Burhan Sönmez

Burhan Sönmez

YazarÇevirmenEditör
8.0/10
202 Kişi
·
622
Okunma
·
50
Beğeni
·
3372
Gösterim
Adı:
Burhan Sönmez
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Haymana, Ankara, 1965
Masumlar adlı romanı ile 2011 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü.

Murathan Mungan'ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi adlı kitapta Tarih Öncesi Köpekler öyküsüyle yer aldı. (2012)

Burhan Sönmez, Haymana’da doğdu. İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) kurucu üyeliğini ve genel başkan yardımcılığını yaptı.

Politik nedenlerle birkaç kez gözaltına alındı. 1996 yılında polis marifetiyle ağır yaralandı. Uzun yıllar İngiltere’de (İşkence Tedavi Merkezi’nin desteğiyle) tedavi gördü. Şiire ilgi duymasına ve ulusal ölçekli yarışmalarda ödül almasına rağmen, sonradan romana yoğunlaştı. Elektriksiz ücra bir köyde, Kürtçe masallar anlatan bir annenin elinde büyümüş olması ve buna modern edebiyatın gücünü katması, yazarlığının ilhamını ve alt yapısını oluşturur.

Romanları otuz sekiz ülkede yayımlandı. Uluslararası PEN bünyesindeki ‘Writers Circle’ın kurucularındandır. 2016 yılından beri Uluslararası-PEN yönetim kurulunda yer almaktadır. ODTÜ’de Edebiyat Kuramı ve Roman üzerine ders verdi. ABD’de Vaclav Havel Ödülü’ne (2017), Britanya’da EBRD Edebiyat Ödülü’ne (2018) değer görüldü.

Halen İstanbul’da ve Cambridge'te yaşıyor.

Kuzey (2009), Masumlar (2011), İstanbul İstanbul (2015) romanlarını izleyen Labirent (2018), Burhan Sönmez’in dördüncü romanıdır. Masumlar, 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü ve İzmir St. Joseph En İyi Roman Ödülü’nü aldı. Bir Dersim Hikâyesi (Metis, 2012), Bana Adını Söyle (YKY, 2014) ve Gezi (Almanya, Binooki, 2014) öykü derlemelerine katılan Sönmez, BUYAZ’ın verdiği 2015 Öykü Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Şair William Blake’in Cennet ile Cehennemin Evliliği kitabını Türkçeye çevirdi (Ayrıntı, 2016).

KUZEY
Burhan Sönmez‘in ilk romanı olan Kuzey, Rinda adlı genç bir avcının serüvenini anlatmaktadır. Daha iki yaşındayken babası onları terk edip gitmiş, ama yirmi yıl sonra köyüne dönerken ölmüştür. Rinda, babasının ölümündeki sırrı çözmek için kuzeye gider ve yeni bir dünyaya tanık olur. Felsefi bir masal edasıyla tasvir edilen kuzey, hem babasını hem de kendini tanımanın macerası olur onun için. Gazali, İbni Rüşd gibi İslam filozofları ile Aristo, Heidegger ve Marks gibi Batılı düşünürlerin fikirleri aracılığıyla, varlık ve aşk üzerine süren arayışlar, romandaki gizemin çözülmesinde anahtar rol oynar.

MASUMLAR (2011 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)
Sır kitabı taşıyan bir kadın, masum şiirlere inanır. Uykusuz bir adam, mezarlıklardan ve ölümün kıyısından geçerek hayata tutunmaya çalışır. Herkesin bir sırrı ve günahı vardır. Adamla kadın, bir gün kaderin kırık köprüsünde karşılaşırlar. Kadın kitap falı bakar, adam kendi kendine bozkır türküleri mırıldanır. Haymana Ovası’nda, Tahran’da ve Cambridge’te geçen hayatlar… Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.
159 syf.
·1 günde·8/10
Kitapta üç tür sürgünlük imgesi vardır. İlki, yetişkin insanın sürgünlüğüdür. İkinci sürgünlük türü, politik, ekonomik veya sosyal nedenlerle memleketinden koparak başka diyarlara gitmeye mecbur olma, üçüncü sürgünlük ise varoluşa özgüdür.
''İnsan bir şeyin içindeyken , tümünü kavrayamaz . Bütünü görmek için dışına çıkmak gerek.''
80 syf.
·1 günde·Puan vermedi
Eğer bir kitabı hiç incelemeden alip okuyacaksam en genel anlamda aradığım kıstas 6.45 yayınlarından basılmış olmasi olabilir.

