Berna Aslıhan

Berna Aslıhan

7.2/10
15 Kişi
·
24
Okunma
·
1
Beğeni
·
354
Gösterim
Adı:
Berna Aslıhan
Unvan:
Türk Yazar
“Peki, seni bu noktaya getiren ne? Yani ne oldu da bu denli çıldırdın?”
Mine, bir saniye bile düşünmeden Arat’ın sorusuna cevap verdi.
“Yastığının altında benim tişörtümü saklıyor. O tişörtün oraya nasıl geldiğini tahmin edebiliyorum ancak madem bana âşık falan değil, neden yastığının altında tişörtümü saklıyor?”
Herkesin bakışları Umut’u bulduğunda genç adam başını önüne eğdi.
“İşte! Sorduğum zaman da aynen bu tepkiyi verdi. Ben de korkak olduğunu ve artık onun gibi biriyle işim olamayacağını söyleyip evden çıktım.”
“Üzerindeki kısacık tişörtle birlikte!” dedi Umut, dakikalardır takındığı sessiz tavrını bir kenara bırakarak.
Mine, eline geçen ilk yastığı adama fırlattı.
“Allah’ın öküzü! Sana ne? Hem âşık değilim diyor hem de kıskanıyor! Sevmiyorsan kıskanamazsın arkadaş!”
"Aşka inanmayan insanların tek eksiği, doğru kişiyi bulamamış olmasıdır. Karşımıza çıkan her insanla bir şeyler yaşamaya çalışıyoruz ve işler bizim istediğimiz gibi gitmeyince de kendimizi aşık olamıyormuş gibi hissediyoruz."
"Çalmayacak mısın?"
"Ne çalacağız?"
Önündeki notaları karıştırıp seçtiği kağıdı bana uzattı.
"Romeo ve Juliet."
Seçtiği parçanın ismini okuduktan sonra tebessüm etmekten kendimi alıkoyamadım. "Ben bunu ezbere biliyorum zaten. Notaya ihtiyacım yok."Başlayalım o zaman."
"Notayı almayacak mısın?"
"İhtiyacım yok. Ben zaten sana her baktığımda bu şarkıyı içimde yaşıyorum."
Berna Aslıhan
Mendirek Yayınları
Sadece yapamadıklarımızdan pişman oluruz.
Yarın yaparım.
Sonra konuşuruz.
Sevdiğimi şimdi sôyleyemem.
Ertelemek... Sanki yarınımızdan eminmişiz gibi ertelemek...
Hep sonraya ertelemek hep bir sonrakine, yarının ne getireceğini bilmeden. Hangi sonraya? Sonra diye bir şey yok. Bugün var, belki yarın yok...
Yarın diye bir şey yok.
Şimdi var.
Şu an var.
Bunu değerlendirmek o kadar önemli, yaşadığın an öylesine kıymetli ki...
"Sonra pişman olmamak için babanı affetmelisin sevgilim. Affetmek seni özgür kılar..."
Berna Aslıhan
Mendirek Yayınları
Bir gün bile dolmadan bitirdiğim bir kitap olmasına rağmen inanılmaz tekrar etmesi, klişe olması nedeniyle tam olarak beğenemedim.
ilk olarak kitap klişe bir kitaptı. nelerin olacağını biliyoruz. tamam, hadi buna tamam. ama çok hızlı oldu her şey. o kadar hızlı olması da klişe.
kendini sürekli tekrar etti. bir Azra'ya bir şey oldu, bir Arat'a bir şey oldu. bir o buna kızdı, bir bu ona kızdı. beş yüz sayfada kaç kere barışıp kızdılar birbirlerine?
