Can Dündar

Can Dündar

Yazar
BEĞEN
TAKİP ET
koseli-arti
coklupaylas
ucnokta_yatay-1
yildiz
8.3
4.626 Kişi
okuyor-dolu
18,3bin
Okunma
v3_begen_dolu
1.217
Beğeni
goz
21,2bin
Gösterim
Kitaplarını Satın Al
bilgi
Sponsorlu
Unvan
Türk araştırmacı, gazeteci, televizyoncu
Doğum
Ankara, Türkiye, 16 Haziran 1961
Yaşamı
Can Dündar (d. 16 Haziran 1961, Ankara), Türk araştırmacı, gazeteci, televizyoncu ve belgesel yapımcısı. Türkiye'nin yakın tarihi, politikası ve popüler kültür konularında hazırladığı belgeselleri ile tanınmış bir belgesel yapımcısıdır. Özellikle Sarı Zeybek (1993) belgeseli ilgi görmüştür. Şubat 2015'te Cumhuriyet Gazetesi’nin genel yayın yönetmeni olan Dündar'ın, bu gazetede 29 Mayıs 2015 tarihinde kendi imzasıyla yayınlanan MİT TIRlarındaki silah haberi büyük yankı uyandırmış ve gazeteci bu haber nedeniyle tutuklanıp yargılanmıştır. Yargılama sonucunda casusluk ve hükûmeti ortadan kaldırma suçlamalarından beraat eden Dündar, devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan ceza aldı. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden gazeteci, can güvenliği endişesiyle Almanya'ya gitti. Dündar, Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 31 Ekim 2016 tarihinde hakkında yakalama kararı çıkarılmıştır. Oslo Barış Araştırmaları Enstitüsü tarafından açıklanan 2017 Nobel Barış Ödülü adayları arasında üçüncü sırada yer aldı. Ali Rıza ve Öznur Dündar çiftinin tek çocuğu olarak doğdu. İlk ve orta öğrenimini Ankara'da tamamladı. Ankara Atatürk Lisesi'nden mezun olduktan sonra 1982'de Ankara Üniversitesi Siyasal Bilgiler Fakültesi Basın Yayın Yüksek Okulu'ndan mezun oldu. Üniversite yıllarında gazeteciliğe başladı. 1979'dan itibaren sırasıyla Yankı, Hürriyet, Nokta, Haftaya Bakış, Söz ve Tempo’da çalıştı. 1986'da Birleşik Krallık'ta London School of Journalism'i bitirdi. Orta Doğu Teknik Üniversitesi İktisadî ve İdarî Bilimler Fakültesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi Bölümü'nde siyaset bilimi dalında yüksek lisansını aynı senede tamamladı. “Media and democracy, a comparative case study on the press portrayal of the Belgrane and Kocatepe affairs” (Medya ve Demokrasi, Belgrano ve Kocatepe Olayları’nın medya tasviri üzerine karşılaştırmalı bir inceleme) başlıklı yüksek lisans tezinde iki ülkede birer savaş gemisinin yanlışlıkla batırılıp devlet sırrı olarak saklanması konusunu inceledi. Televizyona 1988'de TRT'de Seynan Levent ile başladı. 1989-1995 arasında 32. Gün program ekibinde çalıştı. 1993-1994 yıllarında Show TV'de Mehmet Ali Birand’la birlikte 'Çapraz Ateş’i hazırladı. Özellikle 1993’te Sivas Valisi Ahmet Karabilgin, Sivas Belediye Başkanı Temel Karamollaoğlu ve yazar Aziz Nesin’in konuk olduğu bölüm gündem yarattı ve üzerinden tartışmalara sebep oldu. Gazetecilik ve belgeselciliğe ağırlık verdiği dönemden sonra 2006'da televizyonculuğa yönelen Dündar, 19 Eylül 2006'da başladığı "Neden?" isimli tartışma programını 9 Haziran 2009 tarihine kadar hazırlayıp sundu. 2009-2010’da NTV kanalında yayımlanan Canlı Gaste’yi hazırlayıp sundu ve aynı kanalda 2010-2011’de canlı ana haber bültenini sundu. Mehmet Ali Birand ve Bülent Çaplı ile birlikte ‘Demirkırat’ (1991) ve ‘12 Mart’ (1994) adlı belgesel dizilerini hazırladı. Ayrıca Türkiye’nin güzellik kraliçelerini anlatan ‘Cumhuriyet’in Kraliçeleri’ belgesel dizisini ve Atatürk’ün son 300 günün anlatan Sarı Zeybek belgesellerini hazırladı. 