başyapıt.

Tolkien denildiğinde akla ilk olarak Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit kitapları gelse de Silmarillion hiç kuşkusuz yazarın ortaya koyduğu eserler arasında okunmazsa olmazlardan. Neden mi? Yüzüklerin Efendisi ile Hobbit kitaplarında gördüğümüz karakterler ve olaylar Tolkien'in oluşturduğu evrenin küçük bir kısmını oluşturuyorlar. Bu evrenin tam olarak anlaşılabilmesi için Silmarillion mutlaka okunmalı. Ayrıca yine yukarıda bahsettiğim kitaplardaki karakterler ve olayların nasıl ortaya çıktığını; örneğin Elflerin nasıl yaratıldığını, Cücelerin nasıl meydana geldiğini, Sauron'un ortaya çıkışını ve seriye adını veren ve Orta Dünya'da çok önemli bir yere sahip olan Güç Yüzükleri'nin aslolarak nasıl oluşturulduğunu görmek istiyorsak Silmarillion'u kesinlikle okumalıyız. Silmarillion'da İlk Çağ Öncesi, Birinci Çağ, İkinci ve Üçüncü Çağ'larda yaşanan olaylara yer veriliyor. Yani anlayacağınız Silmarillion aslında bir Orta Dünya tarihçesi, ansiklopedisi. Kitapta Orta Dünya'yı da içine alan Arda'nın yanı dünyanın yaratılışından başlayıp birçok başlık altında birçok olay okuyor, onlarca karakterle tanışıyoruz. Yeri gelmişken söyleyeyim Orta Dünya ile henüz tanışmamışsanız, daha önceki olayları anlatmasına rağmen Tolkien okumaya Silmarillon ile başlamak bana göre hiç doğru değil. Eğer yazara Tolkien ile başlarsanız yazarın ölümünün ardından başka bir kişi tarafından derlenmiş bir tarih kitabı okumuş olursunuz. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'i önce okursanız bu iki eserdeki olayları tam olarak anlamışsanız işte o zaman Silmarillion'u okuyacak kıvama gelmişsiniz demektir. Birçok kişi olayların yaşanma sırası nedeniyle Silmarillion-Hobbit-Yüzüklerin Efendisi gibi bir sıralama yapsa da ben bu düşünceye kesinlikle katılmıyorum. Bana göre Orta Dünya okumaları en iyi şekilde Yüzüklerin Efendisi-Hobbit-Silmarillion şeklinde olacaktır. Bu şekilde okuduktan sonra tabii ki kronolojik sıralamaya bağlı olarak da okuyabilirsiniz tekrardan. Tabii yine Silmarillion okumadan önce Yüzüklerin Efendisi, Hobbit filmlerini izlemenizi de tavsiye ederim. Bu sayede burada gördüğünüz yerleri, ırkları Silmarillion'u okurken gözünüzde çok daha rahat canlandırabilirsiniz. Anlayacağınız ben Silmarillion'un pat diye değil de hazırlık yaparak okunması gerektiğini düşünmekteyim.

Silmarillion'da yaşanan olayların pek çoğunu ben Orta Dünya ile ilgili makaleler okurken öğrenmiş olsam da, yani Silmarillion'da yaşanan olaylara aşina olmama rağmen bu durum kitabı okurken duyduğum heyecanı bir gram dahi eksiltmedi. Aksine bu durum benim için çok daha iyi oldu. Tanıdığım, bildiğim karakterlerle ilgili olayları okumak çok güzeldi. Tolkien'in inanılmaz güzel bir üslubu var ve kitabı okurken buna saygı duymamak elimde değildi. Duyguların yansıtılışı, yazılan onlarca mükemmel kişileştirme ve benzetme, harika betimlemeler... Silmarillion o kadar epik ve de o kadar duygusal bir kitap ki, o kadar fantastik ve de o kadar gerçekçi... Yaklaşık yedi yüz sayfa olan bu kitap beni bir tek sayfasında dahi sıkmadı; aksine her sayfadan, her paragraftan, her cümleden ve her kelimeden çok fazla zevk aldım. Okuduğum her sayfayla Tolkien'e olan saygım da biraz daha arttı ve her sayfada bu yazarla ve Orta Dünya'yla tanışmış olduğum için ne kadar şanslı olduğumu hissettim. İnce ince işlenmiş cümlelerin
damağımda bıraktığı o tadı anlatabilmemin mümkün olmadığını düşünüyorum. Sadece tanışın bu evrenle, mutlaka tanışın Tolkien'le. Bir adamın kendince diller meydana getirmesi, bir evrenin tarihini bu denli kusursuzca ve mantık çerçevesine oturtmuş olarak yazıya döküp bizlere sunması hayran olunası. Bunun için Tolkien'e minnettarım.

