Can Porsemay

Can Porsemay

Çevirmen
8.5/10
2 Kişi
·
2
Okunma
·
0
Beğeni
·
3
Gösterim
Yazara henüz alıntı eklenmedi.
425 syf.
Okuyup bitirdiğim ve bende derin izler bırakan bir eser oldu.Eserde Yazar Kuznetsov görüp yaşadığı gerçek dramı yalın bir dille aktarıyor.1941'de Hitler döneminde Alman askerlerinin Kiev'i kuşatması ve faşitliğin daniskasına imza attıkları savaş...... Bende o savaştaymışım ve ölüme nefes kadar yakın bir yahudiymişim gibi bunalıma girdim.

Bundan sonra bazı yaşanmışlıkları aktarıp devam edeceğim.
-Ve DİNA! Anne-Babası yahudi olan genç bir kız, genç dediğim 13-14 yaşlarında. Almanlar tarafından ailesi kurşuna dizilip diğer yahudiler gibi Babi Yar çukurunun dibine atılır.Dina'da çukura satılmak için kendi sırasını beklerken kimsenin farketmeyeceği şekilde ölmeden kendini Babi Yar'ın dibine atar. Çukur çok derin olduğundan uzun bir süre havada kaldığını hisseder ta ki içinde ölmüş ve hala yaşamakta olan insanların olduğu kanlı çukurun dibine batana kadar.Dina o an anladıki sımsıcak kanın tarifi olmayacak kötü bir koku ve ölmüş-ölmemiş insanların arasına saplandığını hissetmeye başlaması.....Gece çöktüğünde üstlerine toprak atılmayı bekliyor ve gecenin çöküşüyle çukura toprak atılmaya başlanır. Almanların toprak atmayı kestiğini anlayınca elleriyle toprağı kazıp koca kanlı çukuru aşmayı başarır. 1-2 gün aç, susuz ve yorgun durmadan koşar. Susuzluk başına vurunca geçtiği bir bahçede gözüne kestirdiği iki domatesi almak için bahçeye girince ev sahibine yakalanır.Komşularla etrafı sarılır ve ordan geçmekte olan Alman askeri kalabalığı görünce gelip kızı alıp yola koyulur.Dina nereye gittiğini bilmeden Askeri takip etmeye devam eder. Asker arkasını dönüp Dina'yı kontrol eder ve Dina'nın kanla karışık çamur içinde, ayakkabısız olduğunu farkeder. Alman birliğine vardıklarında asker Dina'yı içeri alır. Tüm üstlerinin çıktığını anladığında Dina'nın eline bir bez verir ve ondan pencereleri silmesini ister. Ne acıdır ki aynı dili konuşamadıkları için DİNA Alman'ın bunun istemesinin nedenini anlayamıyor. Alman askeri - tüm pencereleri sil üstlerm gitti-sen pencereleri silerken dışarıya bak ve kaçabileceğin yolu gözüne kestir. DİNA kaçar ama malesef tekrar yakalanır.
-Savaş sürerken Alman faşistlerinin zalimlikleri yetmiyormuş gibi birde Ukraynalıları iş, aş ve dahs güzel bir yaşam gibi yalan vaatlerle sürgüne zorlarlar. Birçok insan Almanya'da zorla çalıştıtılarak katledilmiştir. Ukraynalıların Almanya'dn akrabalarına yolladıkları mektuplardan kimi bölümler şöyle aktarılıyor :
-->>Eğer biri gecikir, dinlenir veya başka bir yere giderse polis ateş açardı. İki
çocuğun babası bir adam Kiev'den gelirken trenden attı kendini. Polizei treni durduttu, kaçağı yakaladı, sırtından kurşunlayıp öldürdü. Tuvalete silahlı nöbetçilerle gidiyorduk ve kaçmaya yeltenen herkes vuruluyordu.Öğleden sonra saat üçe dek hamamda tutuluyorduk.Titreyerek bekler ve sonuna doğru nerdeyse bayılırdım. Erkekler kadınlarla hamamda birlikte yıkanıdı. Çekingenlikten her yanım yanardı. Almanlar çıplak kızlara doğru yürürler, göğüslerini ellerler ve en hassas yerlerine vururlardı.
Her canı çeken içeri girip bizi aşağılayabilirdi. Bizler tutsaklarız ve her istediklerini yapabilirler bize. Yiyecek yok. Ne de bir daha eve dönebilme umudu...

--Fransa'dan aşağı yukarı 60 mil uzaklıkta Trier'in varoşlarında, sahibimiz çiftliğinde yaşıyorum şimdi. Nasıl yaşadığımı daha önceden biliyorsunuz. Patronumun on yedi hayvanı var. Günde iki kez temizlemeliyim. Ağılı temizlerken içim bulanıyor. Midem öyle aciyor ki öksüremiyorum bile. Domuzlukta dokuz domuz var,bunu da temizlemeliyim. Temizlerken gözlerim öyle yaşarıyor ki zorlukla görebiliyorum. Sonra on altı odanın hepsini de temizlemeliyim, sonra da bütün işi yapmalıyım. Tüm gün boyunca hiç oturmuyorum.Yatağa girdiğimde, farkına varmadan gece geçiveriyor. Yürürken dayak yemiş gibi her yanım ağrıyor... Sahibem cadının biri. İçinde hiç kadın yüreği çarpmıyor kadının, yalnızca bir taş. Kendisi hiçbir iş görmediği gibi, ağzından uçuşan tükürükleriyle deli gibi bağırıyor.

---Yürürken halk bize sanki hayvanmışız gibi bakıyordu. Çocuklar bile burunlarını örtüp tükürdüler.Birilerinin yakında bizi satın almasını umuyoruz.Biz Rus kızları Almanya'da oldukça ucuzuz beş mark'a istediğini seçersin. 7Temmuz 1942'de bizi bir fabrika sahibi satın almıştı... Saat altıda yataktan kaldırılıp beslenmeye götürülürdük. Anacığım, bizim orda domuzlar bile yemez bize verdiklerini, ama bunu yemek zorundaydık. Turp yapraklarından bir çorba pişirip içine birkaç patates atarlardı. Almanya'da yemekle birlikte ekmek vermiyorlar... Bize hayvanlara davrandıkları gibi davranıyorlar,sevgili Anacığım... Bir daha eve dönebileceğimi sanmiyorum, Anacığim...


Savaşın sonucu 2 günde 33.700 ve toplamda 150.000'e yakın yahudi katledilmiştir Kahrolsun faşizm.

Yazarın biyografisi

Adı:
Can Porsemay
Unvan:
Çevirmen

Yazar istatistikleri

  • 2 okur okudu.
  • 7 okur okuyacak.