Burcu Ekin Çakmak

Burcu Ekin Çakmak

Yazar
9.1/10
12 Kişi
·
31
Okunma
·
3
Beğeni
·
237
Gösterim
Adı:
Burcu Ekin Çakmak
Unvan:
Yazar
"Hey sen! Evet, sana sesleniyorum. Peri masallarıyla büyümüş kız çocuğuna, romantik komedilerle beyni yıkanmış her kadına ve bu yazıyı okuyan kişiye… Hepinize sesleniyorum. İçeri girenler, dışarıda bırakın her umudu. *
Bıraktınız mı?
Öyleyse başlayalım.
Neden aşkın bir büyü olduğuna inanırız? Çünkü âşıkken de aklımız başımızda olmaz; bir büyünün etkisi altındayken de. Kendimiz gibi davranmadığımız için, içimizde bize çılgınlıklar yaptıran biri olduğunu düşünürüz. Bedenimizin, aklımızın kontrolü bizde değildir artık. Tıpkı bir büyünün etkisindeymiş gibi… Ve biz o büyüye kapılmaya dünden razıyızdır.
Küçüklüğümüzden itibaren her şey -masallar, aşk romanları, romantik komediler- bizi doğru kişiyi ve mutlu sonumuzu beklemeye iter çünkü. Mutlu olmak için bir erkeğin sevgisine ihtiyaç duyduğumuza öyle inanırız ki âşık olmaya daima hazırızdır. Ya da bizi hak etmeyen birinin kollarına atılmaya... Kendi kendimize yetmeyeceğimizi düşünürüz. Zira bize öyle öğretilmiştir. Hayatımızda aşk yoksa her şey eksiktir, o adam olmadan birer hiçizdir.
Onu bulduğumuzda ne olur peki?
Aşk bize iyi yanını, güzel taraflarını gösterirken onu büyüye benzetiriz. Ayaklarımız yerden kesilir. Sonsuz bir denizde ağırlıksızmışız gibi süzüldüğümüzü hissederiz. Acı çekmeye başlayıp da ayaklarımızı yere basmak istediğimizde ise çırpınmaya başlarız. Su çoktan derinleşip boyumuzu aşmıştır. İşte o zaman lanetlendiğimizi anlarız.
Burası öpüldüğünde prense dönüşen kurbağa değil, zehirli elmayı ısıran Pamuk Prenses olduğumuzu anladığımız bölümdür.
Ve masalların aksine gerçek hayatta, zehirlenen genç kızlar yedi tane cüce tarafından camdan bir tabuta konmaz. Prens, Pamuk Prenses'i her zaman bulamaz. En önemlisi de sonsuz mutluluk diye bir şey yoktur.
O yüzden masallar, güzel hikayeler ve herkesin bayıldığı o romantik komediler hep en güzel yerinde, âşıklar kavuştuğunda biter. O zaman büyülüdür her şey.
Ancak unutmayın!
Masalın sonunda başınıza gökten elma düşer ve büyü dediğimiz şey bazen zehirli elmadır; aşka en yakın olduğu zaman da budur."
*İlahi Komedya-Dante
"Ay kuzum, iyice asabın bozulmuş senin." dedi bana endişeyle bakarken.

Bozuldu kuzum, hem de öyle bir bozuldu ki tamirci çağırsam, boş ver abla, yenisini al der, o derece.
Bazen sel baskınlarının nasıl olduğuna inanamayız. Barajın önünde kocaman bir set vardır çünkü. Seti yıkan suyun gücü karşısında nutkumuz tutulur. Oysa seti yıkan su değil, yıllardır orada olan deliklerdir.
Bir kurbağa asla prense dönüşmezdi. Cazip görünen o kıpkırmızı elmalar içten içe çürüktü. Bunlara inanmak önünde sonunda kalbinizin kırılmasına neden oluyordu. Parçaları ise tek başınıza topluyordunuz.
399 syf.
·6 günde·Beğendi·8/10 puan
Yıllar önce amatörce yazılmış halini okuyarak sevdiğim, gerçekten ama gerçekten sevdiğim, bir kitaptı BFKS. Kitap olmasını o zaman da çok istemiş hatta yazarından izin alarak ikimiz için matbaada bastırıp bir de imzalaması için zorlamıştım. Yıllar sonra -herhalde 6 yıl olmuştur- kitap halini, bu güzel kapak ve daha da anlamlı bir imza ile elime almak paha biçilemez. Kitabı elime alır almaz içim mutlulukla doldu ve her şeyi bırakıp tekrar okumaya başladım ki okumaya gerçekten ihtiyacım varmış.

Özellikle kitabın ilk bölümleri sizi sizden alacak, böyle düşünüyorum. Tabii siz "chicklit" türünü ve samimi hisler aşılayan kitapları seviyorsanız bu tavsiyeyi geçerli saymalısınız. Çünkü kitap sıradan bir aşk hikayesinden ziyade tamamen türün hakkını veren ve Yeliz'in yaşadıkları, komik ruh hali, iç sesleri üzerinden ilerleyen bir kitap. Ülkemizde -ne yazık ki- başarılı bir örneğini bırakın türün temsilciliğini üstlenen biri bile yokken ben bu kadar yeni bir kalemin böyle güzel bir kitap yazmasının haklı mutluluğunu hissetmedim değil.

