Bülent Kısa

Bülent Kısa

Yazar
8.5/10
2 Kişi
·
10
Okunma
·
2
Beğeni
·
202
Gösterim
Adı:
Bülent Kısa
Unvan:
Türk Yazar
Okültist-Astrolog-Tarot,
İslami Büyücülük (Havas),
T... (Toht) grubu (1987-1993) kurucusu
Kblan Tragna majikal ekolünün (1988) kurucu üyesi.

Teorik ve Pratik Büyücülük, Astroloji ile ilgilenir. Tarot'u Türkiye'ye ilk defa tanıtan kişidir. (1983)

Stuart R. Kaplan tarafından hazırlanıp, 1985'te U.S. Games System, Inc tarfından üç cilt olarak yayınlanan, Dünya Tarot Ansiklopedisi'nde (The Encyclopedia of Tarot) kendi çizdiği özgün Tarot destesi bulunan, Türkiye, Orta Doğu ve Balkan ülkelerindeki tek kişi.
1. Ben varım. Vardım. Ve var olmaya devam edeceğim. Sonsuza kadar
ve sonsuzdan öte var olacağım!
2. Üzmez beni, sevmeyenlerimin ve cahillerin taktıkları isimler.
Aksine, tüm ihtişamımı koyar ortaya onlar. Benden ve adlarımdan
gelir, bütün ilerletici ve asil ve başkaldırıcı duygular. Albız benim;
Mara benim; Seth benim; Loki derler bana; Benim, Satan Olan ve
Satanas; Satanus'um ben. İblis'im; Şeytan'ım ben, içinizde
Kaynayarak Uyuyan.
3. Lucifer dediler bana, kötülüğü anlatmak için. Halbuki, ışık ve
güzelliği anlatırdı Lucifer. Ben kötüyüm bu düzen için; ama değilim
asla kötülük.
4. Beni anlamak, insanın kendisini anlamasıdır. Ama sadece beni
anlamanın, insana bir faydası yoktur. Kendini anlamak isterse, bunun
faydası vardır.
5. Ben olduğum öğretildi insana hep, kendisinin, olumsuz yanının.
Aslında, tam tersidir durum. Ben, İçinizdeki İsteğim aslında. Nasıl
olur da, o şeyin kötü yanı olabilir; bir şeyin ta kendisi?
6. Ben Bir'im ve Öz'üm; ama kendi elbisesini giydirir bana, her
kavim. Teklikten çokluk olurum böylece; ama bu da beni üzmez veya
endişelendirmez.
7. Herkesin içinde olan, kendi Öz Tanrı'sıyım ben. Hiçbir kabilenin
ya da kavmin özel tanrısı olmadığım gibi; hiçbir kabile beni
sahiplenerek, üstünlük sağlayamaz. Benim öğretime uygun değildir;
Arapların ve Yahudilerin, özel tanrılarıyla kendilerini ve aynı şekilde
kendi dil ve geleneklerini yüceltmeleri.
8. Sevinç bendedir. Zevk benim. Bende yatar bütün özgürlükler. Ben
kurtarırım zihinleri her baskıdan; insanı her tanrının köleliğinden.
Ben, insanların hepsindeyim; ama insanlar da benimdir. Ama
bilmezler bunu, çoğu.
9. Benim savaşım, sizin içinizdedir. Bütün insanlar benimdir
demiyorum. Ben, bütün varlıkların içinde yaşayan Öz'üm diyorum.
Size, şah damarınızdan daha yakın değilim. Ben zaten Siz'im.
10. Ben, hiçbir zaman savaş vemek istemediğim gibi; sizin için de
savaşmam. Aksine, siz, benim için savaşırsınız. Çünkü bu savaşınız,
sizin içindir aslında. Sizin savaşınız, Küçük Savaş ve Büyük Savaş'tır.
11. Küçük Savaş, sizi anlamayanlara karşı verdiğiniz dayanma ve
direnmedir. Ve size düşman olanlara verdiğiniz savaştır. Ve hayata
karşı verdiğiniz savaştır. Ve Küçük Savaş, kendinizi ifade etmenizin
savaşıdır.
12. Büyük Savaş, en zorudur. Büyük Savaş kendi içinizdedir. Zordur,
çağların şartlanmalarını yıkmak. Kendinizle yüzleşmektir Büyük
Savaş. Kendini kabul etmektir Büyük Savaş. Kendi gerçek istek,
ihtiyaç ve zayıflıklarını keşfedip, kabul etmektir Büyük Savaş.
13. Benim seçkinlerim, en önce Büyük Savaş'a başlamalılar. En önce,
kendinden utanmamayı öğrenmeliler, kendilerine karşı.
14. İnsan, daima, kendisine öğretilen, Doğru denilen kurallar ve
kalıplar içinde yaşar. Tembeldir; gözündeki at gözlüklerinin izin
verdiğinin dışına bakmakta. Bunu yenmektir, Büyük Savaş. Kendi
zayıflıklarını kabul etmeden, aydınlanamaz insan.