Son olarak benim için yaşamış, yaşayacak hiçbir yazar Tolkien'in yerini alamayacak; Tolkien benim için en fazla saygı duyulması gereken yazar ve bana göre dünya üzerinde yaşamış en iyi yazar. Silmarillion ise bu yazarın ortaya koyduğu kusursuz bir eser. Belki de hayatımda şu ana kadar okuduğum en iyi kitap. Yeri kitaplığımda her zaman çok çok farklı olacak ve daima açıp bakacağım bir kitap Silmarillion. Orta Dünya'nın İkinci Çağ'ının anlatılacağı dizi de 2020'de bizlerle buluşacağına göre bu evrenle ilgili okunacak, izlenecek, araştırılacak daha çok şey var. Ne mutlu bana!
365 syf.
·29 günde·Beğendi·10/10
Bu kitabın bende yarattığı hislerin ne elf, ne ent ne de insan dilinde bir karşılığı var.
Kitap Orta Dünya'nın yaratılış efsanesi ile başlar ve Yüzüklerin Efendisi kitabına kadar anlatır.
Kitabı Mariner Book basımıyla okudum. Tercümesi nasıl bilmiyorum ama Tolkien'in şiirsel dili gerçekten efsanelere yaraşır türdendi. Zaten kitabın başında. Tolkien'in yazmış olduğu bir mektupta her şeye İngiltere'nin güzel bir efsane eksiklikliğinden başladığını söyler. sadece İngiletere değil, dünya edebiyatına mükemmel bir efsane bırakmış Tolkien.
Elimdeki kitap üç bölümden oluşuyordu ve bu üç bölümde Yüzüklerin Efendisi sevdalılarının aklına gelmiş, gelecek ya da asla düşünemeyecekleri pek çok soruya cevap var.
İlk bölüm Silmariller hakkındaydı. Tanrının (Illuvatar) Ainur'lar ile Dünya'yı yaratması, Melkor'un ilk isyanı ve kötülüğe yelken açısı, Valinor ve Aman, Illuvatar'ın çocukları elfler ve insanlar, çocukların günahları, lanetleri, Dünya'nın ışığından yapılmış Silmariller, onlarca aile ve soyları ile hepsinin hikayeleri... Yüzüklerin Efendisi'nde Galadriel'in Frodo'yla vedalaşması esnasında hediyesini verirken kullandığı sözlerin 'Sevgili yıldızımız Erendil'in ne anlama geldiği... Her cümlesini aşkla okudum. Ancak burada küçük bir eleştirim olacak. Kitabın arkasında Beleriand'ın haritası mevcuttu ki bu harita çok yetersizdi. Özellikle yaklaşık ilk 100 sayfa tamamen Aman'da geçiyorken ve yüzlerce dağ nehir bayır isimleri havada uçuşurken bir harita konulmamasını şahsen ayıpladım. Ama neyse ki internet çağındayız ve güzel haritalar mevcuttu.
İkinci bölüm Numenor'un Cöküşü idi. Numenor, Aragorn'un da aralarında bulunduğu Elros soyundan gelen ve Dunedain'in gücü olan uzun ömürle kutsanmış insanların yaşadığı krallıktı. Bu kısımda, insanların zayıflığı, saflığı (salaklığı da denebilir) ve oradan Gondor'a uzanan yolculuk anlatılır.
Son bölüm ise güç yüzüklerine dairdir. Sauron'un güç yüzüklerini herkesi kandırarak nasıl bir güzel yaptırdığını, Isıldur'la olan savaşını, Gondor'un kralsız kalıp yonetiminin vekilharca geçişini anlatır. Ayrıca Hobbıt filminde olup kitabında olmayan Dol Guldur hikayesini, Saruman'ın Sauron'la olan ilişkisini anlatır ve yaklaşık iki sayfalık Yüzüklerin Efendisi özetiyle sonlandırır.
Düşününce, 1000 küsür sayfalık bir eser, bu kitabın yalnızca 2 sayfasında yer alabilmişti, Tolkien bu kitabında milyonlarca yıllık Orta Dünya Tarihini yalnızca 300 sayfaya sığdırmış.
Ve son olarak şunu da belirtmeden geçemeyeceğim, son zamanlarda bir Wonder Woman furyası var her yerde, tamam süper kahraman, tamam harika biri ama... Ama herhangi bir kitapta ya da filmde, ister kadın olsun ister erkek, ister insan olsun ister elf, Luthien kadar cesur ve harika bir kişi daha görmedim!
Bu vesile ile de buradaki kullanıcı adımı Mithril'den Luthien'e çevirmeyi borç bilirim:)
696 syf.
·33 günde·Beğendi·10/10
Silmarillion, bambaşka bir zamanda, bambaşka bir seviyedeki iyilerin temsilcileri ile kötülüğün tiryakileri arasındaki o kıran kırana mücadeleyi, tüm çağların en güzel ürünü Silmarillerin uğruna dökülen kanları, alınan canları, bozulan dünyayı ele alan, pusulasını "Önce Eru vardı, Tek olan, Iluvatar derlerdi Arda'da adına." şeklinde okuyucuyu içine hapsedecek şekilde oluşturmuş, oldukça detaylı, bir o kadar sağlam dil ve üsluba sahip, yüksek edebiyat ürünü bir mitolojik eser. Temel gücü ve albenisiyle, dağlara doğru uzanan fantastik öğeleri ile, Fantastik Edebiyat'ın büyük boşluğunu neredeyse tek başına doldurmuş Tolkien’in, yaklaşık tüm öykülerinin demirbaş konusu olan fantastik kavramını işleyişi ve bu kavramı bendinden sıyırıp abartmadan, tıpkı yaşananlar gibi yalın bir tavırla ele alışı onun yücelmesinde büyük role sahip olan mükemmel Tolkien'in, diğer kitaplarına kıyasla bile fersah fersah ötede olup, her ne kadar kalın olsa da Tolkien Evreni'nin meraklıları tarafından her zaman başvurma gereği duyulacak bir başucu kitabı niteliği taşıyan, kocaman bir zihnin, olağandışı hayal ve düşünme gücünün çok kıymetli bir ürünü.

