Çağatay Yaşmut

Çağatay Yaşmut

Yazar
7.9/10
75 Kişi
·
192
Okunma
·
18
Beğeni
·
1.357
Gösterim
Adı:
Çağatay Yaşmut
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
1968
1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.

2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.

Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.
Kafamda o kadar çok açık kalmış çekmece vardı ki, onları kapatmak için verdiğim uğraş beni çok yormuştu. Birini kapatırken bir yenisi açılıyordu.
Çağatay Yaşmut
Sayfa 142 - Oğlak Yayınları
Şimdi bir sigaranın tam zamanıydı. Cebimden çıkarıp ciğerlerimi cezalandırmak hoşuma gitti. Ne suç işlemişlerdi bilmiyordum ama ceza cezadır.
368 syf.
·Beğendi·9/10
Moda Cinayetleri -Çağatay Yaşmut
Sevgili arkadaşım Mine’nin vesilesiyle tanıştığım , kalemini çok beğendiğim Çağatay Yaşmut’un hem #türkpolisiyeokumaturu ay kitabımız hemde Komiser Galip ile tanışma kitabım olan Moda Cinayetleri tek kelimeyle efsaneydi .
Normal de polisiye de daha fazla gerilim daha fazla kan beklerim ama bu kitapta o kadar çok sevdiğim özellik oldu ki çok vahşete gerek kalmadı.
Okurken keşke kitabın başında yer alan “bu kitaptaki karakterler ve olay örgüsü tamamen kurgudur.” İbaresi yer almasa dedim. Çünkü O kadar gerçeğe uygun Kİ yazdıkları insan ister istemez içinden geçiriyor gerçeklik payının çok olduğunu ve bizden olduğunu...
Komiser Galip’i çok sevdim . Klasik odun bir polis abimizdi kendisi Özellikle Mustafa’yı okurken gülmekten öldüm . Tülay’a olan aşkı beni korkuttu da biraz yalan değil. Bütün karakterlerin kadınlarla olan ilişkileri sorunluydu cidden okurken acaba nasıl düzelir ki ? Yada bu adamlarla sağlıklı ilişki kurulur mu ? diye düşündüm ister istemez.
En sevdiğim yerler kitaptaki din ve felsefe bölümleriydi . Hep bu tarz açıklamaları merak etmişimdir yazar sayesinde araştırmaya nereden başlayacağıma karar verdim. Özellikle Recep Hocayı kitapta gördüğümüz yer beni düşündürdü . Ve Recep Hocam sen neymişsin dedim Kitabın sonunda hiç beklemediğim bi yerden geldi . Katilde cinayet nedeni de beni çok şaşırttı. Uzun zamandır okuduğum en iyi Türk polisiye kitaplarından biriydi .
Yazarımızı bu konuda tebrik ediyorum . Kalemine sağlık ... Benim Komiser Galip ve Çağatay Beyle tanışmama neden olan arkadaşım Mine’ye de attı teşekkür ediyorum . Gerçekten serinin diğer kitaplarını okumak İÇİN sabırsızlanıyorum .
Okuyun , okutun ...
232 syf.
·2 günde·10/10
Bu kitapta polisiye bir eserde aradığınız her şeyi bulabilirsiniz. Cinayetler, mafya, ve cin gibi Komiser Galip...

Beyoğlu gece günahın, suçun kol gezdiği semt!

Çağatay Yaşmut'un ilk okuduğum eseri. Dili akıcı ve sade. Zekice kurgulanmış bir polisiye. İstanbul'da cinayetleri araştıran Komiser Galip ile beraber dolaşmak çok keyifliydi. Cinayetleri soruştururken onun kişiliğini, düşüncelerini ve geçmişinde bırakmaya çalıştığı olayları okurken eserin devamını merak ettim...

Kitabın konusu ise,
Beyoğlu'nda işlenen bir cinayeti soruşturan Komiser Galip, araştırmalarını sürdürürken işin içine giren hayat kadınları, gece kulübü personeli, uyuşturucu ticareti ve kooperatif başkanının, öldürülen kurbanın hayatına son veren kişi hakkında görüşleri olsa da olayın seyri ikinci bir olay ile bambaşka boyutlara ulaşıyor...

Komiser Galip'in hayatına giren yeni kız arkadaşının ise onun hayatını farklı bir yöne götüreceğini son sayfalarda okurken, bir sonraki kitabını mutlaka okumaya karar verdim...

Yazarı tebrik ediyor, başarılar diliyorum...
368 syf.
·7 günde·9/10
Eser bir profesör ve eşinin gizemli bir şekilde katledişini anlatıyor. Özellikle profesörün cesedinin bırakılış şekli tüm kitap boyunca merak konusu. Zira bir seccade, bir tespih ve Kuran-ı Kerim katilin imzası...