15. Hiçtir, Küçük Savaş'ın zorluğu; Büyük Savaşı'nı kazanan bir kimse
için. İnsanın, benim için savaşmasıdır; kendisini hür bırakması dinsel
baskıdan, ahlaksal ve kalıplaşmış olandan.
16. Ben, İçinizdeki Işığım; binyıllardır sizden gizledikleri. Ben
Düşünce'yim; Düşünme'nin ve Yargılama'nın Zevki'yim.
17. Her şeyin başından beri, Sönmeden Yanan Ateş'im ve her şeyin
sonundan, sonraya kadar da Yanacak Olan.
18. Sevgi'yim, yüreğinizin derininde duyduğunuz. Benim sevgimdir,
size yaşama ateşi veren.
19. Ben İsyan'ım. Benim, Savaşçı Olan. Çölün derininde, dağın
tepesinde ve denizin derininde, gecenin korkusunda, karanlıklar
içindeki bilgi ve vecd sarhoşluğunda, benim, Yanınızda Olan; siz
bilmeseniz de.
20. Ben Işığım; Rengim; bütün renk tayfı benim; ama bana
yakıştırıldı Kara Olan. Karanlık Olan'ım ben ve siyah, işte bu yüzden.
21. İçinizin, en karanlığa gömülen yanındayım daima. Ama bu karanlık,
benim saklanmak istememden değildir. Beni sizden saklamak
istemelerindendir, sizin üzerinize yığılan iman karanlığından.
22. Ben korku değilim, ama korkuldu benden; bu yüzden Korkunç
Olan oldum ben. Her din, giydirdi bana en kötü elbisesini ve benimle
korkutarak, hakim oldu insanlara.
23. Ben Çılgınlığım. Benim, Vecdin Sarhoşluğu İçinde Delice Dönen.
Aydınlatır benim şimşeğim, akıllardaki hurafeleri. Kendimi
gösterdimmi; alt üst olur bütün sahte dinler.
24. Ben Öğretmen'im, Gerçekleri Getiren. Ben, Işık Getiren'im ve
Işığı Taşıyan. Ben veririm daima, gerçeğin bilgisini.
25. Ben, Haksızlık Edilen'im. Benim, hakkı yenmiş olan ve buna, gene
sizin için katlanan.
26. Benim, Ateş Olan içinizde, hiç sönmeden yanan.
Ben sizin içinizdeyim. Bilirim her duygunuzu ve her düşüncenizi ve samimiyetinizi ve isteklerinizi. Ben bunları bilemeyecek bir tanrıysam, bana saygı göstermeniz de gerekmez. Ama ben sizin içinizi biliyorsam, ne gerek var, dille söylenen süslü övgülere. Bu dalkavukluk bana değil, çevrenizi aldatmayadır ancak. Ben kötü tanrı gibi saatlerce övülmeyi de istemem. Bana dilinizle kötü bir şey de deseniz, içinizden değilse ben anlarım bunu. O zaman ne gerek var, aşırı saygı ve övgüye. Siz zaten benim parçamsanız, neden aşırı övesiniz beni. Bir insan, övgü veya dalkavukluk bekler mi hiç elinden veya böbreğinden. Ya da aşırı saygılı mı konuşur kendi ayağıyla. Bunlar ancak sahte bir tanrı için gerekir; değil bana.
Muhammed, Mekke’de Kur-an okur veya daha olası olarak vahiy
alırken transı sırasında Necm suresini okur. Bulunduğu yerde
Eski dinin müridleri olan Araplar da vardır. Bulunduğu yer de bir
ihtimal Kabe’dir. Fakat nerede olduğunun önemi de yok.
Muhammed sureyi okur. Sıra 19 – 20 – 21 – 22 - 23. Ayetlere
gelince Kabe’de o zamanlar bulunan Lat, Menat ve Uzza
isimlerindeki en büyük üç tanrıçayı öven bir şiir söyler. Bu şiir
dönemin Arapları tarafından zaten bilinen birşeydir.
El Late vel Uzza ve Menates Salisete Luhra
Tilke Kavanikül ıla
Ve innekel şefaate hünnel Turna
Lat ve Uzza ve üçüncüleri olan Menat
Bunların şefaatleri kesinlikle umulur
Ve bunlar yüce kuğulardır.
Ayetler bitince Muhammed secde eder. Aynı anda kendi
tanrıçaları da övüldüğü için eski dinin mensubu olan Araplar da
onunla birlikte sede ederler. Muhammed’in kendi tanrıçalarını
övmesiinden dolayı şaşkın durumdadırlar. Daha sonra Cebrail,
Muhammed’e müdahele ederek söz konusu ayetlerin kendisine
Şeytan tarafından verildiğini ve sureden çıkartılmaları
gerektiğini söyler. Bunun üzerine söz konusu ayetler aşağıdaki
şekilde değiştirilir:
NECM SURESI
Elmalılı Hamdi meali:
19-Siz de gördünüz değil mi Lat ve Uzza'yı?

