Brain McClellan

Brain McClellan

Yazar
8.1/10
42 Kişi
·
60
Okunma
·
6
Beğeni
·
624
Gösterim
Halk devletine veya kralına hizmet etmek için değil, devlet halkına hizmet etmek için vardır. O yüzden halk o devletin yönetiminde söz sahibi olmalıdır.
Brain McClellan
Sayfa 325 - İthaki Yayınları
Her zaman neden diye sor. Bir şeyi bilmek yetmez..... daima onun nedenini de bilmelidir. Böylece farklı farklı şeylerin nasıl çalıştığını anlaman kolaylaşır
Kolay yolu seçersen kendini bir hücrede bulursun. Yok, illâ zor yolu istiyorsan arkandaki kadın gözlerinden birini oyar, sonra da diz kapaklarını kırarız.
Brain McClellan
Sayfa 365 - Müfettiş Adamat
Her ne kadar bazı şeyler havada bırakılmış olsa da, Brain McClellan'ın yazdığı ilk seri olduğu için güzel bir final yaptı bence. Ama ivmenin birinci ve ikinci kitaba göre daha düşük olduğunu belirtmem lazım. Buna rağmen seriye genel olarak baktığımda hikayesi tatmin edici olduğunu söyleyebilirim.
Yazarın ilk kitabı olduğu için biraz acemilik olduğunu kabul ediyorum. Onun dışında kurgusu ve yarattığı dünya gayet güzel. Olayların oturması ve kendinizi kitapta bulabilmeniz için ortalarına kadar gelmeniz gerekebilir.
Daha Türkiye'de çıkmadan çok önce listeme eklemiş, çıkmasını bekliyordum, araya çok kitap girdiği için çıktıktan hemen sonra okuyamadım.
Kitap klasik fantastik kurgu eserlerinden biraz ayrılıyor, genelde bu türde barutlu silahlar pek bulunmaz, ama bu yazar hem barutlu silahları hem de büyüyü dahil ederek zor bir işe kalkışmış. Yazarın oluşturduğu büyü sistemini çok sevdim, birbirinden farklı çalışan bir kaç büyü sistemi var ve hepsi birbiri ile bir noktada hem etkileşiyor hemde birbirinden ayrılıyor, diğer kitaplarda bunu daha net anlayacağımızı düşünüyorum.
Kitap bir çok şeyi bir arada içinde barındırıyor aslında, politika, polisiye, büyü sistemleri, macera, ateşli silahlar.. Kitabın bu yönlerini çok sevdim, hatta genel olarak beklediğimden daha iyi çıktı. Yazar ortaya güzel bir kurgu çıkarmış, güçlü karakterleri ve karakterlerinde iyi hikayeleri var. Yazar olayları uzun uzun anlatmıyor ya da sizi bekletmiyor, bir türlü bitmeyen uzun dövüş sahneleri yok bu kitabın büyük artılarından biriydi bence.
Hikayesi ve çıkış noktası ile kitap çok güzel ancak kurgusu ve anlatımı ile yazarın acemiliğini belli ediyor, giriş kitabı olarak seri için çok güçlü bir kitap olsa da yazarın kat etmesi gereken çok yol var. Diğer kitaplarının daha iyi olacağına eminim ve serinin diğer kitaplarını da merak ediyorum, çok bekletmeden çıksa.
Olaylar Tamas, Taniel ve Adamat'ın liderliğinde devam etti. İlk 100 sayfa biraz ağırdı. Ortadan sonra iyice açıldı. Sonra da hiç uyumadan işe gitmek pahasına tüm gece bırakamadan okudum. Akıp gitti. Kurulan dünya çok güzel. Yozlaşmış, sabit fikirli askerler, hep cebini düşünen fırsatçılar, hainler ve tüm bunlara direnip atakta kalmaya çalışan kahramanlar. Çok keyifle okuyorum. Herkese tavsiye ederim
Kan Yemini biter bitmez Güz Cumuhriyeti'ne başladım, yazar da olayları önemli bir yerinde kesmiş olunca beklemek zordu.