Başkomiser Galip ise bir yanda gönül işlerinin karmaşıklığı ile boğuşurken bir yandan da bu garip cinayetin ipuçlarını takip ediyor. Arkasından gittiği deliller ise onu katile hem yaklaştırıyor hem de uzaklaştırarak kafasını karıştırıyor...

Erkek karakterlerin bakış açıları beni biraz rahatsız etti. Kadınlara biraz daha saygılı olmalarını isterdim...

Kitapta ülkemizin gerçeklerine de vurgu yapılmış. Tarikatlarda yaşananlar, terör ve haksız kazançlar, felsefe ile eserin bütünlüğü bozulmadan kurgu sonlandırılmış...

Başkomiser Galip'in maceraları seri olduğu için bu eserdeki karakterlerin bir çoğu hakkında fikir sahibi olamadım fakat en kısa sürede serinin tamamını okuyacağım...
288 syf.
·31 günde·Puan vermedi
Polisiye severlere rahatlikla tavsiye edecegim bir kitap. Yedi hikayeden olusan bu kitap, her bir öyküde okuru içine çekmeyi cok iyi başarmış. Yazarin dili ve kurgusu leziz. Anlatım cok iyi. Yerli polisiye yazarlarina mutlaka şans verin Emin olun pişman olmazsiniz.
248 syf.
·2 günde·5/10
Başkomiser Galip sevdiğim bir karakter, önceki maceralarını keyifle okumuştum.. Benim Canım Ailem 3 farklı hikayeden oluşan bir kitap... Çağatay Yaşmut’un dilini ve anlatımını, kitaplardaki olay örgüsünü beğenirim ancak bu sefer çok oldu bittiye gelmiş sanki... ilk hikaye dışında diğer ikisini sevemedim... romanda olay daha uzun zamana yayılıyor, hikayede daha kısa sürede bağlama gerekliliği olduğu için olmamış... Ama okunur mu evet, şiddetle tavsiye eder miyim hayır... ancak Başkomiser Galip’in diğer maceralarını denemelisiniz mutlaka...
288 syf.
·3 günde·10/10
Türkiye polisiyesinde doğru yazarları seçtiğimizde güzel eserler okuyacağımızın iyi bir örneği bu kitap. Çağatay Yaşmut'un Başkomiser Galip serisine ait olan bu çalışma aslında bir öykü kitabı ve normalde başkomiser Galip'in önceki kitaplarda başlamış ve sürmekte olan serüvenlerinin parça parça devam kısımlarını da içeren çok iyi bir polisiye örneği. Kendi adıma önce yanlış kitaptan başladığımı düşünmedim değil, çünkü öykülerde serinin çeşitli karakterlerinin yaşadığı bir takım gelişmeler de söz konusu, ancak bu çok da önemli değil, ben öncelikle iyi anlatabilen, iyi öyküleştirebilen ve güzel bir türkçe kullanabilen bir yazar, hem de güzel polisiye yazabilen bir yazar tanımaktan son derece memnunum. Özellikle Türkiye polisiyesi okurken beni en rahatsız eden şeylerden biri özensiz üslûp oluyor genelde, yazarın daha incelikli ifade edebileceği çeşitli şeyleri gelişigüzel ve üzerine düşünülmeden, rastgele ifade etmesi kesinlikle rahatsız ediyor beni. Dilin bozulabileceğini, bunun kasıtlı bir yaklaşım olacağını biliyorum, bunu yapanlar da vardır mutlaka, ama özensiz üslûplar hemen dikkat çekiyor. Bunun yanı sıra kurgudaki amatörlükler de kitabın, öykünün tadını hemen bozuyor. Bir çok polisiye kitabı bırakmamın sebebi aslında bu. Çağatay Yaşmut'ta ise bunların hiç biri yok; yazar her şeyden önce türkçeyi iyi kullanıyor, iyi anlatıyor, iyi öykü kuruyor ve en güzeli, karakterler ya da olaylar sırıtmıyor asla ve abartı ya da uydurma gelmiyor. Yazarın kurduğu bu dünyanın buralarda bir yerlerde yaşanmış olması muhtemel, ya da yaşanabilecek olasılıklar içeriyor yazarın dünyası ve kurguları. Bir diğer önemli nokta, yazarın şiddet konusunda- cinayet tasvirleri konusunda sakınarak davranmaması- bu benim sevdiğim bir şey değil, aslında korktuğum bir şey, ama öykülerin içeriği, cinayet veya ceset tasvirleri birbirine uygun. Daha da önemlisi, bir çok öyküde katil karakterleri dikkat çekiyor. Vural da, Berna da, Erhan da böyle karakterler; Vural hasta bir zihnin sapkınlığını öykünün küçük hacmine rağmen bence çok vurucu bir şekilde ortaya koyuyor. Ancak şunu da söylemek gerekir; Çağatay Yaşmut'un kaleminin böylesine iyi olması yazdığı bir çok kitabın sonucunda oluşmuş da olabilir, ilk kitaplarında da bu kadar iyiyse en sevdiğim yazarlar arasına girmesi kaçınılmaz...ben rafine bir dili, kurgusu olan bir yazar okudum, oldukça beğendim, mutlaka diğer eserlerini de okuyacağım. Polisiye okumak isteyen herkese kesinlikle öneririm Çağatay Yaşmut'u...
368 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Gerçek edebiyat mı? Öyle bir yer var: büyük edebiyatçıların hayâl ve kalem gücüyle yaratabildiği, büyük dil gücü taşıyan güzel eserler. Oralarda ne uçsuz bucaksız hayâl güçleri çalışır durur! Sadece Ursula K Le Guin'in eserleri yeter. Şimdi kalkıp da bir okur Dünyanın Doğum Günü'nü okusa, yaşayacağı şokların yanı sıra bu kadar güzel bir üslûbun nasıl olup da mümkün olabileceğini de kendi kendine sorar: bu mümkün mü? Bu, gerçek mi? Evet, elbette gerçek. O diyarlar var. O diller var. Ya da bir gemiye binip afrika'nın derinlerine gidip Kurtz'u aramak, veya balina çeşitlerini de okuyacağın bir klasiğin sayfalarında gezinmek de mümkün. Bu da olmadıysa apartmanınızın önünde belki senelerdir farketmediğiniz bir portakal ağacı vardır- bizim var ve ben bunu yeni farkettim, gerçekten, yani evet, bu, oldu! Demek istiyorum ki, türlüsünden edebiyat örnekleri gözünüzün, gönlünüzün önünde, etrafında dolanır durur. Burası, yani orası, işte imrenilecek bir mekândır. Hakkı verilmiş okumalarla boy boy portakal ağaçları, şeker portakalları büyür durur orada.