20-Üçüncü olarak da öteki Menat'ı?
21-Size erkek, O'na dişi öylemi?
22-Öyle ise bu çok hayıflı (haksız) bir taksim!
23-Onlar hiçbir şey değil, sırf sizin ve babalarınızın taktığı kuru
isimlerdir. Allah onlara öyle bir saltanat indirmedi. Onlar yalnız
zanna ve nefislerinin sevdasına uyuyorlar. Oysa Rablerinden
kendilerine doğru yolu gösteren geldi.
Tabii ki söylemeye gerek yok ama buradaki ayetler Muhammed’in
ilk okudukları değil, sonradan değiştirilmiş olanlardır. Bu olay
yaşandığı günden beri hiç unutulmamış, çok güvenilir Hadisçiler
tarafından tasdik edilmiş, kayıtlara geçmiş bir olaydır. Bu çok
sayıdaki hadisçiye örnek olarak Buhuri gösterilebilir. Buhuri, Es
Sahih isimli eserinde bu olayı tasdik eder. Gene XV. Yüzyılın en
ünlü hadisçilerinden Celalüddin Suyuti ve İbn Hacer (El Askalani)
olayı doğrulamışlar ve sağlam kabul etmişlerdir.
Kur-an’daki Hac ve İsra surelerinde de bazı ayetler vardır ki,
bunlar bazı yorumcular tarafından Necm suresi olayının
düzeltilmesi ile ilgili uyarı olarak kabul edilirlerken bazı
yorumcular tarafından da aynı olay için uyarı değil de açıklama
şeklinde kabul edilirler.
Bu ayetleri ve gerçekte neyi anlattıklarını aşağıda daha farklı
bir yorumla göreceğiz. Salman Rüşdi konusunda söylenebilecek
fazla birşey yok. O zaten bilinen bir olayı romanında kullanmış
olan sıradan bir yazardır. Yazdıklarında da Müslümanlığı rencide
edecek birşey yoktur fakat Müslümanlar bu işten korkuç şekilde
alınırlar ve kendi Kötü tanrıları, kendi hakkını ve onurunu
korumaktan aciz olduğu için Salman Rüşdi’yi öldürme kararı
alırlar.

