Burak Parmaksız

Burak Parmaksız

Yazar
8.2/10
131 Kişi
·
208
Okunma
·
39
Beğeni
·
3.817
Gösterim
Adı:
Burak Parmaksız
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sakarya
Burak Parmaksız Sakarya'da doğdu. 1999 depreminin ardından ailesiyle birlikte Samsun'a taşındı. Yaklaşık üç yıl kadar orada kaldıktan sonra tekrar Sakarya'ya döndü. Ortaöğretim ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversite sınavına üçüncü girişinde Maltepe Üniversitesi Uçak Teknolojisi Bölümü’nü kazanarak İstanbul'a yerleşti. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmedi. Bölümü ile arası iyi olmadığı için ikinci senenin yarısında üniversiteden ayrıldı. Bir süre kurumsal şirketlerin dijital pazarlama departmanlarında çalıştı. Reklamcılıkla ilgilendi. Ardından yazı ile tanıştı ve hayatı bütünüyle değişti. Kendini sadece edebiyata verdi. Psikolojik hastalıklara yakalandı. Bu sırada Hayalperest'i yazdı. Kitap, okur tarafından büyük bir ilgi gördü. Çeşitli dergilerde yazmaya başladı. Yazar şu an hayatına doğduğu şehirde, okuyarak ve yazarak devam etmektedir.
Eğer bulunduğum yerde saat kavramı varsa, mutlaka bir sınırda olmalıydı. Sonuçta her başlangıç, bitişe varmak içindi.
Üzerinde alzheimer hastası yazan, yaşlı bir kadının kayıp ilanını yırttım. Çünkü alzheimer'ın ne olduğunu biliyordum. Özgürlüktü... Hatırlamamak... Dünyadaki belki de en muhteşem şeydi. Bir hastalık değil ödüldü...
Durdum. Çünkü beyaza boyanmış yumuşak bir tümseğe basmıştım. Dört yaşında taze bir tümseğe. En küçük kardeşimin sırtına! Mosmordu. Yüzü, dudakları, gözleri, elleri, boynu. Her yeri. Ardından diğerleri. Yüz metre ilerdeki çalılıkların arasındaydılar. El ele. Karların altında. Babamın kollarında ve tabutta.
Babam müslüman ülkede doğmuş bir Yahudi’ydi. Dedem, babaannem, babamın kardeşleri... Benim de onlar gibi dindar bir Yahudi olmamı ve Kudüs’e giderek, bir betonun önünde ağlayarak dua etmemi, Tanrıdan af dilememi istiyordu. Elime çocuk yaşta tutuşturduğu kitapları okuyup ezberlememi… Hiçbir zaman yapmadım. Çünkü ben herhangi bir dinin mensubu olamayacak kadar uzaktaydım her şeyden. Ama elbette inanıyordum bir yaratıcının varlığına. Hatta bazı peygamberlerine yüz yıllar önce, Cebrail isimli meleği aracılığıyla gönderdiği bütün kitapları anlayacağım dillerde defalarca okumuş, karşılaştırmıştım. İşe yaramadılar. Birbirlerine olan farklılıkları güvenimi tamamen yitirmeme sebep olarak seçim şansı yapmamı sonsuza kadar engelledi. Ben de çaresizce kolay yolu seçmeye karar verdim. Seçmedim. Kendi düşüncelerime koşulsuz şartsız inandım ve dinleri aracı tutmadan dua ettim. Şimdi olduğu gibi.
Kötüye inanıyorum ben. İyilikle kötülük arasında sürekli bir mücadele olduğuna ve bu mücadelenin de etiyle kemiğiyle bizim içimizde verildiğine inanıyorum.
Ingvar Ambjörnsen
Zaman geçti. Dünya denen sahnede büyüleyici illüzyon gösterileri hız kesmeden devam etti. Kimse vazgeçmedi. Sabredip, vazgeçmeyince gerçek bir günahkâra dönüşüyorsun. Melek olarak doğ, şeytana dönüşmüş bir şekilde öl. İnsanoğlunun gerçek evrimi!
Buradaki canlı cansız her şey bana ait. Hatta üzerinde oturduğum yaş toprak bile! Bunu kimse inkâr edemez. Ama kimse! Çünkü ben özgürüm. Her şeyi, yapmakta ve aklıma geleni rahatlıkla söylemekte. Doğru veya yalan. Fark etmez. Bu yüzden dışarı çıkmıyorum. Bu yüzden kapıdaki iri yapılı güvenlik görevlisini elektrik telleriyle boğarak kaçıp gitmiyorum. Herkesin hayatı iki elimin arasında! Bana koşulsuz saygı duymaları için yeterli bir neden. Korku. Dünyanın, güneşin etrafında dönüşünü tamamlayabilmesi için gerekli olan şey.
Ve tüm evren, inanç adında dört buçuk milyar yaşındaki yaşlı bir çamaşır makinesinin içinde yıkanıyorduk. Yıkandıkça kirleniyorduk..
"Düşünce gücünün bütün insanlarda var olduğuna inanmıyordu Asya. Bazıları gerçekten kullanamıyordu belden yukarısını."
176 syf.
·7 günde·Beğendi·5/10
Bu kitabı kaç kez elime aldım ve kaç kez tekrar okumak istedim bilemiyorum.İsmi kitaba gerçekten çok yakışmış.Başından sonuna kadar bunaltıyı her zerrenizde hissediyorsunuz.Konusu itibariyle pek iç açıcı da değil ama kadınların nasıl istismar edildiği korkutulup susturulduğunu anlatması açısından farkındalık yaratmış.İçimdeki feminizm çoğu yerde harekete geçti.Birine tavsiye etmek istemiyorum.Hele zaten bunalım içinde olanlar eline bile almasın derim.Can sıkıcı..Bu benim ilk incelemem bu arada okuyanlara teşekkür ederim
120 syf.
·9/10
Kitabı ilk çıktığı anda alıp hemen okudum. Kısa 120 sayfalık bir roman. Ama hazmetmesi gerçekten çok çok zor. Okumaya başladığınız anda bir labirentin içine giriyor ve sayfalar ilerledikçe o labirentte daha çok kayboluyorsun. Romanın her sayfasını dikkatle okumalısınız. Çünkü hepsi birer hazine ve sona doğru ilerlemenizi sağlayan birer şifre olacak. Bazı bölümleri okurken istemeden ağzınız açık kalacak. Burak Parmaksız'ın dili fazlasıyla etkileyici ve sert. Bir gün de bitirecek fakat etkisinden uzun süre kurtulamayacaksınız.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Yeraltı edebiyatının ülkemizdeki en güzel örneklerinden biri Bunaltı. Yazarın akıcı ve oldukça farklı bir dili var. Kitap ince fakat kolay bitmiyor. Çünkü ara ara durup düşünmek gerekiyor.

