Carla L. Klausner

Carla L. Klausner

Yazar
8.0/10
2 Kişi
·
8
Okunma
·
1
Beğeni
·
28
Gösterim
Adı:
Carla L. Klausner
Hızla genişleyen devlette ortaya çıkan çok sayıda mevkiyi dolduracak yeterli sayıda eğitimli kişinin bulunmadığı görülmektedir.
Büyük Selçuklu Devleti, yerli halklar üzerinde yabancı bir hakimiyet kurup bu halkların seçkinlerini devlet teşkilatı ve idaresi ile ingilenmek üzere göreve çağıran temelinde savaş ve yayılmacılık için teşkilatlanmış askeri bir devletti.
Carla L. Klausner
Sayfa 21 - KRONİK KİTAP
Devletin, medrese eğitim sistemine verdiği destek yoluyla dini kurumu merkez yönetime bağlama girişimi, Selçukluların getirdiği büyük bir yenilik idi.
Henüz yeni Müslüman olmuş Selçuklular fethettikleri topraklarda yaşayan halka yabancı oldukları için iktidarlarını sağlamlaştırmak amacıyla halifenin kendilerine sağlayacağı meşruiyete ihtiyaçları vardı. Halifelik kurumunun itibarı Selçuklular devrinde yükselmişti. Halifeler artık Büveyhiler devrinde zaman zaman olduğu gibi keyfi şekilde makamlarından indirilmiyor ve göreve seçilmelerine Selçuklu Sultanları tarafından nadiren müdahale ediliyordu. Selçuklu Sultanlarının dini liderlerine saygıları sık sık yüklü miktarda para ve pahalı hediyeler şeklinde kendini gösteriyordu.
Berk-Yaruk sultan olduğunda, saltanatının ardındaki asıl güç Atabeg Gümüş-Tegin idi. Sultan henüz çocuk yaşta olduğu için Gümüş-Tegin'in emirleri adeta sultanın emirleriymiş gibi yerine getiriliyordu.
Selçuklular devrinde hilafet, halifenin halkın dini faaliyetlerini idare ettiği ve saltanat da, sultanın devletin dünyevi meseleleriyle ilgilendiği iki ayrı kurum olarak kendine yer bulmuştu.
Carla L. Klausner
Sayfa 49 - KRONİK KİTAP
Çoğu şehirde hizipleşmenin bir belirtisi olarak Sünniler ile Şiiler arasında ve Şafiiler ile Hanbeliler arasında bir çok sokak kavgası yaşanırdı.
Melikşah'ın ölümünün ardından yeni gelen sultanların oğullarının hepsine birer "atabey" atamaları adet haline gelmişti. Bu müessesenin özel vasıflarından birisi de atabeyin genellikle kendisine emanet edilen melikin annesi ile evlenmesiydi.
"Atabeglik müessesesi Selçuklu hâkimiyetinin başlangıcından itibaren görülmesine ve atabeg kavramı Türkçe olmasına rağmen, bu müesseseye Selçuklulardan önceki hiçbir Türk hamedanlığında rastlanılmamaktadır."
176 syf.
·4 günde
Devlet ile toplum arasında ki etkileşimi sağlayan yapılar ihtiyaç duyulmuştur. Yöneten ile yönetilen etkileşimlerini adaletli olduğu sürece devam ettirmişlerdir. Bu devamlılık devlet ile halk arasında güven ve sadakati getirirse, tarihteki varlığı güçlü olur. Ancak, devletin güç potansiyeli her zaman çekici olmuş, buna talep olan kişilerin imkânlarınca her yola başvurarak sahip olmak istemişlerdir. Tarih biliminde devlet yapı ve mekanizmalarını incelendiğinde o dönemin şartları dahilinde gelişen olayların sebep-sonuç bağlamında bilgi sahibi ve analizini yapmak mümkündür.
Amerikalı tarihçi Carla L. Klausner, 1055’te Tuğrul Beyin Bağdat’a girişinden, 1194’te II. Tuğrul’un ölümüne kadar Büyük Selçuklularda ve Irak Selçuklularda Vezirlik müessesesini ele alan monografik bir çalışma ortaya çıkarmıştır. Bu çalışma yazarın doktora tezi olmakla beraber sonraki çalışmaların konularını Filistin-İsrail Meselesi hakkında olmuştur.

Yazar, Selçuklularda ki devlet mekanizmasının yapısını ve işleyişini kavramak böylece çıkarımlar elde etmek için önemli meslekler üzerinde durmuştur. Siyasî ve idari diyalogların önemli bir işlevini tamamlayan vezirlik müessesesi, yazarın devlet yapısı hakkındaki incelemesi hakkında kilit nokta olmuştur. Keza merkez ile eyaletlerin yönetim etkili ve istikrarı, yönetici kadronun her biriminde halka güven hissi vermesi önemliydi. Bu çalışma 10 ile 11 yüzyılın dünya görüşünü bilmemiz, konuyu anlamamıza yardımcı olacaktır. Bu dönem için hükümdarın halk ile doğrudan diyalog kurmayarak, vezirin aracılığı ile diyalog kurması, vezirlik müessesini elzem kılmıştır.