Gerçi bunda da hala başarılı olmadalır fakat zihniyetin
korkunçluğunu anlamak için öldürmeleri de gerekmez zaten. Bir
olay vardır. Eski din bilginlerinin en güvenilir olarak kabul
edilenleri de bunu kabul etmektedirler. Aslında Salman Rüşdi’nin
idam fetvasını verenler de bu olayı ve doğru olduğunu
bilmektedirler fakat onların zihniyeti doğru bile olsa işlerine
gelmeyeni yok saymak, söyleyeni de yok etmek üzerine
kuruludur. İşte islam zihniyeti budur ve buyüzden de
yüzyıllardan beri kur-an meali yani çevirisisini okumayı bile
yasaklamışlar sadece birkaç kişinin okuyup, cahil sürüsüne kendi
yorumlarıyla anlatmasına izin vermişlerdir.
Gerçek Şeytan ayetleri ise Kur-an’ın her yerinde dolu dolu
bulunmaktadır. Bunların hepsini ya da bilebildiğimiz kadarını
sırası geldikçe göreceğiz. Salman Rüşdi’nin kitabını ilk
duyduğumuz zaman, bildiğimiz ayet ve bazı olayların hepsinden
veya en azından bir çoğundan ve bunların neden yapıldığından
bahsediyor zannederek heyecan duymuştuk fakat sonunda onun
sadece bilinen tek bir olayı işleyen sıradan bir roman olduğunu
anladık.
Yukarda anlatılan Necm surei olayı Şeytan ayetlerinin en
belirginidir çünkü Şeytan bunun belirli olmasını istemiştir. Bu
olay gerçekleştirilerek belli edilmek istenen bazı şeyler vardır.
Şeytan Kur-an’a istediği zaman istediği müdaheleyi yapabilirdi.
Bunun en belirgin örneği Necm suresi olayıdır. Bu Vahiy
gerçekleşirken ne Muhammed ne olduğunu anlayabilmiş ne
Cebrail ve ne de Onun tanrısı olayı engelleyebilmiştir. Demek ki,
Şeytan istediği her an Muhammed’in vahiylerine müdahele

edebilecek ve onun ayetlerini istediği gibi değiştirebilecek
durumdadır.
Necm suresi olayında gizli bir anlatım olmaması, Ayetlerin
anlamlarını karıştıracak birşey, belirsiz bir değişiklik gibi şeyler
yerine açıkça bütün Arapların zaten bildiği bir şiirin okunması
sadece bunun yapılabileceğini ve yapıldığını ispatlayabilmek ve
ilerde yaşayacak olan insanlara ve mesela bizim çağımıza bir
mesaj vermek içindir.
Buyüzden böyle hemen anlaşılabilecek olan bir şiir okunmuştur.
Halbuki Şeytan, Kur-an’a kendi takipçileri tarafından
anlaşılabilecek olan yüzlerce ayet koymuştur. Kendi yolundan
gidecek olanları koruyacak hükümler getirmiş ve izleyicilerine
yönlendirmelerde bulunmuştur.
Yazının bundan sonrası, buradakinin beş katı kadar uzayıp
gitmektedir fakat düşünce tarzının anlaşılabilmesi için bu kadarı da
yeterlidir ve kitabımızın boyutları ile orantılarsak üzerinde fazla
durmuş bile sayılabilirim. Şimdi İkinci ekolün Ayetler Kitabı'nı
görebiliriz.
İlk Satanist günah Aptallıktır. Aptallık çok kötü birşeydir çünkü
onda acı yoktur. İnsanlar, kendilerini ve toplumlarını giderek daha fazla aptallaştırıyorlar. Çünkü onlar söylenen herşeye inanıyorlar ve medya eğitilmiş aptalları över ve yüceltir. Satanist karşılaşacağı
tuazları bilerek aptallaşmamak için elinden geleni yapmalıdır.

Gösterişçilik ve boş boş böbürlenmek en sinirlendirici
davranışlardan biridir ve kabul edilmez. Herkes büyük bir vuruş
yaptığını hissetmek isteyebilir fakat bu olabilir de olmayabilir de

Herkesi kendin gibi kabul etmek. Bu Satanistler için çok
tehlikelidir. Başkaları üzerindeki duygularını, tepkilerini ve sözlerini ihtiyatlı tut. O insanlar senin gibi düşünmeyebilirler. Başkalarının sana aynı karşılığı vereceklerini düşünmek hatadır. Satanizim sana, karşındaki kişi sana nasıl davranıyorsa senin de ona öyle davranmanı
söyler. Kolayca yanılacağını düşünerek her zaman uyanık dur.

En önemli Satanist günahlardan biri de kendini aldatmaktır. Bize
takdim edilen Kutsal ineklere saygı duymamalıyız çünkü onlar bizi birbirimize düşürmek için oynanan oyunlardır. Eğlenirken veya bilincin yerinde değilken kendini aldatabilirsin. fakat normal zamanlarda bu yapılamaz.