Ben Silmarillion'dan önce sadece Yüzüklerin Efendisi serisini okumuş olsam da, diğer okurların sıralama için yorumları Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion yönünde. Çünkü kitabımız Silmarillion; Hobbit ve Yüzük serisindeki olayların geçtiği 3. Çağdan önceki çağları, bu çağlarda geçen cömert bir hayal gücü ve zekayla beslenmiş olayları anlatıyor. Kısacası Yüzüklerin Efendisi'nde gördüğümüz olayların, mesela Sauron'un neden kötü olduğunu, Sauron'un yanında oyuncak kaldığı Melkor'un ne kadar kötü olabileceğini, Gandalf, Saruman gibi İstarilerin nasıl yaratıldığını, Valar'ın - Maiar'ın , Eru'nun kim ve ne olduğunu, Ak Ağaç'ın oluşumu, Elflerin, İnsanların, Cücelerin geçmişini, yaratılışını, hepsinden önce Orta Dünya'nın, Güneş'in, Ay'ın, Arda'nın nasıl oluştuğunu, yine bunun gibi birçok ayrıntının özüne inerek anlatan, arka planda kalan geçmişin ve birçok tarihi olayın bulunduğu başucu ansiklopedisi niteliğinde bir miras, servet, hediye, birçok sıradan olmayanı niteleyen sıfatların yakıştığı benim için gelmiş geçmiş en olağandışı kitap.

