Can Gazalcı

Can Gazalcı

YazarEditör
9.1/10
25 Kişi
·
46
Okunma
·
10
Beğeni
·
527
Gösterim
Adı:
Can Gazalcı
Unvan:
Türk Dilbilimci, Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Denizli, Türkiye, 26 Ağustos 1976
Hacettepe Üniversitesi “Dilbilim” mezunudur. Üniversite yıllarında öykü ve roman kurgusu ve edebi metin çözümlemeleriyle ilgili çalışmalar yürüttü. Yayımlanan kitaplardaki dil, kurgu ve içerik hatalarını bularak yayınevlerine raporlar yazdı.

Bunun üzerine birçok yayınevinden editörlük teklifi aldı. Çeşitli gazetelerin kitap eklerine kitap eleştirileri yazdı. Yazdığı bir köşe yazısıyla, 23 yaşında, Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü’nü kazandı. Bu ödülü Türkiye’de alan en genç kişi olmuştur. Aldığı davetler üzerine New York, Budapeşte, Viyana ve Prag’da edebiyat eleştirmenlerinin toplantılarına katıldı ve görüşlerini sundu.

Üniversite sonrasında da yazma ve editörlük çalışmalarını sürdürdü. 29 yaşındayken yayımladığı “Annemin Sandığından Daha Mutsuzum” kitabı ile Gençlik Kitabevi Öykü Ödülü Birinciliği ve Ömer Seyfeddin Öykü Yarışması Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştır. Yapıtı hakkında Cumhuriyet ve Radikal kitap ekleri başta olmak üzere birçok yazın dergisinde eleştiriler ve çözümlemeler yayımlanmıştır.

Can Gazalcı, 20 yılda 200’e yakın kitabın editörlüğünü üstlendi. Editörlük ve yaratıcı yazarlık atölyelerini bağımsız olarak sürdürmektedir.”
Ayyaş kadehini kaldırdı. "Güzelliğinize küçük hanım." Gülümsedi Yeşim. Ya meyhane yaratıcılığı öldürüyordu ya da meyhane adamları güzelliğe içmeye bayılıyordu.
Cansuyu bile verilmeyen bir fidan,kupkuru bir ağaca dönüşmeyi başarmaktan ne kadar mutlu olursa o da şimdiki hayatından bu kadar mutlu olmalıydı.
Zaman,yaralara kabuk bağlatıyordu evet,ama insanı eskisi kadar kolay yaralanmayacak şekilde değiştiriyordu. Buna, "yaşamak" diyorlardı.
İnsan ömrü boyunca tutsağı olduğu tek şey, aşk değil,zamandı. Mucizeler bile zamana karşı koyamıyordu. Nasıl ki insan aşkı hesaplayarak yaşamıyorsa,bu duygu benliğini bir anda sarıyorsa;zamana zaman tanıdığında aşk acısının hesapsızca uçup gittiğini de görürdü.
283 syf.
·11 günde·10/10
İlk karşılaşmaları her zaman çok önemsemişimdir. Ve Can Gazalcı benim 'Meyname' kitabıyla elimi öyle sıkı sıkı tutup gülümsedi ki elimi kitaptan çekemedim.
Bedenimi dört duvar arasından bir odanın bomboş yatağına yorgun argın bırsaksam da zihnim bazen bir meyhanenin sol kanadında, bazen Ankara sokaklarındaydı. Ağır ağır çıktım hayatın merdivenlerini Barış'la. Sonra öyle sürprizler çıktı ki karşımıza, ayağımız takıldı zamana, yuvarlanıverdik tırmandığımız andan; tam hayatın ritmine ayak uydurdum derken başka bir hikâyeye koşturdu beni. Nefes nefeseydik yine.
Yatıştık, sakinleştik derken, bu sefer başkaları ağladığı için ağladık. Hiç bıkmadık sokak sokak aramaktan kaybettiğimiz kopuk parçaları. Parçayı bulduğumuzda o artık bize uymuyorsa yama yapmadık hayatımıza. Zorla sevmedik, kimseden nefret etmedik. Anladık herkesi, her şeyi… Kendi içimizde, başkalarını da katarak çözdük meseleyi. Ölmek bile güzeldi bu kitapta. Kaybetmek bile yeni bir seçimdi. İntikam denen şey aslında ne sanattı! Belki de hayattı.