Bir kişinin, diğer bir kişinin isteklerini yerine getirmesi ona tam
olarak fayda getiriyorsa bu kabul edilebilir ve sadece aptallar sürüyü takip ederler.Topluma uymak senin kişiselliğini kaybedip emirlere uyman demektir. Birçok kişinin isteklerine uyup, köle olmaktansa, akıllı bir efendi seçmek daha iyidir.

Görüş eksikliği. Bu, bir Satanist`i bütün acılara götürebilir.
Varlığınla kim olduğunu ve ne yaptığını unutmamalısz. Her zaman geniş
tarihsel ve sosyal vizyon aklında olsun. Çünkü bu hem küçük, hem de Büyük Büyü`nün anahtarı için önemlidir. Bir bilmecein parçalarını
bulmaktan ziyade, o parçaları yerli yerine oturtmak ve onu görmek daha önemlidir. Özgürlüğünü kısıtlayacak olan sürüden etkilenme. Sadece dünyanın geri kalanından farklı bir derece, durum için çalıştığını bil.

Eski katılıkları unutmak. Gerçekte, bir zamanlar kabul edilmiş şey, şimdi yeni paketlerde takdim edildiğinde, sadece farklı ve yeni
ambalajda olduğu için bunu kabul etmek, beyni yıkanmış insanlar içindir. Bunun her zaman farkında ol. Çünkü bunun farkında olmak bir anahtardır. Bizden yaratıcıyı övmemizi ve özgünlüğü unutmamızı
beklerler. Bu, kullanılıp bir kenara atılmak istenen bir toplum içindir.

Verimli olmayan gurur. İlk kelime çok önemlidir. Satanizm`in
kuralı şudur: Şayet senin için faydası varsa, yap. Fakat senin
aleyhindeyse ve köşeye sıkışmışsan ve tek çıkış, “Bir hata yaptım, keşke anlaşabilsek, özür dilerim” demek ise bunu yap. Fakat sonra tekrar dene.

Estetiksizlik. Bu sevimli veya hoş olman için istebilen birşey
değildir. Ne olduğunu göstermek içindir. Estetik, oldukça kişisel bir şeydir. Kişinin kendi yapısını yansıtır. Evrensel bir estetiğin ve
görünümün var olduğu inkar edilemez bir gerçektir. Fakat gene de kişi, evrenselliği bir kenara bırakarak hissettiği gibi görünme
özgürlüğüne sahip olabilmelidir.
Suyun, Şeytan'la anlaşmış olan bir cadıyı kabul etmeyeceğine inanılıyordu. Batmayıp yüzen zanlı, suçluluğu ispatlanmış olduğundan , ruhunun kurtuluşu için diri diri yakılarak idam ediliyordu. Şayet şüpheli yüzerse suçlu, batarsa masum sayılıyordu. Tabii, masum kabul edilenler de boğularak ölmüş oluyorlardı. Hopkins'in bir çok şüphelisi yüzme bilmeseler bile genellikle suya batmıyorlardı. Çünkü yardımcıları elbisesindeki çıkıntıları çekerek onun batmasını önlüyorlardı. Yakaladıkları büyücü için ücret aldıklarından dolayı tutuklunun boğularak masum çıkması işlerine gelmiyordu.
Utanmayın arzularınızdan, isteklerinizden; tanıyın kendinizi!
Neyseniz, o olun! Yapın, ne isterseniz. Ve asla kınamayın, başkasının ihtiraslarını ve ten açlığını. Saygı gösterin birbirinizin isteklerine. Köle etmeyin eşlerinizi. İsteyen tek eşli olur, isteyen çok. Kimse zorlanamaz.
Bu durumdaki bir insan, nasıl olur da akla vurabilir bir şeyi? Nasıl keşfedebilir, Evren'in gerçeklerini. Nasıl düşünebilir sağlıkla?
Cinselliğini yaşayabilse doyasıya ve istediği herkesle, şimdikinden kat kat ileri olacak olan insan, aklı izin vermediği için yapamaz önemli bir ilerleme. Ne Tanrı'yı yargılayabilir yeterince; ne de olgunlaşır gereğince.
Öyle diyorlarsa, "Satanizm din değildir." derim. Satanizm'in kavgasını vermeyi düşünmüyorum. Ancak şunu hatırlatmak isterim ki, önemli olan, benim neyi kabul edip etmediğim değildir. Önemli olan iki şey vardır. Bir: Satanistlerin kendileri bu konuda ne diyorlar. İkinci önemli konuysa şudur ki, Amerika birleşik devletleri Satanizm'i resmi bir din olarak görmektedir. Ayrıca bir çok Avrupa ülkesi de aynı yöndedir. Tabii Avrupa ülkelerinde ve özellikle Almanya'da bazı sapık cinayetlerden dolayı Satanizm, "Yasal olmayan" bir din olarak kabul edilmiştir ya da öyle düşünülür fakat bundan on, yirmi yıl sonra durum ne olacak? Almanya'da bin, iki bin,
beş bin Satanist ortaya çıkıp, "Biz Satanist'iz. Yasa dışı ve siyasal hiç bir eylemimiz yok. Kilisemizi açıp, ibadetimizi yapmak istiyoruz. Dinsel özgürlük istiyoruz." dedikleri zaman Avrupa birliği kendi yapısı icabı buna izin vermek zorundadır. Zaten bu insanların, bir çok yerde açıkça bilinen tapınakları da var.
ONBİR SATANİST KURAL