Kitabın ilk sayfasında kitapla ilgisi olmamasiyla beraber 6.45 in klasik notu var. " Eger kitabı hatıri sayılır ölçüde basip çoğaltacak iseniz (korsan) bu ilk basta ahlak kurallarina göre ayıp, sonra ise yasalara aykırıdır. Lakin eğer kitabi bir fanzin için kopyaliyorsaniz(dikkat ! dergi degil fanzin) istediğinizi yapıp kopyalayip dağıtabilirsiniz. Yayınevi gibi yayınevi.

Bu kitap 18. yy in sonundan, londra yaşamış bir "delinin" can sıkıntısından ibaret. Sanki bir gün yatağına uzanmış uykuya dalmış ve bir anda kör bir rüyanın içinde bulmuş kendini. Kısa kisa aforizmalarla iyi kötü, din akil, id ego superego, doğru yanlış, zengin fakir gibi konulara öpücük atıp yoluna devam ediyor. Bir an kendinizi cehennemde yüksek bir kürsüye çıkıp elinizi havaya kaldırıp nutuk atarken buluyor, bir an sırat köprüsünden cennete düşerken buluyorsunuz.

William Blake; Nietzsche gibi, Sade gibi, Reich gibi "deli" ilan edilmiş bir şair ressam yazar..
Yaşadığı dönemin kalıplarına sığmamiş, 19. 20 yy taşmış biri. Egitimini düzenin eğitim kurumlarında değil kendi başına almış, gittiği her yerde sorun olmuş fazlalık biri. Blake iblisle, isayla, yehovayla, cennetle, cehennemle bir ömür geçirmiş, resim çizmiş, şiir yazmış ve düşünmüş biri.

"Bir düşünce ummanı doldurur."

İyi okumalar.
228 syf.
·3 günde·Beğendi·9/10
Burhan Sönmez’in okuduğum ilk kitabı
‘İstanbul İstanbul’un insanı derinden etkileyen hikayesi/hikayeleri var. Hikayeleri diyorum çünkü içerikte romandan bağımsız kitapla pekişen pek çok hayata dair anlamlı hikayeler de okuyorsunuz. Yazar Decameron hikayelerinden ilhamla yazmış eserini. Kullandığı dil çok başarılı, akıcı ve okudukça edebi bir şölen yaşatıyor.

Kitap on bölümden oluşuyor ve bu bölümler İstanbul’da yeraltındaki soğuk bir hücrede bulunan dört karakterin 10 günlük hapsi sırasındaki konuşmaları herbir karakterin dilinden anlatılıyor. Birbirine anlattıkları güzel hikayelerin yanısıra her birinin hücreye konulmadan önceki hayatları hakkında anlattıkları ve diğer kişilerin yaşamıyla ilgili ipuçları da veriyor. Tabii kitaba ismini veren İstanbul da ayrı bir karakter gibi anlatılmış.

Kısaca konusundan bahsedeyim; umarım spolier sayılmaz yine de temkinli okuyunuz.:)
Birbirini hiç tanımayan ancak ortak amaçlar uğruna (sanırım siyasi nedenler) İstanbul'da hapse düşen karakterlerin hüzünlü, eğlenceli hayatları kitabın konusunu oluşturuyor. Ayni hücrede kalan Öğrenci Demirtay'ın ortamı yumuşatmak adına anlattığı hikayeler, Doktor'un hücreden çıkmaya olan inancı dogrultusunda arkadaşlarını umutlandırıp, onları diri tutma çabası, Berber Kamo'nun çokca işkence görmesine rağmen sevdiğine, yani Mahizer'e ulaşmak adına gösterdiği hayatta kalma mücadelesi ve hücrenin en yaşlısı Küheylan Dayı'nın hücrede olmalarına rağmen dışarıdaymış gibi hayali de olsa tütün sarması, höpürdeterek çay içmesi, rakı sofrası kurması vs..bunlar sanki gerçekmiş gibi okuyucuya yansıtılıyor ve herbiri o kadar güzel anlatılmıştı ki hayran kaldım.
Şiddetin, acının ve anlamsız bir öfkenin içinde bulunan bu insanlar hikayelerle, bilmecelerle birbirine sığınıyor, varolma mücadelesi veriyor.

