Carsten Bagge Laustsen

Carsten Bagge Laustsen

Yazar
8.2/10
15 Kişi
·
47
Okunma
·
1
Beğeni
·
417
Gösterim
Adı:
Carsten Bagge Laustsen
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
1968
Carsten Bagge Laustsen
1968 doğumlu. Üniversite öğrenimini Aarhus Üniversitesi'nde siyasetbilimde yaptı. Halen aynı üniversitenin Siyasetbilim Bölümünde öğretim üyesi olarak sosyoloji dersleri veriyor. Araştırma alanları siyaset teorisi, sosyoloji teorisi, psikanaliz ve sinema üzerinde yoğunlaşıyor. Başlıca kitapları Subjektologi (Öznebilim, Aarhus Universitetsforlag, 2007) ve The Culture of Exception (Routledge, 2005, B. Diken ile birlikte). Şu sıralar B. Diken ile birlikte terörizm konulu bir kitap projesi üzerinde çalışmaktadır.
"Platon
günümüzde yaşasaydı, ateşin yerine
projektörü, gölgesi duvara yansıyan
nesnelerin yerine film şeridini, mağara
duvarındaki gölgelerin yerine perdede
gösterilen filmi, yansıma ve yankının yerine de
perdenin ardındaki hoparlörleri koyarak hantal
diyebileceğimiz mağara metaforunu bir sinema
salonu metaforuyla değiştirirdi belki de."
Çocuk
aynadaki yansımasıyla karşılaştığında, onu ebeveyninden bağımsız
olarak var olan özerk bir ben olarak algılar.
İnsanın utandığı şey sahip çıkılamayan bir
şeydir ve bu şey de öznenin çıplaklığıdır.
Utanç insanın kendisini uzak tutmaya
çalıştığı, bir eksiğin bilincinde olmaktan
kaynaklanmaz. İnsan kendinden kaçmayı
başaramamasından utanır.
.. . toplumsal gerçeklik kimi
zaman sinemanın sanallığının bir ürünü gibi
görünebilir, sinemanın gerçekliği değil de
gerçekliğin sinemayı yansıttığına dair tekinsiz
bir izlenim yaratır.
"Aslında kendi kimliklerimizi yaratma
özgürlüğüne sahip değiliz, çünkü ne
isteyeceğimiz öğretildi. Varoluşumuzun
tamamını oluşturan kültürel eğitime rağmen
isyan etmek ve bir nebze olsun özgürlük
sağlamak için daha ne olmasını bekliyoruz?
Bunun yolu tamamen yasaklanmış şeyleri,
bize yapmayı istemememizin öğretildiği şeyleri
yapmaktan geçiyor"
Lacancı bir bakış açısına göre Şark,
"toplumsalı" hem koşullayan hem de ondan
kaçan bir fantazi uzamı teşkil eder. Fantaziler arzu nesneleri üretir ama bu nesneler erişilmez
gibi algılanır. Kanun, yani çeşitli eylemlerin
yasaklanması kısıtlamaları aşma arzusu
yaratır. Şark böyle bir ihlal arzusunun
ürünüdür. Bu bakımdan tatmin edilmiş bir arzu
sanrısı değil, bir sorunun cevabıdır: Neden bu
arzu? Kanun aracılığıyla, kanunun ötesi (ve
kanun karşısında) fantazisi mümkün hale
getirilir. Fantazi her şeyden önce semantik
müdahaleler değil de ruhsal enerjiler, arzular ve
dürtülerin yatırımı aracılığıyla sürdürülür.
Karartılan salon ve taziye mektubu gibi siyah bantlarla çerçevelenen perde elbette
insanları etkileyen özel koşullar sunar - hiçbir alışveriş, dolaşım, dışarıyla hiçbir iletişim
yoktur. Projeksiyon ve yansıma kapalı bir mekânda gerçekleşir ve orada bulunanlar