1994-1995 yıllarında Türkiye tarihinin gölgede kalmış kahramanlarının öykülerini anlatan ‘Gölgedekiler’ adlı belgesel serisini hazırladı. Köşe yazarlığı 1994'te Aktüel’de başladı; aynı yıl Yeni Yüzyıl gazetesinde günlük köşe yazıları yazmaya başladı ve bu gazetede beş yıl çalıştı. Köşe yazarlığı ve belgesel yapımcılığı sürerken ODTÜ’de doktora çalışmalarına da devam eden Dündar, 1996'da “Terör ve medya: Liberal Teori ışığında, terör olaylarının televizyonda işlenişine eleştirel bir yaklaşım” başlıklı tezi ile doktorasını tamamladı. Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi’ ve ODTÜ Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümü Kültürlerarası Çalışmalar programında yüksek lisans dersi verdi. 1996 ve 1997 yılında Show Tv için hazırladığı 10 bölümlük ‘Aynalar’ belgesel ile politik ve tarihî konuların dışına çıktı; popüler kültür alanında çalışmalara yöneldi. 1996-1998 yıllarında 40 Dakika isimli belgesel-haber programını hazırlayıp sundu. Özellikle 7 Ocak 1997’de yayınlanan programda Susurluk Kazası’ndan yola çıkarak yapılan araştırmalarla ilgili iddialar uzun süre gündemde kaldı. Atatürk'ün öğrencilik hayatındaki ülke durumunu ve Atatürk'ün beraberliğinde gerçekleşen değişimleri anlatan Yükselen Bir Deniz belgeseli ile 1998'de belgeselciliğe döndü. Türkiye siyasi tarihi ve popüler kültüründeki önemli kişiler ve Köy Enstitüleri, Devlet Tiyatroları, İş Bankası, Mülkiye gibi kurumlara ilişkin çok sayıda belgesel yaptı. 1999 Ocak'ından 2001 Ocak sonuna kadar Sabah gazetesinde köşe yazarlığı yaptı. 2001 Ocak ayından itibaren Milliyet gazetesinde, Ada başlıklı köşe yazısı yazdı. 2003-2004 yıllarında Milliyet gazetesi için ‘Popüler Kültür’ ekini çıkardı. Milliyet gazetesiyle yolları 1 Ağustos 2013 tarihinden itibaren ayrılmıştır. Milliyet'ten ayrıldıktan sonra BirGün'de Doğan Tılıç'ın köşesinde bir ay boyunca haftada üç gün yazdı. Mustafa Kemal Atatürk'ün hayatını anlatan Mustafa adlı filmi yazıp yönetti. 2008 yılında vizyona giren film, Atatürk’ü yargıladığı ya da kötülediği yönünde eleştirilere maruz kaldı. 25 Ekim 2013 tarihinden beri Cumhuriyet gazetesinde yazan Dündar, 8 Şubat 2015'te gazetenin genel yayın yönetmenliği görevine getirildi. 2014 yılında Gezi Parkı protestoları ile ilgili ‘Gözdağı’ adlı belgeseli hazırladı. MİT TIR'ları davası Tutuklanması Suriye'ye gönderilen MİT TIR'ları ile ilgili haberin 29 Mayıs 2015 tarihinde Cumhuriyet'te,‘İşte Erdoğan'ın yok dediği silahlar’ başlığıyla ve Can Dündar imzasıyla duyurulmasının ardından bu haberlere yayın yasağı getirildi. Aynı gün Can Dündar'a ‘devletin güvenliğine ilişkin bilgileri temin etme, siyasî ve askerî casusluk, gizli kalması gereken bilgileri açıklama, terör örgütünün propagandasını yapma’ suçlarından, İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığınca soruşturma başlatıldı. Birkaç gün sonra Cumhurbaşkanı Erdoğan “Bu haberi yapan kişi, bunun bedelini ağır ödeyecek, öyle bırakmam onu.” demiştir. Erdoğan'ın savcılığa yaptığı bireysel başvuru ile Can Dündar'a ‘gerçeği yansıtmayan haber, yorum ve görüntüleri yayınlamak suretiyle adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs suçunu’ öne sürerek iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 42 yıl hapis cezası talep edildi. Bu davada 26 Kasım 2015 tarihinde gazetenin Ankara temsilcisi Erdem Gül ile birlikte tutuklanmıştır.