Silmarillion'u okurken, güya bir yazarın hayal gücü ile yoğrulmuş bir takım enfes olayları, durumları, betimlenmiş bir dünyayı okumuyorsunuz da sanki kendi öz tarihinizi, geçmişte kendi öz atalarınızın efsanelerini, yaptıklarını, çektikleri acıları, gördüğü felaketleri okuyorsunuz hatta okumuyorsunuz orada her şeyi görebileceğiniz bir köşede onları izliyorsunuz. Valinor'un en yüksek kulesinde, Utumno'nun en derin kuyularında, Númenor'daki Ak Ağaç'ın gölgesinde, Doriath'ı çevreleyen kuşağın en güvenli yerindeymişsin gibi okuyucuya bu hisleri seçtiği kelimeleri ve üslubu ile tam anlamıyla veren Tolkien'in, sanki bu kurguları döktüğü o sayfalar; ormanlardan kesilip kullanılan ağaçların bünyesindeki tüm kuş seslerini; sayısız yağmur, kar, çiy tanesini de almış getirmiş gibi sanki. Valinor'un havası, korkunç Ergenbrand geceleri... Kısacası kullandığı kağıda bir hayat can bahsetmiş gibi yazmış tüm kurguyu. İnsanın arada bir aklına gelen 'BÜTÜN BUNLAR KURGU!' düşüncesi ile başa çıkması çok zor oluyor bu kitabı okurken çünkü, böyle bir hayal gücü nasıl olur da böylesine doğal, böylesine mütevazi bir zihine sığar akıl sır erdiremiyor doğrusu.

Silmarillion kadar uzun bir destanda, ilk başlarda alınan duygunun, son cümlesine kadar aynı şekilde verilmesi, hatta zaman zaman daha da coşkuyla fakat hiçbir zaman kendi temposunun gram altına düşmeden ilerlemesi hem Tolkien'in hem de oğul Christopher Tolkien'in başarısıdır bana göre. Silmarillion, Tolkien'in ölümünden sonraki dört yıl içinde oğul Tolkien'in derleyip düzenleyip 1977'de yayına sürmesi süreci boyunca, olayları tam anlamıyla sıraya dizmek çok zor bir şey olmuştur zannımca zira Silmarillion'da eğer bir kelime sana yabancı geliyorsa ya bir yeri atlamışsındır ya da kavrayamamışsındır :)) İşte bu yüzden kitabı bu şekile sokmakta baya uzun çalışmalar gerektirmiştir. Buradan Christopher Tolkien'i de yaklaşık kırk iki sene önceki yoğun çalışmaları için tebrik etmek istiyorum.

Tolkien'in, yaratılışın mükemmel öyküsüne yani Silmarillion'a alışmam hemen kolay olmadı, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi fon müzikleri dinleyerek evreni kabullenmeye çalıştım ve bu Tolkien için de, kendi evreninin mitolojisini yazmak ne kadar eğlenceli olsa da bir o kadar da zor olmuştur, o karakterlerle bütünleşmek, eşleşmek, hepsini tanımak çok uzun zamanlarını almıştır.İşte bu yüzden neredeyse yazmaya başladığı süre boyunca bol bol değiştirmiş, sildiği kısımlar olmuş. eklediği kısımlar olmuş. Silmarillion için: "Onun Yüzüklerin Efendisi kadar sevileceğini sanmıyorum. Tamamen mitoloji ve elflerle dolu,bütün bu ‘yüce biçem’ okuyucunun zevkine pek uygun değildir.” sözlerinden anlayacağımız gibi okuyucuya pek hitap etmeyeceğini düşünmüş yazma süreci boyunca. Çünkü Tolkien eğer bu kadar şanlı bir yazar olmasaydı, şanını kendine borçlu bir özgüveni ve zekası olmasaydı, bu kadar ciddiye alınıp okunacağını sanmıyorum. Tolkien hiç mi yaşamadı bu olayı bilemem ama gerçekten de bizim bugünlerde ağzımız açık okuduğumuz satırları, Tolkien yazarken ne endişelilere ya da ne heyecanlarla yazdığını düşünüp, günümüzde insanın empati yapması yani kendi gerçek dünyasından başkalarının gerçek dünyasına geçmesi bile oldukça güçken, bunu bir yazarın bir kurgu üzerinde, okuyucuyu içine çekmesi çok daha güç olacağı kesin bir gerçek. Tek silahı kelimeler ve üslubu olan Tolkien, bunu her romanında, her yazısında olduğu gibi, silahıyla bizi kalbimizin tam orta yerinden vuruyor.