Okumayı düşünenler için, İhsan Oktay Anar’ın Efrasiyab’ın Hikayeleri kitabına çok benzediği söyleniyor.

Bir solukta sıkılmadan okunabilecek gayet akıcı ve hikayelerle süslenmiş bir roman, tavsiye ederim.
159 syf.
·Puan vermedi
Son dönem edebiyatımızdaki en iyi kalemlerden biri. Kurgusu ve üslubu sayesinde elimden bırakmadan iki üç saat içinde okuyup bitirdim bu romanı. İç içe geçmiş hikayelerden oluşan kurguyu İngiltere’de sürgünde olan bir düşünce suçlusunun yaşadığı çerçeve hikayeden geriye sıçramalarla okuyoruz. Memleketi Haymana’da geçen çocukluğunun, elinde kalan eski fotoğraflardaki insanların, çocukluğunda dinlediği hikayelerin sıralanışı merakla ve ilginiz hep canlı olarak okumanızı sağlıyor. Farklı kültürlerin harmanlandığı böyle hikayeleri çok seviyorum ben. Okumanızı tavsiye ederim.
80 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Kitabı şiir ile felsefenin hoş bir kokteyli olduğunu düşünerek aldım.(hakkında yapılmış yorumlara dayanarak) Zihnimde ve ruhumda hoş bir tat bırakacağı beklentisiyle de okumaya başladım. Kısa sürede bitirdikten sonra gördüm ki, bende beklentimi karşılayacak kadar büyük bir tat maalesef yok.

Cennetle cehennemin evliliği denmiş fakat yalnızca cehenneme dair özdeyişler ve pasajlar var. Bu o kadar önemli değil elbette benim için, fakat ben okuduğum yorumlardan sonra, açıkçası daha derinlikli bir felsefe bulacağımı sanmıştım. Benim için olmadı. Hatta buraya ‘bu okuduğum neydi, inanamıyorum’ tarzında iddialı cümleler yazan arkadaşlara da hayret ettim. Daha önce derinliğe sahip pek bir şey okumadıkları kanısını uyandırdılar bende.

Eser güzeldi, kötü demek haksızlık olur ama anlatıldığı kadar muhteşem de değil. Açıkçası bende pek bir etki yaratmadı.

Çağının koşulları düşünüldüğünde, yazarın toplum kurumlarına sergilediği başkaldırı ise takdiri kesinlikle hak ediyor.

Blake’in sırf bu özelliğinden dolayı bile cennette uyuyor olmasını dilerim...
80 syf.
·1 günde·Beğendi·9/10
Cennet ile Cehennemin Evliliği, imgelemi ön planda tutan bir şairin gözünden farklı bir dünyaya aralanan kapı, bayatlamış ve kalıplaşmış inançlara bir başkaldırı. Birçok şairin aksine şeytanı Tanrı'dan ayırmayan, insan bedenini ve ruhunu da Tanrıyla bütünleştiren, kutsal buyruklara eleştirel bir bakış açısı sunan İngiliz ressam ve şair Blake, panteist duygularını şiir ve çizimlerine yediriyor, kişileştirilmiş Tanrı kavramına karşı çıkarak bütünselliği sembollerle vurguluyor bu eserinde. Özdeyişlerindeyse mizahi bir dil kullanıyor.

Aynı zamanda radi­kal görüşleriyle de bilinen İngiliz Romantik Okulu’nun hazırlayıcılarından ol­an Blake, sembolizmi kullanarak toplum eleştirisiyle beraber Avrupa'daki devrimi kucaklamadan geçmiyor. Gelenekselcilik ve kısıtlayıcılığın karşısında durarak hayalgücüyle bir evren yaratıyor kendine. Bu evrende düşünce kalıplarına yer yok. Bunu da en açık şekilde şöyle ifade ediyor:

"Zincirler, enerjiye direnme gücüne sahip olan zayıf ve ehlileşmiş zihinlerin kurnazlığıdır."