[19] Erdoğan, 24 Kasım'da ise “O TIR'lar Bayırbucak Türkmenlerine yardım götürüyordu. Şimdi diyecekler ki ‘Başbakan TIR'ların içinde silah yoktu’ diyordu... Varsa ne olacak, yoksa ne olacak.” demiştir. ‘Devletin gizli kalması gereken bilgilerini siyasi veya askeri casusluk amacıyla temin etme’, ‘devletin güvenliğine ilişkin gizli kalması gereken bilgileri casusluk maksadıyla açıklama’, ‘cebir ve şiddet kullanarak Türkiye Cumhuriyeti Hükümeti'ni ortadan kaldırmaya veya görevlerini yapmasını kısmen ya da tamamen engellemeye teşebbüs etmek’ ve ‘silahlı terör örgütüne üye olmaksızın bilerek isteyerek yardım etme’ suçlamalarını içeren iddianame, İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. 26 Kasım 2015'te tutuklu yargılanmak üzere cezaevine götürüldü. Tahliyesi Dündar ve Gül, 6 Aralık 2015'te AYM'ye bireysel başvuruda bulunarak tutuklu yargılanırken haklarının ihlâl edildiğini söylediler. Bu başvurunun ardından 25 Şubat 2016'da İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi'nin “Siyasî casusluk yaptıklarına ilişkin somut bilgi yoktur” şeklindeki gerekçeli karar ile tutuksuz yargılanmak üzere tahliye edildiler. AK Parti Grup Başkanvekili Bülent Turan, kararı sevinçle karşıladıklarını ancak mahkeme kararları üzerinden AK Partinin itham edilmesini doğru bulmadığını söyledi. CHP Grup Başkanvekili Levent Gök, bu kararı alan Anayasa Mahkemesi üyelerini kutladığını söyledi. MHP Grup Başkanvekili Erkan Akçay, HDP Grup Başkanvekili İdris Baluken ve Pervin Buldan kararı sevinçle karşıladıklarını ifade etti. Avrupa Konseyi Genel Sekreteri Thorbjorn Jagland ve AGİT, kararı memnuniyetle karşıladıklarını ve basın özgürlüğü açısından önemli bulduklarını ifade ettiler. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, 28 Şubat günü Can Dündar için Anayasa Mahkemesi'nin verdiği tahliye kararını “Mahkeme bu şekilde bir karar vermiş olabilir. Ben Anayasa Mahkemesinin vermiş olduğu karara sadece sessiz kalırım o kadar. Ama onu kabul etmek durumunda değilim (...) Ve verdiği karara da uymuyorum, saygı da duymuyorum. (...) Aslında onlarla ilgili kararı veren mahkeme kararında direnebilirdi. Eğer kararında direnmiş olsaydı, bu bireysel başvuru veyahut da AYM'nin vermiş olduğu karar boşa çıkacaktı.” şeklinde yorumladı. Erdoğan 4 Mart'ta ise "Evet ortada bir Anayasa ihlali vardır. Ama Anayasa’yı ihlal eden değilim. Bu Anayasa Mahkemesi’nin karar merciinde olanlardır. Birinci mahkeme Anayasa Mahkemesi'nin kararına uydu. Ama bu işin bittiği anlamına gelmez. Savcı karara itiraz edebilir. İtiraz durumunda, bir üst mahkeme yeni bir süreci başlatabilir." dedi. Yargılanması 6 Mayıs 2016'da gerçekleşen dördüncü duruşma sonucunda Dündar ve Gül, hükûmeti ortadan kaldırma suçlamasından beraat etti. İkili hakkındaki casusluk suçlaması da düştü. Devletin gizli belgelerini elde edip yayınlamaktan yedi yıl hapis cezası alan Dündar'ın cezası beş yıl 10 aya indirildi. Davanın temyiz sürecinde tutuksuzluğu devam eden Dündar, can güvenliği endişe ile Almanya’ya gitti. Dündar, Ağustos 2016’da Cumhuriyet gazetesi genel yayın yönetmenliğinden ayrılmış; aynı gazetede köşe yazarlığına devam edeceğini açıklamıştır. 24 Ocak 2017'den beri Almanya merkezli Özgürüz adlı haber portalının genel yönetmenliğini sürdürmektedir.