bilseler de bilmeseler de (ki bilmezler) kendilerini zincirlenmiş, yakalanmış, tutsak edilmiş
bulurlar... Sinemasal ayna-perdenin paradoksu hiç kuşkusuz "gerçekliği" değil imgeleri
yansıtmasıdır. Her halükârda bu "gerçeklik" izleyicinin başının arkasından gelmektedir;
izleyici dosdoğru buraya baksa, üstü kapatılmış bir ışık kaynağından çıkan hareketli ışık
demetlerinden başka bir şey görmeyecektir.
Toplumsalı toplumsal yapan yalnızca edimselleşmiş
yapıları, katmanlaşmaları ve bölümleri değil, edimselleşmeden de önem
taşıyan sanal potansiyelleridir.
Stuart Hall’a (1982:64) göre, medya dünyadaki olaylar hakkında anlamlar üretir. Medya imajları basit bir şekilde dünyayı yansıtmaz, dünyayı yeniden üretmek yerine yeniden sunar. Bunu yaparken medya, olayları ve olguları seçer, yapılandırır ve biçimlendirir. Böylece medya hali hazırda var olan bir anlamı iletmek yerine kendisi bir anlam üretir ve ürettiği anlamı iletir. Olayların çeşitli anlamları olmasına rağmen medya, olayları belli bir tarzda anlamlandırır ve bunu sürekli yapar.
İşte bu kitapta Filmlerin kitleleri kontrol etmede nasıl kullanıldığını Sosyolojik çözümlemelerle anlamaya çalışıyorum.
230 syf.
Filmleri seviyorsanız mutlaka okumanız gerekiyor. Özellikle sosyoloji alanında okumalar çalışamalar yapan herkese farklı bir bakış sunacaktır.
230 syf.
·Puan vermedi
Hamam, Sineklerin Tanrısı, Tanrı Kent, Dövüş Kulübü, Brazil, Hayat Güzeldir gibi önemli filmlere Sosyolojik bir bakış açısı getirerek, bu filmler hakkında daha önce söylenmemiş ve irdelenmemiş noktaları büyük bir titizlikle filmin arka planını toplumsal katmanda irdelemektedir. Bir film, sadece bir film değildir . Toplumun göremediği veya gördüğü bir çok şeye ışık tutar ve kitap bu yaklaşımla bir çok filmi sosyolojik nesne haline getirerek filmlerin ayrıntılı bir çalışmasını ortaya koymuştur.
230 syf.
·Puan vermedi
Hamam, Sineklerin Tanrısı, Tanrı Kent, Dövüş Kulübü, Brazil, Hayat Güzeldir filmleri sosyolojik perspektifler ile irdelenmiş kıymetli bir eser. Sosyolojik analizler kuramsal arka plan ve filmler...
Filmleri daha önce izlemiş olmanız kitabi okurken kolaylık sağlıyacaktır diye düşünüyorum.

Yazarın biyografisi

Adı:
Carsten Bagge Laustsen
Unvan:
Akademisyen
Doğum:
1968
Carsten Bagge Laustsen
1968 doğumlu. Üniversite öğrenimini Aarhus Üniversitesi'nde siyasetbilimde yaptı. Halen aynı üniversitenin Siyasetbilim Bölümünde öğretim üyesi olarak sosyoloji dersleri veriyor. Araştırma alanları siyaset teorisi, sosyoloji teorisi, psikanaliz ve sinema üzerinde yoğunlaşıyor. Başlıca kitapları Subjektologi (Öznebilim, Aarhus Universitetsforlag, 2007) ve The Culture of Exception (Routledge, 2005, B. Diken ile birlikte). Şu sıralar B. Diken ile birlikte terörizm konulu bir kitap projesi üzerinde çalışmaktadır.

Yazar istatistikleri

  • 1 okur beğendi.
  • 47 okur okudu.
  • 7 okur okuyor.
  • 121 okur okuyacak.
  • 4 okur yarım bıraktı.