kitabın başında Arat'ın yaptığı bir hareket cidden çok kötü bir hareketti üzerinde hiç durulmadı neredeyse. bu beni rahatsız etti açıkçası çünkü bir noktada kitabın konusu biraz da bu hareketten çıkmış. hiç üzerinde durulması resmen.
ve son olarak 'hatun' kelimesi beni inanılmaz rahatsız etti. erkeklerin kullanması bile garip gelirken, Azra ve Esra da bu kelimeyi kullanınca garipsedim ve hiç hoşuma gitmedi.
bunların dışında kitap cidden akıcı ve aksiyonlu bir kitaptı. aşkı aksiyonla harmanlaması iyi olmuş. yine de çok sevdiğim bir kitap değil de kafamı dağıttığım bir kitap oldu.
Azra, anne ve babasını bir kazada kaybeden, hukuk fakültesi öğrencisi, 20 yaşında bir genç kızdır. Ailesini kaybettiği için çok üzgün olsa da, onu çok seven ve teselli eden insanlar vardır çevresinde: Arat,Buğra,Barış ve Umut. Ve en yakın arkadaşı Esra...
Azra küçüklüğünden beri Arat'a aşıktır.
Azra için hayat görünürde normal bir şekilde akarken, esasen durum tam tersidir. Azra için bazı tehlikeli durumlar sözkonusudur. Azra'yı korumak için Arat'ın bir fikri vardır ve Azra hariç herkes bu fikri desteklemektedir....
Arat'ın bu fikri gerçekleştikten sonra, Azra için adeta sırları öğrenme süreci başlar. Her öğrendiği sır ile kendini bir ateş çemberinde bulan Azra ve yakın çevresi için adeta bir hayat mücadelesi başlar.
Yorumuma gelecek olursak; öncelikle bu roman vıcık vıcık bir aşk romanı değil. Aksiyon,gerilim ve aşk temasını bir arkadaş grubu üzerinden anlatmış bize yazar. Kitabın gerçekten son derece akıcı bir dili var. Kitapta kalabalık bir grup olduğu için, okurken keyifli hale geliyor bence. Geçmiş sahnelerini okumak da benim açımdan çok güzeldi. Gizemleri ortaya çıkaran da bu sahnelerdi o yüzden sevdim.
Hayatında herşey yolunda giderken 15 yaşında anne ve babasını bir trafik kazasında kaybeden Azra, büyük bir travma yaşar. Bu süreçte kendisine destek veren muhteşem dörtlü Arat, Buğra, Umut ve Barış'tır. Buğra kendi doğumunda annesini, 10 yaşında da babasını kaybedince yasal olarak da Azralarin ailesine dahil olup gerçek abisinden farksız hep yanında olan kişidir. Aslında Arat hariç hepsi Azra için abi gibidirler. Azra'nin küçüklüğünden beri Arat'a olan ilgisi onu abi gibi görmesini engeller. Uzaktan uzağa sempati duyar ama Arat hiç burnundan kıl aldırmaz. Ta ki birgün gelip "evleniyoruz" diyene kadar. Azra sevinsin mi şaşırsın mi bilemezken asıl olaylar buradan sonra başlar. Hem ailesinin ölümü ile ilgili gerçekleri hem içinde bulunduğu tehlikeyi hem de zorunluluk olarak başlayan evliliğinin getirilerini hazmetmeye çalışır.