224 syf.
·
2 günde
·
10/10 puan
Lord Curzon. " Böyle dahiler yüzyılda bir gelir, o da Türklere nasip oldu" demişti Atatürk için. O Atatürk ki öyle işler yaptı ki, kısacık hayatında tüm dünyanın haklı saygısını kazandı. Bir zamanlar savaş meydanlarında çatıştığı düşmanlarıyla bile. Sıfırdan bir ulus yaratmak, olmayacak işleri olduracak kişi zaten ondan başkası olamazdı. Gerçekten çok şanslıyız, Atatürk bizim Atatürk'umuz olduğu için. Sarı Zeybek, büyük insanın yaşamının son üç yüz gününü duygu dolu satırlarla anlatıyor bizlere. Okurken gözlerimizin yaşarmamasi, bogazimizin düğümlenmemesi elde değil. Ömrü boyunca sadece ülkesini ve insanını düşünen kaç kişi vardır ki... Son günlerini yaşadığını bile bile, doktorların kesin istirahat ve perhiz tavsiyesine uymayıp, Hatay meselesini çözmek üzere seyahate çıktı. Ama bu seyahat onun güçsüz bedenine iyi gelmedi. Milletine verdiği sözü tutma uğruna kendi günlerinden verdi. Ama bir sözünü daha tuttu. Ve maalesef hastalığının teşhisi bir yıl kadar geç konmuştu. Bir yıl boyunca tüm belirtiler göz ardı edildi. Kesin teşhis konulduktan sonra yapılacak çok bir şey kalmamıştı. Hep söylüyoruz, yine söyleyelim. Atatürk'ü anlamak demek, onun fikirlerini anlamak demektir. Onu anladığımız gün, daha mutlu, daha özgür, daha güler yüzlü bir toplum olacağız, hiç kuşkusuz. Bu kitabın belgeseli yıllar önce büyük ses getirmişti. İzlemeyen varsa, hemen işini gücünü bıraksın, ve izlesin. youtu.be/W8IuS8LqlhE Ruhun şad olsun Ata'm...
kamera
Sarı Zeybek
yildiz
9.2/10 · 1.504 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
224 syf.
·
1 günde
·
Beğendi
·
10/10 puan
Atatürkün son 300günü......
kamera
Sarı Zeybek
....
kamera
Can Dündar
in
kamera
Atatürk
'ün son gunlerini anlatmaya calistigi bir Şaheseri... Yıllar önce belgeleselin izlemiştim.bi belgesel ancak bu kadar etkileyici olabilir......
kamera
Can Dündar
'ın ses tonu, Fahir Atakoğlu'nun ezgileri ile bütünleşen görüntüler bütünü. etkilenmemek mümkün degil! hastaliginin ilerleyen evrelerinde Ata'nin cani cok enginar cekmis, ama İstanbul'da bulunamadigi icin Hatay'dan getirilmesi icin siparis verilmis. ne yazik ki enginarlar geldiginde hastaligi cok ilerlemis oldugundan bunlari yiyememis
kamera
Atatürk.
kamera
Sarı Zeybek
......
kamera
Atatürk
serin bir bursa gecesinde ölüme meydan okuma cesaretini gösterip(doktorlarının koymuş olduğu yasaklarına rağmen..) yaptığı göz alıcı valsten sonra.. orkestradan sarı zeybek'i çalmalarını söyler.. zeybeği mırıldanmaya başlar orkestra.. "o değil.. sarı zeybek" der.. istediği "sarı zeybek" çalınır.. ve sarı zeybek "sarı zeybek" eşliğinde oynar.. hastalığına inat dizlerini vura vura zeybek oynayışı etrafındaki insanları o kadar etkilemişti ki etrafında çember oluşturmuşlar o'nu izliyorlardı .. o'nun, hasta ve yatağında ölümü beklediğini iddia edenler gördüklerine inanamamış olacaktı..(zaten bu amaçla yapmıştı Ata bunu.. basında yaygın olarak gazte ve radyoda yapılan "Atatürk hasta" haberlerini boşa çıkarmak için atılmış bir adımdı bu..) Kitap da belgesel de mükemmell!Okuyun izleyin! youtu.be/0dLBTC8yutM
kamera
Sarı Zeybek
yildiz
9.2/10 · 1.504 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
480 syf.