Silmarillion hakkında daha ne yazsam, ne çizsem yetersiz, hiçbir dilde yaşadığım duyguları aktaracağım kelimeler yok, tek bildiğim Tolkien'in bu dünyada gelmiş geçmiş, en inanılmaz insan, en yüce en özel yazar olduğu. Bir usta, bir üstad, ona duyduğum saygıyı kimseye duymadığım bir yazar. Kesinlikle okuyun, okutturun.
691 syf.
·16 günde·9/10
Tolkien'ın bir kitabını ilk kez okudum. Kitaba başlarken hayalinde yarattığı dünya ile ilgili biraz daha araştırma yapınca doğru kitaptan başladığımı anladım.

Bir yazarın kitaplarını genelde kronolojik olarak okumayı severim. Bu yüzden bu kitap ile başladım, Hobbit ile devam edeceğim ve sonra Yüzüklerin Efendisine'ne geçeceğim.

Kitap bence dil olarak ağır değil, kesinlikle bu kitaptan başlamak gerekiyor ama okurken belli notlar alıp kitabın sonunda yer alan soy ağacı ve isim indeksini kendiniz oluşturabilirseniz kitaptan aldığınız zevk iki katına çıkar. Ben yapamadım ama keşke yapsaydım diye pişman oldum. Okurken haliyle bir sonraki bölüme geçtiğinizde isimleri unutabiliyorsunuz. Yalnız kitabın sonunda çoğu olay kafanızda yerli yerine oturuyor ve kitabı baştan okumak istiyorsunuz. Tabi bu kadar sayfayı baştan da kimse bir daha okumaz gibi geliyor.

Kitap normalde 620 sayfadan oluşuyor, geri kalan 71 sayfa ise isim, dil ve soylarla ilgili bilgileri içeriyor. Ben devam eden her kitapta bu bilgileri tekrar gözden geçireceğim. Harika bir kaynak.

Bu kitapla birlikte Orta Dünya, Valar, Elfler, Cüceler ve İnsanlar hakkında harika bilgilere sahip oldum. Bundan yıllar yıllar önce yazar nasıl bir hayalgücü ile böyle şaheserlere imza atmış inanılır gibi değil. Hayran olmamak elde değil.

Tolkien kitaplarını çok kişi okumuştur ama ben hiç okumayanlara kronolojik sırayla okumalarını öneririm. Eğer yarıda bırakmadan kitabı bitirme durumuna gelirseniz sonraki kitaplar ardı ardına gelir. Benim için üzücü olan şu ki kitaplığımda bulunan kitapları okuyorum şu anda ve yazarın sonraki kitaplarına henüz sahip değilim. En kısa sürede alıp seriye devam etmek istiyorum.
691 syf.
·Beğendi·9/10
Ne kadar bizim için Tolkien'in en büyük eseri olarak Yüzüklerin Efendisi'ni görsek de, J. R. R. Tolkien için en büyük eseri Silmarilion' dur. Orta Dünya tarihinde yaratılışı, Elflerin geçmişini, Ainur'un Müziği' ni anlatır ve tabii ki de Luthien ile Beren aşkını. Ama tarih olarak Yüzük Savaşı'ından öncesini anlattığı için kesinlikle yine de Yüzüklerin Efendisi' nden önce okunmamalıdır, çok çok ağır kitaptır ve %99 yarım bırakılır ve çoğu Yüzüklerin Efendisi okuyucusu bile Silmarillion' u tam olarak okumamıştır.
691 syf.
Tek yüzüğün duvarlarında inşa edilmiş Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi kitapları Tolkien'in yüce bir yaratıcı olduğunu bize kanıtlarken arkasında sakladığı ve okuyucunun bundan daha ihtişamlı bir geçmişi olacağını düşündürtür hep ve Silmarillion'ın bizi aydınlatmasında öncü olan Christopher Tolkien'e şükranlarımı sunmak isterim. Yüzüklerin Efendisi ve Hobbit'e göre okunması çok daha zor bir eserdir. Bu koca iki destanı Silmarillion'ın son sayfalarında özet halde görüyoruz ki bir kez daha ne kadar olağanüstü bir fantezi ortaya konduğunu bizlere kanıtlıyor. Kemerlerinizi bağlayın. Bu bir yeniden yaratış ve yok edişin mitolojisi.

Zaman içerisinde evrilen, farklı isimler üzerine yansıtılan ama bize aynı mücadeleyi anımsatan bir çemberin varlığını gözlemlemekteyim. Bu çemberin içerisinde tanrı, onun görevlendirdiği yarı-tanrısal yaratıcılar ve onların yaratıları içerisinde iyi ve kötünün harmonisi insanı büyülüyor adeta.