Baş karekterlerimiz Azra ve Arat. Fakat yan karakterler olan Esra, Buğra, Umut ve Barış de başrol oyuncular kadar her olayın içindeler. Özellikle Azra'nin kankasi Esra'yi çok sevdim. Kapak resminden romantik bir yaz kitabı olduğunu düşünmüştüm. Aslında yanılmadım ama tamamen de cıvık cıvık bir aşk hikayesi değildi. Aşk ve macera 535 sayfaya çok güzel dağıtılmış. Aşk kısmının biraz uzadığını düşündüğüm anda hemen bir aksiyona giriş yapmak kitabı sürükleyici hale getirmiş. Okuyucunun sıkılmasına izin vermemiş yazar. Bu konuda kendisini tebrik ediyorum. Okuduğum için çok memnunum okumayanlara da rahatlıkla tavsiye ederim.
Bahsetmiştim: Normal konulu kitaplar çoğu zaman beni sıkıyor; çünkü özgün bir konu yazılma şansı oldukça az ama bazen konusu özgün olmasada yazar, anlatımıyla konuyu özgünleştirebiliyor. Ama bana göre bu kitapta ikiside yoktu. Bazı yerler fazla uzatılmış ve tekrara düşmüştü. Azra karakteri beni deli etti. Azra, davranışlarıyla falan çocuk gibiydi ve yaptığı çoğu şey mantıksızdı. Kitapta bir yer var: Azra, kaçırılmıştı, neyse kurtuluyor falan sonra gezmeye gitmek istiyor, korumasız! Ve yaşamaktan kurtulduğu şey ise öylesine ağır ki... Burayı okuduğum an: Yok artık, dedim. Başındaki tehlike ve yaşamaktan kurtulduğu şey basite indirgenmişti. Bu tarz bir iki şey daha oldu ama spoil olmaması için bahsedemiyorum. Kitabında sonunda ortaya çıkan şey ise beni tatmin etmedi. Bir baba, kızını düşünerek bir şeyler yapmaya çalışmış ama bana mantıksız geldi ve dediğim gibi, nedeni beni tatmin etmedi.
He, kitapta güzel yerler var mıydı? Vardı, hatta komik bulduğum yerlerde vardı. Bu kitap, benim çok beğenmediğim ama idare eder, dediğim bir kitap oldu kısacası.
Azra, Arat, Buğra, Barış ve Umut; Bu karakterler birbirleriyle hiçbir bağı olmayan, kardeşten öte olan dostlardır ama Azra ile Arat karakterlerinde işler kardeş ilişkisinden çok farklı bir boyuttadır. Bir anda Azra ve Arat'ın evlenmesi gerekir, bu acele kararın arkasındaki sebep hiç hoş olmasada, vesile olduğu şey oldukça güzeldir. Azra'nın çocukluğundan beri Arat'a karşı ilgisi vardır ama zamanla içe hapsolmuş bu hisler, Arat'la evlenince tekrar ortaya çıkar. Belli bir süre sonra ortaya çıkan gerçeklerle Azra sarsılır ama etrafındakilerin varlığı ona güç verir. Başlarındaki belayla uğraş verirken, ilişkileri konusunda da zorluklar yaşayan Arat ve Azra için hiçbir şey kolay değildir ama konu aşksa önünde sonunda her şey yerli yerine oturur. Azra'nın en yakın arkadaşı Esra ve Buğra'nın da ilişkilerine yer verilmişti bu kitapta. Esra karakterini çok sevdim ve Azra'ya nazaran daha aklı başında bir kızdı, ayrıca komikti de.
Yazarın kalemini ilk kez okudum. Alırken tereddüt etmedim desem yalan olur. Ama korktuğum gibi çıkmadı. Heyecanı eksik olmayan bir kurguydu. Sadece karakterlerin duygu belirsizliklerinin fazlalığı sıkmadı desem yalan olur.
Azra, ailesi öldükten sonra; Arat,Buğra,Barış ve Umut tarafından korunup,sevilip kardeşleriymiş gibi sahiplenildi.Azra ailesini bir kazada kaybettiğini sanıyordu yalnız sonradan ondan saklanan aslı sır ortaya çıktı. Bu kitapta dostluk o kadar güzel anlatılmış ki ben de böyle abi isterim diyesim geldi. Azra'nın peşinden gelen ölüm yeri geldi onlara kayıplar verdirtti ama birbirlerine de bir o kadar kuvvetle bağladı.
Arat'ın Azra'ya olan aşkını başlarda kabul etmeyişi sırf kendini ve Azrayı bu tutumuna inandırmak için üçüncü kişileri araya katmaya çalışması beni sinirlendirdi ki Azra zaten sinirinden ne yapacağını şaşırdı. Ama sonraları ikisininde o kadar belaya karşı aşklarını yaşaması çok güzeldi.
Sonunda mutluluğu bulmaları onlardan çok beni sevindirdi.
Tabii bu arada Buğra ile Esra'nın aşkınıda unutmamalıyız. Onların aşkı da bir o kadar güzeldi

Yazarın biyografisi

Adı:
Berna Aslıhan
Unvan:
Türk Yazar

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 24 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 17 okur okuyacak.