·
6 günde
·
Beğendi
Abim Deniz
Annem "Gördün mü çocuğumu?" diye sordu. "Gördüm, sarıldım." dedi babam... "Nasıldı?" "Boynunda bir morarmışlık vardı. İp izi..." Günlerce ağladı annem; günlerce ağladı. Bugün 6 Mayıs 2020. Bundan tam 48 yıl önce gönderildi Deniz arkadaşları Hüseyin ve Yusuf'la darağacına. Bir anne 2014 yılında, 42 yıllık aradan sonra kavuştu en büyük hasretine , oğlu Deniz'e. Abim Deniz Can Dündar ve Deniz Gezmiş'in kardeşi Hamdi Gezmiş'in birlikte hazırladığı belgesel tadında bir anlatı. Şimdiye kadar hiç yayınlanmamış fotoğraflar ve mektupların yer aldığı, Hamdi Gezmiş'in zaman zaman bir kardeş, zaman zaman o dönemi yaşayan birinin hassasiyeti ile anlattığı bir Deniz Gezmiş belgeseli. Herkesin kafasında kah okuduklarından, kah şimdiye kadar duyduklarından mutlaka bir Deniz Gezmiş profili vardır. Bu kitap çocukluğundan başlayarak (malesef 25 yıllık kısacık bir ömür) bir devrimcinin nasıl yetiştiğini, idealleri uğruna nelere katlandığını, bir ailenin evlatları için çırpınışlarını ve Deniz Gezmiş'in pek çok bilinmeyen yönünü mektup, belge ve fotoğraflarla ortaya koyuyor. Bir ideal peşinde cesurca ve fedakarca koşmuş, bu uğurda ölümü göze almış bir kuşağı Deniz Gezmiş'in kimliğinden tanıma fırsatı sunuyor bizlere. Söylenecek çok söz, yazılacak çok şey var ama gün itibariyle herşey boğaza düğümleniyor. Abim Deniz, Deniz Gezmiş'i gelecek nesillere aktarmak için çok güzel bir köprü, Deniz'i tanımak isteyenler için mükemmel bir kitap. Bugün Atilla İlhan'ın Deniz'lerin asıldığını duyduğunda kaleme aldığı ve Ahmet Kaya'nın söylediği Mahur'u bir kez dinleyin derim. Onlar oldukları yerden mutlaka size eşlik edeceklerdir. Bir selamda Can Dündar'a gitsin. Yıllardır gazetecilik yaptığı için ailesinden, sevdiklerinden ve ülkesinden uzak yaşamak zorunda kalan bir gazeteci. Ona da selam olsun.
kamera
Abim Deniz
yildiz
9.3/10 · 4.317 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
541 syf.
·
2 günde
·
Beğendi
·
8/10 puan
Beni anlayan onunla, onu anlayan ben olmak....
kamera
Lüsyen
........