Bunaltı gerçekleri insanın yüzüne tokat gibi çarpan oldukça sert bir roman. Eğer yeraltı edebiyatı seviyor veya başlamak istiyorsanız mutlaka okuyun derim.
176 syf.
·3 günde·Beğendi·Puan vermedi
Luc Besson'un Lucy isimli filmi gibi başlayıp, Denis Villeneuve'in Incendies filmini andıran bir sonla biten bu roman genel itibariyle iyiydi.
Olaylar birazcık klişeye yakın olsada arka planı bence sağlam düşünülmüş bir roman. Yetenekli bir yazar Burak Parmaksız. Betimlemeleri çok detaylı, realist bir bakış açısıyla örülü. Seçtiği kelimeler ise hiç kuşkusuz sevindiren cinsten.
Karamsarlığa kapılıyor yazar, umutsuzca bir haykırış var cümlelerinde. Gerçekten bunalıyor, bunaltı basıyor insana. Gidip gelmeler yaşıyor.
176 syf.
·Beğendi·10/10
Burak Parmaksız bana yeraltı edebiyatını sevdiren yazar oldu. İnanılmaz derinliği olan bir roman, bunaltı. Kapalı kapılar ardında neler yaşandığını anlatmış kısaca. Hem de çok sert anlatmış, yumuşatmadan. Olduğu gibi yazmış her şeyi. Karakterlerin herbiri çok karanlık ve hepsi acımasızlığın içinde büyümüş. Burak Parmaksız bu eserinde bize kötülüğün tanımını yapmış ve bence çokta güzel olmuş. Bundan sonra ki kitaplarını merakla bekliyorum.
120 syf.
·Beğendi·10/10
Kitabı çıktığı ilk gün alıp okudum. Daha önce Burak Parmaksız'ın Bunaltı romanını da okumuştum ve çok beğenmiştim. Buna da kesinlikle hayran kaldım. Karakterler çok farklı ve ilgi çekiciydiler. Yazar karakterlerin içlerinde bulunduğu psikolojik durumları çok güzel yansıtmış. Kitap özellikle 40.sayfadan sonra bambaşka bir hal alıyor. İlk bölümlerde ne oluyor? ne bitiyor derken kendinizi birden başka bir dünyanın içerisinde buluyorsunuz. Isak adındaki karakterin olduğu bölümleri hayretler içerisinde okudum. Yazar sadece Isak karakteri için bir kitap yazsa tereddüt etmeden alır okurum, o kadar merak ettim. Ve Mikail'in geçmişte yaşadıkları tüylerimi diken diken etti. 17 yaş ve üzeri herkesin okuması gereken bir eser olduğunu düşünüyorum.
176 syf.
·Puan vermedi
Kitap akıcı bir kitap değindiği bazı noktalar insanı sorgulatıyor. Fakat içindeki tesadüfler "Yok artık yeşilçam filmi mi burası?" dedirtiyor insana. Açıkçası kitap beni fazla tatmin etmedi ruhumu doyurmadı. Yine de okunulabilir bir kitap.
176 syf.
·4 günde·4/10
Bu kitabı yaklaşık bir yıl kadar önce instadan biri tavsiye etmişti tabi ben unuttum :)sonra yeniden gördüm. Yaklaşık bir ay önce de bu siteden biri daha tavsiye etti. Döndüm baktım aynı kitap. Ve dedim ki almalı, okumalı... Aldım, geldi, başladım... Okuduğum kitapların beni heyecanlandırmasını şaşırtmasını düşündürmesini seviyorum. Bir an önce eve gelip okumak ve mutlu olmak. Şaşırttı mı şaşırttı, düşündürdü de. Üzdü, bunalttı :) Ama olayların hadi canım bu kadarı da olmaz dedirten tesadüfü klasik filmlerde olan cinsten. Belki diyorum sıradan sözcükler ve cümlelerden dolayıdır bu kadar etkilenmemem çok şaşırmamam belki başka biri yazsa etkilenme daha çok beğenme şansım da olurdu. Konu güzel ama dediğim gibi sıradan cümleler. Beğenenlerine saygı duyarım tavsiye edenlerine de...
120 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Doğum çaresizlikle başlıyor yaşam da ölüm arasında çaresizlikle sürüyor. Cenin pozisyonu bir biçim krallık bir meydan okuma, tüm çaresizliklere meydan okuyan bir hal boşlukta uyanmak , hayata intihar çizgilerinden tutunmak...Bir çırpıda okunacak yazarlara feyz olacak bir kurgu kitap.Boşluğun kendini tamamlayışının resmini çizer gibi bir nevi...
176 syf.
·Beğendi·10/10
Enfes bir kitaptı bir tavsiye üzerine okudum yeraltı edebiyatını sevenler mutlaka okumalı keşke sayfa sayısı daha fazla olsaydı bitmesini istemediğim için ağırdan aldım ayrıntıya girmek istemiyorum okuyun okutturun

