Giriş Yap

Cahide Sınmaz Sönmez

Yazar
9.0
1 Kişi
1
Okunma
1
Beğeni
338
Gösterim
Sultan V. Murad'ın oğlu Mehmed Selahaddin Efendi ile Tevhide Zatigül Hanım'ın kızı olan Rukiye Sultan, 1885 tarihinde İstanbul'da dünyaya gelmiştir. 1913 yılında Mekke Emiri Ali Haydar Paşa'nın oğlu Şerif Abdülmecid ile evlenen Rukiye Sultan, sürgün kararının alınması üzerine eşiyle beraber Mısır'a gitmiş olup bu evliliğinden çocuğu bulunmamaktadır. Rukiye Sultan, eşi Şerif Abdülmecid'in Ürdün'ün Ankara Büyükelçiliği'ne tayini üzerine, 1953 yılında yurda dönmüştür. 10 Şubat 1959 tarihli Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığına alınan Rukiye Sultan'ın eşi Şerif Abdülmecid, "Böylece Rukiye Sultan da bir hanedan mensubu olarak çıktığı memleketine bir sefire olarak döndü," demiştir. Bu tarihten itibaren İstanbul'da ikamet eden Rukiye Osmanoğlu 23 Kasım 1965 tarihinde eşi Şerif Abdülmecid Bey'i kaybetmiş, kendisi de 16 Haziran 1971 tarihinde 86 yaşında iken hayata veda etmiştir. Rukiye Osmanoğlu, eşinin kabrinin de bulunduğu Zincirlikuyu Kabristanı'na defnedilmiştir.
Sayfa 63 - SELENGE YAYINLARI
Reklam
·
Reklamlar hakkında
1949 yılında yapılan düzenleme hanedan üyelerinde beklentiyi biraz daha arttırmış, Türkiye'de meydana gelen iktidar değişikliği ise onlar için yeni bir umut ışığı doğurmuştur. 14 Mayıs 1950 seçimleriyle iktidarı Cumhuriyet Halk Partisi'nden devralan Demokrat Parti, ezanın Arapça okunmasına müsaade etmesi, geniş kapsamlı bir af kanunu çıkarması, Türklerin yurt dışına çıkabilmeleri, yabancıların ve eski Türk vatandaşlarının Türkiye içinde seyahat edebilmelerine imkân tanıması ve yeni bir basın kanunu ile nispeten hür ve demokratik bir ortamın oluşmasını sağlamıştır. Demokrat Parti'nin bu uygulamaları, sürgündeki hanedan üyelerinin ülkeye dönüşlerine izin verilmesine ilişkin bir düzenleme yapılması beklentisini de kuvvetlendirmiş, gerek kamuoyunda, gerekse hanedan mensupları arasında bu konu yeniden gündeme gelmiştir.
Sayfa 53 - SELENGE YAYINLARI
3 Mart 1924 tarihinde kabul edilen kanun kapsamında sürgüne gönderilen hanedan ailesinin ülkeye dönüşlerine imkân verilmesi kademeli şekilde gerçekleşmiştir. Bu konuda en geniş kapsamlı uygulama 16 Haziran 1952 tarihinde kabul edilmişse de, bu tarihten önce de hanedan mensuplarının Türkiye'ye girişlerine imkân sağlayan bir takım istisnai uygulamalar gerçekleşmiştir. Bu kapsamda ilk olarak, kanun dışı bir girişimle ve henüz bebek sayılabilecek bir yaşta Türkiye'ye gelen Sultan Reşad'ın büyük oğlu Mehmed Ziyaeddin Efendi'nin torunu Emel Nurcihan Hodo, 5 Temmuz 1939 tarihli özel bir kanunla da Enver Paşa'nın çocukları, kardeşi Kâmil Killigil'in kızı ve Milli Mücadele'ye katılarak Ankara Hükümeti tarafında yer alan İsmail Hakkı Okday'ın kızı ülkeye giriş ve vatandaş olma hakkını kazanmışlardır.
Sayfa 21 - SELENGE YAYINLARI
Hanedan üyelerinin canlarına kast edilmeden sadece sınır dışı edilmeleri Türk ihtilalinin en önemli başarılarından biri olarak görülürken, Necdet Sakaoğlu da sınır dışı edilen hanedan mensuplarının gönderilişlerini, "...bir kıyım değil, uygar bir 'sürgün treninin' yolcuları..." ifadesiyle yorumlamıştır. Bu şekilde sürgüne gönderilen hanedan üyeleri yurt dışında zor günler geçirmişlerdir. Fakat Türk vatandaşlığından çıkarılmış olmalarına rağmen birçoğu başka bir ülkenin vatandaşlığına da geçmemiştir. Hatta hanedanın pek çok üyesi ülkeden ayrılırken bu sürgün kararının birkaç hafta ya da birkaç ay içerisinde son bulacağı ve vatanlarına geri dönecekleri ümidini taşımışsa da dönüş süreci beklenenden uzun sürmüş, hayatta olan kadınlar ve bu kadınlardan doğan çocuklar, 28 yıl sonra, 16 Haziran 1952 tarihinde çıkarılan bir kanunla ülkeye geri dönme hakkını kazanırken, şehzadeler ise ancak 50 yıl sonra 15 Mayıs 1974 tarihli Genel Af Yasası'nın 8. maddesiyle bu hakkı elde edebilmişlerdir.
Sayfa 20 - SELENGE YAYINLARI
Reklam
·
Reklamlar hakkında
16 Haziran 1952 tarihli kanun çerçevesinde pek çok kadın ve çocuk Türkiye'ye gelirken, kimileri de kurulu düzenlerini bozmayarak, hayatlarına bulundukları yerlerde devam etmişler, Türkiye'ye de ancak ziyaret amacıyla gelmişlerdir. Cumhuriyet hükümetlerinin 431 sayılı kanunda yaptığı düzenlemeler, şehzadelerin de ümitlerinin hep canlı kalmasına vesile olmuş ve vatana kavuşma arzusu, fırsat bulunan her şekilde dile getirilmiştir. Ancak elli yıldır beklenen düzenleme 1974 yılında kurulan Cumhuriyet Halk Partisi-Milli Selamet Partisi koalisyonu döneminde yapılacak ve 15 Mayıs 1974 tarihli Genel Af Yasası'nın 8. maddesi kapsamında Osmanlı Hanedanı'na mensup erkek üyelere Türkiye'ye girebilme ve vatandaş olma hakkı tanınacaktır.
Sayfa 119 - SELENGE YAYINLARI