kamera
Can Dündar
....her seçim bir kaybedistir" her tercih bir vazgeçistir çünkü... ama yaşam vazgeçtiğiniz şeye karşı ipucu vermez. geri dönüp, o günü gökkuşağı desenli bir elbiseyle yeniden yaşama şansınız yoktur. bu seçim oyununda vazgeçtiğiniz şey, seçtiğinizden daha değerliyse pişmanlık kaçınılmazdır. ama neyin değerli olduğunun kararı da yine size aittir. ve vazgeçtiğiniz şey bazen bir saray da olsa, çoğu zaman gözünüz hiç arkada kalmaz. çünkü duvarlarına sevdiğinizin kokusu sinmiş bir ev ya da sevdiğiniz insanla paylaşamadığınız bir saray sizin borsada kolay feda edilebilir değerlerdendir. hayata bir başka gözle bakmayı öğrendiyseniz, bu seçimde kazandıklarını sananlara yalnızca acıyarak gülümsersiniz. her şeyin sıradanlaştığı bir dünyada bazen kaybetmek en doğru seçimdir... ve o dünyada en yerinde tercih vazgeçiştir..." yazisiyla, hazırladığı belgeselleri ile beni büyüleyen, çok sevdiğim şahsiyyet, kendisine asik oldugum yazar,gazeteci.......kendisine yöneltilmis "en yararlı insan icadı nedir" sorusunu "öteki dünya inancı" olarak yanıtlamıs
kamera
Can Dündar
....... hiç bir insani unutmak, bir insandan vazgeçmek, bir insani hayatindan sonsuza kadar çikartmak zorunda kaldin mi hiç? hani ölmüs gibi, hani uzatsan da elini tutamayacagini bilmek gibi, her an kapindan içeri gülümseyerek girecegini bekleyip ama aslinda hiç gelemeyecegini de bilmen gibi. ne zor sey degil mi ölmedigini bilmek , ama ölmüs gibi ulasilmaz olmasi artik o insanin sana, ne kadar katlanilmaz bir gerçek degil mi sen hala bu kadar sevgili iken? özlemek, bu kadar özlemek, etini kemigini yakarcasina özlemek... çok kötü degil mi? bu kadar özleyip onu görememek, ona dokunamamak, onu isitememek .......(Hiç siiri) LÜSYEN........... tanıştıklarında 60 yaşında olan Abdülhak Hamid'le 19 yaşındaki Lüsyen hanım'ın aşkları.... Abdülhak Hamid Tarhan ve namı değer Lüsyen Tarhan hanımın allaha emanet ettikleri aşklarını konu alan, Can dündarın zengin kaynakçalı, belgesel romanı.uzun bir kitap gerçekten ama arada fotoğraflar ve şiirlerle sunulduğu ve bölümleri çok da uzun olmadığı için kolay okunuyor. bana gerçekten bilmediğim şeyler öğretti, çok da uzak olmayan bir tarihte geçen, neden bilmediğimi gerçekten anlayamadım hikayeleri öğrenmemi sağladı. kitabın bir yerinde,Hamit
kamera
Atatürk
'e eşini tanıttığı sırada yeni türk kadını için iyi bir örnek gibisinden bir şeyler söylüyor,
kamera
Atatürk
hiddetle çıkışıyor,bu kadın mı türk kadınına en iyi örnek diyor,hamidi azarlıyor. Anlamadığım kitapın ismi
kamera
Lüsyen
olsada Abdülhak Hamid'in hayatının anlatıldığı bi kitaptır.) Abdülhak Hamid, yaşadığı dönemde başlı başına bir tarih, ayrı bir dönem. o açıdan çok hoşuma gitti kitap, o dönem yaşamış bütün edebiyatçıların hayatlarına dair ipuçları yakalamanızı sağlıyor. çünkü hepsinin yolu onun masasından geçmiş.... Tarihte gizlenmis ask hikayesi diyemem ben,cunkuuu Abdülhak Hamit Lüsyenle evliyken geceden sabahlara kadar meyhanelerde geziyor,rus dilberleriyle flörtleşiyor.Lüsyen hanım desen, Hamitle evliyken italyaya gittiği sırada bir kont buluyor onunla evlenmeye karar veriyor.hamit kendi elleriyle kendi karısını evlendiriyor:) lüsyen italyan kocasını terk edip istanbul’a kalıcı olarak geldikten sonra iyice sıkıcı oldu kitap; açıkcası “gerçek hikaye” olmasaydı ve “türkiye tarihini” anlatmasaydi ,"ask hikayesi"özelliği olan bir kitap değil) ha illa okunması gerekir diyemem ancak okunursa gayet yararlı olacağını ve asla vakit kaybı olmayacağını söyleyebilirim..... Okuyunnn ,okuyunnn......)
kamera
Lüsyen
yildiz
7.8/10 · 1.024 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
224 syf.
·
Beğendi
·
Puan vermedi
Atatürk'ün son bir yılını üzüntüyle okudum. Kulaktan dolma bilgilere itibar etmeyip, okumak lâzım. Hamasetten uzak yazılan bu kitap, Ata'mızın insani yönünü ortaya koyarak, başvuru kaynağı olma özelliği taşımaktadır.
kamera
Sarı Zeybek
yildiz
9.2/10 · 1.504 okunma
alinti_ekle-2
Okuyacaklarıma Ekle
669 öğeden 1 ile 10 arasındakiler gösteriliyor.
;