Yazarın biyografisi

Adı:
Burak Parmaksız
Unvan:
Yazar
Doğum:
Sakarya
Burak Parmaksız Sakarya'da doğdu. 1999 depreminin ardından ailesiyle birlikte Samsun'a taşındı. Yaklaşık üç yıl kadar orada kaldıktan sonra tekrar Sakarya'ya döndü. Ortaöğretim ve lise eğitimini burada tamamladı. Üniversite sınavına üçüncü girişinde Maltepe Üniversitesi Uçak Teknolojisi Bölümü’nü kazanarak İstanbul'a yerleşti. Fakat hiçbir şey planladığı gibi gitmedi. Bölümü ile arası iyi olmadığı için ikinci senenin yarısında üniversiteden ayrıldı. Bir süre kurumsal şirketlerin dijital pazarlama departmanlarında çalıştı. Reklamcılıkla ilgilendi. Ardından yazı ile tanıştı ve hayatı bütünüyle değişti. Kendini sadece edebiyata verdi. Psikolojik hastalıklara yakalandı. Bu sırada Hayalperest'i yazdı. Kitap, okur tarafından büyük bir ilgi gördü. Çeşitli dergilerde yazmaya başladı. Yazar şu an hayatına doğduğu şehirde, okuyarak ve yazarak devam etmektedir.

Yazar istatistikleri

  • 39 okur beğendi.
  • 208 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 891 okur okuyacak.
  • 3 okur yarım bıraktı.

Yazarın sıralamaları