Sorulmadıkça fikrini söyleme ya da bir tavsiyede bulunma!

İnsanların onları duymak istediğinden emin olmadan onlara
sorunlarını anlatma!

Başkasının mekanındayken ya ona saygı göster ya da oraya hiç
gitme!

Senin Mekanınıda bir misafir eğer seni rahatsız eder, kızdırırsa
ona merhametsizce ve zalimce davran!

Karşı taraftan davet sinyalleri almadan cinsel alanda ilerlemelerde bulunma.

Sana ait olmayan birşeyi, sahibine yük olmuyor ve sahibi
rahatlamak için feryat etmiyorsa asla alma!

Eğer büyünün gücünü kusursuzca kazanmışsan onu arzularını elde etmek için kullanabilirsin. Eğer büyünün gücüyle adın, başarı ile anıldıktan sonra onu reddedersen, kazandıklarının hepsini kaybedersin!

Boyunduruk altına almaya ihtiyacın olmayan hiçbir şey hakkında
şikayet etme!

Küçük çocuklara zarar verme!

Onlar sana zarar vermedikçe ya da yemek ihtiyacın yoksa insan
olmayan hayvanları öldürme! (Çok güzel)

Açık bir arazide yürürken kimsenin canını sıkma. Eğer biri senin
canını sıkarsa onu durdur. Eğer durmazsa onu yok et!
285 syf.
·Beğendi·7/10
               İlk başta kitabımızın dış özellikleri hakkında bilgi vereyim. Yazarı Bülent Kısa. Bülent Kısa ise vefat etmiş bir Türk majisyen. Kitap Gençlik Kitabevi Yayınları'ndan çıkmış fakat şu anda basılmıyor, internette .pdf formatında bulabiliyorsunuz kitabı.

               2004 yılında basılan kitabımızın sayfa sayısı 285. Fakat bu 285 sayfa içinde bazı satanist görüşlerin kitaplarını da içeriyor.

               "Bilinmeyen Yönleriyle Satanizm"in Yazarı Hakkında

               Türk Majisyen. Kendi alanında çok başarılı olan Bülent Kısa, Kblan Tragna Ekolü'nün de kurucularındandır. Stuart R. Kaplan tarafından hazırlanıp, 1985'te U.S. Games System, Inc tarfından üç cilt olarak yayınlanan, Dünya Tarot Ansiklopedisi'nde (The Encyclopedia of Tarot) kendi çizdiği özgün Tarot destesi bulunan, Türkiye, Orta Doğu ve Balkan ülkelerindeki tek kişi. (Kaynak)

               Kitabımız konuya ilk olarak İslam, Hristiyanlık ve Musevilik'in şeytan tanımıyla başlıyor. Burası gayet elzem çünkü insanlar çoğunlukla kendi dinlerindeki "saf kötü şeytan" tanımıyla "Satanizm Şeytanı"nı bir tutuyor ki bu yanlış bir durum.  

               Satanizm ise aslında Ortaçağ'da tanrılarının şeytan olduğuna inandırılan köylüler tarafından ortaya çıkartılıyor ama bu durumu size izah etmeme izin verin.