Bir fantastik seriyi daha bitirmiş oldum, hem güzel hem üzücü. Bu serinin büyü sistemi başta bana farklı ve ilgi çekici gelmişti, barut büyücüleri, imtiyazlılar, maharetliler, hepsi birbirinden farklı yeteneklere sahip ancak belli noktalarda da benzer özelliklere sahip. Ve de tanrılar var, seride de gördüğümüz ve soru işareti dolu tanrılar.. Seride baştan beri bir çok soru işareti var, özellikle de büyü yeteneği ile ilgili soru işaretleri, ben bunların son kitapta artık aydınlanacağını düşünüyordum ki çok yanıldım. Yazar neredeyse hiçbir şeyi açıklamadan seriyi bitirdi ve seri gözümde bir tık geri düştü. Yazar aklına gelen fikirleri kullanmış da mantık çerçevesine oturtmaya üşenmiş gibi bir düşünceye sahip oldum. Çoğu fantastik seride yeteneklerin nereden geldiğini, neye dayadığını öğreniriz, en azından iyi olanlarında ancak bu seride bunların hepsi havada kaldı.

Yazar ilk iki kitabı olaylar ve karakterler açsından güzel kurgulamış olsa da son kitapta hem tekrara düştü hem de gereksiz gördüğüm bir çok hamleye yer verdi, birazdan spoiler kısmında değineceğim bunlara. Güz Cumhuriyeti'ni okudum ama hiç sevemedim diyebilirim, yazar bir dünya soru işareti bırakıp, sonunu da aceleye getirerek seriye son verdi, kitabı bitirdiğimde bittiğini anlamadım ilk anda. Tatmin edici bir son kitap olamadı ne yazık ki. McClellan, Sanderson gibi bir edebiyat harikasının öğrencisi ama yeterince feyz alamamış ondan, bulduğu fikir ve hikaye çok güzeldi, daha bir kaç kitap çok rahat bu seriyi ilerletebilir ve harikalar çıkarabilirdi ancak o seriye yazık etmiş. Seriyi seviyorum ve bu beni çok üzdü.


!!Spoiler!!

İlk kitabı çok net hatırlamıyorum ama orada bu bilgilerin olduğunu anımsamıyorum; imtiyazlılar, barut büyücüleri, maharetliler nasıl oluşuyor ve ortak noktaları ne? Tanrılar ilk ve en güçlü imtiyazlılar ise "başka" ve büyü nasıl oluştu? Ve en anlamsız bulduğum noktalardan biri de neden sadece barut büyücüleri var? Baruttan başka şeylerle de insan büyü yapabilmeliydi gibi geliyor. Ka-Poel'in gücü ve onun büyüsü ise tamamen muamma kaldı, en çok onun açıklanmasını beklesem de yazar geçiştirip bıraktı. Seride en gereksiz bulduğum büyücü ise Nila oldu, o neden imtiyazlı çıktı, şimdiye kadar nasıl anlamadı, sonuçta eldivensiz büyü yapabiliyor ve kaç kez tehlike geçirdi ve bütün kitap boyunca onun neden bu kadar eşsiz olduğunu yazarın açıklamasını bekledim ancak yazar tek kelime açıklamadan bitirdi seriyi. Yazarların en büyük hatalarından biri serideki tüm karakterleri çok önemli ve çok güçlü, eşsiz ilan etmeleri ki bu durumda o önemin değersizleşmesine yol açıyor, McClellan da ne yazık ki bu hataya düşmüş. Kitabın en büyük sorunu büyü yeteneklerinin kökenini açıklayamaması oldu, kitabın diğer eksikliğide kendi kültüründen yoksun olması, kişiliksiz bir seri oldu bu yönden.

Ortaya çıkan son tanrıyı ise hiç anlamadım, siyasi oyunlara girdi, yıllarca Adopest'te yaşamış falan filan. Dünyayı ele geçirmek isteyen ve sınırsız güce sahip bir tanrı için çok basit hamleler gibi duruyor, sonuçta bu dünyanın kalan kısmı da var ancak adam o tarafa hiç bulaşmamış ya da yazar es geçmiş, saçma geldi.

!!Spoiler Bitti!!

Barut Büyücüsü Üçlemesi'ni sevdim, iyi bir fantastik seri olmak için çok uygun bir zemine sahip olsa da yazar yeterince iyi değerlendirememiş. Bu kitaba aslında 2 vermek istiyordum güzelim seriyi ileriye taşıyamadığı için ancak seriyi sevdim bir kere 3 veriyorum. Serinin ara kitapları var, 1 ve 2. kitap arasında merak etsem de Türkiye'de çıkmaz muhtemelen. Kitapların arasında iki yıl falan olsa da yazar iyice düşünüp aceleye getimeseymiş keşke.