Yeliz epeyce bizden bir karakter. Ne yapmacık ne abartılı ne kafasının içinde eksik bir organ varmış gibi sizi düşündüren bir kadın. Artıları ve eksileriyle, en doğal sesiyle size büyük bir sırrını anlatıyor. Arada küçük sırları da yok değil. Onun tabiriyle, şşt, aramızda.

Yeliz'in gözünden ailesine ve arkadaşlarına bakmak, iş yerini ve oradaki rekabet ortamını okumak beni gerçekten hep etkilemiştir. Şu aile içinde çocuk kayırma ama bunu inkar etme durumunu bilirsiniz, işte onu inanılmaz bir şekilde eleştiriyor olması benim çok hoşuma gidiyor. Biliyorsunuz ki çoğunlukla kayrılan çocuk erkek evlattır. İşte o istediğini yapar, erkektir ya da ne bileyim o oturup televizyon izlerken sen gidip ona yemek hazırlarsın tarzı şeyler. Ama bunun yanında bir de kız kardeşler ya da büyük - küçük arasında yaşanan versiyonu da yok değil. O daha küçük, o daha çocuk, sen büyüksün alttan al, ablan o senin tarzı şeyler. Her ailede vardır demiyorum tabii ama çevrenizde bunun naçizane örneklerine şahit olduğunuzdan eminim. Burcu Ekin, kitabında buna da çok güzel değiniyor ki benim için en güzel mesajlardan biri de budur.

Ve gelelim Doruk'a... Ah Doruk, seni ne kadar az okuduk ama ne çok sevdik?

Samimiyetle söylüyorum, böylesi erkek karakter kitaplarda bile zor bulunur. O kadar normal ki gözlerimi yaşartıyor. O kadar samimi ve sıradan bir karakter ki görünüşü üzerine yazarımızın özellikle vurguladığı detaylar olmasa hiç abartılı bir yönü olmadığını söyleyebiliriz -bir taş mıydı o, ne? Yok canım, şaka.- Gerçekten seviyorum Doruk Yönel'i ve onun kağıttan uçaklarını kitaplarımın arasında saklamak istiyorum.

Anlayacağınız ben kitabı ikinci kez okurken de çok sevdim, çok güldüm, çok duygulandım ve çok mutlu oldum.

Kitapla ilgili ufak bir eleştirim var o da finale yakın birkaç bölüm içinde modunun biraz düşmesi ve bazı noktalarda kahraman anlatıcının geliştirilmeye ihtiyaç duyması ama bunlar dışında sevmediğim ya da rahatsız olduğum bir şey hatırlamıyorum. Gönül rahatlığı ile -yaş aralığı dahi belirtmeden- tavsiye ediyor, size kağıttan uçak dolusu sevgiler gönderiyorum. -Böyle de alıntı yaparlar, iyi akşamlar!
400 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Yine fuardan aldığım ve yazarından imzalı alma şansını yakaladığım bir kitap. Tam bir gençlik kitabı diyebilirim. Sıcak ve samimi bir anlatımı var. Karakterin yaşadıkları ve ruhsal durumunu, duygu ve düşüncelerini çok güzel anlatmış. Neyse ki karakterimiz mutlu oluyor. Severek okuduğum bir kitap oldu.
400 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Severek okuduğum bir kitaptı. Kız kardeşi yüzünden ailesinden uzak bir hayat yasayan ve onun yaptığı büyük hataya rağmen yine kendisinden olgunluk beklenen fotoğrafçi bir kizın hikayesi samimi bir dilde kaleme alınmış
mucdem
mucdem Bir Fotoğrafçının Küçük Sırları'ı inceledi.
400 syf.
·2 günde·7/10 puan
Yeni yıla girdiğimizden beri yalnız üç tane harlequin (beyaz dizi) kitabı 6 adet hikaye okuyabildim. Umarım bu kitap okuma isteksizliğim bir an önce beni terk eder ve eski tempoya geri dönerim. Yazarın kalemini ilk kez okudum; o yüzden okumaya karar verirken tereddüt ettim biraz. Genelde okuduğum türde değildi ama okuduğuma pişman olmadım . Eğlenceli, komik, yer yer duygusal, bazı anlarda karakterlere sinirlendiren ve Yeliz’in bir defter dolusu sırlarını sabrın son aşamasında ortaya döken bir kitaptı.
Yeliz, fotoğraf sergisi açma hayaliyle yaşayan ama dergide çalışan özgüven eksikliği yaşayanbizden biri gibi geldi okurken. Yelizi okurken, kendi kendine konuşmalarını, içsel düşüncelerini okurken eğlendim. Sonra kızımızın yolunda gitmeyen hayatına bir anda hem tanıdık hem de yabancı bir Doruk düşüverdi. Doruk çok az vardı kitapta sanki biraz daha yoğun olabilirdi diye düşünüyorum ama o zaman da Yeliz’in hayatına tam giremezdik. Yeliz odaklı, ailesi, arkadaşları ile ilişkisi üzerine yoğunlaşmış bir kitaptı.
Sıkılmadan, eğelenerek okuduğum bir kitaptı. Okumayı düşünenler bir şans verebilir bence.

Yazarın biyografisi

Adı:
Burcu Ekin Çakmak
Unvan:
Yazar

Yazar istatistikleri

  • 3 okur beğendi.
  • 31 okur okudu.
  • 10 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.