               Hristiyanlık Avrupa'da hâkim din olurken, köylüler hala daha antik pagan dinlerine inanıyordu. Kilise ise bunu engellemeye çalışıyordu ki bunun tek yolu pagan tanrılarını şeytan gibi göstermekti. Kilise köylüleri, kendi tanrılarıyla o kadar korkuttu ve fantezi ürünü yalanları o kadar doğru gibi gösterdi ki, buradan Hristiyan Şeytanı kavramı doğdu. Fakat bilirsiniz, bir toprak sahibinin kölesiyseniz çok kötü şartlar altında yaşıyorsunuzdur. Bu köylüler de yaşadıkları kötü şartlardan sıkılmışlardı ve efendilerine her türlü malı ihsan edip kendilerine hiçbir şey vermeyen Tanrı'ya giderek düşman olmuşlardı. Bu yüzden Hristiyanlıkla taban tabana zıt her türlü kavramı gizli toplantılarla uyguladılar. Satanizmin orijini budur.

               Ayrıca köylülerin yaptığı Ortaçağ Satanizmi'nde Kara Ayin'in nasıl yapıldığı da anlatılıyor.

               Kitapta -şu anda İthaki Yayınları'nda basılan- Aleister Crowley'nin Liber Al (Kanunlar Kitabı) kitabının yazar tarafından yapılan ilk çevirisi de var. Bilmeyenler için Aleister Crowley bir majiseydir ve Liber Al kitabının Şeytan tarafından ona vahyedildiğini iddia eder.

               Kitabın içinde olan tek kitap bu da değil üstelik! Ezidilerin kitabı olan "El-Cilve", LaVey'in kitabı olan "Kara İncil" ve Türk Satanist ekolünün kitabı olan "Ayetler Kitabı" da kitabın içinde mevcut.

               Lavey'den bahsetmişken, tam adı Anton Szandor Lavey olan bu kişi "ateistik satanizm"in kurucusudur. Hem yazımı çok uzatmak istememem, hem de kitabın içinde yazmasından dolayı bu kadar bilginin yeterli olduğu kanaatindeyim.

               Kitabımız Türkiye'de olan iki Satanist ekolün bilgilerini de ihtiva ediyor. Biri Nuith (Ana Tanrıça İnancı) Ekolü, diğeri ise Teistik Satanizm olan bu iki ekolün benzerlikleri ve farklılıkları inceleniyor.

               Yazar Türkiye'de Satanizmin geleceğini ve yayılması konusunda bazı sosyo-ekonomik tespitleriyle birlikte kitabı sonlandırıyor ^^

               Dil açısından yorumlamam gerekirse tartışmacı ve açıklayıcı bir anlatım biçimi var diyebiliriz. Kitap kesinlikle iyi bir editörün elinden geçmediğini kanıtlamak için yazım yanlışlarını ve anlatım bozukluklarını resmen gözümüze gözümüze sokmasa daha keyifli olabilirdi. Üslup açısından da pek başarılı olmadığını söylemek zorundayım :((

               Araştırma türünde olan bu kitap yine de gözümde takdire şayan. Unutmamamız gerekir ki yazar ülkemizde bu konuya tarafsız yaklaşan ilk Satanizm kitabını yazmıştır. Yapmaya çalıştığı şey ve anlattığı konuların gerçekten amacına ulaşması olası ve Satanizm'i merak eden herkes tarafından okunmasını tavsiye ederim.
354 syf.
·Puan vermedi
İlk olarak karmaşık gelebilir ilgisi olmayan için sıkıcı, ilgisi olanlar için kolay gelecektir. Bülent Kısa'yı bilenler ve diğer kitaplarını bilenler için.

Yazarın biyografisi

Adı:
Bülent Kısa
Unvan:
Türk Yazar
Okültist-Astrolog-Tarot,
İslami Büyücülük (Havas),
T... (Toht) grubu (1987-1993) kurucusu
Kblan Tragna majikal ekolünün (1988) kurucu üyesi.

Teorik ve Pratik Büyücülük, Astroloji ile ilgilenir. Tarot'u Türkiye'ye ilk defa tanıtan kişidir. (1983)

Stuart R. Kaplan tarafından hazırlanıp, 1985'te U.S. Games System, Inc tarfından üç cilt olarak yayınlanan, Dünya Tarot Ansiklopedisi'nde (The Encyclopedia of Tarot) kendi çizdiği özgün Tarot destesi bulunan, Türkiye, Orta Doğu ve Balkan ülkelerindeki tek kişi.

Yazar istatistikleri

  • 2 okur beğendi.
  • 10 okur okudu.
  • 5 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.