Vezirlik Makamı

Abbasîlerde kullanılan ve ilk olarak Ebu Selemetül Halâl'e verilen, Vezirlik rütbesi ile İslam Coğrafyas’ının yönetici geleneğinin en önemli makamı olmuştur. Yazar Klausner, vezirin işlevlerinden birinin devletin mali gücü olan hazineyi güçlendirmek ve korumak olduğunu işaret eder. Vezirin, vergi toplayarak hazineye maddi güç kazandırma sorumluluğuna sahip olduğunu anlatır. Halktan devletin hazinesine aktarma işlevi, her yönüyle vezire ait olması, vergi kanunları ve mali politikalar konusunda vezirlik müessesinin işlevini önemli hale getirmiştir.

Bir Nizâmü'l-Mülk geçti. Klausner, Nizâmü'l-Mülk’ten bahsederek, dönemin şartları dahilinde yaşanan olaylara değinerek, vezirin; mali, askeri, hukuki, dini ve merasimlerden bahsetmekte. Böylece vezirliğin işlevi hakkında okuru, aydınlatmaktadır.

Vezirliğin, seçimi konusunda Nizâmü'l-Mülk’ün ortaya koyduğu ideal görüşe göre; bir meslekte ilerlemek için kabiliyet ve liyakat şartlarını yerine getirmek, olduğunu söyler. Klausner, kabiliyet ve liyakatın yerini çoğu kez, adam kaydırma ve entrikalarla vezirliğe gelen insanlar olmuştur. Halife el-Müstazhir'in döneminde Muhammed Ebû'l-Kâsım ez-Zaîm’in 50 yıllık bir sürede resmi mevkilerde ve derecelerde adım adım yükselerek, vezir olduğunu anlatarak, bu sürecin işleyişini örneklemiştir.

Vezirliğin eğitimi ve yetiştiriciliği, konusunda Klausner Vezir Nizâmü'l-Mülk’ten örnekle medrese eğitimiyle en iyi erdemli vasıfları kendinde geliştirmek gerektiğine işaret eder. Sağlıklı talebeler, hocalarına tüm yönüyle bağlı olmalarını, ön koşul olarak kabul edilir. Dürüstlük, olgunluk ve yetenek olarak en iyi olanlar en önce seçilirdi. Görev alanlarda aile geçmişi, sosyal statü ve akrabalık bağlarına bakılmaksızın kabiliyet ve liyakat en önemli/öncelikli şartlar önemlidir.

Vezirliğin ayrıcalıklı ve riskli yönleri Selçuklu Devletinin idaresinin en önemli mevkisine gelmesi durumu en büyük etkendir.
Klausner, Sasani idari kültüründen Selçuk devletine geçen Vezirlik müessesesini çok yönlü özellikleriyle, aydınlatıcı bilgilerle, kapsamlı bir kılavuz niteliğinde bir çalışmayı ortaya çıkartmıştır. İslam tarihinde sivil idare müessesesini en önde gelen vezirlik mevkiinin ayrıcalıklı ve riskli yönlerini ünlü vezir Nizâmü'l-Mülk hakkında ki kaynaklara başvurarak hazırladığı önemli bir çalışmaya imza atmıştır.

Carla L. Klausner, Selçuklularda Vezirlik, Sivil İdare Üzerine Bir Araştırma 1055-1194, çev., Mehmet Fatih Baş, Sinan Tarifci, Kronik yay., 1. Baskı Ocak 2019.

31 Aralık 2019 Salı.


Yunus Özdemir.
176 syf.
·3 günde·8/10
Carla L. Klausner'in doktora tezi olan bi eser, Büyük Selçuklu Devleti'nin sivil idare sistemi üzerine yapılmış bir araştırma. Yazar sivil idarenin başı olarak vezirlik kurumunu irdeliyor. Klausner tarih boyinca vezirliğin nasıl bir yol izlediğini ve sonucunda önemini nasıl yitirdiğini anlatıyor. Büyük Selçuklu Devleti'nin yıkılmasının en büyük amillerinden biri olarak da vezirlik ve doğal olarak sivil idarenin bozulup gücünü yitirmesi, onun yerine askeri idarenin yükselmesini gösteriyor. Askeri idarenin temsilcileri atabeyler zamanla güçlenmiş, ellerinde besledikleri orduyla devlet içinde bağımsız hareket etmeye başlamışlardır. Zaten devlet yıkıldıktan sonra ortaya çıkan irili ufaklı atabeylikler bu durumu kanıtlamaktadır. Konuyla ilgilenen tarih öğrencilerinin, alana farklı bir bakış açısı sunması hasebiyle okumasını tavsiye ederim.

Yazarın biyografisi

Adı:
Carla L. Klausner

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 8 okur okudu.
  • 1 okur okuyor.
  • 11 okur okuyacak.