Fazla uzattım ama sevdiğim bir seriydi, konuşmak hakkım. :D Her neyse, fantastik kurgu severler için iyi ancak yer yer yetersiz bir seri yine de bu türü seviyorsanız es geçmeyin derim, beklentinizi düşürün ama okuyun.
Serinin en güzel, en heyecanlı kitabıydı. Nerdeyse olaysız sayfa yoktu. Çoğu kitabın tümünde gerçekleşen olaylar sadece ilk yarıda gerçekleşti. Sadece Taniel'i çok az görmek üzdü. Final hem çok gerçekçi hem de çok etkileyiciydi. Özliycem serideki tüm karakterleri. Özellikle de Tamas ve Taniel'i. Yazar yeni bir üçleme üzerinde çalışıyormuş. Sabırsızlıkla bekliyorum. Son olarak epik fantastik severler kaçırmasınlar.. Sizleri çok keyifli bir macera bekliyor.
Çok yaratıcı ve güzel bir kitap.Zıtlıkları harika işlemiş.Seri kendini okutuyor.Zekice tasarlanılmış karakterler harika düşünülmüş ve kafa karıştıran savaşlar cidden sizi içine sürüklüyor.İlk kitabı olması sebebiyle biraz anlatımda acemilikler bulunsada harika bir dünya kesinlikle tavsiye ederim.
Seriye yaraşır harika bir son. Kitaptaki evren sizi o kadar içine çekiyor ki, olayların sonlarına yaklaştıkça biteceğine üzülüyor ve içten içe "hikayede bir şeyler daha ters gitse de uzasa" diye düşünüyorsunuz.
Fantastik kurgu sevenlerin okumasını mutlaka tavsiye ederim.
Kan Yemini'nden sonra Kızıl Sefer'i çok beklemiştim, hayli zamandır fantastik kurgu da okumamış olunca sarıldım kitaba.
İlk kitap başarılı bir giriş kitabıydı, her ne kadar yazarın acemiliği hissedilse de ortaya çıkan sonuç güzeldi. Bu kitap ilk kitaptan daha iyi olmasına karşın yazarın hala üzerinden atamadığı acemiliği kendini sezdiriyordu.
Yazar seride aksiyonu bir an olsun bırakmıyor ve sürekli yeni bir olay yaşanıyor, olayları uzun tutmaması ve de anlatımın akıcılığı da bir araya gelince sayfalar akıyor gidiyor.

Bu kitapta artık serinin eksiklikleri daha çok ortaya çıkar oldu, serinin en önemli sorunlarından biri serinin kendine özgü bir kültür ve yaşam biçiminin olmaması, farklı bir dünya, farklı ırklar ancak bizim dünyamızdan hiçbir farkı yok, yazar buraları tamamen es geçmiş. Bir din var ama dinle ilgili ne doğru düzgün bir bilgi var ne de halka etkisi var.

Kitabı okurken bir ara kitaptaki büyü ve fantastik ögeleri çıkardım ve kitabın çok da eksilmediğini gördüm, yazar özelliklede kitabın büyük bölümünde daha çok askeri ve politik manevralara yer vermiş, büyünün çok da vazgeçilmez bir yeri yoktu, bu seriyi zayıflatan bir unsurdu. Bir de kitapta çok hata bulmayı sevmediğim için çok üstüne düşmedim ama yol-zaman konusunda yazarın pek çok sapmaya yer verdiğini düşünsem de büyük bir sorun oluşturmamıştı.

Kızıl Sefer, okuması oldukça keyifli bir eserdi, sayfalar aktı gitti ancak serideki temel eksiklikler sona geldiğinizde sizde boşluğa sebep oluyor. En azından benim gibi fantastik kurguları çok seviyor ve bu türde çeşitli kitaplar okuyorsanız. Serinin asıl eleştirisini son kitap olan Güz Cumhuriyeti'nde topluca yapacağım.
Dili akıcı, hikaye kurgusu güzel, ancak betimlemelerle boğulmuş çok yer var ne yazık ki :(
Karakterlerin gücüne rağmen, onlarla sıkı fıkı olmak da insan zorlanıyor, belli bir mesafeleri var gibi sanki.

Yazarın biyografisi

Adı:
Brain McClellan
Unvan:
Yazar
Doğum:
1986

Yazar istatistikleri

  • 6 okur beğendi.
  • 60 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 64 okur okuyacak.
  • 2 okur yarım bıraktı.