Altını çize çize okudum. Cümleleri başka renge boyarken, kendi yaşımın cahilliğini aydınlattım.
Meyname ile Can Gazalcı kalın yünden bir hırka örmüş okuyucularının sırtına. Tam o hırkaya tutunup göğsümü de kapatayım esmesin daha derken Yeşim durdurdu bizi Barış'la. Sakın dedi. Sakın...
O an anladım. Hırka da Can Gazalcı'ydı rüzgâr da. Ankara'nın ayazı fena çarpar derlerdi. Anladım bir kez daha.
288 syf.
·2 günde·Beğendi·10/10
Meyname Can Gazalcı'nın üçüncü kitabı. Daha önce iki öykü kitabı çıkaran yazar bu sefer bir romanla karşımızda.
Kırk yaşında önemli bir sırrının bir kısmını keşfettiği babasının peşinde meyhane meyhane gezen, eskiyle yeni arasında kurduğu bağlarla, hayali senaryolarla yarım yamalak bildiği geçmişi yeniden yazmaya çalışan bir adam. Onu bu yolculuğunda yalnız bırakmayan can dostları. Sırra kadem basmış bir kadın.
Aşka saygı, aşka saygısızlık, hayatı için büyük fedakârlıkları göze alan, hiçbir şeyi göze almayan, olduğu yerde bırakan, bir türlü bırakamayan, çok seven, orta karar seven, sevgiyle bencilliği eş tutan insanları buluşturan roman meyname.
Karakterler titizlikle işlenmiş, dili inanılmaz akıcı. Kitap adeta beni oku diye sesleniyor.
üç kuşağın hikayesini okurken kimi zaman onlarla sanat müziği dinliyor, kimi zaman Ankara'nın tarihi mekanlarını geziyor, kimi zaman''benim de söyleyeceklerim var'' diyorsunuz. Bitince de ''evet, ancak böyle anlatılırdı'' demekten kendinizi alamıyorsunuz.
Edebiyat dünyası zor günlerden geçiyor.
Sadece adını yazanların, ucuz felsefi araklamalarla aforizma kasanların, iki tane çok satar okumakla kitap yazılacağını zannedenlerin doluştuğu günümüz edebiyat dünyasında Can Gazalcı gibi yazarların varlığı bize biraz olsun nefes aldırıyor.
Kitabı ısrarla tavsiye eder keyifli okumalar dilerim.
288 syf.
·Puan vermedi
Meyname
Öyle bir kitap düşünün ki okurken içinde yaşıyormuş gibi sanki o kitap sizi anlatıyor baştan aşağı...
Ben ilk okumaya başladığımda dedim ki acaba diğer kitaplardan farkı nedir ?
Soruma cevabını geç olmadan buldum .
Aslında bana göre farkı tamamen gerçeklikten bahsedilen bir dünya düşünün tüm saflığı ile o kadar akıcı o kadar Kalemi ince yazılmış ki çok beğenerek okudum .
Belki de görmek istediğimiz ama görmediğimiz şeyleri gösterdi bize ...
Sakladığımız gerçekler ,yaptığımız yanlışlar yani sözün özü şudur ki : Meyname kitabı birçok insanın hayatında dönüm noktası dediği kitaplar arasına girebilirliği olan bir kitap . Ayrıca yazar anlatımında o kadar sade ve akışı bozmayan bir dille anlatmış ki Can Gazalcı kaleminize sağlık
288 syf.
·7 günde·Beğendi·8/10
Kitap başladığında dedim ki vay be harika bir bilim kurgu kitabı okuyorum.
Sonra sayfalar ilerledi yarıya doğru dedim ki çok zor ilerliyor nasıl bitecek bu kitap?
️Bu noktada biraz daha sabredip okumaya devam etmelisiniz.
Yarıyı geçtikten sonra ise müthiş akıcı ve heyecanlı bir hal aldı kitap.
Sonu ise hiç beklemediğim bir noktada bağlandı.
.
Beklentim çok daha yüksekti. Ama Hayal kırıklığı yaşamadım , severek okudum. Farklı ve orijinaldi.
.
Hem gerçekçi hem ütopik hem distopik...
Element isimli karakterler ve bir de yazar...
Özgür gibi görünen ama özgür olmayan insanlar...
Bir çıkar yolu arayan mücadeleci topluluklar...
Yeni bir yaşam alanı..
Eğitim verilen insanlar ve eğitimin sonrası belirsiz bir dünya...
Herkes herkese güvenmek istiyor ama kimse kimseye yeterince güvenemiyor...
.
.
Bilim-kurgu , distopya ve farklı kitapları sevenlere tavsiye ederim
.
.
İlhamınız bol olsun Sait Çüm
384 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Bu ayki kitap grubumuzun belirlediği kitabı severek ve sonunu merak içinde okudum.Can beyin editörlüğünü yapmış olduğunu bildiğim için muhteşem olacağından emindim.Sumru bu kadar acı çekecek ne yaptı nasıl bir kader taş olsa çatlar insanın hiçmi dostu olmaz içim parçalandı.Anne olan hiçbir kadın böyle bir kaderi olsun istemezdi.Şeyda hanım bir daha roman yazarsanız lütfen böyle çileli bir hayat yazmayın.
288 syf.
·12 günde·Beğendi·10/10
Kitabı okumaya başlamadan önce Modern Türkiye tarihine dair bir takım bilgilere sahip olmanız gerekiyor. İçindeki atıfların yorumunu doğru yönlendirebilmeniz için özellikle.