Meleğin şeytandan, insanın Tanrı'dan, Tanrı'nın doğadan ayırılmadığı şiirsel bir evrende eşitlik sağlayan şair, yarattığı mitolojide karşıtlığın gerçek dostluğunu vurgulayarak ilan etti kutsal birliği.

Ve böylece sonsuza dek birlikte ve mutlu yaşadı, aklı temsil eden melek ve hayalgücünü temsil eden şeytan.

Devrimi var, prangaları yok etti sanatçı.

Hakikatin şairlerden geldiğine beni bir kez daha inandırdı.


*Blake'in çizimleriyle beraber sunularak resim ve şiirin iç içe geçtiği bu kitabın ruhuna yakışan, okurken şiddetle tavsiye ettiğim bir duyumsal doyum için: https://youtu.be/_ioc6sdgugo
228 syf.
·4 günde·Beğendi·8/10
Acının sınırı var mıdır? Acı zamanı durdurur mu, yoksa zamana derinlik mi katar?

Burhan Sönmez’in “İstanbul İstanbul” isimli romanı, acı ve keder üzerine, bizim topraklara, bizim tarihimize özgü, yaşanmışlık olasılığı çok güçlü bir kurgu eser.

Yerin üç kat altında, bir hücrede, sorgu sıralarını bekleyen 4 kişinin, 10 günlük hikâyesi. Romanda belirtilen bir zaman yok. Sadece 1980 darbesinin hemen sonrası olduğunu tahmin ediyoruz.

Öğrenci Demirtay, Doktor, Berber Kamo ve Küheylan Dayı hücrede acılarını, hayallerini paylaşan dört ana karakter. Bu karakterlere, karşı hücreden Zine Sevda, Berber Kamo’nun eşi Mahizer, doktorun oğlu ve onun sevdiceği Mine Bade de kısa aralıklarla eşlik ediyor.

Büyük olasılıkla aynı devrimci örgütün, birbirlerini tanımayan üyelerinin işkencelerle sorgulandığı ölüm ile kalım arasındaki süreçte, küçük bir hücreyi paylaşan dört karakter, İstanbul’da üç kat yerin altında ama hayalleri ve hikâyeleri ile İstanbul’la sarmaş dolaş halde acıyla yoğruluyorlar.

Romanda, hücredeki dört karakter oldukça güçlü işlenmiş. Her bir gün, bir karakter tarafından anlatılıyor. Romanın geçtiği 10 günde, Öğrenci Demirtay 3 günü, doktor 3 günü, berber Kamo 2 günü, Küheylan Dayı 2 günü anlatıyor. Her bir anlatıcı kendi acıyla imtihanını, yakalanma sürecini ve hikâyelerini anlatıp, hücredeki diyalogları aktarıyor. Her bir karakter, kendi kişiliğinin parçası olan kederi, inançsızlığı, hayalciliği ve umudu ön plana çıkarıyor.

Bir yanıyla siyasi bir roman gibi görünürken, romanın hiçbir noktasında karakterlerin siyasi fikirleri ve söylemleri yer almıyor. Hatta ilginçtir, hücredeki iki karakter siyasi fikirleri ve eylemleri nedeni ile değil, birisi çocuğunu diğeri eşinin kurtarmak uğruna yakalanıyorlar.

Romanda İstanbul, belki de en önemli karakter olarak yer alıyor. Anlatılan her bir hikâye İstanbul’a temas ediyor; Çölde geçen bir hikaye de, okyanusta geçen bir hikaye de. İstanbul, fakirliği ve zenginliği, iticiliği ve çekiciliği, gerçekleri ve yalanları, yaratıcılığı ve çürümüşlüğü ile romanda son derece zengin bir şekilde tasvir ediliyor. İnsanın kentle başlayan macerası, kentin doğayla tezatlığı her bir hikâyede ve anlatıda işleniyor.