Bütün hikaye Silmarillion'da Orta Dünya'nın yaratılışıyla başlıyor -bu Orta Dünya Hobbit ve Y.E.'nden tanıdığımızdan daha farklı bir Orta Dünya; çünkü defalarca farklı şekillere evrildiğine şahit oluyoruz. Bu yaratılış hikayesi tek ve gerçek tanrı Eru Ilúvatar'ın Valar'ı (yarı-tanrısal yaratıcıları) yönetici/idareciler ve onların daltında Maiar'la (ölümsüz ve olağanüstü kabiliyetlerle donatılmış varlıklar) başlıyor. Lucifer'ın (İblis) Orta Dünya'da replikası Melkor isimli Vala'nın ve altında ona hizmet eden Vala Eulë'nin Maia'sı Sauron ve hikayenin sonlarında yol göstericiler olarak Orta Dünya'ya gönderilen İstari'lerden Curumir (Y.E.'den tanıdığımız Ak Saruman) kötücül karakterleri oluştururken karşısında ise Eru dahil altındaki diğer yaratılan yaratıcılar da iyi kutbu oluşturur.

Valar Orta Dünya'yı ve içerisindeki bütün varlıkları aşama aşama yaratılır. Başlangıçta kötücül olmayan Vala Melkor giderek yok edici, kötücül bir Vala'ya dönüşür. İlk doğanlar olarak elfler yaratılır ardından İnsanların gelmesi planlanır. Arda kalan Valar'dan habersizce Vala Aulë cüceleri yaratır.

Melkor, Eru Ilúvatar'ın gücüne ve yaratışına özenirken karanlığa yönelir. Melkor diğer Valar'ın faaliyetlerini çarpıtmak veya yok etmek için çalışır; ki Orklar'da elflerin çarpıtılmaları sonucu var olagelen yaratıklarıdır. Mitolojinin diğer yakasına oturan önemli olan bir diğer unsursa Silmarillerdir. Silmariller 3 adet olup antik elflerden Fëanor'un ürettiği kutsiyeti bulunan mücevherlerdir. Daha sonradan elfler tarafından Morgoth olarak da anılacak Melkor'un, bu kutsi mücevherleri/Silmarilleri tacına kakmak için çalmasıyla macera başlar.

Silmarillion destanına konu olan hikayeler yüzyıllar sürer. Morgoth'un oyununa gelen ve oyuncağı olan varlıkların devinimi müthiş bir şölen sunar hayal gücümüze. Silmarillion'ta anlatılan ve ayrıca daha detaylıca romanlaştırılmış Beren ve Lúthien'in Hikayesi, Húrin'in Çocukları da dilimize çevrilmiştir ve çok nadide kitaplardır.

Kabul etmek gerekir ki Silmarillion Tolkien'in okunması en zor eseridir. Anlatısı çok da basit olmayan, zaman-mekan kurgusunun çok hızlı aktığı bir destandır Silmarillion.

Tolkien'i epik fantezi edebiyatının babası yapan eser Silmarillion'dur. İlk olması hasebiyle, onu okumadan ardıllarını değerlendirebilmek çok da mümkün değildir diye düşünüyorum. Silmarillerin özünün geldiği 2 Valar Ağaçlarındandan Ak Telperion'un ışığı bu edebiyat akımına bir meş'ale tutmuştur.

Silmarillion'un Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'nden önce okunması gerekir ama bu çok zor bir deneyim olacağından naçizane tavsiyem sırasıyla: Hobbit , Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion ve Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi bir tur daha dönülmelidir. Beren ve Lúthien'in Hikayesi'ni henüz okuma fırsatım olmadı ama Húrin'in Çocuklarını okuyabilme şansına eriştim. Şimdi aklımda daha da iyi yer etti haliyle. Beren ve Lúthien'in Hikayesi'ni okumamın ardından Húrin'in Çocukları, Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi'ni bir kere daha okuyacağım.

Lúthien Tinúviel'in bir fanart'ını burada paylaşmak istiyorum; çünkü bende o cesur elf prensesinin etkisi çok büyük.
http://orig12.deviantart.net/...ahaladar-d8sinw2.jpg

Bu uzun incelememi okuma zahmetinde bulunanlara yürekten teşekkürlerimi sunarım.