Ama bir de şurası var: polisiyenin üvey evlat gibi biraz güdük kaldığı, biraz küçümsendiği, biraz hafife alındığı ve biraz da edebi anlamda sığ kaldığı yerlerdir burası. Burada gerçek meseleler, gerçek dünya meseleleri, insan boyunu aşmayan arzularıyla bodur insanların arzuları uğruna başkalarını harcadığı ve bir şekilde yakalanmalarına sebep olan açıklarıyla yamalı suçlarının hikâye olup önümüze konduğu yerlerdir buralar. Bu mekânlarda yazarlar ellerinde bir kalemle gerçek dünyanın çizgilerini çizer durur, sınırları defalarca üstünden geçilir. Bir kısır döngü vardır burada: herkes kesinlikle birbirine benzer. Bu insanlar sıkıcıdır da biraz. Ayrıca vasıfsızdır da bir yandan. Etrafta, yolda gördüğümüz insanların suç işleyen versiyonları gibidir: etekli kadın gülümsüyor, bıyıklı adam onu arzu ediyor, ikisini gören koca her şeyin farkında ve kadını öldürmeyi plânlıyor. Ancak bıyıklı adamın da plânı vardır, etekli kadına söz vermiştir, koca iki haftaya ölecek ve malı mülkü etekli kadına kalacaktır. Tabii bir sene sonrasında etekli de bir kaza sonrasında öldüğünde bıyıklı, yeni evlendiği eşini kaybetmenin acısını uzun süre yaşayacak ama kızıl saçlı kadınla bir sene sonra her şeyin üstesinden gelerek ve acısını kalbine gömerek bir araya gelecektir, tabii sahip olduğu her şeyle beraber. Buna rağmen koca daha baskın çıkar: kadın öldürülür. Bıyıklı katil olarak yakalanır. Olaydan kendisini haberdar eden kızıl saçlı ile yas tutan koca ölen kadının yasını gizli gizli beraber tutarlar, bir yandan da güzel günlerin hayallerini kurarlar...

Çağatay Yaşmut'un klasik, olağan, çok renkli olmayan dünyası kolay okunurluğa inandırıcılığı da ekleyerek sürekli kendi hanesine artılar yazdırıyor. Her kitabı bir öncekinden iyi Yaşmut'un. Her defasında bu olağan ve sıradan dünya yine kendine ikna ediyor okuru. İşin güzeli, Yaşmut sıkmıyor, teklemiyor, basitleşmiyor. Tutturduğu çizgisi oldukça iyi yazarın.

İşte bu gerçek dünyaya en yakın yerden bizlere bakarak insanları ve onların suç dolu öykülerine anlatan Başkomiser Galip bence kendisine bir şans verilmesini hak ediyor.