Güçlü karakterleri, zengin ve ilgi çekici kurgusu, ince işlenmiş arka planı ve akıcı dili ile beni son derece etkileyen bir kitap oldu. Burhan Sönmez’in bu son kitabından önce yazdığı diğer iki romanı da okumak için heveslendirdi.
228 syf.
·9/10
Burhan Sönmez dört esere imzasını attı. Bence İstanbul İstanbul bambaşka bir yerde. Hem kendi eserleri arasında hem de Türk Edebiyatı arasında.

İşleyeceği konuyu, anlatıyı öyle güzel bir kurgu içerisinde ifade ediyor ki Sönmez... Tam anlamıyla bir edebiyat ziyafeti çekeceksiniz bundan emin olabilirsiniz.

Bölüm bölüm ilerleyen bir eser. Tutsak olanlardan hikayeler dinleyeceksiniz diyeceğim; ama olmayacak. Bence nefes alıyorken kendini tutsak hissedenlerin romanı bu.

Okuyunuz sadece.
228 syf.
·3 günde·Beğendi·10/10
Küçücük bir hücreden, küçücük yüreklerden koskocaman bir İstanbul masalına doğru başlıyor hikayeleri…
Berber Kamo, Öğrenci Demirtay, Doktor, Küheylan Dayı, Zine Sevda ve bir hücrede kesişen yolları. İlk defa karşılaşan insanların yolculuğu, bir karanlıktan başka bir karanlığa doğru. Bu karanlığı aşmanın yolu İstanbul. Yeraltıyla, yerüstüyle; görüneniyle, görünmeyeniyle; hayaliyle, gerçeğiyle İstanbul. Acının bedenlerini teslim aldığı ama kimsenin görmediği, kimsenin bilmediği, kimsenin duymadığı yeraltıydı onların İstanbul’u.
Yoktan var olmaya çalışmanın, işkencelerden yara almadan çıkmanın, insanlığın yok olduğu bir zamanda insana inancını yitirmemenin, son nefesine kadar direnmenin, çekilen acıda ruhunu teslim etmemenin mücadelesi…
Gidenlerin ardından dik durabilmenin, her şeye rağmen yıkılmamanın, acıya beraber göğüs germenin, güvenin, sevdanın, tükenmemenin hikayesi…
123 syf.
·3 günde·Puan vermedi
İntihardan kurtulan sonrasında hafızasını kaybetmiş bir adam. Öncesiz bir adam Boratin. Kitap bize Yeniçağ insanın anlam arayışını daha ziyade çırpınışını gösteriyor. İçimizdeki Boratin'e sesleniyor.
Aynaya baktığımızda kendimize yabancılaşan bakışlarımıza sesleniyor. Dünü unutup Yarını hiç düşünmeden sadece anı kurtarma gayretimizi bize sorgulatıyor.
Neden ölmeyi istedin Boratin.
Kurtulmuş olman bir ceza mı?
Yoksa geçmişinin izlerinin silinmesi bir lütuf mu?
Eşyalarda, dokunduğun duvarlarda geçmişin anlarını hatırlama gayreti. Aidiyetini hissetmek istediğin güvenli bir liman arayışı.
Kabına sığamama, geçmişini, gölgeni bulma arzusu... Bir yandan da getireceği karanlıklardan korkmak.
Kitap baş karakter Boratin'in monologlarıyla bizleri de ciddi sorgulamalara tabii tutuyor. Uğruna ölünecek neler var şu hayatta? Ya da neden yaşamalıyız? Bizi hayata tutunduran şey ne? Tanrı bağlamından koparılmış bir hümanist yaşantı bizim çıkmazlarımızı çözer mi? yoksa daha ciddi açmazlara mı sokar? 

Her ne kadar farklı yaşam tarzlarımız olsa da seni çok sevdim Boratin.

Yazarın biyografisi

Adı:
Burhan Sönmez
Unvan:
Türk yazar
Doğum:
Haymana, Ankara, 1965
Masumlar adlı romanı ile 2011 yılı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi Edebiyat Ödülü'ne değer görüldü.