Bu kitabın yorumunu şöyle yapacağım;
Eskiden lunaparkların aynalardan oluşan bir bölümü olurdu. O bölüme siz olarak girer ama her bir aynadaki yansımanız çok ama çok farklı olurdu. Sizsiniz ama aynı zamanda değilsiniz. Birinde kafanız yamuk, diğerinde incecik, bir diğerinde ise ters bir haldesiniz.
Kitap tam olarak böyle. Tüm olayların en çarpıcı kısmını odaklamış, büyütmüş ve biraz distopya tadında, eser miktarda da bilim-kurgu tadında size reeldeki tüm olayların zihinsel optik bir illüzyonunu sunmuş. Alt okumasında siyasal olaylar da olan bir kitap.
90lardaki Kardak Krizi'nden, Madımak Olayı'na, Ege Denizi'ndeki Türk- Yunan Krizinden, ve yine birçok ülke ile aramızda olan
"yemek bizim!"
"Hayır bizim!"
kavgasından daha o kadar güncelliğini biraz da olsa yitiren ama etkisini hala hissettiren çokça olaylara kurgusal temalarda yeniden düzenleyip okuyucuya gerçekte olan distopyaların distopyası olarak sunmuş.
Distopyanın distopyası olur mu demeyin. Hele yazılır mı hiç demeyin. İşte olmuş, işte yazılmış.
Çoğu bölümünde aklıma Uğur Mumcu geldi nedendir bilmem.. Onun tüm çıplak gerçekçiliğinin ışığını gördüm sanırım satırlarda.
Kaleminiz daim olsun.
Ben çok ama çok beğendim.
384 syf.
·Puan vermedi
Bu ay Tokat kitap grubu oku- yorum kitabımız. Editör Can Gazalcı’ya bu önerisi için çok teşekkür ediyorum. Bir çırpıda okudum. Aşırı akıcı , cümleler ahenk içinde. Köy ve kent yaşamı çok güzel aktarılmış doğallık içinde. Maddesel ve manevi dünya arasında gidip geldik. Neden bu dünyadayız , amacımız ne sorularını bir kez daha sordurdu bu kitap bana.
Yöresel konuşmalardan dolayı yabancı kelimeler vardı ama sayfa altlarında anlamı yeralıyordu ancak cümle akışından da anlamını çıkarabiliyorduk. Kitaptaki en vurucu cümle “bazen bir niyet için kader yeniden yazılır”cümlesini olay örgüsünde anladık ve arka kapakta da yeralıyor. Kitabı çok begendim yazarımızla tanışmak için heyecanlıyım. Bu kitabın devamı olmalı
288 syf.
·Beğendi·8/10
#corona #karantina #sağlıksorunları derken okuma hızı aşırı düşse de bir solujta okudum.. Çok sevdim.. Çok severek okudum tavsiye ederim...New York’ta çocuk doktoru olan Baksel Egeli… Kötü giden bir evlilik ve ideallerden uzak, monoton bir hayat… Yıllar önce cunta yönetimi tarafından düşünce suçlusu olarak hapse atılmış bir baba; yazar Hüseyin Egeli…Gizea günü gerçekleşecek olan olağan dışı randevu ve sürpriz bir aşkla kabuğunu kırarak; kendisi, ailesi, ülkesi ve geçmişi ile yüzleşen, hayallerini bir ucundan yakalayıp onlara sıkı sıkı sarılan güzel, cesur bir kadın... İnsan olma onurundan vazgeçmeyenlerin ortak geçmişi…
Aslıhan Güven’den, 80’lerden bugüne, bugünden yarının umutlarına taşınan bir yapıt… Yazar, milyonlarca insanı sindiren dönüşüm yıllarında kalemini tarihin tanıklığına emanet ederken, o tarihin yıkıp geçtiği evlerin içine girerek unutulmaz insan sesleri yakalıyor… Bulduğu o sesler; hepimizin içinde yükselen umut ve barış dolu çığlıklara dönüşüyor.
Kelebeğin Döngüsü, hiçbir şey için geç kalmadığımızı bize hatırlatan, günümüzü şekillendiren ortak yaşanmışlıklarımızın özgün bir hikâye ve yetkin bir dille harmanlandığı, okurun zihninde kelebekler uçuşturan bir roman.Ağıt değil meşale yakmak isteyenlere… ederim..
288 syf.
·Beğendi·9/10
Aşk denilen mucizevi tuhaf his ya da hissel tuhaflık; tüm bunların görülüyor, hissediliyor olmasına ragmen yine de onu yanında istemeyi sağlıyordu, o kadar. Onun tutsağı olmaktansa yeri geldiğinde bu hisse karşı dayanıklı olunmalıydı.insanın ömrü boyunca tutsağı olduğu tek şey aşk değil, zamandı. Mucizeler bile zamana karşı koyamıyordu....
288 syf.
·Beğendi·10/10
Okumak için sabırsızlandığım Meyname... Sevgili Can Gazalcı imzasıyla...Bildiğimiz hayatların, bilmediğimiz duygularla bezenerek yaratılmış karakterleri; genç insanların aile baskısına dirençle karşı duruşları, hastalıklı düşüncelerin savaşçı bir ayrıkotu gibi beyinlere nasıl yerleştiğinin harika anlatımı, yaşamların alt üst edilişi ve yanlışların geri dönüşsüz yıkımları... Hayatı sorguladım; Asude' nin duyguları ve zekâsına hayran olurken, etki altında kalıp yanlışa yönelen Mutafa' ya içten içe kinlenerek...