Orta Dünya hakkında beni çokça bilgilendiren içerikleri ile Murat Beyin kanalını da buradan paylaşmakta bir mazur görmüyorum : https://www.youtube.com/...RXESaUXNdNJSdJDRCvWA

Sevgiyle kalın.

Oğuz Beyiniz
691 syf.
·4 günde·Beğendi·10/10
"Önce Eru vardı." diye başlıyoruz dünyanın özüne doğru olan keşfimize.
Yokluk ve varlık arasında müziğin evrensel gücünü ürpererek hissediyoruz. Bazen kelimelerden öteye geçen şeyler vardır ve bazen dil, kelimelerden, lisanlardan arındırılmış en duru haliyle karşımıza çıkar, bunu çok derinden yaşıyoruz.
Yarım yüzyıla yayılan bir birikimden bahsedilse bile bu Silmarillion için eksik bir ifade olur.
Tavsiye üzerine not tutarak okumaya başladım. Özellikle isimler konusunda sıkıntı büyüktü çünkü.
Abartısız söylüyorum, eğer orantılarsak kitabın %90 'lık kısmında bir cümlede iki, üç ve bazen daha fazla isimle karşılaştım.
Tam bu durumdan sıkılacağım hissine kapılmışken, isimlere takılmadan kendimi kitaba bıraktığımda, aslında her şeyi çok daha kolay anladığımı farkettim.
Bilimkurgu, fantastik, tarih ya da başka hiçbir kalıba sığmayacak bir kitap okudum.
Müthiş bir kurgu ve muhteşem tasvirlerin arasına serpiştirilmiş çok etkileyici fikirlerle de karşılaştım.
Orta Dünya 'da yaşıyormuşum ve Morgoth siyah bir bulut şeklinde üzerimden geçecekmiş gibi hissetmedim desem yalan olur.
Orijinalinin bin sayfadan fazla olduğunu duyduğum kitabın elimizdeki versiyonu 395 sayfayla sınırlı kalıyor.
Ama bu kadarı bile büyülemeye yetiyor.
691 syf.
·1 günde·Beğendi·10/10
Bu kitap J.R.R Tolkien'in baş yapıtı niteliğinde ki her Orta Dünya fanının kütüphanesinde bulunması gereken nadide bir eserdir.
Eru'nun ve Ainurun müziği ile ardayı şekillendirmesini, Vaları ve Maiarı şiirsel bir dille anlatarak başlayan kitap, Silmarilleri Beren ve Luthien'i güç yüzüklerinin yaratılışını, Numenoru yani Orta Dünya'nın tüm soru işaretlerini cevaplayıp yenilerini ortaya koyuyor.

Kimi okurlara göre Silmarillion'un, Yüzüklerin Efendisinden önce okunması söylense de bence bu kitap Yüzüklerin Efendisini bitirdikten sonra okunması gereken bir kitaptır. Hatta araya Hurin'in Çocuklarını da sıkıştırın daha sonra sıkıntı yaşamazsınız.

Son olarak bide bir not defterini ve bir kalemi hazır tutun hatta bir ajanda, lazım olacak. Keyifli okumalar...
691 syf.
·Puan vermedi
Elimde ALTIKIRKBEŞ YAYIN'ın 2. Baskısı var Mart - 2001 tarihli. Çevirmenler: Serap Erincin, Hakan Aytutucu

O kadar çok isim var ki, okurken kimin kim olduğunu, ya da okuduğum adın kime ya da neye ait olduğunu anlamaya çalışırken kitabın arkasındaki sözlükçeye bakmaktan bayağı daraldım... Kitapta çok fazla zulüm, çok fazla keder, çok fazla üzüntü var yüreğimi yoran... Yine de güzel kitaptı fakat uzun okumalara alışkın olanlar için...
691 syf.
yüzüklerin efendisi serisinin atasına en geçmişine gidip anlamaya çalışayım dediğim fakat kitap bittiğinde bir çok ismin birbirine girdiği ve kafamın allak bullak olduğu kitap . Yazarın hayal dünyasını hayretle takdir ettiğim fantastik türde tamamaen başka evrene kapı açan bir kitap.

Yazarın biyografisi

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 1.325 okur okudu.
  • 66 okur okuyor.
  • 926 okur okuyacak.
  • 79 okur yarım bıraktı.