Murathan Mungan'ın hazırladığı Bir Dersim Hikâyesi adlı kitapta Tarih Öncesi Köpekler öyküsüyle yer aldı. (2012)

Burhan Sönmez, Haymana’da doğdu. İstanbul’da Hukuk Fakültesi’ni bitirdikten sonra bir süre avukatlık yaptı. TAKSAV’ın (Toplumsal Araştırmalar, Kültür ve Sanat için Vakıf) kurucuları arasında yer aldı. ÖDP’nin (Özgürlük ve Dayanışma Partisi) kurucu üyeliğini ve genel başkan yardımcılığını yaptı.

Politik nedenlerle birkaç kez gözaltına alındı. 1996 yılında polis marifetiyle ağır yaralandı. Uzun yıllar İngiltere’de (İşkence Tedavi Merkezi’nin desteğiyle) tedavi gördü. Şiire ilgi duymasına ve ulusal ölçekli yarışmalarda ödül almasına rağmen, sonradan romana yoğunlaştı. Elektriksiz ücra bir köyde, Kürtçe masallar anlatan bir annenin elinde büyümüş olması ve buna modern edebiyatın gücünü katması, yazarlığının ilhamını ve alt yapısını oluşturur.

Romanları otuz sekiz ülkede yayımlandı. Uluslararası PEN bünyesindeki ‘Writers Circle’ın kurucularındandır. 2016 yılından beri Uluslararası-PEN yönetim kurulunda yer almaktadır. ODTÜ’de Edebiyat Kuramı ve Roman üzerine ders verdi. ABD’de Vaclav Havel Ödülü’ne (2017), Britanya’da EBRD Edebiyat Ödülü’ne (2018) değer görüldü.

Halen İstanbul’da ve Cambridge'te yaşıyor.

Kuzey (2009), Masumlar (2011), İstanbul İstanbul (2015) romanlarını izleyen Labirent (2018), Burhan Sönmez’in dördüncü romanıdır. Masumlar, 2011 Sedat Simavi Edebiyat Ödülü’nü ve İzmir St. Joseph En İyi Roman Ödülü’nü aldı. Bir Dersim Hikâyesi (Metis, 2012), Bana Adını Söyle (YKY, 2014) ve Gezi (Almanya, Binooki, 2014) öykü derlemelerine katılan Sönmez, BUYAZ’ın verdiği 2015 Öykü Onur Ödülü’nün sahibi oldu. Şair William Blake’in Cennet ile Cehennemin Evliliği kitabını Türkçeye çevirdi (Ayrıntı, 2016).

KUZEY
Burhan Sönmez‘in ilk romanı olan Kuzey, Rinda adlı genç bir avcının serüvenini anlatmaktadır. Daha iki yaşındayken babası onları terk edip gitmiş, ama yirmi yıl sonra köyüne dönerken ölmüştür. Rinda, babasının ölümündeki sırrı çözmek için kuzeye gider ve yeni bir dünyaya tanık olur. Felsefi bir masal edasıyla tasvir edilen kuzey, hem babasını hem de kendini tanımanın macerası olur onun için. Gazali, İbni Rüşd gibi İslam filozofları ile Aristo, Heidegger ve Marks gibi Batılı düşünürlerin fikirleri aracılığıyla, varlık ve aşk üzerine süren arayışlar, romandaki gizemin çözülmesinde anahtar rol oynar.

MASUMLAR (2011 yılı Sedat Simavi Edebiyat Ödülü)
Sır kitabı taşıyan bir kadın, masum şiirlere inanır. Uykusuz bir adam, mezarlıklardan ve ölümün kıyısından geçerek hayata tutunmaya çalışır. Herkesin bir sırrı ve günahı vardır. Adamla kadın, bir gün kaderin kırık köprüsünde karşılaşırlar. Kadın kitap falı bakar, adam kendi kendine bozkır türküleri mırıldanır. Haymana Ovası’nda, Tahran’da ve Cambridge’te geçen hayatlar… Eski zamanların umudunu taşıyan bu romanda Burhan Sönmez, farklı rüzgârların savurduğu çok sayıda kahramanı usta bir incelikle bir araya getiriyor.

Yazar istatistikleri

  • 50 okur beğendi.
  • 622 okur okudu.
  • 14 okur okuyor.
  • 312 okur okuyacak.
  • 5 okur yarım bıraktı.