'Olağanüstülükler karşısında duraksamayana hayat denir, duraksayana insan, durana ölüm...' diyor yazar.

Hayat, insan analizleri, hüzünler... Ankara' nın geçmiş zaman zenginliklerine ışık tutuyor ve yok olanı yeniden yaşama katarak belki de bir anlamda hiç bir şeyin yok olmadığını beyinlerimize kazıyor... Aşkın bilinmedik bir biçimde nasıl yaşanacağı, böyle de olabilirliği, yaşanamayınca dönüştüğü duygu, insanların küskünlüklerini aşamama hâlleri... Ve o şarkılar... Geçmişte hep açık olan radyodan beynimize sızan, aşina olunan değil, ezberlenmiş, unutulmazımız şarkılar.

Gittim, geldim, savruldum, ağladım. Usta elinden çıkmış, demlenmiş Meyname' yi kitap severlere tavsiye ediyorum; zira bambaşka duygularla sarmalanacaklar. Elleriniz, gönlünüz dert görmesin Usta'm, bunca yılın birikimini içinde barındıran Meyname' nin yolu açık olsun...

Yazarın biyografisi

Adı:
Can Gazalcı
Unvan:
Türk Dilbilimci, Gazeteci ve Yazar
Doğum:
Denizli, Türkiye, 26 Ağustos 1976
Hacettepe Üniversitesi “Dilbilim” mezunudur. Üniversite yıllarında öykü ve roman kurgusu ve edebi metin çözümlemeleriyle ilgili çalışmalar yürüttü. Yayımlanan kitaplardaki dil, kurgu ve içerik hatalarını bularak yayınevlerine raporlar yazdı.

Bunun üzerine birçok yayınevinden editörlük teklifi aldı. Çeşitli gazetelerin kitap eklerine kitap eleştirileri yazdı. Yazdığı bir köşe yazısıyla, 23 yaşında, Abdi İpekçi Dostluk ve Barış Ödülü’nü kazandı. Bu ödülü Türkiye’de alan en genç kişi olmuştur. Aldığı davetler üzerine New York, Budapeşte, Viyana ve Prag’da edebiyat eleştirmenlerinin toplantılarına katıldı ve görüşlerini sundu.

Üniversite sonrasında da yazma ve editörlük çalışmalarını sürdürdü. 29 yaşındayken yayımladığı “Annemin Sandığından Daha Mutsuzum” kitabı ile Gençlik Kitabevi Öykü Ödülü Birinciliği ve Ömer Seyfeddin Öykü Yarışması Jüri Özel Ödülü’nü kazanmıştır. Yapıtı hakkında Cumhuriyet ve Radikal kitap ekleri başta olmak üzere birçok yazın dergisinde eleştiriler ve çözümlemeler yayımlanmıştır.

Can Gazalcı, 20 yılda 200’e yakın kitabın editörlüğünü üstlendi. Editörlük ve yaratıcı yazarlık atölyelerini bağımsız olarak sürdürmektedir.”

Yazar istatistikleri

  • 10 okur beğendi.
  • 46 okur okudu.
  • 2 okur okuyor.
  • 9 okur okuyacak.