Acaba diye düşünen varsa, ertelemeyin, başlayın derim.
376 syf.
·5 günde·2/10
Açıkçası büyük bir hayal kırıklığı oluşturdu bu kitap ben de. Cinsellik yada küfür hayatın yadsınamaz gerçekleri olsa bile, ben bu kadar beyni fermuar arkasında bir kitap kahramanı okumadım. Özellikle ahlak masasından bir polisin, baskomisere peze....klik yapma çabası ciddi anlamda gözlerimin faltaşı gibi açılmasına sebep oldu. Yerli yersiz küfürler samimi değil, bildiğiniz sorunlu birisini yansıtıyor. Biter mi acaba bu kitap 🤔🤔🤔
232 syf.
·3 günde·Puan vermedi
Çağatay Yaşmut'un Başkomiser Galip serisinin ilk kitabı Celil Oker okuyorum hissi de veren iyi ve olağan; sıradışı özellikleri bulunmayan bir polisiye.

Polisiyenin Türkiye'deki isimlerinin arttığını biliyoruz. Daha damardan, daha sağlam eserlerle karşılaşabiliyoruz. Çağatay Yaşmut bu serinin ilk kitabında çizgisini gerçekçi, çok derinlikli olmayan ama okuması rahat ve keyif veren bir yere yerleştiriyor. Doktor Ceyda'yı Kim Öldürdü adlı öykü kitabını daha çok beğendim aslında, bunun sebebi de öykünün daha dinamik olduğunu hissetmemdi. Beyoğlu Çıkmazı sıradışı değil elbette, yeni bir şey de yok, ancak kötü de değil, ve okuması da keyif veriyor. Yazarın ilk kitabı olması sebebiyle kalemin yeteneğini daha sonraki eserlerinde göstermiş olması da son derece mümkün...

Türkiye polisiyesi sevenlere öneririm.
376 syf.
·3/10
Açıkçası Türkçe polisiyelere şans vermek adına elime aldığım bir kitaptı. Konu ve başlık seçimi olarak benim oldukça ilgimi çekmişti ancak kitabı okumaya başladıktan sonra hayal kırıklığı yaşadım. Konu bir polisiye öyküden çok erkeklerin cinsel hayatları ve kadınların erkeklere kur yapmaları üzerine kurulmuş. Bir kitapta her erkek karakter mi cinsellik düşünür, her kadın karakter mi (hadi Melike konumuz dışı) kendini karşı tarafa satmaya çalışır bilemiyorum… İşin kötüsü bu cinsel hayat meselesi bile neredeyse ergen oğlanların cinselliğe bakış açısına indirgenmiş, demem o ki bu konu bile doğru düzgün kurgulanamamış. Yine de polisiye kısmına şans verip kitabı sonuna kadar okuyayım dedim ama o kısımda da pek çok kopma, tatminsizlik vs var. Ayrıca İstanbul trafiğinde zırt pırt arabasına atlayıp rahat rahat köprü geçip iki yaka arasında gidip gelen karakterlerimiz gerçekle bayağı bir zıtlık çizmişler.

Konusunun (belki )%20’si polisiye olan bir kitap okumak istiyorsanız iyi okumalar.

Yazarın biyografisi

Adı:
Çağatay Yaşmut
Unvan:
Türk Yazar
Doğum:
1968
1968 yılında İstanbul’da doğdu. İstanbul Üniversitesi’nde Ekonometri okudu. Başta bankacılık ve finans olmak üzere, birçok sektörde uzun süre çalıştı. Maltepe Üniversitesi Felsefe bölümünde yüksek lisans yaptı.

2008 yılında Beyoğlu’nun arka sokaklarını anlattığı Beyoğlu Çıkmazı, romanıyla yarattığı Başkomiser Galip tiplemesini, Şarkılar Susunca, Beni Yavaş Öldür, Kadıköy Cinayetleri ve Moda Cinayetleri romanları ile yine Başkomiser Galip maceralarının anlatıldığı Doktor Ceyda’yı Kim Öldürdü? adlı hikâye kitabıyla sürdürdü.

Kadıköy Cinayetleri romanı 2012 yılında “Dünya Kitap Altın Sayfa Polisiye Roman Ödülü”ne layık görüldü. Halen çeşitli dergilerde hikâyeleri yayımlanmakta.

Türkiye Polisiye Yazarları Birliği üyesi olan yazar, evli ve İstanbul’da yaşıyor.

Yazar istatistikleri

  • 18 okur beğendi.
  • 192 okur okudu.
  • 4 okur okuyor.
  • 99 okur okuyacak.
  • 1 okur yarım bıraktı.